AYM İkinci Bölüm 2021/38605 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İkinci Bölüm
Anayasa Mahkemesi Kararı
2021/38605
10 Şubat 2026
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TURAN GÜL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/38605) Karar Tarihi: 10/2/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
-
Başvuru, kamudaki görevine iade edilirken atamanın önceki göreve yapılmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
-
Başvurucu 1. derece polis memuru kadrosunda görev yapmaktayken 2/1/2017 tarihli ve 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (679 sayılı KHK) ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Başvurucu, kamu görevinden çıkarılma işlemine karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna (Komisyon) başvurmuş; Komisyon 25/6/2019 tarihli kararıyla başvurucunun talebini kabul ederek kamu görevine iadesine karar vermiştir. Başvurucunun 31/12/2019 tarihinde İçişleri Bakanlığı bünyesindeki araştırma merkezi emrine 5. derece memur kadrosuna ataması yapılmıştır.
-
Başvurucu, atama işleminin düzeltilerek 679 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmadan önceki kadrosuna atamasının yapılması ve işlemin iptali talebiyle Ankara 14. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiğini, akabinde kamu görevine iade edildiğini ancak kazanılmış hak aylık derecesinin altında bir kadroya atamasının yapıldığını ve bu durumun kendisine şüphe ile bakılmasına neden olduğunu belirtmiştir. Dava konusu işleme dayanak yapılan yasal düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğunu belirten başvurucu, önceki görev yerine atanmaması nedeniyle dava konusu işlemin ve söz konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan mevzuat hükümlerinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını ifade etmiştir. Davalı idare ise savunma dilekçesinde, dava konusu işlemin ve atama yetkisinin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
-
Mahkemece 28/10/2020 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Kararda; dava konusu işlemin 1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 10/A maddesi kapsamında yapıldığı belirtilmiştir. Buna karşın 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında bir memurun gerek kendi kurumu içinde gerekse bir başka kuruma isteği ve rızası olmadıkça kazanılmış hak aylık derecesinin altındaki bir kadroya atanmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Öte yandan Komisyon kararında başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinin belirtildiği vurgulanmıştır. Netice itibarıyla kamu görevine iade edilmesine karar verilen başvurucunun eski kadro veya pozisyonuna atanması gerektiği, isteği ve rızası olmaksızın kazanılmış hak aylık derecesinin altındaki 5. derece memur kadrosuna atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
-
Davalı tarafından anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 17/6/2021 tarihinde istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararda 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesine yer verilerek bu düzenlemenin amacının kritik görevlerde bulunmasında sakınca olduğu değerlendirilerek eski kadro, rütbe ve ünvanına atanması uygun görülmeyenlerin kritik görevlerde bulunmalarının önüne geçilmesi ve araştırma merkezlerinde istihdam edilmelerinin sağlanması olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun Emniyet Genel Müdürlüğü emrinde polis memuru görevi gibi kritik bir görevde bulunmasının uygun olmayacağı yönünde kullanılan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif nedenlerle ve tamamen dayanaksız, keyfî şekilde kullanıldığının ileri sürülemeyeceği açıklamasında bulunulmuştur. Öte yandan önceki görevinde fiilen çalışmaya bağlı olarak yapılan ödemeler hariç, başvurucunun önceki görevi ile atandığı yeni görevi arasında aleyhine maddi fark oluşması hâlinde aradaki farkın 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesi uyarınca tazminat olarak kendisine ödeneceği, dolayısıyla anılan Kanun çerçevesinde kazanılmış hak aylık derecesi, aylık, ücret ve intibak hükümleri yönünden herhangi bir kaybının bulunmadığı ifade edilmiştir.
-
Başvurucu, nihai kararı 9/9/2021 tarihinde öğrendikten sonra 24/9/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
-
Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
-
Öte yandan başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma sonucunda Başsavcılık 29/3/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda yıllar öncesine ait soyut iddialar dışında başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması kapsamında eylemde bulunduğuna ilişkin delil elde edilemediği belirtilmiştir.
-
İçişleri Bakanlığının 29/1/2025 tarihli yazısına göre eski kadro ve rütbesine atanması yönünde verilen yargı kararı gereğince başvurucu 21/8/2023 tarihinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü emrine polis memuru olarak atanmış ve geçmişe yönelik parasal hakları ödenmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
-
Başvurucu; 1. derece kadrosunda polis memuru olarak görev yapmaktayken 679 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını, Komisyon kararı ile görevine iade edildiğini ancak eski kadrosuna değil daha alt statüdeki bir kadroya atandığını, bu durumun kendisine şüphe ile bakılmasına yol açtığını, kazanılmış sosyal, mali ve özlük haklarının korunmadığını, açtığı iptal davasının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek masumiyet karinesinin, eşitlik ilkesinin, hukuk devleti ilkesinin, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
-
Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun 21/8/2023 tarihinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü emrine polis memuru olarak atamasının yapıldığı ve geçmişe yönelik parasal haklarının ödendiği belirtilerek başvurucunun mağdur sıfatı değerlendirilirken kabul edilebilirlik incelemesinde bu hususun dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Ardından somut olayın ve yargılamanın bir özeti yapıldıktan sonra esas yönünden mevcut başvuru incelenirken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ile incelenen olayın kendine özgü şartlarının da dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu beyan dilekçesinde bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları tekrar ederek dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini belirtmiştir.
-
Başvuru konusu olayda başvurucunun talebinin polis memuru ünvanı ile sosyal, mali ve özlük haklarının iadesine ilişkin olduğu, bu bağlamda iddiaların özünün mesleki hayatıyla ilgili olarak gerçekleştirilen müdahalenin anayasal güvenceleri ihlal ettiğine yönelik bulunduğu anlaşılmıştır. Eldeki başvuruda başvurucunun mesleki hayatına yönelik müdahalenin özel hayatına ciddi şekilde etki ettiği ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı değerlendirildiğinden başvurunun özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Abdulkadir Tuncay [2. B.], B. No: 2019/35343, 30/3/2022; Mertihan Kurdoğlu [2. B.], B. No: 2020/5774, 15/11/2023, § 25; Uğur Coşkun [1. B.], B. No: 2020/9103, 28/2/2024, § 25; ayrıca genel açıklamalar için bkz. Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, §§ 84-90).
-
Başvurucu her ne kadar 21/8/2023 tarihinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü emrine polis memuru olarak atanmış ve geçmişe yönelik parasal hakları ödenmiş ise de anılan atama tarihine kadar daha alt bir kadroda görev yapması nedeniyle söz konusu döneme ilişkin mağduriyetinin sonradan tesis edilen işlemle tamamen giderildiği söylenemeyecektir. Hakkında verilen ve kesin hüküm teşkil eden yargı kararının da bulunduğu dikkate alındığında başvurucunun mağdur statüsünün olduğu değerlendirilmiştir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
-
Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararıyla, 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle 7075 sayılı Kanun'a eklenen 10/A maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. İptal edilen kuralda Türk Silahlı Kuvvetleri ile genel kolluk kuvvetleri personeli ve Dışişleri Bakanlığı diplomatik kariyer memurları hakkında Komisyon ve mahkemeler tarafından verilen kamu görevine iade kararlarının uygulanmasının usul ve esasları düzenlenmiştir. Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğünde emniyet hizmetleri sınıfına tabi görevde bulunmaktayken kamu görevinden çıkarılanların atamalarında eski kadro, rütbe veya ünvanına atanması ilgili bakan onayı ile uygun görülmeyenlerin İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan araştırma merkezlerinde istihdam edilecekleri öngörülmüştür.
-
Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararında Komisyon tarafından başvurunun kabulüne karar verildiğinde kamu görevinden çıkarma işlemi sebebinin tamamen ortadan kalkmış olmasına rağmen Komisyon kararı sonrasında yeniden kamu görevine dönen kişilerin ilgili bakan onayıyla eski kadro, rütbe veya ünvanlarına göre atanmasını engelleyen kuralların bu kişilerin iltisak veya irtibatlarına dair şüphelerin tam olarak ortadan kalkmadığı izlenimini oluşturduğu, bu durumun kişilerin meslek hayatlarında kişisel gelişimlerinin, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinin ve itibarlarının olumsuz şekilde etkilenmesine sebebiyet verebileceği vurgulanmıştır. Ayrıca bu kişilerin yeniden atanmalarında ilgili bakanın hangi ölçütlere göre değerlendirme yapacağına ilişkin bir belirliliğin de bulunmadığı, kişilerin önceki mesleki ünvan, kadro ve rütbelerinin ortadan kaldırılarak tamamen farklı bir statüde görevlendirilmeleri için ilgili bakana bu denli geniş yetki tanınmasının kamu düzeninin sağlanması ve kamu yararı amacını gerçekleştirmek bakımından zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği belirtilmiştir (AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, §§ 474-477).
-
Anayasa Mahkemesinin başvuru konusu olaya benzer işlemlere ilişkin Abdulkadir Tuncay kararında yöneticilik görevine iade edilmesine dair başvurucuya özgü hukuki ve fiilî şartların değerlendirilmesi söz konusu olmaksızın başvurucunun mesleki hayatı bakımından gerçekleştirilen müdahalenin doğrudan dayanağını oluşturan düzenlemenin kanunilik şartını sağlamadığı kabul edilmiştir. Kararda olayın şartları çerçevesinde başvurucunun durumuna özgü bir değerlendirme yapılmadığı, başvurucunun kamu görevinden çıkarılmadan önceki görevine iade edilmesine engel teşkil edecek hukuki ve fiilî bir zorunluluk bulunduğunun da gösterilmediği, Anayasa Mahkemesinin 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasına ilişkin iptal kararının Komisyon kararıyla görevine iade edilenlerin eski görevine dönmesinin kategorik olarak yasaklanmasını içeren söz konusu yasal düzenlemenin Anayasa'nın 13. maddesi ve özel hayata saygı hakkını düzenleyen 20. maddesine aykırı olduğunu tespit ettiği, yöneticilik görevine iade edilmesine dair başvurucuya özgü hukuki ve fiilî şartların değerlendirilmesi söz konusu olmaksızın başvurucunun mesleki hayatı bakımından gerçekleştirilen müdahalenin doğrudan dayanağını oluşturan düzenlemenin kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varılmıştır (Abdulkadir Tuncay, § 50).
-
Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi Uğur Coşkun ve Mertihan Kurdoğlu kararlarında 30/6/2022 tarihli iptal kararıyla görevlerine iade edilen öğretim elemanlarının önceki görev yerleri ile Ankara, İstanbul ve İzmir'de bulunan yükseköğretim kurumlarına atanmalarına kategorik yasak getiren ve bu kişilerin öncelikli olarak 2006 yılından sonra kurulan yükseköğretim kurumlarında istihdam edilmelerini öngören kuralın iptal edildiği vurgulanmıştır. Böylelikle başvurucuların daha önce görev yaptığı üniversiteye atamalarının yapılmamasına ilişkin işlemin kanuni dayanağını oluşturan 7075 sayılı Kanun'un ilgili kısmının iptal kararı nedeniyle kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır (Uğur Coşkun, § 38; Mertihan Kurdoğlu, § 38).
-
Somut olayda başvurucunun 679 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmadan önceki polis memuru kadrosuna atanması ve araştırma merkezine yapılan atama işleminin iptal edilmesi taleplerini reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında yalnızca anılan Kanun hükmünün tekrarlanması ve açıklanması ile yetinildiği görülmektedir. Kararda 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesine göre polis memuru görevi gibi kritik bir görevde bulunmasının uygun olmayacağı yönünde başvurucu hakkında kullanılan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri kapsamında olduğunun belirtildiği, olayın şartları çerçevesinde başvurucunun durumuna özgü bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.
-
Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı (bkz. §§ 14, 15) yeniden kamu görevine dönen kişilerin ilgili bakan onayıyla eski kadro, rütbe veya ünvanlarına göre atanmasını engelleyen kuralların öngörülen amaç bakımından zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği gerekçesine dayanmaktadır. Bu suretle kamu görevine iade edilenlerin eski kadro, rütbe veya ünvanlarına göre atanmasını kategorik olarak yasaklanmasını içeren söz konusu yasal düzenlemenin Anayasa'nın 13. maddesi ve özel hayata saygı hakkını düzenleyen 20. maddesine aykırı olduğu tespit edilmiştir.
-
Bu açıklamalar çerçevesinde Anayasa Mahkemesinin iptal kararı da gözönüne alındığında somut olayda başvurucunun daha önce görev yaptığı polis memuru kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin kanuni dayanağını oluşturan 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesinin kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
-
Başvuruya konu müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı değerlendirildiğinden söz konusu müdahale açısından diğer güvence ölçütlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
-
Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.
III. GİDERİM
-
Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
-
Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
-
Diğer yandan başvurucu tazminat talebinde bulunmuş ise de ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın yeniden yargılama yapılmak üzere gönderildiği ilgili yargı merci tarafından verilecek hükmün akabinde başvurucunun tam yargı davası açma imkânına kavuşacağı açıktır. Böylece başvurucu tam yargı davası açarak başvuruya konu süreçten kaynaklanan zararlarını tazmin ettirebilir. Bu durumda yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE, B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine (E.2021/570, K.2021/1964) iletilmek üzere Ankara 14. İdare Mahkemesine (E.2020/573, K.2020/1959) GÖNDERİLMESİNE, D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE, E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2026 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Başvurucu, kamudaki görevine iade edilirken atamanın önceki göreve yapılmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, Mahkememiz çoğunluğu tarafından başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği kabul edilmiştir. Aşağıda belirttiğimiz nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Başvurucu, birinci derecede polis memuru olarak görev yapmakta iken, 679 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmış, OHAL İnceleme Komisyonuna başvurusu üzerine komisyon başvurucunun görevine iadesine karar vermiştir. Başvurucu İçişleri Bakanlığı bünyesindeki araştırma merkezi emrine beşinci derece memur olarak atanmıştır. Başvurucu tarafından işlemin iptali için dava açılmış, yerel mahkeme işlemi iptal etmiş, Bölge İdare Mahkemesi ise, 17.06.2021 tarihinde yerel mahkemenin iptal kararını kaldırarak davanın reddine kesin olarak karar vermiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararında, yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddine gerekçe olarak; 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesine yer verilerek bu düzenlemenin amacının kritik görevlerde bulunmasında sakınca olduğu değerlendirilerek eski kadro, rütbe ve unvanına atanması uygun görülmeyenlerin kritik görevlerde bulunmalarının önüne geçilmesi ve araştırma merkezlerinde istihdam edilmelerinin sağlanması olduğu, başvurucunun Emniyet Genel Müdürlüğü emrinde polis memuru görevi gibi kritik bir görevde bulunmasının uygun olmayacağı yönünde kullanılan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekçesi dışında sübjektif nedenlerle ve tamamen dayanaksız keyfi şekilde kullanıldığının ileri sürülemeyeceği, öte yandan önceki görevinde fiilen çalışmaya bağlı olarak yapılan ödemeler hariç, başvurucunun önceki görevi ile atandığı yeni görevi arasında aleyhine maddi fark oluşması hâlinde aradaki farkın 7075 sayılı Kanun'un 10/A maddesi uyarınca tazminat olarak kendisine ödeneceği, dolayısıyla anılan Kanun çerçevesinde kazanılmış hak aylık derecesi, aylık, ücret ve intibak hükümleri yönünden herhangi bir kaybının bulunmadığı ifade edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 30.06.2022 tarihinde, 2018/137 E. ve 2022/86 K. sayılı kararı ile işlemin dayanağını oluşturan 7075 sayılı Kanun’un 10/A maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının 2021 tarihli ve kesin olduğu, iptal kararının ise 2022 yılında verildiği ve Anayasa Mahkemesi kararlarının geçmişe yürümediği nazara alındığında, başvuruya konu işlemin kanuni dayanağı mevcut olmaktadır. Yine başvuru konusu olayda başvurucunun, mesleki faaliyetten alıkonulmadığı gibi maddi kaybının telafi edilmesi suretiyle adil bir dengenin öngörüldüğü, başvurucunun özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin öngörülen meşru amaçla ölçülü şekilde gerçekleştirildiği ve kamunun menfaati ile başvurucunun kişisel menfaati arasında adil dengenin kurulduğu görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanması bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi yargılamayı yapan derece mahkemelerinin görevidir. Anayasa Mahkemesinin görevi ise, derece mahkemelerinin yorumlarının açıkça keyfi veya bariz takdir hatası içerecek nitelikte olup olmadığını incelemektir. Başvuruya konu edilen yargılama süreci incelendiğinde başvurucunun yargılama makamları önünde delillerini sunduğu, iddiada bulunma ve savunma haklarını herhangi bir kısıtlama olmaksızın kullandığı, yargılamanın usuli güvencelerinin sağlandığı anlaşılmaktadır. Bölge İdare Mahkemesinin başvurucunun davasının reddine yönelik kararı gerekçeli olup, hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de mevcut değildir.
Bu nedenlerle başvurucunun, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı ihlal edilmediğinden, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Başkan :
Basri BAĞCI Üyeler :
Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI Raportör :
İsmail ŞAHİN Başvurucu :
Turan GÜL Vekili :
Av. Mehmet SAĞLAM Üye Ömer ÇINAR
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.