Anayasa Norm Denetimi: 2024-159 Sayılı 24-09-2024 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - İptal
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Anayasa Mahkemesi Kararı
24 Eylül 2024
II. İNCELEME SONUÇLARI
| Normun Numarası – Adı | Madde Numarası | İnceleme Türü – Sonuç | Sonucun Gerekçesi | Dayanak Anayasa Hükümleri | Erteleme Süresi |
|---|---|---|---|---|---|
| 2330 Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun | 6 | Esas - İptal | Anayasaya esas yönünden aykırılık | 2 | 9 ay |
“2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un Amaç başlıklı 1. maddesinde (Değişik:23/3/2023-7442/33 md.) “Bu Kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenler, orman yangınlarını söndürme çalışmalarında fiilen görevli olanlar ile yetkililerce kendilerine bu kapsamda görev verilen kamu görevlileri ve gönüllüler bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri hâlinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları hâlinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.” şeklinde açıklanmış,
Nakdi tazminat başlıklı 3. maddesinde, "Bu kanun kapsamına girenlerden; a) Ölenlerin kanuni mirasçılarına, en yüksek Devlet Memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) 100 katı tutarında,
b) Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 200 katı, diğer engelli hâle gelenlere (a) bendinde belirtilen tutarın % 25'inden % 75'ine kadar, yaralananlara ise % 20'sini geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre nakdi tazminat ödenir.
Bu nakdi tazminatın tespitine esas tutulacak aylık; tazminat verilmesine dair karar tarihindeki en yüksek Devlet memuru aylığının (Ek gösterge dahil) brüt tutarıdır.
c) (a) bendi esaslarına göre tespit edilen nakdi tazminatın kanuni mirasçılara intikalinde; ölenin eş ve füruu veya yalnızca füruu ile içtima eden ve ölüm tarihinde sağ olan ana ve babasının her birine ayrı ayrı olmak üzere % 15 tutarındaki kısmı verildikten sonra kalanı içtima eden diğer mirasçılara ödenir. Diğer hallerde miras hükümleri uygulanır. Ancak ana veya babaya verilen tazminat çocukların her birine ödenen tazminattan fazla olamaz.
d) Kesin raporun alınmasının uzayacağının anlaşılması halinde tazminatın ödenme usüllerine göre, olay tarihi itibariyle, (b) bendine göre hesaplanacak miktarın asgari oranı üzerinden avans ödenir.
Olağanüstü halin devam ettiği süre içinde, bu maddede yer alan nakdi tazminat miktarlarının yarıya kadar indirilmesine veya nakdi tazminata ilişkin hükümlerin uygulanmamasına Cumhurbaşkanı yetkilidir.” düzenlemesi yapılmış,
Nakdi tazminat ve aylığın etkisi başlıklı 6. maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır.
Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar gözönünde tutulur.” denilmiştir.
1-Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
Anayasa'nın 2. maddesi yönünden, 2330 sayılı Kanun'un 1. maddesinden de anlaşıldığı gibi Kanun'un amacı, kamu görevlileri ve kendilerine görev verilen kamu görevlileri ve gönüllüler bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri hâlinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları hâlinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesi olduğu belirtilmiştir.
Kanun'un 3. maddesinde ise ölüm ve yaralanma halinde ödenecek tazminatın belirlenme şekli açıklanmış, ölüm halinde en yüksek devlet memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) 100 katı tutarında, hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 200 katı, diğer engelli hâle gelenlere (a) bendinde belirtilen tutarın % 25'inden % 75'ine kadar, yaralananlara ise % 20'sini geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre belirleneceği düzenlenmiştir.
İptali istenen maddenin uygulaması yönünden kamu görevlileri ya da kamu görevlisi sayılanların ölümü ya da yaralanması halinde 2330 sayılı Kanun kapsamında ödeme yapılmakta ancak yapılan ödeme zarar görenlerin gerçek zararı karşılanmadığından gerçek zararın tespiti ve tahsili amacıyla zarar görenler tarafından maddi ve manevi tazminat talebi ile zarar sorumlusu kamu kurumu, haksız fiil faili, kanundan kaynaklanan kusursuz sorumluları veya diğer sorumlular davalı gösterilerek dava açılmaktadır.
Açılan davalarda zarar görenlerin gerçek zararın tespiti için aktüerya uzmanı bilirkişilerden tazminat hesabı ve gerçek zararın belirlenmesi için rapor alınmakta zarar hesabında 2330 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince ödenen maddi tazminat belirlenen gerçek zarardan mahsup edilerek sonuç tazminata hükmedilmektedir.
Manevi tazminat talebiyle açılan davalarda ise 2330 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında yapılan ödeme maddi ve manevi tazminata ilişkin olarak ödendiğinden manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince manevi tazminat ne kadar ödenmiş olursa olsun zarar görenin daha fazlasını isteyemeyeceği manevi zararın karşılandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmektedir.
Maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin davanın birlikte açılması halinde 2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen tazminatın ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminat olduğu Kanun'da ve Nakdi Tazminat Komisyonu kararında belirtilmediğinden mahkemeler tarafından farklı şekilde uygulamalar yapılmakta, bazı mahkemeler tarafından ödenen tutarın cüzi bir miktarı maddi tazminat olarak kabul edilerek bilirkişi raporu ile belirlenen gerçek zarardan mahsup edilirken, büyük kısmı manevi tazminat kabul edilerek manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince manevi tazminat talebinin reddine karar verilmekte, çoğunluk uygulaması ise ödenen tazminatın yarısı maddi tazminat, yarısı manevi tazminat olduğu kabul edilerek maddi tazminat mahsup edilerek kalan miktara hükmedilmekte, manevi tazminat talebinin ise manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği ilkesi gereğince reddedilmektedir.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere ödemelerin amacı zarar görenlerin gerçek zararının karşılanması ve zararın telafisi değil, Kanun'un 3. maddesine göre belirlenen ve zarar görenin gerçek zararın karşılanması ve ifa amacı taşımayan devlet memuru maaşı katları şeklinde belirlenen bir miktardır.
Bu madde düzenlemesine göre en önemli husus 3. maddede ödenecek tazminatın hesaplama şekli belirlenirken maddi veya manevi tazminata ilişkin olduğu ya da manevi tazminat olduğu belirtilmemişken, Kanun'un 6. maddesinde ödenen tazminatın maddi ve manevi tazminatın karşılığı olduğu belirtilmiş, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar belirlenirken kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında ödemenin ve aylıkların dikkate alınacağını düzenlenmiş, ancak madde metninde ödenen tazminatın ne kadarının maddi tazminat, ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğu belirtilmediğinden maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ne şekilde uygulama yapılacağı açıklanmadığından bu belirsizlik nedeniyle yargı merciileri tarafından farklı şekilde uygulamalar yapılarak kararlar verilmiştir.
İptali istenen maddeler yönünden 2330 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında kamu görevlileri veya kamu görevlisi sayılanlara ödenecek tazminat, Kanun'un 3. maddesine göre belirlenirken, maddi ve manevi tazminat ayrımı yapılmadığı halde Kanun'un 6. maddesinde ödenen tazminatın maddi ve manevi tazminata ilişkin olduğu ve yargı mercilerince belirlenecek gerçek zarardan mahsubu gerektiği belirtildiği, madde metninde maddi tazminat miktarı ve manevi tazminat miktarı ayrı ayrı belirtilmediğinden, nakdi tazminat ödenen zarar görenlerin ödemenin kapsamını ve miktarını bilmeleri mümkün olmadığı gibi mahkemelerce de belirlenmesi mümkün olmadığından zarar görenlerin manevi zararlarının tazmin edilememesi gibi sonuçlara yol açmakta olup Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen kanun, ilgili kişinin davranışlarını belirlemesi amacıyla, kolayca ulaşabileceği, gerektiğinde profesyonel yardım almak suretiyle de olsa anlayabileceği, açık, net ve yeterince belirgin nitelikte olması şartının sağlanmaması nedeniyle Anayasa'ya aykırıdır.
2-Anayasa'nın 17. maddesinde “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklarındandır.
Zarar görenlere yapılan ödemeler Kanun'un 3. maddesinde belirtildiği şekilde hesaplanan gerçek zararı karşılama amacı taşımayan ödemeler olup yapılan ödemenin maddi ve manevi zararın karşılığı olması nedeniyle manevi tazminatın bölünemeyeceği ve tekliği ilkesi gereğince mahkemelerde talep ettikleri manevi tazminatların, 2330 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince ödendiği kabul edilerek manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiğinden zarar görenlerin manevi zararları karşılanmaması gibi sonuçlara yol açmaktadır. Ayrıca 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesinde "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
" düzenlemesi gereğince manevi tazminatın takdir edilmesi, Kanun tarafından mahkemelere ve hâkime verilmiştir. İdare tarafından manevi tazminat adı altında ödeme yapılması, hâkime tanınmış olan bu yetkinin idare tarafından kullanılması ve tarafın "rızası ve bilgisi olmadan" yapılan ödeme nedeniyle manevi zararın tam olarak karşılanamamasına neden olmaktadır.
Bu durum kamu kurumu tarafından zarar görenlerin manevi tazminat talebi olmaksızın ve miktarı belirtilmeksizin nakdi tazminat komisyonu kararı ile tazminat ödendiği, ödenen tazminatın manevi tazminat olduğu hususunda bilgilendirme yapılmadığı, Kanun'da bu hususta açıklık olmadığı, tazminat hesabına ilişkin zarar görenlere yönelik maddede maddi ve manevi tazminat değil, ödeme olarak belirtilmişken 6. maddesinde yargı mercilerinin uygulayacağı belirtilerek zarar görenlerin bilgisi ve rızası dışında maddi ve manevi tazminat ödendiğinin düzenlenmiş olması maddi ve manevi varlığın korunması için hukuki yollara başvurulması halinde kamu kurumu devletin maddi ve manevi varlıkların korunması hakkına müdahale etmesi, zararın giderimini sağlayacak başvuru yollarını kişilerin bilgisi ve rızası dışında işlevsiz kılması, (manevi tazminat ödendiğini bilmeden kişilerin ödemeyi alması ve dava açması halinde manevi zararın karşılandığı gerekçesi ile talebin reddedilmesi), zararın telafisi için hukuk yollarına başvurulması ve hakların elde edilmesinin devlet eliyle zarar gören kişilerin zararlarının karşılanmaması gibi sonuçlara neden olması nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinde belirtilen maddi ve manevi varlığın korunması ilkesine aykırıdır.
3-Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasal anlamda mülkiyet hakkı ekonomik değer ifade eden ve değeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır.
Kamu kurumu tarafından 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödeme zarar görenlerin maddi ve manevi zararını karşılayacak şekilde gerçek zararın ödenmesine yönelik olmayıp idarece yapılacak hesaplamaya göre zarar görenlere veya ölüm halinde eş, çocuk anne ve babaya yapılan kısmi bir ödemedir. Ödemenin niteliği Kanun'da belirtilmemiş olsa da kamu görevinin yapılması sırasında zarar görenlere devlet olarak belirli miktar paranın ödenmesi amacı taşımaktadır. Kanun'da ödemenin niteliği tam olarak belirtilmediğinden ödenen paranın rücu edilip edilmeyeceği hususunda da ayrıca ve açık düzenleme bulunmadığından belirsizliğe ve ödemenin gerçek zarardan mahsup edilmesine göre tüm zarar sorumlularını borçtan kurtarması gibi bir sonuca sebep olmaktadır.
2330 sayılı Kanun'un 6. maddesinde kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar gözönünde tutulacağı belirtilmiş ise de kurum dışında zarar sorumlularına karşı açılan davalarda da maddi ve manevi tazminatın bu Kanun kapsamında ödendiği kabul edilerek kamu kurumu dışındaki zarar sorumluları da bu ödemeden yararlandırılmakta ve maddi tazminat zarardan mahsup edilmekte manevi tazminat ise cüzi bir miktarda olsa manevi tazminat ödendiği kabul edilerek bölünmezliği ve tekliği ilkesi gereğince manevi tazminat talebinin reddine karar verilmekte zarar görenlere ayrıca vekalet ücreti ve yargılama gideri yüklenmekte olup bu durum zarar görenlerin gerçek zararın karşılanamaması, mahkemeler önünde hak arama aşamasında ise özellikle manevi tazminatın ödendiği gerekçesi ile gerçek manevi zararın karşılanmamasına neden olduğundan Anayasa'nın 35. maddesi gereğince kişilerin mülkiyet hakkı ihlal edildiğinden iptal edilmesi gerekir.
SONUÇ VE TALEP :
1-Açıklanan tüm bu nedenlerle öncelikle telafisi mümkün olmayan sonuçların önlenmesi amacıyla iptali talep edilen maddelerin YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA,
2- 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un, Madde 6 – “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar gözönünde tutulur” MADDESİNİN,
3- 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un Madde 6 “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi “ve manevi” zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi “ve manevi” zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar gözönünde tutulur “ maddesinin 1. fıkrasında yer alan “VE MANEVİ” ibaresi ve 2. fıkrasında yer alan “VE MANEVİ” İBARELERİNİN
Anayasa'nın 2, 17, 35. maddelerine ve resen belirlenecek Anayasa'ya aykırılık nedenleri ile iptaline karar verilmesini talep ederiz.”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_anayasa
Taranan Tarih: 28.01.2026 03:06:24