Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/388 E. 2023/619 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2019/388
2023/619
29 Eylül 2023
T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2019/388 Esas
KARAR NO : 2023/619
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALILAR : 1- ... - ... ...
2. ... . ... ...
3. ... . ...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22.07.2019
KARAR TARİHİ : 29.09.2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04.10.2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının .... Marka No ile ... tescil edilmiş olan “...” Markasının sahibi olduğunu, davalının .... Sicil Numarası ile ...’na kayıtlı bulunan ve davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren bir turizm şirketi olduğunu, şirketin sahibinin ..., fiili durumda şirketin bütün satış ve görüşme işlerini koordine eden ... olduğunu, davalı tarafından 17.08.2018 ile 03.09.2018 tarihleri arasında 17 gün/16 gece boyunca ... Kıtası’mn tamamını kapsayan, “...” markasının da isim desteğiyle, otobüslü ... turu düzenleneceğinin piyasaya duyurulduğunu, davalı şirket tarafından,tura katılmak isteyen katılımcılarından toplamda 186.000 Türk Lirası peşin bedeller tahsil edildiğini, kalkış tarihinden yalnızca 2 gün önce müşterilere yapılan bir duyuru vasıtasıyla, söz konusu tur programının iptal edildiğini, bu durumun katılımcılarda rahatsızlık ve tepkilere yol açtığını, piyasa nezdinde oluşan kötü itibarı engellemek amacıyla ... Ltd. adına ... ve ... tarafından davacı ... ile irtibata geçildiğini ve turun gerçekleştirilmesi amacıyla ticari yardım talep edildiğini, anlaşmaya varıldığını, anlaşma uyarınca; tur Programına ilişkin giderlerin ... tarafından peşinen karşılanacağını ve turun gerçekleştirileceğini, buna karşılık ... Ltd.'nin tahsil ettiği tur bedellerinin iadelerini doğrudan davacıya gerçekleştireceğini ve katılımcılar alacaklarını ...’e temlik edeceklerini, tüm giderlerin karşılandığını ve turun gerçekleştiğini, ancak davalının bedellerin iadesini gerçekleştirmediğini, davalının üzerinde mal varlığı bulunmadığını ve bu durumun peşin tahsil edilmiş olan ve iadesi gereken bedellerin şirket hesaplarından başkaca hesaplara aktarıldığını gösterdiğini, davalı kişilerin veya muhtemel 3. kişilerin şahsi mal varlıkları ile şirketin mal varlıklarının birbirine karıştığını, tüzelkişiliğin bu kişilerce kötü niyetle suistiırıal edildiğini, davalı ...'in kar etmediğini beyan ettiği ava konusu dönemde “...” adlı esnaf işletmesi kurduğunu ve şahsen zenginleştiğini, davalı ... Ltd. Şti. nin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve kötü niyetle hareket ederek şirketin malvarlığı ile şahsi malvarlıklarını kasten karıştırmış bulunan kişilerin şahsi mallarına başvurulması gerektiğini beyanla davalılar üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz malvarlıklarının tespiti amacıyla, ... ve İlgili Tüm Kuruluşlar ile Yazışmaların Gerçekleştirilmesi ve Tespit Edilen Varlıklar Üzerinde Tedbir Konulmasını,.... Başta olmak üzere, ekte listesi sunulanbankalarla gerekli yazışmalar yapılarak muhattaplara ait hesapların tespit edilmesi ve tespit edilen hesaplardaki varlıklar üzerine tedbir (bloke) konulmasını, ...’ya ait “...” adlı işletmeye ilişkin devir ve hertürlü işlemin engellenmesi amacıyla, .... ve İlgili Kurumlarla ile yazışmaların yapılması, ticari haciz ve ilgili prosedürlerin uygulanmasını ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle : Davacının on beş yıldır turizm sektöründe aktif olarak çalıştığı iddiasının gerçek olmadığını, şikayet konusu iptal edilen turun gerçekleşeceği tarih olan 17 Ağustos-3 Eylül 2018 sonrasında kendi adına şirket kurduğunu ve "...’ya" ismini bu tarihlerde tescil ettirdiğini, davacının iddia ettiği tarihlerde ticari itibarı düşecek ne bir markası ne de bir tüzel kişiliği mevcut olduğunu, ayrıca davacının seyahat acentesi belgesi olmadığından "...’ya" isminin uluslararası ve ulusal anlamda kurumsal ve ticari bir itibarının söz konusu olmadığını, davacının Kasım 2017 yılında müvekkil şirketi ziyaret ederek 2018 yaz sezonu için bir program teklifi istediğini ve kendi kuracağı web sayfasında bu programı yayınlayarak grup lideri olarak müşteri toplayacağını söylediğini, müvekkil şirketin davacıya seyahat acentesi olmadan bu turları gerçekleştiremeyeceğini, bu faaliyetlerin kaçak acente faaliyetine gireceğini ve cezası olduğunu bildirdiğini, davacı tarafından iddia edildiği üzere taraflar arasında turun gerçekleştirilmesi konusunda herhangi bir anlaşma yapılmadığını, davacının sadece kendi web sitesinden bir duyuru yaptığını, 4-17 Ağustos-3 Eylül 2018 tarihli .... için müvekkili şirket tarafından otel, taşıma ve rehber rezervasyonlarının yapıldığını ancak ülkemizdeki ön görülemeyen ekonomik kriz ve döviz artışları sebebi ile müvekkil şirketin bazı turları iptal etmek zorunda kaldığını, müvekkil şirketin bağlı bulunduğu ... 'nin Paket Tur Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik 4. Bölüm, "Sözleşmenin İptali veya Gereği Gibi İfa Edilmemesi Kısım Sözleşmenin İptali" Madde 15-1/C'e göre geziyi iptal ettiğini, anılan maddenin mücbir sebepten veya paket tur düzenleyicisinin, aracısının veya bağımsız hizmet sağlayıcısının gerekli tüm özeni göstermelerine rağmen ön göremedikleri ve engelleyemedikleri bir olayın meydana gelmesini düzenlediğini, müvekkil şirketin tur katılımcılarına 2 seçenek sunduğunu, bunların; gezinin aynı koşullar ile 2019 yılına ertelenmesi ve para iadesi olduğunu, turun erteleneceği telefonla bildirildiğinde davacının turun iptal edilmesine karşı çıktığını, turun müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilemeyeceğinin ve katılımcılara müvekkili şirket tarafından bilgi yazısı gönderileceğinin, kendisinin hiçbir şekilde sorumlu olmayacağının, ...’ya web sitesinde acente olarak müvekkili şirketin isminin ve adresinin olduğunun, ödemelerin şirket banka hesabına yapıldığının ve müşteriler ile sözleşmelerin müvekkili şirket tarafından imzalandığının, kendisinin tüzel kişiliği olmadığının söylendiğini, müvekkili şirket tarafından müşterilere gönderilen bilgilendirme yazısında "Bu iptal ile ... Markasının ve Sayın ...'in hiçbir sorumluluğu yoktur" yazısının da eklendiğini, davacının, müvekkili tarafından iptal edilen bu turu, hiçbir sorumluluğu olmamasına rağmen başka bir seyahat acentesi vasıtası ile gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin, turun gerçekleştiğini davacının davalı ...’ı arayarak, tur sırasında sağlık sorunu yaşayan ve tura devam edemeyecek olan (.... isimli) 2 müşterinin...’dan ...’ye geri dönmesi ve sağlık giderlerinin sigortadan karşılanması konusunda yardım istediği an öğrendiğini, davacının müşterileri sigortalamadan yurt dışına çıkardığından müvekkil şirketin yaptırdığı sigortadan yararlanmak istediğini, davacının tamamen kendi isteği ve müvekkil şirketin bilgisi dışında bir başka seyahat acentesini aracı olarak kullanarak tur düzenlediğini, tura katılan kişilerin alacaklarını temlik aldığına dair dosya içerisinde ya da deliller arasında herhangi bir belge bulunmadığı gerekçesi davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir .
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava; Davacı ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme gereği ... tur düzenlendiği tur ücretlerinin alacağın temlikine esas olmak üzere davacı tarafa temlik edilmesi üzerine davacı tarafından karşılanan, geziden doğan ücretin gezinin yapıldığı şirketin dışına çıkılarak davalı ...'un kişisel hesabına geçirildiği, şirketin perde arkasında ... tarafından yönetildiği, böylece ticari şirketin mal varlıksız bırakıldığı, davacının alacağına kavuşmasının engellendiği iddiası ile davalı şirketin TMK'nın 2. ve TBK'nın 49. maddeleri gereği tüzel kişilik perdesi aralanarak, davacının davalı şirketten olan alacağının davalı şirket ile şirket ortağı ve diğer davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
... bankası tarafından gönderilen ...'a ait. ibanın 01/01/2018-30/09/2018 tarihleri arasındaki hareket dökümleri mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
... bankası tarafından gönderilen ...'a ait ibanın 01/01/2018-30/09/2018 tarihleri arasındaki hareket dökümleri mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
... bankası tarafından gönderilen davalı ...'a ait ibanın 01/01/2018-30/09/2018 tarihleri arasındaki hareket dökümleri mahkememiz dosyası arasına alınmıştır .
Taraf delilleri dosya arasına alınmıştır.
Bilirkişi kök ve ek raporunda özetle; Davacı ile davalı şirket arasında herhangi bir yazılı sözleşme bulunmaması, davacının davalı şirket aleyhine herhangi bir icra takibinde bulunmaması, davalı ... ile davalı şirkete hesaplar arasında yapılan EFT tutarlarının çok yüksek olmadığı gibi yapılan EFT'lerden sonra kredi kartı ödemesi vb. ödemelerin yapılması gibi nedenlerle mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teori olması karşısında perdeyi kaldırma teorisinin özellikle uygunlandığı somut hallerden "Malvarlığının ve Organizasyonun Birbirine Karışması (Şirket zarar ederken ...'un zenginleşmesi)", "... (Sermayesinin 100.000,00-TL olması)" ve "Yabancı Yönetim (Fiilen yönetim kurulu başkanı olarak ...'ın hareket etmesi)" şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği konusunun mahkemenin yetkisinde olduğu yönündeki kanaatini belirtmiştir. Bilirkişi raporunun denetime açık hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır .
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 137. maddesi gereğince ticaret şirketleri tüzel kişiliği haiz olup, kanuni istisnalar haricinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 48. maddesi kapsamında bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduklarına göre, istisnalar hariç olmak üzere, şirket malvarlığının, aktif ve pasifiyle birlikte, sahibi tüzel kişidir (....).
Tüzel kişiliğin bu malvarlığı, kendine özgü, bir amaç birliği içinde ve kendisini oluşturan kişilerin malvarlığından bağımsız bir malvarlığı olarak ortaya konulmalıdır. Tüzel kişiliğin bu malvarlığının onu oluşturan kişilerin malvarlığından da bağımsız olması gerektiğini belirten bu temel ilkeye “mal varlığının bağımsızlığı” veya “mal ayrılığı” ilkesi denilmektedir (...). Ayrılık ilkesi gereğince, tüzel kişilik çatısı altında bir araya gelen, başka bir deyişle tüzel kişiliği oluşturan gerçek veya tüzel kişiler, oluşturdukları tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu olmazlar.
Tüzel kişi ile üyeleri arasındaki bu ayrılık ilkesinin mutlak olarak her durum ve koşulda uygulanması bazı haksız durumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Öğreti ve uygulamada, özellikle borç ve sorumluluktan kurtulabilmek amacıyla tüzel kişiliğin bir araç olarak kullanıldığı hâllerde, tüzel kişi ve üyeleri arasındaki bu ayrılığın kaldırılarak üyelerin sorumluluğuna gidilebileceği kabul edilmektedir (...). Bu durum öğreti ve uygulamada “tüzel kişilik perdesinin aralanması” olarak ifade edilmektedir.
Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı hâlinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan, mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Bu teori, yalnızca ticaret hukukunda değil iş hukuku, vergi hukuku, icra ve iflas hukuku ve diğer hukuk dallarında da uygulama alanı bulmuş; hatta 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 5941 sayılı Çek Kanunu gibi kanunlarda kamu yararı gibi özel menfaatlerin korunması amacı güdülerek gerektiğinde bu teorinin uygulanması ve sorumluluğa karar verilebilmesi için bir takım düzenlemeler yapılmıştır (....).
Hemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir (...).
Görüldüğü üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK’nin 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Bununla birlikte öğretide; tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıklarının birbirine karışması, ortağın kendi fiil ve işlemleriyle üçüncü kişilere karşı sanki tüzel kişilik ile kendisi arasında bir ayrım yokmuşçasına işlemler yapması ya da ortağın kendi malvarlığı ile şirketin malvarlığı birmiş gibi davranması, yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilmesi özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli (kötü niyetli) olarak üçüncü kişileri zarara uğratması hâllerinde perdenin aralanması gerektiğinden bahsedilmektedir (....).
Öğreti ve uygulamada tüzel kişilik perdesinin aralanmasının genel olarak üç değişik durumda mümkün olabileceği ifade edilmektedir. Birinci durum perdenin düz aralanması olarak ifade edilen şirketin borcu için şirkete ilave olarak ortakların da borçtan sorumlu tutulmasıdır. İkinci durum perdenin ters çevrilerek aralanması olarak ifade edilen ortağın borcu için ortağın yanında şirketin de borçtan sorumlu tutulmasıdır. Nihayet üçüncü durum ise perdenin çapraz aralanması olarak ifade edilen, borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesidir (....).
Somut olayda, davalı tarafça düzenlenen 17 Ağustos-3 Eylül 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ... gezisi davalı tarafça iptal edildiği, anılan gezinin davacı tarafça gerçekleştirildiği, katılımcıların davalı şirkete ödemiş oldukları katılım bedellerinin katılımcılara iade edilmesi yerine davacıya iadesi için katılımcılar alacaklarını davacıya temlik ettiği, temliknameye istinaden davacının katılım bedelinin davalı şirketten tahsil edemediği, davalı şirkete yapılan takiplerin semeresiz kaldığı anlaşılmaktadır. Dosya arasına alınan banka kayıtları, bilirkişi raporları dikkate alındığında davalı şirket ile şirketin tek hissedarı davalı ...'un hesapları arasında yapılan incelemede bir çok havalenin bulunduğu, yapılan ödeme, havaleler tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı şirketle tek hissedar diğer davalının mal varlıklarının iç içe geçtiği, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, anılan turun kısa süre öncesinde iptal edildiği, katılımcıların davalı şirkete toplam 265.254,89-TL ödeme yapıldığının tespit edildiği görülmekle tüzel kişilik perdesinin davalı ... yönünden kaldırılmasına, diğer davalı ... yönünden tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi açıklandığı üzere;
-
Davanın KISMEN KABULÜ ile; 186.000,00. TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ... Ltd. Şti ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, ... yönünden açılan davanın reddine ,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.705,66. TL harçtan, dava açılışında alınan 3.176,42. TL peşin harcın düşülmesi ile bakiye 9.529,24. TL harcın davalılar ... ... Ltd. Şti ve ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A. 13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00. TL arabuluculuk ücretinin davalılar ... ... Ltd. Şti ve ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,
-
Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 3.176,42. TL peşin harç, 44,40. TL başvurma harcı, 109,00. TL tebligat ücreti, 2.700,00. TL bilirkişi ücreti, 132,20. TL posta gideri, olmak üzere toplam 6.162,02. TL yargılama giderinin davalılar ... ... Ltd. Şti ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 29.760,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ... Ltd. Şti ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
-Davalı ... yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 29.760,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine,
- Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren Mahkememize Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29.09.2023
Katip ...
¸ e-imzalıdır
Hakim ...
¸ e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:35