SoorglaÜcretsiz Dene

Anayasa Norm Denetimi: 2019-87 Sayılı 14-11-2019 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - Ret

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Anayasa Mahkemesi Kararı

Karar Tarihi

14 Kasım 2019

II. İNCELEME SONUÇLARI

Normun Numarası – AdıMadde Numarasıİnceleme Türü – SonuçSonucun GerekçesiDayanak Anayasa HükümleriErteleme Süresi
5237 Türk Ceza Kanunu57/5Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunluk5, 10, 17Yok
57/4Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunluk5, 10, 17Yok
57/3Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunluk5, 10, 17Yok
57/2Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunluk5, 10, 17Yok
57/1Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunluk19Yok
32/1Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunluk19Yok

“...

Sanık ... hakkında katılana karşı cinsel taciz suçundan açılan sürdürülen yargılaması sonucunda, her ne kadar sanık hakkında düzenlenen ...Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 22/02/2019 tarih ve 3306 sayılı Sağlık Kurulu raporunda sanığın bipolar mizaç bozukluğu nedeniyle TCK'nın 32/1. maddesinden yararlanacağı ve TCK'nın 57/1 maddesi koruma ve tedavi gerekeceği belirtilmiş ve sonuç olarak mahkememizi bağlayan bu rapor açısından bu doğrultuda karar verilmesi gerektiği gündeme gelmiş ise de,

Akıl hastası olmayan kişilerin işlediği suçlarla ilgili almış oldukları cezaları (özellikle hapis cezaları), 5275 sayılı İnfaz Yasası uyarınca çektikleri ve bu anlamda mağdur haklarının ve ceza süresince yeniden suç işlemeleri de önlenilerek (hapis cezalarının dışında da, tedbir, HAGB ve erteleme kurumlarına uyulmaması durumunda karşılaşacakları yaptırımlarla) toplum düzeninin korunduğu izahtan varestedir. Ancak, suç işleyen kişilerin akıl hastası olması durumunda ise, TCK'nın 57/1-2-3-4-5. maddelerinde görüleceği üzere yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınmakla birlikte, akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi durumunda, mahkeme veya hakim kararıyla serbest bırakılabileceği, bazı durumlarda da tıbbi kontrolle takibinin gerektiği düşünülürse, belirli süre ve aralıklarla kontrolü sağlanarak, sanığın akıl hastalığı nedeniyle toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında yeniden hazırlanan rapora dayanılarak güvenlik tedbirine hükmedilebileceği düzenlenmiştir.

Ülkemizde çoğu zaman yazılı ve görsel basına yansıdığı üzere, akıl hastası olup suç işleyen kişilerin, yerleştirildikleri kurumların fiziki yetersizlik ve benzeri nedenlerle zorunluluktan kaynaklı, belirli bir süre koruma ve tedavi altına alınsalar da, yeterli süre geçmeden ve sadece ilgili kurumca toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi durumunda mahkeme veya hakim kararıyla serbest bırakılmaları durumunda, yeniden aynı veya benzer suçları işlemeye devam ettikleri, bazen de ellerinde sallama, bıçak, tüfek ve benzeri ile mahallede gelip geçen çocuk, genç yaşlı, kadın, erkek bir çok insana alenen saldırdıkları yine izahtan vareste bilinen bir durumdur. Yine, örneğin adam öldürme suçunu işleyen akıl hastası sanığın, tam olarak iyileşmeden salıverilmesi durumunda, gerek mağdur yakınlarında oluşturacağı üzüntü, gerekse toplum açısından oluşturacağı tehlikede izahtan varestedir.

Öyleyse çözüm ne olmalıdır? Elbette ki, TCK'nın 32/1. fıkrasındaki akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmemesi, evrensel ceza hukuku ilkelerinden olsa da, akıl hastalığı tamamen iyileşmeden ve ceza süreleri dolmadan tekrar topluma salıverilmelerinin, toplum açısından oluşturduğu ve oluşturacağı tehlikelerde, kamu yararına ve dolayısıyla konusu insan olan mağdur haklarına aykırılığa ve bu durumun akıl hastası olan ve olmayan taraflar arasında eşitsizliğe neden olacağı düşünülmüştür. Başka bir açıklamayla, suç işleyen ve suç tarihinde akıl hastası olan sanıklar, akıl hastalıkları tamamen iyileşmeden veya akıl hastalıklarının iyileşmemesi durumunda ise, ceza süreleri dolmadan tekrar topluma salıverilmemeli ve akıl hastası olmayan sanıklar gibi, 5275 sayılı İnfaz Kanununda öngörülen ceza süreleri doluncaya kadar, yine evrensel ceza hukuku ilkesi olan mağdur haklarının korunması ve kamu yararı açısından devletimizce yeteri kadar yapılacak yüksek güvenlikli sağlık kurullarında tedavi ve koruma altında tutulmalıdırlar.

Kaldı ki, TCK'nın 32/2.fıkrası uyarınca işlediği fille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış kişiye ceza süresi aynı olmak koşuluyla, mahkum oldukları cezayı TCK'nın 57/6. fıkrası uyarınca kısmen veya tamamen mahkeme kararı ile akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak ta uygulanabilmektedir. Bu anlamda TCK 32/1 maddesi ile, durumu daha ağır olan akıl hastası olanlar için daha erken çıkma imkanı varken, 32/2. fıkra son cümlesi ve 57/6. fıkra uyarınca durumu daha hafif olan işlediği fille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış kişinin cezasının tamamını akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak ta çekmesi mümkün olduğundan, bu maddeler arasında da uygulama açısından eşitsizlik olduğu görülmüştür.

Yukarıda açıklanmaya çalışılan nedenlerle TCK'nın 32/1. fıkrasındaki akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilemeyeceği; ancak bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunacağına ilişkin maddesi ile, buna bağlı olarak düzenlenen TCK'nın 57/1-2-3-4-5. maddelerinin, 1982 Anayasasının 5. maddesinde düzenlenen devletin toplumun refah ve huzurunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal ekonomik ve sosyal engellleri kaldırmaya, insanının (mağdurun veya sanığın) maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışması gerektiği, 10. maddesinde düzenlenen herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, din, mezhep ve benzeri (akıl hastası olan ile olmayan) sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, devletin bu eşitliğin hayata geçmesi ile yükümlü olduğu, eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğu, (akıl hastası sanıkların, mağdur haklarının korunması ve kamu yararı açısından devletimizce yeteri kadar yapılacak yüksek güvenlikli sağlık kurullarında tedavi ve koruma altında tutulmalarını sağlamak),

Yine, 11/2. maddesinde düzenlenen kanunların Anayasaya aykırı olamayacağı, 17. maddesinde düzenlenen herkesin (mağdurlar ve sanıklar) yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkında sahip olduğu, 19. maddesinde düzenlenen herkesin (dosyamıza özgü olarak, özellikle mağdurların) kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğu ve son olarak ta, 20. maddesinde düzenlenen, herkesin (dosyamıza özgü olarak, özellikle mağdurların) özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini istemek hakkına sahip olduğu ve gizliliğine dokunulamayacağı ilkelerine aykırı olduğu anlaşılmakla, Anayasanın 152/1. fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davanın geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

KARAR :

1-Sanık ... hakkında katılana karşı cinsel taciz suçundan açılan sürdürülen yargılaması sonucunda, her ne kadar sanık hakkında düzenlenen Adana Dr. EkremTok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 22/02/2019 tarih ve 3306 sayılı Sağlık Kurulu raporunda sanığın bipolar mizaç bozukluğu nedeniyle TCK'nın 32/1. maddesinden yararlanacağı ve TCK'nın 57/1 maddesi koruma ve tedavi gerekeceği belirtilmiş ise de,

TCK'nın 32/1. fıkrasındaki akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilemeyeceği ancak bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunacağına ilişkin maddesi ile, buna bağlı olarak düzenlenen TCK'nın 57/1-2-3-4-5. maddeleri, 1982 Anayasasının 5, 10, 11/2, 17, 19, 20. maddelerine aykırı olmakla, Anayasanın 152/1. fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davanın GERİ BIRAKILMASINA,

2- Dosyanın Anayasa Mahkemesine ulaşmasından itibaren 5 ay içinde karar verilirse karara göre, karar verilmezse mevcut düzenlemeye göre davanın SONUÇLANDIRILMASINA,

3- Ek kararın sanık müdafi ve katılan vekiline TEBLİĞİNE,

4- Dosyanın gölge dosya tutulmak suretiyle Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na GÖNDERİLMESİNE karar verilmiştir.”

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

tarihlikanunu’nunafıkrasınınbmaddelerinenumaralıkonusufıkralarınınanayasa’nınitirazınsürülerekiptallerinetalebidirmaddesininaykırılığı

Kaynak: karar_anayasa

Taranan Tarih: 28.01.2026 03:14:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim