SoorglaÜcretsiz Dene

Anayasa Norm Denetimi: 2021-26 Sayılı 31-03-2021 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - İptal

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Anayasa Mahkemesi Kararı

Karar Tarihi

31 Mart 2021

II. İNCELEME SONUÇLARI

Normun Numarası – AdıMadde Numarasıİnceleme Türü – SonuçSonucun GerekçesiDayanak Anayasa HükümleriErteleme Süresi
5271 Ceza Muhakemesi Kanunu250Esas - İptalAnayasaya esas yönünden aykırılıkAnayasa'nın 9., 38., 138. ve 140. maddeleriyok
7188 Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazi Kanunlarda Değişiklik Yapilmasina Dair Kanun23Esas - İptalAnayasaya esas yönünden aykırılıkAnayasa'nın 9., 38., 138. ve 140. maddeleriyok

“...

İTİRAZ KONUSU ANAYASAYA AYKIRILIK SORUNUNU MAHKEMEMİZ DEĞERLENDİRMESİNDE:

Ceza hukukunun, toplumun kültür ve uygarlık düzeyi, sosyal ve ekonomik yaşantısıyla ilgili bulunması nedeniyle suç ve suçlulukla mücadele amacıyla ceza ve ceza muhakemesi alanında sistem tercihinde bulunulması Devletin ceza siyasetiyle ilgilidir. Bu bağlamda ceza hukukuna ilişkin düzenlemeler bakımından kanun koyucu Anayasa’nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, soruşturma ve yargılamaya ilişkin olarak takdir yetkisine sahiptir. Nitekim, işbu kaide göz ardı edilmeksizin; Mahkememizce, Saygıdeğer Yüksek Mahkemenize, iptal konusu cezai usul işlemlerini tanımlar; Seri Muhakeme Usul müessesesinin, işaret olunacak ve dahi yerleşmiş içtihatlar marifetiyle temas olunmak suretiyle; Anayasa’ya, Ceza Hukuk Prensip ve ilkelerine aykırılığı sonucuna yol açabilecek unsurlarını; müessese bütünlük arz ettiğinden bahisle anılı madde nazarında izahı yoluna gidilmek suretiyle gerekçelendirilmesi sağlanacaktır.

Anayasa Madde 9 'Yargı Yetkisi' Yönünden Aykırılık Teması;

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında tariflendiği üzere; “Her şahıs ... yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından ... davasının dinlenilmesi hakkına sahiptir.” Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı, Anayasa’nın 36 maddesinde işaret olunan adil yargılanma hakkının esasıdır. İşbu husus harici Anayasa devam eden 37 maddesinde ‘Kanuni Hakim Güvencesi’ni tesis etmiş; nitekim, Anayasa’nın 138.,139.,140. maddeleri ile de prensip desteklenmiştir.

Anayasal Hukuk Devleti bağlamında hüküm organı kılınan mahkemenin yargılama faaliyeti yükümlülüğü aynı zamanda inceleme yetkisini de birlikte kılar; “Hüküm organı mahkemenin somut vakayı/dava konusunu hem maddi, hem hukuki açıdan inceleme yetkisine sahip bulunması gerekmektedir.”(Belilos/Switzerland, Zumtobel/Austria) , “Bir mahkemenin verdiği kararın yerine getirilip getirilemeyeceğine başka bir yetkili merci karar veriyorsa, uyuşmazlığı veya suç isnadını karara bağlayanın bir ‘mahkeme’ olduğu söylenemez.”(Findlay/UK)

Saygıdeğer Yüksek Mahkeme de, istikrar kazanan mahkeme tanımlama ölçütlerinde “... ilgili karar organının mahkeme olarak nitelendirilebilmesi için ... dava konusu olayı hem maddi, hem de hukuki açıdan inceleme yetkisine sahip olmasını aradığını ve dava konusunu bağlayıcı bir şekilde sonuçlandırma yetkisinin bulunmasını” gerekli gördüğünü tespit etmiştir.

Yargı Yetkisi başlıklı Anayasa madde 9 “Yargı Yetkisi Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” emri tesis olunmakla; Seri Muhakeme Usulü başlıklı Ceza Muhakemesi Kanunu 250 maddesinde;

(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.

(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.

(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.

(7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez.

(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;

a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,

b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,

c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,

d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,

e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,

f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,

g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,

h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri, gösterilir.

(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.”

Fıkraları mucibince; izah olunan usuli işlemlerin Yargı Yetkisi’ne aykırı olabileceği ve dahi yargılama faaliyetinin yegane yükümlüsü ve yetkilisi mahkemelerden bağışık vaziyette icra olunabileceği hususunda kanaat oluşabilecektir. Şöyle ki, Anayasa’nın 37. maddesi “hiç kimseyi tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.” emrini vermekle; işbu husus, Temel Hak ve Ödevler başlığında vücut bulmuştur. Nitekim, böylelikle Anayasa madde 37 Anayasal yasak biçiminde düzenlenmiş bulunduğundan ‘Sınırlanma Rejimi’ne tabi değildir.

Saygıdeğer Yüksek Mahkeme, 37. maddenin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 6 ve Anayasa madde 36’da yer alan “Adil Yargılanma Hakkının” ögesi olan “kanuni, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma” hakkının temelini oluşturduğunu belirterek adil yargılanma hakkı ile madde 37 arasındaki açık bağı teyit etmektedir. (2002/170 E. 2004/54 K. T. 05/05/2004)

Seri Muhakeme Usulü başlıklı Ceza Muhakemesi Kanunu 250/9 ile düzenlenen “Mahkeme ... talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar” normunun yukarıda izah olunan aykırılığı sonucunu doğurabileceği kanaatine varılmıştır. Nitekim, kişinin yargılandığı mahkeme bağımsız değilse, daha en baştan adil bir yargılamadan söz edilemeyeceği kuşkusuzdur. “Mahkemelerin ve hakimlerin bağımsızlığı adil yargılanmanın en temel unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesinin birinci fıkrasında da, adil yargılanma hakkı tanımlanmış ve herkesin, ‘yasal, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme’ tarafından yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Hakimin tarafsızlığı yeterli değildir. Aynı zamanda tarafsızlığından kuşku da duyulmamalıdır. Anayasa'’ın 36. Maddesinin ve AİHS’nin 6. Maddesinin koruması altında olan, içerik olarak adil bir karar verilip verilmediğiyle birlikte, adil bir karar verilebilmesi için gerekli koşulların sağlanıp sağlanmadığıdır.” (2010/32 E. 2011/105 K. T. 16/06/2011) açıklamaları ışığında yargısal faaliyet ölçütlerini işaret etmiştir.

Nitekim Mahkememizce, iptali yönünde Somut Norm Denetimi yolu işletilen; CMK madde 250 Seri Muhakeme Usulü başlıklı normun 9. fıkrası “... talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatlarında ifade bulan Mahkemelerin “nesnel tarafsızlık” ilkesine de aykırılık teşkil edebilecektir. “Nesnel tarafsızlık, kurum olarak mahkemenin kişide bıraktığı izlenimi dikkate almakla; mahkemenin hak arayanlara güven veren tarafsız bir görünüme sahip olması, tarafsızlığı sağlamak için alınmış olan tedbirlerin, mahkemenin tarafsızlığı konusunda makul her türlü kuşkuyu ortadan kaldırır nitelikte olmasıdır.” (Hauschildt/Denmark)

Nitekim, Saygıdeğer Yüksek Mahkemeniz dikkatine arz olunan bir diğer husus ise, CMK nın 250 madde ile tanzim olunan, 'Seri Muhakeme Usulünde' işaret olunan 4. fıkra dahilinde “Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.” emrinin, açıkça yargılama ve hüküm tesis etme yönünden inceleme ve delillere temas etme, buna istinaden yaptırım belirleme hak ve yetkisinin Cumhuriyet Savcılarına tevkili; yukarıda izah olunan hususlar dahilinde de 'Yargı Faaliyetinin' iddia makamına yükümlenmesi hasebiyle Anayasa 9 madde hükmüne aykırılık teşkil edebilecektir.

Saygıdeğer Yüksek Mahkemenize yukarıda mevcut içtihatları ile de vücut bulan ilkeleri mucibince; iptali talep olunan normun yargı yetkisini mahkemeler dışında bir kuruma/mercie aktarmasının Anayasal prensiplere aykırı olabileceğini; Talepname marifetiyle kurulacak hükmün de; delillere temas etmeksizin, huzurda tartışılmaksızın; önemle ifade edilmelidir ki; yargılama faaliyeti gerçekleştirilmeksizin tesisi sakıncasını doğurabileceği hususu arz olunmaktadır.

Adil Yargılanma Hakkı Yönünden Anayasaya Aykırılık Teması;

I) Yasa Metinleri

Anayasa madde 36

Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.

Anayasa madde 37

Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.

Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz

Anayasa madde 38

Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez. Ceza sorumluluğu şahsidir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md; Mülga fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) (Değişik onuncu fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.13 İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir. (Değişik son fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez

Anayasa madde 141

Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir. Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur. Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.

04/122004 tarihli 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu;

Madde 250 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.)

(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

1- Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),

2- Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170),

3- Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),

4- Gürültüye neden olma (madde 183),

5- Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),

6- Mühür bozma (madde 203),

7- Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),

8- Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),

9- Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268), suçları.

b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.

c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.

d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.

e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.

(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.

(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.

(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.

(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.

(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.

(7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez.

(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;

a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,

b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,

c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,

d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,

e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,

f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,

g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,

h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri, gösterilir.

(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.

(10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.

(11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz.

(12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik hâllerinde uygulanmaz.

(13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz.

(14) Dokuzuncu fıkra kapsamında Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir.

(15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir

Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliği Madde 15

(1) Mahkemece Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda kurulan hükme genel hükümler çerçevesinde itiraz edilebilir.

II) Adil yargılanma hakkında aykırılık teması yönünden değerlendirmeler;

Anayasal Adil Yargılanma hakkına aykırı olabileceği kanaatine varılan; CMK 250 Seri Muhakeme Usulünde; mahkemece tesis olunan kararın, Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliği 15. madde uyarınca; Olağan Kanun Yollarından İtiraz Yoluna tabi olduğu; nitekim, CMK 271/4 gereği itiraz neticesi kurulacak merci hükmü, kesin hüküm mahiyetinde olacak olup; “Gerekçe”si ilgili mahkeme tarafından kurulmayan hüküm yönünden itiraz merci, usuli inceleme yapmakla; kararı, kesin hüküm haline, gerekçeden yoksun olmak suretiyle getirebilecektir.

“İnsanın bilme isteğine dayanan ve bu nedenle bir kavram olarak kökü çok eskilere uzanan gerekçe, zamanla bir temel hak halini almıştır. Gerekçeli karar hakkı, günümüzde adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak kabul edilmektedir. Nitekim söz konusu hak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesine dayalı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının yanı sıra mevzuat ve uygulamalarla hukukumuzda da korunmaktadır. Gerekçenin, karar vereni daha dikkatli olmak zorunda bırakması, yargı kararlarının denetlenebilmesi ile kararların taraflar ve kamuoyu tarafından benimsenmesini sağlaması ve hukuk bilimini geliştirmesi gibi kendisini vazgeçilmez kılan yararları bulunmaktadır.” (Feridun/Nuhoğlu)

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2014/34227 E. 2018/545 K. T. 18/01/2018 “Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla, keyfiliği önlemek tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Olaylar ve dosyalar ayrı ayrı irdelenmeden ve değerlendirilmeden, genel ifadelerle ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması hukuka aykırıdır.” demek suretiyle, Ceza Hukuku Prensipleri ışığında, ilamların gerekçeden yoksun vücuda getirilmesinin doğurabileceği sıkıntıları ve dahi denetime olanak sağlayamayabileceğini işaret etmiştir.

Bu kapsamda, kesin hükmün “güçlü ve zorlayıcı nitelikteki koşullar” olmaksızın olağanüstü kanun yolu ile bozulması, hukuki kesinlik ilkesine de aykırılık teşkil edebilecektir. Anayasa’nın 36 maddesinde hak arama özgürlüğünün yasayla sınırlanabilmesine yönelik bir düzenleme de yer almamış, sınırlama sebebi öngörülmemiş, böylece yasa koyucuya sınırlama yetkisi verilmemiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 6 çerçevesinde adil yargılanma hakkı, sadece ilk derece mahkemesi bakımından değil kanun yolları bakımından da geçerlidir. Her ne kadar “ .. temyiz yani iki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme’nin ve buna ek protokollerin herhangi birinin kapsamına da girmemektedir.” (AYM/Ali Pakkan Başv.) şeklinde Yüksek Mahkeme hüküm tesis etmiş ise de, şüphesiz anılı değerlendirme; kesin hükmün gerekçesiz ve denetlenebilir niteliğinden mahrum olmasının doğurabileceği sakıncaları korumamaktadır.

“Anayasa’nın 36/2 maddesinin 2. fıkrası hükmü mahkemeye hem maddi hem de hukuki yönden önüne gelen davayı inceleme YÜKÜMLÜLÜĞÜ vermektedir. Mahkemenin maddi yönden davayı ele alma yetkisini sınırlayıcı düzenlemeler madde 36/2’ye aykırı olacaktır.” (AYM 2005/134 E. 2009/3 K.T.08/1/2009)

Saygıdeğer Yüksek Mahkemece tesis olunan “... Başka bir ifadeyle mahkemeye erişim hakkı dava açma hakkı ile sınırlı olmaksızın taraflara dava konusunu oluşturan tüm taleplerin esasının incelenerek değerlendirilmesini isteme hakkı sağlar.” (Medikal Kozmetik ve Dış. Tic. Ltd. Şti. başv.) hükümde de işaret edildiği üzere mahkemece gerçekleştirilecek yargılama faaliyeti neticesinde mutlak suretle esas incelenmeli ve hüküm değerlendirilen maddi vakada kurulan kanaate göre gerekçelendirilmelidir.

Gerekçesiz, delilleri değerlendirilmeden ve dahi maddi vakaya dokunmaksızın tesis olunan hükümde mahkemenin yükümlülüğünü yerine getirdiğinden bahsetmek hukuki yönden tartışmalı olacaktır.

NETİCE VE TALEP

17/10/2019 tarihli 7188 sayılı Kanunun 23. maddesi ile Seri Muhakeme Usulü Başlığı ile Birlikte 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda madde 250 kapsamında Yeniden düzenlenen; 02/07/2012 tarihli 6352 sayılı yasanın 105. maddesini mülga eden; usuli hükmün; Anayasa’nın 9., 36., 37., 38., 90., 138., 139., 140. ve 141. maddelerine aykırılığı sebebiyle ilgili yasa değişikliğinin iptaline karar verilmesini saygılarımla arz ederim.”

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

muhakemesiyenidentalebidirtarihlibirlikteitirazınkanun’unbaşlığıaykırılığıiptalinemaddelerinedüzenlenenkonusuanayasa’nınsürülerekkanunu’nunmaddesiylemaddesinin

Kaynak: karar_anayasa

Taranan Tarih: 28.01.2026 03:11:55

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim