AYM İkinci Bölüm 2022/2748 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İkinci Bölüm
Anayasa Mahkemesi Kararı
2022/2748
10 Şubat 2026
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HÜSEYİN GÜÇLÜ BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2022/2748) Karar Tarihi: 10/2/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
-
Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun aynı ceza infaz kurumunda bulunan kişilere gönderdiği mektuplarda yer alan ifadelerden dolayı disiplin cezasıyla cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
-
Başvurucu, olay tarihinde devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışma suçundan hükümlü olarak İzmir 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.
-
Başvurucunun barındığı Ceza İnfaz Kurumunda 16/8/2021 tarihinde havalandırma bahçesine çıkan S.K.nın odasına alınırken yapılan üst aramasında çorabının içinde dört adet üzerinde yazılar olan kâğıt parçaları bulunmuştur. Ceza İnfaz Kurumu olaya ilişkin soruşturma başlatmış ve S.K. alınan savunmasında; kâğıt parçalarının kendisinin olmadığını, ismini Hüseyin olarak hatırladığı birisinin verdiğini söylemiştir. Notlarda yer alan yazıların Kürtçe olduğu ve kişilere kod isimleri ile hitap edildiği görülmüştür. Kâğıtlara ilişkin yapılan çeviriler şu şekildedir:
"[Birinci Mektup] Heval Bejav Merhaba, İyi olman dileğiyle slm ve sevgiler. Senin ve bütün arkadaşların diriliş bayramı kutlu olsun. Evet sizden kurtuldum burada rahatlık var. Ben ve Savaş konuların içine giriyoruz. Adam her sefer silahla olmaz diyor. Tam klasik devlet feraseti taş gibi kafasına bir şey girmiyor kendini kader mahkûmu gibi görüyor. Zehranın yazdıkları aileye ulaştı tekrar Allah razı olsun. Gönderdiğiniz fakslarda ellerine ulaşmış. Slmlarını iletiyor ve üzüntülerini dile getirdiler hücreye girdiğimiz için mektup Sezginin eline geçtiği zaman arama gitsin konuşsun gönderdiğim faksı sorsun ve üzerinde dursun. Sabah erken kalkıyorum okumaya başlıyorum bazen mektup yazıyorum. Yazma işi olmadığı zaman kitap okuyorum. Spor yapıyorum hoşçakal görüşürüz. Slm ve saygılar/piro"
"[İkinci Mektup] Dilovan arkadaş iyi günler, Ben başmemurla sevk konusunu konuşacağım. F tipine gitmek için ne zaman dilekçe verelim diye ne zaman kürdistana gitmek için yolumuz açılacak kürdistana gitmek bizim için daha iyi olacak ama f ye gitmeye mecbur bıraktılar. İstiyorsanız f ye verebilirsiniz. Siz bilirsiniz dediler. Geçen mektupta Balıkesirde bir arkadaşın sevki çıkmıştır. Bitlis ahlatta herhalde biz sevk yazdığımız zaman çıkmıştı çünkü mektup haziranda yazılmıştı. Dirok ve Serhata slm söyle notlarımı A-21 E sağlam yolla. Hoşça kal slm ve saygılar/Piro Bazen savaşla konuşun tam devletçi bir adam ama ne yapalım malımız bu."
"[Üçüncü Mektup] Demhat/Bedran arkadaş iyi günler. İyi olmanız dileğiyle senin ve yanındaki bütün cengaverlerin diriliş bayramını kutluyor ve özgür günlere vesile olmasını diliyorum. Geçmiş olsun dilerim ki bir sıkıntın yoktur. İsteyelim ki sizin o tarafa gelip bir slm vereyim size ama olmadı. Başmemurla görüşecem ama gelmeye niyeti yok. Dün Arman arkadaşa yazdığım notta sana slm gönderdim hücre bir yönden senin dediğin gibi iyi oldu. Biraz nefes alalım doğrusu yıllar ister istemez biraz ağırlık yapıyor."
"[Dördüncü Mektup] Cudi arkadaş iyi günler. Senin ve savaşlarının iyi olması dileğiyle senin ve bütün arkadaşların diriliş bayramını kutluyor ve özgür kürdistana vesile olmasını diliyorum. Hacı arkadaşın durumu nasıl ameliyatı nasıl geçti. Çok slmlarımı söyle tanrı şifasını versin. Slm söyle Bende idare ediyorum hücreyi özlemiştim. Xalo arkadaşın durumu nasıl fırsatın olduğunda çok slmlarımı söyle haydi hoşça kal kendine ve arkadaşlara iyi bak, Slm ve Saygılar Piro"
-
Disiplin soruşturması kapsamında yapılan incelemede S.K.ya notu verenin aynı blokta kalan başvurucu olduğu tespit edilerek başvurucuya savunma vermesi gerektiği aksi takdirde bu hakkından vazgeçmiş sayılacağı yazılı ve sözlü olarak tebliğ edilmiştir. Ceza İnfaz Kurumu yapılan tebliğe karşın başvurucunun savunma hakkını kullanmadığını belirtmiştir.
-
Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu) disiplin soruşturması sonucunda başvurucunun idareden habersiz mektup göndermeye çalışarak ''Senin ve bütün arkadaşların diriliş bayramını kutluyor ve özgür kürdistana vesile olmasını diliyorum, ne zaman kürdistana gitmek için yolumuz açılacak kürdistana gitmek bizim için daha iyi olacak.'' şeklinde PKK silahlı terör örgütüne yönelik övücü ve destekleyici ifadeler kullandığını tespit etmiştir. Bunun üzerine başvurucu hakkında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 44. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (l) bendinde düzenlenen suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapma veya yaptırma eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle 11 gün hücreye koyma disiplin cezası verilmesine, kâğıtlar üzerinde ele geçen S.K.ya ise idareden habersiz mektup gönderme eyleminden dolayı kınama disiplin cezası verilmesine 2/9/2021 tarihinde karar verilmiştir.
-
Başvurucu, Disiplin Kurulunun kararına karşı Karşıyaka 2. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur. Şikâyet dilekçesinde başvurucu; disiplin soruşturması kapsamındaki savunma dilekçesini sayımı yapan personele teslim ettiğini, daha önce benzer bir olaya ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu, Ceza İnfaz Kurumunca iç mektuplaşma imkânının fiilen engellendiğini, bu sebeple farklı iletişim yolu denendiğini belirtmiştir. Gönderilen kâğıtlarda örgüt propagandası taşıyan herhangi bir ifade kullanılmadığını savunan başvurucu; kürdistan kelimesinin tarih ve coğrafya kaynaklarında yer aldığını, yapılan eylemin idareden habersiz mektup göndermek olduğunu, verilen cezanın ölçülü olmadığını iddia etmiştir.
-
Başvurucu, İnfaz Hâkimliği önünde yaptığı savunmada; iletişim haklarının haksız olarak ihlal edildiğini, bu nedenle mecburen iletişim için farklı yollar denemeye çalıştığını, yakalanan notların da bu kapsamda olduğunu, notların propaganda amaçlı olmadığının not içeriklerinden anlaşılabileceğini belirterek verilen disiplin cezasının kaldırılmasını talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği başvurucunun şikâyetini 11/11/2021 tarihinde reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği başvurucunun eylemini 5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (ı) bendinde düzenlenen firar etme veya tünel kazma olarak tanımlamış ve eylemin sübuta erdiğine kanaat getirmiştir. Gerekçeli kararının ilgili kısmı şöyledir:
"16/08/2021 tarihinde A Blok Üst Tek-5 odasında bulunan [S.K.]nin 10:00-11:00 saatleri arası bahçe saatinde 1. Kısım havalandırma bahçesine alındığı, saat 11:00 sularında tekrar odasına alınırken yapılan üst aramasında çorabının içinde 4 adet üzerinde yazılar olan kâğıt parçalarının bulunduğu, [S.K.ye] sorulduğunda kendisinin olmadığını, birisinin verdiğini söylediği, ancak kimin verdiği sorulduğunda cevap vermediği, alınan 4 adet kâğıt parçasının incelenmek üzere kurum idaresine teslim edildiği tutulan tutanaktan tespit edilmiştir.
5275 sayılı Kanunun 44/3-ı maddesine göre 15 gün süre ile hücreye koyma cezasını gerektiren eylem "firar etmek veya tünel kazmak" şeklindedir.
Hakimliğimizce yapılan incelemede; olay tutanağı, savunma, muhakkik raporu, kurul kararı ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde, hükümlünün atılı suçu işlediğinin sabit olduğu anlaşıldığından, hükümlünün itirazının reddine, verilen cezanın onanmasına yönelik aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
...
2- ... Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 44/3-ı maddesi gereğince "15 gün süre ile hücreye koyma cezası" ile cezalandırılmasına dair kararın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 48/3-a maddesi gereğince ONANMASINA,"
- Başvurucu, İnfaz Hâkimliği kararına karşı şikâyet yolunda dile getirdiği benzer iddialarla itiraz kanun yoluna başvurmuştur. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hâkimliği kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından bahisle anılan itirazı 6/12/2021 tarihinde reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Mahkememizce yapılan inceleme sonucu; verilen disiplin cezasının eylem ile orantılı olduğu, kurumun örgütsel haberleşmeyi önlemeye yönelik tedbirler almaları gerektiği, yazı içeriklerinde örgüt haberleşmesine ve propagandasına yönelik beyanlar bulunduğundan; Karşıyaka 2. İnfaz Hakimliğinin 11/11/2021 Tarih, 2021/901 Esas 2021/1767 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında verilen kararın mevcut durum usul ve yasaya uygun olduğundan, itirazın reddine karar vermek gerekmiştir."
-
Başvurucu, nihai kararı 14/12/2021 tarihinde öğrendikten sonra 3/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
-
Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
-
Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
-
Başvurucu; öncelikle savunma alınmaksızın disiplin cezası verildiğini, cezanın eyleme karşılık orantılı olmadığını, söz konusu fiile karşılık verilebilecek en ağır cezanın kınama cezası olduğunu, örgütlü suç nedeniyle hükümlü olduğundan hareketle yeterli inceleme yapılmaksızın cezalandırma yoluna gidildiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca, yasal yoldan mektupla kurum içinde haberleşmenin engellendiğini, nitekim bu şekilde arkadaşına gönderdiği bir mektubun yedi ay sonra teslim edildiğini, İnfaz Hâkimliği kararında isnat edilen firar etme veya tünel kazma fiilini işlemediğini ileri sürerek verilen disiplin cezasıyla gerekçeli karar hakkının, eşitlik ilkesinin, haberleşme hürriyetinin ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir.
-
Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun adil yargılanma hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal edilip edilmediği noktasında Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını tekrar ettiğini belirtmiştir.
-
Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetleri haberleşmenin engellenmesine değil mektupta kullandığı ifadelerin disiplin cezasına konu edilmesine ilişkindir. Bu nedenle başvurunun ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Şeyhmus Ablak [1. B.], B. No: 2019/14529, 30/3/2023, § 22).
-
Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
-
Ceza İnfaz Kurumunda izinsiz şekilde gönderilmek istenen mektupların içerikleri nedeniyle hakkında disiplin cezası uygulanan başvurucunun ifade özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur. Anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlalini teşkil edecektir. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
-
Müdahaleye dayanak olarak gösterilen 5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (ı) bendinde firar etmek veya tünel kazmak disiplin cezasının düzenlendiği açıktır. Bununla birlikte disiplin cezası kararı ile yargı makamlarının kararlarının gerekçelerine bakıldığında başvurucunun cezalandırılan eyleminin firar etme veya tünel kazma değil idareden habersiz gönderdiği mektuplarda suç örgütlerinin propagandasını yapma olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre başvurucunun 5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (ı) bendi kapsamında değil aynı fıkranın (l) bendi kapsamında suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapma veya yaptırma eyleminden sorumlu tutulduğu ancak disiplin cezasını düzenleyen (ı) ve (l) bentlerinin sehven karıştırıldığı görülmektedir. İnfaz Hâkimliği kararındaki bu hatanın itiraz kanun yolu aşamasında giderilmeden ret kararı verildiği de aşikârdır (bkz. § 8). Bu durumda müdahalenin kanuni dayanağı konusunda tereddüt bulunduğu belirtilmelidir. Bununla birlikte eldeki başvuruda demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ölçütü bakımından inceleme yapılmasında fayda olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amaçları kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; Ferhat Üstündağ [1. B.], B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
-
Herkes gibi hükümlü ve tutuklular da Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65) ve bu bağlamda ifade özgürlüğüne de sahiptir (Murat Karayel (5) [2. B.], B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27). Öte yandan ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı ve Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen sebeplerle sınırlandırılabileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda, mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel (5), § 29).
-
Disiplin suç ve cezaları yönünden genel hüküm niteliğinde olan 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca, Kanun kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesine göre ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlal ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre hükümlü hakkında kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Memiş Berber [1. B.], B. No: 2017/38744, 20/10/2021, § 22).
-
Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda yapılacak bir eylemin 5275 sayılı Kanun'un 39. ile 44. maddeleri arasında öngörülen disiplin suçunu oluşturduğu açık olsa dahi bu durumun disiplin cezası verilmesi için tek başına yeterli olmayacağını, eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Murat Karayel (5), §§ 43, 44; Cihat Özdemir [2. B.], B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 22). Dolayısıyla somut olayda başvurucunun gönderdiği mektuplardaki ifadelerin kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte kabul edilmesinin mümkün olup olmadığı incelenmelidir.
-
Eldeki olayda başvurucu hakkında gönderilen mektupların içeriği nedeniyle disiplin cezası uygulanmıştır. İdarenin kararında, mektupların içeriğindeki hangi sözlerin suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapma kapsamında kaldığı noktasında bir belirleme yoluna gidilmişse de kâğıtlarda yer alan ''Senin ve bütün arkadaşların diriliş bayramını kutluyor ve özgür kürdistana vesile olmasını diliyorum, ne zaman kürdistana gitmek için yolumuz açılacak kürdistana gitmek bizim için daha iyi olacak." şeklindeki ifadelerin PKK silahlı terör örgütünü nasıl övüp desteklediği konusunda bir izah gerektirdiği açıktır. Söz konusu gerekçe eksikliğinin yargı mercilerinin kararlarında da tamamlanmadığı, anılan ifadelerin disiplin suçu teşkil ettiğine ilişkin somut bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmüştür.
-
İkinci olarak başvurucunun hukuka uygun olmayan yoldan mektup gönderme eylemini işlediği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Eylemin bu hâliyle Ceza İnfaz Kurumunun düzen ve disiplinini bozacağında şüphe bulunmamakla birlikte başvurucunun idareden habersiz mektup gönderme eylemi yerine suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapma veya yaptırma eyleminden yukarıda açıklandığı üzere yeterli olmayan bir gerekçeyle cezalandırıldığı gözetildiğinde, disiplin cezasının kurum düzeni ve güvenliği üzerindeki etkisi yönünden de yargısal denetim safhasında yeterli bir gerekçenin oluşturulduğu söylenememektedir. Öte yandan hücre hapsi cezasının hukuka aykırı olduğu yönünde yapılan şikâyet başvurusunda İnfaz Hâkimliğinin 5275 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca onama kararı vermesinin de ilgili gerekçe olmadığına dikkat çekmek gerekir (bu konuda benzer değerlendirme için bkz. Fatih Korkmaz ve Feyzullah Doğan [2. B.], B. No: 2022/39038, 15/10/2025, § 26; İzzethan Aykut [2. B.], B. No: 2022/41435, 11/6/2025, § 21).
-
Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını denetler (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu [1. B.], B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120; Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 60; hükümlü ve tutuklulara uygulanan disiplin cezaları bağlamında bkz. Eşref Arslan [2. B.], B. No: 2014/14655, 18/7/2018, §§ 50-54; Abdulhamit Babat (3) [1. B.], B. No: 2015/3370, 9/1/2020, §§ 33-37). Başvuru konusu olayda yargı makamlarının başvurucunun disiplin cezasına konu eylemini olayla ilgisi bulunmayan bir suç kapsamında değerlendirdiği, yapılan inceleme sonucunda ilgisiz bu eylemin sübuta erdiği yönünde sonuca vardığı ancak başvurucunun hangi ifade ve eylemlerinin söz konusu suçu oluşturduğunu açıklamadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak başvurucunun eylemi nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilememiştir. Bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğüne 11 gün hücreye koyma disiplin cezası verme suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı değerlendirilmiştir.
-
Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
-
Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
-
Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
-
Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup başvurucunun şikâyetinin kabulüne, reddine veya şikâyete konu defterlerin başvurucuya iade edilmesine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
-
Ayrıca ihlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE, B. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, C. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE, D. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Karşıyaka 2. İnfaz Hâkimliğine (E.2021/901, K.2021/1767) GÖNDERİLMESİNE, E. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan :
Basri BAĞCI Üyeler :
Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI Raportör :
Yusuf KARABULAK Başvurucu :
Hüseyin GÜÇLÜ
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.