Anayasa Norm Denetimi: 2013-24 Sayılı 31-01-2013 Tarihli Karar: İptal-Esas - Ret
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Anayasa Mahkemesi Kararı
31 Ocak 2013
II. İNCELEME SONUÇLARI
| Normun Numarası – Adı | Madde Numarası | İnceleme Türü – Sonuç | Sonucun Gerekçesi | Dayanak Anayasa Hükümleri | Erteleme Süresi |
|---|---|---|---|---|---|
| 6114 Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun | 3/3 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 |
,
1982/128
,
1982/133 | yok |
| | 3/4 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2
,
1982/128
,
1982/133 | yok |
| | 4/2 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/130
,
1982/131 | yok |
| | 4/11-f | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2
,
1982/7 | yok |
| | 5/1 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2
,
1982/8
,
1982/104
,
1982/130
,
1982/131 | yok |
| | 6/2 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/123
,
1982/130
,
1982/131 | yok |
| | 6/14 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/123
,
1982/130
,
1982/131 | yok |
| | 6/16-a | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2
,
1982/7
,
1982/128 | yok |
| | 9/1 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 | yok | | 4652 Polis Yüksek Öğretim Kanunu | 10/2 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 | yok | | | 15/1 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2
,
1982/130
,
1982/131
,
1982/138 | yok |
| 6114 Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun | Geçici 1/2 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2
,
1982/10
,
1982/132 | yok |
| | 6/4 | Esas - Karar Verilmesine/İncelenmesine Yer Olmadığı | Normun yürürlükten kaldırılmış / kaldırılacak olması | 1982/2
,
1982/10
,
1982/132 | yok |
| | 14 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2
,
1982/36 | yok |
| | 14 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | yok | yok |
"...
I- İPTAL ve YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
"II. GEREKÇE
1) 6114 Sayılı Yasanın 3 üncü Maddesinin (3) Numaralı Fıkrasının Birinci Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
3 üncü maddede, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (ÖSYM) kuruluş, görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Maddenin (1) numaralı fıkrasında, ÖSYM Başkanlığı, 6114 sayılı Yasayla ve ilgili diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğine, idari ve mali özerkliğe sahip, Yükseköğretim Kurulu ile ilgili, merkezi Ankara'da bulunan özel bütçeli bir kuruluş olarak tanımlanmıştır.
(2) numaralı fıkrada da Başkanlığın görev ve yetkileri sıralanmıştır. Yükseköğretim Kurulu kararlarına veya ilgili mevzuat hükümlerine istinaden başta yükseköğretim kurumlarında ön lisans, lisans veya lisansüstü öğrenim görecek adayların puan sıralamasına göre tespiti veya yerleştirilmesi ile yükseköğretim kurumlarında atama veya yükselmelerde esas alınan sınavlar olmak üzere, ulusal ve uluslararası her türlü bilim, yetenek veya yabancı dil sınavları ile gerektiğinde yerleştirme işlemlerini yapmak; ilgili mevzuat hükümleri uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarında görev almaya veya görevde yükselmeye yönelik sınavları ve gerektiğinde yerleştirme işlemlerini ilgili kurumun talebine bağlı olarak yapmak Başkanlığın temel görevleri olarak gösterilmiştir.
(3) numaralı fıkrada ise "Başkanlık, bu Kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır" denilmiştir.
3 üncü maddeden de anlaşılacağı gibi, ÖSYM'nin görevlerini, yükseköğretim kurumları ve diğer kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere ikiye ayırmak gerekmektedir. Yükseköğretim kurumları, Anayasada 130 uncu ve 131 inci maddelerde özel olarak düzenlenmiştir. Bilimsel özerkliğin esas alındığı bu kurumlar için 130 uncu ve 131 inci maddeler bütünlük içinde düzenlenmiş, yükseköğretim kurumlarıyla ilgili planlama, düzenleme, yönetme ve denetleme görevi ise bu bütünlüğün ve eşgüdümün sağlanması amacıyla anayasal güvence altındaki Yükseköğretim Kuruluna (YÖK) verilmiştir.
Yükseköğretime giriş dahil, bu kurumların tüm sınavlarının, seçme ve yerleştirmelerinin Anayasanın 130 uncu ve 131 inci maddeleri kapsamında ve güvencesi altında olduğu açıktır. Anayasal durumun açıklığı karşısında, ÖSYM'nin, yükseköğretim kurumlarıyla ilgili görevlerini yerine getirirken Anayasanın öngördüğü bütünlükten ve YÖK'nin görev ve yetkilerinden ayrılması düşünülemez. ÖSYM'nin, yükseköğretim kurumları ve YÖK yönlerinden görev ve yetkilerini, kendi sorumluluğu altında ve YÖK'den bağımsız olarak yerine getirip ve kullanması, YÖK'ye ait görev ve yetkilerin ayrı bir karar organına devri niteliğindedir ve Anayasaya aykırılık oluşturur. 3 üncü maddenin (1) numaralı fıkrasında, Başkanlığın "Yükseköğretim Kurulu ile ilgili" olduğunun belirtilmesi bu aykırılığı ortadan kaldırmaz.
Açıklanan nedenlerle, 6114 sayılı Yasanın 3 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci tümcesi, yükseköğretim kurumları ve YÖK yönlerinden Anayasanın 130 uncu ve 131 inci maddelerine aykırı olup, yükseköğretim kurumları ve YÖK yönlerinden iptali gerekmektedir.
2) 6114 Sayılı Yasanın 3 üncü Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasının Son Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
(4) numaralı fıkrada, Başkanlığın, sınav, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme hizmetlerini yerine getirirken ihtiyaç duyduğu aşamalarda, soru hazırlama, donanım ve yazılım olarak bilgisayar ve iletişim altyapısı, baskı, paketleme, taşıma, dağıtım, güvenlik ve işgücü hizmetleri satın alabileceği, sınav hizmetleriyle sınırlı kalmak üzere bu mal ve hizmetlerin temininde, Başkanlık tarafından gerçek kişiler, kamu tüzel kişileri veya özel hukuk tüzel kişilerinden alınan mal ve hizmetlerle ilgili olarak 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Fıkranın son tümcesinde ise "söz konusu mal ve hizmetlerin teminine ilişkin usul ve esaslar, Kamu İhale Kurumunun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından hazırlanacak yönetmelikle belirlenir denilmiştir.
Fıkrada, Kamu İhale Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı belirtildikten sonra, hiçbir çerçeve çizilmeden, ölçüt, esas ve usul getirilmeden, mal ve hizmetlerin teminine ilişkin usul ve esaslar doğrudan yönetmeliğe bırakılmıştır. Yönetmelik hazırlanırken Kamu İhale Kurumunun görüşünün alınması, yasa koyucu tarafından belirlenmesi gereken esas ve usullerin gereğinin yerine getirildiği anlamına gelmez.
Anayasanın 7 nci maddesinde yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği öngörülmüştür. Buna göre, Anayasada yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasada öngörülen ayrık durumlar dışında, yasalarla düzenlenmemiş bir alanda, yasa ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez. Yasa koyucunun temel ilkeleri koymadan, çerçeveyi çizmeden yürütmeye yetki vermemesi, sınırsız, belirsiz bir alanı, yönetimin düzenlemesine bırakmaması gerekir. Yasa ile yetkilendirme Anayasanın öngördüğü biçimde yasa ile düzenleme anlamına gelmez. Bu durum, Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine de aykırılık oluşturur. Yasa koyucu, gerektiğinde sınırlarını belirlemek koşuluyla bazı konuların düzenlenmesini idareye bırakabilir.
Açıklanan nedenlerle, 6114 sayılı Yasanın 3 üncü maddesinin (4) numaralı fıkrasının son tümcesi, Anayasanın 2 nci ve 7 nci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
3) 6114 Sayılı Yasanın 4 üncü Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".müşterek kararname." Sözcüklerinin Anayasaya Aykırılığı
4 üncü maddenin (2) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde, ÖSYM Başkanının, Devlet üniversitelerinde görev yapan profesör unvanına sahip öğretim üyelerinden, Yükseköğretim Kurulunun önereceği üç aday arasından müşterek kararname ile dört yıllığına atanacağı öngörülmüştür.
Anayasanın 8 inci maddesinde "Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir" denilmekte, 104 üncü maddesinde de "kararnameleri imzalamak" Cumhurbaşkanı'nın yürütme alanındaki görev ve yetkileri arasında sayılmaktadır. Anayasanın 104 üncü maddesinde sözü edilen "kararnameler", Kanun Hükmünde Kararnameler ile Bakanlar Kurulu'nun çeşitli kararnamelerinin yanında üst düzey yöneticilerin atanması ile ilgili müşterek kararnameleri de kapsamaktadır.
Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu'nca yerine getirileceğinden, ilgili bakan ve Başbakanın imzalarını taşıyan ve geçerlilik kazanabilmesi için Cumhurbaşkanı tarafından imzalanması gereken müşterek kararnamelerin hukuksal geçerliği bir yana, yürütme organının idari nitelikte düzenlemesi olduğu açıktır.
ÖSYM Başkanlığı, yükseköğretim kurumları ve YÖK ile bağlantılar ve YÖK'nin ilgili kuruluşu olması göz önünde bulundurulduğunda, Anayasanın 130 uncu ve 131 inci maddeleri kapsamında, anayasal güvence altında "özerk" yapı içindedir. Bu yönüyle, ÖSYM Başkanının, bir bakanlık ya da Başbakan ile ilgisi ve bağlantısı bulunmadığından, atamasının müşterek kararnameyle yapılması hukuk devleti ilkesine ve Anayasanın 130 uncu ve 131 inci maddelerine aykırılık oluşturacaktır. Yükseköğretim kurumları ve YÖK'nin anayasal konumları, Başbakan ya da bir Bakanla hiyerarşik bağlantıya izin vermediği gibi, YÖK'nin ilgili kuruluşu olan ÖSYM'nin de bu tür bir bağlantıya girmesine izin vermez.
Açıklanan nedenlerle, 6114 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde yer alan ".müşterek kararname." sözcükleri Anayasanın 2nci, 130 uncu ve 131 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
4) 6114 Sayılı Yasanın 4 üncü Maddesinin (11) Numaralı Fıkrasının (f) Bendinde Yer Alan ".Bakanlar Kuruluna.", 5 inci Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan ".Bakanlar Kurulu.", 9 uncu Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının Son Tümcesinde Yer Alan ".Bakanlar Kurulunun." Sözcüklerinin Anayasaya Aykırılığı
4 üncü maddenin (11) numaralı fıkrasında, ÖSYM Yönetim Kurulunun görevleri sayılmış, (f) bendinde de, "Bakanlar Kuruluna sunulmak üzere, doğrudan merkeze bağlı olarak kurulacak temsilciliklerin yeri ve sayısı hakkında kararlar almak" görevi sayılmıştır. Böylece, Yönetim Kurulunun, doğrudan merkeze bağlı olarak kurulacak temsilciliklerin yeri ve sayısı hakkında görev ve yetkisi "karar alma" ile sınırlı kalmış, alınan kararın uygulanması Bakanlar Kuruluna bırakılmıştır.
5 inci maddenin (1) numaralı fıkrasında, ÖSYM Başkanlığının, merkez teşkilatı ile doğrudan Başkanlığa bağlı temsilciliklerden oluşacağı belirtilmiş, temsilciliklerin açılacağı yer ve sayılarının Yönetim Kurulunun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla belirleneceği öngörülmüştür.
9 uncu maddenin (1) numaralı fıkrasında, sınav soruları ile bunları hazırlamakla görevlendirilmiş olan kişilerin kimliklerinin gizli tutulacağı, Başkanlığın, gizliliğin sağlanması için gerekli bütün tedbirleri alacağı ve ilgili tüm kurumlarla işbirliği yapacağı, soru havuzundaki soruların hiçbir koşul altında kısmen ya da tamamen üçüncü şahıslara verilmeyeceği belirtildikten sonra, "adli ve idari soruşturma ve kovuşturmalarda soru havuzuna erişim için Bakanlar Kurulunun izni gereklidir" denilmiştir.
ÖSYM, Anayasanın 130 uncu ve 131 inci maddeleri kapsamında yükseköğretim kurumları ile bağlantılı olup YÖK'nin ilgili kuruluşudur. YÖK ise yine Anayasanın 130 uncu ve 131 inci maddeleri kapsamında, anayasal güvence altında "özerk" yapıya sahiptir. Yüksek öğretim kurumları için öngörülen "bilimsel özerklik" ilkesi YÖK için olduğu kadar yükseköğretime giriş ve yerleşme için de söz konusudur. ÖSYM'nin yükseköğretim kurumlarıyla ilgili görev ve yetkileri göz önünde bulundurulduğunda, aynı özerklik ilkesinin ÖSYM için de geçerli olması gerektiği açıktır. ÖSYM'nin yükseköğretim kurumları dışında diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgili görevler de yapması, YÖK ile ilgili kurumun kimi görev ve yetkilerinin Bakanlar Kurulu bağlantılı yürütülmesini gerektirmez. Bu bağlantı, anayasal güvence altındaki özerklik ilkesini zedeler.
Anayasa Mahkemesinin 30.05.1990 tarihli ve E.1990/2, K.1990/10 sayılı Kararında da belirtildiği gibi;
"Anayasanın 130 uncu maddesi, üniversitelerin, bir hukuk devletinin üniversitesine yaraşır biçimde uygar ve evrensel karakterde öğretim-eğitim, araştırma ve yayın konularında bilimsel özerkliğe sahip bir kamu tüzelkişisi biçiminde kurulmasını ve Cumhuriyetin temel organları içinde bu niteliği ile yer almasını istemiş ve buna göre düzenlemeler yapmıştır.
Anayasanın 130 uncu maddesinde, üniversitelerin, bilimsel özerkliğe sahip kamu tüzelkişileri olarak tanımlanması ve bunların ancak Devlet tarafından yasayla kurulabileceklerinin saptanması ile güdülen ereğin, siyasal çevrelerin, özellikle iktidarların ve ayrıca çeşitli baskı gruplarının, üniversite çalışmalarıyla öğretim ve eğitimini etki altında tutabilmeleri yolunu kapatmak ve bu faaliyetlerin bilimsel gerekler ve gereksinmelerden başka, herhangi bir dış etkiden uzak kalacak bir ortamda sürdürülmesini sağlamak olduğunda kuşku yoktur".
Anayasanın 130 uncu maddesinin gerekçesinde de, yasaya bırakılan konuların "bilimsel özerklik" ilkesi göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu gerekçede ve Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında açıkça vurgulandığı üzere, Anayasanın üniversiteler konusunda kabul ettiği temel ilke; çağdaş öğretim ve eğitime uygun çalışmalarla belirgin bilimsel düzeyde insan gücü yetiştirmekle görevli üniversiteleri, dışarıdan gelebilecek her çeşit baskı ve müdahaleden korumak, üniversite eğitim ve öğretimini, bilimsel gerekler ve gereksinmelerden başka herhangi bir dış etkiden uzak tutmaktır.
Açıklanan nedenlerle, 6114 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinin (11) numaralı fıkrasının (f) bendinde yer alan ". Bakanlar Kuruluna .", 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ". Bakanlar Kurulu .", 9 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının son tümcesinde yer alan ". Bakanlar Kurulunun ." sözcükleri Anayasanın 130 uncu ve 131 inci maddelerine aykırı olup, iptalleri gerekmektedir.
5) 6114 Sayılı Yasanın 6 ncı Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının Birinci Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
Personel rejimi ve mali hükümlerin düzenlendiği 6 ncı maddenin (2) numaralı fıkrasında, Başkana, Yükseköğretim Kurulu Başkan Vekiline ödenen aylık ve sosyal yardımları; Başkan yardımcılarına, Yükseköğretim Yürütme Kurulu üyelerine ödenen aylık ve sosyal yardımları geçmemek üzere, Bakanlar Kurulu tarafından tespit edilecek tutarda ödeme yapılacağı belirtilmiştir. Tam zamanlı görev yapan ve görevleri süresince, lisansüstü eğitim faaliyetleri hariç, başka hiçbir kurum veya kuruluşta ücretli iş göremeyecek olan Başkan ve Başkan yardımcılarına yapılacak ödemelerin üst sınırları Yasada belirtildiği halde alt sınırları belirtilmemiştir.
Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, her türlü işlem ve eylemi hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren devlettir.
Öte yandan "hukuk devleti" ilkesi, yürütme organının faaliyetlerinin yönetilenlerce belli ölçüde öngörülebilir olmasını, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesini, ekonomik ve sosyal yaşamlarındaki tutum ve davranışlarını buna göre düzene sokabilmesini gerektirir. Zira hukuk devletinin gereği olan belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesi, idarenin keyfi hareket etmesini engeller. Bunu gerçekleştirmenin başlıca yolu ise kural konulmasını gerektiren durumlarda bunların genel, soyut, anlaşılabilir ve sınırlarının belirli olmasını sağlamaktır.
Anayasanın çeşitli maddelerinde yer alan kanunla düzenlemeden neyin anlaşılması gerektiği Anayasa Mahkemesinin birçok kararında açıklanmıştır. Buna göre yasa ile düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına, genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesi, yasama yetkisinin devri anlamına geleceğinden Anayasanın 7 nci maddesine aykırı düşer. Ancak, yasada temel esasların ve çerçevenin belirlenmesi koşuluyla, uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmeye bırakılması Anayasaya aykırılık oluşturmaz. Esasen Anayasanın 8 inci maddesinde yer alan, "yürütme yetkisi ve görevi Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir" hükmünün anlamı da budur.
Anayasanın 128 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre kamu personeline ilişkin statü esaslarının ve bu bağlamda hizmetten ayrılmaya ilişkin kuralların kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Yasayla düzenleme belirli konulardan kavram, ad ve kurum olarak söz etmek anlamına gelmeyip, düzenlenen alanda temel ilkelerin konularak çerçevesinin çizilmiş olmasını ifade eder. Ancak, yasada temel esasların belirlenmiş olması koşuluyla uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntılar yürütme organının takdir yetkisine bırakılabilir.
Yasa koyucu, dava konusu kuralda ödeme yapılacak çalışanların niteliği ve statülerine göre bu kişilere yapılacak ödemelerin tavan oranlarını ayrıntılı olarak düzenlemiş, ancak yürütmeye bırakılan yetkinin sınırlarının belirlenmesi açısından yapılacak ödemelerde herhangi bir taban oranı belirlememiştir. Yürütmeye bırakılan yetkinin üst sınırı ve çerçevesi belirlenirken alt sınırının belirlenmemiş olması, kuralda belirtilen personele yapılacak ödemelerde asgari bir garanti içermemektedir. Bu nedenle dava konusu kural, devletin tüm işlem ve eylemlerine bireylerin güven duymasını zedeleyici nitelik taşıdığından hukuk devletinin gereği olan hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 6114 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci tümcesi Anayasanın 2 nci, 7 nci ve 128 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
6) 6114 Sayılı Yasanın 6 ncı Maddesinin (4) Numaralı Fıkrasının Birinci ve Son Tümcelerinin Anayasaya Aykırılığı
(4) numaralı fıkranın birinci tümcesinde, ÖSYM Başkanlığında, Daire Başkanı, I.Hukuk Müşaviri, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Hukuk Müşaviri, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzmanı ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzman Yardımcısı ile doğrudan Başkanlığa bağlı temsilcilikleri yönetmekle görevlendirilen Şube Müdürü kadrolarına atananların, kadroları karşılık gösterilmek suretiyle, 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli olarak çalıştırılabileceği öngörülmüş, son tümcesinde de "bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile söz konusu personele yapılacak diğer ödemeler Bakanlar Kurulunca tespit edilir" denilmiştir.
Böylece, bu suretle çalıştırılacak personele, bu Kanuna ekli (1) sayılı cetvelde unvanları itibarıyla yer alan taban ve tavan ücretleri arasında kalmak üzere, Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek tutarda aylık brüt sözleşme ücreti; çalıştıkları günlerle orantılı olarak, hastalık ve yıllık izinler dâhil, ocak, nisan, temmuz, ekim aylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarında ikramiye; üstün gayret ve çalışmaları sonucu emsallerine göre başarılı çalışmalar yaptıkları tespit edilenlere, Başkanın onayı ile haziran ve aralık aylarında birer aylık sözleşme ücreti tutarına kadar teşvik ikramiyesi dışında tüm konular sözleşmeye ve Bakanlar Kurulu kararına bırakılmıştır.
Anayasanın 2 nci maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin "hukuk devleti" olduğu, 7 nci maddesinde yasama yetkisinin "Türk Milleti" adına TBMM'nin olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği belirtilmiş, 128 inci maddesinde de "Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir" denilmiştir.
Yükseköğretim Kurulu kararlarına veya ilgili mevzuat hükümlerine istinaden başta yükseköğretim kurumlarında ön lisans, lisans veya lisansüstü öğrenim görecek adayların puan sıralamasına göre tespiti veya yerleştirilmesi ile yükseköğretim kurumlarında atama veya yükselmelerde esas alınan sınavlar olmak üzere, ulusal ve uluslararası her türlü bilim, yetenek veya yabancı dil sınavları ile gerektiğinde yerleştirme işlemlerini; ilgili mevzuat hükümleri uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarında görev almaya veya görevde yükselmeye yönelik sınavları ve gerektiğinde yerleştirme işlemlerini ilgili kurumun talebine bağlı olarak yapmak görevini üstlenen ÖSYM,idarenin bütünlüğü içersinde yer alan,kamu tüzel kişiliğine, idari ve mali özerkliğe sahip, Yükseköğretim Kurulu ile ilgili,kamu hukuku ilke ve düzenlemelerine bağlı kalarak kamu yararı amacıyla işlemler yapan, genel idare esaslarına göre faaliyet gösteren, bu nedenle icra ettiği hizmet sürekli ve asli nitelikte olan bir kurumdur.
ÖSYM yasayla kendisine verilen kamu hizmeti niteliğindeki sürekli görev ve hizmetleri, uzmanlık esasına göre çalışan hizmet birimlerince yerine getirir. Bu nedenle personel, Anayasanın 128 inci maddesinde sözü edilen genel idare esaslarına göre asli ve sürekli nitelik taşıyan kamu hizmetlerini yerine getiren personeldir.
Anayasanın 128 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki görevleri yürüten bütün personelin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülüklerinin yasayla düzenlenmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle, 6114 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinin (4) numaralı fıkrasının birinci ve son tümceleri Anayasanın 2 nci, 7 nci ve 128 inci maddelerine aykırı olup, iptalleri gerekmektedir.
7) 6114 Sayılı Yasanın 6 ncı Maddesinin (14) Numaralı Fıkrasının Birinci Tümcesinde Yer Alan ".hizmet bedeli." Sözcüklerinin Anayasaya Aykırılığı
(14) numaralı fıkrada, ÖSYM Başkanlığı tarafından yapılan merkezi sistem sınavlarında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okul ve kurum müdürlükleri ile koordinatörlüklerce, her bir başvuru kaydı için adaylardan alınacak başvuru, tercih, şifre verme gibi "hizmet bedeli"nin, okulların ve koordinatörlüklerin sınav hizmetlerine yönelik ihtiyaçlarında kullanılmak üzere koordinatörlük ile okul ve kurum müdürlüklerinin bağlı olduğu il veya ilçe millî eğitim müdürlükleri nezdinde açılan hesaba aktarılacağı belirtilmiştir.
Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Yasa kuralı, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmelidir. Öngörülebilirlik şartı olarak nitelendirilen bu ilkeye göre yasanın uygulanmasında takdirin kapsamı ve uygulama yöntemi bireyleri keyfi ve öngöremeyecekleri müdahalelerden koruyacak düzeyde açıklıkla yazılmalıdır. Belirlilik, kişilerin hukuk güvenliğini korumakla birlikte idarede istikrarı da sağlar.
(14) numaralı fıkranın birinci tümcesinde, hizmet bedelinin niteliği, ölçütleri, sınırı, kimler tarafından nasıl belirleneceği gösterilmemiştir. Hizmet bedeli sözcükleri, kuralda yer alış şekliyle belirsizdir.
Açıklanan nedenlerle, 6114 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinin (14) numaralı fıkrasının birinci fıkrasında yer alan ". hizmet bedeli ." sözcükleri Anayasanın 2 nci maddesine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
8) 6114 Sayılı Yasanın 6 ncı Maddesinin (16) Numaralı Fıkrasının (a) Bendinin Anayasaya Aykırılığı
6 ncı maddenin (16) numaralı fıkrasında, ÖSYM'nin gelirleri gösterilmiştir. Fıkranın (a) bendinde, "yurt içi ve yurt dışı sınav, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme hizmetleri karşılığında alınacak ücretler" ÖSYM'nin gelirleri arasında sayılmıştır. Ancak, yasa koyucu, yurt içi ve yurt dışı sınav, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme hizmetleri karşılığında alınacak ücretlerle ilgili hiçbir çerçeve çizmemiş, belirleme yapmamıştır. Öte yandan bu ücretlerin Anayasanın 73 üncü maddesi kapsamında "harç" olup olmadığı da belli değildir. Yükseköğretim kurumlarıyla ilgili ayrım da yapılmamıştır. Ücretlerin, niteliği, ölçütleri, sınırı, kimler tarafından nasıl belirleneceği gösterilmemiştir. (a) bendi bu yönleriyle belirsizlik içermektedir.
Açıklanan nedenlerle ve yukarıda (7) numaralı bölümde belirtilen gerekçeyle, 6114 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinin (16) numaralı fıkrasının (a) bendi Anayasanın 2 nci maddesine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
9) 6114 Sayılı Yasanın14 üncü Maddesi ile Değiştirilen, 25.04.2001 Tarihli ve 4652 Sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanununun 10 uncu Maddesinin İkinci Fıkrasında ve 15 inci Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan "lise ve dengi okulları bitirenler" İbaresininAnayasaya Aykırılığı
6114 sayılı Yasayla değiştirilmeden önce,25.04.2001 tarihli ve 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanununun;
a) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası, "Polis Meslek Yüksek Okullarına Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan Öğrenci Seçme Sınavını kazanan ve Bakanlıkça ihtiyaç duyulduğu kadar, genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları arasından yapılacak özel yetenek sınavında başarılı olanlar alınır",
b) 15 inci maddesinin birinci fıkrası, "Fakültenin esas öğrenci kaynağı polis kolejidir. İhtiyaç halinde, genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları arasından yönetmelikle belirtilecek şartları taşıyan öğrenciler de fakülteye alınabilirler",
Şeklindeydi.
6114 sayılı Yasanın 14 üncü maddesiyle, 4652 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ve 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları" ibareleri, "lise ve dengi okulları bitirenler" şeklinde değiştirilmiştir.
4652 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ve 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları" ibarelerinin Anayasaya aykırılığı savıyla Anayasa Mahkemesine açılan iptal davasında;
"iptali istenilen kurallarda polis meslek yüksekokullarına ve Güvenlik Bilimleri Fakültesine, "genel lise, erkek teknik, kız teknik veya turizm ve ticaret lisesi mezunu" olanların alınabileceği, sayılan liseler arasında olmayan, daha kaliteli eğitim ve öğretim veren liseleri bitirenlerin ise belirtilen okullara alınmamasının "kamu yararı" ve "adalet" ilkelerine aykırı düştüğü, "nispeten başarılı ve yetenekli" vatandaşlar için hizmete giriş olanağı getirildiği halde, "çok daha başarılı ve yetenekli" vatandaşlar için hiçbir haklı gerekçeye dayanmadan bu olanağın tanınmamasının adil olmayan sonuçları olduğu, bu nitelikleriyle yapılan yasal düzenlemelerin "hukuk devleti" ve "eşitlik" ilkeleri ile Anayasanın kamu hizmetlerine girme hakkı ile ilgili 70 inci maddesine, liyakat ilkesini düzenleyen 128 inci maddesinin ikinci fıkrasına ve özellikle, imam hatip lisesi mezunlarının bu okullara alınmamasının amaçlanması nedeniyle de "laiklik" ilkesine aykırı olduğu" ileri sürülmüştür.
Anayasa Mahkemesi yaptığı inceme sonunda, 12.02.2004 tarihli ve E.2001/349, K.2004/14 sayılı kararında;
"Polis yükseköğretim kurumlarına alınacak öğrencilerin kaynağını düzenleyen 28.11.1984 günlü, 3087 sayılı Polis Yükseköğretim Kanunu'nda yapılan değişiklikten önceki düzenlemede öğrenci kaynakları arasında "lise ve dengi okul mezunları" sayılarak herhangi bir sınırlama yapılmamış iken, önce 12.07.2000 günlü, 610 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile "genel ve teknik lise mezunları", daha sonra da açıklanan dava konusu 25.04.2001 günlü, 4652 sayılı yasal düzenleme ile "genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları"na yer verilerek kapsam daha da daraltılmıştır.
25.04.2001 günlü, 4652 sayılı "Polis Yüksek Öğretim Kanunu"nun 10 uncu maddesinde, polis meslek yüksekokullarının kuruluşu ve öğrenci kaynakları ile öğretim süresi, 15 inci maddesinde de Güvenlik Bilimleri Fakültesinin öğrenci kaynakları, öğrencilerin istihkakları, özlük işlemleri, mecburi hizmet yükümlülüğü ve evlenme yasağı, Akademiye alınacak öğrencilerin nitelikleri ile giriş esas ve şartlarının yönetmelikle belirleneceği gibi kurallar düzenlenmiştir.
Anayasanın 2 nci maddesinde, Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini gerçekleştiren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasanın ve yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde yasa koyucu, yasaların yalnız Anayasaya değil, evrensel hukuk ilkelerine de uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.
Anayasanın 10 uncu maddesine göre, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
"Yasa önünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.
Yasa'nın gerekçesinde de belirtildiği gibi, iptali istenilen kuralların, temelde, Türk toplumuna ve Emniyet Örgütünün ihtiyaç ve beklentilerine yanıt verebilecek nitelikte polislerin yetiştirilmeleri ve onların insan haklarına saygılı, ancak devlet otoritesini de zaafa uğratmayacak bir yapıda eğitilmeleri için, eğitim hizmetlerinin gelişen bilim ve teknolojiye paralel olarak yapılandırılmasını sağlamayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Böylece, adı geçen okullara "...genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları arasından..." öğrenci alınmasının emniyet hizmetlerinin gereksinimlerine daha uygun olduğu düşünülmüştür. Belirli önemde bazı kamu hizmetlerinin özelliklerini gözeterek gerçekleştirdiği bu tür düzenlemeler anayasal ilkelere bağlı kalmak ve hizmetin gereklerini dikkate almak koşuluyla yasa koyucunun takdir yetkisi içinde olan bir yasama işlemidir. Bu nedenle, farklı liselerden mezun olanlar aynı nitelikleri taşımadıklarından eşitlik karşılaştırmasına esas alınamazlar.
Açıklanan nedenlerle 4652 sayılı Polis Yükseköğretim Kanunu'nun 10 uncu ve 15 inci maddelerinin dava konusu kuralları, Anayasanın 2 nci ve 10 uncu maddelerine aykırı değildir."
Gerekçesiyle iptal isteminin reddine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi, 4652 sayılı Yasada,Türk toplumuna ve Emniyet Örgütünün ihtiyaç ve beklentilerine yanıt verebilecek nitelikte polislerin yetiştirilmeleri ve onların insan haklarına saygılı, ancak devlet otoritesini de zaafa uğratmayacak bir yapıda eğitilmeleri için, eğitim hizmetlerinin gelişen bilim ve teknolojiye paralel olarak yapılandırılmasını sağlamak amacıyla, Polis okullarına, "...genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim ve ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul mezunları arasından..." öğrenci alınmasının emniyet hizmetlerinin gereksinimlerine daha uygun olduğu düşünülmüştür. Belirli önemde bazı kamu hizmetlerinin özelliklerini gözeterek gerçekleştirilen bu tür düzenlemeler, anayasal ilkelere bağlı kalmak ve hizmetin gereklerini dikkate almak koşuluyla yasa koyucunun takdir yetkisi içinde olan bir yasama işlemidir. Bu tür özellikli hizmetlere girişte, farklı liselerden mezun olanlar aynı nitelikleri taşımadıklarından eşitlik karşılaştırmasına esas alınamazlar.
Görevin niteliği ve hizmetin gereği, Emniyet Örgütüne alınacakların, belirli okullardan alınmasını gerektirir. Hiçbir sınırlama yapılmayarak "lise ve dengi okulları bitirenlerin" tercih edilmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
Öte yandan, Türkiye'de lise ve dengi okullarda, çeşitli mesleklere yönelik özel eğitimler yapılmakta, söz konusu okullarda eğitim görenler, bitirdikleri okulların özelliklerine göre meslek sahibi olmaktadır. Lise ve dengi okulları tercih edenler, mezun olduklarında hangi mesleklerde çalışabileceklerini bilmekte ve ona göre okul tercih etmektedir. Eğitim ve öğretimleri de mesleklerin özelliğine göre şekillenmektedir. Okullar, mesleğin, eğitim ve öğretimin özelliğine göre ayrılırken, mezunların hiçbir ayrıma tabi tutulmaksızın tüm mesleklere kabulü Anayasanın eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz. "Yasa önünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olduğundan, hukuksal durumları farklı olanların aynı mesleğe alınması eşitlik ilkesini zedeler, okullar arasındaki eğitim eşitliğini bozar.
Açıklanan nedenlerle 6114 sayılı yasanın14 üncü maddesi ile değiştirilen, 25.04.2001 tarihli ve 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ve 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "lise ve dengi okulları bitirenler" ibaresiAnayasanın 2 nci ve 10 uncu maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
10) 6114 Sayılı Yasanın Geçici 1 inci Maddesinin (2) Numaralı Fıkrasının İkinci Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
Geçici 1 inci madenin (2) numaralı fıkrasıyla, 6114 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte Yükseköğretim Kurulu Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi kadrolarında bulunan; Genel Sekreter, I.Hukuk Müşaviri, Hukuk Müşaviri, Araştırma Geliştirme Değerlendirme Müdürü, Bilgi İşlem Müdürü, Kütüphane ve Dokümantasyon Müdürü, Planlama ve Mali İşler Müdürü, Sınav Hizmetleri Müdürü, İdari İşler Müdürü, Müdür ve Müdür Yardımcılarının görevleri sona ermiş ve kadroları iptal edilmiştir. Fıkranın ikinci tümcesinde de "Bunlar herhangi bir işlem veya tebligata gerek kalmaksızın Yükseköğretim Kuruluna ekli (2) sayılı liste ile ihdas edilen Araştırmacı kadrolarına atanmış sayılır" denilmiştir.
Yasa kuralıyla, ÖSYM teşkilat düzenlemesi adı altında bazı kadro görevleri sona erdirilerek araştırmacı unvanlı kadrolara atamaları yapılmıştır.
Aslında, ÖSYM'de yapılan değişikliklerin hiçbir ihtiyaç belirtilmeden gerekçe gösterilmeden yapılması, diğer anlatımla, mevcut Kurumun ve Yasanın kimi aksayan yönlerinin yeniden düzenlenmesi, kadroların iptalini gerektirmemekle birlikte, sırf yeni yasa bahane edilerek kimi görevlerin sona erdirmesi, boşalan görevlere yeni atamalar yapılarak kadrolaşma amacını taşıdığı anlaşılmaktadır. Hizmetin gereklerinin ve kamu düzeninin esas alınmadığı bir tasfiye ve bu tasfiye sonucu kadroları iptal edilenlere de yeni kadrolar (araştırmacı kadroları) ihdası yolu açılmıştır.
Kamu kurumlarında organizasyon değişikliği ilk kez olmamaktadır. Bugüne kadar çeşitli kamu kurumlarının merkez ve taşra teşkilatlarında değişiklikler yapılmış, yeni yapılanmalar ortaya çıkmıştır. Ancak, organizasyonel değişiklik gerekçesiyle görev başındaki yöneticilerin görevlerine son verilmesi hukuk devleti ilkesiyle uyuşmamaktadır. 6114 sayılı Yasada böyle bir zorunluluk da yoktur; devir, birleşme ya da tasfiye de söz konusu değildir. Ortada ne özelleştirme ne birleşme ne de başka bir kamu kurumuna devir vardır.
Yeni düzenleme nedeniyle kadroları iptal edilen personelin araştırmacı unvanlı kadroya atanması kamu yararı gözetilmeden kadrolaşma amacıyla getirilmiş bir düzenlemedir. Kamu yararı amacı taşımayan yasaların, amaç öğesi yönünden Anayasanın 2nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği açıktır.
Ayrıca, araştırmacı kadrosuna atananların maaşları dondurulmaktadır. Hiçbir haklı ve makul neden yok iken görevlilerin kazanılmış haklarının kaybı sonucunu doğuran bu uygulama anayasaya aykırıdır. Anayasada yer alan hukuk devleti ilkesi, Anayasanın temel ilkelerinden biridir. Hukuk devleti, yönetilenlere hukuk güvenliği sağlayan, adaletli bir hukuk sistemine dayanan devlet düzeninin adıdır. Hukuka güvenin, kamu düzeninin ve istikrarın korunması da kazanılmış hakların korunması ilkesine bağlılık ile mümkündür. Hukuk devletinde kazanılmış haklara saygı gösterilmesi bir zorunluluk, hatta yükümlülüktür. Hukuksal tasarrufu doğuran irade sahiplerinin aynı yöntemle bu tasarrufu geri almalarına veya değiştirmelerine olanak bulunmaktadır. Ancak, önceden oluşmuş hukuksal durumların sonradan yapılacak işlemlerle değiştirilmesi, hukuktan beklenen güvenlikle bağdaşmaz. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2 nci maddesinde açıklanan "Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir" hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Anayasa Mahkemesi kazanılmış hak kavramını, E.1999/50 sayılı kararında, "...kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel olacak niteliğine dönüşmüş hak" olarak tanımlamıştır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük, beklenen haklar ise bu nitelikte değildir. Ancak, kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın yeni yasadan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekmektedir.
Hukuk devletinin unsurlarından bir diğeri olan hukuk güvenliği, diğer bir ifadeyle "güvenin korunması ilkesi" de ilgilinin hukuki durumunun süreceğine olan güveni dolayısıyla hayal kırıklığına uğratılmaması anlamına gelir. Güvenin korunması, her zaman mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamında olmasa da, her düzenleme değişikliğinde yasa koyucunun göz önünde bulundurması gereken bir husustur. Halkın devlete olan güveninin korunması da ancak hukuk güvenliğinin sağlanmasıyla mümkündür.
Bu yönüyle, hukuk devletinin önemli bir unsuru olarak hukuk güvenliği, yalnızca hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün devlet davranışlarının, az çok, önceden öngörülebilir olması anlamını taşır. Hukuki güvenlik sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu güven değil, aynı zamanda yürürlükteki mevzuatın süreceğine duyulan güveni de içerir.
Haklı beklenti, idarenin ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin bir çıkarları ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ya da edinebileceklerini ümit etmelerini ifade eder. Yeni düzenlemenin hukuki istikrarı bozmaması, hakların kullanılmasını zorlaştırmayacak ya da doğmuş olan haklarının hiçe sayılması anlamına gelecek şekilde tasarlanmaması gerekmektedir.
Anayasanın 2 nci maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasanın bulunduğu bilincinde olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde yasa koyucu, yasaların yalnız Anayasaya değil, evrensel hukuk ilkelerine de uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.
Öte yandan görevden alınması gerekenler var ise bunlar yasa ile değil, kamu yararı ve hizmetin gerekleri gözetilerek, usulüne uygun işlemle görevden alınmalıdır. Yasayla yapılan "öngörülmeyen" düzenlemeler hukuk devleti ilkesi ile çelişir.
Açıklanan nedenlerle, 6114 sayılı Yasanın Geçici 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci tümcesi Anayasanın 2 nci maddesine aykırı olup, iptali gerekir.
III. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Hukuk devletine aykırı olan, temel hak ve özgürlükleri ölçüsüzce sınırlandıran ve Anayasaya açıkça aykırı olan bir düzenlemenin uygulanması halinde, sonradan giderilmesi olanaksız zararlara yol açacağı çok açıktır.
Öte yandan, anayasal düzenin en kısa sürede hukuka aykırı kurallardan arındırılması, hukuk devleti sayılmanın da gereğidir. Anayasaya aykırılığın sürdürülmesinin, bir hukuk devletinde subjektif yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyeceği kuşkusuzdur. Hukukun üstünlüğü ilkesinin sağlanamadığı bir düzende, kişi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, bu ilkenin zedelenmesinin hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol açacağında duraksama bulunmamaktadır.
6114 sayılı Yasanın yukarıda Anayasaya aykırılığı ileri sürülen madde ve hükümlerinin uygulanması halinde;ÖSYM tarafından yapılacak her türlü sınav ve yerleştirmelerde, ÖSYM personelinin haklarındasonradan öngörülemeyecek ve giderilemeyecek büyük kayıplara sebebiyet verilebilecek, böylece telafisi imkansız zararlar doğacaktır. Aynı şekilde, Polis Yüksek Öğretim Kanununda da Anayasaya aykırı olarak öğrenci alımı yapılarak telafisi imkansız zararlar doğacaktır.
Bu zarar ve durumların doğmasını önlemek amacıyla, Anayasaya açıkça aykırı olan söz konusu madde ve hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de durdurulması istenerek Anayasa Mahkemesine dava açılmıştır.
IV. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 17.02.2011 tarihli ve 6114 sayılı "Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun"un;
1. 3 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci tümcesinin, Yükseköğretim kurumları ve YÖK yönlerinden,
2. 3 üncü maddesinin (4) numaralı fıkrasının son tümcesinin,
3. 4 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan, ".müşterek kararname." sözcüklerinin,
4. 4 üncü maddesinin (11) numaralı fıkrasının (f) bendinde yer alan ".Bakanlar Kuruluna.", 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ".Bakanlar Kurulu.", 9 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının son tümcesinde yer alan ".Bakanlar Kurulunun." sözcüklerinin,
5. 6 ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci tümcesinin,
6. 6 ncı maddesinin (4) numaralı fıkrasının birinci ve son tümcelerinin,
7. 6 ncı maddesinin (14) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde yer alan, ".hizmet bedeli." sözcüklerinin,
8. 6 ncı maddesinin (16) numaralı fıkrasının (a) bendinin,
9. 14 üncü maddesi ile değiştirilen, 25.04.2001 tarihli ve 4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ve 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan, "lise ve dengi okulları bitirenler" ibaresinin,
10. Geçici 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci tümcesinin,
Anayasanın 2 nci, 7 nci, 10 uncu, 128 inci, 130 uncu ve 131 inci maddelerine aykırı olduklarından iptallerine, Anayasaya açıkça aykırı olmaları ve uygulanmaları halinde giderilmesi güç ya da olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.""
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_anayasa
Taranan Tarih: 28.01.2026 03:27:01