Anayasa Norm Denetimi: 2021-78 Sayılı 04-11-2021 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - İptal
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Anayasa Mahkemesi Kararı
4 Kasım 2021
II. İNCELEME SONUÇLARI
| Normun Numarası – Adı | Madde Numarası | İnceleme Türü – Sonuç | Sonucun Gerekçesi | Dayanak Anayasa Hükümleri | Erteleme Süresi |
|---|---|---|---|---|---|
| 213 Vergi Usul Kanunu | 340 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 36 | |
| 4369 Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanunu, Gider Vergileri Kanunu, Emlak Vergisi Kanunu, Veraset Ve İntikal Vergisi Kanunu, Motorlu Taşıtlar Vergisi Ka | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 36 | |
| 213 Vergi Usul Kanunu | 359/b | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 2 | |
| 5728 Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun | 276 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 2 | |
| 213 Vergi Usul Kanunu | 359/son | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 36 | |
| 5728 Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun | 276 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 36 | |
| 213 Vergi Usul Kanunu | 367/5 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 36 | |
| 5728 Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun | 280 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 36 | |
| 213 Vergi Usul Kanunu | 367/6 | Esas - İptal | Anayasaya esas yönünden aykırılık | 36 | |
| 5728 Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun | 280 | Esas - İptal | Anayasaya esas yönünden aykırılık | 36 |
Esas Sayısı : 2019/4 Karar Sayısı : 2021/78
“18. 10.1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu düzenlenmiştir.
Hukuk devletinin bir gereği olan hukuki güvenlik ilkesi, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (Anayasa Mahkemesi 26.12.2013 gün ve E.2013/67, K2013/164)
Hukuk devleti ilkesi ve ceza hukukunun temel ilkeleri arasında yer alan ne bis in idem ilkesinin yer aldığı Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi’ne ek 7 no.lu Protokol 08.04.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 28.3.2016 tarihli ve 2016/8717 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanmış ve 01.08.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Ülkemiz yönünden de 01.08.2016 tarihi itibarıyla Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesine ek 7 no.lu Protokolün içerdiği hak ve güvenceler Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi’ne ek hak ve güvenceler olarak işlem görmeye başlamıştır.
Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesine ek 7 Numaralı Protokolün 4. maddesinde düzenlenmiş olan ne bis in idem ilkesinin uygulanmasına yönelik olarak Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi’nce verilmiş olan kararlar incelendiğinde, Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin, mükerrerlik kavramıyla ilgili içtihadının “yargılamalar arasında esas ve zaman bakımından yakın bir bağlantı olması” ölçütünün yorumuna göre şekillendiği anlaşılmaktadır.
Nitekim, Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi A ve B/Norveç kararında “içerik ve süre yönünden yakın bağlantılı olma” ölçütünün unsurlarını belirlemiştir.
A ve B/Norveç kararında AIHM farklı yaptırımların bütünlüklü amaçlara yönelik olmasını, birden çok yargılama (cezai/idari) sürecinin Öngörülebilir olmasını ve yargılama süreçlerinin karşılıklı etkileşime açıklığı ile delillerin toplanması ve değerlendirilmesi açısından mümkün olduğunca tekrara yer vermemesini, ilk bitirilen yargılamanın sonucunun, ikinci yargılamada dikkate alınmasını içerik ve süre yönünden yakın bağlantılı olma ölçütünün unsurları olarak vurgulamıştır.
213 sayılı Kanunun itiraza konu edilen 340. maddesinin birinci fıkrası gereğince, 213 sayılı Kanunda yazılı vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları ile 359. maddede ve diğer kanunlarda yazılı cezalar; içtima ve tekerrür hükümleri bakımından birleştirilemedikleri, 359.maddenin son fıkrası gereğince, kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında 359. maddede yazılı cezaların uygulanmasının 344. maddede yazılı vergi ziyaı cezasının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmemesi ile aynı Kanunun 366.maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 359. maddede yazılı suçlardan dolayı cezaya hükmedilmesinin, vergi ziyaı cezası veya usulsüzlük cezalarının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmeyeceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle vergi hukuku mevzuatımızda aynı eylem hem suç hem de kabahat olarak nitelendirildiği için vergi mükelleflerine vergi ceza yaptırımı yanında hürriyeti bağlayıcı ceza da uygulanabilmektedir.
Gene, 213 sayılı Kanunun 344. maddesinde vergi kaçakçılığı suçlarından birinin işlenmesi yoluyla vergi ziyama sebep olunması halinde ziyaa uğratılan verginin üç katı kadar ceza kesilmesi öngörülmekte bu halde vergi ziyaı cezasına ilişkin yargılamaya idari yargıda (vergi mahkemesinde) vergi kaçakçılığı suçuna ilişkin yargılamaya ise adli yargıda (ceza mahkemesinde) birbirinden farklı iki yargılama süreci olarak devam edilmektedir.
213 sayılı Kanunun 367. maddenin son fıkrasında ceza mahkemesi kararlarının vergi cezalarını uygulayacak makam ve mercilerin işlem ve kararlarına etkili olmadığı gibi, bu makam ve mercilerce verilecek kararların da ceza hakimini bağlamayacağı düzenlenmiş olduğundan, yargı uygulamasında vergi mahkemesi ile ceza mahkemesi arasında da bir etkileşim söz konusu olmamaktadır.
Nitekim yerleşik Danıştay içtihatı uyarınca ceza mahkemesi karan hükme esas alınamadığından ceza yargılamasından berat etmiş bir sanığa mükellef sıfatıyla kayba uğratılan verginin üç katı (tekerrür uygulandığı hallerde dört buçuk katı) oranında kesilen vergi ziyaı cezası mevzuata uygun bulunabilmektedir.
Somut norm denetimine konu kanun düzenlemeleri gereğince aynı eylem hem suç hem de kabahat olarak nitelendirildiği için vergi ceza yaptırımı yanında hürriyeti bağlayıcı cezanın da kesiliyor olması, gene aynı fiilden kaynaklanan yargılamalar sonucunda verilecek kararların birbiri ile çelişen sonuçlar içermesi halinde dahi birbirini bağlamayacak olması karşısında, ilgili düzenlemelerin hukuki güvenlik ilkesine dolayısıyla; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2.maddesinde düzenlenmiş olan hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
SONUÇ VE TALEP
Üstte yer verilen gerekçeler veri alındığında itiraz konusu 4/1/1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 340.maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu kanunda yazılı vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları ile 359 uncu maddede ve diğer kanunlarda yazılı cezalar; içtima ve tekerrür hükümleri bakımından birleştirilemez.” düzenlemesi, 359.maddesinin son fıkrasında yer alan, “Kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında bu maddede yazılı cezaların uygulanması 344 üncü maddede yazılı vergi ziyaı cezasının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmez.” düzenlemesi ile aynı Kanunun 367.maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “359 uncu maddede yazılı suçlardan dolayı cezaya hükmedilmesi, vergi ziyaı cezası veya usulsüzlük cezalarının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmez.” gene beşinci fıkrasında yer alan “Ceza mahkemesi kararları, bu Kanunun dördüncü kitabının ikinci kısmında yazılı vergi cezalarını uygulayacak makam ve mercilerin işlem ve kararlarına etkili olmadığı gibi, bu makam ve mercilerce verilecek kararlar da ceza hâkimini bağlamaz” düzenlemelerinin Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 340. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu kanunda yazılı vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları ile 359 uncu maddede ve diğer kanunlarda yazılı cezalar; içtima ve tekerrür hükümleri bakımından birleştirilemez.” düzenlemesi, 359. maddesinin son fıkrasında yer alan, “Kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında bu maddede yazılı cezaların uygulanması 344 üncü maddede yazılı vergi ziyaı cezasının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmez “ düzenlemesi ile aynı Kanunun 367. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “359 uncu maddede yazılı suçlardan dolayı cezaya hükmedilmesi, vergi ziyaı cezası veya usulsüzlük cezalarının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmez.” gene beşinci fıkrasında yer alan “Ceza mahkemesi kararları, bu Kanunun dördüncü kitabının ikinci kısmında yazılı vergi cezalarını uygulayacak makam ve mercilerin işlem ve kararlarına etkili olmadığı gibi, bu makam ve mercilerce verilecek kararlar da ceza hâkimini bağlamaz” düzenlemelerinin Anayasa’nın 2. maddesine ay kın olduğu gerekçesiyle iptalinin istenilmesine, dava dosyasının tüm belgelerinin onaylı sureti ile karar aslının Anayasa Mahkemesine sunulmasına, iş bu karar ile dosya suretinin Anayasa Mahkemesi’ne ulaşmasından itibaren 5 ay süre ile karar verilinceye kadar davanın bekletilmesine 14/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_anayasa
Taranan Tarih: 28.01.2026 03:10:58