SoorglaÜcretsiz Dene

Anayasa Norm Denetimi: 2024-113 Sayılı 30-05-2024 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - Ret

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Anayasa Mahkemesi Kararı

Karar Tarihi

30 Mayıs 2024

II. İNCELEME SONUÇLARI

Normun Numarası – AdıMadde Numarasıİnceleme Türü – SonuçSonucun GerekçesiDayanak Anayasa HükümleriErteleme Süresi

“Tarafların 07/08/2022 tarihinde evlendikleri, anlaşmalı boşanmaya dayanan davalarının ise 29/05/2023 tarihinde mahkememize açtıkları, TMK. 166/3 fıkrada belirlenen yasal sürenin ise dolmadığı anlaşılmıştır.

TMK. 166/3 fıkrası gereğince; evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için Hakimin tarafları bizzat dinlemesi ve iradelerinin herhangi bir baskı altında kalmadan özgür şekilde açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda tarafların yapmış oldukları düzenleme ile uygun bulmasının gerektiğinin düzenlendiği bilinmektedir.

Davamızda; davacı ....ile davalı .... birlikte hazırlamış oldukları anlaşmalı boşanma protokolünde boşanma iradelerini açıkladıkları, tarafların müşterek çocuklarının bulunmadığı ve boşanmanın mali hususları hakkında düzenleme yaptıkları anlaşılmıştır.

Tarafların ön inceleme duruşmasına çağrıldığı 07/06/2023 tarihli celsede taraflar anlaşmalı boşanma iradelerini açıklamışlar ve anlaşmalı boşanma protokolü de mahkememizce incelenmiştir.

Nüfus kayıtları incelendiğinde tarafların 07/08/2022 tarihinde evlendikleri, dava açılış tarihi itibari ile 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 166/3 fıkrasının aradığı sürenin ise henüz dolmadığı anlaşılmıştır.

Mevcut yasa maddesi, Anayasamızın aşağıda açıklanacağı çeşitli maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.

2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 5. maddesi; "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." şeklinde düzenleme içermektedir.

Dava konusu yasa maddesi ile belirtilen Anayasa Mahkemesinin maddesi değerlendirildiğinde; devletin temel amacının kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletini ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik, sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak durumunda olduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede taraflar arasındaki geçimsizlik hususunda tespit yapılabilmesi için evlenme tarihinden itibaren 1 yıllık süre takdiri kişilerin temel ve hak hürriyetlerini sınırladığı, nitekim kişilerin 1 yıllık süreden önce anlaşmalı olarak boşanamadıkları, bunun temel ve hak hürriyetleri zedelediği, ayrıca taraflar arasında evlendikten sonra geçimsizlik yaşanıp taraflar evliliğe devam edemeyeceklerini anladıklarında medeni insanlar olarak boşanmanın mali sonuçları ile ilgili düzenleme yapıp ayrıca kendilerinin anlaşmalı olarak boşanmaya rızaları olmasına rağmen devletin mezkur yasa maddesi gereğince tarafların iradelerini kabul etmeyerek tarafların haklarını çiğnediği, ayrıca toplumdaki huzur ve refahın bozulmasına sebep olduğu açıktır. Nitekim yerleşmiş Yargıtay uygulaması ve hukuk kuralları değerlendirildiğinde; taraflar bir yıllık yasal süre dolmadığından çekişmeli olarak yani TMK. 166/1 fıkra ya da TMK.'da düzenlenen diğer özel yasa maddeleri (TMK. 161,162, 163 164,165,166/son) gereğince boşanma davası açmak ve çekişmeli boşanma olarak boşanmak zorundadırlar. Bu durum süreç içinde tanık dinlenmesi, telefon kayıt tespiti, SMS içerikleri, otel kayıtları, yurt dışı giriş çıkış kayıtları ve benzeri birçok tahkikat işleminin gerçekleştirilerek süreçte tarafların kendileri anlaşmalı boşanma iradesi ortaya koymuş iken bu iradenin belirtilen yasa kuralınca önemsenmeyerek belirtilen şekli ile çekişmeli boşanma davasının yürütülmesini ve kişilerin bu nedenle psikolojik olarak da yıpranmasına neden olduğu son derece açıktır. Devlet, bireyin önündeki sosyal engelleri kaldırmak zorunda olup belirtilen şekli ile insanın manevi süreçte yıpranmasına engel olacak yasa maddelerini ihtas etmek zorunda iken TMK. 166/3 fıkrada geçimsizliğin tespiti için bir yıllık sürenin öngörülmesi belirtilen Anayasa hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.

2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. Maddesi; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (...) 9 kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." şeklinde düzenleme mevcuttur.

Anayasamızın 10. maddesinin ikinci ek fıkrasında devletin kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu belirtip devletçe, bu eşitliğin, yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü durumuna da tespit yapılmıştır.

TMK. 166/3 fıkrada tarafların; anlaşmalı boşanmaları için bir yıllık zorunlu süre öngörülmüştür. Anayasamızın 10. maddesinin ikinci ek fıkrasında; kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu, bu eşitliğin devletçe yaşama geçirilmesinin belirtilmesine rağmen taraflara bir birey oldukları ve kendi hayatlarını düzenleme imkanı bulunmasına rağmen bu hak bir yıl erteli olarak verilmiş ve birey olmaktan kaynaklı ve yaşamlarını belirleyebilme özgürlükleri ellerinden alınarak gecikmeye tabi tutulmuş ve kendilerine kolay boşanma imkanı tanınması TMK. 166/3 fıkrası uyarınca süre şartına tabi tutularak Anayasanın 10. maddesine de aykırı davranılmıştır.

2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 12/1. maddesi; "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir" şeklindedir.

TMK. 166/3 fıkrada yapılan düzenleme ile diğer bir hukuki ifade ile yasanın herkesi kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetleri bulunmasına rağmen bu haklarını hiçe sayarak anlaşmalı boşanmada süre sınırı getirilerek ihlale yol açmıştır. Şöyle ki; insanlar evlenmek için bu iradelerini açıklayıp devlet görevlisi eşliğinde imza attıklarında rahatça ve kolayca evlenebilmektedirler. Fakat aralarında geçimsizlik olduğunda ve bu geçimsizliği toplumda en iyi kendileri bildikleri için evliliği yürütemeyeceklerini kavramış ve bir sözleşme düzenleyerek kolayca bu evliliği bitirmek iradelerini ortaya koymuşlardır. Bu durumun da tespiti için hazırladıkları anlaşmalı boşanma protokolünün devletin bir organı olan mahkemelere sunmuşlar, mahkemelerce de yapılacak inceleme neticesinde anlaşmalı olarak boşanma iradeleri tespit edilip kendilerinin anlaştıkları mali hususlar, velayet, şahsi ilişki ve benzeri hususlarda ki iradeleri duruşma tutanağına geçirilip sonrasında hüküm ihdas edildiği, gerekçeli karar aracılığı ile tarafların boşanmalarının gerçekleştirildiği bilinmektedir.

Taraflara evlenmelerinin kabulü hususunda herhangi bir süre sınırlaması yapılmadığı açık olup tarafların boşanma hukuki işlemine geldiklerinde ise bu işlemin hukuken muteber olabilmesi için süre sınırlamasına gidilmesi ve anlaşmalı boşanma iradelerinin 1 yıllık evlilik süresi ile zorunlu tutulması devredilemez ve dokunulmaz nitelikteki temel hak ve hürriyetlerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Mezkur yasa maddesi izah olunduğu üzere Anayasanın 12/1 fıkrasına da aykırılık teşkil eder.

2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14/2. maddesi; "Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz." şeklinde düzenleme içermektedir.

TMK. 166/3 fıkra hükmü değerlendirildiğinde; belirtilen Anayasa kuralına da aykırı olduğu açıktır.

Devletin Anayasada yer alan temel hak ve hürriyet niteliğinde olan özgürce boşanma iradesinin ihlal ettiği, tarafların anlaşarak ve boşanmanın mali sonuçlarında anlaşarak düzenledikleri protokolün kabulünün süre sınırına tabi tutulması Anayasa'da tanınan temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırmasını içermiş, bu nedenle belirtilen Anayasa kuralına aykırı olmuştur.

2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 17/1. maddesi; "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. " şeklinde düzenleme içermekte olup TMK. 166/3 fıkradaki süre sınırlaması mezkur Anayasa ilkesine aykırıdır.

2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41/2. maddesi; "Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar."

Mezkur Anayasa hükümlerine göre herkes yaşamına, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Bu kurala rağmen TMK. 166/3 fıkrada tarafların anlaşmalı boşanmalarına süre sınırı getirilmesi maddi ve manevi varlıklarına aykırılık içermekte, taraflar kolayca boşanıp kendi hayatlarını düzenleme ve tanzim etme hakkına sahip iken bu hakları devlet tarafından yapılan düzenleme neticesinde ellerinden alınarak ve kendi özgür iradelerine değer verilmeyerek 1 yıllık süre şartına tabi tutulmuş, yasa koyucu TMK. 166/3 fıkrayı düzenlerken koyduğu bu süre sınırlaması ile aslında eşlerin çekişmeli boşanma dava sürecinde yıpranmalarına kapı aralamış, uzun yargılama süreci içerisinde maddi ve manevi varlıklarını geliştirme durumu bir yana belirtilen bu varlıkların zedelenmesine sebep olmuştur.

TMK. 166/3 fıkra hükmü; anlaşmalı boşanmayı zorlaştırarak ve süreye tabi tutarak zaten taraflar arasında bitmiş bir evliliği aslında devlet kanalı ile de tespitine karar vereceği yerde, taraflar arasındaki yaşanılanları aleni yargılama sırasında ortaya dökülmesini ve tarafların anlaşmalı boşanmalarında aslında zımni olarak var olan her iki tarafında kusurlarının aleni yargılama sırasında mahkemenin resmi tutanaklarına ve toplum önünde taraflarca açıklanmak istememelerine rağmen bu gizli kalması gereken sırların da ortaya çıkmasını ve tarafların bu açıklamadan dolayı rencide olmalarına sebebiyet vermektedir.

Anayasamızın tümü değerlendirildiğinde; insanlar hak ve mesuliyetlere muhatap olup bu hakların Anayasanın özüne aykırı şekilde sınırlanması hak ihlaline yol açmaktadır.

Taraflar arasındaki evliliğin dosyamızda olduğu üzere bir yıllık sürenin dolmaması fakat tarafların anlaşmalı boşanma protokolü sunmaları halinde taraflar arasındaki geçimsizliği TMK. 166/1 fıkra kapsamında ya da diğer yukarıda belirtilen yasa maddeleri kapsamında çekişmeli olarak yaptığı yargılama ile sonuçlandırması TMK. 166/1 ya da diğer yasa hükümleri doğrultusunda davayı ıslah etmeleri için süre tanıması, 6100 Sayılı HMK hükümleri uyarınca dilekçeler teatisinin başlatılması, sonrasında taraflara ön inceleme duruşması için bir gün verilmesi sonrasında tahkikat aşamasında tarafların tüm delillerini, tanık, çeşitli kayıtlar ve benzeri delilleri gözetip dosyadan edindiği kanaat neticesinde boşanma davasının kabulü ya da reddi hususunda karar tesis etmesi, bu kararın tesisinin ise uzun bir yargılama sürecini içerdiği malumdur.

Mahkemenin verdiği taraflar arasındaki boşanma hükmünden sonra tarafların istinaf hakları bulunmakta olup, bu hakları kullandıklarında ve sonrasında Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraflarca hukuka aykırı görülmesi halinde de bu sefer Yargıtay aşamasının başlayacağı açıktır.

Maalesef taraflar TMK. 166/3 fıkra hükmü nedeni ile kolayca boşanıp hayatlarını bir an önce tanzim etmeye çalışmaları yerine uzun yargılama süreci ile muhatap olmaktadırlar. Bu durumda yasa koyucunun Anayasanın mezkur maddelerine aykırılık teşkil ederek tarafları zor bir hayat yoluna ittiği, oysa ki fiil ehliyetine sahip olan eylemlerinin sonuçlarını bilen akıllı, hür iradeli insanların evlenmeyi sonlandırmak için bir sözleşme yapmalarına süre açısından engel olmaktadır.

Malum olduğu üzere; insan hayatı sınırlı bir süre içermektedir. Uzun yargılama süreci düşünüldüğünde insanların hayatlarının önemli sayılabilecek bir kısmında yargılama süreci devlet tarafından ihdas edilerek kısa ömürleri bu yönü ile daha da kısaltılmaktadır.

Devletin vazifesi ailenin huzur ve refahını sağlamaktır. Anayasamızın 41/2 fıkrasında bu vazifeye vurgu yapılmaktadır. TMK. 166/3 fıkrada anlaşmalı boşanmak için bir yıllık süre zorunluluğu getirildiğinde, zaten aralarındaki geçimsizlik nedeni ile anlaşamayıp boşanma isteminde bulunan ve bu hususta bir sözleşme düzenleyen eşleri çekişmeli boşanmaya zorlanma halinde bireysel huzurları da zedelenmeyecek şekilde bir kolaylık gösterilerek boşanmanın sağlanması yerine zaten bitmiş durumda olan huzur ve refahın taraflar arasındaki ayrılık sürecinin uzatılarak daha da derinleşmesi ve birbirlerine kırıcı ve zarar verilmesi haline sebep olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.

Birçok kez gerçekleşmiştir ki; boşanan eşler daha sonra birbirleri ile tekrar evlenmektedirler. Belki de tarafların çekişmeli boşanma yargılaması sırasında birbirlerini çok kırmamaları, ailelerin fazlaca olaya müdahale etmemesi diğer bir tabir ile tarafların hala birbirlerinin yüzüne bakabilecek hatırlarının olması için boşanma sürecinin devlet tarafından kolaylaştırılması bu faydayı sağlayacaktır. Aksi takdirde birbirlerini zedeleyerek ve çokça zarar vererek yapılan çekişmeli boşanma yargılaması sonucunda tarafların birbirlerine zarar verme hislerinin hala baki olduğu bilinmektedir.

Kadına şiddetin önemli boyutlara ulaştığı ülkemizde 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile farklı düzenlemeler getirilmiş ve tarafların süreçte birbirlerine zarar vermemeleri için çeşitli yasal kaideler konulmuştur. Mahkememizin gözlemlerinde anlaşmalı boşanma davalarında genellikle 6284 Sayılı Yasadan doğan tedbir koruma kararları verilmemektedir. Çekişmeli boşanma davalarında ise 6284 Sayılı Yasa ile ilgili sürekli olarak kararlar ihdas edilmektedir. Mevcut durum bile göstermektedir ki; çekişmeli boşanma süreci tarafları yıpratmakta olup anlaşmalı boşanma sürecinin kolaylaştırılması gerekmektedir.

Anlaşmalı boşanma süreci belirtilen şekli ile süreye tabi tutulduğunda zaten taraflar arasında bitmiş evlilik neticesinde taraflar yine bir araya gelmeyecek olup bir yandan yargılama süreci devam ederken diğer yandan eşler gayriresmi yollara tevessül edip farklı insanlarla birlikte hayatlarına yön vermeye çalışacaklar ve bu durum ailenin huzur ve refahını, aile planlamasının öğretip uygulanmasını sağlamakla zorunlu olan devletin işini daha da zorlaştıracak olup TMK. 286/1 fıkrada düzenlenen soybağının reddi, TMK. 301 maddede düzenlenen babalığın hükmen tespiti ve benzeri davaların fazlaca açılmasına sebebiyet de verecektir.

Gerekçesi izah olunduğu üzere 4721 Sayılı Yasanın TMK. 166/3 fıkrasındaki 1 yıllık süre düzenlemesinin Anayasaya aykırılık teşkil ettiği anlaşılmakla; 2709 Sayılı Anayasamızın 152. maddesi ve 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesi Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 40. maddesi gereğince Anayasaya Aykırılık nedeni ile iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. ”

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

medenitalebidircümlesindetarihliitirazınfıkrasının“…biraykırılığıyıl…”iptalinebirincimaddelerinekonusuanayasa’nınüçüncüibaresininsürülerekkanunu’nunmaddesinin

Kaynak: karar_anayasa

Taranan Tarih: 28.01.2026 03:06:24

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim