AYM İkinci Bölüm 2022/2150 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İkinci Bölüm
Anayasa Mahkemesi Kararı
2022/2150
18 Şubat 2026
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BÜLENT ÖZÇAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2022/2150) Karar Tarihi: 18/2/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
-
Başvuru; ceza infaz kurumuna ilk girişte gerekmediği hâlde çıplak arama yapılması, arama sırasında hakaret edilip güç kullanılması ve olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
-
Başvurucu, hükümlü olarak tutulduğu Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan 3/10/2021 tarihinde Tekirdağ 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) nakledilmiştir. Başvurucu, İnfaz Kurumunda tutulmaktayken 8/11/2021 tarihinde Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) yazdığı dilekçeyle İnfaz Kurumuna kabulü sırasında kötü muameleye maruz kaldığından şikâyet etmiştir. Dilekçesinde 3/10/2021 tarihinde saat 05.00 civarında üç mahkûmla birlikte getirildiği İnfaz Kurumunda tutuklu/hükümlü salonuna alındığını, kendilerine dezenfektan verildiğini, nazik davranıldığını, kendilerini getiren jandarmanın yanında elle ve dedektörle üst aramalarının yapıldığını, mahkûm odasında bir saat civarında bekletildikten sonra İnfaz Kurumuna girişle alakalı idari işlemler için başka bir birime götürülüp işlemlerin bitmesini müteakip yeniden mahkûm odasına getirildiğini, kamera bulunmayan bu odada şahsi eşyalarının tanzimine ve aramasına geçildiğini ileri sürmüştür. Dilekçesinin devamında ikisi başmemur olmak üzere altı infaz koruma memurunun odaya geldiğini, görevli memurların odada bulunan ve yaklaşık 60x120 cm boyutlarında olan bir suntanın üzerine eşyalarını gelişigüzel koyduğunu, eşyalarını keyfî şekilde tanzim ettiklerini, eşya aramasından sonra ayakkabısını çıkarıp suntanın üzerine çıkmasını istediklerini, çıktıktan sonra bu kez de elbiselerini çıkarmasını söylediklerini, bunun üzerine "Aramaya direnmeyeceğim ancak kendim de soyunmayacağım, ısrar ediyorlarsa kendileri soysunlar." dediğini, iki infaz koruma memurunun kendisine bağırdığını, onlara "Bakın, ben elli beş yaşındayım, yaklaşık yirmi yıldır hapishanedeyim. Bu yaptığınız insani değil." cevabını verdiğini, başka bir infaz koruma memurunun "Ben de elli beş yaşındayım, ne olmuş yani." demesi sonrası diğerlerinin üstüne çullandığını, yaşanan hengâmede diyabet hastası olduğu için kısa bir süre kendinden geçtiğini, bu sırada zorla pantolonunu çıkardıklarını, üst elbiselerini de göğsüne kadar sıyırdıklarını, kendine geldiğinde kan şekerinin çok yükselmesi nedeniyle vücudunun kilitlendiğini, hareket edemediğini, pantolonunu zorlanarak giydiğini, daha sonra kendisini lavaboya götürdüklerini, kamera kayıtlarına bakılırsa odaya girdiği ve çıktığı anlarda vücudunun ve yüzünün ne şekilde olduğunun anlaşılacağını iddia etmiştir. Başvurucu anlattığı olaylar kapsamında hakarete uğradığını, kaba muameleye maruz kaldığını, çeşitli aramalardan geçtikten sonra bir de nedensiz yere çıplak arama işlemi uygulandığını savunmuş; ilgililer hakkında soruşturma açılarak sorumluların uyarılmasını fakat bu kişilere ceza verilmemesini talep etmiştir.
-
İnfaz Kurumu başvurucunun şikâyet dilekçesini -birlikte nakledildiği iki mahkûmun benzer yöndeki dilekçesiyle birlikte- 8/11/2021 tarihinde Başsavcılığa gönderirken üst yazıda bazı açıklamalarda bulunmuştur. İnfaz Kurumu üst yazıda müştekilerin tutulmaya başladıkları günden bu yana yaklaşık 35-36 gündür idareye veya Başsavcılığa darbedildiklerine ilişkin bir şikâyet dilekçesi sunmadıklarını, kurum girişinde bir sorun yaşandığına dair bir tutanak da düzenlenmediğini, müştekilerin İnfaz Kurumunda görevli psikoloğa oda değiştirmek istediklerini (arkadaşlarının tutulduğu bloklara geçmek istedikleri) söyleyip bu yönde bir de dilekçe yazdıklarını, yapılan değerlendirme sonucunda oda değiştirme taleplerinin reddedildiğini, buna yönelik kararın kendilerine tebliğ edilmesinden sonra darbedildikleri yönünde dilekçe verdiklerini, iddiaların mesnetsiz olduğunu, şikâyetin kurumu karalama amacıyla yapıldığını belirtmiştir. İnfaz Kurumu üst yazı ekinde açıklama yaptığı konularla ilgili belgeleri de sunmuştur.
-
Başsavcılık 22/11/2021 tarihinde başvurucunun ve diğer iki mahkûmun şikâyetiyle ilgili olarak soruşturmaya yer olmadığına karar vermiş; kararda, İnfaz Kurumunun üst yazısında belirtilen açıklamalara değindikten sonra İnfaz Kurumu yetkililerinin görevlerini yerine getirdiklerini, görevlerini ifa ederken ihmalleri veya kusurları olmadığını, şikâyetlerin ihbar edenlerin soyut iddiasından ibaret olduğunu belirtmiştir.
-
Başvurucu; Başsavcılık tarafından verilen karara itiraz için sunduğu dilekçesinde şikâyet dilekçesinde dile getirdiği iddiaları tekrar ettiğini, arama odasına giriş ve çıkışı gösteren kamera kayıtlarının incelemesi hâlinde iddialarının doğruluğunun anlaşılacağını, Başsavcılığın herhangi bir araştırma yapmadan ulaştığı sonucun hukuka aykırı olduğunu söylemiştir.
-
Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hâkimliği 10/12/2021 tarihli kararında Başsavcılık kararının toplanan delillere uygun olarak verildiğini, soruşturma açılmasını gerektirecek bir husus bulunmadığını belirterek başvurucunun itirazını reddetmiştir.
-
Başvurucu, nihai kararı 28/12/2021 tarihinde öğrendikten sonra 3/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
-
Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
-
Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşü ekinde yer alan belgelerde başvurucu hakkında düzenlenen tutuklu ve hükümlü ilk kabul gözlem formu da yer almaktadır. Başvurucunun imzasını taşıyan 3/10/2021 tarihli formda başvurucunun diyabet hastası olduğunu bildirdiği, vücudunda darp ve cebir izi olup olmadığıyla ilgili soruyu ise "Hayır." olarak cevapladığı görülmüştür.
II. DEĞERLENDİRME
-
Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
-
Başvurucu; şikâyet dilekçesinde (bkz. § 2) belirttiği iddiaları tekrarlayarak İnfaz Kurumuna girişte yapılan arama sırasında kötü muameleye uğradığını, bu konudaki şikâyetiyle ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini, Başsavcılığın kamera kayıtlarını getirtmeden idarenin verdiği cevaba göre hareket ederek bir sonuca ulaştığını belirterek kötü muamele yasağı ile etkili başvuru hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
-
Bakanlık görüşünde, başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmanın içeriği hakkında bilgi verilerek İnfaz Kurumuna girişte başvurucu hakkında düzenlenen muayene raporunda darp ve cebir izine rastlanmadığı hususuna değinilmiş; başvurucunun şikâyeti kapsamında usulü garantilerden yararlandığı, itiraz haklarını kullanabildiği, Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında daha önceki şikâyetlerini tekrar ettikten sonra olaydan birkaç gün sonra sağlık muayenesinden geçirildiğini fakat doktor odasında infaz koruma memurları olduğu için doktora bulunduğu şartların uygun olmadığını söyleyerek sustuğunu iddia etmiştir. Başvurucu; başka blokta tutulan bir arkadaşının intihar etmesi nedeniyle İnfaz Kurumunda gerginlik oluştuğunu, bu olaydan sonra yan odada tutulan bir mahkûma saldırılması üzerine endişeye kapıldığını, bu nedenle şikâyet edip etmemekte tereddüt ettiğini, avukatıyla görüştükten sonra şikâyet dilekçesi verdiğini, bu nedenle şikâyetini geç yaptığını ifade etmiştir.
-
İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa'nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).
-
Tutuklu ve hükümlüler ceza infaz kurumu yönetiminin sorumluluk ve kontrolüne tabidir (Serdar Avci [1. B.], B. No: 2015/19474, 9/1/2020, § 56; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek [1. B.], B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95; S.D. [1. B.], B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 91). Anayasa'nın 17. maddesinde ceza infaz kurumunda güvenliği sağlamak, düzeni korumak ve suç işlenmesini önlemek için güç kullanımı yasaklanmamaktadır. Ancak bu kapsamda sınırları belli bazı durumlarda mevzuata uygun olarak ve sadece kaçınılmaz hâllerde aşırı olmaması koşuluyla güvenlik güçleri tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilmektedir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 81, 82).
-
Çıplak olacak şekilde arama yapılması hükümlü ve tutuklular açısından tek başına kötü muamele yasağını ihlal eden bir durum olarak değerlendirilemez. Nitekim bu tür bir aramayla ceza infaz kurumlarının güvenliğinin sağlanması, hükümlü ve tutukluların kurum içinde kendilerine, diğer hükümlü/tutuklulara ve infaz koruma memurlarına zarar verecek veya suç oluşturacak uyuşturucu maddelerin, kesici ve delici aletlerin sokulmasının engellenmesi amaçlanmaktadır (Turan Günana (5) [2. B.], B. No: 2013/5545, 15/12/2015, §§ 64, 65). Uygulama biçiminin çıplak arama müessesesinin getirdiği kaçınılmaz unsurların ötesine geçmesi, bireyin aşağılanması ya da küçük düşmesine sebebiyet vermesi hâlinde insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlali ortaya çıkabilecektir (Mehmet Bayraktar [2. B.], B. No: 2014/2316, 15/2/2017, § 34). Anayasa Mahkemesi çıplak olacak şekilde arama yapılmasıyla ilgili şikâyetleri incelediği benzer başvurularda (Mehmet Bayraktar, Elif Kaya [1. B.], B. No: 2014/266, 6/4/2017) hükümlü veya tutukluların aynı cinsiyette olan personel tarafından arandığı, çok sık arama yapılarak aramanın rencide etme uygulamasına dönüşmediği, başkalarının karşısında arama yapılmadığı gibi aramaya ilişkin somut diğer uygulama koşullarının irdelenerek gerçekleştirilen uygulamanın kötü muamele yasağını ihlal etmediği sonucuna ulaşmıştır (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Mahir Birgül [2. B.], B. No: 2017/37181, 13/10/2020, § 44).
-
İspat külfetinin devlete geçtiği durumların söz konusu olmadığı hâllerde kötü muameleye uğramaları nedeniyle mağdur olduklarını ileri süren kişiler, kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş olabileceklerini gösteren emare ve delilleri -haklı bir gerekçeleri olmadığı sürece- zamanında yetkili makamlara sunma konusunda özenli davranmakla yükümlüdür. Olgulara dayanmayan yetersiz açıklamalar, iddiaların deliller ile desteklenmemesi hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu veya kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman ve diğer konulardaki çelişkili ifadeler gibi hususlar kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu durumda iddianın savunabilir olduğundan, dolayısıyla bu iddialara ilişkin derhâl resmî bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemez. Kaldı ki iddialarını güçlü bir dayanakla birlikte yetkili merciler nezdinde dile getirmemeleri hâlinde mağdur olduğunu ileri süren kişilerin etkili bir soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye girebileceklerinin söylenebilmesi mümkün değildir (Beyza Metin [1. B.], B. No: 2014/19426, 12/12/2018, §§ 45-47).
-
Eldeki olayda başvurucu; İnfaz Kurumuna ilk girişte gerekmediği hâlde çıplak olacak şekilde yapılan aramaya maruz kaldığını, bu şekilde aranmak istemediğini söylemesi sonrasında infaz koruma memurlarının üzerine çullandıklarını, hakaret ederek zorla pantolonunu çıkardıklarını, üst kıyafetlerini ise göğsüne kadar sıyırdıklarını iddia etmiştir. Dile getirdiği iddialara bakıldığında başvurucu, hiçbir aşamadaki beyanında iç çamaşırlarının çıkarıldığını iddia etmemiş; aramanın gerçekleştirildiği odada mahremiyetin sağlanmadığını ileri sürmemiş ya da kendisini küçük düşürmeyi amaçlayan başka bir uygulamadan söz etmemiştir. Dolayısıyla başvurucu iddia ettiği gibi insan onuruna aykırı bir aramaya tabi tutulmamıştır. Başvurucu, kendisine hakaret edildiğini iddia etse de sarf edilen sözlerin içeriğinden bahsetmemiş veya iddiasına dayanak oluşturan hiçbir veriye değinmemiştir. Öte yandan başvurucu, üzerine çullanıldığını ileri sürmüş olsa da infaz koruma memurları tarafından gerçekleştirilen müdahalenin içeriği ve şekli konusunda açık bir beyanda bulunmamıştır. İnfaz Kurumuna ilk giriş işlemi sırasında arama yapılmasını istemeyen ve kıyafetlerini çıkarmayan başvurucunun arama işlemi amacıyla kıyafetlerinin rızası dışında çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu söylenemez. Kaldı ki bu işlem sonucunda bedeninde bir yaralanma meydana geldiği ne başvurucunun iddialarına ne de sağlık raporuna yansımıştır. Başvurucu, sadece yaşadığı gerginlik nedeniyle vücudunun kasıldığını zikretmiştir. Buna rağmen yükselen kan şekeri nedeniyle revire başvurduğunu ya da kan şekerini düşürmek için tedaviye ihtiyaç duyduğunu öne sürmemiştir. Somut başvuruda -olayın üzerinden bir aydan fazla süre geçmesinin ardından şikâyette bulunmasına ilişkin ayrı bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmeksizin- başvurucunun beyanları ve mevcut deliller karşısında arama işlemi sırasında kötü muameleye maruz kaldığına yönelik iddiasının savunulabilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
-
Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE, B. Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan :
Basri BAĞCI Üyeler :
Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI Raportör :
Sinan ARMAĞAN Başvurucu :
Bülent ÖZÇAN
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.