AYM İkinci Bölüm 2020/26130 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

İkinci Bölüm

Daire / Kategori

Anayasa Mahkemesi Kararı

Esas No

2020/26130

Karar Tarihi

10 Şubat 2026

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ELİF ERAY CELEP VE HAKAN ÖNER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/26130) Karar Tarihi: 10/2/2026

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

  1. Başvuru, üzerinde ihtiyati tedbir bulunan icra dosyasındaki alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

  2. Başvurucular 2002 yılında Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (1. Asliye Hukuk Mahkemesi) tazminat davası açmıştır. Davanın devamı sırasında F.Y., başvurucular aleyhine Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde (18. Asliye Hukuk Mahkemesi) tazminat davası açmış; başvurucuların vekilliğini yaptığı ve haksız şekilde azledildiği gerekçesiyle vekâlet ücretinin tahsilini talep etmiştir. 18. Asliye Hukuk Mahkemesi 25/12/2008 tarihli tensip zaptıyla 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde başvurucular lehine hüküm altına alınacak alacağa 238.800 TL yönünden tedbir konulmasına karar vermiştir. 18. Asliye Hukuk Mahkemesi 22/4/2021 tarihinde davayı reddetmiş, bu karar istinaf kanun yolundan geçerek 3/1/2024 tarihinde kesinleşmiştir. Ayrıca istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tedbirin kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğini ifade etmiştir.

    1. Asliye Hukuk Mahkemesi 27/7/2010 tarihinde başvurucular lehine tazminata hükmetmiştir. Ayrıca 22/8/2010 tarihinde de ek karar vermiş; alacak üzerindeki tedbirin 100.000 TL'lik kısım dışında kaldırılmasına, 100.000 TL üzerindeki tedbirin kararın infazı aşamasında dikkate alınmasına ilişkin şerh verilmesine karar vermiştir. Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 9/10/2012 tarihinde onanmıştır. Başvurucular bu davada hüküm altına alınan alacakları, harç, faiz, yargılama gideri ve vekâlet ücretinden oluşan toplam 28.741,48 TL'nin tahsili için 27/9/2010 tarihinde Ankara 13. İcra Müdürlüğünde (İcra Müdürlüğü) icra takibi başlatmıştır.
  3. İcra Müdürlüğü hesabına 21/10/2010 tarihinde 32.560 TL yatırılmıştır. Başvurucular 2/11/2016 tarihinde yatırılan bu bedelin tedbir nedeniyle ödenmediğini belirterek değer kaybının önlenmesi için nemalandırılmasını talep etmiştir.

  4. Nemalandırma talebi İcra Müdürlüğünce kabul edilmeyen başvurucular, bu işleme karşı şikâyet yoluyla Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava, ihalenin feshi davasının sonuçlandırılmasına kadar paranın nemalandırılmasına ilişkin hükmün kıyasen somut olaya uygulanamayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Karara karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusu 30/5/2019 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesince reddedilmiştir. Başvurucuların temyiz talebi de Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 1/6/2020 tarihinde reddedilmiş ve karar onanmıştır.

  5. Başvurucular, nihai kararı 4/7/2020 tarihinde öğrendikten sonra 29/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

  6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

  1. Başvurucular, tedbir nedeniyle ödenmeyen bedelin on yıldır nemalandırılmadığını ve değer kaybına uğratıldığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

  2. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

  3. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

  4. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsar (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallarla bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60). Somut olayda başvurucuların mahkemece hüküm altına alınan ve icra takibine konu ettikleri kesinleşmiş alacağının -aleyhlerine açılan davada karar verilmediği dikkate alındığında- mülk teşkil ettiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.

  5. Anayasa Mahkemesi, icra iflas dairelerinin borçlulardan tahsil ettiği paranın durumunu incelediği Fatma Yıldırım ([1. B.], B. No: 2014/6577, 16/2/2017) kararında borçludan tahsil edilen bedelin alacaklıya ödendiği ana kadar borçlunun veya alacaklının para üzerinde tasarrufta bulunma, parayı kullanma veya paranın değerinin enflasyon karşısında aşınmasını önleyici tedbirler alma imkânı olmadığına dikkat çekmiştir. Borçludan tahsil edilen bedelin bu süreçte henüz icra müdürlüğünün kontrolü altında olduğunu, dolayısıyla bu paranın enflasyon karşısında kıymet yitirmesini önleyebilecek olanın da para üzerinde tasarrufta bulunma kudretini elinde bulunduran icra dairesi olduğunu belirtmiş; tahsil edilen paranın alım gücünü kaybetmesini engellemenin yolunun da bunun nemalandırılması olduğunu ifade etmiştir (Fatma Yıldırım, §§ 60, 61). Anayasa Mahkemesi sonuç olarak cebri icra organlarının tahsil ettiği parayı bir mevduat hesabına yatırılması biçiminde alacağı basit bir tedbirle icra sürecinin hızlı işlememesinin borçlu üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri asgari seviyeye indirememesinin mülkiyet hakkının devlete yüklediği koruma pozitif yükümlülüğünün ihlali sonucunu doğurduğunu kabul etmiştir (Fatma Yıldırım, §§ 60-63).

  6. Anayasa Mahkemesi ön alım bedelinin enflasyon karşısında uğradığı değer kaybına ilişkin şikâyetleri de karara bağlamıştır. Buna göre ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescili davalarında mahkeme, ön alım bedelinde oluşan değer kaybı şikâyeti yönünden dava açıldıktan sonra makul bir süre içinde ön alım bedelinin vadeli bir mevduat hesabına yatırılması biçiminde basit tedbirle yargı sürecinin hızlı işlememesinin kişiler üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri asgari seviyeye indirme imkânına sahiptir. Ancak mahkemenin bu tedbirleri almamış olması, mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülüğün ihlali sonucunu doğurur (benzer bir değerlendirme için bkz. Hüseyin Ak [1. B.], B. No: 2016/77854, 1/7/2020, § 71).

  7. Bunun yanında Anayasa Mahkemesi 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 36. maddesinin birinci fıkrasının iptali talebi hakkındaki norm denetimi kararında, yoruma açık olmayan ve borçludan tahsil edilen bedelin nemasının Hazineye intikalini öngören bu hükmün Anayasa'nın 35. maddesine aykırı olduğunu tespit etmiş; hükmün iptaline karar vermiştir. Kararda, borçludan tahsil edilen paranın enflasyon karşısında değer yitirmesini önlemeye yönelik bir tedbir olarak vadeli mevduat hesabına yatırılması neticesinde elde edilen nemanın Hazineye irat kaydedilmesinin karşılıksız yararlanma hükmünde olduğunu ve herhangi bir haklı temelinin bulunmadığını vurgulamıştır. Kararda ifade edildiği üzere devletin zorlayıcı nedenler olmaksızın özel bir kişinin mal varlığından karşılıksız yararlanması düşünülemez. Devletin sunduğu yargı ve takip hizmetleri karşılığında zaten harç alınmakta, ayrıca yapılan yargılama ve takip giderleri de ilgili taraflardan tahsil edilmektedir. Bu durumda bankaya yatırılan paranın nemasının Hazineye irat kaydedilmesinin sunulan yargı ve takip hizmetlerinin giderinin kısmen ilgililere yükletilmesi amacı taşıdığı da söylenemez. Kararda netice itibarıyla icra iflas dairelerine tevdi edilen ve özel hukuk kişilerine ait olan paraların nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığı belirtilmiş ve itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğundan iptaline hükmedilmiştir (AYM, E.2023/48, K.2023/72, 5/4/2023, § 19).

  8. Son olarak Anayasa Mahkemesi Muharrem Pınarbaşı ([1. B.], B. No: 2020/91, 4/10/2023) ve Alaettin Menteşe ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2020/10979, 3/10/2024) kararlarında nemalandırılan bedellerin Hazineye aktarılmasına ilişkin şikâyetleri incelemiştir. Buna göre Anayasa Mahkemesi, yoruma açık olmayan ve borçludan tahsil edilen bedelin nemasının Hazineye intikalini öngören bu hükmün Anayasa'nın 35. maddesine aykırı olduğunun tespit edildiğini ve hükmün iptaline karar verildiğini belirtmiştir. İptal kararında icra iflas dairelerine tevdi edilen ve özel hukuk kişilerine ait olan paraların nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin anayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak ise borçludan tahsil edilen paranın nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin meşru bir amacı olmadığından bu durumun Anayasa'nın 35. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir.

  9. İcra dosyasına 21/10/2010 tarihinde yatırılan bedel tedbir kararı nedeniyle 3/1/2024 tarihine kadar başvuruculara ödenmemiş ve tedbirin devamı sırasında icra dosyasına yatırılan bedel nemalandırılmamıştır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre bedelin icra dosyasına yatırıldığı 2010 yılı Ekim ayındaki 100 TL'nin 2024 yılı Ocak ayındaki karşılığı 1.088,03 TL olup arada geçen sürede gerçekleşen enflasyon oranı % 988,03'dir. Bu durumda icra dosyasına yatan 32.560 TL'nin 2024 yılı Ocak ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığı 354.262 TL'dir. Söz konusu verilere göre başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen 32.560 TL tutarındaki alacağının değer kaybını telafi edecek fark 321.702 TL'dir. Bedelin nemalandırılmaması nedeniyle değer kaybına uğradığı anlaşılmıştır.

  10. Dolayısıyla İcra Müdürlüğü dosya borcu olarak yatırılan ancak üzerinde tedbir olduğu gerekçesiyle ödenmeyen bedelin nemalandırılmasını sağlayabilecekken başvurucuların alacağının enflasyon karşısında değer kaybına uğramasına yol açmıştır. Mahkeme, bu tutum sonucunda basit bir tedbir almayarak yargı sürecinin hızlı işlememesinin başvurucular üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri asgari seviyeye indirme imkânını kaçırmış ve mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülüğün ihlaline neden olmuştur.

  11. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

  1. Başvurucular; ihlalin tespiti ile ihlal nedeniyle toplam 325.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

  2. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamakta olup başvurucuların uğradığı maddi kaybın tazmin edilmesi yeterli bir giderim oluşturacaktır. Bu kapsamda yapılması gereken iş, Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun olarak başvuruculara tazminat ödenmesinden ibarettir (bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

  3. Mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle başvurucuların uğradığı zarar miktarı mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen alacağın uğradığı değer kaybı bedelidir. Bu kapsamda başvuruculara net 321.702 TL maddi tazminatın müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir. Belirtilen maddi tazminat miktarı yeterli bir giderim sağladığından tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Başvuruculara net 321.702 TL maddi tazminatın MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, D. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA, F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 13. İcra Müdürlüğüne (Dosya No: 2010/13419), Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesine (E.2016/1004, K.2017/1), Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesine (E.2018/364, K.2019/980), Yargıtay 12. Hukuk Dairesine (E.2019/10954, K.2020/3365) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan :

Basri BAĞCI Üyeler :

Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI Raportör :

Olcay ÖZCAN Başvurucular :

  1. Elif ERAY CELEP

  2. Hakan ÖNER Vekili :

Av. Hacı Yunus AKYOL

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.