SoorglaÜcretsiz Dene

Anayasa Norm Denetimi: 2012-44 Sayılı 22-03-2012 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - Ret

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Anayasa Mahkemesi Kararı

Karar Tarihi

22 Mart 2012

II. İNCELEME SONUÇLARI

Normun Numarası – AdıMadde Numarasıİnceleme Türü – SonuçSonucun GerekçesiDayanak Anayasa HükümleriErteleme Süresi
1479 Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu25/1İlk - RetUygulanacak norm1982/152yok
Geçici 18Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunluk1982/152yok
4956 Esnaf Ve Sanatkarlar Ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun ve Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici Maddeler15İlk - RetUygulanacak norm1982/152yok
47Esas - RetAnayasaya esas yönünden uygunluk1982/2
                                                                                ,

                                        

                                    1982/10


                                                                                ,

                                        

                                    1982/60 | yok | 

"...

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

'MADDİ OLAY VE UYGULANACAK YASA HÜKMÜ KONUSU:

Anayasanın 152/1 maddesinde 'bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, anayasa mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır' hükmüne yer verilmektedir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Sürgü kasabasında ikamet etmekte olup, kasaplık yaptığını, müvekkilinin kasaplık mesleği nedeni ile 01/07/1978 tarihinden 30/12/1978 tarihine kadar ve 06/07/1981 tarihinden 31/03/1989 tarihine kadarki dönemler içerisinde Doğanşehir vergi dairesinin 4732 vergi hesap numaralı vergi mükellefi olduğunu, müvekkilinin Sürgü esnaf ve sanatkarlar odasına 08/03/1983 tarihinde üye olduğunu ve üye numarasının 114 olduğunu halen üyeliğinin faal olarak devam ettiğini, aynı zamanda müvekkilinin Malatya Esnaf ve Sanatkarlar siciline 01/11/1984 tarihinde kayıt yaptırmış olup bu kaydını 12/05/2006 tarihinde sildirdiğini, müvekkilinin Malatya Esnaf ve Sanatkarlar sicil numarasının 5016 olduğunu, Yüksek Yargıtayın uygulamaları ve 1479 sayılı Bağ-kur kanununun 24. Maddesine baktığımızda Bağ-kur sigortalılığı unsurlarının oluşması için vergi mükellefiyetini gerektiren faaliyette bulunulmasının yeterli olacağı yönünde olduğunu, müvekkilinin bütün yükümlülüklerinin yerine getirmesine rağmen Bağ-kur kaydının yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle müvekkili Abuzer Eğilmez'in yapmış olduğu kasaplık mesleği sebebi ile vergi mükellefiyetinin başlamış olduğu 01/07/1978 tarihinden itibaren bağ-kur sigorta kaydının tespitinin yapılarak bu tarihten itibaren bağ-kur sigortalısı sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yasal süre içerisinde kuruma kayıt ve tescilini yaptırmadığını, 4956 sayılı yasa ile 1479 sayılı yasaya eklenen geçici 18.maddesi uyarınca davacının 04/10/2000 tarihinden önce kayıt ve tescilinin yapılmasının mümkün olmadığını, davacının gelir vergisi mükellefi yada gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkarlar sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı olması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

-Bağ-Kura yazılan müzekkere cevabında;davacının sigortalılık tescil kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir.

-Malatya ili,Doğanşehir Mal Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabında; davacının kasap olarak 01.07.1978-30.12.1978 ve 06.07.1981-31.03.1989 tarihleri arasında vergi kaydı olduğu bildirilmiştir.

-Sürgü Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığının kayıtlarına göre; davacının 114 üye no'su ile 08.03.1983-11.05.2006 tarihleri arasında üyelik kayıtlarının bulunduğu bildirilmiştir.

-Davacının bildirmiş olduğu tanıklar Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığı ile dinlenmiştir.

-Tüm deliller toplandıktan sonra dava dosyası Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilerek Bağ-Kur mevzuatı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmıştır.

Davacı vekili bu aşamada Anayasaya aykırılık iddiasında bulunmuştur.

Bakılan ihtilafta davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmüş; 4956 sayılı Yasanın 15. maddesi ile değişik 1479 sayılı Yasanın 25. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde yer alan -TALEP TARİHİNDEN İTİBAREN BAŞLATILIR- ibaresi ile 4956 Sayılı Yasanın 47. maddesi ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 18. maddesinin tamamının Anayasanın başlangıç hükümleri ile 2, 10, 60 ve 138. maddelerinin amir hükümlerine aykırı düştüğü düşüncesiyle Anayasa Mahkemesine müracaat edilmesi gerekmiştir.

-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4/1-b bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olmakla beraber geçiş hükümlerini içeren aynı Kanunun 7.maddesi gereğince mülga 1479 sayılı kanunun 25 ve 47.maddelerinin uygulanması gerektiğinden söz konusu mevzuat hükümleri gereği inceleme yapılmıştır.

-Dava konusu ihtilafın geçtiği tarihte yürürlükte bulunan 1479 sayılı yasanın sigortalama ve tescile ilişkin hükümleri;

3165 sayılı kanunun (04/10/2000 tarihine kadar) 6.maddesi ile 1479 sayılı kanunun 24.maddesi değiştirilerek sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan;

a) Esnaf ve sanatkarlar , tüccar, sanayici ve borsa , ajans ve acenteleri, mimar ve mühendisler, sigorta prodüktörleri ve eksperleri, eczacılar, tabipler, veterinerler, gümrük komisyoncuları gibi ticari veya serbest kazancı dolayısı ile gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar....

619 sayılı K.H.K. (08/08/2000 tarihine kadar) 619 sayılı K.H.K. Nın 13.maddesi ile 1479 sayılı kanunun 24.maddesi değiştirilerek sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan esnaf ve sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısı ile gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan esnaf ve sanatkarlar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar... Bu kanuna göre sigortalı sayılırlar.

04/10/2000 tarihinde yürürlüğe giren ve 26/10/2000 tarihinde Anayasa Mahkemesince iptal edilen ve 08/08/2001 tarihine kadar yürürlükte kalan 619 sayılı K.H.K. Nın geçici 1.maddesi; '1479 sayılı kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, bu kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20/04/1982 tarihinden bu kanun hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydı ile sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.'

Dava konusu ihtilafın geçtiği tarihte yürürlükte bulunan 1479 sayılı yasanın (4956 sayılı yasanın 47.maddesi ile eklenen) geçici 18.maddesi; 'Bu kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04/10/2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04/10/2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanları sigortalılıkları, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20/04/1982-04/10/2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49. ve ek 15. Maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydı ile bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.'

Dava konusu ihtilafın geçtiği tarihte yürürlükte bulunan 1479 sayılı yasanın (5458 sayılı yasanın 14. Maddesi ile eklenen) geçici 27.maddesi; 'Bu kanun ve 2926 sayılı kanuna göre kayıt ve tescilleri yapılmış olan sigortalılar 31/12/2006 tarihine kadar sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin tespitine ilişkin her türlü bilgi ve belgeleri kuruma ibraz etmek zorundadırlar. 31/12/2006 tarihinden sonra bilgi ve belge ibraz edenlerin hizmet süreleri saklı kalmak kaydı ile, ibraz ettikleri bilgi ve belgeler basamak tespiti ve geriye dönük prim hesabında dikkate alınmaz. Anılan tarihe kadar söz konusu bilgi ve belgeleri kuruma ibraz etmeyen sigortalıların kurumda mevcut bilgi ve belgelere göre basamak tespiti yapılır ve geriye dönük prim borçları hesaplanır.'

01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasanın geçici 8.maddesinin 2.bendi;

'Ancak, bu kanunun 4.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalıkları başlatılanların, bu kanunun yürürlük tarihi ile 04/10/2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydı ile, sigortalının bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için 80.maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının %32 si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır ve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalıya tebliğ edilen borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar bu Kanunun 89.maddesine göre iade edilir.' Hükümleri amirdir.

Bu husustaki yargısal Uygulama ise;

'... 4956 sayılı yasa ile eklenen geçici 18. Maddede ise <yasaya göre sigortalılık niteliği taşıdığı halde 04/10/2000 tarihine kadar kayıt ve tescil yaptırmamış olanların> sigortalılıklarının 04/10/2000 tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi karşısında davacı, maddenin birinci cümlesindeki koşulları taşıması nedeni ile 04/10/2000 tarihi itibari ile tescil edilmiştir. Bu tarihten önce tescili bulunmadığından hakkında maddenin ikinci cümlesinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Anılan maddenin ilk cümlesindeki koşullar dikkate alınmaksızın devamında yer alan <ancak bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların> sigortalıklarının değerlendirileceğine ilişkin hüküm bu olayda uygulanmaz. Daha önce kayıt ve tescili bulunmadığından 04/10/2000 tarihi itibari ile sigortalılığı başlatılan sigortalının bu defa da maddenin ikinci cümlesi gereğince önceki sürelere de hak kazanması gibi bir sonuç 1479 sayılı yasaya 4956 sayılı kanunun 47.maddesi ile eklenen geçici 18.maddesi bütün olarak ele alındığında aykırılık teşkil eder. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2006 gün, 2006/21-703-728 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır...'

'...02/08/2003 tarihi itibari ile yürürlüğe giren 4956 sayılı yasanın 46.maddesi ile 1479 sayılı yasaya eklenen geçici 18.madde hükmü ile de ; 619 sayılı yasanın hükmünde kararnamenin geçici 1.maddesi hükmüne benzer bir düzenlemeyle; sigortalılık niteliğini taşıdıkları durumda 04/10/2000 gününe kadar kayıt ve tescilini yaptırmayanlara, 20/04/1982 ile 04/10/2000 tarihleri arasında vergi kayıtlarına dayalı çalışma sürelerini belirli koşullara borçlanma imkanı tanınmıştır. Bu yönde; borçlanma hakkı; 04/10/2000 gününden sonra zorunlu sigortalı olarak bağ-kura tescil edilmiş olduklarından daha önce vergi kaydı bulunanlara tanındığı gibi, bu hak; sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlaması için ön görülen tarihlerden itibaren, yasada belirtilen ve hak düşürücü süre niteliğindeki süreler dahilinde kullanılmalıdır...'

İLGİLİ KANUN MADDELERİ:

1- 1479 sayılı yasanın (4956 sayılı yasanın 47.maddesi ile eklenen) geçici 18.maddesi; 'Bu kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdığı halde 04/10/2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04/10/2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanları sigortalılıkları, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma YAZILI OLARAK BAŞVURMALARI ve 20/04/1982-04/10/2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49. Ve ek 15. Maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydı ile bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.'

2- Madde 25- (Değişik: 24/7/2003-4956 sayılı yasanın 15.maddesi ile eklenen)

Bu Kanunun 24 üncü maddesine göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanların sigortalılıkları ise Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak şartıyla TALEP TARİHİNDEN İTİBAREN BAŞLATILIR.

Bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülükleri sigortalı sayıldıkları tarihte başlar.

ANAYASAYA AYKIRILIK NEDENLERİ VE İLGİLİ ANAYASA MADDELERİ:

1-ANAYASANIN 2. MADDESİ YÖNÜNDEN:Anayasanın 2. maddesinde 'Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir' hükmüne yer verilmektedir. Hukuk devleti, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekte kendini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir. Hukuk devleti ilkesi, devletin tüm organlarının üstünde hukukun mutlak egemenliğinin bulunmasını, yasa koyucunun da her zaman Anayasa ve hukukun üstün kuralları ile kendisini bağlı saymasını gerektirir. Bu bağlamda yasa koyucunun yasal düzenlemeler yaparken ki takdiri, sınırsız ve keyfi olmayıp, hukuk devleti ilkeleri ile sınırlıdır.

Hukuk devletinin unsurları doktrinde belirlenmiş olup, bunlardan konu ile ilgili olan bir tanesi 'hukuki güvenlik' ilkesidir. Hukuki güvenlik, devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olmasını gerektirir. Bu sebeple devlet faaliyetleri önceden hukuk kuralları ile düzenlenmeli ve mümkün olduğunca 'hukuki istikrar' sağlanmalıdır.

Bu ilkenin bir anlam kazanabilmesi için, o ülkede egemen olan hukukun yönetilenlere, devlete karşı da hukuk güvenliği sağlaması boyutunun da gerçekleşmesi gerektiği tartışmasızdır. Böylelikle devlet, toplum yaşamını düzenlerken ortaya koyduğu, kişilerde tam bir güven duygusu yaratacak, onlara hukuk kurallarının tam anlamı ile geçerli olduğu ve toplumun bütün unsurları ile birlikte uyum içinde yürüdüğünü gösteren bir güven ortamı tesis edecektir. (Danıştay 11.dairesinin 12/06/1195 gün ve E:1995/1838, K:1995/1861)

Davacı 29/08/1973 tarihinde başladığı çalışma hayatının 25.yılını doldurarak yaşlılık aylığı almaya hak kazanmıştır. Bu hak yasalarla korunmuştur. Bu hakkın sonradan çıkarılan yasalarla elinden alınması 'kazanılmış haklar' ilkesine aykırıdır.

Davacı aleyhine mahkememizde görülmekte olan 2007/187 esas sayılı davada;

Uygulanacak olan 1479 sayılı kanunun 4956 sayılı kanunun 15.maddesi ile değiştirilen 25.maddesi ve 4956 sayılı yasanın 47.maddesi ile 1479 sayılı kanuna eklenen geçici 18.madde Anayasa'ya açıkça aykırıdır.

Şöyle ki;

a) Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kanun maddeleri ile Hukuk devletinin temel şartlarından birisi olan 'Kazanılmış haklara saygı' kaidesi ihlal edilmiştir. Zira hukuk devletinin temel şartlarından birisi bireylerin hukuken kazanılmış sonradan vaaz edilen kanun hükümleri ile ortadan kaldırılmak Anayasanın bu yöndeki hükümlerinin ihlali anlamına gelmektedir. Kanun koyucunun kazanılmış hakları zedeler mahiyette kanun çıkarmasının Anayasa'ya aykırılık teşkil edeceği Anayasa Mahkemesinin bir çok kararında da zikredilmiştir.

b) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.19921/2-283, K.1991/403 sayılı ve 03/07/1991 tarihli kararında da belirtildiği üzere '''Yasada öncesine etkili olabilme hükmü olsa bile kazanılmış haklara dokunulamaz. Zira yasaların öncesine etkileyebilme koşulu usulü bir kuraldır. Usulü kurallar ise kazanılmış hakları zedelememe koşulu ile öncesine etkili olabilirler. Anayasanın 2.maddesi uyarınca Türkiye cumhuriyeti sosyal bir devlettir'. Yasa koyucunun kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte bir yasa ve diğer düzenleyici bir kural koyması hukuk devleti ilkesine ve bunun sonucu olarak Anayasaya aykırı bir düzenleme ve davranış olacaktır.' Aynı minval üzere bir çok Yargıtay kararı ve Anayasa mahkemesi kararı bulunmaktadır.

c) Somut olay açısından bakıldığında davacının 01/07/1978 tarihi itibari ile vergi kaydının bulunduğu görülecektir. Sürgü Esnaf ve Sanatkarlar odası kaydının ise 1983 tarihinde yapıldığı ve halen devam etmekte olduğu anlaşılacaktır. Yine esnaf sicil memurluğundaki kaydının 1984-2006 yılları arasında kesintisiz devam ettiği açıktır. Tüm bu bilgilere ve verilen tarihlere göre davacının vergi kaydının başladığı tarihten bağ-kura kurum tarafından resen ve zorunlu olarak tescil edilmesi gerektiği o dönemdeki yürürlükteki mevzuat gereğidir. Davacının bu hakkı kazanılmış bir haktır. Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Davalı kurumun yeni yasal düzenlemeleri ileri sürerek davacının tescilinin 04/10/2000 tarihinden itibaren başlayacağını ileri sürmesi hukuk devleti İlkesi karşısında hukuki himaye görememelidir. Zira 01/07/1970 tarihi itibari ile davacının tescilinin yapılması mükellefiyeti ve zorunluluğu davalı kuruma aittir. O dönem itibari ile yasal düzenlemeler bu minvaldedir. Bu durum da hukuken kazanılmış bir haktır.

2- ANAYASANIN 10. MADDESİ YÖNÜNDEN:

'Herkes kanun önünde eşittir'

Ayrıca Anayasanın 60.maddesinde de 'HERKES SOSYAL GÜVENLİK HAKKINA SAHİPTİR' hükmü ile eşitlik ilkesi birlikte değerlendirildiğinde;herkes sosyal güvenlik hakkına eşit şekilde sahip olmalıdır.

Kişilerin yürürlükteki mevzuat hükümlerine güvenerek eylem ve işlemlerini yürütmesi hayatın olağan akışına ve hukukun genel kurallarına uygundur. Daha sonra yasalarda meydana gelen değişiklikler aynı konumda ;fakat farklı haklara sahip olan sigortalılar ortaya çıkarmaktadır.Bir kısım sigortalıları vergi ve oda kaydını RESEN dikkate alarak 1479 sayılı yasa kapsamında zorunlu sigortalı yaparken,diğer bir kısım sigortalılara talepte bulunma yükümlülüğü yüklemek Anayasanın EŞİTLİK ilkesine aykırılık teşkil eder.

3- ANAYASANIN 60. MADDESİ YÖNÜNDEN:

'Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir'

Davacının kasaplığı dolayısı ile 01.07.1978-30.12.1978, 06.07.1981-31.03.1989 tarihleri arasında Doğanşehir Vergi Dairesinde vergi mükellefidir.

Sürgü Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığının kayıtlarına göre;davacının 114 üye no'su ile 08.03.1983-11.05.2006 tarihleri arasında üyelik kayıtları mevcuttur.

Davacının vergi kaydının ve oda kaydının bulunduğu tarihte yürürlükte olan yasa 1479 sayılı yasanın 24.maddesini değiştiren 3165 sayılı yasadır. Bu yasa hükmüne göre;

3165 sayılı kanunun (04/10/2000 tarihine kadar) 6.maddesi ile 1479 sayılı kanunun 24.maddesi değiştirilerek sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan:

a) Esnaf ve sanatkarlar , tüccar, sanayici ve borsa , ajans ve acenteleri, mimar ve mühendisler, sigorta prodüktörleri ve eksperleri, eczacılar, tabipler, veterinerler, gümrük komisyoncuları gibi ticari veya serbest kazancı dolayısı ile gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar....

Bu yasa hükmüne göre davacı hem vergi kaydı, hemde oda kaydı ile Bağ-Kur sigortalısı olma hakkına haizdir.

Tüm bu bilgilere ve verilen tarihlere göre davacının vergi kaydının başladığı tarihten bağ-kura kurum tarafından resen ve zorunlu olarak tescil edilmesi gerektiği o dönemdeki yürürlükteki mevzuat gereğidir.

Kaldı ki somut davaya uygulanacak olan ve Anayasa ya aykırılığı ileri sürdüğümüz kanun maddeleri Anayasa ile güvence altına alınan 'Sosyal güvenlik hakkının' ortadan kaldırılması manasına da gelmektedir. Sosyal Güvenlik hakkını da ölçüsüzce sınırlandırdığı ve özünden zedelediği için,söz konusu kanunun hükümleri Anayasanın hukuk devleti ile ilgili maddelerine aykırı olduğu gibi, Anayasanın 60.maddesine de aykırılık teşkil etmektedir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;

Anayasanın 152/1 maddesi uyarınca,

a) 4956 Sayılı Yasanın 15.maddesi ile değişik 1479 sayılı yasanın 25.maddesinin 1.fıkrasının son cümlesinde yer alan -TALEP TARİHİNDEN İTİBAREN BAŞLATILIR- ibaresi ile

b) 4956 sayılı yasanın 47.maddesi ile 1479 Sayılı Yasaya eklenen geçici 18.maddesinin tamamının Anayasanın başlangıç hükümleri ile 2,10,60 ve 138. maddelerinin amir hükümlerine aykırı düştüğü,

İddiası ve bu hükümlerin iptali istemiyle re'sen Anayasa Mahkemesine gidilmesine,dava dosyasının tüm belgeleri ile onaylı suretinin dosya oluşturularak anayasa mahkemesine sunulmasına, iş bu karar aslı ile dosya suretinin Yüksek Mahkemeye tebliğinden itibaren 5 ay beklenilmesine, 5 ay içinde netice gelmezse mevcut mevzuata göre davanın görüm ve çözümüne devam edilmesine, 24/11/2010 tarihinde karar verildi.'"

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sosyalkanun'unesnafgünlüsigortalarçalışanlardeğiştirilendiğeritirazıntarihindeneklenenaykırılığıfıkrasında''talepistemidirsanatkârlarbağımsızsavıylaitibarenmaddesininanayasa'nınbirincibaşlatılır'hükümlerikurumukanunu'nunmaddelerinekonusuibaresininbaşlangıçmaddesiylemaddesiningeçici

Kaynak: karar_anayasa

Taranan Tarih: 28.01.2026 03:27:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim