SoorglaÜcretsiz Dene

Anayasa Norm Denetimi: 1994-46 Sayılı 04-07-1994 Tarihli Karar: İtiraz-İlk - Ret

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Anayasa Mahkemesi Kararı

Karar Tarihi

4 Temmuz 1994

II. İNCELEME SONUÇLARI

Normun Numarası – AdıMadde Numarasıİnceleme Türü – SonuçSonucun GerekçesiDayanak Anayasa HükümleriErteleme Süresi
2004 İcra ve İflas Kanunu352/aİlk - RetOn yıl yasağı1982/152yok

"...

II- İTİRAZIN GEREÇESİ : İtiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin, kararının gerekçe bölümü aynen şöyledir:

"Sanık hakkında tatbik edilecek madde İİKnun 340 maddesidir. Tatbik edilemeyecek maddeler ise İİKnun 352/a yolu ile 647 sayılı kanunun 4. ve 6. maddeleridir. Mahkememiz tanım maddeleri olan 647 sayılı kanunun 3. ve 5. maddelerine ve CMUKnun 104. maddesine göre 647 sayılı kanunun 4. ve 6. maddelerinin uygulanmasını emreden İİKnun 352/a maddesinin Anayasaya aykırı olduğunu görmüştür.

Öz olarak İİKnun 352/a maddesi ödeme şartını ihlal eden sanığın alternatifsiz olarak hapse girmesini emretmektedir. Bu haliyle toplumda pek deşifre olmamışsa da şiddet yanlısı bir madde görünümündedir. Kabul edilen odur ki; icra takibinin akim bırakmak kamu düzenini çoğu suçtan daha fazla oranda bozmaktadır.

Takibi şikayete bağlı olup, mahkumiyeti paraya çevrilebilen, ertelenebilen TCK 508. maddesindeki suç aynı zamanda yüz kızartıcı suçlardandır. Kamu adına takip edilen TCK. 309/1 maddesindeki mahkemece verilen ilama rağmen, aynı taşınmazı tekrar zaptetme suçunu aynı şekilde paraya çevrilip, ertelenebilen suçlardan olduğu madde metninden anlaşılmaktadır. Üçüncü olarak takibi şikayete bağlı olup, paraya çevrilemeyen, ertelenemeyen suç ödeme şartını ihlal etmektir. Benzer şekilde taahhüdü ihlal olarak adlandırılan İİKnun 340. maddesindeki suç ve dava konusu taahhüdüihlal suçlarının çok ağır biçimde yaptırıma bağlanmış olduğu örneklerle mukayeseden anlaşılmaktadır.

Kanun tekniği açısından bakıldığında görülen özellik kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın tarifine giren İİKnun 340 maddesinin müeyyidesinin kısa süreli olmayan hürriyeti bağlayıcı ceza imiş gibi nitelendirilmesidir. Para cezasının tarifi yapılmıştır. Tarife uyar şekilde tedbire başvurmanın infazın tekniğine uygun olmadığının kıstası anlaşılamaz. Ertelenme şartlarının varlığına rağmen, kesinlikle ertelenmeme direktifi peşin hükümle yaklaşımı ortaya koymaktadır.

Verilen cezanın infazının da nasıl yapılacağını gösteren cezaların infazı hakkındaki kanun İİKnuna özel kanundur. Özel kanunun genel kanunun bir maddesi ile yok saymak infazın İİKnuna göre yapılmasını öngörmek olur, cezai hükümler inzibati nitelikte değilse infaz kanununa uygun olarak yapılan cezaların infazı sağlanmalıdır. Ceza infaz kanununun 4/son maddesindeki madde hükümlerinin kimlere uygulanamayacağını göstermektedir. O halde 4. madde İİKnun 340. maddesinin belirttiği müeyyidenin yerine getiriliş şeklini göstermektedir. Uygulanmayacaksa dahi İİKnunda değil 647 sayılı kanunda genel hüküm olmalıydı.

Dolandırma kastı olmaksızın taksitlerden birini ödememenin muhakkak hapisle neticelenmesi makul kabul edilebilecek izahtan her şartta uzaktır. Sermayenin korunması düşünülse dahi bu masum görülen bir maddenin arkasına saklanarak yapılmamalıdır. Bu yargıya suç sanıkların sosyal tabakalaşmanın inkar edilemeyeceği ülkemizde tavana değil, tabana doğru artmakta olduğundan varılmaktadır. Birkaç ansiklopedi, tencere, tava seti alanlar genellikle sanık, satanlar müşteki durumundadır.

Haklarında milyarlarca liralık kredi borcunu ödemediğinden dolayı takibat yapılan (genelde yapılmamaktadır) kişilerin ödeme şartını ihlal ettiğinden hapsedildikleri duyulmamıştır. Vaka olarak meydana gelse her türlü basımı konularından olmaları beklenirdi. Kaldı ki fukaralık seviyesi arttıkça suç sanığı olma ihtimalinin arttığını kabul, tersine yargıyı hemen doğurmaktadır.Hukuk devleti varsıllara hizmet eden devlet anlamını hiçbir zaman taşımamaktadır.

Türk milletinin yasama organından öncelikle Türk Milletinin günlük hayatını geleceğe dönük olarak düzenleyen yasaların çıkmasını beklemek ulusun talebi ve hakkı olmalıdır. Dava ile ilgili kanunun 352/a maddesi İİKnuna giren borcunu ödeyememenin asıl müeyyidesidir. Oysa, TCKnuna giren borcunu ödeyememe değil dolandırma dahil daha hafif müeyyidelendirilmiştir. Hiç değilse dolandıranın hapise girmesi tek yol değildir. Dolandırdığı değerin bir kısmı ile paraya çevrilen cezasını ödeyebilir.

Netice olarak İİKnun 340. maddesinde belirtilen ödeme şartını ihlal etme suçundan verilecek cezanın infazının 352/a 'ya göre 647 sayılı cezaların infazı hakkında kanuna uygun olarak yapılmasını Anayasa'nın cezaların şahşiliği ilkesine tamamen ters düşer hal olması sebebiyle Türk Anayasası'na aykırıdır. Aykırı olan İİKnun 352/a "Bu kanun uyarınca hükmolunan cezalar tescil edilemez, hürriyeti bağlayıcı cezalar 647 sayılı cezaların infazı hakkındakanunun 4. maddesinde yazılı para cezasına ve tedbirlere çevrilemez" maddesinin Anayasa'ya aykırılığına iptal için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasına, dair sanığın yokluğunda müşteki vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.""

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

tedbirleregünlüyasası'nınmaddesindeitirazınkanununkuralınınaykırılığıanayasa'nıncezasınaistemidiryazılısavıylacezalarinfazıtecilçevrilemez"kanuncezalarınmaddelerinekonusuhükmolunaniflasuyarıncabağlayıcıedilemez

Kaynak: karar_anayasa

Taranan Tarih: 28.01.2026 03:27:44

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim