SoorglaÜcretsiz Dene

Anayasa Norm Denetimi: 2024-162 Sayılı 24-09-2024 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - İptal

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Anayasa Mahkemesi Kararı

Karar Tarihi

24 Eylül 2024

II. İNCELEME SONUÇLARI

Normun Numarası – AdıMadde Numarasıİnceleme Türü – SonuçSonucun GerekçesiDayanak Anayasa HükümleriErteleme Süresi
1219 Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun30Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunluk10., 16., 48., 49.

“Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden birisi olup, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yeni kanundan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haktır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük, beklenen haklar ise bu nitelikte değildir. Kanunlarda yapılan değişiklikler kazanılmış hakları etkilemediği ve hukuk güvenliğini zedelemediği sürece bu değişikliklerin hukuk devleti ilkesine aykırı oldukları ileri sürülemez.

Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi, Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında "... yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Yasaların uygulanmasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmesi ve bu nedenlerle eşitsizliğe yol açılması Anayasa katında geçerli görülemez. Bu mutlak yasak, birbirinin aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Kimi yurttaşların haklı bir nedene dayanılarak değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Durum ve konumlamadaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Özellikler, ayrılıklara dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi aykırı değil, geçerli kılar. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, eylemli değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, yasalara konulan kurallarla değişik uygulamalar yapılamaz. Durumlardaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklar, kamu yararı ya da başka haklı nedenlere dayanılarak yasalarla farklı uygulamalar getirilmesi durumunda Anayasa'nın eşitlik ilkesinin çiğnendiği sonucu çıkarılamaz. O halde, Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik kararlarına göre, eşitliği bozduğu iddia edilen kural haklı bir nedene dayanmakta veya kamu yararı amacıyla yürürlüğe konulmuş ise bu kuralın eşitlik ilkesini zedelediğinden söz edilemez." biçiminde değerlendirilmiştir.

Anayasanın 10. maddesi ve bu maddeye ilişkin Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlar ele alındığına 1982 Anayasasında benimsenen eşitlik anlayışı genel olarak; farklı yönde muamelede bulunulmasını haklı kılacak özel bir durumu olmayan ya da hukuki yönden farklı bir statüde bulunmayan, diğer bir ifadeyle hukuk karşısında eşit konumda bulunan kişilere aynı yönde işlemler tesis edilmesi şeklindedir. Öte yandan kanun ya da idari işlemlerle belirli kişi, grup ya da topluluğa ayrıcalık tanınmaması da Anayasal bir zorunluluktur. Aynı şekilde kategorik olarak toplumun bazı kesimlerine yönelik gerçekleştirilecek farklı uygulamaların hukuka aykırı bulunmaması da yine 1982 Anayasasında öngörülen eşitlik anlayışının bir sonucudur.

Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.

İtiraza konu yasal düzenleme ile Türkiye Cumhuriyeti dahilinde dişçilik sanatını icra etmek ve diş tabibi unvanını taşıyabilmek için "Türk olmanın ve Türkiye Üniversitelerinde bulunan Diş Hekimliği Fakültesinden mezun olmanın şart olduğu yönünde bir zorunluluk getirildiği, söz konusu düzenleme uyarınca başka hiçbir şart ve kayıt altında bu mesleği Türkiye'de icra etmenin mümkün olmadığı, diğer taraftan aynı Kanunun 8. maddesinde ise "Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır." hükmüne yer verilmek suretiyle Türkiye'de hekim olarak görev yapacaklar yönünden "Türk olmak ve Türkiye Üniversitelerinin Tıp Fakültesinden" mezun olmak gibi bir şarta yer verilmediği, bir başka deyişle uyruğuna bakılmaksızın Türkiye'de ve/veya Türkiye dışında herhangi bir ülkenin Tıp Fakültesinden mezun olan bir hekimin kanunda belirtilen şartları taşıması ve diplomasının tanınması halinde Türkiye' de hekimlik yapmasının önünde herhangi bir engelin bulunmadığı anlaşılmakta olup Türkiye'de görev yapacak hekimler yönünden öngörülmeyen düzenlemenin Türkiye'de görev yapacak diş hekimleri yönünden "Türk olmak ve Türkiye Üniversitelerinin Diş Hekimliği Fakültesi bölümlerinden mezun olmak" şartına bağlanmak suretiyle getirilen kısıtlamanın zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği gibi hekimler ile diş hekimleri arasında eşitlik ilkesini zedeleyerek orantısız bir müdahaleye sebebiyet verdiği, anayasanın yukarıda yer alan ilgili maddelerine de açıkça aykırılık teşkil ettiği dolayısıyla çalışma barışının sağlanması kuralını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Dan'atlarının Tarzı İcrasında Dair Kanununun 30. Maddesinin "Türkiye Cumhuriyeti dahilinde dişçilik sanatını icra ve diş tabibi unvanını taşıyabilmek için "Türk olmak ve Türkiye Darülfünunu Dişçi Mektebinden" diploma almak lazımdır.

" şeklinde yer alan hükümde -Türk olmak ve Türkiye Darülfünunu Dişçi Mektebinden- ibaresinin Anayasanın 2., 9., 10., 49. maddesine aykırı olduğu kanaati ile Anayasa Mahkemesine başvurularak iptalinin talep edilmesine, başvuru kararının aslıyla birlikte, dava dosyasındaki ilgili belgelerinin onaylı suretlerinin oluşturularak Anayasa Mahkemesine sunulmasına, Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca dosyanın geri bırakılmasına, 18/04/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.”

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

icrasınatalebidirşuabatı“…türktababettarihlimaddesindeitirazınkanun’unmektebinden…”olmakdarülfünunuaykırılığıiptalinesan’atlarınınmaddelerinekonusutürkiyetarzıdişçianayasa’nınibaresininsürülerek

Kaynak: karar_anayasa

Taranan Tarih: 28.01.2026 03:06:24

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim