AYM İkinci Bölüm 2021/882 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İkinci Bölüm
Anayasa Mahkemesi Kararı
2021/882
10 Şubat 2026
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YASİN SAYGIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/882) Karar Tarihi: 10/2/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
-
Başvuru; ceza infaz kurumunda süreli yayına erişimin kısıtlanması nedeniyle ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının, telefon görüşmelerinin dinlenmesi ve kaydedilmesi nedeniyle de haberleşme hürriyeti ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
-
Başvurucu, başvuru tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükme bağlı tutuklu olarak Sivas E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.
-
Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumundaki uygulamalara yönelik olarak ayrı ayrı yaptığı şikâyet ve itiraz başvuruları sonucunda tek başvuru altında 16/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuruya konu edilen olay ve olgular şu şekildedir:
i. Başvurucu 31/8/2020 tarihli dilekçesiyle Türkçe ve yabancı dilde yayımlanmış dergilerin Ceza İnfaz Kurumuna kabulü hakkında bilgi verilmesi talebinde bulunmuştur. Ceza İnfaz Kurumu 7/9/2020 tarihli tebliğ-tebellüğ belgesiyle yabancı dilde yayımlanan gazete ve dergilerin kuruma kabul edilebilmesi, hükümlü ve tutuklulara verilebilmesi için öncelikle 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 62. maddesinin (4) numaralı fıkrasının son cümlesi uyarınca Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Eğitim ve İyileştirme Daire Başkanlığından (Daire Başkanlığı) izin alınması gerektiğini belirtmiştir. Bu izin alınmadan hükümlü ve tutuklulara yabancı dildeki gazete ve dergilerin verilemeyeceği, postayla ya da kargo yoluyla kuruma gönderilen veya ziyaretçi tarafından getirilen gazete veya derginin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu yayınların Daire Başkanlığının izni alındıktan sonra bedeli ödenerek kurum aracılığıyla satın alınabileceği ifade edilmiştir.
ii. Başvurucu, bu karara karşı Sivas İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği/Hâkimlik) şikâyette bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği başvurucunun şikâyetinin reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"Hükümlü her ne kadar Sivas E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünce kuruma süreli yayın, yabancı dilde dergi vb. ile Türkçe bütün dergilerin temininin yasaklanmış olduğunu ve ilgili kararın iptal edilmesini istemiş olsa da 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 4. maddesinde infaz hakimliklerinin görevleri, 5. maddesinde infaz hakimliğine şikayet ve usulu belirtilmiş olup, anılan maddelerde yer alan düzenlemeler nazara alındığında, hükümlünün infaz hakimliğine şikayette bulunabilmesi için öncelikle ilgili cezaevi idaresi tarafından hükümlünün talebine yönelik bir karar verilmesi, bu karara ilgililer tarafından 4675 Sayılı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca infaz hakimliği nezdinde şikayette bulunulması durumunda ancak infaz hakimliği tarafından idarenin işlemine yönelik inceleme yapılabileceği ancak hükümlünün talepte bulunduğu konu hakkında Ceza İnfaz Kurumu tarafından alınmış bir karar olmadığı, yalnızca hükümlünün 31/08/2020 tarihli dilekçesi ile talep ettiği konularda ceza infaz kurumu tarafından mevzuat dahilinde bilgilendirme yapıldığı, ortada somut bir duruma dayanan bir talep ve bu talebe yönelik alınmış bir karar olmadığı, bir başka deyişle ceza infaz kurumu tarafından alınmış/verilmiş hükümlünün iptalini istediği bir karar mevcut olmadığı anlaşılmakla bu aşamada infaz hakimliğinin görev ve yetkisi olmadığından talebin reddine..."
iii. Başvurucunun bu karara yaptığı itirazı inceleyen Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi), İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle 23/11/2020 tarihinde başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.
iv. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla dergi satın alma talebine cevap verilmediğinden bahisle 5/10/2020 tarihinde İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Ceza İnfaz Kurumu dosyaya sunduğu cevabi yazıda, COVID-19 tedbirleri kapsamında hükümlülerin dışarı ile teması neticesinde infaz kurumlarına virüs taşımasına neden olacak kurum dışı çalışma, lokanta, sosyal tesis, dış kantin vb. iş yurdu faaliyetlerinin askıya alındığını belirtmiştir. Hâkimlik koruyucu önlemler kapsamında başvurucunun yerinde olmadığını değerlendirdiği şikâyetinin reddine karar vermiştir.
v. Başvurucu bu karara 25/11/2020 tarihinde Hâkimlik kaydına giren 2/11/2020 tarihli dilekçeyle itiraz etmiştir. İnfaz Hâkimliği gerekçeli kararın 1/11/2020 tarihinde tebliğ edildiği, bu karara karşı itiraz edilmediğinden kararın 10/11/2020 tarihinde kesinleştiği, başvurucunun yasal süre geçtikten sonra itirazda bulunduğu gerekçesiyle itirazın süre yönünden reddine karar vermiştir.
vi. Başvurucu bu karara karşı 30/11/2020 tarihli dilekçeyle Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi 15/1/2021 tarihli kararla Hâkimlik kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.
vii. Başvurucu telefon görüşmelerinin Ceza İnfaz Kurumunca kayıt altına alınıp alınmadığı, alınıyorsa gerekçesinin yazılı olarak tebliğ edilmesi talebine cevap verilmediği gerekçesiyle şikâyet yoluna başvurmuştur. Hâkimlik, başvurucunun infaz hâkimliğine şikâyette bulunabilmesi için öncelikle ilgili ceza infaz kurumu tarafından talebine yönelik bir karar verilmesi gerektiği ve incelemenin bu işleme yönelik olarak yapılacağı, kurum tarafından usule uygun olarak tesis edilmiş bir idari işlem bulunmadığı için infaz hâkimliğinin görev ve yetkisinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle şikâyetin reddine karar vermiştir. Karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
viii. Başvurucu; Hâkimliğin söz konusu kararı üzerine kendisine Ceza İnfaz Kurumu tarafından yapılan tebligatla görüşmelerin ücretli telefonla yaptırıldığının ve idarece dinlenerek kayıt altına alındığının bildirildiğini belirterek görüşmelerin ücretsiz olması, dinlenmemesi ve kayıt altına alınmaması talebiyle şikâyette bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesini işaret ederek Ceza İnfaz Kurumunca yapılan işlemin usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle şikâyetin reddine karar vermiştir. İtiraz üzerine Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hâkimliği kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 23/11/2020 tarihinde itirazı reddetmiştir.
ix. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğine başvurarak Ceza İnfaz Kurumuna verdikleri dilekçelerin elden toplandığını ve herhangi bir kayıt numarası verilmediğini belirtmek suretiyle bu konu ile ilgili olarak idarenin sorumluluğunu kaç gün içerisinde yerine getirmesi gerektiğinin ve bu konudaki yasal haklarının ne olduğunun yazılı olarak kendisine bildirilmesini talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği, ceza infaz kurumunun işleyişi, idari sorumluluğu vb. işlerinin Hâkimliğin görev alanına girmediği, hukuki bilgi verme gibi bir görevinin de bulunmadığı gerekçesiyle talebinin reddine karar vermiştir. Bu karara yapılan itirazı değerlendiren Ağır Ceza Mahkemesi, Hâkimlik kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek 23/11/2020 tarihinde itirazı reddetmiştir.
x. Başvurucu, ailesi tarafından kendisine hediye olarak gönderilen yüksek lisans eğitimi ile ilgili dokümanların fotokopi olması nedeniyle hediye kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bahisle kendisine teslim edilmemesine yönelik Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Eğitim Kurulu Başkanlığı (Eğitim Kurulu) kararına karşı İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur.
xi. İnfaz Hâkimliği başvurucunun akademik izinli öğrenci olduğunu tespit etmiş ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğünün 8/4/2019 tarihli yazısında yer alan "akademik izinli olan öğrencilerin derslere devam edemeyeceği ve öğrencilik haklarından yararlanamayacağı" yönündeki bilgilendirmeyi dikkate almıştır. Buna bağlı olarak Hâkimlik başvurucunun öğrencilik haklarından yararlanamayacağı gerekçesiyle şikâyetin reddine karar vermiştir. İtiraz incelemesi sonucunda Ağır Ceza Mahkemesi kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek 30/11/2020 tarihinde itirazı reddetmiştir.
xii. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunda kaldığı odada temizlik koşullarının yetersiz olduğunu belirterek İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Hâkimlik şikâyetin reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların haklarında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde şikayet hakları olduğu, ancak adı geçen hükümlünün şahsen yapmış olduğu bir şikayet başvurusu olmadığı, adi posta yoluyla gelen başvurunun doğrudan doğruya hükümlü tarafından yapılıp yapılmadığının belirlenebilir olmadığı, 4675 sayılı Kanun'un 5/2 maddesinde şikayet usulünün belirlendiği ancak dilekçenin hakimliğimize bu koşulların hiçbirine uyulmadan adi posta yoluyla gönderildiği, dilekçeyi şahsın bizzat hakimliğimize veya Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla Hakimliğimize göndermesinin gerektiği, adi posta yoluyla gönderilen bu dilekçenin taraf olmayan başka şahıs veya şahıslar tarafından da gönderilmiş olabileceği ihtimali olduğu, bu sebeple adi posta ile gelen dilekçe üzerinde Hakimliğimizce denetleme ve inceleme yapılarak 4675 sk 5/3 maddesi gereğince başvuru hakkı bulunan kişi veya kişilerce başvuru yapılıp yapılmadığının belirlenemeyeceği, böylelikle hakimliğimizce bir inceleme yapıldığı takdirde usul yönünden eksik kalacağı, bu gerekçelere dayanarak bu hali ile şikayet dilekçesinin usule uygun olmadığı anlaşıldığından talebin esasa girmeden reddine..."
xiii. Bu karara karşı yapılan itirazı değerlendiren Ağır Ceza Mahkemesi kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek 2/12/2020 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
-
Başvurucu, nihai kararları öğrendikten sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
-
Komisyonca adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
-
Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumuna yalnızca kitap ve giysinin hediye olarak kabul edildiğini, derginin hediye kapsamında değerlendirilmediğini, bedeli ödenerek süreli ve süresiz yayınlardan yararlanma imkânına keyfî kısıtlamalar uygulandığını, Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla Türkçe ve İngilizce yayımlanan dergilerin temin edilmesini talep ettiğini ancak bu dergilerin Sivas'ta temin edilmesinin mümkün olmadığı yönünde cevap verildiğini belirtmiştir. Bazı tutuklu ve hükümlülere talep ettikleri dergilerin temin edildiğini, bu kapsamda yargı yoluna başvurduğunu ancak itiraz dilekçesinin Ceza İnfaz Kurumunca bekletilerek gecikmeli bir şekilde gönderildiğini, telefon görüşmelerinin kayıt altına alındığını, tutukluluk hâli sebebiyle akademik izinli öğrenci olduğunu, eğitimi için ailesinin gönderdiği fotokopi akademik yayınların Ceza İnfaz Kurumu idaresince kabul edilmediğini belirterek ifade özgürlüğünün, özel hayata saygı hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bunun yanında başvurucu; yemek yenilen yerle tuvalet ve banyoların iç içe olduğunu, sağlık ve temizlik koşullarına dikkat edilmediğini ifade ederek yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
-
Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda başvurucunun ifade özgürlüğü ve diğer temel haklarının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
-
Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun ileri sürdüğü ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında vasıflandırılarak incelenmiştir.
A. İfade Özgürlüğüyle Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
-
Süreli Yayınlara Erişimin Kısıtlanması Nedeniyle İfade Özgürlüğüyle Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiği İddiası
-
Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla alınmasını talep ettiği dergilerin Daire Başkanlığının izni alındıktan sonra bedeli ödenerek kurum aracılığıyla satın alınabileceği yönündeki düzenleyici işleme yönelik İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Başvurucu; Hâkimlikçe şikâyet ettiği hususa yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın ret kararı verildiğini, bu karara yönelik itirazının da Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmediğini belirtmiştir.
-
Başvuruya konu olayda başvurucunun iddialarının özü; Türkçe ve yabancı dilde yayımlanmış dergilerin kuruma kabul edilmemesine ilişkin Ceza İnfaz Kurumunca alınan karara yönelik şikâyetinin İnfaz Hâkimliğince ortada somut bir duruma dayanan talep bulunmadığı, istemine yönelik bilgilendirme yapıldığından bahisle şikâyetin konusunun görev ve yetkisinde olmadığı gerekçesiyle değerlendirilmemesidir.
-
Anayasa'nın 40. maddesinde Anayasa'da güvence altına alınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkı (etkili başvuru hakkı) güvence altına alınmaktadır. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).
-
Şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının bulunması ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. Buna göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı yollarının mevzuatta yer alması tek başına yeterli olmayıp bu yolların aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Söz konusu yollara başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (İlhan Gökhan [2. B.], B. No: 2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49). Diğer bir ifadeyle bir başvuru yolunun gerek hukuken gerekse uygulamada genel anlamda etkili olması, somut olay bakımından etkili başvuru hakkına ilişkin bir müdahale bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine engel değildir (Yusuf Ahmed Abdelazım Elsayad [2. B.], B. No: 2016/5604, 24/5/2018, §§ 59-61).
-
Başvuruda mevzuatta yer alan kanuni düzenlemeler uyarınca mahpusların süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkına yönelik bilgilendirme içeren bir işleme yönelik şikâyette bulunulduğu anlaşılmaktadır.
-
İncelenen olayda Ceza İnfaz Kurumu yukarıda açıklanan yasal düzenleme uyarınca Türkçe ve yabancı dilde yayımlanmış dergilerin kabul edilmemesine yönelik düzenleyici mahiyette tesis edilen işleme ilişkin başvurucunun talebi üzerine bilgilendirme içeren bir yazı tebliğ etmiştir. İnfaz Hâkimliği bu işleme yönelik yapılan başvuruda şikâyette bulunulabilmesi için öncelikle Ceza İnfaz Kurumuna bir talepte bulunulması gerektiğini ve bu talebin sonucunda tesis edilen işleme dair şikâyet yoluna başvurulması gerektiğini belirtmiştir. Hâkimlik, ortada somut bir duruma dayanan ve başvurucu özelinde tesis edilmiş bir işlemin iptalinin istenilmediği, bu aşamada uyuşmazlığı incelemede infaz hâkimliğinin yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle şikâyetin reddine karar vermiştir. Bu karara yapılan itirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi, Hâkimlik kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine hükmetmiştir.
-
Bu kapsamda başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunca tesis edilen düzenleyici işleme yönelik bilgi verilmesi talebi üzerine tebliğ edilen işleme karşı şikâyet makamı olan İnfaz Hâkimliğine başvuruda bulunmuşsa da İnfaz Hâkimliğinin önüne gelen uyuşmazlıkları 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu kapsamında inceleyebileceği açıktır. Ceza infaz kurumlarının düzenleyici işlemlerine karşı şikâyet yoluna başvurulmasına engel bulunmamakla birlikte İnfaz Hâkimliğinin somut bir talebin reddedilmesi niteliğinde olmayıp salt mevzuatın ne olduğu konusunda başvurucuyu bilgilendirme amacı taşıyan yazıya karşı yapılan şikâyeti incelemesi gerektiğini söylemek mümkün görünmemektedir. Bu nedenle İnfaz Hâkimliğinin başvurucunun şikâyetini incelememesinin, başvurucunun ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı yönünden bir ihlal teşkil etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
-
30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu [2. B.], B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
-
Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
-
İtiraz Dilekçesinin Geciktirilmesi Nedeniyle İfade Özgürlüğüyle Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiği İddiası
-
Başvurucu; bir adet Türkçe ve iki adet İngilizce derginin Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla temin edilememesi sebebiyle şikâyet yoluna başvurduğunu, İnfaz Hâkimliğince şikâyetin reddedilmesi üzerine süresinde itiraz kanun yoluna başvurmuşsa da dilekçesinin geciktirilerek teslim edildiği için itiraz talebinin başvuru süresi yönünden usulden reddedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu yöndeki iddialarının ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
-
Somut olayda başvurucu, aynı gün verdiği dilekçelerden İnfaz Hâkimliği kararına karşı bahse konu itirazını içeren dilekçesinin kasıtlı olarak bekletildiğini, bu sebeple itirazının süre aşımından reddedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun daha önce sunduğu şikâyet ve itiraz dilekçelerinde Ceza İnfaz Kurumunca benzer bir muameleyle karşılaştığına yönelik bir iddiası bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra Ceza İnfaz Kurumu personelince aynı gün verilen diğer dilekçeler bekletilmezken neden sadece itiraz dilekçesinin gecikmeli olarak verildiğine yönelik makul bir açıklamada da bulunmadığı görülmüştür. Nitekim başvurucunun bu iddiasını itiraz makamına da götürdüğü, dayanak sunulamayan itirazın reddedildiği anlaşılmıştır (bkz. § 3/vi).
-
Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Telefon Görüşmelerinin Dinlenmesi ve Kaydedilmesi Nedeniyle Haberleşme Hürriyeti ile Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
-
Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumunda yaptığı telefon görüşmelerinin dinlenmesi ve kayda alınmasını Hâkimliğe şikâyet etmiş, şikâyetin reddedilmesi üzerine itiraz kanun yolunu tüketerek bireysel başvuruda bulunmuştur.
-
Başvuru, haberleşme hürriyeti ile özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir.
-
Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme hürriyeti ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
-
Anayasa Mahkemesi, telefon görüşmelerinin kurum idaresi tarafından dinlenerek kaydedilmesine ilişkin iddiaların kabul edilebilir olduğu ve anılan denetleme yönteminin özel hayata saygı hakkına ve haberleşme hürriyetine müdahale oluşturduğuna karar vermiştir (Hüsamettin Uğur (2) [2. B.], B. No: 2020/14791, 15/11/2023, §§ 46, 47; Erkam Bedir Türkmenoğlu ve diğerleri [GK], B. No: 2021/54500, 23/10/2025, § 29).
-
Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Hüsamettin Uğur (2) kararında telefon görüşmelerinin dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin anayasal ilkeleri belirlemiştir. Anılan kararda öncelikle mahpusların telefon görüşmelerinin özel hayata dair mahrem kalmasını istediği konular ile kişisel veri kapsamında kalacak bilgileri içerebileceği gözetilerek mahpusun temel hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasını içeren kanunların ve ilgili alt mevzuatın konuyla ilgili temel esasları ve ilkeleri belirleyecek nitelikte olması gerektiği ifade edilmiştir. Bu çerçevede mevzuatın mahpusun telefon görüşmelerinin dinlenmesi ve kaydedilmesinin kapsamı, süresi, bu kayıtlara üçüncü kişilerin erişimi ile içeriğindeki verilerin kullanılması, imhası ve verilerin gizliliğinin sağlanması hususlarına ilişkin muhataplarının yetki aşımı ve keyfîliğe karşı yeteri kadar güvenceye sahip olmalarını sağlayacak açık ve detaylı kuralları içermesi gerektiği vurgulanmıştır (Hüsamettin Uğur (2), § 58; benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ferit Şimşek [2. B.], B. No: 2020/4438, 2/5/2024, § 13; Ümit Karaduman [2. B.], B. No: 2020/20874, 2/2/2022, § 69).
-
Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi; mahpusun telefon görüşmelerinin dinlenerek kaydedilmesine ilişkin uygulamada, görüşme kayıtlarının muhafazasını ve kullanımını içeren tedbirlerin kapsamını, uygulanmasını, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını düzenleyen, bununla birlikte muhataplarının yetki aşımı ile keyfîliğe karşı yeteri kadar güvenceye sahip olmalarını sağlayacak nitelikte kuralların mevcut olmadığı gerekçesiyle özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kanuni dayanağının olmadığı sonucuna ulaşmıştır (Ferit Şimşek, § 14; benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Ümit Karaduman, § 71). Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
-
Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. Diğer İhlal İddiaları
-
Başvurucunun dilekçelerinin elden alınarak kendisine kayıt numarası verilmemesi şikâyetiyle ilgili olarak mahkemeye erişim hakkı kapsamında (N.C. [1. B.], B. No: 2021/43145, 13/3/2025, §§ 11-18) yapılan incelemede hangi dilekçesinin hangi makama gitmediği yönünde bir temellendirme yapmadığı görüldüğünden söz konusu iddianın Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
-
Başvurucunun ceza infaz kurumu dışından gelen fotokopi dokümanın kendisine teslim edilmemesi şikâyetinin Diyadin Akdemir ([2. B.], B. No: 2015/9562, 4/4/2018) kararı uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
-
Başvurucunun tutma koşullarına ilişkin şikâyetini adi posta yoluyla Hâkimliğe iletmiş olması nedeniyle incelenmeyen talebine yönelik ihlal iddiasının kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında ele alınması gerektiği değerlendirilmiştir. Hâkimliğin mevzuatta açıkça öngörülen usule uygun şekilde yapılmadığı için başvurucunun şikâyetini incelemediği, buna ilişkin ilgili ve yeterli bir gerekçe de oluşturduğu (bkz. § 3/xii) nazara alındığında anılan iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir (Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).
III. GİDERİM
-
Başvurucu, ihlalin tespiti ile 500.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
-
Başvurucunun 11/8/2021 tarihinde denetimli serbestliğe ayrıldığı anlaşıldığından ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
-
Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Süreli yayınlara erişimin kısıtlanması nedeniyle ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
-
İtiraz dilekçesinin geciktirilmesi nedeniyle ifade özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
-
Telefon görüşmelerinin dinlenmesi ve kaydedilmesi nedeniyle haberleşme hürriyeti ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
-
Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, B. Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, D. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan :
Basri BAĞCI Üyeler :
Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI Raportör :
Yusuf KARABULAK Başvurucu :
Yasin SAYGIN
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.