Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/730 E. 2023/372 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/730
2023/372
17 Mayıs 2023
T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/730 Esas - 2023/372
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/730 Esas
KARAR NO : 2023/372
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE :...
KATİP :..
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ..
VEKİLİ : Av. ..
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/10/2022
KARAR TARİHİ : 17/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yurt içinde ve yurt dışında her türlü taşımacılık hizmetlerini de içerecek şekilde posta, koli, kargo ve lojistik hizmetleri, bankalara destek hizmeti, parasal posta hizmeti, ödeme hizmetleri, elektronik sertifika hizmet sağlayıcılığı, elektronik ortam dahil her türlü tebligat ve telgraf hizmetine ilişkin faaliyetler ile esas sözleşmesinde belirlenen diğer faaliyetleri yürüten .... arasında 30/12/2016 tarihli "Gönderilerin Toplanması, Yüklenmesi, Boşaltılması, Ayrımı, Sevki Ve İşletmesi Hizmetlerinin 20. Bölgede Yürütülmesi Doğrudan Temin Sözleşmesi 7....” ve 30/12/2016 tarihli “Gönderilerin Toplanması, Yüklenmesi, Boşaltılması, Ayrımı, Sevki Ve İşletmesi Hizmetlerinin 20. Bölgede ilmesi Doğrudan Temin Sözleşmesi 6.Grup Bursa (Yalova-Balıkesir-Çanakkale)” akdedildiğini, 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin (1/C.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden anılan şirkete yapılan ödemelerden KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatıyla tevkif edilip 2 nolu KDV beyannamesi ile .... tarafından bağlı olduğu vergi dairesine beyan edilip ödenmesi gereken KDV tutarının düzenlenen faturalar karşılığı Davalı şirkete ödendiğini, akabinde 9/10 oranındaki tevkif edilmesi gereken KDV 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre 2015/1 ila 2019/10 dönemlerine ilişkin olarak pişmanlıkla .... tarafından vergi dairesine beyan edilerek ödendiğini, beyan edilen vergi ve hesaplanan toplam meblağdan 371.594.000,00 TL'si 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun geçici 8. maddesinde yer alan hüküm kapsamında Şirkete ait 33 adet taşınmazın Hazine devredilmesi suretiyle, 16.315.287,12 TL'si ise nakit olarak ödendiğini, ... tarafından yükleniciye 25.02.2021 tarih ve 6023 sayılı yazı ile; KDV Tevkifatı uygulamasında faturalardaki KDV üzerinden kesinti yapılarak yüklenici davalı adına sorumlu sıfatıyla vergi dairesine ödemekle yükümlü iken, yüklenici davalının KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Belge Düzeni” başlıklı (V/C-2.1.3.4.2.) bölümü kapsamında davacıya tevkifat tutarını göstermek suretiyle (tevkifatlı) fatura düzenlemek ve “Satıcıların Beyanı” başlıklı (VC-2.1.3.4.3.2.) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde bu tevkifatlı işleme uygun şekilde 1 No'lu KDV beyannamesi vermekle yükümlü olduğunu, davalı tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hakediş ödemelerinde anılan şirkete KDV'nin tam tevkifat yapılmaksızın tam ve peşin ödenmiş olması sebebiyle ... üzerinde kaldığı, bu nedenle, yüklenici firmada sebepsiz zenginleşme yaratan bu durum karşısında ... tarafından adlarına vergi dairesine yatırılan 683.718,77 TL'nin iade edilmesi gerektiğini, ...'ye söz konusu KDV tevkifat tutarının iade edilmesini mütcakip, ödemeyi tevsik eder belgeye dayanarak, yüklenicinin de ilgili dönemlere ilişkin 1 Nolu KDV Beyannamesinde düzeltme yapabileceğini ve buna bağlı olarak KDV Genel Uygulama Tebliğinde belirlenen usul ve esaslar dairesinde, varsa vergi dairesine ödediği tutarları ve/veya sonraki döneme devreden KDV tutarlarını iade/düzeltmeye konu edebileceğini, bu işlemlerin KDV mevzuatında yer alan düzenlemeler çerçevesinde davalı ile vergi dairesi arasında tesis edilmesi/tekemmül ettirilmesi gereken işlemler olduğunu, belirterek ... tarafından kendisine fuzulen ve fazladan ödenen tutarların 30 gün içinde iade edilmesi ihtar edildiğini, bunu müteakip kendi KDV beyanlarını düzeltebileceği ve bu suretle vergi dairesine ödediği bir KDV varsa da iade/düzeltme konusu edebileceği hatırlatılmış olmasına rağmen firma tarafından ödemenin yapılmadığını, davacı tarafından yapılan hakediş ödemelerinde yüklenici G...” ne faturalarda mevcut hesaplanan KDV'nin tevkifat yapılmaksızın tam olarak ödendiğini, VUK 371 maddesindeki pişmanlık hükümlerine göre ödenen KDV'nin davalı tarafta sebepsiz zenginleşme yarattığını ve sorumlu sıfatıyla vergi dairesine beyan edilip ödenmesi gereken 683.718,77 TL fazladan ödenen tutarların iade edilmesi davacıya ihtar edildiğini ve davalı yükleniciye KDV beyanlarını iade/düzeltme konusu edebileceği hususunun hatırlatıldığını, davalı yüklenicinin söz konusu tutarı ödemediğini, taşınır, taşınmaz, bankadaki mevduatlarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında şimdilik 683.718,77 TL'lik ihtiyati haciz kararı verilmesini ve 683.718,77 TL'nin temerrüt talihinden (15.03.2021) itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalı şirketten rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 3065 sayılı KDV Kanunu'nun “Vergi Sorumlusu” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrası; Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceğini, şu kadar ki Türkiye'de ikametgâhı, işyeri kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmayanlar tarafından katma değer vergisi mükellefi olmayan gerçek kişilere elektronik ortamda sunulan hizmetlere ilişkin katma değer vergisi, bu hizmeti sunanlar tarafından beyan edilip ödeneceğini, Maliye Bakanlığının elektronik ortamda sunulan hizmetlerin kapsamı ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğunu, hükme bağlandığını, yasal mevzuatın bir bütün olarak incelenmesinden, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği, faaliyetlerinin yürütülmesi ile ilgili işlemlerde kullanılan işgücünün sağlanması şeklinde verilen hizmetlerde (işgücü temin hizmeti alımlarında), alıcılar tarafından (9/10) oranında KDV tevkifatı uygulanacağını, bu tür hizmetlerin esas itibarıyla, temin edilen elemanların, hizmeti alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılabilmesinin mümkün bulunduğunu, durumlarda tevkifat kapsamına girdiği, işgücü temin hizmetinin varlığının tespitinde; hizmetin ifasında kullanılan elemanların işgücü temin hizmetini veren firmanın bünyesinde bulunması ve ona hizmet akdiyle bağlı olması, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gibi karinelerin göz önünde bulundurulacağını, bu hususların varlığının taraflar arasında bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmedeki hükümler veya sözleşmeye bağlı teknik şartnamedeki açıklamalar da dikkate alınarak tespit edileceği, tevkifata tabi tutulan KDV'nin, alıcılar tarafından (genel bütçeli idareler hariç), tevkifata tabi işlemin vuku bulduğu tarihi içine alan vergilendirme dönemine ait 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilip, ödeneceği, 3065 sayılı Kanunun (9/1) inci maddesi kapsamında sorumlu tayin edilenlerin, sorumlu sıfatıyla beyan edip ödemeleri gereken vergilerin beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi halinde, bu vergi tutarının ikmalen veya resen tarh edilerek vergi ziyar cezası kesilmesi ve gecikme faizi hesaplanması gerektiğini, sorumlu sıfatıyla beyan edilmeyen tutarın 1 Nolu KDV beyannamesinde indirim konusu yapılmamış olmasının bu şekilde işlem tesis edilmesine engel olmadığı, sorumlu sıfatıyla beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen KDV'nin satıcı tarafından beyan edilmiş olması halinde sorumlu adına yapılacak tarhiyatta vergi aslının aranılmayacağını, sorumlu tarafından beyan edilip ödenmesi gerekirken satıcı tarafından beyan edilen KDV”nin ödenmiş olması halinde, bu verginin normal vade tarihinden ödendiği tarihe kadar; söz konusu verginin ödenmemiş olması halinde ise normal vade tarihinden yapılacak tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar gecikme faizi uygulanacağının anlaşıldığını, şirketlerinin sözleşme kapsamında verdiği hizmet; KDV tevkifatı için aranılan şartları taşımadığından bu hizmete ilişkin olarak tanzim edilen faturalara konu KDV'lerin tevkifat uygulamasına tabi olmadığı değerlendirildiğini, ancak kabul anlamına gelmemekle birlikte, şayet olayın KDV tevkifatı kapsamında olduğu iddia edilecek ise; şirketlerinin davacı adına düzenlediği faturaların; ekli listede yer aldığı şekilde yasal defterler (yevmiye ve kebir) kayıtlarına dahil edildiği, bu faturalar nedeniyle hesaplanan KDV'nin; ekli 1 no.lu KDV beyannamelerine dahil edildiğini, bu KDV beyannameleri nedeniyle tahakkuk eden KDV”nin, Hazineye ödendiği, dolayısıyla davacı adına düzenlenen bu faturalar nedeniyle hesaplanan KDV'nin Hazine'ye intikal ettirildiğini, bu durumda tebliğin olayın vuku bulduğu tarihlerde yürürlükteki ve esasında yeniden düzenlenen haliyle de davacıdan sadece tevkif edilmesi gerekirken edilmeyen KDV'ne ait gecikme faizinin ödenmiş olmasının aranılacağını, ancak davacının kendisinin tek taraflı bir kararı ile sonradan verdi beyannameleri sonucunda durduk yere ve yersiz olarak fazla bir vergi (anapara) tahakkuk ettirdiğini, bu anapara dahil gecikme faizi borçlandığı, fazladan borçlandığı bu meblağın da davacının bu hatalı ve yasal mevzuata aykırı kararında hiçbir dahli bulunmayan şirketimizden haksız ve hukuka aykırı bir şekilde talep ettiğini, şirketlerinin davacı adına düzenlediği faturalar nedeniyle hesaplanan KDV'nin 1 no.lu KDV beyannameleri ile beyan edilip, Hazine'ye intikal ettirildiği, bu halde Tebliğde yer alan *... sorumlu sıfatıyla beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen KDV tutarının satıcı tarafından beyan edilmiş olması halinde sorumlu adına yapılacak tarhiyatta vergi aslı aranmaz” şeklindeki açıklaması uyarınca; alıcı tarafından tevkif edilmesi gerekirken tevkif edilmeyen ve ancak şirketince beyan edilip, ödenen KDV için, alıcı adına ikmalen veya resen tarh edileceği, ancak tebliğdeki “... sorumlu adına yapılacak tarhiyatta vergi aslı aranmaz” ifadesinden vergi aslının aranılmayacağı sonuca varılacağı, buna rağmen yukarıda belirtildiği üzere, davacının durduk yerde ve yersiz olarak fazla bir vergi (anapara) tahakkuk ettirip, bunu şirketlerinden talep ettiğini, şirketlerinin davacı adına düzenlediği faturalar nedeniyle hesaplanan KDV'nin; 1 no.lu KDV beyannameleri ile beyan edilip, Hazine'ye intikal ettirildiğini, KDV beyannameleri ile beyan edilip, Hazine'ye intikal ettirilen bu verginin davacı tarafın iddia edildiği gibi müvekkili şirketi üzerinde kalmadığını, dolayısıyla yine davacı tarafından iddia edildiği gibi ortada bir sebepsiz zenginleşmenin varlığından söz edilemeyeceğini, davacının durup dururken ve mevzuatta olmadığı bir şekilde yersiz ve fazla bir vergi (anapara) tahakkuk ettirip, ödediği bu vergiyi KDV Genel Uygulama Tebliği'nin “2.1.4.3. Fazla veya Yersiz Tevkif Edilen Vergilerin İadesi” başlıklı bölümünde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, ödemeyi yaptığı kurum nezdinde bir iade veya düzeltmeye konu etmesi gerektiğini, ancak bu vergiyi 1 nolu KDV beyannameleri ile beyan edip, Hazine'ye intikal ettiren ve dolayısıyla davacının bu hatalı kararı sonucunda yersiz olarak fazla ödediği bu verginin hiçbir şekilde üzerinde kalmayan şirketlerinin olayda artık bir taraf olmadığını, davacının muhatabın ödemeyi yaptığı kurum olduğunu, davacının durduk yere ve mevzuatta olmadığı bir şekilde yersiz ve fazla bir vergi (anapara) tahakkuk ettirip, ödediği vergiyi KDV Genel Uygulama Tebliği'nin *2.1.4.3. Fazla veya Yersiz Tevkif Edilen Vergilerin İadesi” başlıklı bölümünde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, ödemeyi yaptığı kurum nezdinde bir iade veya düzeltmeye konu etmesi gerektiğini, ancak böyle yapılmayıp, davacının esasında gecikme faizini ödemesi gerekirken anapara dahil ödediği bu vergiyi 1 nolu KDV beyannamesi ile beyan edip, Hazine'ye intikal ettiren şirketlerinden yeniden talep etmesinin şirketlerince bu verginin mükerrer olarak ödenmesine sebep olacağını, Kanun koyucunun bu gibi durumlarda oluşacak ihtilafı önceden tahmin ettiğini, yasal mevzuata “... sorumlu adına yapılacak tarhiyatta vergi aslı aranmaz” hükmünü koyduğunu, sadece gecikme faizini aradığını, açıklanan hususlar doğrultusunda; haksız yere açılmış olan dava kapsamında müvekkili şirket aleyhine ihtiyati haczin uygulanmasının hukuken bir yararı olmamakla birlikte; davacının dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu gibi müvekkilinin herhangi bir mal kaçırma/saklama gibi bir eyleminin de bulunmadığını, müvekkil şirketin her geçen gün daha da büyümekte ve faaliyetlerine aralıksız devam ettiğini, vergi yükümlülüğünü mevzuata uygun olarak yerine getirdiğini, faaliyetlerine devam eden ve mal kaçırma şüphesi olmayan müvekkili hakkında; muaccel olmayan bir alacak için ihtiyati haciz talep edilmesinin de hukuken korunan bir yanı bulunmadığını, davacının hukuka ve usule aykırı davasının reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, alacak talebine ilişkindir.
Taraflar arasında 30/12/2016 tarihli Gönderilerin Toplanması, Yüklenmesi, Boşaltılması, Ayrımı, Sevki ve İşlenmesi Hizmetleri'nin 20. Bölgede Yürütülmesi Doğrudan Temin Sözleşmeleri, (7. ....imzalandığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, sözleşmeler kapsamında davalı tarafa yapılan ödemelerden KDV tevkifatı yapılması gerekirken KDV tutarının tamamının davalıya ödendiği, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunluluklar gereği 9/10 oranında KDV'yi pişmanlıkla vergi dairesine beyan edilerek ödemek zorunda kalındığı ve davalıdan alacaklı durumuna geçildiği, davalının sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle iş bu alacak davası açılmıştır.
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında davalının hak edişinden 9/10 oranında KDV tevkifatı yapılması gerekip gerekmediği, tevkifat yapılmadan davalıya hak ediş ödemesi yapılıp yapılmadığı, KDV'nin davacı tarafından vergi dairesine ödenip ödenmediği, varsa ödenen KDV miktarı, sözleşme kapsamında hak edişlerden alınması gereken KDV den vergi mevzuatı ve sözleşme gereğince hangi tarafın sorumlu olduğu, davalının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği konusundan kaynaklanmaktadır.
Her ne kadar davalı taraf zaman aşımı def'inde bulunmuş ise de, uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanmış olması, sözleşmeden kaynaklanan alacağın 10 yıllık zaman aşımına tabi olması nedeniyle zaman aşımı def'i yerinde görülmemiştir.
Mahkememizce dosya bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, bilirkişilerden 03/04/2023 tarihli rapor alınmıştır.
Bilirkişi kurulu raporda sonuç olarak; davacı .... ile davalı..... Arasında görülen davada; davacının tevkif edilmesi gereken KDV 675.653,41 TL. tevkif etmeden davalının düzenlediği faturalarla hizmet aldığı, hesaplanan KDV nin tümünün davalıya ödendiği ve söz konusu KDV'nin tümünün hesaplanan KDV olarak dairesine beyan edildiği, ancak tevkif edilmesi gereken KDV”lerin tekrar davacı şirket tarafından beyan edilen 675.653,41 TL KDV'nin ve 8.065,37 TL pişmanlık zammı olmak üzere toplam 683.718,77 TL fazladan ödenen tutarın vergi hatasından kaynaklı olduğu ve mükerrer vergilemeye sebebiyet verdiği, davalının işgücü temini kapsamında düzenlediği ve bedelin tamamı üzerinden hesapladığı katma değer vergilerini ilgili dönemlerde beyan ederek Hazineye ödediği tespitinden hareketle, davalının sebepsiz zenginleşmesinden söz edilemeyeceği, davalının devlete ödediği vergileri zaman aşımına uğraması nedeniyle geri alamayacağı, satıcı-davalı tarafın kendi adına tahsil ettiği vergilerin tümünü zamanında vergi dairesine yatırması nedeniyle sorumlu olamayacağı, davacının mükerrer yatırdığı bu vergileri alıcı-davalıdan bu nedenle geri isteyemeyeceği, davacının talebinin yersiz olduğu şeklinde görüş bildirmiştir.
Dosyada bulunan faturalara göre, davalı tarafından hizmet bedelinin KDV'si ile birlikte fatura edildiği anlaşılmıştır. KDV'li fatura bedellerinin davacı tarafından davalıya ödendiği konusunda da uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bilirkişi raporuna göre, davalı taraf tahsil ettiği fatura bedellerinin vergi dairesine beyan edildiği tespit edilmiştir.
Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin 2.1.3.2.5. İşgücü Temin Hizmetleri başlıklı maddesinin 2.1.3.2.5.1. Maddesinde Tevkifat Uygulayacak Alıcılar ve Tevkifat Oranı, tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanlar yönünden, (9/10) olarak belirlenmiştir.
Tebliğin Kapsam başlıklı 2.1.3.2.5.2. Maddesinde, "Gerçek veya tüzel kişiler, faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak ihtiyaç duydukları işgücünü, kendilerine hizmet akdi ile bağlı ücretli statüsünde hizmet erbabı çalıştırarak temin etmek yerine, alt işverenlerden veya bu alanda ya da başka alanlarda faaliyette bulunan diğer kişi, kurum, kuruluş veya organizasyonlardan temin etmektedirler.
Bu tür hizmetler, esas itibarıyla, temin edilen elemanların, hizmeti alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılabilmesinin mümkün bulunduğu durumlarda tevkifat kapsamına girmektedir.
Bu şekilde ortaya çıkan hizmetlerde aşağıdaki şartların varlığı halinde tevkifat uygulanır:
-
Temin edilen elemanların, hizmeti alana ücretli statüsünde hizmet akdiyle bağlı olmaması gerekmektedir.
-
Temin edilen elemanların, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gerekmektedir. Elemanların işletmenin mal ve hizmet üretimi safhalarından herhangi birinde çalıştırılması halinde, sevk, idare ve kontrolün hizmeti alan işletmede olduğu kabul edilir.
Dolayısıyla işgücü temin hizmetinin varlığının tespitinde; hizmetin ifasında kullanılan elemanların işgücü temin hizmetini veren firmanın bünyesinde bulunması ve ona hizmet akdiyle bağlı olması, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gibi karineler göz önünde bulundurulur, bu hususların varlığı, taraflar arasında bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmedeki hükümler veya sözleşmeye bağlı teknik şartnamedeki açıklamalar da dikkate alınarak tespit edilir.
İşgücü temin hizmeti veren mükellefin, söz konusu hizmeti bir başka mükelleften temin ettiği elemanları kullanarak sunması halinde, sadece kendisine verilen işgücü temin hizmetinde tevkifat uygulanır. ..." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, iş gücü temin hizmetlerinde, hizmet alanın tevkifat sorumlusu olduğu ve bedelin ödenmesinde 9/10 oranında tevkifat yapılması gerektiği kabul edilmiş olup, iş gücü temin hizmetinin varlığının tespitinde; hizmetin ifasında kullanılan elemanların işgücü temin hizmetini veren firmanın bünyesinde bulunması ve ona hizmet akdiyle bağlı olması, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gibi karineler kabul edilmiş olup, bu hususların varlığının, taraflar arasında bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmedeki hükümler veya sözleşmeye bağlı teknik şartnamedeki açıklamalar da dikkate alınarak tespit edileceği hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 27. maddesinde, yüklenicinin, sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümler çerçevesinde yükleniciye ait olduğu, ...'nin yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin muhatabı ve sorumlusu olmadığı kararlaştırılmıştır.
Dava dışı kişiler tarafından davacı ...'nin aynı nitelikteki KDV tevkifatı işlemi nedeniyle karşı ...'na açılan iki davada, ilk derece mahkemesince şirket tarafından üstlenilen işin iş gücü temin niteliğinde olduğundan bahisle yapılan 9/10 oranındaki Katma Değer Vergisi Tevkifatında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle verilen davanın kabulüne, dava konusu istemin iptaline ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verildiği ve ... tarafından onandığı tespit edilmiştir. (.... Karar sayılı kararları)
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde, yüklenicinin, sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri çerçevesinde yükleniciye ait olduğu, ...'nin yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin muhatabı ve sorumlusu olmadığına ilişkin hüküm bulunduğu, bu nedenle davalı tarafından üstlenilen işin Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin 2.1.3.2.5.2 maddesi kapsamında iş gücü temini niteliğinde ve KDV tevkifatına tabi olmadığı, KDV tevkifatına tabi olmayan bir iş nedeniyle davacı tarafından yapılan tevkifat işleminin mevzuata aykırı olduğu, KDV tevkifatından davalının davacı idareye borcunun bulunmadığı, davalının sebepsiz zenginleşmediği kanaatine varılmakla davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
-
Davanın REDDİNE,
-
Alınması gerekli 179,90 TL harçtan peşin alınan 11.676,21 TL harçtan mahsubu ile bakiye 11.496,31 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 93.209,06 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
-
Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE,
-
6325 Sayılı Kanunun 18/4. 14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine YAZI YAZILMASINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/05/2023
Başkan ..
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:06:55