Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/576 E. 2023/592 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2018/576
2023/592
19 Temmuz 2023
T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2018/576
KARAR NO : 2023/592
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/07/2018
KARAR TARİHİ : 19/07/2023
K.YAZIM TARİHİ : 26/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 08.05.2018 tarihinde “...” alım-satımına ilişkin sözleşme ve “teslimat ve ödeme koşulları” başlıklı iki adet yazılı 12.000,00.-TL nakit ödeme yapılacağının öngörüldüğünü, müvekkili şirketin davalı şirkete kredi kartı ile 3.,170,00.-TL ve nakit olarak 2.000,00.-TLödeme yaptığını, ayrıca sözleşme ekindeki çek senet teslim bordrosundan da anlaşılacağı üzere davalı şirkete 2 adet her biri 15.000,00.-TL bedelli davaya konu çeklerin verildiğini, ancak davalı şirket tarafından sözleşmede kararlaştırılan 2 aylık süre olan 08.07.2018 tarihine kadar ürün teslimatı yapılmaması sebebiyle müvekkili şirketin sözleşme ve eklerini haklı sebeple fesih ettiğini, sözleşmeye karşılık keşide edilen her biri 15.000,00.-TL bedelli ...Bankası ... ve ... nolu çeklere ilişkin bedellerin davalı şirkete ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve müvekkili şirkete iadesine, müvekkili şirketin davalı şirkete borcu olmadığının tespit edilmesine karar verilmesini, ayrıca 12.000,00.-TL cezai şart bedeli ile davalı şirkete ödenen 5.170,00.-TL nakdin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı şirketten tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ödemesi gereken 12.000,00TL nakit bedelin 6.830,00TL kalan kısmını ödemeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkili şirketin davacı şirketin tarafından kredi kartı ile ödediği 3.170,00TL, nakit ödediği 2.000,00TL ve 2 adet çek ile olan 30.000,00TL ödemelere karşılık gelecek ürünü yaptığını, davacı şirketin nakliyesi olmaması sebebiyle ürünlerin bir kısmını geç teslim aldığını, müvekkili şirketin 3.600 adet ürünü sevk irsaliyeleri ve imza karşılığı davacı şirkete teslim ettiğini, ayrıca 1.425 adet ürünün davacı şirketin nakliyesi bulunmaması sebebiyle hazır olarak bekletildiğini, Euro kurunun 5 TL üzerine çıkması sebebiyle hammadde fiyatlarındaki artış farklarının da davacı yan tarafından ödenmesini, ayrıca sözleşme ile alıcının 45 gün içinde 6.000 adetlik yeni sözleşme yapmaması halinde, satıcı firmaya 7.500,00TL kalıp bedeli ödeyeceğinin kararlaştırılmış olması sebebiyle bu tutarında müvekkili şirkete iadesinin gerekeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
08/05/2018 tarihli "sözleşme", "teslimat ve ödeme koşulları" başlıklı belge
Çek çıkış listesi, ticari defterler
Dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
... Mahkemesinden İstinabe yoluyla alınan 09/09/2019 tarihli raporda; Davacı şirketin resmi kayıtlarına göre 2018 yılı içinde 34.532,18TL'lik alım yaptığı ve buna karşılım toplam bedeli 30.000,00TL'lik 2 adet çek ve 7.817,53TL tutarında 2 adet iade faturası düzenlendiğini, davacı firmanın davalı firmadan 31/12/2018 tarihi itibariyle 3.285,35TL alacaklı olduğunu, davacı şirketin2018 yılı yasal defterinde; dava dilekçesinde belirtilen 5.170,00TL'lik peşin ödemeye ilişkin muhasebe kaydı olmadığını, davalı şirketin 2018 yılı yasal defterlerinin tarafına ulaşmamış olması nedeniyle inceleme yapılamadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce bilirkişiden alınan 20/11/2019 tarihli raporda: Sahibi lehine delil olma vasfına haiz olan davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre 25.07.2018 olan dava tarihi itibariyle davacı şirketten 8.308,05.-TL fazla tahsilat yapılmış olduğunu, 31.12.2018 tarihi itibariyle ise dava tarihi sonrasında davalı şirketin davacı şirkete düzenlemiş olduğu 4 adet 12.840,23.-TL bedelli faturalardan ötürü davacı şirketten 4.532,18.-TL alacaklı olduğunu, her iki yana ait ticari defter ve kayıtlarda; Davalı şirketin davacı şirkete 2018 yılında 34.532,18.-TL satış yaptığını, davacı şirket tarafından davalı şirkete 30.000,00.-TL tutarlı iki adet çek ödemesi bulunduğunu, dava ve cevap dilekçelerinde belirtilen 5.170,00.-TL peşin ödemeye ait her iki yan ticari defterlerinde kayıt bulunmadığı hususlarında çekişme bulunmadığını, tarafların ticari defterlerindeki tek uvusmazlı ın davacı şirketin davalı şirkete düzenlemiş olduğu 2 adet toplam 7.817,....TL tutarındaki iade faturalarının davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığını, bu iade faturaları için düzenlenmiş olduğu anlaşılan 14.07.2018 tarih ... ve 19.12.2018 tarih ...nolu sevk irsaliyesi örnekleri veya başkaca teslim fişi örneklerinin mevcut dosya kapsamında yer almadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce iki kişilik (mali müşavri ve nitelikli hesap uzmanı) bilirkişi kurulundan alınan 17/11/2020 tarihli ek raporda: Kök raporda da belirtildiği üzere davalı şirketin davacı şirkete 2018 yılında 34.532,18.-TL satış yaptığını, dava tarihine kadar davacı şirkete 3.600 adet Poliüretan Boyun Yastığı ve 1.645,22.-TL fiyat farkı olmak üzere toplam 25.190,65.-TL tutarında faturalar düzenlediği ve bu faturaların davacı şirkete ait kayıtlarda da yer aldığını, davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmayan davacı şirketin iade faturaları için düzenlenmiş olduğu anlaşılan 14.07.2018 tarih ... ve 19.12.2018 tarih ...nolu sevk irsaliyesi örnekleri veya başkaca teslim fişi örneklerinin mevcut dosya kapsamına bu aşamada da sunulmamış olduğunu, kök ve ek raporda yazılı olduğu üzere davalı şirketin davacı şirkete dava tarihi öncesinde 3.600 adet Poliüretan Boyun Yastığı teslim ettiğinin her iki yana ait ticari defter kayıtlarından anlaşıldığını, davacı şirketin dava tarihi öncesinde A Seri ... nolu 2.401.54.-TL bedelli fatura ile davalı şirkete ... adet Poliüretan Boyun Yastığı iade ettiğine ilişkin fatura görülmüş ise de, bu faturanın davalı şirket kayıtlarında yer almaması ve ... nolu sevk irsaliyesi örneğinin de dosya kapsamına sunulmadığı görüldüğünden; Davacı yan tarafından dava tarihi öncesinde iade edildiği iddia edilen ... adet 2.401.54.-TL bedelli Poliüretan Boyun Yastığının davalı yan tarafından dava tarihine kadar teslim edilen 3.600 adet 23.545,43.-TL tutarlı ürün miktarından düşülüp düşülemeyeceği hususunda ürünün tarafımca iade ve teslim edildiği varsayımı üzerinden değerlendirme yapıilamayacak olup, bu hususta nihai değerlendirmenin mahkemede olacağı bildirilmiştir.
Mahkememizce bilirkişi kurulundan alınan 05/09/2022 tarihli raporda: Davacıya dava tarihine kadar 25.190,65 TL'lik mal teslim edildiği ve buna karşılık 35.170TL davalıya ödeme yapılmakla dava tarihi itibariyle davacının 9.979,35 TL fazla ödemesi olduğu, dava tarihinden sonra yapılan mal teslimi nazara alındığında ise halen davacının 637,62 TL fazla ödemesi bulunduğu tespit edildiğini, davacının dava tarihi nazara alınırsa 9.979,35 TL alacakli olduğunu,(çekler nazara alınarak hesaplama yapıldığını) dava tarihinden sonraki mal teslimi de nazara alındığında 637,62 TL davalıdan alacaklı olduğu hesaplandığını, sözleşmede belirtilen iki aylık sürede davalının eksik teslim yaptığını, davacının sözleşmeyi feshettiği kabul edilmesi halinde gecikme cezasının ifaya ekli ceza kabul edilmesi ve gecikme cezası talep edilip edilemeyeceği hususunun takdirinin mahkemeye ait olduğunu, davacının gecikme cezası talep edebileceğinin kabulü halinde verilen iki aylık süre sonundan dava tarihine kadar 12.750 TL ceza bedeli hesaplandığı (talep 12.000 TL) bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Davadaki uyuşmazlığın; Taraflar arasında davacının ...sahibi olduğu, davalının yüklenici olduğu eser sözleşmesi niteliğinde seyahat boyun yastığı yapımı işi olduğu, sözleşmenin tarafların kabulünde olup işin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği, davacı ...sahibi işin gereği gibi yerine getirilmediğinden tek taraflı olarak fesih ettiğini bildirmekle, fesihte haklı olup olmadığı, cezai şart talebinde haklı olup olmadığı, alacak var ise miktarının, BK 475 md kapsamında işin kabule zorlanılacağı nitelikte olup olmadığı, bedel indirimi gerekli olup olmadığı, çek bedelinin istirdadında haklı olup olmadığı ve miktarının uyuşmazlık konusu olduğu tespit edildi.
HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; (1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl ... çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde ise: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl ... ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır.
Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır”ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise “ (1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
(2)Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
(3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir.
Anılan madde gerekçesinde de: “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır.
03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl ... çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.
(2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.
(3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.
(4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir.
Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl ... çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.
30.09.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 1. maddesinde tarifenin amacının; dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu açıklanmıştır. Tarifenin 4 maddesinde gider avansı olarak, taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı avansı ile birlikte 75 TL ulaşım gideri, dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanılmış ise Bilirkişi Ücret Tarifesinde davanın açıldığı mahkeme için öngörülen bilirkişi ücreti, diğer ...ve işlemler için 50 TL nin davacı tarafından ödeneceği belirtilmiştir. Tarifenin 6. maddesinde tarifenin yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan davalarda, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120. maddesinin ikinci fıkrasına göre gider avansı ikmal ettirileceği açıklanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması halinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3); delil avansının yatırılmaması halinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır(Yön. m. 45/3). Bu durumda; Yönetmeliğin 45. maddesinin 1. fıkrası ile 4 ve 5 fıkraları arasında uyum bulunmadığından, HMK.’nun 324. maddesi gözetilerek Yönetmeliğin 45. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının öncelikle uygulanması gerekir. ( ... )
Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır.
Mülga 1086 sayılı HUMK ile 6100 sayılı HMK'nda öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye ayrılır:
Mahkemeler için öngörülen sürelerin, taraflar için öngörülen sürelerden farkı; sürenin geçirilmiş olmasının, o sürede yapılması öngörülen işlemin yapılma olanağını ortadan kaldırmamasıdır. Eş söyleyişle hakim, gecikmeli de olsa süreye bağlanmış olan işlemi yapabilir. Dolayısıyla, gecikmeli de olsa yapılan işlem, oluşturulan karar hukuken geçerlidir ve süresinde yapılmış gibi hukuki sonuç doğurur.
Sürelerin önemli bir kısmı, taraflar için konulmuş sürelerdir. Taraflar, bu süreler içinde belli işlemleri yapabilirler veya yapmaları gerekir. Bu süre içinde yapılamayan işlemler, tekrar yapılamaz ve süreyi kaçıran taraf aleyhine sonuç doğurur. Taraflar için konulmuş süreler; kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır:
Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir. Bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir.
Hakimin tespit ettiği süreler ise, kural olarak kesin değildir (...).
Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, HMK’nun 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir (HMK m.94/2, HUMK m.159).
Yukarıda da belirtildiği üzere, ilke olarak, hakimin verdiği süre kesin olmayıp, kesinlik için şu iki koşuldan birinin varlığı zorunludur:
İlk koşul, hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kesin olması ve bu kesinliğin yasadan kaynaklanmasıdır (HUMK m.163, c.4, HMK. 94/2); bu halde, ikinci kez verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş ve ihtar edilmemiş olsa dahi, sonuç değişmez. İkinci halde ise; yasaya göre hakimin, tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna da karar verebilmesidir (HUMK m.163/3 c.3, HMK m. 94). Ancak, böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir.
... sayılı kararında belirtildiği üzere kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her ...için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere ...’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün ... sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir.
Bilirkişi Asgari Ücret Tarifesi 14.12.2022 tarihli ve 32043 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, 2023 yılı bakımından Asliye Ticaret Mahkemesi için en az (asgari) 1.170,00 TL olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizin 29/05/2019 tarihli duruşmasın 3 sayılı ara kararı gereğince dosyanın bir mali müşavir ve bir tekstil mühendisi mühendisinekapsamında işin kabule zorlanamayacak nitelikte olup olmadığı, bedelden indirim gerekli olup olmadığı, indirim gerekli ise oran ve miktarının tespiti, hususlarında rapor alınmasına, bilirkişiler için 400,00'er TL toplam 800,00 TL ücret takdirine karar verildiği, 25/12/2019 tarihli duruşmasının 2 sayılı ara kararı gereğince ek rapor düzenlemesinin istenmesine, hesap bilirkişisi için 450,00 TL ücret takdirine karar verildiği, 17/06/2020 tarihi duruşmasının 2 sayılı ara kararı gereğince, önceki celsenin 2 nolu ara karar gereğince hesap bilirkişisi için takdir edilen 450,00 TL bilirkişi ücretinin iki hafta süre içerisinde yatırılmasına, bilirkişi ücreti yatırıldığında dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verildiği, 21/10/2020 tarihli duruşmasının 1 sayılı ara kararı gereğince dosyada tebligat yapılabilecekde dahil hiç gider avansı olmadığından öncelikle yargılama sürecide dikkate alınarak 150,00 TL gider avansının davacı tarafça iki haftalık sürede yatırılmasına, 4 sayılı ara kararı gereğince dosyanın önceki Mali Müşavir bilirkişisine tevdii edilerek (bilirkişi ...); taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlenen ticari defterlerine kayıtlı fatura içeriklerinde kaç ürün olduğu, sevk irsaliyelerine göre teslimlerin hangi tarihlerde yapıldığı hususlarının tespiti ile ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verildiği, 09/12/2020 tarihli duruşmasının 2 sayılı ara kararı gereğince davacı vekilin 100,00 TL'lik gider avansının yatırılması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, yatırılması halinde taraflara tebliğe çıkarılmasına karar verildiği, 17/02/2021 ve 07/04/2021 tarihli duruşmalarda mali müşavir bilirkişilerden, her iki tarafın ticari defterlerinin incelendiği, başka davacı talepleri arasında cezai şart da olmakla dosyanın bir mali müşavir yanında hesap bilirkişisi de eklenerek ek rapor alınmasına, hesap bilirkişisinden tarafların talepleri dikkate alınarak taleplerle ilgili hesap yapılmasının istenilmesine, hesap bilirkişisine 600,00 TL ücret takdirine, ücretin davacı tarafça 2 haftalık sürede yatırılmasına, masraf yatırılınca dosya bilirkişi heyetine verilerek bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiği, 07/04/2021 tarihli duruşmada sürenin kesin olduğunun belirtildiği, son bilirkişi kurulun raporunun 05/09/2022 tarihinde düzenlendiği ve bu bilirkişiler bakımından Bilirkişi Asgari Ücret Tarifesi 14.12.2022 tarihli ve 32043 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, 2023 yılı bakımından Asliye Ticaret Mahkemesi için en az (asgari) 1.170,00 TL olduğunun belirlenmesi karşısında bilirkişilere takdir olunan ücretin belirtlen asgari miktardan az olduğu anlaşılmakla mahkememizin 18/01/2023 tarihli duruşmasının 1 sayılı ara kararı gereğince Bilirkişilere emek ve mesailerine karşı 1.500,00TL'er olmak üzere mahkememizin 12/04/2023 tarihli duruşmasında bilirkişilere (her bir bilirkişi bakamından 1.500,00TL) 3.000,00TL ek ücret takdir edildiği, ek ücret karşılandığında aynı duruşmanın 2 sayılı ara kararı gereğince ek rapor düzenlenmesinin istenildiği; 3.000,00TL delil avansının ikmali için davacı tarafa iki hafta mehil verildiğ aksi halde bu delilden vazgeçmiş sayılacağı hususunun hatırlatıldığı, süresinde delil avansının tamamlanmadığı ve mahkememizin 21/06/2023 ile 19/07/2023 tarihli duruşmalarında da delil avansının tamamlanmadığın anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın REDDİNE,
Alınması gereken 269,85TL harçtan peşin alınan 717,26TL harcın mahsubu ile fazla alınan 447,41TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davalı vekil ile temsil edildiğinden Karar Tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca red edilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olanan 9.200,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırına iadesine,
Dair, Tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/07/2023
Katip ...
¸[e-imzalıdır]
Hakim ...
¸[e-imzalıdır]
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:59