Anayasa Norm Denetimi: 2024-18 Sayılı 23-01-2024 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - İptal
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Anayasa Mahkemesi Kararı
23 Ocak 2024
II. İNCELEME SONUÇLARI
| Normun Numarası – Adı | Madde Numarası | İnceleme Türü – Sonuç | Sonucun Gerekçesi | Dayanak Anayasa Hükümleri | Erteleme Süresi |
|---|---|---|---|---|---|
| 4721 Türk Medeni Kanunu | 291. maddenin birinci fıkrasının Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde…doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir. bölümünün anılan fıkrada yer alan …baba olduğunu iddia eden kişi,… ibaresi yönünden | Esas - İptal | Anayasaya esas yönünden aykırılık | 20., 40. | 9 ay |
“Mahkememizce 13/03/2023 tarihli ara karar uyarınca; Anayasaya aykırılık iddiasında bulunulduğu, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 286/1 madde hükmünde nüfus kayıtlarında resmi olarak baba görünen kişinin soybağının reddi davası açabileceği, TMK. 286/2 fıkrada da çocuğun temsil kayyımı aracılığı ile soybağının reddi davasını açabileceği düzenlemesini içerdiği, buna rağmen gerçek babaya bu hakkın tanınmadığını, bu durumun 2709 Sayılı Anayasamızın 2,5,10,13 ve 36 maddelerine dayanan aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle iptalinin gerektiği değerlendirilerek Anayasa Mahkemesine başvurulduğu, Anayasa Mahkemesinin Üye Sayın Basri Bağcı'nın karşı oyları ile oy çokluğu ile 05/04/2023 tarih ve 2023/62 Esas - 61 Karar sayılı kararında gerçek baba olduğunu iddia eden kişinin soybağı ilişkisinin tarafı olmadığı, ilgili konumunda olduğu, "Diğer ilgililerin dava hakkı" başlıklı 291 maddesinin 1. Fıkrasında dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hallerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişinin doğumu veya kocanın ölümünü sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiği veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenme tarihinden başlayarak 1 yıl içinde soybağının reddi davası açabileceğini belirttiği, baba olduğunu iddia eden kişiye belirli şartlarla soybağının reddi davasını açma hakkının tanınmış olması nedeni ile TMK'nın soybağının ilişkisinin taraflarının dava açma hakkını düzenleyen 286/1 fıkrasının bakılmakta olan davada uygulanma imkanı bulunmadığından bahisle mahkemenin yetkisizliği nedeni ile başvurunun reddine karar verilmiştir.
Sayın Raportör Onur Mercan'ın hazırladığı rapor sonucunda muhalefet eden Sayın Üye Basri Bağcı'nın muhalefeti ile ve oy çokluğu ile alınan kararını Mahkememiz kabul etmemekle birlikte TMK. 291/1. maddenin değerlendirilmesinde; diğer ilgililerin dava açma hakkını düzenleyen mezkur maddede dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayır etme gücünü kaybetmesi hallerinde kocanın alt soyu, anne, baba veya baba olduğunu iddia eden kişinin doğumu veya kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesini ya da hakkında gaiplik kararı alınmasını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabileceğini belirttiği, belirtilen bu maddenin 2709 Sayılı Anayasamızın 2,5,10, 13 ve 36 maddelerine aykırılık teşkil ettiği, nitekim gerçek baba olduğunu iddia eden kişinin dava açmasına engel olan ve Anayasamızın yukarıdaki maddelerine aykırılık teşkil eden bu durumun yapılacak değerlendirme sonucunda iptalinin gerektiği açıktır. Şöyle ki;
2709 Sayılı Anayasamızın 2. maddesi; "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmünü içermektedir. 4721 Sayılı TMK.'nın 291/1. madde ve 2709 Sayılı Anayasamızın 2. maddesi değerlendirildiğinde; sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti soybağının reddi davasını açmayı üçüncü kişi konumunda olan gerçek babaya sınırlı şekilde tanımıştır. Oysa ki; nüfus kayıtları kamu düzeni ile ilgilidir. Nüfus kayıtlarındaki yanlışlığı üçüncü kişiler tarafından mahkeme önünde dava edilerek hak talebinde bulunması Anayasal temel bir haktır. Fakat mezkur maddede belli süreler ve şartlara tabi tutmanın bu hakkı zedelediği açıktır. Bu nedenle belirtilen bu madde Anayasamızın mezkur maddesine aykırılık içermektedir.
2709 Sayılı Anayasamızın 5. maddesi; "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. " hükmünü içermektedir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 291/1. hükmünün üçüncü kişinin dava açmasını kayden baba görünen kişinin ölümüne ya da gaipliğine bağlanması kişilerin temel hakkı olan dava açma hakkını sınırladığı, sosyal hukuk devletine aykırılık içerdiği, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 291/1. maddesinde yapılan düzenleme nüfus kayıtlarının kamu düzeni ile ilgili olma ilkesi ile de çeliştiği, bir yerde nüfus kayıtlarının kamu düzeni ile ilgili olduğunu belirtirken diğer yerde aykırı nüfus kayıtlarının düzeltilmesi için dava açma hakkının sınırlandırılması kendisi içerisinde çelişkiye neden olmakta ve nüfus kayıtlarının güvenilirliği ve kamu düzeni ile ilgili olma kaidesini zayıflattığı, Devletin nüfus kayıtlarının güvenilirliliğini her hal ve şartta sağlamakla görevli olduğu ve gerçeğe aykırı kayıtların gerçek kayıtlarla değiştirilmesinin önündeki engelleri kaldırmak zorunda olduğu, bu nedenle belirtilen Anayasa kuralına da aykırılık teşkil ettiği sarihtir.
2709 Sayılı Anayasamızın 10. maddesi; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (...) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. " hükmünü içermektedir. 2709 Sayılı Anayasamızın 10. maddesi ile 4721 Sayılı TMK.'nın 291/1. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; ilgili kişi olarak belirtilen biyolojik babaya dava açma hakkının tanınmasının sınırlandırılması, kayden babanın ölümü ve gaipliğinden itibaren belli süre ile tahdit edilmesi Anayasamızın mezkur maddesine de aykırılık teşkil ettiği, devletin bir organı olana yasama erkinin çıkartmış olduğu yasalarda kanun önünde eşitlik ilkesinin zedelenmesinden kaçınmasının gerektiği, süre sınırı ve ölüm şartına - gaiplik şartına bir davanın açılmasının tabi tutulması Anayasamızın mezkur maddesine de aykırılık teşkil ettiği açıktır.
2709 Sayılı Anayasamızın 13. maddesi; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmünü içermektedir. 4721 Sayılı TMK'nın 291/1. maddesi ile 2709 Sayılı Anayasamızın 13. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; temel hak ve hürriyetlerden olan dava açma hakkının vefat, gaiplik ve süre sınırına tabi tutulmasının ölçülülük ilkesine de aykırı olduğu, devletin yasal düzenleme yaparken ölçülülük ilkesinden ayrılmasının gerektiği ve insanların haklarına ulaşmaktaki engelleri kaldırmakla yükümlü olduğu nitekim TMK. 291/1. maddenin ikinci fıkrasında, daha önce Medeni Kanunda yer alan "........... Her halde doğumdan başlayarak 5 yıl ......" ibaresinin 10/12/2023 tarih ve 28847 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 10/10/2013 tarih ve 2013/62 Esas - 2013/115 Karar sayılı kararı ile de zaten iptal edildiği, Anayasa Mahkememizin benzer nitelikte birçok kararında dava açılmasını sınırlayan ve zorlaştıran ve ayrıca bir süre ile tabi tutan yasal düzenlemelerin Anayasamıza aykırı görerek zaten iptal ettiği, TMK. 291/1 fıkranın da Anayasa Mahkemesinin yerleşmiş kararlarında görüldüğü üzere iptalinin gerekeceği açıktır. Belirtilen nedenlerle mezkur TMK. Hükmü Anayasamızın 13 maddesine de aykırılık teşkil etmektedir.
2709 Sayılı Anayasamızın 36. maddesi; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmünü içermektedir. 4721 Sayılı TMK'nın 291/1. maddesi ile 2709 Sayılı Anayasamızın bu maddesi birlikte değerlendirildiğinde; gerçek babanın soybağının reddi davası açmasının kayden babanın ölüm ve gaipliği, doğumdan sonra belli süre ile sınırlı tutulması kişilerin yargı mercileri önünde hak iddia etmesi, iddia ve savunmada bulunmasını engellediği, yasa koyucunun ihdas ettiği yasa maddelerinin kişilerin dava açma hürriyetlerini haksız yere sınırlamaması gerektiği, sınırlayan hükümlerden de kaçınma zorunluluğunda olduğu, nitekim Anayasamızın mezkur maddesinin bu yönde hüküm içerdiği, buna rağmen yasa koyucunun yukarıda da belirtildiği üzere kamu düzeni ile ilgili olan nüfus kayıtlarının hayatın gerçeklerine aykırı şekilde ihdas edilmesini kolaylaştırıcı hükümlerden sakınmasının gerektiği, buna rağmen TMK. 291/1 fıkrasının bu yönde bir yasa kuralı ihdas ettiği, belirtilen kuralın iddiada bulunma hakkını ve adil yargılanma hakkını açık şekilde zedelediği sabit olmakla mezkur maddenin iptalinin gerektiği kanaatine varıldığından kanuni gereğinin takdiri "Türk Milleti Adına" talep olunur. ”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_anayasa
Taranan Tarih: 28.01.2026 03:07:21