Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/881 E. 2024/211 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/881
2024/211
19 Mart 2024
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/881 Esas
KARAR NO : 2024/211
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALILAR : 1- ... - ... ...
2. ... . ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/12/2023
KARAR TARİHİ : 19/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ... ... arasında kısa sürede geri ödenmek üzere borç vermek/almak konusunda anlaşmaya varıldığını, anlaşmalarına göre de ... ...’ın müvekkilinden alacağı borç para ile şirketi üzerinden veya şahsen ticaret yapacağını ve belirlenen tarihte müvekkiline borcunu geri ödeyeceğini, kazancından da müvekkiline bir miktar pay vermeyi kabul ettiğini, paranın alınması ve geri ödenmesi arasına da bir aylık bir süre öngörüldüğünü, davalıların aldıkları parayla yapacakları ticaretin ithalat veya ihracat üzerinde olduğunu ve muhtemelen de şirket banka hesabına para girmesini istemedikleri için şirketin değil, şirketin yetkilisi olan davalı şahsın banka hesabına gönderilmesini istemiş olduklarını, bunun sebebini bilemeyeceklerini ancak davalı şirketin de bu paranın alınacağı ve ödeneceği tarihi belirten bir protokol imzaladıklarını, hesabına borç olarak para gönderilen ... ...'ın, ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin kaşesi altına imza atıldığını, yapılacak bu alış verişte şirketi adına da garanti verdiğini, müvekkilinin açısından borç verilmesini sağlayan ana unsurun, davalı şirketin protokol başlığı altında imza verdiği bu garanti yazısı olduğunu, davacı müvekkilin de anlaşmaya göre protokolde yazılı olan 08/08/2023 tarihinde davalı ... ...'ın banka hesabına 320.000,00 TL havale ettiğini, havale açıklamasının da "... ...'a yapılan borç ödemesi" şeklinde yazıldığını, günü geldiğinde de bu paranın müvekkilinin ....'da bulunan aynı banka hesabına havale yoluyla ödenmesi/iade edilmesi gerektiğini, ancak paranın iade edilmesi gereken 08/09/2023 tarihi geçmesine rağmen müvekkilinin banka hesabına iade yapılmamış olduğunu, davalıların borçlarını ödemediklerini, her iki davalının da ödeme yönündeki taleplere cevap vermekten kaçınmakta olduklarını, bu nedenle ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalıların hem yetkiye hem de borca itiraz ettiklerini, icra takibinin durdurulduğunu, arabuluculuk başvuru yapılmışsa da, 14/12/2022 tarihli son oturum ile, anlaşamama ile sonuçlandığını, davalı borçluların, ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebep olduklarını, bu sebeple davalı tarafın itirazının iptaline karar verilmesini ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettikleri görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; .... sayılı icra takip dosyasında yasal süresi içerisinde yetkiye itiraz ettiklerini, icra takip dosyası ve huzurdaki davanın .... ilinde ikame edilmiş ise de davalı müvekkili şirketin ve davalı müvekkil şahsın adreslerinin ... ili olduğunu, bu nedenle yetkili icra daireleri ve yetkili asliye ticaret mahkemelerinin .... mahkemeleri olması gerektiğini, bir borç ilişkisinin söz konusu olduğu durumlarda yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, yetki itirazlarının kabulü ile yetkisizlik sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalıların davacı yana karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, icra takibine konu alacağın davacının eşine ait banka hesabına gönderilmiş olduğunu, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, bu hususun banka kayıtları incelendiğinde açığa çıkacağını, davacı yanın kötü niyetli şekilde tahsilat yapma amacı içerisinde bulunduklarını, davacı yanın yargıyı yanıltma çabası içerisinde müvekkili şirket ve yetkilisinin mükerrer ödeme yapmasını sağlamayı ve haksız kazanç elde etmeyi amaçladıklarını, herhangi bir alacağı bulunmamasına rağmen icra takibi başlatan davacı yanın takibinde kötü niyetli olduklarını, icra takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini, davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE: Mahkemenin görevli olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/1-c maddeye göre dava şartıdır. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK 1. md.) “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.” (HMK 115. md.).HMK 137, 138 ve 140. maddedeki ön inceleme aşamasında dava şartlarının inceleneceğine dair düzenlemeler, henüz incelenmemiş ise tahkikata geçilmeden önce dava şartlarının incelenmesi zorunluluğunu belirtmekte olup görev yönünden bu incelemenin en erken değil, en geç ne zaman yapılması gerektiğini göstermektedir. Konuya ilişkin HMK 138. maddenin Kanun gerekçesi şöyledir: “Usule ilişkin hususlar, şeklî nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında, dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabilir. Ancak, mahkeme, kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunu da tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacaktır. Böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan, ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanması amaçlanmıştır.” Bu gerekçe ile de her aşamada görev hususunun incelenebileceğine açıklık getirilmiştir. Son tahlilde kanunda açıkça dava şartlarının her aşamada mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden henüz taraflara tebliğ yapılmadan tensip aşamasında dahi mahkemenin görevsiz olması halinde usulden red kararı verilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır (Emsal: ...'nın 11/04/2019 tarih ve .... sayılı ilamı).
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
Somut olayda; dava, borç olarak verilen paranın iadesi amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine yönelik olup bu mahiyetteki davanın mutlak ticari davaya niteliğini haiz olduğuna dair TTK'nın 4. maddesinde bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle nispi ticari davanın varlığının araştırılması bakımından tacir araştırması yapılması gerekmiş, davacının bağlı bulunduğu vergi daireleri ile ticaret sicil müdürlüklerinden gelen müzekkere cevaplarına göre davacının tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda; dosya kapsamı çerçevesinde mevcut hukuki durum karşısında ticari davanın varlığı söz konusu olmadığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1. c,115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine,
-
HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli .... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
-
HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
-
Süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.22/03/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57