Anayasa Norm Denetimi: 2024-81 Sayılı 14-03-2024 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - İptal
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Anayasa Mahkemesi Kararı
14 Mart 2024
II. İNCELEME SONUÇLARI
| Normun Numarası – Adı | Madde Numarası | İnceleme Türü – Sonuç | Sonucun Gerekçesi | Dayanak Anayasa Hükümleri | Erteleme Süresi |
|---|
“31 Mart 2005 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun Kanunîlik ilkesi başlıklı 4. Maddesinin 1 inci fıkrasına göre Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir. Madde metninde, evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan ve Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinde de belirtilen suçta kanunilik ilkesine nazaran, kabahatler açısından daha esnek bir sistem kabul edilmiştir.
Anayasanın 2. maddesinde; Türkiye Cumhuriyetinin insan haklarına saygılı bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir.
Anayasanın 38. maddesinde; Kimsenin, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceği ayrıca ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulabileceği belirtilmiştir.
Anayasanın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri ''belirlilik''tir. Bu ilkeye göre kanun düzenlemelerinin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüt ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendine yüklenen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (Anayasa Mahkemesi 26.12.2013 gün ve E.2013/67, K.2013/164)
Anayasanın 38. maddesinde yer alan kanunilik ilkesi, ceza hukukunda kişilerin hukuki güvenliğini sağlayan bir mekanizmadır ve kişilerin yasak olan eylemleri önceden bilmelerini sağlama düşüncesine dayanır.
Oysa Kabahatler kanunu'nun 4. maddesinin 1. Fıkrasıyla getirilen düzenleme ile, suçta kanunilik ilkesine nazaran, kabahatler açısından daha esnek bir sistem kabul edilmiştir. Bu şekliyle düzenleme yasama organının münhasır yetki alanı içinde bulunan suç ve cezaya ilişkin düzenlemelerin idarece yapılmasına da olanak tanınmaktadır. Yasanın uygulanmasına yönelik olarak uzmanlık ve yönetim tekniğine ilişkin ayrıntıların idarece düzenlenmesi, genelde yasama yetkisinin devri anlamına gelmese de, bu tür düzenlemelere aykırılığı suçun unsuru olarak belirlemek, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin öngördüğü güvenceyi sağlamaya yeterli değildir. Belirlilik ilkesi de ihlal edilmektedir. Zira idare dilediği zaman dilediği bir eylemi kabahat haline getirebilmektedir. İdarenin bazı düzenleyici işlemleri yayımlanmadığından vatandaşların hangi eylemin kabahat haline getirildiğine dair bilgisi dahi olmamaktadır.
Örnek vermek gerekirse 1705 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. Fıkrasında; "Bu Kanun uyarınca ilgili Bakanlıkça alınan kararlara ve düzenlemelere aykırı hareket edenlere, tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, beşyüz Türk Lirasından yirmibin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir."
Görüldüğü üzere Kanun hangi eylemlerin idari para cezası gerektireceğini bizzat düzenlememiş ilgili Bakanlığın düzenleyici işlemlerine atıf yapmıştır. 5326 sayılı Kanun’un 4. maddesinde "çerçeve hükmün içeriği" kavramından bahsedilmektedir. Ancak 1705 sayılı Kanun'un 6. maddesinde görüleceği üzere ceza hukuku açısından çerçeve hükmün içeriğinin başka düzenleyici işlemlerle doldurulması evrensel ceza hukuku ilkeleri göz önüne alındığında doğru bir yaklaşım değildir.
6 Nisan 2019 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Asansör İşletme ve Bakım Yönetmeliğinin 17. maddesinin 1. fıkrasında ise yönetmeliğe aykırı hareket edenlere 1705 sayılı Kanunun 6. maddesinde öngörülen idari para cezası uygulanacağı belirtilmiştir. Yani yönetmelik maddesiyle cezalandırma gerektirecek bir eylem oluşturmanın önü açılmaktadır. İdare yönetmelik maddesinde istediği gibi ve kolayca yapabileceği bir düzenleme ile herhangi bir eylemi cezalandırılacak bir eylem durumuna sokabilecektir. Böyle bir düzenleme suçta ve cezada kanunilik ilkesine ve dolayısıyla Anayasa'nın 38. maddesine aykırıdır.
Yine 1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men'i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin 1. Fıkrasının (Bu Kanun uyarınca ilgili Bakanlıkça alınan kararlara ve düzenlemelere aykırı hareket edenlere) suçta ve cezada kanunilik ilkesini açıkça devre dışı bıraktığı görülmektedir. Bakanlıklarca tebliğ, genelge gibi çeşitli isimler altında düzenlemeler çıkarılabilmektedir. Bunlar içinde yer alan kişilere yükümlülük yükleyen eylemlerin ceza gerektirip gerektirmeyeceği yeterince tartışılmadan bu eylemler yönünden ceza belirlenmesi ölçülülük ilkesine dahi aykırılık teşkil edecektir. Zira kimi zaman hukukun evrensel ilkeleri göz önüne alındığında ceza gerektirmeyecek bir eylem dahi düzenleyici işlemle cezaya konu hale gelebilecektir. Zira 1705 sayılı Kanun'un 6. maddesi bu imkanı tanımaktadır.
SONUÇ VE TALEP:
a)31 Mart 2005 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun Kanunîlik ilkesi başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasındaki "çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.” ibaresinin
b)1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men'i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin 1. Fıkrasının
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. ve 38. maddelerine aykırı olabileceği değerlendirilmekle;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından iptaline karar verilmesi,
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 152. maddesi uyarınca arz ve talep olunur. ”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_anayasa
Taranan Tarih: 28.01.2026 03:07:21