Anayasa Norm Denetimi: 2014-139 Sayılı 11-09-2014 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - İptal
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Anayasa Mahkemesi Kararı
11 Eylül 2014
II. İNCELEME SONUÇLARI
| Normun Numarası – Adı | Madde Numarası | İnceleme Türü – Sonuç | Sonucun Gerekçesi | Dayanak Anayasa Hükümleri | Erteleme Süresi |
|---|---|---|---|---|---|
| 2918 Karayolları Trafik Kanunu | 2/3 | Esas - İptal | Anayasaya esas yönünden aykırılık | yok | yok |
| 2/3 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/152 | yok | |
| 2/3 | Esas - İptal | Anayasaya esas yönünden aykırılık | 1982/2 |
,
1982/10
,
1982/38 | yok |
| 6321 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun | 3 | Esas - İptal | Anayasaya esas yönünden aykırılık | 1982/2
,
1982/10 | yok |
| | 3 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2
,
1982/10
,
1982/38 | yok |
| | 3 | Esas - İptal | Anayasaya esas yönünden aykırılık | 1982/2
,
1982/10
,
1982/38 | yok |
"...
II- İTİRAZLARIN GEREKÇELERİ
A- E.2014/52 sayılı başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
"Davacı ... ŞTİ. tarafından .plakalı aracının trafikten 60 gün süreyle men edilmesi ve adına 2.102.-TL trafik para cezası verilmesinden dolayı İSTANBUL VALİLİĞİ'ne karşı 08.10.2013 tarihinde açılan davada, bahse konu idari yaptırımların uygulanmasına dayanak teşkil eden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ek 2. maddesine 31.05.2012 tarih ve 6321 sayılı Kanunun 3. maddesi ile eklenen 'İlgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın, belediye sınırları dâhilinde ticari amaçlı yolcu taşıyan kişiye, araç sahibine, bağlı bulunduğu durak, işyeri ve işletmelerin sorumlularına birinci fıkrada gösterilen idari para cezası üç kat olarak, fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tekerrürü halinde ise beş kat olarak uygulanır. Ayrıca, araç her defasında altmış gün süre ile trafikten men edilir. Hükmünün Anayasanın 2. ve 38. maddelerine aykırı olması sebebiyle bu konuda Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
2709 sayılı T.C. Anayasasının 2. maddesinde 'Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.' hükmü yer almaktadır.
Söz konusu anayasal metinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibi idari yaptırımlar açısından da Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin kabahat sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, yaptırımın ağırlaştırıcı ve hafifleştirici nedenlerinin belirlenmesi gibi konularda kanun koyucunun takdir yetkisine sahip olduğu muhakkaktır.
Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrasında, "Ceza sorumluluğu şahsidir." denilerek herkesin, kendi eyleminden sorumlu tutulacağı, başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayı cezalandırılmayacağı kabul edilmiş bulunmaktadır.
Söz konusu hüküm ile Anayasada ifade bulan ceza sorumluluğunun şahsiliği, bilindiği üzere ceza hukukunun temel kurallarından olup, idari yaptırım öngören yasa normlarında da söz konusu ilke ile güdülen amacın yani bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmaması hususunun dikkate alınması gerekmektedir. Başka bir ifade ile bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulmaması, asli ve fer'i failden başka kişilerin bir suç/kabahat sebebiyle cezalandırılmamaları gerekmektedir. Nitekim, Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrası ile ilgili gerekçede de, "...fıkra, ceza sorumluluğunun şahsi olduğu; yani failden gayri kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılmayacağı hükmünü getirmektedir. Bu ilke dahi ceza hukukuna yerleşmiş ve 'kusura dayanan ceza sorumluluğu' ilkesine dahil, terki mümkün olmayan bir temel kuralıdır." denilmekte olup, Anayasanın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmaması da idari yaptırımlarında bu maddede öngörülen ilkelere tâbi olduğunu göstermektedir.
Mahkememiz nezdindeki ihtilaf konusu işlemlere dayanak alındığı görülen itiraz konusu kural uyarınca, araç maliki, işletmesinin faaliyet alanı ile ilgili olarak mülkiyetindeki . plakalı aracı kira sözleşmesi uyarınca belirli bir süre (12 aylığına) ile kiralaması sonrası, araç kiralayan şahsın 2918 sayılı Kanunun ek 2. maddesinde izin belgesi almaksızın korsan taşımacılık yaptığının tespiti üzerine eylemden haberi olmayan araç sahibinin kusurunun bulunup bulunmadığı-iradesinin olup olmadığı dikkate alınmaksızın yaptırıma (aracının 60 gün süreyle trafikten men edilmesi ve adına aynı hüküm uyarınca 2013 yılı için 2.102.-TL para cezası ile cezalandırılması) tabi tutulmuştur.
Aracı kiralamak suretiyle zilyetliğinde bulunduran şahsın sarih beyanı yahut trafik polisince ticari amaçlı kullanım olarak değerlendirilmesi halinde tescil plakası sahiplerinesadece ruhsat sahibi olmaları nedeniyle işlemediği bir fiilden dolayı yaptırım uygulanması cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Sonuç olarak görülmektedir ki, iptali istenen söz konusu kanun hükmü uyarınca, bir kimsenin icrai (izin almaksızın ticari amaçlı yolcu naklinde kullanması için kiralama yoluyla araç tedarik ve teşvik etme vs...) veya ihmali (göz yumma vs...) herhangi bir hareketi olmasa veya tespit edilemese dahi sadece araç sahibi olmasından dolayı başkasının bir fiili nedeniyle yaptırıma maruz kalması söz konusu olmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 2709 sayılı T.C.Anayasasının 2. ve 38/7. maddesine aykırılık teşkil eden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ek 2. maddesinin 3. fıkrasında yazılı 'araç sahibine', 'işyeri ve işletmelerin sorumlularına', 'birinci fıkrasında gösterilen idari para cezası üç kat olarak' ifadeleri ile söz konusu ifadelerde geçen şahsılara ait motorlu taşıtları kasteden 'Ayrıca, araç her defasında altmış gün süre ile trafikten men edilir.' cümlesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmak gerektiğine mahkememizce 05.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi."
B- E.2014/80 sayılı başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
"4.1.Anayasa 2. Madde (Hukuk Devleti İlkesi)
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Bu bağlamda, hukuk devletinde yasa koyucu, yasaların yalnız Anayasa'ya değil, evrensel hukuk ilkelerine de uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.
Yasakoyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında düzenleme yaparken Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma bağlanacağı konusunda anayasal sınırlar içinde takdir yetkisine sahiptir. Bu yetki, idari yaptırımlar bakımından da geçerlidir. "Bu bağlamda hukuk devletinde, ceza hukuku alanında olduğu gibi idari yaptırımlara ilişkin düzenlemelerde de kuralların, önleme ve iyileştirme amaçlarına uygun olarak ölçülü, adil ve orantılı olması gerekir.
İtiraz konusu kuralda ise izin belgesiz araç kullananlar 2918 sayılı Kanun'un EK 2. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen araçlarını motorlu araç tescil ve trafik belgesinde gösterilen maksadın dışında kullananlar ile sürülmesine izin veren araç sahipleri hakkında uygulanandan daha ağır yaptırımlara tabi tutulmalarını öngördüğünden adalet ve hakkaniyet kurallarına ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesine aykırı bir sonuç doğurmaktadır.
Zira, 2918 sayılı Kanun'un EK 2. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yaptırım, kamuoyunda korsan taşımacılık olarak bilinen, esasen tescil ve trafik belgelerinde hususi olarak kayıtlı araçların ticari amaçla yolcu taşımaları halinde uygulanmakta ve bu yolla kamu düzenin ve yasal olarakticari faaliyet yürüten bireylerin hak ve menfaatlerini korumayı amaçlamaktadır. Bu haliyle, anılan birinci fıkra ile getirilen yaptırım hukuk devleti ilkesine uygun olduğu halde, ikinci cümle ile getirilen düzenleme; yasal olarak faaliyet gösteren ticari araç sahiplerine yasal olmayan faaliyet gösterenlere uygulanan yaptırımın uygulanması sonucunu doğurduğundan hakkaniyete ve hukuk devleti ilkesine uygun değildir.
Ayrıca, ilgili belediyeden alınması gerekli izin belgesinin yasada tanımlanmamıştır. Aksine bu konuda yukarıda yer verilen Büyükşehir Belediyesi Servis Yönergesinde belirlenen Güzergah Kullanım İzin Belgesi ve Diğer Belgelerin alınmaması sonuçta yapılan faaliyetin izinsiz olarak yürütülmesi ve itiraz konusu yasal düzenlemenin uygulanması sonucunu doğurmaktadır.
Bir başka anlatım ile, somut olayda davacının ilgili belediyeden izinsiz faaliyet göstermesi nedeniyle Ek. 2. maddesinin 3. cümlesine göre yaptırım uygulanması, mezkur Servis Yönergesine göre bulundurulması gerekli belgeye sahip olmadığından dolayı anılan düzenleyici işlemin uygulanmasından değil, itiraz konusu ettiğimiz yasal düzenlemenin içeriğinin belirsizliği ve öngörülebilir olmaması, olayda bulundurulmamasının Servis Yönergesinde olduğu gibi diğer düzenleyici işlemler ile ihdas edilen izin belgelerininyasadaki izinsiz taşıma yapma karşılığı yaptırım uygulanmasına neden olabileceği, izinsiz ticari faaliyet eyleminin tespiti konusunda yasallık ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı şekilde idareye geniş bir takdir yetkisi vermiş olmasından kaynaklanmaktadır.
Olayda izin belgesi olarak bulundurulması gerekli belgelerin idari düzenlemeler ile belirlenmesi, bunlara yenilerinin eklenmesinin mümkün olması ve bu belgelerden birinin bulunmaması halinde ticari araçların 2918 sayılı Yasanın Ek 2. maddesinin üçüncü fıkrası gereği izinsiz faaliyet gösterme fiilinin kapsamına alması nedeniyle, itiraz konusu kuralın bir idari yaptırım türü olarak sahip olması gerekli kesinlik, öngörülebilirlik koşullarına sahip olmadığı dolayısıyla hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu açıktır.
4.2. Anayasanın 5. Maddesine Aykırılık
Anayasa'nın 5. maddesinde de "kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak, devletin temel amaç ve görevleri arasında" sayılmıştır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin genel durumu, sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinmeleri gözönüne alınarak saptanacak ceza politikasına göre belirlenir. Bu nedenle, yasa koyucunun, ceza politikasını, öncelikle Anayasa'nın 2. maddesinde nitelikleri, 5. maddesinde de temel amaç ve görevleri belirtilen hukuk devletine ve adalet ilkesine uygun olarak belirlemesi gerekir. Yasa koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği ve ceza sistemini tamamlayan müesseseler konusunda takdir yetkisine sahiptir. Yasa koyucu, bu takdir yetkisi içinde kamusal düzeni, güven ve huzuru bozan eylemlerden öngördüklerini suç olarak belirleyebilir, bunlara verilecek cezaları tür ve ağırlık olarak saptayabilir ve yine benimsediği ilkeler doğrultusunda bunlar için farklı cezalar öngörebilir; kimi suçların niteliğini, işlenme biçimini, kişi, toplum ve devletin uğraması mümkün zararların içerik ve yoğunluğunu, toplumsal barışın ihlâl derecesini, suçtan zarar görenlerin kimliğini, cezaların caydırıcılığını ve toplumun değer yargılarını dikkate alarak düzenleme yapabilir.
İtiraz konusu kural, araçlarını tescil belgelerine uygun olarak kullanan kişilere idari düzenleme ile getirilen, sınırı ve sayısı belirsiz belgelerin alınmaması halinde tümüyle izinsiz faaliyette bulunduğu sonucunu doğuracak şekilde yaptırım uygulanması niteliği ile kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde sınırlayan bir tedbir olduğu ve Devlet'in Anayasa'nın 5. maddesinde belirlenen temel amaç ve görevleriyle de bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
4.3.Anayasanın 10. Maddesine Aykırılık
Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesi, birbirleriyle aynı durumda olanlara, ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir. Aynı durumda olanlar için farklı düzenleme, eşitliğe aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı hukuksal eşitlik olup eylemli, mutlak eşitlik değildir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.
İtiraz konusu kuralla, araçlarını ticari faaliyete özgüleyip, tescil belgelerin de kayıtlı amaca uygun şekilde kullanan kişiler ile araçlarını hususi olarak kaydettikleri halde ticari amaçla kullanan kişiler ayrı hukuksal durumlara sahip oldukları halde, ikinci kişilerin daha ağır yaptırıma tabi tutulmalarıeşitlik ilkesine aykırılık taşımaktadır.
4.4. Anayasa 13. maddeye Aykırılık (Ölçüsüz ve Orantısız Bir Tedbir Olması)
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinde ve yine Anayasamızın 13. maddesinde "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
İtiraz konusu kural ileyasal olarak ticari faaliyet gösterenaraç sahiplerinin ilgili belediyeden ayrıca izin alma zorunluluğu getirilmesinin ötesinde; izin belgelerinin herhangi bir nedenle bulundurulmamasının izinsiz ticari faaliyet kapsamına alınarak yasa dışı taşımacılık yapan kişiler gibi yaptırıma tabi tutulması, Anayasamızın çalışma hak ve özgürlüğünün özüne dokunacak ölçüsüz bir şekilde tedbir uygulanması niteliği ile Anayasamıza aykırılık teşkil etmektedir.
Zira itiraz konusu kurala göre, ilgili düzenleyici işlemde yer alan ticari faaliyete ilişkin izin belgesinin bulunmaması halinde önceden süre verilmesi, ilgilinin uyarılması gibi tedbirlere yer verilmeksizin doğrudan doğruya idari para cezası uygulanması ve aracın 60 gün süreyle trafikten men edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Hatta idarece yapılan tespitten sonra ilgili izin belgesinin alınması halinde dahi itiraz konusu yasal düzenlemenin uygulanmasına engel teşkil etmemektedir.
Oysa, 2918 sayılı Yasanın 21. ve 30. maddelerinde araçların tescil ve muayene zorunluluğuna uyulmaması karşılığında getirilen diğer yaptırımlara bakıldığında, aracın doğrudan trafikten meninin öngörülmediği, araç sahibine eksikliğin giderilmesi amacıyla süre tanındığı görülmektedir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi sürücü belgelerinin süresiz olarak geri alınmasına ilişkin kuralı iptal edenEsas Sayısı : 2010/104, Karar Sayısı : 2011/180, Karar Günü: 29.12.2011günlü kararında 'İtiraz konusu kuralın, toplumun, refah, huzur ve mutluluğunu etkileyen trafik kazalarının önlenmesini sağlamak, dolayısıyla kişilerin can ve mal güvenliğini ve kamu düzenini korumak amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu düzenlemenin anayasal sınırlar içinde yasa koyucunun takdirinde olduğu açıktır. Ancak itiraz konusu kuralda,... tedbirine yer verilmemesi, .ölçütüne yer verilmemesi ve belirli sürelerle kademelendirmenin de yapılmaması nedeniyle kuralın hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı açıktır. Ayrıca, yaptırımlarda güdülen asıl amacın işlediği suçtan dolayı kişinin ıslah olmasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğu dikkate alındığında, itiraz konusu kuralla süresiz bir hak yoksunluğu getirilmesi, yaptırımların ıslah edici yönüyle de bağdaşmamaktadır.' gerekçesine yer vermiştir.
4.5. Anayasanın 49. Maddesine Aykırılık
Öte yandan, Anayasa'nın 49. maddesinde, "çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu, devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları, işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı" belirtilmektedir.
İtiraz konusu kuralın yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle ayrıca Anayasa'nın 49. maddesine de aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak;
13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ek 2. maddesinin 31/05/2012 tarihli, 6321 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değişen 3. cümlesindeki "İlgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın, belediye sınırları dâhilinde ticari amaçlı yolcu taşıyan kişiye, araç sahibine, bağlı bulunduğu durak, işyeri ve işletmelerin sorumlularına birinci fıkrada gösterilen idari para cezası üç kat olarak, fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tekerrürü halinde ise beş kat olarak uygulanır. Ayrıca, araç her defasında altmış gün süre ile trafikten men edilir" ibaresinin Anayasanın 2, 5, 10, 13. ve 49. maddelerinde belirtilen temel hak ve özgürlük ve aykırı düzenleme getirdiği anlaşılmakla Anayasamızın 152.maddesi ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun 40. maddesi uyarınca anılan metnin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, bu tarihten itibaren 5 ay içerisinde, Anayasa Mahkemesince, karar verilmediği taktirde dosyamızın yeniden mevcut mevzuat uyarınca karar verilmesine,21/02/2014 tarihinde oybirliğiylekarar verildi.""
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_anayasa
Taranan Tarih: 28.01.2026 03:25:49