Anayasa Norm Denetimi: 2010-111 Sayılı 08-12-2010 Tarihli Karar: İtiraz-Esas - Ret
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Anayasa Mahkemesi Kararı
8 Aralık 2010
II. İNCELEME SONUÇLARI
| Normun Numarası – Adı | Madde Numarası | İnceleme Türü – Sonuç | Sonucun Gerekçesi | Dayanak Anayasa Hükümleri | Erteleme Süresi |
|---|---|---|---|---|---|
| 5275 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun | 110/2 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 |
,
1982/17 | yok |
"...
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
'1- Hükümlü ... şartlı tehdit suçundan dolayı İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/02/2004 tarih ve 2002/1244-254 sayılı ilamı ile verilen 6 ay hapis cezası Mersin Kapalı Cezaevinde infaz edilmektedir.
Adı geçen hükümlü 24/06/2005 havale tarihli dilekçesi ile, bu işlerle ilgili nöbetçi olan mahkememize başvurarak 5275 sayılı İnfaz Kanununun 110. maddesindeki haklardan yararlanmak istediğini beyan etmiştir.
5275 sayılı Kanunun 110. maddesi şu şekildedir: 'MADDE 110.- (1) Hükmü veren mahkeme veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkeme altı ay veya daha az süreli hapis cezasının;
a) Her hafta cuma günleri saat 19.00'da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,
b) Her gün saat 19.00'da girmek ve ertesi gün saat 07.00'de çıkmak suretiyle geceleri, Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilir.
(2) Kadın veya altmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülerin mahkûm oldukları altı ay veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine hükmü veren mahkeme veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemece karar verilebilir.
(3) Yetmişbeş yaşını bitirmiş olup da üç yıl ve daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanları bu cezalarının ceza infaz kurumlarında çektirilmesi sağlık durumları itibarıyla elverişli olmadığı, tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanelerince verilecek raporla tespit edilenler hakkında cezanın konutlarında çektirilmesine hükmü veren mahkemece veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemece karar verilebilir. Ancak, mahkûmiyete konu suç nedeniyle herhangi bir zarar doğmuşsa, bu zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi şartı da ayrıca aranır. Bunlar hakkında beşinci fıkra hükümleri uygulanmaz.
(4) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir.
(5) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
(6) Bu infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde, cezanın baştan itibaren infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.
(7) Bu madde hükümlerine göre verilen kararlara itiraz yolu açıktır'
İnfaz dosyası incelenmiş; hükümlünün 6 aylık hapis cezasının infazına 05/05/2005 tarihinde, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun hükümlerine göre başlandığı ve bu kanun hükümlerine göre düzenlenen müddetnameden hükümlünün bihakkın (hak ederek) tahliye tarihinin 06/11/2005, 647 sayılı Kanuna göre şartla tahliye tarihinin 05/08/2005 ve 2148 sayılı Kanundan faydalandırılarak tahliye tarihinin 18/07/2005 olduğu anlaşılmıştır.
Lehe olan hükümlerin uygulanması ile ilgili 5252 sayılı Kanunun 9. maddesine göre ; '(1) 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü, 1 Haziran 2005 tarihinden önce verilip de Yargıtay tarafından lehe olan hükümlerin uygulanması hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozularak mahkemesine gönderilen hükümler hakkında da uygulanır.
(3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.
Hükümlü ... 27/06/2005 tarihi itibariyle cezaevinde 54 gün yatmıştır. İnfaza 647 sayılı Kanun hükümlerine göre devam edildiğinde 21 gün daha yatarak 18/07/2005 tarihinde şartla tahliyeye hak kazanacak ve cezaevinde geçirmiş olduğu toplam süre 75 gün olacaktır.
5275 sayılı Kanunun 110/1- 'a) Her hafta Cuma günleri saat 19.00'da girmek ve Pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları' şeklindeki maddesinin tatbikine karar verilse, aynı maddenin 5. fıkrasına göre cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanamayacağından; 27/06/2005 tarihinden bihakkın tahliye tarihi olan 06/11/2005 tarihine kadar 28 tane Cumartesi-Pazar günü olduğu için 28 gün daha yatması gerekecek ve cezaevinde geçirmiş olduğu toplam süre 54+28=82 gün olacaktır.
5275 sayılı Kanunun 110/1- 'b) Her gün saat 19.00'da girmek ve ertesi gün saat 07.00'de çıkmak suretiyle geceleri' şeklindeki maddesinin tatbikine karar verilse, yine cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmayacağından; 27/06/2005 tarihinden bihakkın tahliye tarihi olan 06/11/2005 tarihine kadar 132 gün ve bir gün yirmidört saat hesabıyla onikişer saatten 132/2= 66 olduğu için cezaevinde geçirmiş olduğu toplam süre 54+66=120 gün olacaktır.
Hükümlü hakkında diğer bir özel infaz usulü olan aynı Yasanın 110. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen 'altı ay ve daha az süreli hapis cezasının konutta çektirilmesine' karar verilmesi düşünülmüş ancak bu hakkın sadece kadınlar veya altmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülere tanınmış olduğu görülmüştür.
2- 5275 sayılı Kanunun 'İnfazda temel ilke' başlıklı 2. maddesinin (1). fıkrasına göre 'Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır'
3- Anayasamızın 10. maddesinde; herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu belirtilmiştir.
Eşitlik ilkesi ile, aynı durumda bulunan kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanması veya aynı kurallar uygulanarak farklı sonuçlar elde edilmesi yasaklanmıştır. İptali talep edilen yasa hükmü ile suç tipi ve hukuki durumları aynı olan kişiler hakkında sadece cinsiyet yönünden, farklı infaz usulü öngörülmüştür.
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşmiş kararlarına göre yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Eşitlik ilkesi; birbirinin aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını veya uygulanan aynı kurallar sonucu farklı sonuçlar yaratılmasını yasaklar.
İptali istenen kuralla, hukuki eylem ve durumları aynı olan kişiler farklı statüye tabi tutulmaktadır. Burada eşitlik ilkesine aykırı bir uygulama ve dolayısıyla Anayasanın 10. maddesine aykırılık bulunduğu düşünülmüştür.
4- Anayasamızın 11. maddesinde yasaların Anayasaya aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı, iptali istenen ibarenin bir yasa hükmü olarak Anayasanın ruhuna da aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
SONUÇ: 13/12/2004 tarihinde kabul edilerek Resmi Gazetede yayımlanan ve 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu 110. maddesinin 2. fıkrasındaki 'Kadın veya'' ibaresinin;
a) Kanun önünde eşitliğe dair 10. maddesine ,
b) Kanunların Anayasaya aykırı olamayacağını belirtir 11/2. maddesine,
c) Anayasamızın ruhunda bulunduğu kabul edilmesi gerekli olan hukukun genel prensipleri ve adalet duygusuna aykırı olduğu düşünüldüğünden İPTALİ için Anayasanın 152. maddesi uyarınca keyfiyetin Anayasa Mahkemesi'ne sunulmasına karar verildi.'"
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_anayasa
Taranan Tarih: 28.01.2026 03:27:01