SoorglaÜcretsiz Dene

Anayasa Norm Denetimi: 2013-28 Sayılı 14-02-2013 Tarihli Karar: İptal-Esas - İptal

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Anayasa Mahkemesi Kararı

Karar Tarihi

14 Şubat 2013

II. İNCELEME SONUÇLARI

Normun Numarası – AdıMadde Numarasıİnceleme Türü – SonuçSonucun GerekçesiDayanak Anayasa HükümleriErteleme Süresi
6215 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair KanunEk 9/1-3Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunluk1982/38yok
Ek 9/2Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunlukyokyok
Ek 9/3Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunluk1982/59
                                                                                ,

                                        

                                    1982/123 | yok |

| | Ek 9/3-a | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/59

                                                                                ,

                                        

                                    1982/123 | yok |

| | Ek 9/3-b-1 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2

                                                                                ,

                                        

                                    1982/59 | yok |

| | Ek 9/4-10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 | yok | | | Ek 9/5-c | Esas - İptal | Anayasaya esas yönünden aykırılık | 1982/123 | yok | | | Ek 9/5-d | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/59

                                                                                ,

                                        

                                    1982/123 | yok |

| | Ek 9/5-d | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 | yok | | | Ek 9/6-a | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 | yok | | | Ek 9/6-c | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 | yok | | | Ek 9/16 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/123 | yok | | | Geçici 11 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/123 | yok | | 5216 Büyükşehir Belediyesi Kanunu | 26 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/123 | yok | | 6215 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 | yok | | | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2

                                                                                ,

                                        

                                    1982/7


                                                                                ,

                                        

                                    1982/10 | yok |

| | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/59

                                                                                ,

                                        

                                    1982/123 | yok |

| | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/59

                                                                                ,

                                        

                                    1982/123 | yok |

| | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2

                                                                                ,

                                        

                                    1982/59 | yok |

| | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 | yok | | | 10 | Esas - İptal | Anayasaya esas yönünden aykırılık | 1982/123 | yok | | | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/59

                                                                                ,

                                        

                                    1982/123 | yok |

| | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 | yok | | | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 | yok | | | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 | yok | | | 10 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/123 | yok | | | 12 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/123 | yok | | | 21 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/123 | yok |

"...

I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇESİ

A- 10.6.2011 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:

'1) 29.03.2011 Tarihli ve 6215 Sayılı 'Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10 uncu Maddesiyle 21.05.1986 Tarihli ve 3289 Sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Ek 9 uncu Maddesinde Yapılan Ek ve Değişikliklerden;

a) Birinci Fıkrasındaki, 'Bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen federasyonların tüzel kişilikleri bu maddede belirtilen usulle iptal edilir ve mal varlıkları Genel Müdürlüğe devredilir.' Tümcesi ile 'Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olur. Bu taşınmazlar Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılır.' Tümcelerinin; İkinci Fıkrasının Üçüncü Tümcesindeki, 'iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen' İbaresi ile Son Tümcesindeki 'teklifi ve Genel Müdürün' İbaresinin; Üçüncü Fıkrasındaki, 'Genel kurul üye sayısı olimpik ve paramilik spor dallarında 150'den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100'den az 200 üyeden fazla olamaz.' Tümcesi İle (a) Bendindeki, 'üç ay içerisinde' İbaresi ve (b) Bendinin (1) Alt Bendindeki, 'Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya' İbaresinin; Dördüncü Fıkrasındaki, 'Genel kurulun delege sayısının yüzde 10'u Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşur.' Tümcesinin; Altıncı Fıkrasının (a) Bendindeki, 'Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütlerine uyup uymadıklarını değerlendirerek Bakana sunmak.' Tümcesi İle (c) Bendindeki, 'Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek.' Tümcesinin; Onaltıncı Fıkrasının İkinci Tümcesindeki, 'amaca uygunluğu ve' İle Üçüncü Tümcesindeki, 've amacına' İbareleri İle 'Teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamaz.' Şeklindeki Son Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı

6215 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle 21.05.1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 9 uncu maddesinin bir yandan 'Özerklik' olan madde başlığı 'Bağımsız spor federasyonları' biçiminde, madde metninde geçen 'özerk' ibareleri ise 'bağımsız' şeklinde değiştirilirken; diğer yandan, maddede bağımsızlık veya özerklikle bağdaşmayan ve federasyonları Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün adeta şube müdürlüklerine dönüştüren düzenlemeler yapılmıştır.

Gerek günlük konuşma dilinde, gerek siyaset bilimi ve devletler hukukunda, gerekse de kamu hukuku ve Anayasamızda 'bağımsızlık', özerkliğe göre, özerkliği de kapsayan daha geniş bir anlam taşımaktadır.

Güncel Türkçe Sözlükte özerk, 'ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme yetisi olan (kuruluş, devlet vb.), muhtar, otonom' olarak tanımlanırken; bağımsız ise, 'Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür' şeklinde tanımlanmıştır.

Siyaset bilimi ve devletler hukukunda bağımsızlık/istiklal, bir kişi, kurum ya da ülkenin yabancı bir otoritenin denetim ve güdümünde olmadan kendi kendini yönetebilmesi olarak tanımlanmakta ve devletler hukukunda devletin hukuk ölçütü olarak nitelendirilmektedir. Bağımsızlıktan söz edilebilmesi için; (i) ülkede otoritenin tek olması ve yasama, yürütme ve yargı tekelini elinde bulundurması; (ii) başka bir devlet yada benzeri bir topluluktan emir, talimat vb. almadan iç ve dış siyasetini kendi yapı ve örgütleriyle özerk bir biçimde kararlaştırıp yürütmesi; (iii) yetkinin geniş ve genel olması gerekir.

Anayasamızda ise, devlet organlarının düzenlenmesine ilişkin 'bağımsızlık' ve 'özerklik' olmak üzere iki temel kavram kullanılmıştır. Anayasada 'bağımsızlık' kavramı yargı erki için kullanılmış ve erkler arası ilişki bağlamında şekillendirilmiştir. Anayasanın yargı yetkisi başlıklı 9 uncu maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemeler tarafından kullanılacağı belirtilirken; Mahkemelerin bağımsızlığı başlıklı 138 inci maddesinin birinci fıkrasında, 'Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.' denilirken; bağımsızlığın gerçekleşmesi ise ikinci ve üçüncü fıkralarında, 'Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.' şeklinde biçimlendirilmiştir.

Özerklik ise Anayasal organlar arasındaki ilişkiyi değil, yürütme organının idari teşkilatının içsel ilişki ve işleyişini ifade etmektedir. Örneğin, Anayasanın 133 üncü maddesinin son fıkrasında, 'Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır.' denilmektedir. Özerklik, belirli kamu hizmetlerini yerine getirmek amacıyla devletten ayrı kamu tüzel kişisi olarak kurulan kamu kurumlarının yasal görevlerini kendi iradeleri ile aldığı kararlarla yürütebilme yetisidir. Özerk kurumların 'idarenin bütünlüğü ilkesi' bağlamında devlet tüzel kişiliğine bağlılığı, vesayet ilişkisi çerçevesinde sağlanmaktadır.

Özerklikten söz edebilmek için özekliğin idari ve mali boyutunu içermesi gerekir. İdari özerklik, kararların herhangi bir dış müdahale olmaksızın kendi organları tarafından alınması ve teşkilatı eliyle yürütülmesini ve dolayısı ile (i) organlarda görevli olanların kural olarak yürütme organı tarafından atanmak yerine kendilerine özgü usullerle seçilmelerini ve (ii) organların ve kararlarının üzerinde yargısal denetim dışında herhangi bir idari denetimin olmamasını gerekli kılar. Mali özerklik ise, kaynakların yaratılması, önceliklerin belirlenmesi ve bütçeleştirilmesi ile harcanmasında tam yetkili olmak demektir. Mali özerklikten söz edebilmek için, kaynakların çoğunluğunun öz gelirlerden oluşması ve merkezi idarenin yardımlarının herhangi bir koşula bağlanmadan şartsız yapılması zorunludur.

Öte yandan, federasyonlar spor alanında faaliyette bulunmaktadır. Spor, yerel değil, uluslararası boyutu ve örgütleri olan evrensel bir alandır. Bu bağlamda, federasyonların örgütlenmesi ve faaliyet alanlarının düzenlenmesinde uluslararası düzenlemelerin göz önüne alınması gerekir. Uluslararası spor camiasının kabul edemeyeceği örgütlenmeler, sistemler ve modeller kurulması, sporun uluslararası düzeyde gelişememesi yanında, uluslararası spor etkinliklerinden dışlanmaya ve hatta ihraca kadar uzanan süreçlere yol açar.

Ek 9 uncu maddenin birinci fıkrasında, yükümlülüklerini yerine getirmeyen federasyonların, tüzel kişiliklerinin iptal edileceği ve malvarlıklarının Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne devredileceği hüküm altına alınmıştır. Yükümlülüklerini yerine getiremeyen federasyonların, bir yargı kararına dayanmadan idari tasarrufla tüzel kişiliklerinin iptal edilerek malvarlıklarının Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne devredilmesi bağımsızlık bir yana, özerklikle dahi bağdaşmaz.

Öte yandan, ek 9 uncu maddenin birinci fıkrasının devamında, Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyetinin Genel Müdürlüğe ait olacağı ve bu taşınmazların Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılacağı; onaltıncı fıkrasının son tümcesinde ise, teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yollukların kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Ek 9 uncu maddenin 'Özerklik' olan madde başlığı, 'Bağımsız spor federasyonları' ve madde metninde geçen 'özerk' ibareleri ise, 'bağımsız' olarak değiştirildiğine göre, yasa koyucunun spor federasyonlarına, özerklikten de öte yönetsel bağımsızlık tanımayı amaçladığını kabul etmek gerekir.

Nitekim, 6215 sayılı Kanunun 'Madde Gerekçeleri' bulunmamasına ve 'Gerekçe'sinde de, 'özerklik' ibaresinin 'bağımsızlık' olarak değiştirilmesiyle nelerin amaçlandığına yer verilmemiş olmasına rağmen, 'Gerekçe'sinde 3289 sayılı Kanuna 04.03.2004 tarihli ve 5105 sayılı Kanunla eklenen ek 9 uncu madde için yer alan, 'Türk Sporunu, çağdaş ülkelerde olduğu gibi devletin dışında idari ve mali özerkliğe sahip bir yönetime kavuşturmak, uluslararası federasyonlar gibi yapılanmalarına imkân sağlamak, faaliyetlerini daha verimli ve süratli bir şekilde organize edebilmek ve spor faaliyetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna 4/3/2004 tarihli ve 5105 sayılı Kanunla eklenen Ek 9 uncu madde uyarınca, federasyonlara özerk olma imkanı sağlanarak, Devlet bütçesinden yardım alan, Devletin siyasi ve idari birimleri tarafından yönetilmeyip ancak denetlenebilen federasyon sistemine geçilmiştir.' ifadelerindeki özerklik anlayışından daha ileri bir özerkliğin ve giderek yönetsel bağımsızlığın amaçlandığı anlaşılabilmektedir.

Bu durumda da hizmet yönünden yerinden yönetim kurumu olarak nitelendirilmesi gereken 'bağımsız spor federasyonları'nın 'yönetsel bağımsızlık' değilse de en azından 'özerklik'in asgari şartlarını taşıması gerekir. Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ile tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyetinin Genel Müdürlüğe ait olması ve bu taşınmazların Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılması ile teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yollukların kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamayacak olması, bağımsız federasyonların hizmet yönünden yerinden yönetim kurumu olma vasfını bütünüyle ortadan kaldırmakta ve federasyonları Genel Müdürlüğün idari şubesi durumuna indirgemektedir. Bu durum, Anayasanın 123 üncü maddesindeki, idarenin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanacağına ilişkin hükmüne aykırıdır.

Federasyonlar, bir yanıyla genel idare içinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne verilen bazı görevlerin daha verimli, hızlı ve esnek şekilde yürütülmesi amacıyla kamu hukuku alanında faaliyet göstermek üzere, hizmet yönünden yerinden yönetim ilkesine göre kurulan, hizmetle sınırlı olmak üzere kamusal yetki kullanan ve idarenin bütünlüğü ilkesi uyarınca merkezi idarenin vesayet denetimine tabi birer kamu kurumu olmakla birlikte, diğer yanıyla gönüllülük esasına göre kurulan ve kurulu olduğu alanda işlevlerini gönüllülük esasıyla ve amatör ruhla yürüten ve sivil alanda faaliyette bulunan birer dernektirler. Nitekim, ek 9 uncu maddenin ek fıkrasında, 3289 sayılı Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 5253 sayılı Dernekler Kanunu hükümlerinin uygulanması esası benimsenmiştir. Bu bağlamda, spor federasyonlarına ilişkin yasal düzenlemelerde, federasyonların bir yanıyla ulusal ve uluslararası düzeylerde sivil alanda faaliyette bulunan dernek oldukları gerçeğinin de gözetilmesi gerekir.

Anayasanın Dernek kurma hürriyeti başlıklı 33 üncü maddesinde, herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten ayrılma özgürlüğüne sahip oldukları; derneklerin kanunun öngördüğü hallerde hakim kararıyla kapatılabileceği veya faaliyetten alıkonulabileceği hükmü yer almaktadır.

Ek 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki, yükümlülüklerini yerine getiremeyen federasyonların, bir yargı kararına dayanmadan idari tasarrufla tüzel kişiliklerinin iptal edilerek malvarlıklarının Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne devredilmesi ile Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyetinin Genel Müdürlüğe ait olması ve bu taşınmazların Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılması ile onaltıncı fıkrasındaki teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yollukların kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamayacağına ilişkin hükümler, Anayasanın 33 üncü maddesine aykırıdır.

Öte yandan, Anayasanın 59 uncu maddesinde, Devletin her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek önlemleri alacağı ve sporun kitlelere yayılmasını teşvik edeceği hüküm altına alınmıştır.

Sporun geniş kitlelere yayılarak yurttaşların beden ve ruh sağlıklarının geliştirilmesi; resmi, hiyerarşiye dayalı bürokratik süreçlerin dışında herkese açık, erişilebilir, katılımcı, çoğulcu, saydam, yetenekleri açığa çıkararak geliştiren, taraftarlık duygusunu pekiştirerek kişilerin hayata tutunmalarını sağlayan, gönüllülüğe dayalı demokratik yapıları zorunlu kılmakta; ulusal ve uluslararası düzeylerde faaliyette bulunacak sivil alanın bağımsız spor federasyonları da bu zorunluluktan doğmaktadır. Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olacak; bu taşınmazlar Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılacak ve teknik elemanlarla sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamayacak ise, bir kamu kurumu olarak Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü zaten söz konusu esaslara göre çalıştığından, bağımsız spor federasyonları kurulmasına ihtiyaç bulunmayacak; spor federasyonları Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün mevzuatına tabi olarak kurulacaklar ise, bu durumda da sivil alanda ve ulusal ve uluslararası düzeylerde faaliyette bulunan spor federasyonu olmanın asgari şartlarını taşımayacaklarından işlevlerini yerine getiremeyeceklerdir. Bu bağlamda söz konusu hükümler, Anayasanın 59 uncu maddesine de aykırıdır.

Ek 9 uncu maddenin ikinci fıkrasındaki, spor federasyonlarının denetim kurulunun, iki üyesinin seçimle belirlenen, üç üyesinin ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen beş üyeden oluşacağı ile bağımsız spor federasyonlarının il temsilcilerinin, federasyon başkanının teklifi ve Genel Müdürün onayı ile görevlendirileceği; üçüncü fıkrasında, genel kurul üye sayısının olimpik ve paramilik spor dallarında 150'den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100'den az 200 üyeden fazla olamayacağı ile fıkranın (a) bendinde, olağan genel kurulun maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kurulacak federasyonların kararın Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten itibaren üç ay içinde yapılacağı; dördüncü fıkrasında genel kurulun delege sayısının yüzde % 10'unun Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşacağı; onaltıncı fıkrasında ise Genel Müdürlükçe yapılan her türlü yardımların Genel Müdürlükçe mevzuata uygunluk yanında amaca uygunluk açısından da denetlenip, amaca uygun harcanmayanların zarar olarak nitelendirilip kusurları bulunan federasyon başkanı ve yönetim kurulu üyelerinden tahsil edileceği hüküm altına alınmaktadır.

Yukarıda da belirtildiği üzere bağımsız spor federasyonları, resmi, hiyerarşiye dayalı bürokratik süreçlerin dışında herkese açık, erişilebilir, katılımcı, çoğulcu, saydam, yetenekleri açığa çıkararak geliştiren, taraftarlık duygusunu pekiştirerek kişilerin hayata tutunmalarını sağlayan, sivil alanda gönüllülüğe dayalı demokratik yapıları zorunlu kılmakta; bunun için de serbest üyelik ve demokratik seçim esasına dayalı genel kurul, yönetim kurulu, denetim kurulu vb. organları bulunmaktadır. Denetim Kurulunun beş üyesinden üçünün Genel Müdürlükçe görevlendirilmesi, genel kurulun delege sayısının % 10'unun Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşması, il temsilcilerinin Genel Müdürün onayıyla görevlendirilmesi ve genel kurul üye sayılarına alt ve üst sınırlar getirilmesi, bırakınız yönetsel bağımsızlığı, özerkliğin asgari şartları ile dahi bağdaşmamaktadır. Kaldı ki bağımsız spor federasyonları üzerinde, onaltıncı fıkrada belirtildiği üzere Bakanlık ile Genel Müdürlüğün ve ayrıca Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulunun denetimi vardır. Bunlara ek olarak bağımsız spor federasyonlarının öz organı olan denetim kurulunun beş üyesinden üçünün Genel Müdürlükçe görevlendirilmesi ve genel kurulun % 10'unun Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşması denetim yetkisinin merkezi idarede tekelleşmesine ve bağımsız spor federasyonlarının, genel kurullarının istem, karar ve beklentileri temelinde değil de merkezi idarenin direktifleri doğrultusunda yönetilmesine yol açarak federasyon genel kurullarının iradesini bütünüyle ortadan kaldırmasa da sakatlayacaktır. Bu bağlamda söz konusu hükümler Anayasanın 2 nci maddesindeki demokratik hukuk devleti ilkesi ile 59 uncu ve 123 üncü maddelerine aykırıdır.

Öte yandan, Türkiye'nin nüfusu artmakta, ekonominin büyümesi ve gelirin adil bölüşümüyle birlikte kişilerin spora ayıracakları boş zaman çoğalmaktadır. Kaldı ki, ekonomik büyümenin sağlanması, sosyal devlet ilkesinin hayata taşınması ve sporun teşvik edilerek kitlelere yaygınlaştırılması devletin Anayasal görevleridir. Böylesine dinamik bir süreçte, federasyon üyeliklerine yasayla alt ve üst sınırlar konulması ve dolayısıyla alt sınırın altında federasyonlaşmaya, üst sınırın üzerinde ise federasyona üyeliğe engel olunması, spor federasyonlarının sivil alanda ve ulusal ve uluslararası düzeylerdeki çok yönlü ilişki ve işlevleri göz önüne alındığında Anayasanın 2 nci maddesindeki demokratik hukuk devleti ile sosyal hukuk devleti ilkelerine ve ayrıca 59 uncu maddesindeki devletin sporun kitlelere yaygınlaştırmasını teşvik edeceğine ilişkin hükmüne bu açıdan da aykırılık taşımaktadır.

Maddenin onaltıncı fıkrasındaki, Genel Müdürlükçe yapılan her türlü yardımların Genel Müdürlükçe amaca uygunluk açısından da denetlenip, amaca uygun harcanmayanların zarar olarak nitelendirilerek kusurları bulunan federasyon başkanı ve yönetim kurulu üyelerinden tahsil edileceğine ilişkin hüküm ise, federasyonların bağımsızlığı ile bağdaşmamakta; özerkliklerini sakatlamaktadır. Bağımsız ya da özerk spor federasyonlarında kaynakların amaca uygun harcanıp harcanmadığı hususu demokratik hukuk devleti ilkesi bağlamında federasyon genel kurullarının yetkisinde olmak durumundadır. Mevzuata aykırılık dışında kalan amaca aykırılığın yaptırımı ise zarar ve zararın sorumluluğu bulunanlardan tahsilatı değil, yönetimin iyi yönetim/hesap verme sorumluluğu bağlamında seçimlerde görevden alınmalarıdır. Kaldı ki amaca uygunluk denetimi ve buna dayalı zarar ilkesi, Devletin genel idare esaslarına göre kamu hizmetlerini yürütmekle yükümlü olan resmi kurum ve kuruluşları için dahi söz konusu değilken, sivil alanda demokratik esaslara göre faaliyette bulunan bağımsız spor federasyonları için geçerli olması, Anayasanın 2 nci maddesindeki demokratik devlet ve hukuk devleti ilkeleri ile 123 üncü maddesi hükümleriyle bağdaşmaz.

Ek 9 uncu maddenin altıncı fıkrası ile federasyonların sportif başarılarını, plan ve projelerini kontrol etmek, faaliyetlerini değerlendirmek, geliştirmek ve izlemek üzere Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu kurulmakta ve Kurula fıkranın (a) bendi ile 'Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütlerine uyup uymadıklarını değerlendirerek Bakana sunmak.'; (c) bendi ile 'Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek.' görevleri verilirken; üçüncü fıkrasının (b) bendinin (1) alt bendinde ise, Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen federasyon başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında karar almak üzere Bakanın istemi üzerine olağan üstü genel kurula gidilmesi öngörülmektedir.

Devletin genel idare esaslarına göre spor hizmetlerini yürütmekle yükümlü kamu kurumu olan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, gelecekteki faaliyetlerine ilişkin olarak Bakana taahhütname (5018 sayılı Kanunda öngörülen stratejik plan ve performans programı taahhütname sayılamaz) vermez, taahhütlerine uyup uymadığı değerlendirme konusu yapılarak Bakana rapor sunulmaz ve en önemlisi raporlarda yetersiz görülen genel müdürün görevden alınmasına ilişkin hukuksal bir mekanizma bulunmaz iken; spor faaliyetlerini sivil alanda gönüllülük temelinde yürütmek üzere kurulan bağımsız spor federasyonları için böylesine bir yasal mekanizma kurulmasını anlamak ve hukuk devletiyle bağdaştırmak mümkün değildir.

Türk sporunun gelişerek uluslararası başarılara imza atabilmesi için bağımsız spor federasyonlarının elbette ki temel görevleri ve temel görüşleri bağlamında geleceğe ilişkin temel hedef ve stratejilerinin yer aldığı uzun erimli stratejik plan ve yıllık performans programı hazırlamaları ve bütçe tahsislerini performans programlarındaki performans göstergelerine dayandırmaları ve başarının bağımsız bir kurul tarafından değerlendirilmesi gerekebilir. Ancak, bunun muhatabı Bakan değil, ilgili spor federasyonlarının genel kurullarıdır. Dolayısıyla taahhütte bulunulacak makam da taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini değerlendirerek gereğini takdir edecek olan da spor federasyonlarının genel kurullarıdır. Bu bağlamda söz konusu hükümler, Anayasanın 2 nci maddesindeki demokratik hukuk devleti ilkeleri ile 123 üncü maddesi hükümlerine aykırıdır.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; ek 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki, 'Bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen federasyonların tüzel kişilikleri bu maddede belirtilen usulle iptal edilir ve mal varlıkları Genel Müdürlüğe devredilir.' tümcesi ile 'Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olur. Bu taşınmazlar Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılır.' tümceleri; ikinci fıkrasının üçüncü tümcesindeki, 'iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen' ibaresi ile son tümcesindeki 'teklifi ve Genel Müdürün' ibaresi; üçüncü fıkrasındaki, 'Genel kurul üye sayısı olimpik ve paramilik spor dallarında 150'den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100'den az 200 üyeden fazla olamaz.' tümcesi ile (a) bendindeki, 'üç ay içerisinde' ibaresi ve (b) bendinin (1) alt bendindeki, 'Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya' ibaresi; dördüncü fıkrasındaki, 'Genel kurulun delege sayısının yüzde 10'u Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşur.' tümcesi; altıncı fıkrasının (a) bendindeki, 'Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütlerine uyup uymadıklarını değerlendirerek Bakana sunmak.' tümcesi ile (c) bendindeki, 'Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek.' tümcesi; onaltıncı fıkrasının ikinci tümcesindeki, 'amaca uygunluğu ve' ile üçüncü tümcesindeki, 've amacına' ibareleri ile 'Teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamaz.' şeklindeki son tümcesi;

Anayasanın 2 nci, 33 üncü, 59 uncu ve 123 üncü maddelerine aykırı olduğundan iptalleri gerekir.

b) Ek 9 uncu Maddenin Beşinci Fıkrasının (c) Bendindeki 'Kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak.' ile (d) Bendindeki, 'Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk,' ve 'gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan' İbarelerinin Anayasaya Aykırılığı

Ek 9 uncu maddenin beşinci fıkrasında federasyon başkanlarında aranacak şartlara yer verilmiş ve bunlar arasında (c) bendinde 'kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu bulunmamak' denilirken; (d) bendinde ise 'Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk' suçu ile 'gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan' ibaresine de yer verilmiştir.

Öncelikle, spor federasyonu başkanları için Devletin asli ve sürekli hizmetlerini yürütmekle yükümlü olan Devlet memurlarından daha fazla şarta yer verilirken; spor federasyonunu başkanla birlikte ve demokratik usullerle yönetme görev ve yükümlülüğü olan federasyon yönetim kurulu üyeleri ile spor federasyonunun diğer organlarının başkan ve üyelerinde hiçbir şartın aranmamasının temel bir çelişki olduğunu ve yasa önünde eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığını belirtmek gerekir.

Kişilerin kesinleşmiş vergi ve sigorta borcunun olması, ekonomik; 'Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk' ise siyasi suçlar arasındadır ve 'gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan' ibaresi ise maddede tek tek sayılan suçları ölçüsüz bir şekilde genişleterek yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçların kapsamını belirsiz hale getirmektedir.

Kesinleşmiş vergi ve sigorta borçlarının olması büyük ölçüde piyasa şartlarına ve kişilerin piyasa şartlarını farklı değerlendirerek yanlış ekonomik kararlar almasına; Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk ise, yürürlükte olan siyasal rejime bağlıdır. Ülkenin ve kişinin ekonomik şartlarının değişmesi ile kişi yükümlülüğünden kurtulabilir ve siyasal sistemin değişmesi ile birlikte eski rejimin suç olarak gördükleri, yenisinde suç olma vasfını yitirir.

Sporun en önemli işlevi ise, kişilerin beden ve ruh sağlıklarını geliştirerek kötü alışkanlıklardan ve çatışma kültüründen uzak, dayanışmanın pekiştiği, hoşgörünün yüceltildiği ve başarının ödüllendirildiği bir toplum yaratılmasına yaptığı dolaylı ve dolaysız katkıdır.

Piyasa şartlarına bağlı ödevlerin yerine getirilememesi ile siyasal rejimle ilgili siyasal suçlardan dolayı kişilerin spor federasyonu başkanı olma gibi demokratik bir hakkın kullanımından alıkonulması, Anayasanın 2 nci maddesinde sıralanan demokratik, sosyal hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz.

Öte yandan, hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri kurallarda belirliliktir. Madenin beşinci fıkrasının (d) bendinde geçen 'gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan' ibaresi, kendinden önce tek tek sayılan suçları ölçüsüz bir şekilde genişleterek yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçların kapsamını belirsiz hale getirdiğinden Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırıdır.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; ek dokuzuncu maddenin beşinci fıkrasının (c) bendindeki 'Kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak.' ile (d) bendindeki, 'Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk,' ve 'gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan' ibareleri; Anayasanın 2 nci maddesine aykırı olduğundan iptalleri gerekir.

2) 29.03.2011 Tarihli ve 6215 Sayılı 'Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 12 nci Maddesiyle 3289 Sayılı Kanuna Eklenen Geçici 11 inci Maddesinin Son Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı

6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12 nci maddesi ile 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna eklenen geçici 11 inci maddesinin son fıkrasında, bu Kanunla tüzel kişilik kazanan spor federasyonlarının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihlerinden itibaren üç ay içerisinde genel kurullarını yaparak hukuki yapılarını bu Kanuna uygun hale getirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.

6215 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile 3289 sayılı Kanunun ek 9 uncu maddesinde yapılan değişiklikler için Anayasa Mahkemesine bu dilekçenin (1) nolu maddesinde yazılan iptal gerekçelerinde de belirtildiği üzere;

Bağımsız spor federasyonları, sporun ulusal ve uluslararası boyutu dikkate alınmadan düzenlenmiş; 'bağımsız spor federasyonları' denilmesine rağmen, spor federasyonlarının idari ve mali özerklikleri dahi ellerinden alınmış; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, sporu destekleyen ve denetleyen konumundan sporu yöneten durumuna getirilerek spor federasyonları Genel Müdürlüğün adeta idari şubesi yapılmıştır.

Öncelikle, bu Kanunla tüzel kişilik kazanan spor federasyonlarının, hukuki yapılarını Anayasaya aykırı hükümler taşıyan 3289 sayılı Kanunun ek 9 uncu maddesine uygun hale getirecek olmaları hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

Öte yandan, federasyonların hukuki yapılarının uygun hale getirilmeleri kabul edilse bile, buna ilişkin düzenlemenin de Anayasaya uygun olması gerekir.

Anayasanın 2 nci ve 7 nci maddeleri gereğince, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Yasa kuralı, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmelidir.

Dava konusu fıkrada ise, bu Kanunla tüzel kişilik kazanan spor federasyonlarının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihlerinden itibaren üç ay içerisinde genel kurullarını yaparak hukuki yapılarını bu Kanuna uygun hale getirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır. 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihleri' ibaresi, belirsiz ve öngörülemezdir.

Açıklanan nedenlerle, 6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12 nci maddesi ile 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna eklenen geçici 11 inci maddesinin son fıkrası, Anayasanın 2 nci ve 7 nci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.

3) 29.03.2011 Tarihli ve 6215 Sayılı 'Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci Maddesiyle Değiştirilen 10.07.2004 Tarihli ve 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı Maddesindeki, , 'ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.' Hükmünün Anayasaya Aykırılığı

29.03.2011 Tarihli ve 6215 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesiyle değiştirilen 10.07.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesinde, büyükşehir belediyesinin kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabileceği; genel sekreter ile belediye ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personelin bu şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev alabilecekleri; büyükşehir belediyesinin, mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebileceği ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebileceği hükme bağlanmıştır.

5393 sayılı Belediye Kanununun Belediyenin yetkileri ve imtiyazları başlıklı 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dahil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek belediyenin yetkileri arasında sayılmış; ikinci fıkrasında ise, belediyenin (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen hizmetleri Danıştay'ın görüşü ve İçişleri Bakanlığının kararıyla süresi kırkdokuz yılı geçmemek üzere imtiyaz yoluyla devredebileceği; toplu taşıma hizmetlerini imtiyaz veya tekel oluşturmayacak şekilde ruhsat vermek suretiyle yerine getirebileceği gibi toplu taşıma hatlarını kiraya verme veya 67 nci maddedeki esaslara göre hizmet satın alma yoluyla da yerine getirebileceği hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan, 5393 sayılı Belediye Kanununun 70 nci ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddelerinde, belediyenin/büyükşehir belediyesinin kendine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre şirket kurabileceği öngörülmüş; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görev ve sorumlulukları başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde, büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek hükme bağlanmış; Büyükşehir belediyesinin yetkileri ve imtiyazları başlıklı 10 uncu maddesinde ise, büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin, görevli oldukları konularda bu Kanunla birlikte Belediye Kanunu ve diğer mevzuat hükümleri ile ilgisine göre belediyelere tanınan yetki, imtiyaz ve muafiyetlere sahip oldukları belirtilmiştir.

Yukarıdaki hükümlere göre, belediyelerin otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dahil her türlü toplu taşıma sistemleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek konusunda imtiyazları, başka bir anlatımla tekel niteliğinde yetkileri bulunmaktadır. Hükümde kurmak ve işletmek şeklinde yer alan ifadeler ile bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesi faaliyetlerinin belediye tüzel kişiliği tarafından, kendi örgüt, araç-gereç, personel ve malvarlığı ile yürütülmesi demek olan 'emanet usulü'nün; kurdurmak ifadesi ile tesislerin yapımının 'ihale edilmesi'nin; işlettirmek ifadesi ile de 'imtiyaz' verilmesi yoluyla tesislerin işletmesinin devrinin öngörüldüğü açıktır.

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 1 inci maddesinde belediyelerin kira ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi işlerinde 2886 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş; toplu ulaşım hizmetlerinin işletmesinin devri 5393 sayılı Belediye Kanununun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında Danıştay'ın görüşü ve İçişleri Bakanlığının kararına bağlanmış; 2575 sayılı Danıştay Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında görüş bildirmek Danıştayın görevleri arasında sayılmıştır. Başka bir anlatımla, büyükşehir, il, ilçe ve diğerleri dahil tüm belediyelerinin imtiyazında/tekelinde bulunan toplu taşıma hizmetlerinde imtiyazın devri, 2886 sayılı Kanuna göre işletmenin devri ihalesi açılması, Danıştay'ın görüşü ve İçişleri Bakanlığının kararıyla mümkün olabilmektedir.

6215 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesiyle değiştirilen 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesiyle ise, Büyükşehir belediyesi toplu ulaşım hizmetlerinin işletmesinin, belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle devredilmesi hükme bağlanmakta ve böylece 2886 sayılı Kanun hükümlerine göre işletmenin devri ihalesi yapılması, Danıştay görüşü ve İçişleri Bakanlığı kararı büyükşehir belediyeleri bağlamında hükümsüz kılınmaktadır.

Öte yandan 24.06.2010 tarih ve 27621 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 10.06.2010 tarihli ve 5995 sayılı Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 19 uncu maddesiyle 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesine eklenen dördüncü fıkrasında, 'Madencilik faaliyetlerinin sona ermesi neticesinde idareye teslim edilen veya terk edilen doğal yapısı bozulmuş orman alanları rehabilite edilir. Rehabilite maksadı ile bu alanların orman yetiştirilmek üzere inşaat, yıkıntı ve hafriyat atıkları ile doldurularak ağaçlandırmaya hazır hale getirilmesi için büyükşehir mücavir alanlarında büyükşehir belediyelerine, diğer yerlerde ise il ve ilçe belediyelerine bedeli karşılığında izin verilebilir.' denilmiş; 6215 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesiyle değiştirilen 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesiyle ise, Büyükşehir belediyesinin mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahaları, toplu ulaşım hizmetleri, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebileceği ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebileceği hükme bağlanmıştır.

Böylelikle, madencilik faaliyetleri nedeniyle doğal yapısı bozulmuş orman alanlarının tekrar orman yetiştirilmek üzere inşaat, hafriyat ve yıkıntı artıklarıyla doldurularak ağaçlandırmaya hazır hale getirilmesi Orman Bakanlığı tarafından yapılan 'Toprak Döküm İhaleleri' ile sağlanırken; 5995 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı maddesine eklenen dördüncü fıkra ile bu alanların, hafriyat ve yıkıntı artıklarıyla doldurularak ağaçlandırmaya hazır hale getirilmesi tasarrufu, büyükşehir mücavir alanlarında büyükşehir belediyelerine, diğer yerlerde ise il ve ilçe belediyelerine geçmiş; 6215 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle değiştirilen 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesiyle ise, Büyükşehir belediyesinin mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarının işletmesinin, belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle devredilmesi öngörülmüştür.

Toplu taşıma imtiyazının ihale yapılmadan, Danıştay görüşü ve İçişleri Bakanlığı kararı alınmadan, büyükşehir belediyesinin mülkiyetindeki veya tasarrufundaki hafriyat sahalarının hafriyatla doldurulması ve sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerinin işletilmesi işlerinin ise ihale yapılmadan belediye meclisinin belirleyeceği süre ve bedelle devredileceği şirketler ise, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulan, faaliyetlerini kendi yönetim ve karar organlarının iradelerine göre yürüten, diğer özel hukuk tüzel kişileri gibi gerektiğinde sorumluluk durumlarına göre malları haczedilebilen ve iflasa tabi olan belediye veya bağlı ortaklıklarının şirketleri olacaktır. Büyükşehir belediyeleri bağlamında belediye şirketleri ile piyasada faaliyette bulunan binlerce özel hukuk tüzel kişisi şirket arasında sahiplik ilişkisi dışında hukuki anlamda hiçbir fark bulunmamaktadır.

Toplu taşıma imtiyazının devri ile hafriyat sahalarının, sosyal tesislerin, büfe çay ocağı ve otoparkların işletmesinin 2886 sayılı Devlet İhale Kanuna göre, açık, saydam ve rekabetçi koşullarda ihale edilmek yerine, büyükşehir belediyelerinin şirketlerine doğrudan verilmesi işleminde kamu yararı olmadığı gibi, piyasada rekabetçi şartlarda faaliyet yürüten binlerce şirket aleyhine ve belediye şirketleri lehine hukukun kabul edemeyeceği eşitsizlik yaratılmaktadır. Belediye şirketleri lehine eşitsizlik yaratılmasının Anayasanın 10 uncu maddesindeki yasa önünde eşitsizlik ilkesiyle bağdaşmazlığı tartışma götürmeyecek derecede açıktır.

Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine açık, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı ve sürdürmeyi amaç edinmiş, Anayasa ve hukukun üstün kurallarına bağlılığa özen gösteren devlettir. Hukuk devleti ilkesinin öğeleri arasında, yasaların 'kamu yararına dayanması' kuralların herkes için konulması, kamu düzeninin kurulması ve korunması amacına yönelik bu kurallarda adalet ve hakkaniyet ölçütlerinin de göz önünde tutulması gerekliliği bulunmaktadır.

İhaleye istekli tüm firmalara açık, rekabetçi ve saydam koşullarda 2886 sayılı Kanuna göre yapılan imtiyazın devri ihalesiyle işletme hakkı devredilen toplu taşıma hizmetleri ile hafriyat sahaları, otopark, sosyal tesis, büfe ve çay ocağı ihaleleri yerine, kamu yararına sonuç doğurmayacak, kamu hizmetinin nitelikleriyle bağdaşmayan, adalet anlayışına aykırı ve makul olmayan bir şekilde toplu taşıma imtiyazı ile hafriyat sahalarının ve otopark, sosyal tesis, büfe ve çay ocaklarının işletmesinin doğrudan belediye şirketlerine devredilmesi işleminin, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi ile bağdaştırılamayacağı açıktır. Çünkü bir hukuk devletinde tüm kamu işlemlerinin nihai amacı, kamu yararıdır. Bir hukuk devleti, adil ve makul olmak durumundadır. Kamu hizmetinin gerekleriyle bağdaşmayan, adil ve makul olmayan bir düzenlemenin, kamu yararına olduğu ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaştığı söylenemez.

Öte yandan, 6215 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle değiştirilen 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesinde, büyükşehir genel sekreteri ile belediye ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personelin büyükşehir belediyesi şirketlerinin yönetim ve denetim kurullarında görev alabilecekleri hükme bağlanırken; 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun kapsam başlıklı 1 inci maddesinin birinci fıkrasında, belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütüleceği; İlkeler başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun yürütülmesinde ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ile ihalede açıklık ve rekabetin sağlanmasının esas olduğu; İhaleye katılamayacak olanlar başlıklı 6 ncı maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise ihaleyi yapan idarenin, (a) bendinde ita amirlerinin; (b) bendinde ihale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve denetlemekle görevli olanların; (c) bendinde, (a) ve (b) bentlerinde belirtilen şahısların eşleri ve ikinci dereceye kadar (ikinci derece dahil) kan ve sıhri hısımlarının; (d) bendinde ise, (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen şahısların ortaklarının (bu şahısların yönetim kurullarında görevli olmadıkları anonim ortaklıklar hariç) doğrudan veya dolaylı olarak ihalelere katılamayacakları hüküm altına alınmıştır.

24.05.2001 tarih ve 24411 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 26.04.2001 tarih ve 4985/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında ise, '' ita amiri sıfatıyla ihaleleri onaylama veya iptal etme yetkisine sahip bulunan belediye başkanlarının ya da belediyede ihale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve denetlemekle görevli olanların, bunların eşlerinin ve ikinci dereceye kadar (ikinci derece dahil) kan ve sıhri hısımlarının ve bu şahısların ortaklarının (bu şahısların yönetim kurullarında görevli olmadıkları anonim ortaklıklar hariç) yönetim ve denetim kurullarında bulundukları belediye şirketlerinin, aynı belediyelerin açtıkları ihalelere girmeleri, 2886 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle belirlenen ilkelerle bağdaşmamaktadır ve 6 ncı madde hükmüne de aykırıdır. (') 6 ncı maddeyle getirilen yasaklama hükmü, esas itibariyle, ihaleye katılacak olanların ihaleyi yapan kuruluş ile görev ilişkilerinin bulunması halinde ortaya çıkması muhtemel sakıncaları önleme amacını taşımaktadır. İhale işlemlerinde yetkili belediye görevlilerinin yönetim ve denetim kurulunda bulundukları bir şirketin, belediyece açılan ihaleye katılması, görev ilişkisinin de ötesinde ihaleyi yapan ile ihaleye katılanın aynı olması anlamına gelmektedir. Böyle bir durum, ihalenin açıklık ve tarafsızlık ilkelerine uygun olarak gerçekleştirilebileceği konusunda kuşkulara yol açabileceği gibi eşit rekabet koşullarını da ortadan kaldıracaktır. (') Sonuç olarak belediyelerin kurdukları veya iştirak ettikleri ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 6 ncı maddesinin 1'inci bendinde sayılan kişilerin yönetim ve denetim kurullarında görev aldıkları ticaret şirketlerinin, aynı belediyeler tarafından açılan ihalelere katılmalarının mümkün bulunmadığına, çoğunlukla karar verildi.' denilmiştir.

2886 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile 6 ncı maddesi hükümleri yürürlükte ve bu hükümler değiştirilmemiş iken, büyükşehir belediyesi genel sekreteri ile belediye ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personelin yönetim ve denetim kurullarında görev aldıkları büyükşehir belediyesi şirketlerinin, büyükşehir belediyesinin toplu taşıma hizmetleri, hafriyat sahaları, otopark, sosyal tesis, büfe ve çay ocağı ihalelerine katılmalarının da ötesinde, söz konusu yerlerin belediye meclisinin belirleyeceği süre ve bedel karşılığında ihalesiz verilmesini öngören düzenleme, Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ve 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri 'belirlilik'tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. İptali istenen düzenleme, uygulayıcılar açısından duraksamalara yol açacağı ve belediyelerin keyfi uygulamalarına karşı önlem içermediği için Anayasanın 2 nci maddesine bu açıdan da aykırıdır.

Diğer yandan, Anayasanın 7 nci maddesinde, 'Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez' denilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bir çok kararında, idarenin kanuniliği ilkesinin, idarenin ve organlarının görev ve yetkilerinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde yasayla düzenlenmesini gerekli kıldığı belirtilmiştir.

6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesiyle değiştirilen 10.07.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesiyle ise, büyükşehir belediyesinin mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın devredilebileceği hükme bağlanırken; devre ilişkin olarak belediye meclisince belirlenecek süre ve bedel dışında hiçbir koşula yer verilmemiştir. Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında, yasa ile düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına, genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesinin, yasama yetkisinin devri anlamına geleceği ve dolayısıyla Anayasanın 7 nci maddesine aykırı düşeceği belirtilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, 29.03.2011 tarihli ve 6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesiyle değiştirilen 10.07.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesindeki, 'ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.' ibaresi Anayasanın 2 nci ve 7 nci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.

III. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ

12.04.2011 tarihli ve 27903 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 29.03.2011 tarihli ve 6215 sayılı 'Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10 uncu maddesi ile 21.05.1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 9 uncu maddesinde, 12 nci maddesiyle geçici 11 inci maddesinde ve 21 inci maddesi ile ise 10.07.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesinde Anayasaya aykırı düzenlemeler yapılmıştır.

6215 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile 3289 sayılı Kanunun ek 9 uncu maddesinde yapılan değişikliklerle, bağımsız spor federasyonları, sporun ulusal ve uluslararası boyutu dikkate alınmadan düzenlenmiş; sporun geniş kitlelere yayılarak yurttaşların beden ve ruh sağlıklarının geliştirilmesi; resmi, hiyerarşiye dayalı bürokratik süreçlerin dışında herkese açık, erişilebilir, katılımcı, çoğulcu, saydam, yetenekleri açığa çıkararak geliştiren, taraftarlık duygusunu pekiştirerek kişilerin hayata tutunmalarını sağlayan, gönüllülüğe dayalı demokratik yapılar oldukları gerçeği görmezden gelinerek idari ve mali özerklikleri ellerinden alınmış; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, sporu destekleyen ve denetleyen konumunun ötesinde yöneten durumuna getirilerek spor federasyonları Genel Müdürlüğün şube müdürlükleri haline getirilmiştir.

Öte yandan, 6215 sayılı Kanunun 21 inci maddesi ile 5216 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, ihaleye istekli tüm firmalara açık, saydam ve rekabetçi koşullarda 2886 sayılı Kanuna göre yapılması gereken büyükşehir belediyesinin mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahaları, toplu ulaşım hizmetleri, sosyal tesis, büfe, otopark ve çay bahçesi ihaleleri yerine, kamu yararına sonuç doğurmayacak, kamu hizmetinin nitelikleriyle bağdaşmayan, adalet anlayışına aykırı, adil ve makul olmayan bir şekilde söz konusu yerlerin belediye meclisinin belirleyeceği süre ve bedelle doğrudan belediye şirketlerine devredilmesi öngörülmüştür.

İptali istenen hükümler, Türk sporunun uluslararası spor camiasından kopmasına yol açacak olan, Türk sporunun gelişmesinin önünde engel oluşturan, spor federasyonlarının özerkliliğini tehdit eden, sivil alanda gönüllülüğe dayalı spor faaliyetini bürokratikleştiren, federasyonların demokratik, saydam, erişilebilir ve hesap verebilir çalışmalarına katkı sağlamayan; kamu kaynaklarının etkili, verimli ve ekonomik kullanılmasıyla bağdaşmayan, saydam, açık ve rekabetçi ihale süreçlerini dışlayan düzenlemelerdir. Anayasaya ve hukukun temel ilkelerine aykırı olan söz konusu düzenlemeler, uygulanması halinde telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açacaktır.

Öte yandan, Anayasal düzenin hukuka aykırı kural ve düzenlemelerden en kısa sürede arındırılması, hukuk devleti sayılmanın en önemli gerekleri arasında sayılmaktadır. Anayasaya aykırılıkların sürdürülmesi, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyecektir. Hukukun üstünlüğünün sağlanamadığı bir düzende, kişi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesi hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol açacaktır.

Bu zarar ve durumların doğmasını önlemek amacıyla, Anayasaya açıkça aykırı olan ve iptali istenen hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de durdurulması istenerek Anayasa Mahkemesine dava açılmıştır.

IV. SONUÇ VE İSTEM

12.04.2011 tarih ve 27903 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 29.03.2011 tarihli ve 6215 sayılı 'Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;

1- 10 uncu maddesi ile 21.05.1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un ek 9 uncu maddesinde yapılan ek ve değişikliklerden;

a) Birinci fıkrasındaki, 'Bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen federasyonların tüzel kişilikleri bu maddede belirtilen usulle iptal edilir ve mal varlıkları Genel Müdürlüğe devredilir.' tümcesi ile 'Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olur. Bu taşınmazlar Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılır.' tümcelerinin; ikinci fıkrasının üçüncü tümcesindeki, 'iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen' ibaresi ile son tümcesindeki 'teklifi ve Genel Müdürün' ibaresinin; üçüncü fıkrasındaki, 'Genel kurul üye sayısı olimpik ve paramilik spor dallarında 150'den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100'den az 200 üyeden fazla olamaz.' tümcesi ile (a) bendindeki, 'üç ay içerisinde' ibaresi ve (b) bendinin (1) alt bendindeki, 'Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya' ibaresinin; dördüncü fıkrasındaki, 'Genel kurulun delege sayısının yüzde 10'u Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşur.' tümcesinin; altıncı fıkrasının (a) bendindeki, 'Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütlerine uyup uymadıklarını değerlendirerek Bakana sunmak.' tümcesi ile (c) bendindeki, 'Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek.' tümcesinin; onaltıncı fıkrasının ikinci tümcesindeki, 'amaca uygunluğu ve' ile üçüncü tümcesindeki, 've amacına' ibareleri ile 'Teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamaz.' şeklindeki son tümcesinin;

b) Beşinci fıkrasının (c) bendindeki 'Kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak.' ile (d) bendindeki, 'Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk,' ve 'gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan' ibarelerinin;

2- 12 nci maddesi ile 3289 sayılı Kanuna eklenen geçici 11 inci maddesinin son fıkrasının;

3- 21 inci maddesi ile değiştirilen 10.07.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesindeki, 'ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.' hükmünün;

Anayasanın 2 nci, 7 nci, 33 üncü, 59 uncu ve 123 üncü maddelerine aykırı olduklarından iptallerine ve uygulanmaları halinde giderilmesi güç ya da olanaksız zarar ve durumlar olacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz. '

B- Anayasa Mahkemesince alınan 30.6.2011 günlü, dava dilekçesindeki eksikliklerin giderilmesi kararından sonra Anamuhalefet Partisi (Cumhuriyet Halk Partisi) TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri M. Akif HAMZAÇEBİ ile Muharrem İNCE tarafından verilen 21.7.2011 günlü ek dava dilekçesinin gerekçe bölümü ise şöyledir:

'6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 10 ncu maddesiyle değiştirilen 21.05.1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 9 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, olağan genel kurulun; olimpik ve paralimpik spor dallarında ilgili olimpiyat oyunlarının, diğer spor dallarında yaz olimpiyat oyunlarının bitiminden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kurulacak federasyonlarda ise; kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren üç ay içerisinde yapılacağı hüküm altına alınmaktadır.

Oysa, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 9 ncu maddesinin, 6215 sayılı Kanunun 10 ncu maddesiyle değişiklikten önceki beşinci fıkrasında, 'Özerk federasyonların; genel kurullarının toplanması ve çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar ile kimlerin oy kullanabileceği ve Tahkim Kurulu ile ilişkileri Genel Müdürlükçe düzenlenecek çerçeve statü ile belirlenir. Özerk federasyonlarca hazırlanacak ana statü, çerçeve statüye aykırı olamaz.' hükmü yer almaktaydı.

14.07.2004 tarih ve 25522 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Özerk Spor Federasyonları Çerçeve Statüsünün 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, özerk federasyonların genel kurulunun en geç dört yılda bir, mali genel kurulunun ise iki yılda bir yapılacağı hüküm altına alınırken; 7 nci maddesinin birinci fıkrasında, 'Olağan genel kurul; olimpik spor dallarında dört yılda bir ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihinden itibaren, olimpik olmayan spor dallarında ise, yaz olimpiyat oyunlarının bitiminden itibaren altı ay içerisinde yapılır.' denilmiştir.

Özerk spor federasyonlarının Çerçeve Statüye göre hazırladıkları 'Ana Statülerinde, olağan genel kurul; olimpik spor dallarında dört yılda bir ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihinden, olimpik olmayan spor dallarında ise, yaz olimpiyat oyunlarının bitiminden itibaren altı ay içerisinde yapılırken; 6215 sayılı Kanunun 10 ncu maddesiyle yapılan değişiklikle söz konusu süre, olimpik ve paralimpik spor dallarında ilgili olimpiyat oyunlarının, diğer spor dallarında ise yaz olimpiyat oyunlarının bitiminden itibaren üç aya düşürülmüştür.

Genel kurul takvimi olimpiyat oyunlarının bitiminden itibaren başlamaktadır. Olimpiyat oyunlarındaki başarının veya başarısızlığın ilgili federasyon camiasında ve kamuoyunda tartışılarak belirli sonuçlara gidilebilmesi, başarısızlık faktörlerinin analiz edilerek alınması gereken önlemlerin tartışmaya açılabilmesi, başarının ilerletilerek daha üst seviyelere çıkılabilmesi, yönetime aday değişik gönüllü grupların hedef ve stratejilerini belirleyip kamuoyuna sunarak tartışılabilmesi ve bunlar arasında tercih yapılabilmesi için belirli bir süreye ihtiyaç duyulduğu kuşkusuzdur.

Çerçeve Statüde bu süre altı ay olarak belirlenmiştir. Altı aylık sürenin yasayla % 100 gibi bir oranda azaltılarak üç aya düşürülmesinin açıklanabilir ve hukuken makul görülebilir bir gerekçesinin olması gerekir. Ancak, bu gerekçeye Kanunun değişiklik gerekçesinde yer verilmemiştir.

Spor federasyonlarının Ana Statülerinde altı ay olarak yer alan süreyi yasayla üç aya veya hatta bir aya düşürmek, kuşkusuz yasa koyucunun takdir yetkisi içindedir. Ancak, yasaların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi de hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasakoyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.

Spor federasyonlarının Ana Statülerinde altı ay olan sürenin, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin yasayla üç aya düşürülmesini öngören kural, objektif ve adil olmadığı gibi hakkaniyetle de bağdaşmadığı için Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olduğundan iptali gerekir.'"

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

yapılmasınagünlükanun'unkonusuiptalkanunlardadeğişiklik

Kaynak: karar_anayasa

Taranan Tarih: 28.01.2026 03:27:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim