AYM İkinci Bölüm 2021/30375 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İkinci Bölüm
Anayasa Mahkemesi Kararı
2021/30375
3 Aralık 2025
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULLAH ÇAVDAR VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/30375) Karar Tarihi: 3/12/2025
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
- Başvuru, bir gübre fabrikasında meydana gelen patlamada vefat eden kişilerin ölümünden sorumlu oldukları tespit edilen sanıklara verilen cezaların cezasızlığa sebep olması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
-
Başvuru 14/7/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
-
Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ekrem Çavdar ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2016/69656, 28/11/2019) kararına göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
-
Başvurucuların yakını ve 1983 doğumlu olan U.Ç. işçi olarak çalıştığı G. Gübre Sanayii A.Ş.ye (G. Gübre) ait fabrikanın CAN (kalsiyum amonyum nitrat) pril kulesinde 19/7/2015 tarihinde meydana gelen patlamada vefat etmiştir. Olayda bir başka işçi (M.K.) de yaralanmıştır.
-
Olayla ilgili olarak Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından derhâl bir soruşturma başlatılmıştır.
-
Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine A sınıfı iş güvenliği uzmanı olan makine mühendisi ve kimyagerden oluşan bilirkişi heyeti kusur durumu hakkında bir rapor hazırlamıştır. Raporda genel müdür olarak görev yaptığı tespit edilen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı M.Y.nin, teknik genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığı tespit edilen A.G.K.nın ve gübre üretim mühendisi olarak görev yaptığı tespit edilen İ.M.H.nin tali kusurlu, fabrika üretim müdürü olarak görev yaptığı tespit edilen G.T.nin ise asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Raporda ayrıca kendisine eksik bilgi sunulması nedeniyle gübre üretim kimyageri olarak görev yaptığı tespit edilen M.M.ye kusur atfedilemediği, başvurucuların yakını U.Ç. ile olayda yaralanan M.K.nın kusurunun bulunmadığı ifade edilmiştir.
-
Cumhuriyet Başsavcılığı aynı bilirkişilerden konu hakkında ek rapor talep etmiştir. Düzenlenen 2/9/2015 tarihli ek raporda Yönetim Kurulu Başkanı A.R.Y., Başkan Yardımcısı M.Y. ve Üye Y.Y.ye söz konusu fabrikada çalışmadıklarından cezai kusur atfedilemeyeceği, teknik genel müdür yardımcısı ve sorumlu müdür olarak görev yaptığı tespit edilen A.G.K., gübre departmanında üretim müdürü olan G.T. ve gübre departmanında üretim mühendisi-kimyager olarak görev yaptığı tespit edilen M.M.nin asli kusurlu olduğu, gübre departmanı üretim mühendisi İ.M.H.nin tali kusurlu olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
-
Soruşturma evrakının fezlekeyle kendisine gönderilmesi sonrasında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı 9/12/2015 tarihli iddianameyle taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma suçundan M.M., E.E.M., A.G.K., İ.M.H. ve G.T. hakkında kamu davası açmıştır. İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Olayın yukarıdaki anlatımı, alınan beyanlar, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, [U.Ç.nin] ölümü ve müşteki [M.K.nin] yaralanması ile sonuçlanan olay günü meydana gelen patlamada bilirkişi raporu ile kusurlu oldukları tespit edilen şüpheliler [A.G.K., G.T., M.M. ve İ.M.H.nin] üzerlerine atılı taksirle bir kişinin ölümü ile birlikte bir kişinin de yaralanmasına neden olma suçunu işledikleri hususunda haklarında kamu davası açmaya yeterli şüphe bulunduğu, bilirkişi raporu ile her ne kadar iş güvenlik uzmanı [E.E.M.nin] kusurlu olmadığı tespit edilmiş ise de, patlamanın meydana geldiği Pril Kulesinde patlamadan bir süre önce yapılan çalışma nedeni ile çalışanların çalıştıkları korumalı konteyn[er] taşınması süresince ölen ve yaralananın merdiven boşluğunda korumasız bir masa etrafında oturtulmak suretiyle bu süreç içerisinde olası bir iş kazası esnasında işçilerin kazanın sonuçlarından tamamen veya kısmen korunmasına yönelik iş güvenlik tedbirlerini almadığı, bu sebeple her ne kadar meydana gelen proses kaynaklı patlamada [E.E.M.nin] kusuru bulunmasa da, meydana gelen patlamanın sonuçlarından korunmaya yönelik iş güvenlik tedbirlerini almaması sebebiyle kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, [böylece] şüpheli [E.E.M.nin de] diğer şüphelilerle birlikte üzerine atılı suçu işlediği hususunda hakkında kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturacak delil bulunduğu, şüphelilerin eylemlerinin taksirle bir kişinin ölümüne bir kişinin yaralanmasına neden olmak suçunu oluşturduğu tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşılmıştır..."
- Kovuşturmayı yürüten Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) olaydaki kusur durumu hakkında endüstri mühendisi, metalürji yüksek mühendisi, kimya mühendisi, inşaat yüksek mühendisi ve makine mühendisinden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden rapor almıştır. İnşaat yüksek mühendisi dışındaki bilirkişiler aynı zamanda A sınıfı iş güvenliği uzmanıdır. Bilirkişi heyetince düzenlenen 19/7/2018 tarihli raporun ilgili kısmı şöyledir:
"...
V. TESPİT EDİLEN HUSUSLAR:
...
- Scrubber sisteminin uygulanması sırasında; üretim elemanlarının çalışacakları prefabrik odanın bitmemesi nedeni ile bulunmaları gereken mekan değiştirilerek çalışma ve barınma şartları müsait olmayan asansör önündeki boş alana alınmaları ve patlama anına kadar geçen uzun sürede çalışanların güvensiz ortamda çalıştıkları, 13) Scrubber sisteminin üretim sistemine ilave edilmesi nedeniyle yerleri değiştirilen ortamdaki oluşan gazların dışarı atılmasını sağlayan fanların istenilen randımanı sağlamaması nedeni ile üretim ortamında kişilerin çalışamayacağı kadar yüksek oranda amonyum gazının biriktiğinin tespit edilmesi ve patlamaya kadar geçen süre içeresinde önleyici tedbir alınmadığı,
...
- Gerek yönetimin ve gerekse üretim/bakım sorumlularının, Amonyum nitrat patlama riskini ve bunun getirebileceği tehlikeleri bilmeleri ve buna göre tüm risklerin giderileceği, üretimin durdurulması dahil bir çalışma içine girmeleri gerekirken, müdahale aşamalarını yönetecek nezaret görevini yapacak yetkililerin işin başında olmadıkları ve çok riskli olan bu proseste gereken titizliği/hassasiyeti göstermedikleri,
...
VI. BİLRİKİŞİ GÖRÜŞLERİ:
...
Kule içinde yoğun amonyak gazı bulunması kabul edilebilecek bir işletmecilik olamaz. Bu önlenmiş olsaydı kaza mağdurlarının basamak boşluğuna çıkarılmaları zarureti yaşanmayacaktı. Bu husus, uygun üretim şartları olmaksızın üretimde ısrar edilmiş olunduğunu göstermektedir.
Scrubberin projelendirilmesi, montajı aşamalarında tıkanma riskinin yönetim kurulu gündemine de gelmiş olduğu ve riskler konusunda tartışmaların olduğu anlaşılmaktadır.
Gerek işletmecilerin, gerek işverenin, yönetimin, Amonyum nitrat patlama riskini ve bunun getirebileceği tehlikeleri bilmeleri ve buna göre tüm risklerin giderileceği, üretimin durdurulması dahil, bir çalışma içine girmeleri gerekirdi. Ancak maalesef, en tehlikeli bir işlemin, tıkalı amonyum nitrat hattının açılması çalışmaları, en küçük bir hataya meydan vermeyecek şekilde yürütülmeli iken gerekli titizlik gösterilememiştir....
...
VII- SONUÇ VE KANAAT:
...[M]evcut tüm belgeler, deliller, CD/USB içindeki fotoğraf ve videoların incelenmesi, tanık ifadeleri, bilirkişi raporları, Mahkeme heyeti ve bilirkişi heyeti ile birlikte 30 Ekim 2017 günü kaza mahallinde yapılan incelemeler neticesinde ve yukarıda etraflıca izah edilen inceleme ve değerlendirme ışığında;
22.06.2015 tarihinden itibaren sistem alarm vermekte, tespitler deftere yazılmakta yazıların altı şirketin en üst düzey görevlisi ve kendisi de Kimya Mühendisi olan Teknik Genel Müdür Yardımcısı [A.G.K.], İşyeri Hekimi [Ç.Ç] ve İşyeri ISG Uzmanı [E.E.M.] tarafından imzalandığı halde öneriler haricinde hiçbir kesin karar alınmamış ve üretim durdurularak sistem komple gözden geçirilip sorunlar kesin olarak çözülmemiş üretim ve sorunlar devam etmiş, her şey oluruna bırakılmış.
Ayrıca yapılan boru tadilatı ile ilgili ön çalışma ve irdeleme yapılmadığı da 12.08.2015 tarihli 'Sirkülasyon Geri Dönüş Hattı'nın tekrar dikey hale getirilmesi kararı ile ispatlanmış olduğu görülmektedir.
Yine görülmektedir ki, üretim geri dönüş hattında Scrubber sistemine geçiş ile ilgili, --Ön Fizibilite çalışması yapılmamıştır, --Ön Proje çalışması yapılmamıştır, --Konu ile ilgili alınmış bir Yönetim Kararı bulunmamaktadır, --Konu ile ilgili yapılacak uygulamanın uygulayıcısı olan Üretim Müdürü yapılacak değişikliğin yanlış, olduğu yönünde muhalefeti vardır.
...
Sistem imal edilip montajı yapıldıktan kısa bir süre sonra hatta meydana gelen tıkanmanın açılması için yapılan çalışmalar sırasında, hattın uzun bir süre açılmadığı görüldüğü halde palyatif çözümler yerine üretimin komple durdurularak gerekli incelemeler yapılıp, gerekli değişimler yapılıp, sorunlar tümüyle giderilip, üretime devam edilmesi gerekirken, neden bir yönetim boşluğu oluşmasına müsaade edilerek sistem başıboş bırakılmıştır. Çok Tehlikeli işyeri statüsünde olan bir işletmede olağan üstü bir durum yaşanırken yetkililer tüm tedbirleri almak ve yapılan işlemleri takip etmek için mutlaka fabrikada ve çalışanların yanında olmaları, yapılan çalışmaları izleyip denetlemeleri, gerekli görülen yerde ani kararlar alarak bu çok riskli çalışmayı yönetmeleri gerekirken çalışmalar personelin inisiyatifine bırakılmış ve elim kaza meydana gelmiştir....
...
Yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda; kaza olayı 19/07/2015 tarihinde gerçekleşse de kazanın oluş nedenleri daha önceki günlerde ve proje aşamasında başlamış, idarecilerin günlerce olaya kayıtsız kalmaları ve gereken ehemmiyeti göstermemeleri nedeniyle gerçekleşmiştir. Çok tehlikeli bir işletme olan [G.] Gübre Sanayi A.Ş. de idarecilerin bu yönetim yaklaşımı daha büyük etkideki kazaya neden olabilecek niteliktedir.
...
...[A.G.K.nın] ... kazanın meydana gelmesinde ASLİ KUSURLU OLDUĞU, ...[G.T.nin] ... kazanın meydana gelmesinde ASLİ KUSURLU OLDUĞU, ...[M.M.nin] ... kazanın meydana gelmesinde ASLİ KUSURLU OLDUĞU, ...[E.E.M.nin] ... kazanın meydana gelmesinde ASLİ KUSURLU OLDUĞU, Üretim mühendisi [İ.M.H.nin] dosyadaki ifade belgelerinden anlaşıldığı kadarı ile oryantasyon aşamasında olduğu, görev ve yetkisinin olmadığı, idari bir sorumluluğu olmadığından kazanın meydana gelmesinde KUSURLU BULUNMADIĞI, Dava dışı olan Proje Yürütme Bölümü Müdürü [A.B.G.nin] çalışanların ölümü ve yaralanması ile sonuçlanan kazanın meydana gelmesinde ASLİ KUSURLU OLDUĞU,
...
Kanaatindeyiz."
- Ceza Mahkemesi 6/10/2020 tarihinde, 19/7/2018 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeleri nazara alarak taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan M.M., E.E.M., A.G.K. ve G.T.nin sonuç olarak ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, olayda kusuru olmadığını değerlendirdiği İ.M.H.nin beraatine, A.B.G. hakkında suç ihbarında bulunulmasına karar vermiştir. Ceza Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kurulurken temel ceza 3 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, ardından cezadan altıda bir oranında takdiri indirim yapılmıştır. Sözü edilen kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
19 Temmuz 2018 tarihli 37 sayfadan ibaret bilirkişi raporunda ... 22 Haziran 2015 tarihinden itibaren sistem uyarı verdiği halde, üretimin durdurulmaması, her şeyin oluruna bırakılması, scrubber sistemi ile ilgili bir ön fizibilite, ön projelendirme bulunmaması, alınmış bir yönetim kararının bulunmaması, üretim müdürünün muhalefitine rağmen sistemin değiştirilmesi cihetine gidilmesi, mesleki yeterliliği olmayan ölen [U.Ç.nin] çok tehlikeli işte çalıştırılmış olması, asansör önü boşluk ile ilgili risk etmenlerinin değerlendirilmemiş olması, idarecilerin olaya kayıtsız kalmaları nedeniyle, sanıklar [M.M., E.E.M., A.G.K. ve G.T. ile dava dışı A.B.G.nin] asli kusurlu olduklarının, sanık [İ.M.H.nin] bir kusurunun bulunmadığının, ölen [U.Ç.] ve yaralanan işçilerden olan [M.K.nın] kusurunun bulunmadığının değerlendirildiği,
...
Anlaşılmıştır.
Netice olarak; sanıkların savunmalarına, dosya kapsamına ve bilirkişi raporlarındaki tespitlere, tanık ve müşteki anlatımlarına göre itibar olunamayacağı kanaatine varıldığından ve sanıklar [M.M., E.E.M., A.G.K. ve G.T.nin] üzerlerine atılı eylemleriyle taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçunu işledikleri... [sonucuna varılmıştır.]"
- Başvurucular ile mahkûmiyetlerine karar verilen sanıklar, karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvuruları inceleyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) 3/6/2021 tarihinde İ.M.H. hakkında verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunu temyiz kanun yolu açık olmak üzere hiçbir düzeltme yapmadan, M.M., E.E.M., A.G.K. ve G.T. hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularını ise mahkûmiyet hükümlerini düzelterek kesin olarak reddetmiştir. Bu kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...
1-) Hüküm bölümünün 2. maddesinin 4. paragrafı olacak ve bundan sonra gelecek paragraflara teselsül edecek şekilde ‘Sanıklara verilen hapis cezasının olayın oluş şekli, sanıkların kişiliği, suçun işlenmesindeki özellikler, sanıkların sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak TCK’nın 50/1.a ve 52/2-3 maddesi gereğince adli para cezasına çevrilerek sanıkların AYRI AYRI 910 TAM GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, sanıklar hakkında verilen adli para cezasının sanıkların sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak TCK’nın 52/2 maddesi uyarınca günlüğü takdiren 20 TL'den hesaplanarak neticeten sanıklar [E.E.M., G.T., M.M. ve A.G.K.nın] AYRI AYRI 18.200,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,’ şeklinde ibarenin eklenmek suretiyle DÜZELTİLMESİNE, 2-) Hüküm bölümünün 2. maddesinin 5. paragrafı olacak ve bundan sonraki paragraflara teselsül edecek şekilde ‘Sanıklara verilen adli para cezasının TCK’nın 52/4 maddesi uyarınca sanıktan 24 eşit aylık taksitler halinde tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceğinin ve 5275 sayılı yasaya göre infaz edileceğinin sanıklara ihtirana, (bu ihtaratın kararın tebliği ile birlikte yapılmış sayılmasına)'’ şeklinde ibarenin yazılmak suretiyle DÜZELTİLMESİNE... [karar verildi.]
..."
-
Başvurucular, Ceza Dairesi tarafından verilen kararı 15/6/2021 tarihinde öğrenmiştir.
-
Başvurucular, Ceza Dairesince verilen kararı temyiz etmiş; temyiz dilekçelerinde mahkûmiyetlerine karar verilen sanıkların eyleminin yanlış vasıflandırıldığını ileri sürmüştür. Başvuruculara göre yönetici konumundaki sanıklar olası kasıtları, diğer sanıklar ise bilinçli taksirleri nedeniyle meydana gelen olaydan sorumludur.
-
Ceza Dairesi İ.M.H. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz başvurusu yönünden dosyanın Yargıtaya gönderilmesine karar vermiş ancak hükmedilen mahkûmiyet kararlarının kesin olduğu gerekçesiyle sanıklar E.E.M., G.T., M.M. ve A.G.K. aleyhine yapılan temyiz başvurusunu reddetmiştir. Başvurucular temyiz isteminin reddine ilişkin kararı da temyiz etmiştir. Bu istem hakkında henüz bir karar verilmemiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Ceza Kanununun amacı" başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir."
- 5237 sayılı Kanun'un "Adalet ve kanun önünde eşitlik" başlıklı 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur."
- 5237 sayılı Kanun'un "Kast" başlıklı 21. maddesi şöyledir:
"(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir."
- 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.
(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
(3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
..."
- 5237 sayılı Kanun'un "Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar" başlıklı 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
...
çevrilebilir.
...
(4) Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.
..."
- 5237 sayılı Kanun'un "Adlî para cezası" başlıklı 52. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir."
- 5237 sayılı Kanun'un "Taksirle öldürme" başlıklı 85. maddesi şöyledir:
"(1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Temyiz" başlıklı 286. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.
(2) Ancak;
...
b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
...
Temyiz edilemez.
..."
- Yargıtay uygulamasına göre bölge adliye mahkemelerince verilen kararlar, kanunda temyiz edilemeyeceği belirtilen kararlardan olsa bile suç vasfında hata edildiğine yönelik iddia temyiz incelemesine konu olabilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/10/2023 tarihli ve E.2022/1-540, K.2023/504 sayılı; bu kapsamda yapılan temyiz incelemesine örnekler için bkz.Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 5/6/2024 tarihli ve E.2024/114, K.2024/2969; 14/10/2024 tarihli ve E.2022/2102, K.2024/5282; 23/10/2024 tarihli ve E.2024/2457, K.2024/5671; 26/5/2025 tarihli ve E.2025/1128, K.2025/4848 sayılı kararları).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
- Anayasa Mahkemesinin 3/12/2025 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
-
Başvurucular mahkûmiyetlerine karar verilen sanıklara isnat edilen eylemlerin hukuki yönden vasıflandırılmasının hatalı olduğunu iddia etmiştir. Başvuruculara göre yönetici konumundaki sanıklar olası kasıtla öldürme ve olası kasıtla yaralama suçlarından, diğer sanıklar ise bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma suçundan mahkûm edilmelidir. Başvurucular ayrıca mahkûmiyetlerine karar verilen tüm sanıkların aynı cezaya mahkûm edilmesinden, hükmedilen hapis cezalarının tüm sanıklar için adli para cezasına çevrilmesinden ve hükmedilen adli para cezasının tüm sanıklar için 24 taksite bölünmesinden şikâyet etmiştir. Başvurucular son olarak Ceza Dairesince verilen kararın temyiz edilememesinden yakınmıştır. Başvurucular sözü edilen iddiaları nedeniyle yaşam hakkının, adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.
-
Bakanlık görüşünde, yapılacak değerlendirmede Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamındaki içtihadı ile ilgili mevzuatın, somut olayın kendine özgü koşullarının gözönünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
-
Anayasa Mahkemesi, olay ve olguların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurunun münhasıran Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
-
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin yargı mercilerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt [2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17; Mehmet Cevri [2. B.], B. No: 2018/32097, 13/1/2021, §§ 31, 32).
-
Başvurucular; başvuruya konu ceza yargılamasında sanıklara isnat edilen eylemlerin yanlış vasıflandırılmasından, sanıklara verilen hürriyeti bağlayıcı cezaların adli para cezasına çevrilmesinden, sanıkların aynı cezaya mahkûm edilmesinden, adli para cezalarının taksitlendirilmesinden ve bu konuda temyiz kanun yoluna başvuru yapamamalarından şikâyet etmiştir.
-
Sanıklara verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ve sonuç ceza olarak belirlenen adli para cezasının taksitlendirilmesinin sebebi yargı mercilerinin sanıkların kusurunu basit taksir olarak değerlendirmeleridir zira 5237 sayılı Kanun'a göre bilinçli taksirin ya da olası kastın söz konusu olduğu hâllerde uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir (bkz. § 20). Başvurucular suç vasfında hata edildiği gerekçesiyle temyiz başvurusunda bulunup temyiz yolunu etkili bir yol olarak gördüklerine ve Yargıtay uygulamasında (uygulama için bkz. § 24) suç vasfına yönelik temyiz talepleri incelendiğine göre bireysel başvuru yapmadan önce yaptıkları temyiz başvurusunun sonucunu beklemelidir.
-
Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 3/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan :
Basri BAĞCI Üyeler :
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI Raportör :
Murat İlter DEVECİ Başvurucular :
-
Abdullah ÇAVDAR
-
Binniye ÇAVDAR
-
Ekrem ÇAVDAR Vekili :
Av. Murat Kemal GÜNDÜZ
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.