Anayasa Norm Denetimi: 2023-61 Sayılı 05-04-2023 Tarihli Karar: İtiraz-İlk - Ret
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Anayasa Mahkemesi Kararı
5 Nisan 2023
II. İNCELEME SONUÇLARI
| Normun Numarası – Adı | Madde Numarası | İnceleme Türü – Sonuç | Sonucun Gerekçesi | Dayanak Anayasa Hükümleri | Erteleme Süresi |
|---|---|---|---|---|---|
| 4721 Türk Medeni Kanunu | 286/1 | İlk - Ret | Uygulanacak norm | 152 |
“4721 Sayılı TMK.'nın 286/1. fıkranın davamızda uygulanan hüküm olduğu, 4721 Sayılı TMK.'nın 286/1 madde hükmüne göre; "Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır."
4721 Sayılı TMK.'nın 286/2 fıkrası gereğince; "Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır." düzenlemesini içermektedir. Madde metni incelendiğinde; soybağının reddi davası açılmasının nüfus kayıtlarında baba olarak görünen kocaya verildiği gibi çocuk için de bu davayı açma hakkının tanındığı, çocuğa 4721 Sayılı TMK.'nın 426/2 fıkra gereğince temsil kayyımı atanmasının gerektiği, bunun bir usul işlemi olup çocuğun menfaat çatışması nedeni ile temsilinin sağlanması amacı ile ihdas olunduğu ve Sulh Hukuk Mahkemesince atanacak temsil kayyımının davaya muvafakat vermesi ve davanın yürütülmesine katılması gerekmektedir.
Belirtilen yasa hükmü üçüncü bir kişinin nüfus kayıtlarındaki belirtilen yanlış durumu düzeltmesi için dava açmasına engel teşkil etmektedir. Nitekim 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 286/1 fıkrasına göre; üçüncü kişi bu davayı açamamaktadır. Belirtilen yasa ilkesi 2709 Sayılı Anayasamızın 2, 5, 10, 13 ve 36. maddelerine aykırılık teşkil etmektedir. Babalık davasının, soy bağının reddi davası ile birlikte açılmasına hukukumuzda engel bulunmamaktadır. Fakat mahkemece yerleşmiş Yargıtay içtihatları da gözetilerek ilk öncesinde soy bağının reddi davasının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması, kesinleşmenin ardından babalığa hükmedilmesi gerekmektedir. Yargılama içeriğinden anlaşıldığı üzere; davalı ... soy bağının reddi davası açmak istememektedir. Bu durumda üçüncü kişi konumunda olan davacı babanın davasının usulden reddine karar verilmektedir. Oysa ki böyle bir anlayış 2709 Sayılı Anayasamızın yukarıda maddeleri belirtilen hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.
2709 Sayılı Anayasamızın 2. maddesi; "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." hükmünü içermektedir. 4721 Sayılı TMK.'nın 286/1 madde ve 2709 Sayılı Anayasamızın 2. maddesi değerlendirildiğinde; 4721 Sayılı TMK.'nın 286/1 maddesinde düzenlenen hükmün Anayasaya aykırı olduğu açıktır. Şöyle ki; sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti soy bağının reddi davasını açmayı üçüncü kişi konumunda olan gerçek babaya tanımamıştır. Oysa ki; nüfus kayıtları kamu düzeni ile ilgilidir. Nüfus kayıtlarındaki yanlışlığı üçüncü kişiler mahkeme önünde dava ederek hak talebinde bulunabilirler. Belirtilen madde bu kurala aykırılık içermektedir. Dolayısı ile mezkur madde bu yönü ile 2709 Sayılı Anayasamızın 2. maddesine aykırılık içermektedir.
2709 Sayılı Anayasamızın 5. maddesi; "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." hükmünü içermektedir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 286/1 fıkra hükmünün üçüncü kişinin dava açmasına engel olması nedeni ile kişilerin temel hakkı olan dava açma hakkını sınırladığı, sosyal hukuk devletine aykırılık içerdiği 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 286/1 fıkrasında dava açma hakkının sadece kayden babaya ve küçüğe tanınmasının 2709 Sayılı Anayasamızın mezkur maddesine de aykırılık teşkil ettiği, davamızda da olduğu üzere babalık davasında nüfusta kayıtlı olarak görünen babanın dava açmaya yanaşmaması soybağının iptalini sağlamaması halinde gerçek babanın babalığın hükmen tespiti davasının sonuçsuz kalacağı, bu durumda hakkın ulaşımına engel teşkil ettiği, yasamanın engel teşkil eden yasa maddelerini kaldırmakla yükümlü olduğu, aksi halin sosyal hukuk devleti ilkesi ve adalet ilkesi ile de bağdaşmadığı anlaşılmakla belirtilen yönün Anayasaya da aykırılık teşkil ettiği mahkememizce değerlendirilmiştir.
2709 Sayılı Anayasamızın 10. maddesi; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (...) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." hükmünü içermektedir. 2709 Sayılı Anayasamızın 10. maddesi ile 4721 Sayılı TMK.'nın 286/1 fıkrası birlikte değerlendirildiğinde; üçüncü kişi konumunda olan biyolojik babaya dava açma hakkının tanınmaması da belirtilen maddeye aykırılık teşkil ettiği, nitekim devletin herhangi bir ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşitliği sağlaması gerektiği, hiçbir kişinin imtiyazlı olamayacağı, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 286/1 fıkrasında dava açma hakkı sınırlandırılması nedeni ile adına düzenleme yapılanlar açısından bir nev'i imtiyaz tanındığı, fakat üçüncü kişi konumunda olan gerçek babaya ise soy bağının iptali dava açma hakkının tanınmadığı, bu durumun kamu düzeni ile yakından ilgili olduğu, çünkü nüfus kayıtlarının yanlış olarak düzenlenmesine sebebiyet verildiği anlaşıldığından mezkur 2709 Sayılı Anayasamızın maddesine de aykırı olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
2709 Sayılı Anayasamızın 13. maddesi; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmünü içermektedir. 4721 Sayılı TMK'nın 286/1 fıkrası ile 2709 Sayılı Anayasamızın 13. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; nüfus kayıtlarında baba olarak görünen kişinin dava açmaya yanaşmadığı durumda 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 286/1 fıkrasındaki hakkın küçük tarafından da kullanılabildiği, bu konuda kendisine temsil kayyımının atanmasının gerektiği, fakat kayden nüfus kayıtlarında baba olarak görünen kişinin soy bağının iptali davası açmaya yanaşmadığında bu kötü niyetinin yasa maddesi tarafından korunmasına sebebiyet verildiği, dolayısı ile 2709 Sayılı Anayasamızın 13. maddesinde düzenlenen ve temel hak ve hürriyetler içinde yer alan dava açma hakkının biyolojik baba açısından engellendiği, bu durumun Anayasanın sözüne ve ruhuna aykırı olduğu gibi ölçülülük ilkesine de aykırılık teşkil ettiği açıktır. Bu nedenle mezkur maddenin iptali gerekmektedir.
2709 Sayılı Anayasamızın 36. maddesi; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmünü içermektedir. 4721 Sayılı TMK'nın 286/1 fıkrası ile 2709 Sayılı Anayasamızın bu maddesi birlikte değerlendirildiğinde; nüfus kayıtlarında baba olarak görünen kişinin dava açmaktan içtinap ettiğinde biyolojik babanın davasının usulden reddine karar verildiği, bu durumda yargı mercileri önünde hak dile getirmenin ve de iddia ve savunmada bulunmanın engellendiği çok açık şekilde bellidir. Kanun koyucunun dava açma hakkını sınırlaması nedeni ile biyolojik babanın belirtilen davayı açma hakkı elinden alındığı için 2709 Sayılı Anayasamızın 36. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkına ulaşması da engellenmiş durumdadır. Bir an için aile birliğinin zedelenebileceği öngörülse de diğer bir tabirle tarafların evlilikleri sırasında üçüncü bir kişinin çocuk ile ilgili babalık iddiasında bulunması durumunda mevcut durumun tarafların geçimlerini zedeleyebileceği, birbirlerine olan güven duygularını eksiltebileceği tartışılsa da yapılan eylemin kötü niyetten kaynaklanması durumunda tarafların yine hukuk yolunu kullanarak Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanununun manevi tazminat ile ilgili hükümlerini kullanarak gerçeğe aykırı şekilde babalık iddiasında bulunan kişiye karşı dava açma haklarını kullanarak yapılan yanlışı düzeltme imkanları da mevcut olduğu gözetildiğinde Anayasamızın yukarıda belirtilen maddeleri ve 36. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkının üstün gelmesinin gerektiği ve belirtilen gerekçelerle 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 286/1 fıkrasının iptalinin gerektiği kanaatine varıldığından yasal gereği Türk Milleti Adına talep olunur.”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_anayasa
Taranan Tarih: 28.01.2026 03:08:50