AYM İkinci Bölüm 2021/37258 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İkinci Bölüm
Anayasa Mahkemesi Kararı
2021/37258
10 Şubat 2026
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
M.A.A.Y. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/37258) Karar Tarihi: 10/2/2026
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
-
Başvuru, terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
-
Afyon Kocatepe Üniversitesinde mühendis olarak görev yapan başvurucu 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) uyarınca görevinden uzaklaştırılmıştır. Görevden uzaklaştırma kararından sonra başvurucu hakkında Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle soruşturma başlatılmıştır.
-
Soruşturma işlemleri kapsamında başvurucuya ait yurt dışı giriş çıkış, otel konaklama, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çalışma kayıtları, sendika ve dernek üyeliği, Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya) hesabı ile ByLock kullanıcı bilgileri araştırılmıştır.
-
Başvurucunun KHK ile kapatılmasına karar verilen Aktif Eğitimciler Sendikası (Sendika) ve Afyonkarahisar Teknik Elemanlar Sosyal Yardımlaşma Derneği (Dernek) üyeliğine ilişkin kayıtlar dosyaya gönderilmiştir. Aynı şekilde başvurucunun oğlu A.Y.nin 2015-2016 eğitim öğretim döneminde FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle kapatılan özel okulda eğitim gördüğü bildirilmiştir. Benzer suçtan hakkında işlem yapılan A.Ç. soruşturma aşamasındaki ifadesinde, Derneğin örgüt bünyesinde faaliyet göstermek için kurulduğunu ve başvurucunun da bu derneğin üyesi olduğunu beyan etmiştir. Başvurucuya ait Bank Asya hesabı doğrultusunda düzenlenen tutanakta ise 2/9/2014 tarihinde açılmış olan hesapta 14/11/2014 tarihinde 11.844,94 TL artış yapıldığı belirtilmiştir.
-
Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle 27/12/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Kolluk görevlilerince müdafi huzurunda ifadesi alınan başvurucu; Bank Asya hesabını altın yatırımı yapmak amacıyla kullandığını, talimat doğrultusunda hesabına para yatırmadığını, özel okul teşviki çıkması ve eğitim kalitesi nedeniyle çocuğunu cemaate ait olduğunu bildiği okula gönderdiğini, örgütün sohbet toplantılarına katılmadığını ve yine maaş artışı yapılması için sendika, sosyal imkânlarından faydalanmak amacıyla da dernek üyesi olduğunu belirtmiştir. Afyonkarahisar Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgusunda da benzer yönde ifade veren başvurucu, anılan suçtan 29/12/2016 tarihinde tutuklanmıştır.
-
Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 3/3/2017 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle başvurucunun örgütle irtibat ve iltisakı nedeniyle kapatılan Dernek ve Sendikada üyeliğinin bulunduğu, Bank Asya hesabında 14/11/2014 tarihinde artış yaptığı ve çocuğunun FETÖ/PDY'ye ait özel okulda eğitim gördüğü belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.
-
İddianamenin kabulü ile açılan dava Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 14/3/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmıştır. Tensip tutanağında başvurucunun duruşmada hazır edilmesine ve A.Ç.nin dinlenmesi amacıyla zorla getirilmesine karar verilmiştir.
-
Yargılama iki celsede tamamlanmıştır. Birinci celseye başvurucuyla birlikte tanık A.Ç. katılmıştır. Müdafi huzurunda savunmasını yapan başvurucu; üyesi olduğu Sendikanın FETÖ/PDY bağlantısını darbe girişimi sonrasında öğrendiğini ve üyelikten istifa ettiğini, Dernek üyeliğini ise mesleki konularda eğitim almak için başlattığını, örgütsel faaliyetlerine katılmadığını, Bank Asya hesabını ziynet eşyalarıyla yatırım yapmak amacıyla açtığını, eğitim teşvikinden faydalandığı için çocuğunu özel okula kaydettirdiğini beyan etmiştir. Aynı celse tanık olarak bilgisine başvurulan A.Ç., başvurucuyu Derneğe gidip gelmesi nedeniyle tanıdığını, Derneğin organizasyonlarına başvurucunun da katıldığını, kendisinin 2012 yılından sonra Dernekten ayrılması nedeniyle bu tarihten sonrasına dair başvurucu hakkında bilgisinin olmadığını ifade etmiştir.
-
Aynı celse Cumhuriyet savcısı tarafından esas hakkında mütalaa verilmiştir. Mütalaada, başvurucunun örgütün memur yapılanması içinde yer aldığı, örgütle irtibatlı Sendika ve Derneğe üyeliğinin bulunduğu, çocuğunun örgüte ait okulda 2015-2016 döneminde eğitim gördüğü ve Bank Asya hesabında artış gerçekleştirdiği gözetilerek atılı suçtan cezalandırılması talep edilmiştir. Mahkeme, savunmasını hazırlaması için başvurucuya süre vermiş ve anılan celseyi ertelemiştir.
-
İkinci celse savunmasını sunan başvurucu, örgütle hiçbir bağlantısının olmadığını ileri sürerek önceki savunmalarıyla aynı doğrultuda beyanda bulunmuştur. Mahkemece, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit kabul edilerek örgüt üyeliği suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkûmiyet gerekçesinde; Afyon Kocatepe Üniversitesinde mühendis olarak görev yapan başvurucunun görevinden KHK ile ihraç edildiği, örgüte müzahir Sendika ve Derneğe üyeliğinin bulunduğu, oğlunu 2015-2016 eğitim öğretim döneminde örgütle irtibatı nedeniyle kapatılan özel okula gönderdiği ve 12/9/2014 tarihinde örgüt liderinin talimatıyla uyumlu şekilde Bank Asya hesabında artış gerçekleştirdiği belirtilmiştir.
-
Başvurucu, mahkûmiyet kararına karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- örgüt üyeliğine ilişkin kastın kararda ortaya konulamadığını, suçun unsurlarının oluşmadığını ve şüpheyi aşan delilin bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun istinaf talebi Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) tarafından 28/9/2017 tarihinde esastan reddedilmiştir.
-
Başvurucu anılan karara yönelik sunduğu temyiz dilekçesinde benzer şikâyetlerini tekrar etmiştir. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) istinaf talebinin esastan reddine ilişkin İstinaf Dairesi kararının "...örgütle irtibatlı olduğu için kapatılmasına karar verilen derneklere üye olan ve 2014 ve 2015 yıllarında örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asya’daki hesabına para yatıran sanığın [başvurucu] faaliyetlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı..." gerekçesiyle 21/3/2018 tarihinde bozulmasına karar vermiştir.
-
Ceza Dairesinin verdiği bozma kararı sonrasında dosya İstinaf Dairesine gönderilmiştir. İstinaf Dairesi 22/5/2018 tarihinde duruşma hazırlığı işlemlerini yapmıştır. Başvurucu, katıldığı duruşmada örgüt üyeliği ve örgüte yardım suçlamasını kabul etmediğini ifade etmiştir. Cumhuriyet savcısı duruşmada sunduğu esas hakkındaki mütalaasında, başvurucunun Dernek ve Sendika üyeliği ile Bank Asya hesabında gerçekleştirdiği işlemler doğrultusunda terör örgütüne üye olmamakla birlikte terör örgütüne yardım etme suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. İstinaf Dairesince başvurucunun anılan suçtan 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. İstinaf Dairesinin gerekçeli kararının ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Her ne kadar yerel Mahkemece sanığın [başvurucu] Afyon Kocatepe Üniversitesi içerisinde yer aldığı, Ünitenin oluşturulmasında rol oynadığı, örgüt yöneticilerinin kayıtsız şartsız talimatları doğrultusunda hareket ettiği, Milli Güvenlik Kurulunca Devletin Milli Güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum ve gruplara aidiyeti, iltisakı ve bunlarla irtibatı tespit edilerek, 667 Sayılı KHK'nın 3. Maddesi gereğince kapatılmasına karar verilen örgüte müzahir Afyonkarahisar Teknik Elemanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği [Dernek] ve yine örgütün güdümünde bulunan, örgüte müzahir olan Aktif Eğitim Sen [Sendika] isimli sendikaya üye olduğu, Fetö/PDY Silahlı Terör Örgütüne ait örgütün finansal kuruluşu olan Bank Asya isimli finans kurumunda 12.09.2014 tarihinde hesap açtırdığı, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in 15.01.2014 tarihinde yayınlanan 15.12.2013 tarihli konuşmasında örgüt üyelerine vermiş olduğu 'Bank Asya'ya para yatırın' talimatı üzerine örgüt elebaşının talimatı doğrultusunda, örgüte destek sağlamak amacıyla para yatırdığı ve hesabını kullandığı, oğlu [A.Y.nin] 2015-2016 öğretim döneminde Milli Güvenliğe tehlike oluşturduğu tespit edilen, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu için 667 Sayılı KHK'nın 2. Maddesi ile kapatılan örgüte müzahir [O.] Kolejinde eğitim gördüğü, bu itibarla silahlı terör örgütü olduğu kesinleşmiş yargı kararıyla da tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütüne üye olduğu gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
...
Örgütle irtibatlı olduğu için kapatılmasına karar verilen derneklere üye olan ve 2014 ve 2015 yıllarında örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asya’daki hesabına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden söz konusu faaliyetlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı..."
-
Başvurucu, İstinaf Dairesinin kararına yönelik olarak sunduğu temyiz dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- suç sayılmayan eylemleri nedeniyle cezalandırıldığını, yasa hükmünün geçmişe etkili olarak uygulandığını ve suçun işlendiğini gösteren kastın ve delillerin kararda açıklanmadığını belirtmiştir. Ceza Dairesi, İstinaf Dairesi kararını 9/3/2021 tarihinde onamıştır.
-
Başvurucu, nihai kararı 20/5/2021 tarihinde öğrendikten sonra 18/6/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
-
Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
-
Başvurucu; yatırım amacıyla açtığı Bank Asya hesabındaki para hareketlerinin, kanuna uygun şekilde faaliyette bulunan Dernek ve Sendika üyelik kayıtlarının, çocuğunu özel okula gönderme şeklindeki bilgi ve belgelerin hangi gerekçelerle mahkûmiyet kararında aleyhe değerlendirildiğinin gerekçeli kararda açıklanmadığını belirtmiştir. Ayrıca tanık dinlenmesine ve tahkikatın genişletilmesine yönelik taleplerinin hangi gerekçeyle kabul edilmediğinin kararda ayrı ve açık olarak tartışılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
-
Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda öncelikle kabul edilebilirlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi gerektiği açıklanmıştır. Diğer taraftan ise başvurucunun iddialarıyla ilgili olarak öncelikle adil yargılanma hakkının bireylere dava sonucunda verilen kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetleme imkânı verdiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
-
Anayasa Mahkemesi, Bank Asya verilerinin mahkûmiyette belirleyici delil olarak kabul edildiği bir yargılamanın şikâyet konusu yapıldığı başvuruda başvurucunun mutat hesap hareketlerine dayanılarak ceza verildiği yönündeki savunması hakkında mahkûmiyet kararında yeterli açıklamalara yer verilmemesini gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirmiştir (Gürcan Balık [2. B.], B. No: 2020/16435, 17/11/2022). Bu doğrultuda başvurucunun şikâyetleri adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.
-
Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
-
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
-
Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
-
Somut olayda İstinaf Dairesince, başvurucunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkûm olmasında dayanılan deliller; örgütle irtibatlı olması nedeniyle kapatılmasına karar verilen Sendika ve Dernek üyeliğinin bulunması ve yine örgütün finans kurumu olan Bank Asya'ya destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı doğrultusunda 2014 ve 2015 yıllarında para yatırması olarak açıklanmıştır (bkz. § 13). Başvurucu yargılamanın tüm aşamalarında sunmuş olduğu savunmasında Bank Asya hesabını ziynet eşyalarının bozdurulması sonrasında yatırım amacıyla kullandığını, maaş artışı ve sosyal imkânlarından faydalanmak amacıyla da Dernek ve Sendikaya üye olduğunu ileri sürmüştür (bkz. §§ 5, 8).
-
Yargıtay uygulamasına göre kişilerin örgütle iltisaklı Bank Asya'ya örgüt liderinin talimatıyla ve terör örgütüne yardım etme kastıyla destek amaçlı para yatırdıklarına ilişkin kesin ve inandırıcı delil bulunmaması durumunda, mevcut şüphe sanık lehine değerlendirilmektedir [birçok karar arasından bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25/11/2024 tarihli ve E.2022/24737, K.2024/15026; 12/12/2024 tarihli ve E.2022/30656, K.2024/18046; 23/12/2024 tarihli ve E.2022/34231, K.2024/19255 sayılı kararları]. Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi ilgili Yargıtay içtihadına da atıf yapmak suretiyle başvurucuların örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek bu hesabı açtıklarını, bankacılık işlemleri yaptıklarını gösterir, kastlarını ortaya koyan yeterli delil bulunup bulunmadığı hususunun kararlarda yeterince değerlendirilmediği nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Ruhi Erginer ve diğerleri [2. B.], B. No: 2023/24807, 15/4/2025, § 24; kamu görevinden çıkarılmayla ilgili değerlendirmeler için bkz. Resul Darama (2) [GK], B. No: 2022/14226, 23/10/2025, §§ 115-117).
-
Anayasa Mahkemesi Mustafa Özterzi ([GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019) kararında örgütsel amaçlarla yapıldığını gösteren somut olgular ortaya konulmadığı sürece yalnızca FETÖ/PDY'ye aidiyeti veya örgütle iltisakı, irtibatı belirlenen sivil toplum örgütüne üye olunmasının örgütsel bir ilişki bakımından kuvvetli suç belirtisi olarak kabulünü mümkün görmemiştir (Mustafa Özterzi, §§ 105, 106; aynı yöndeki değerlendirmeler için ayrıca bkz. Mustafa Açay [1. B.], B. No: 2016/66638, 3/7/2019, § 61; İlker Deniz Yücel [2. B.], B. No: 2017/16589, 28/5/2019, § 86; Murat Aksoy [GK], B. No: 2016/30112, 2/5/2019, § 79; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 146; mahkûmiyet kararı yönünden benzer değerlendirmeler için ayrıca bkz. Bilal Celalettin Şaşmaz [1. B.], B. No: 2019/20791, 18/10/2022, §§ 17, 18, 57).
-
Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58). Ancak başvurucunun savunmaya ilişkin olarak Dernek ve Sendikaya maddi ve sosyal ihtiyaçları nedeniyle üye olduğuna ve Bank Asya hesabının yatırım faaliyetiyle ilgili kullanıldığına dair sübuta, ceza hukukunun temel prensiplerine ve Yargıtay uygulamasına temas eden, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunma ve itirazları hakkında gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak somut değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmaktadır (bkz. § 13).
-
Eldeki olayda gerekçeli karara bakıldığında Dernek ve Sendika üyelikleri ile birtakım banka verileri dikkate alınarak mahkûmiyet sonucuna varıldığı görülmüştür. Bununla birlikte özellikle Anayasa Mahkemesi kararlarında ve Yargıtay içtihadında yer verilen (bkz. §§ 24, 25) ilkelerin herhangi bir şekilde kararda tartışılmadığı, bu çerçevede Yargıtay içtihadında ortaya konulması gerektiği belirtilen başvurucunun örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek bu hesabı açtığını gösterir, kastını ortaya koyan yeterli delil bulunup bulunmadığı hususunun kararda yeterince değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Diğer taraftan mahkûmiyet kararında; Dernek ve Sendika üyeliğinin örgütsel bir özellik taşıyıp taşımadığı ile başvurucunun örgüt liderinin ve yöneticilerinin Bank Asyaya destek olunması şeklindeki talimatı üzerine örgüte yardım kastıyla bankacılık işlemleri yaptığının yeterli gerekçeyle ortaya konulamadığı da tespit edilmiştir. Yine temyiz incelemesi sırasında da bu eksikliğin telafi edilmediği saptanmıştır.
-
Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
-
Başvuruda adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun makul sürede yargılanma hakkı dışındaki adil yargılanma hakkı, örgütlenme özgürlüğü ile suçta ve cezada kanunilik ilkesine ilişkin diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
- Başvurucunun yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) ve Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle suç isnadına bağlı tutmaya ilişkin olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mehmet Emin Kılıç ([2. B.], B. No: 2013/5267, 7/3/2014, §§ 19-32) ve Mehmet Şimşek ([1. B.], B. No: 2018/10953, 22/7/2020) kararları doğrultusunda süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
-
Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi ve 750.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
-
Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
-
Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
-
İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat, başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından da maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE, B. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
-
Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
-
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, D. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA, E. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine (E.2018/1679, K.2018/2039) iletilmek üzere Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/138, K.2017/146) GÖNDERİLMESİNE, F. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE, G. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, H. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan :
Basri BAĞCI Üyeler :
Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI Raportör :
Hüseyin ERAL Başvurucu :
M.A.A.Y.
Vekili :
Av. Şükrü PANCAR
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.