AYM İkinci Bölüm 2022/16161 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

İkinci Bölüm

Daire / Kategori

Anayasa Mahkemesi Kararı

Esas No

2022/16161

Karar Tarihi

10 Şubat 2026

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MUHAMMET HAYR BEDEVİYE BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/16161) Karar Tarihi: 10/2/2026

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

  1. Başvuru, sınır dışı edilme kararı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

  2. 1987 doğumlu olan başvurucu Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşıdır. Başvurucu, olay tarihi itibarıyla yaklaşık dokuz yıldır Türkiye'de geçici koruma statüsüyle bulunmakta olup Suriye uyruklu eşi ve kızıyla Gaziantep'te ikamet etmektedir.

  3. Somut olayda başvurucu, kimliğinin çalışmaması üzerine 8/11/2021 tarihinde Gaziantep Valiliği İl Göç Müdürlüğüne (Göç Müdürlüğü) başvurmuştur. Sistem sorgulamasında başvurucunun e-Devlet üzerinden yaptığı yol izni başvurusuna dayanak olarak gösterdiği üniversite kayıt işlemleri belgesinin sahte olduğu kanaatine ulaşılarak kolluk görevlilerine bildirimde bulunulmuştur. Başvurucu polis merkezinde şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde yaklaşık iki ay önce yol izni almak için Suriye uyruklu bir kişiye kimlik bilgileri ile telefonunu verdiğini ve bu kişinin yol iznini aldığını belirtmiştir. Ayrıca işlem karşılığında 250 TL verdiğini, sisteme bu belgeyi ilgili kişinin yüklemiş olabileceğini ancak kendisinin bu belge hakkında bilgi sahibi olmadığını beyan etmiştir.

  4. Göç Müdürlüğü, başvurucu hakkında resmî belgede sahtecilik nedeniyle adli işlem yapıldığı gerekçesiyle 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi (kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar) uyarınca 9/11/2021 tarihinde sınır dışı etme kararı vermiştir. Anılan kararda ayrıca aynı Kanun'un 52. maddesine göre başvurucunun gidebileceği güvenli bir üçüncü ülkeye sınır dışı edilmesi veya gönüllü olması hâlinde menşe ülkesine çıkışının sağlanacağı belirtilmiştir.

  5. Başvurucu 10/11/2021 tarihinde anılan işleme karşı Gaziantep 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Başvurucu dilekçesinde; öncelikle ailesiyle Bursa'da ikamet eden bacanağını ziyaret etmek amacıyla seyahat izin belgesine ihtiyaç duyduğunu, bu konuda Göç Müdürlüğüne başvurduğunu ancak başvurusunun akıbetini öğrenemediğini belirtmiştir. Ardından Göç Müdürlüğü önünde yanına gelen Suriye uyruklu bir kişinin 250 TL karşılığında yardım teklif etmesi üzerine cep telefonu ile kimliğini bu kişiye verdiğini, telefon üzerinden yapılan işlemler neticesinde seyahat izin belgesini aldığını ve ailesiyle Bursa'da bir hafta kaldıktan sonra herhangi bir sorun yaşamadan Gaziantep'e döndüklerini ifade etmiştir. Başvurucu, son olarak sisteme yüklenen belgeden haberdar olmadığını ve evrakta sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığını ileri sürmüştür.

  6. Mahkemece 20/1/2022 tarihli kararıyla dava kesin olarak reddedilmiştir. Karar gerekçesinde ilk olarak başvurucu hakkında adli soruşturmanın devam ettiğine ancak sınır dışı işlemi için eylemin mutlaka suç niteliği taşıması ve bunun yargı kararıyla sabit olması zorunluluğunun bulunmadığına dikkat çekilmiştir. Ardından idarenin kamu düzeninin korunması için yaptığı sınır dışı işlemlerinde geniş takdir yetkisine sahip olduğu ifade edilmiştir. Bu bağlamda somut olayın koşulları ile başvurucunun ikrarı gözetildiğinde eylemin tek başına kamu düzenini bozucu nitelikte olduğu ve bu durumun yol izin belgesi almaya çalışan yabancı uyruklu kişilerin geneline yaygın bir uygulama hâline gelmesi durumunda karmaşa ve güvensizlik ortamı oluşturacağı belirtilmiştir. Ayrıca işlemin başvurucunun menşe ülkesi olan Suriye'ye sınır dışı edilmesini kapsamadığına ancak gönüllü olması durumunda menşe ülkesine çıkışının yapılması yönünde olduğuna vurgu yapılmıştır. Nihayetinde dava konusu sınır dışı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

  7. Başvurucu, nihai kararı 28/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra 10/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

  8. Öte yandan başvurucu hakkında resmî belgede sahtecilik suçu yönünden yürütülen soruşturma neticesinde Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı 29/11/2023 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Kararda öncelikle resmî belgede sahtecilik suçu yönünden başvurucunun sisteme yüklediği belgenin aslına ulaşılamaması nedeniyle sahte olup olmadığı hususunda bir inceleme yapılamadığı belirtilmiştir. Ardından resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu ile ilgili olarak bu belgeyi düzenlemekle görevli memurun beyanla yetinmeyerek araştırma yapma mecburiyetinin bulunduğuna vurgu yapılmıştır. Nihayetinde sadece sahte ve geçersiz beyanda bulunmakla söz konusu suçun oluşmayacağı ve ilgili kamu biriminin araştırma mecburiyeti çerçevesinde yaptığı inceleme sonucunda sisteme yüklenen belgenin gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığı ifade edilerek resmî belgede sahtecilik suçunun unsurlarının gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.

  9. Ayrıca Göç Müdürlüğü, sınır dışı etme kararına atıfla ve kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğu gerekçesiyle 9/11/2021 tarihinde başvurucunun altı ay süreyle idari gözetim altına alınmasına karar vermiştir. Başvurucu söz konusu karara karşı Gaziantep 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) 10/11/2021 tarihinde başvurmuştur. Hâkimlik tarafından 16/11/2021 tarihinde idari gözetim kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucu hakkında devam eden bir adli süreç bulunsa da başvurucunun dolandırıcılık suçunun mağduru pozisyonunda olabileceğine ve hakkında koruma tedbirlerine hükmedildiğine dikkat çekilerek idari gözetim şeklindeki işlemin ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.

  10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

  1. Başvurucu; uzun süredir eşi ve çocuğuyla Türkiye'de yaşadığını, anne ve babasına da bakma yükümlülüğünün bulunduğunu, sınır dışı kararının ölçüsüz olduğunu ve bu karardan tüm ailesinin etkileneceğini belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut müracaatta başvurucunun temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri incelenirken Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

  2. Anayasa'nın 20. maddesiyle güvence altına alınan aile hayatı hâlihazırda mevcut, gerçek, fiilen yakın ve kişisel bağların kurulduğu aile birlikteliklerini içermektedir (Oksana Chıcheıshvılı [1. B.], B. No: 2014/19023, 20/12/2017, § 31).

  3. Sınır dışı veya yurda giriş yasağı nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarını içeren başvuruların incelenmesinde çözümlenmesi gereken ilk husus, işlemin tesis edildiği tarihte yabancı kişinin bulunduğu ülkede bir özel ve/veya aile hayatının mevcut olup olmadığının ortaya konulmasıdır (Peri Kırık [2. B.], B. No: 2015/19795, 9/1/2019, § 32; A.A.A. [1. B.], B. No: 2018/36516, 15/3/2022, § 43). Sınır dışı etme ve ülkeye kabul ile ilgili başvurularda aile kavramının çekirdek aile olarak yani çiftler arasındaki ilişkiler ile ebeveyn ve küçük çocuklar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde ele alınması gerekmektedir (Sherapat Yagmyrova [2. B.], B. No: 2017/11905, 21/7/2020, § 39). Dolayısıyla başvurucunun uzun süredir eşi ve çocuğuyla birlikte ülkemizde yasal olarak ikamet ettiği gözetildiğinde eldeki olaya konu işlem tarihinde aile hayatının mevcut olduğu kabul edilmelidir.

  4. Bunun yanında yetişkin çocukların ise aileye bağımlı ve muhtaç olduklarının ispat edilebildiği ölçüde aile kavramına dâhil edilebilmeleri mümkündür (Sherapat Yagmyrova, § 39). Bu bağlamda aynı zamanda yetişkin olan başvurucu, anne ve babasına bakmakla yükümlü olduğunu iddia etmişse de başvuru dosyasına söz konusu iddiasını ispat edici nitelikte herhangi bir bilgi veya belge sunamadığından anılan iddiasının aile hayatına saygı hakkından değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu doğrultuda başvuru, sınır dışı etme kararı nedeniyle başvurucunun eşi ve çocuğundan ayrı kalacağı yönündeki şikâyetleriyle sınırlı olarak aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenmiştir.

  5. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

  6. Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında sınır dışı etme kararı verilmiştir. Anılan müdahale 6458 sayılı Kanun çerçevesinde yapılmıştır. Dolayısıyla dayanak düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı ve kamu düzeninin korunmasının sağlanmasına yönelik meşru amacının bulunduğu açıktır. Bu belirlemenin ardından müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı yönünden inceleme yapılacaktır (ilgili hukuk ve kriterlerin detayları için bkz. Peri Kırık, §§ 18-27, 39-48; A.G. [2. B.], B. No: 2018/6143, 16/12/2020, §§ 18-31, 45-54; Gulnura Toktomambetova [1. B.], B. No: 2018/29906, 15/3/2022, §§ 62, 63; A.A.A., §§ 48-53; Demet Hussen Najem [2. B.], B. No: 2019/438, 27/7/2022, §§ 41, 42).

  7. Devletlerin uluslararası hukuktan kaynaklanan yabancıların ülkeye giriş yapmasını ve ikamet etmesini kontrol etme ve gerektiğinde ülkedeki yabancıları sınır dışı etme konusunda geniş takdir yetkileri bulunmaktadır. Devletin egemenliğinden kaynaklanan anılan denetleme yetkisi, bu konuyla ilgili konulmuş kanun hükümlerine aykırı davrananlara caydırıcı yaptırımlar uygulanmasını da doğal olarak içermektedir. Bununla birlikte yabancının ülkede aile hayatının varlığının ve/veya özel hayata ilişkin güçlü bağlarının mevcut olduğunun ortaya konulduğu durumlarda aile ve özel hayatı ile sınır dışı veya yurda giriş işleminin uygulanması bağlamında gözetilen kamusal menfaat arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Peri Kırık, §§ 47, 48; A.G., §§ 50, 51; A.A.A., §§ 53, 54).

  8. Bununla birlikte yargı makamlarının temel hak ve özgürlüklerin keyfîliğe karşı gerçekten ve etkili şekilde korunmasını sağlama görevleri gereği kamu makamlarınca müdahale ile ilgili olarak ileri sürülen sebepleri inceleyerek konuyla ilgili beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dair gerekçelerini kararlarında göstermeleri zorunludur (Nargıza Gulamova [1. B.], B. No: 2020/33373, 30/3/2023, § 22; A.G., §§ 50-54; A.A.A., §§ 50-57).

  9. Somut olaya konu müdahale başvurucu hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan başlatılan savcılık soruşturmasının idarece ilgili suçtan gerçekleştirilen adli bir işlem olarak kabul edilmesi nedeniyle yapılmıştır (bkz. § 4). Ancak anılan soruşturma neticesinde başvurucu hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Sınır dışı kararına atıfla alınan idari gözetim kararı ise başvurucunun dolandırıcılık suçunun mağduru olabileceği ve müdahalenin ölçüsüz olduğu gerekçesiyle yargı yolunda kaldırılmıştır (bkz. §§ 8-9). Buna göre başvurucu hakkında gerek müdahale tarihi itibarıyla gerekse savcılığın karar tarihi itibarıyla bahse konu suç yönünden olumsuz anlamda sonuç doğuran ya da doğurabilecek herhangi bir adli işlem bulunduğu söylenemez.

  10. Diğer yandan Mahkeme; müdahaleyi Göç Müdürlüğünün anılan gerekçesinden farklı olarak başvurucunun soruşturma sürecindeki beyanı, idarenin takdir yetkisi ve yol izni için başvurulabilecek bu gibi eylemlerin genele yayılması hâlinde oluşturabileceği sakıncalar üzerinden ele alarak kamu düzenini bozucu nitelikte olduğunu kabul etmiştir (bkz. § 6). Mahkeme kararında, başvurucunun aile hayatının kapsamına ve aile yaşantısına ilişkin iddialarına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Ayrıca başvurucu hakkında kullanılan takdir yetkisinin orantılı olup olmadığına ilişkin daha ileri bir değerlendirmenin yapılmadığı, başvurucunun aile yaşantısını doğrudan etkileyebilecek bir idari işlemin hukukiliği incelenirken ortaya konulması gerekli olan yeterli ve ciddi bilgilerin var olup olmadığının tartışılmadığı anlaşılmıştır. Başvurucu hakkında verilen takipsizlik kararı da gözönüne alındığında, işlemin başvurucunun aile hayatı üzerinde meydana getireceği olumsuz etkiler dikkate alınmadan ve bu anlamda ilgili ve yeterli gerekçeler açıklanmadan hüküm kurulduğu değerlendirilmiştir (benzer değerlendirmeler için bkz. Hasan Elhalil [1. B.], B. No: 2021/14968, 31/10/2024, § 18). Ayrıca kararda, başvurucunun yol izni bitiminde ikamet adresine sorunsuz bir biçimde döndüğüne ilişkin beyanının aksini gösterir, bir diğer ifadeyle kamu düzeninin bozulduğuna dair somut bir değerlendirmeye de rastlanılmamıştır. Son olarak benzer yöntemlerin yaygınlık kazanması üzerinden yapılan soyut yorumun bireysel nitelikteki bir eyleme özgülenemeyeceği de açıktır. Bu nedenle Mahkemenin şu hâlde başvurucunun iddialarının neden kabul edildiğine veya reddedildiğine dair gerekçesini kararında gösterme yükümlülüğüne uygun hareket ettiğini kabul etmek mümkün olamamıştır (bkz. § 18).

  11. Ayrıca sınır dışı etme işleminin gerekçesinin Mahkeme tarafından farklılaştırılması ve bu gerekçeyle verilen kararın kesin nitelikte olduğu gözetildiğinde yargı kararıyla söz konusu farklılaştırılmış gerekçeden haberdar olan başvurucunun bu bağlamda çelişebildiği söylenemez. Dolayısıyla somut olayda aile hayatına saygı hakkının gerektirdiği usuli güvencelerin yerine getirildiği ve özenli bir yargılama yapıldığını da kabul etmek mümkün olmamıştır (özel hayata saygı hakkının usulü güvencelerinin değerlendirildiği karar için bkz. A.K. [2. B.], B. No: 2019/19453, 30/4/2025, § 18).

  12. Netice itibarıyla başvuru konusu olayda idari ve yargısal kararlar aile hayatına saygı hakkı bağlamında ilgili ve yeterli gerekçe içermediği gibi kamu düzeninin korunması hususundaki kamusal menfaat ile başvurucunun aile hayatına saygı hakkı arasında bir dengelemeyi de sağlamadığı sonucuna varılmıştır (benzer kararlar için bkz. K.A. [2. B.], B. No: 2017/38596, 19/10/2021; N.O. [1. B.], B. No: 2018/36798, 17/11/2021; Nargıza Gulamova, § 27; Musa Polat [2. B.], B. No: 2021/2290, 27/11/2024).

  13. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

  1. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

  2. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Kararın bir örneğinin aile hayatına saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Gaziantep 1. İdare Mahkemesine (E.2021/1102, K.2022/50) GÖNDERİLMESİNE, D. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için YASAL FAİZ UYGULANMASINA, F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan :

Basri BAĞCI Üyeler :

Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI Raportör :

Ali Erdem ŞAHİN Başvurucu :

Muhammet Hayr BEDEVİYE Vekili :

Av. Muhammed İkbal YAZAR

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.