SoorglaÜcretsiz Dene

Anayasa Norm Denetimi: 2024-125 Sayılı 27-06-2024 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - Ret

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Anayasa Mahkemesi Kararı

Karar Tarihi

27 Haziran 2024

II. İNCELEME SONUÇLARI

Normun Numarası – AdıMadde Numarasıİnceleme Türü – SonuçSonucun GerekçesiDayanak Anayasa HükümleriErteleme Süresi

“Anayasa'ya aykırılık yönünden yapılan değerlendirmede;

Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir. Anayasa’nın anılan maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü, yargılama usulüne ilişkin güvencelerle hakkaniyete uygun yargılama yapılmasını hedefleyen ve demokratik toplumda vazgeçilmez nitelikte olan adil yargılanma hakkını da kapsayan geniş bir içeriğe sahiptir. Bu özgürlük, hakların korunmasını amaç edinen vazgeçilmez meşru yöntemlerin başında gelmektedir. Anayasa’daki temel hakların korunmasında önemli bir teminat olan yargısal hak arama yolu, hakların korunmasında en etkili ve güvenceli yoldur. Ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuk dava şartının getirilmesi ile her ne kadar kanun koyucu bu tür yargılamaların mahkeme aşamasına gelmeden çözülmesini, tarafların sulh olmasını ve bu şekilde de toplum barışını sürdürmeyi ve hukuksal sorunları en ucuz, en kısa ve en pratik şekilde çözmeyi amaçlamış ise de, ortaklığın giderilmesi davalarının taşınır ve taşınmaz mülkiyetini konu edindiği, mahkemelerde yapılan yargılamalarda bile ortaklığın giderilmesi davalarının taraf teşkili sağlanması, tapuda malik olan veya ölü olan maliklerin mirasçılarının davadan haberdar edilmesi zorunluluğunun bulunduğu, bu şekilde 50-150 kişilik aralığında veya daha fazla tarafa mahkemeler aracılığı ile ulaşılmaya çalışıldığı, ölü olan maliklerin bazı durumlarda mirasçılık belgelerinin nüfus kayıtlarındaki hatalar nedeniyle alınamadığı, bu nedenle taraflara nüfus kaydının düzeltimi için dava açmak üzere yetki verildiği, ayrıca davaya konu taşınmazlarda tapu kayıtlarındaki malik isim, soy isim, baba ismi, TC Kimlik numarası bilgisi hatalarının olduğu, mahkemece bu hataların düzeltilmesi için tapuda kayıt düzeltim davası açmak üzere yetki verildiği, bazı durumlarda tapuda malik olarak gözüken ancak yapılan tüm kolluk araştırması, nüfus kaydı araştırması, kadastro tespit çalışma tutanakları ve tapulama kaydı araştırmalarına rağmen maliklerin açık kimliklerinin tespit edilememesi nedeniyle bu kişilerin davada temsiliyetin sağlanması gerektiğinden temsil kayyımı olarak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlerinin kayyım olarak tayin edildiği, bu süreçlerin mahkeme denetimi ve kontrolü altında davacı tarafa verilen yetki çerçevesinde ilerlediği, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nunda ise arabulucunun bu süreçleri takip edecek, ilerletecek ya da başvurucu tarafından sürdürülmesini sağlayabilecek yetkilendirmesinin bulunmadığı, arabuluculuk görüşmelerinde tarafların dosyaya eklenmesi işleminin başvurucu tarafından yerine getirilmek zorunda olduğu, maddi olayımızda olduğu gibi ölü olan kişilerin mirasçılarının davaya dahil edilmesi, tapu kaydında malik bilgileri hatalı olanların hatalarının nüfus kaydı doğrultusunda düzeltme işlemi yapma görevinin başvurucuya ait olduğu, ancak bu iş ve işlemlerin ne şekilde yapılacağına ilişkin herhangi bir hukuki düzenleme bulunmadığı, getirilen zorunlu arabuluculuk nedeniyle ortaklığın giderilmesi davalarında başvurucu olan davacının hak arama hürriyetinin sınırlandırıldığı, ortaklığın giderilememesi nedeniyle mülkiyeti altında olan taşınmaz üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunamadığı, diğer maliklerle birlikte hareket etme zorunluluğunun getirilen yasa ile devam ettiği, arabuluculuk aşamasının tamamlanması için taşınmazda malik olan ve hak sahibi olan herkesin arabuluculuk toplantısına davet edilmesi zorunluluğunun bulunduğu, ancak belirtilen bu eksikliklerin tamamlanmasının yıllar alabileceği, taraf teşkili sağlanıp arabuluculuk toplantısına davet olsa dahi bir kişinin dahi anlaşmaya yanaşmaması halinde dava açılarak sürecin sonlandırılmak zorunda olduğu, yargılama aşamasının da yine tüm taraflara tebligat çıkarılacak olması, yapılacak keşif ve düzenlenecek bilirkişi raporlarının tüm taraflara tebliğe çıkarılacak olması ve verilen mahkeme kararının da istinaf ve temyiz yoluna tabi olması nedeniyle ortaklığın giderilmesi kararının kesinleşip davacının mülkiyeti üzerinde tasarrufta bulunmasının on yıllar alabileceği, getirilen zorunlu arabuluculuk dava şartının ortaklığın giderilmesi davalarında taraflara maddi ve manevi olarak ağır bir külfet getirdiği, uzun olan yargılama sürecini daha fazla uzatarak adil yargılanma hakkını ve mahkemelere erişim hakkını kısıtladığı ve bu süreçlerin doğal sonucu olarak mülkiyet hakkına erişimi zorlaştırmaktadır.

Anayasa'nın 20/3. maddesinde "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir." şeklinde belirtilmiştir. Ortaklığın giderilmesi davalarında getirilen zorunlu arabuluculuk nedeniyle dosya içerisinde bulunan arabuluculuk tutanağında belirtildiği gibi ölü olan maliklerin mirasçılık belgelerinin temin edilerek mirasçılarının arabuluculuk görüşmelerine dahil edilmesi ve tapudaki malik bilgilerine ilişkin hataların nüfus kayıtlarına uygun hale getirilmesi istenilmiştir. Ortaklığın giderilmesi davalarında taraf sayısı 2 kişi olabileceği gibi (davacı ve davalı), 50-150 kişi hatta daha fazla olabilmektedir. (ki maddi olayımızda 14 malikin ölü olduğu, toplamda 21 tarafın olduğu anlaşılmaktadır.) Arabuluculuk görüşmelerinin yapılabilmesi için taşınmaza malik olan kişilerin TC Kimlik, anne ve baba adı, doğum tarihi, doğum yeri ve adres bilgilerinin yani kişisel verilerin başvurucu tarafından temin edilmesinin önü açılmış olacaktır. Bu durum kişisel verilerin yetkili olmayan kişilerce elde edilmesi ve kullanılması ile özel hayatın gizliliğinin ihlali sonucunu doğuracaktır. Yine aynı şekilde ortaklığın giderilmesi davalarında yapılacak arabuluculuk süreçlerinde ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuk dava şartının getirilmesi haricinde sürece ilişkin hukuki yan iş ve işlemlerin ne şekilde yürütüleceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, ilgili süreçlerin idari iş ve işlemlerle yürütülmesinin Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.

Ortaklığın giderilmesi davalarına ilişkin olarak getirilen arabuluculuk dava şartının mevcut olup olmadığı hususu HMK 115/2 maddesinde mahkemece re'sen incelenmesi gereken kamu düzenine ilişkin bir durumdur. Arabuluculuk kanununun ve ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin arabuluculuk kurumunun hukuk sistemine getiriliş amacı uzayan yargılamaları kısaltmak, tarafların anlaşabileceği bir ortam hazırlayıp tarafların çekişmeli bir yargılamadan ziyade sulh ile sorunların çözümünü sağlamaktır. Ancak maddi olayımızda olduğu gibi taraflara hiç ulaşılmadan (anlaşmazlık tutanağında hukuki, fiili ve idari engeller gerekçe gösterilerek) sadece davacı başvurucunun anlaşmazlık tutanağı düzenlenmesini talep etmesi ile arabuluculuk anlaşmazlık tutanağı düzenlenmesi sonucunu doğurmuştur. Bu durum hem arabuluculuk kanunu ile kanun koyucunun ulaşmak istediği amaca ters düşmekte hem de başvurucunun isteksizliği sonucu karşı taraflara ulaşmadan anlaşmazlık tutanağı düzenlenmesine neden olmaktadır. Kaldı ki bu durumda arabuluculuk toplantısından hiç haberdar edilmeyen karşı taraf için yargılama gideri ve vekalet ücreti gibi külfetleri haksız bir şekilde yüklenmesine neden olacaktır. Ayrıca başvurucu açısından ise maddi olayımızda olduğu gibi ölü olan 14 kişinin mirasçılık belgelerini alması ve mirasçılarına ulaşması zorunluluğu, tapuda kayıt düzeltim davaları açarak hataları düzeltme zorunluluğu gibi mülkiyet hakkını sınırlandırıcı ve hakka göre fazladan külfet yüklenmesine neden olacaktır. Kaldı ki tüm taraflara uzun uğraşlar sonucu ulaşılması durumunda bile taraflardan birinin bile olumsuz tavrı nedeniyle arabuluculuk aşaması başarısızlıkla sonuçlanacak zaten uzun olan yargılama aşamasına fazladan külfet getirici ve uzun olacak arabuluculuk aşaması da eklenmiş olacaktır. Ayrıca getirilen dava şartı arabuluculuk aşamasını destekleyici hukuki enstrümanlar sağlanmadan sürecin ilerletilmesi arabulucunun kişisel inisiyatifi ile mümkün olabilecektir. ( 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 16. maddesine göre arabuluculuk süreci; dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar şeklinde belirtilmiştir. Maddi olayımızda arabulucu tüm tarafları arabuluculuk ilk toplantısına davet dahi yapılmadan ve başvurucunun anlaşmazlık tutanağı düzenlenmesi talebi doğrultusunda 24.10.2023 tarihli anlaşmazlık tutanağında arabulucunun anlaşma hususunda olumlu kanaati oluşmadığından anlaşmazlık tutanağı düzenlemiştir.) böylelikle ortaklığın giderilmesine ilişkin getirilen dava şartı arabuluculuğun etkili bir hukuk yolu olmadığı da anlaşılmaktadır.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nuna 7445 sayılı Kanun'un 37. maddesiyle 18/B maddesi olarak eklenen "Bazı Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı birinci maddenin b fıkrasında "ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar" ifadesinin Anayasanın 2. , 20, 36 ve 35. maddelerine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1- 2709 numaralı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 152. maddesi uyarınca, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nuna 7445 sayılı Kanun'un 37. maddesiyle 18/B maddesi olarak eklenen "Bazı Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı birinci maddenin b fıkrasında "ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar" ifadesinin Anayasanın 2, 20, 36 ve 35. maddelerine aykırı olması nedeniyle İPTALİ İSTEMİ ile RESEN ANAYASA MAHKEMESİNE İTİRAZ YOLU İLE MÜRACAAT EDİLMESİNE VE BU HÜKMÜN İPTALİNİN İSTENİLMESİNE,

2- 6216 numaralı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 40. maddesi uyarınca

a- Başvuru kararının aslı ile tutanağın ve dava dosyasında yer alan evrakın onaylı birer örneğinin oluşturulacak dizi listesine bağlanılarak bir dosya halinde ANAYASA MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

b- Başvuru dosyasının Anayasa Mahkemesine tebliğinden itibaren BEŞ AY BEKLENİLMESİNE, bu süre içinde karar verilmezse işbu davanın yürürlükteki hükümlere göre (Anayasa Mahkemesinin kararı esas hakkında karar kesinleşinceye kadar gelirse Anayasa Mahkemesi hükmüne uyulması koşuluyla) SONUÇLANDIRILMASINA,

3- Keyfiyetin taraflara bildirilmesine,

Karar verildi.”

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

talebidirtarihliitirazınkanun’unkanunu’nabendindefıkrasınıneklenenaykırılığı“…ortaklığınuyuşmazlıklar”iptalineuyuşmazlıklarındahukukmaddelerinenumaralıkonusuanayasa’nınibaresininsürülerekmaddesiylemaddesiningiderilmesinearabuluculuk

Kaynak: karar_anayasa

Taranan Tarih: 28.01.2026 03:06:24

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim