Anayasa Norm Denetimi: 2009-152 Sayılı 05-11-2009 Tarihli Karar: İptal-Esas - Ret
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Anayasa Mahkemesi Kararı
5 Kasım 2009
II. İNCELEME SONUÇLARI
| Normun Numarası – Adı | Madde Numarası | İnceleme Türü – Sonuç | Sonucun Gerekçesi | Dayanak Anayasa Hükümleri | Erteleme Süresi |
|---|---|---|---|---|---|
| 4283 Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun | Geçici 3/B | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | yok | yok |
| Geçici 4 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/138 | yok | |
| 5625 Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun | 1 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/2 |
,
1982/168 | yok |
| | 2 | Esas - Ret | Anayasaya esas yönünden uygunluk | 1982/138 | yok |
"...
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇESİ
İptal ve yürürlüğün durdurulması istemini içeren 6.6.2007 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
'1) 18.04.2007 Tarih ve 5625 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci Maddesinin 16.07.1997 Tarihli ve 4283 Sayılı Yap ' İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun Geçici 3 üncü Maddesinin (B) Fıkrasının Sonuna Eklediği Bendin Anayasaya Aykırılığı
İptali istenen bu bent ile; elektrik piyasası mevzuatı çerçevesinde, aynı kaynak için yapılmış çoklu başvurulardan lisans almış olanların lisanslarının, bu maddenin yürürlük tarihini takip eden üç ay içinde başvurmaları halinde eskinin yerine kaim olmak üzere lisanslarının yenileneceği ve daha önce verilmiş lisans ile bağlantılı olarak yapılmış tüm iş ve işlemlerin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın içerdiği hüküm ve şartlarla yenilenmiş ve geçerli sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Yaşanan ve aşağıda değinilen birtakım olaylar incelendiğinde iptali istenen kuralla yapılan düzenlemenin gerçek amacının; yargı kararını etkisiz kılmak olduğu, 'yasaların genelliği' ilkesine aykırı olarak belli bir firmaları hedef alıp, kamu yararı yerine bu firmanın çıkarlarını gözettiği ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen 'hukuk devleti' ilkesiyle bağdaşmadığı görülmektedir.
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa ve Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 9 uncu maddesine dayanılarak hazırlanan 'Elektrik Enerjisi Üretmek Amacıyla Aynı Bölge ve Aynı Kaynak İçin Yapılmış Birden Fazla Lisans Başvurusu Olması Halinde Seçim Yapılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ' (R.G. 23.07.2004, s.25531) uyarınca Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, aynı kaynak için birden fazla başvuru olması halinde istekliler arasından seçim yapma yetkisini almıştır.
Danıştay Onüçüncü Dairesinin 08.02.2006 tarih ve E.2005/6292 sayılı Kararı ile, ''elektrik üretim lisansının verilmesinde Yasa'da öngörülen amaçlar için herhangi bir değerlendirme ölçütü getirilmeksizin salt ilk lisans alma bedelindeki en yüksek teklifin ölçüt alınmasında Yasa'ya uygunluk bulunmadığı' belirtilerek söz konusu Tebliğin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir (Ek. 1). Bu karar çerçevesinde anılan Tebliğe göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından yapılan seçim sonucunda lisans almış olan üç şirketin lisanslarının da yürütülmesi durdurulmuştur. Yine Danıştay Onüçüncü Dairesi 01.03.2006 tarih ve E.2005/9346 sayılı kararı ile, 'Elektrik Enerjisi Üretmek Amacıyla Aynı Bölge ve Aynı Kaynak İçin Yapılmış Birden Fazla Lisans Başvurusu Olması Halinde Seçim Yapılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ' in 08.02.2006 tarih ve E.2005/6292 sayılı kararıyla yürütülmesinin durdurulduğundan bahisle mezkur Tebliğ kapsamında 'AK Enerji Üretim A.Ş.'ne üretim lisansı verilmesi işleminin yürütülmesinin durdurulması isteminin kabulüne' karar vermiştir (Ek. 2).
İptali istenen bent ile, devam eden yargı sürecinde yukarıda değinilen yargı kararları dikkate alınmaksızın, lisans verilmesi işlemleri durdurulan şirketlerin bu hükmün yürürlük tarihi olan 26.04.2007 tarihini takip eden üç ay içinde başvurmaları halinde eski lisansları diğer bir anlatımla yargı kararı ile yürütülmesi durdurulan lisansları yerine kaim olmak üzere lisanslarının yenileneceği ve eski lisanslarla bağlantılı olarak yapılmış tüm iş ve işlemlerin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın içerdiği hüküm ve şartlarla yenilenmiş ve geçerli sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Hukuk Devleti olabilmenin bir başka göstergesi de yasalarda 'genellik' ilkesine uyulmasıdır. 'Yasaların genelliği' ilkesi, özel, aktüel ve geçici bir durumu gözetmeyen, belli bir kişiyi hedef almayan, aynı statüde olan herkesi kapsayan kuralların getirilmesini zorunlu kılar (Anayasa Mahkemesinin 20.11.1996 günlü, E.1996/58, K.1996/43 sayılı kararı).
İptali istenen düzenlemenin gerçek amacının,lisans verilmesi işlemleri yargı kararıyla durdurulan şirketlerin önünün açılmak istenmesi olduğu; bu amaca ulaşabilmek için de, söz konusu yargı kararlarını etkisiz kılmak olduğu çok açıktır.
Bu nedenle yasa koyucu iptali istenen kural ile, kişiye özgü bir düzenlemeyi gerçekleştirerek yasaların genelliği ilkesinden ayrılmış olduğundan yapılan bu düzenleme, Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen 'hukuk devleti' ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Diğer taraftan iptali istenen söz konusu düzenleme için yasama erkinin, yukarıda etraflıca belirtilen yargı kararlarının uygulanmasını engellemek amacına yönelik olarak kullanıldığı, lisanslarının yürütülmesi yargı kararıyla durdurulan şirketlerin elektrik üretim lisansı almalarının yasa çıkarılarak gerçekleştirilmeye çalışıldığı görülmektedir.
Anayasa da belirtilen amacı ya da bir kamu yararını gerçekleştirmek ereğiyle olsun, yasakoyucu belli bir sonucu elde etmek için değişik yolların seçimini siyasî tercihlerine göre yapmakta serbesttir. Ancak, yasakoyucunun kişisel, siyasî ya da saklı bir amaç güttüğü durumlarda, yani kamu yararına yönelik olmayan başka bir amaca ulaşmak için bir konuyu yasayla düzenlediği durumlarda bir 'yetki saptırması' ve giderek de amaç öğesi bakımından yasanın sakatlığı ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırılığı söz konusu olur.
Anayasanın 138/4 üncü maddesi gereği, yasama organı dahil bütün devlet organları '... mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.' Aksi taktirde, yargı bağımsızlığı söz konusu olamaz ve hukuk devletinden de söz edilemez. Yasama organı, beğenmediği yargı kararlarını, üstelik de geriye yönelik uygulanmak üzere kanun çıkartıp etkisiz hâle getirecekse, elbette ki yargı bağımsızlığı zedelenecektir. (SABUNCU, Yavuz, Anayasaya Giriş, 8. Basım, İmaj Yayıncılık, Ankara 2002, s. 186).
İptali istenen bent ile yapılan düzenleme, yargı kararlarının uygulanmasının engellenmesi amacıyla yapılmış bir düzenleme olduğundan, yetki saptırması ve amaç öğesi bakımından da sakat olup, Anayasanın 2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gibi yargı bağımsızlığını zedelediği için de Anayasanın 138 inci maddesine aykırı düşmektedir.
Diğer yandan yasama erkinin, yargı kararlarının etkisizleştirilmesi için kullanılmasını, Anayasanın Başlangıç kısmı ile 7 nci, 8 inci ve 9 uncu maddelerinde ifade edilmiş olan kuvvetler aykırılığı ilkesi ile de bağdaştırmak olanaksızdır.
Açıklanan nedenlerle, 18.04.2007 tarih ve 5625 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin 16.07.1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap ' İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 3 üncü maddesinin (B) fıkrasının sonuna eklediği bent, Anayasanın 2 nci, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 138 inci maddeleri hükümleri ile Anayasanın Başlangıç kısmının dördüncü paragrafına aykırı olup, iptali gerekmektedir.
2) 18.04.2007 Tarih ve 5625 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci Maddesinin 4283 Sayılı Kanunun Geçici 4 üncü Maddesine Eklediği Fıkra
4283 sayılı Kanunun iptali istenen fıkranın eklendiği geçici 4 üncü madde hükmü şöyledir:
'Çok maksatlı projeler ile bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce İkili İşbirliği Anlaşmaları kapsamında yer alan projeler ve önceki yıllar yatırım programlarında yer alan projeler, lisans alınmasına gerek olmaksızın, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yedi yıl içinde yapılabilir veya yaptırılabilir. Bu projelerin hidroelektrik üretim tesislerinin yapımı aşamasında, elektrik üretim tesisleri, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında faaliyet göstermek üzere özel sektör başvurularına açılır. Dört ay içerisinde başvuru olmaması halinde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilebilir.'
Bu hüküm ile yapılacak ihale sonucunda belirlenen şirketin DSİ ile Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalayarak HES (Hidro Elektrik Santral) kurması amaçlanmıştır. Görüldüğü gibi madde bir ihaleden söz etmektedir. Bu maddeye eklenen ve iptali istenen fıkra ise, Hükümetlerarası İkili İşbirliği Anlaşması veya bu anlaşmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı ya da Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı Olur'u ile belirlenen tüzel kişilerin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kuracakları yeni şirketlere ihalesiz olarak HES kurma olanağı vermektedir.
Bir hukuk devletinde, devlet erki kullanılarak yapılan tüm kamu işlemlerinin nihaî amacının 'kamu yararı' olması gerekir. Bu gereklilik, kamu yararını, yasama organının takdir yetkisi için de bir sınır konumuna getirir. İptali istenen fıkra ile yapılan düzenleme ise, kamu yararı amacına yönelik değildir. Şöyle ki;
Gelişmekte olan ülkelerde, yetersiz mali kaynaklar nedeniyle ihtiyaç duyulan büyük yatırımları gerçekleştirmek üzere yap ' işlet ' devret modeli gibi bir takım finans modelleri geliştirilmiştir. Bu modellerden biri de, Hükümetlerarası İkili İşbirliği Andlaşmalarıdır. Bu modelde; iki ülke yetkililere bir araya gelip doğrudan görüşmelere başlarlar ve işin yapımı, yatırım için kredi desteği sağlayacak ülkenin hükümeti tarafından belirlenecek şirkete ihale edilmeksizin verilir.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü bugüne kadar Hükümetlerarası İkili İşbirliği Andlaşmaları kapsamında enerji üretimi yaptırmak üzere anlaştığı barajlardan, yüklenici şirketlerin (çoğunlukla uluslararası konsorsiyumlardır) kredi bulamadıkları için başlayamadıkları barajlarla ilgili anlaşmaları feshetmiş ve bunların yapımı için yeni bir süreç başlatmıştır.
DSİ Genel Müdürlüğünün resmi internet sitesi olan www.dsi.gov.tr adresinden; 6 adet hidroelektrik santral (HES) yapımının ihale yöntemiyle gerçekleştirileceğinin ilan edildiği, bu ihalelerde çok sayıda firmadan teklif geldiği ve gelen tekliflerin de burada yer aldığı görülmektedir.
Bu sitede ilan edilen işlerden olan ARTVİN 110 MW gücündeki ÇAMLICA HES'in yapım işini DSİ Genel Müdürlüğü, bu santralde üretilecek elektriğin birimi için (yani 1 kwh) 9.13 yeni kuruş üzerinden ihaleye çıkarmış, yapılan ihaleyi Başkent Yat. Ür. İş. San. ve Tic. A.Ş. bu rakamın 6.21 yeni kuruşluk kısmını Devlete bırakarak 2.92 yeni kuruş fiyatla almış; diğer bir anlatımla yapacağı tesiste üreteceği enerjinin % 66'sını kamuya ücretsiz vermeyi kabul etmiştir.
Hükümetlerarası İkili İşbirliği yöntemi ile yapımından vazgeçilen söz konusu barajların ihale yoluyla yaptırılması açıklandığı üzere kamu yararına iken, iptali istenen düzenleme ile ARTVİN Çamlıca HES benzeri 16 adet barajın (Ek. 3) gerekli krediyi bulamadığı için yapamayan şirketlere İHALESİZ OLARAK bırakılmasının önü açılmıştır.
Öte yandan, söz konusu barajlar, 18.04.2007 tarih ve 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanununun kapsamına alınmış ve bu Yasanın 17 nci maddesi ile de, yapılacak santrallerde üretilen enerji için verilen garanti 7 yıldan 10 yıla, 9.13 yeni kuruş olan kwh ücreti ise, 5 ' 5.5 euro cent/kwh (yani yaklaşık 10.01 yeni kuruşa çıkarılmıştır. Yapılan bu işlemlerin ülkemize maliyeti ise (aşağıda ayrıntıları gösterildiği üzere) 49 yıl için yaklaşık 24 milyar USD olarak hesaplanmıştır ($) kuru 1.380 YTL olarak alınmıştır.
İhaleye çıkarıldığı takdirde söz konusu barajlarda üretilen enerjinin % 66'sını ücretsiz alma imkanının bulunmasına karşın, iptali istenen düzenleme ile bu imkanın ortadan kaldırılmasının kamu yararı amacına yönelik olduğu savunulamaz.
Kamu yararını değil özel bir takım çıkarları ve amaçları gerçekleştirmek için yapılan kanunların ise yetki saptırması ile malul olacağı; bunun da hukuk devleti ilkesine ve dolayısıyla bu ilkenin ifade edildiği Anayasanın 2 nci maddesine aykırı düşeceği açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 28.01.2004 tarih ve E.2003/86, K.2004/6 sayılı Kararında,
'Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumları benimseyen, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yasaların üstünde Anayasanın ve yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir.Yasaların kamu yararına dayanmasıgereği kuşkusuz hukuk devletinin temel değerlerinden birini oluşturmaktadır'
denilmiştir. Bu nedenle iptali istenen fıkra, Anayasanın 2 nci maddesine aykırıdır.
Diğer taraftan iptali istenen fıkra, aşağıda açıklanan nedenlerle Anayasanın 168 inci maddesi ile de bağdaşmamaktadır.
4283 sayılı Kanunun 'Amaç ve Kapsam' başlıklı 1 inci maddesinde,'Bu Kanunun amacı; 'Yap ' İşlet Modeli' ile üretim şirketlerine ülke enerji plan ve politikalarına uygun biçimde elektrik enerjisi üretmek için mülkiyetleri kendilerine ait olmak üzere termik santral kurma ve işletme izni verilmesi ile enerji satışına dair esas ve usulleri belirlemektir. Hidroelektrik, jeotermal, nükleer santraller ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları ile çalıştırılacak santraller bu Kanunun kapsamı dışındadır.' denilmiştir.
Ancak, 19.07.1997 tarih ve 4283 sayılı 'Yap ' İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun' a 18.07.2006 tarih ve 5539 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenen Ek Geçici 4 üncü madde ile; başlangıçta 4283 sayılı Kanun kapsamında olmayan hidroelektrik santrallerinin kanun kapsamına alınmasının yolu açılmış ve bu değişiklik ile iptali istenen düzenlemeye alt yapı hazırlanmıştır.
Hidroelektrik, jeotermal, nükleer santraller ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları ile çalıştırılacak santrallerin bu Yasanın kapsamı dışında bırakılma nedeni 4283 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin gerekçesinde ' Tesislerin mülkiyeti ve işletme hakkı, izin verilen sermaye şirketlerine ait olduğundan bu amaç gözetilerek, hidroelektrik, jeotermal, nükleer santraller ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları kapsam dışında tutularak 3096 sayılı Kanundan farklı bir düzenlemeye gidildiği belirtilmiştir' şeklinde açıklanmıştır.
Anayasanın 168 inci maddesinde'Tabii servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için , gerçek ve tüzelkişilere devredebilir.' denilmiştir.
Yukarıda değinilen 1 inci maddenin gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, yap ' işlet modelinde tesislerin mülkiyeti ve işletme hakkı, izin verilen sermaye şirketlerine ait olup, model kapsamında yapılacak işlerde sadece işletme hakkının belli bir süre ile şirketlere verilmesi söz konusu değildir. Bu nedenle Anayasanın 168 inci maddesine aykırı düşmemesi için hidroelektrik, jeotermal, nükleer santraller ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları 4283 sayılı Kanunun kapsamı dışında bırakılmıştır.
Durum bu iken; 4283 sayılı Kanunun 'Amaç ve Kapsam' maddesinin genişletilmesi halinde böyle bir düzenlemenin Anayasaya aykırılığı çok çarpıcı bir şekilde görüleceğinden anılan Kanuna ek geçici maddeler ilave edilmesi tercih edilmiştir.
4283 sayılı Yasanın 'Amaç ve Kapsam' maddesinde; yap ' işlet modelinin sadece termik santraller için (yani sadece doğalgaz ve ithal kömür santralleri için) uygulanacağı açıkça ifade edilmiştir. Hidroelektrik santraller bu kapsama dahil edilemez. Çünkü modelin özelliği; santrallerin şirketler tarafından getirilen sermaye ile kurulması, işletilmesi ve tesiste üretilen enerjiye de belli bir süre ile belli bir fiyattan kamu tarafından satın alma garantisi verilmesidir. Yani 'yap ' işlet' modelinde santralin kamuya geri dönüşü yoktur. Tesis ve üzerinde kurulu olduğu arazinin mülkiyeti tamamen özel şirketlere (yabancı ortaklı konsorsiyumlara) kalacaktır. Diğer bir ifade ile ülkemizin herhangi bir bölgesinde bulunan su kaynakları (hidroelektrik santrallerinde tesisin ekonomik ömrü 150 yıla kadar uzayabilmektedir) yabancıların kullanımına verilmiş olacak ve kamunun hiçbir şekilde ülkesindeki su kaynakları üzerinde söz hakkı bulunmayacaktır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; DSİ'nin hükümetlerarası İkili İşbirliği kapsamında yaptırmaktan vazgeçtiği ve tabii kaynağımız olan nehirlerimizin üzerine kurulacak barajların sadece işletme hakkı belirli bir süre için şirketlere verilebilecekken, iptali istenen düzenleme ile, söz konusu uluslararası şirketlerin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan lisans alarak serbest piyasada üretici konumuna girmelerinin ve yaptıkları barajların, dolayısıyla bu barajlardan enerji üretilmesini sağlayan tesislerin üzerinde kuruldukları arazilerin sahibi olma olu açılmıştır. Yapılan tesisler üretmeye devam ettiği sürece lisans süresi sona erse bile tesislerin üzerine kurulu olduğu arazi süresiz olarak şirket mülkiyetinde olacağından, ilgili barajın üretimde bulunması amacıyla yeniden bir başka şirkete verilmesi mümkün olmayacaktır. Diğer bir anlatımla, ilgili su kaynağı süresiz olarak o şirkete verilmiş olmaktadır ki, böyle bir durumu getiren düzenlemenin, Devletin tabii kaynaklarının kullanımının ancak belirli bir süre için devredilebileceğini öngören Anayasanın 168 inci maddesiyle bağdaştırılmasının mümkün olamayacağı kuşkusuzdur.
Bir yasa kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa. 24, shf. 225).
Açıklanan nedenlerle, 18.04.2007 tarih ve 5625 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin 4283 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesine eklediği fıkra, Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 168 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
5625 Sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 4283 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (B) fıkrasının sonuna eklediği bent ile yasama erki kullanılarak, yargı kararlarının etkisizleştirilmesine ve lisanslarının yürütülmesi yargı kararı ile durdurulan şirketlerin çalışmalarına imkan hazırlanmasına yönelinmiştir. İptali istenen söz konusu hükmün uygulanması halinde, yukarıda belirtilen yargı kararları etkisiz hale gelecek; lisanslarının yürürlüğü, hukuka aykırı bulunmuş olan şirketlerin bu hükmün yürürlük tarihi olan 26.04.2007 tarihini takip eden üç ay içinde başvurmaları halinde eski lisansları diğer bir anlatımla yargı kararları ile yürütülmesi durdurulan lisansları yerine kaim olmak üzere lisansları yenilenecek ve eski lisanslarla bağlantılı olarak yapılmış tüm iş ve işlemler herhangi bir başka işleme gerek kalmaksızın içerdiği hüküm ve şartlarla yenilenecek ve geçerli sayılacaktır. Anayasanın 153 üncü maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümeyeceğinden bu lisanslar ve bunlarla bağlantılı işlemler süresiz geçerlik kazanacaktır. Bundan giderilmesi olanaksız bir takım zararların doğacağı kuşkusuzdur.
5625 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin 4283 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesine eklediği fıkranın iptal kararı yürürlüğe girinceye kadar uygulanması halinde ise, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan kimi doğal kaynakların üzerinde bulunduğu araziler süresiz olarak birtakım şirketlere geçebilecek ve bu durum, ileride giderilemeyecek zararların oluşmasına yol açacaktır.
Diğer taraftan, Anayasal düzenin en kısa sürede hukuka aykırı kurallardan arındırılması, hukuk devleti sayılmanın gereğidir. Anayasaya aykırılığın sürdürülmesinin, bir hukuk devletinde subjektif yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü ilkesini de zedeleyeceği kuşkusuzdur. Hukukun üstünlüğü ve hukuk güvenliği ilkelerinin sağlanamadığı bir düzende, kişi hak ve özgürlükleri güvence altında sayılamayacağından, söz konusu ilkelerin zedelenmesinin hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararlara yol açacağında duraksama bulunmamaktadır.
Bu zarar ve durumların doğmasını önlemek amacıyla, iptali istenen hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün de durdurulması istenerek Anayasa Mahkemesine dava açılmıştır.
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle 18.04.2007 tarih ve 5625 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun;
1) 1 inci maddesinin 16.07.1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap ' İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 3 üncü maddesinin (B) fıkrasının sonuna eklediği bendin, Anayasanın 2 nci, 7 nci, 8 inci, 9 uncu, 11 inci ve 138 inci maddeleri hükümleri ile Anayasanın Başlangıç kısmının dördüncü paragrafına aykırı olduğundan,
2)2 nci maddesinin 4283 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesine eklediği fıkranın, Anayasanın 2 nci, 11 inci ve 168 inci maddelerine aykırıolduğundan,
iptallerine ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.'"
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_anayasa
Taranan Tarih: 28.01.2026 03:27:01