Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/560 E. 2023/739 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/560
2023/739
8 Kasım 2023
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/560 Esas - 2023/739
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2022/560 Esas
KARAR NO : 2023/739
HAKİM :....
KATİP : ....
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/08/2022
KARAR TARİHİ : 08/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Davacının eşi ...'ın 06/02/2002 tarihinde davalı firmanın sahibi olduğu akaryakıt istasyonunun market bölümünde çalışmaya başladığını, davacının eşinin 23/07/2013 tarihine kadar burayı çalıştığını, fazla mesai ile çalışan davacının eşine fazla mesai ücreti ve çalışmış olduğu UBGT günlerinin karşılığı ödenmediğini, davacının eşinin ücretlerini davalı firmadan talep ettiğini, ödenmediği takdirde iş akdini feshedeceğini bildirdiğini, davalı firma ise davacının eşine yıllardır tanışıklık olması nedeniyle marketi devredebileceğini ve işçilik alacaklarının da ödeneceğini teklif ettiğini, davacının eşi de tazminat ve ücret alacaklarından vazgeçmeyeceğini söyleyerek marketi devralma teklifini kabul ettiğini, davalı firmanın davacının eşinin iradesini fesada uğratarak elinden istifa metni ve işçilik alacaklarının ödendiğine dair ibraname aldığını, davalı firma bununla da kalmayıp marketin devri için davacının eşinen 17.000 TL devir bedeli talep ettiğini ve davacının eşinin de bu bedeli ödediğini, diğer işçilik alacakları ile birlikte yıllık izin ücreti dahi ödenmeyen davacının eşinin .... esas sayılı dosyası üzerinden işçi alacağı davasını ikame ettiğini, dava dosyası istinaf aşamasında olup derdest olduğunu, davacının eşi bir süre davalı firmaya ait marketi davalı firma adına işlettikten sonra 18.10.2017 tarihinde bu sefer davacının marketin işletmesini davalı firmadan devralarak kendi adına işletmeye başladığını, bu hususta davacı ile davalı firma arasında aylık 400 TL bedelle 18.10.2017 tarihli kira akdi düzenlendiğini, kira sözleşmesinde kira bedelinin 400 TL olarak düzenlenmesi karşısında senet bedellerinin 1.500 TL bedelli olması, bu senetlerin kira bedeli adı altında alınmadığını gösterdiğini, bununla birlikte senetlerde kira bedeline karşılık alındığına dair bir ibare de bulunmadığını, aksi taraflarınca kabul
olmamakla birlikte mahkece bir an için kira bedellerine karşılık olarak alındığı düşünüldüğünde kambiyo senedinden kaynaklanan bu alacağın geçerliliği de, temel borç ilişkisini doğuran sözleşmenin geçerliliğinden ve ifasından tamamen bağımsız olduğunu, kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel borç ilişkisinden doğan talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanacağını, kira akdinin 18.10.2017 tarihinde düzenlendiğini, takibe konu sıralı bonoların ise 01.04.2019 tarihinde başladığını, kira akdinden 1.5 sene sonra kira bedellerine karşılık senet düzenlendiği iddiasının kambiyo sözleşmesi kurulduğunu göstermeyeceğini, aksi hayatın olağan akışına aykırı olacağını, yine aksi kabul olmamakla birlikte kira ilişkisine dayandırılan senetler '' yenileme'' olarak Mahkemece değerlendirilecek olur ise tarafların bu hususta açık iradelerinin bulunması gerektiğini, TBK m. 133/ f. 1 "Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur" dendiğini, İlgili hükmün hemen ardından kambiyo senetlerine ilişkin özel hüküm olan TBK m. 133 f. 2 "Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz." şeklinde düzenlendiğini, yenilemeden bahsedebilmek için öncelikle mevcut bir borç bulunması, akabinde eski borcun yerine geçecek bir borç doğması gerektiğini, tarafların, hukuki sebebi farklı olan bu yeni borcu meydana getirirken eskisini sona erdirme iradeleri bulunması gerektiğini,
davacı Temmuz 2019 yılına kadar marketi işletmiş olup akabinde davalı firmanın kendisi işletmeye devam ettiğini, davaya konu bonolar davalı firmanın muhasebecisi ... ... tarafından müvekkile boş senet olarak imzalatıldığını, davacı bu senetleri imzalarken davalı firmanın muhasebecisi tarafından '' kira bedellerinin karşılığı olarak senetlerin imzalatıldığı'' söylendiğini, davalı firma Temmuz 2019 yılından önce 2,5 sene süreyle istasyonda akaryakıt satışı yapmadığından istasyonu kapalı tuttuğunu, davacının işletemediği ve kullanamadığı marketin kirasını ödemekle yükümlü tuttuğunu, davalı firmanın kira bedellerine karşılık aldığını iddia ettiği bonolarda kira bedeli kaydı yer almadığını, ayrıca davalı firmanın kira bedellerinin ödenmediğini iddia etmesi karşısında bu zamana kadar davacı tarafça ne bir ihtarname ne de
tahliye talepli adi kira ve hasılat kirasına dair takip başlatıldığını, davalı firmanın senetleri davacının eşine ödemediği işçi alacaklarının kendisinden talep edilmesi halinde yasal yollara başvurulmasının önünü kesmek, davacı ve eşini senetler ile korkutarak geri adım atmalarını sağlamak amacıyla düzenlendiğini, bununla birlikte davalı firmanın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde 2017 - 2019 yılları arasında akaryakıt satışı yapmadığı ve şehirler arası yol üzerinde bulunan davalı firmaya ait davacı tarafından işletilen marketin sadece akaryakıt ihtiyacı olan müşterilere hizmet verdiğini, yerleşim yeri dışında olduğundan dolayı başkaca bir gelir elde edemediğini, davacının eşi ...'ın davalı firma adına işlettiği marketin kira bedellerini banka üzerinden ödediğini, ödenen kira bedellerine ilişkin davacının eşine fatura kesildiğini,
davalı firmanın bahse konu bonoları bir süre sonra İcra takibine dayanak olarak gösterip davacı aleyhine .... E. Sayılı dosyası üzerinden takip başlattığını, bunun üzerine davacının davalı firmanın muhasebecisi ...'e mesaj yolu ile senetlerin hangi borçtan kaynaklandığını sormuş karşılığında muhasebecinin; borcun ...'IN borcu olduğu cevabını verdiğini, davacıya imzalatılan senetlerden kaynaklanan borcun müvekkilin eşi olan ...'A ait
olduğunu davalı firmanın muhasebecisi olan ... ikrar ettiğini,
davacının takibe konu senetlerden dolayı borçlu olmadığını, davacı ile davalı firma arasında senetlerden kaynaklı bir hukuki ilişkinin olmadığının ispatlanacağını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, icra takibine konu senet nedeniyle davalı firmaya karşı borçlu olmadıklarının tespitine, 01.04.2019 vade tarihli, 1.500 TL bedelli, 01.05.2019 vade tarihli, 1.500 TL bedelli, 01.06.2019 vade tarihli, 1.500 TL bedelli, 01.07.2019 vade tarihli, 1.500 TL bedelli, 01.08.2019 vade tarihli, 1.500 TL bedelli, 01.09.2019 vade tarihli, 1.500 TL bedelli, 30.09.2019 vade tarihli, 30.000 TL bedelli, 01.10.2019 vade tarihli, 1.500 TL bedelli, 01.11.2019 vade tarihli, 1.500 TL bedelli, 01.12.2019 vade tarihli, 1.500 TL bedelli senetlerin iptaline ve davacıya iadesine, .... E. Sayılı icra takibinin iptaline, %20’den aşağı olmamak üzere davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar
verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalıya yapılan usulüne uygun tebligata rağmen herhangi bir savunma yada cevap dilekçesi vermemiştir.
GEREKÇE:
Dava kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
Dava, ... esas sayılı icra takibine konu edilen senetler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
.... sayılı dosyası, müzekkere cevapları ve diğer belgeler dosyada mevcuttur.
.... sayılı dosyası incelenmesinde özetle; 30/10/2020 tarihinde başlatılan Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde dosya alacaklısının davalı ... Ltd.ŞT., borçlusunun ... olduğu, takip tutarının 43.500,00TL asıl alacak, 6.505,00TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.105,92-TL olduğu, takip konusu borç sebebinin 15.02.2019 tanzim, 30.09.2019 vade tarihli 30.000,00TL miktarlı, 15.02.2019 tanzim, 01.12.2019 vade tarihli 1.500,00-TL miktarlı, 15.2.2019 tanzim, 01.04.2019 vade tarihli 1500 TL miktarlı, 15.2.2019 tanzim, 01.11.2019 vade tarihli 1500 TL miktarlı, 15.2.2019 tanzim 01.09.2019 vade tarihli 1500 TL miktarlı, 15.2.2019 tanzim 01.05.2019 vade tarihli 1500 TL miktarlı, 15.02.2019 tanzim, 01.06.2019 vade tarihli 1500 TL miktarlı, 01.02.2019 tanzim, 01.08.2019 vade tarihli 1500 TL miktarlı, 15.02.2019 miktarlı, 01.10.2019 vade tarihli 1500 TL miktarlı, 15.02.2019 tanzim 01.07.2019 vade tarihli 1500 TL miktarlı senetler olduğu görülmüştür.
Davacı senetlerdeki imzaya itiraz ederek açtığı ..... Sayılı imzaya itiraz davasınında aldırılan bilirkişi raporu uyarınca senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacının kararı istinaf etmesi üzerine .... sayılı ilam ile" davacı borçlu vekilinin borca ve faize itirazı hakkında gerekli delillerin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle İcra Hukuk Mahkemesi kararı kaldırılmıştır.
Her alacak hakkının varlığı, bunu sağlayan bir hukuk ilişkisine ve bunun sebebine dayanır. Bu sebebi göstermeden, yalnız borçlu olduğunu açıklayan kişinin, iki taraf arasındaki ilişkinin nedenini göstermeden, bir hakkın veya borcun varlığını, ödeneceği iradesini açıklamasını kanun yeterli görmüştür. Borcu doğuran irade açıklaması, yazılı bir belgede tesbit olunmuş ise, bu gibi durumlarda, borcu yükümlenen kişi, yükümlendiği borcun saikinin ve amacının kapsadığı yönü kural olarak, tanıkla ispatlayamaz. İradenin bu yolda açıklanmasını sağlayan nedenler, iradenin doğup gerçekleşmesini sağlayan ön nedenler, genellikle doğan hukuki sonuca etkili olmadıklarından daha çok bu açıklamanın amacı olan neden üzerinde durulmak gerekir. 12.04.1933 gün ve 30/6 sayılı ... İçtihadı Birleştirme Kararına göre, borç ikrarını içeren beyyine aleyhine delil ileri sürülebilir, ancak ikrarda borcun sebebi açıklanmış ise, davalı bu sebebin gerçekleşmediğini kanıtlayabilir. Eğer borcun sebebi belirlenmemiş ise, davalı önce ikrarın belli bir sebebi bulunduğunu, sonra bu sebebin gerçekleşmediğini kanıtlamak hakkına sahiptir. Görüldüğü üzere, 1086 sayılı HUMK’nun 290.maddesi ile 12.04.1933 gün ve 30/6 sayılı ... İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bedelsizlik iddiası ispat edilebilecektir (Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2015 gün ve ... sayılı ilamı). Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bononun zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konulabilir. Bedel kaydı keşidecinin, senedin lehdarından karşı edayı aldığını ispata yarar. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır, bononun geçerliliğini etkilemez. Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer.
Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve .... ; 12.10.2011 gün ve .... sayılı ilamları). HMK 200. Maddesi senetle ispat zorunluluğunu düzenlemiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, m.201'deki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet ( kesin delil) ile ispat edilebilir.
13/06/2023 tarihli SMMS Bilirkişi ...'dan aldırılan kök bilirkişi raporunda özetle; " dava dosyası ve ekleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı taraf, davacı taraf aleyhine 30.10.2020 tarihinde ... E. sayılı dosyası ile 43.500,00 TL asıl alacak ve 6.505,00 TL işlemiş faiz alacağın tahsili tarihine kadar % 10 reeskont avans faizi ile tahsili talebi olduğunu, davacı vekilinin bildirmiş olduğu .... adresinde görüşülmüş olup davacılara ait ticari defterlerin kendisinde bulunmadığını, sonuç olarak davacı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamamış olup, davacı vekili tarafından bildirilen adresin ... olduğu, söz konusu adreste de davacının ticari defterlerinin 04/03/2023 tarihinde davacı eşi tarafından teslim alındığından ticari defterler üzerinde inceleme yapılamadığı, ticari defterlerinin yerinin bildirilmesi yada mahkemenin uygun bulduğu bir tarih ve zaman diliminde mahkeme duruşma salonunda incelenebileceğini", rapor etmiştir.
SMMS Bilirkişi ...'dan aldırılan Ek Raporda özetle; "Dava dosyası ve ekleri üzerinde Sayın Mahkemenin talimatları doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda, raporumuzun inceleme bölümünde ayrıntısı ile açıklandığı üzere:
-
Davacı ...'ın 2018 ve 2019 yıllarına ait Yasal Defterlere ilişkin incelemeler asıl defterler üzerinden yapılmış olup, davacı şirkete ait ticari defterlerin 6102 sayılı TTK'nın 64.maddesinin 3.fıkrası gereğince açılış ve kapanış tasdikleri usulünce ve zamanında yapılmış olup, 6102 Sayılı TTK'nun 64.maddesinde belirtilen sürelerde yasaya uygun olarak yapıldığı tespit edildiği,
-
Davacı ...'ın ticari defterleri üzerinde Davalı adına ... VE SAN.LTD.ŞTİ. cari hesabı üzerinde takip yapılmış olup, Davalı tarafından davacı adına Kira Faturaları düzenlenmiş olduğu, 2019 yılında iki adet belge karşılığı Banka havalesi ile ödenmiş olduğu, Diğer faturaların ise Nakit olarak ödenmiş olduğu, Davacı tarafından iş yeri merkez adres değişikliğini 25.09.2019 tarihinde yapılmış olduğu, Dava konusu senetlerin davacı ticari defterlerinde yer almadığı senet rakamlarını karşılayacak büyüklükte bir ticaretlerinin bulunmadığı, Davacı ile davalı arasında aylık 500,00 TL KDV dahil kira faturası düzenlenmiş olduğu," bildirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf davalının işlettiği akaryakıt istasyonundaki marketi 01.04.2029 tarihinde davalıdan devralarak marketi işletmeye başladığı, daha önce de aynı yeri davacının eşinin çalıştırdığı ve bir öncesinde ise davacının eşinin aynı markette davalının çalışanı olarak bulunduğu, bu süreçte eldeki davada imzasına itiraz edilmeyen dava konusu senetleri imzalayarak davalıya verdiği, senetlerin tahsili amacıyla davalı tarafından .... esas sayılı takibin başlatıldığı, davacı düzenlenen senetler nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığını iddia ederek, borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı taraf ise davaya cevap vermemiştir.
Senede karşı senetle ispat kuralı gereğince, davacının takibe konulan bonoların bedelsiz olduğunu yazılı delille kanıtlaması gerekir. Takibe konu yapılan bonoların metninden kira bedeli için verilip verilmediği veya hangi amaçla verildiğinin anlaşılamadığı gibi, davacı bu iddiasını yasal olarak ispatlayacak yazılı bir delil de dosyaya sunmamıştır. Tanık dinleme yoluyla bononun geçersizliğinin ispatı ancak, 18.03.1959 gün ve ... sayılı ... İçtihadı Birleştirme Kararındaki şartlar dairesinde mümkün olup, eldeki davada ise, bu şartlar gerçekleşmemiştir. Davalının dosya içinde ikrarını içeren bir belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının iddialarını yazılı delillerle ispatlayamadığı, şekli anlamda inceleme yapan İcra Hukuk Mahkemesinin kararının beklenmesine gerek olmadığı, ayrıca davacının eldeki davada imzaya itirazı da bulunmadığından imza incelemesine yer olmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerektiğine kanaat edinilmiş olup, aşağıdaki şekilde davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
-Davanın REDDİNE
-Alınması gereken 269,85 TL maktu harcın 742,88 TL peşin harçtan düşümü ile artan 473,03 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine,
-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 43.500,00 TL üzerinden takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği .... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki taraf için iki saatlik ücret tutarı karşılığı olan 1.560,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının talep halinde yatırana iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 08/11/2023
Katip .... Hakim ....
e-imzalı e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:38