AYM İkinci Bölüm 2020/21792 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
İkinci Bölüm
Anayasa Mahkemesi Kararı
2020/21792
10 Şubat 2026
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AKSEL TAAHHÜT İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2020/21792) Karar Tarihi: 10/2/2026
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
-
Başvuru, hizmet sözleşmesine dayanan alacak davasında gerekçesiz ve yerleşik içtihada aykırı karar verilmesi sonucunda alacağın tahsil edilememesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
-
Başvurucu şirket ile A. Elektrik Dağıtım A.Ş. (A. Elektrik Şirketi) arasında 22/5/2008, 2/7/2010 ve 19/9/2011 tarihlerinde Iğdır ili Merkez ilçe, ilçe, belde ve köylerinde AG abonelerinin el bilgisayarı/endeksör ile endeks okuma hizmet alım sözleşmesi, 1/12/2010 tarihinde de Ağrı ili Merkez ilçe, ilçe, belde ve köylerinde AG abonelerinin el bilgisayarı/endeksör ile endeks okuma hizmet alım sözleşmesi imzalanmıştır.
-
Başvurucu, A. Elektrik Şirketine gönderdiği Ankara 41. Noterliğinin 25/3/2015 tarihli ihtarnamesi ile eksik ödenen kısmın ödenmesini istemiş; ihtarda belirlenen süre içinde ödeme yapılmadığı gerekçesiyle A. Elektrik Şirketi aleyhine 7/5/2015 tarihinde dava açmıştır. Başvurucu; bu davada taraflar arasında yapılan sözleşmeler gereğince iş emri olarak el bilgisayarlarına idare tarafından gönderilen abonelerin adreslerinin tek tek ziyaret edildiğini, orada karşılaşılan fiilî durumun teknik şartnamenin ilgili maddesinde belirtilmiş abone ve sayaç durum kodları çerçevesinde endeksöre işaret edildiğini, iş emri kodlarını giren ve kaçak bildirimini idareye ulaştıran başvurucunun edimini ifa ettiğini belirtmiştir. Belirlenen bu hususları makul bir sürede tahakkuk ve faturaya bağlama ve kayıtları güncelleme görevinin davalıya ait olduğunu, davalının yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ödeme yapmadığını ileri sürmüş ve eksik ödenen endeks okuma iş emirlerinin karşılığı hizmet bedeli ve kaçak ihbar bedellerinden şimdilik 1.000 TL'nin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
-
Davalı A. Elektrik Şirketi; herhangi bir borcu bulunmadığını, sözleşme gereği yaptıkları istihkakların tüm hak edişlerinin ödendiğini, başvurucunun hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin hak edişleri kabul ettiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
-
Başvurucu 2/5/2018 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 4.820.141,20 TL'ye çıkarmıştır.
-
Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi) 8/6/2018 tarihinde davayı kabul etmiş ve 4.820.141,20 TL'nin 3/4/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı A. Elektrik Şirketinden alınarak başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, teknik şartnamenin 2. maddesinde "Abonenin sayacı çeşitli nedenlerle okunamadığı takdirde davacı taraf görevlisi endeks yerinin davalı şirkete bildirilmesi için aboneye boş bir bildirim bırakacaktır. Ancak davacıya ödeme yapılabilmesi abone tarafından endeksin davalı şirkete bildirilmesi ve tahakkuk yapılması şartına bağlanmıştır. Sayacı okunamayan aboneye herhangi bir yaptırım uygulanması davacı tarafından yapılmayacak aksine yaptırım konusunda tek yetkili merci davalı şirket olacaktır." şeklinde yer verilen düzenleme ile kendisine sayacını oku, gel yönünde bırakılan bir tebligata uyulmamasının, abonenin bu durumunun takip edilmemesinin davalının kusuru olduğu, bu konuda başvurucunun herhangi bir yetkisinin bulunmadığı ifade edilmiştir.
-
Yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) 9/1/2019 tarihinde istinaf başvurusunun kabulüne ve Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun sözleşme kapsamında verdiği hizmet nedeniyle eksik ödenen iş bedellerinin tahsilini istediği, dava konusu sözleşmelere ilişkin hak ediş raporlarından başvurucunun herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin hak ediş bedellerini aldığı, hak edişlere itiraz ettiğine ilişkin bir delil bildirmediği ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinde gösterilen şekilde herhangi bir itirazı bulunmadığından başvurucunun hak edişleri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilmiştir.
-
Başvurucunun temyiz kanun yolu başvurusunu inceleyen Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesi (23. Hukuk Dairesi)18/6/2020 tarihinde kararı onamıştır.
-
Başvurucu, nihai kararı 3/7/2020 tarihinde öğrendikten sonra 28/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
-
Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
-
Başvurucu; istinaf ve temyiz incelemesi sırasında talebin hatalı değerlendirildiğini, açıkça keyfîlik ve bariz takdir hatası yapılarak davanın reddedildiğini iddia etmiştir. Bu zamana kadar yargı mercilerince verilen kararlarda ihtirazi kayıt konulması gerektiğine ilişkin bir uygulamanın bulunmadığını ve uygulayıcıların da bu kararlara göre hareket ettiğini, daha evvel aynı işi yapan şirketler tarafından açılan ve kabul edilen davaların 23. Hukuk Dairesince onandığını belirtmiştir. Ayrıca 23. Hukuk Dairesi kararında neden daha önceki kararlardan farklı bir sonuca ulaşıldığına ilişkin objektif bir gerekçenin de bulunmadığını belirterek adil yargılanma hakkı ve hukuki belirlilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
-
Bireysel başvuru ekinde sunulan 23. Hukuk Dairesinin 18/1/2018 tarihli ve E.2015/9228, K.2018/114; 18/11/2019 tarihli ve E.2016/7521, K.2019/4797 sayılı kararlarının hak edişlere itiraza ilişkin olduğu, geriye kalan içtihatların ise hak edişe itiraz konusunu içermediği açıklanmıştır. 23. Hukuk Dairesinin 18/1/2018 tarihli ve E.2015/9228, K.2018/114 sayılı içtihadı incelendiğinde; davalının şimdiye kadarki hak edişlerin herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan kabul edildiği yönünde itirazda bulunduğu ancak mahkemece bu itirazın yerinde görülmeyerek davanın kabul edildiği ve kararın onandığı görülmüştür. 23. Hukuk Dairesinin 18/11/2019 tarihli ve E.2016/7521, K.2019/4797 sayılı içtihadı incelendiğinde; uyuşmazlıkta geçici hak edişlere girmeyen istek kalemleri nedeniyle talepte bulunulduğu, geçici hak edişlere girmeyen istek kalemleri yönünden Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinde belirtildiği şekilde itirazın yapılmasına gerek bulunmadığının ifade edildiği anlaşılmıştır. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden yapılan incelemede 23. Hukuk Dairesinin 18/11/2019 tarihli ve E.2016/7521, K.2019/4797 sayılı içtihadına ilişkin yapılan karar düzeltme başvurusunun 6/7/2020 tarihli ve E.2020/520, K.2020/2482 sayılı kararla incelendiği, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinde geçici hak edişlere itirazın ne şekilde yapılacağının açıkça düzenlendiği, davacının belli kodlara ilişkin ödeme yapılmadığını ileri sürerek alacak isteminde bulunduğu ancak sözleşme gereği düzenlenmiş hak edişlerin ödendiğinin tespit edildiği, hak edişlere itiraz edildiğine ilişkin savunma ve delil ibraz edilmediği, davanın reddi kararının doğru olduğu, bu nedenle mahkeme kararının onanması gerekirken zuhulen bozulduğu ifade edilmiş ve davanın reddine ilişkin kararın onandığı tespit edilmiştir.
-
Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu cevabında önceki iddialarını tekrar etmiştir.
-
Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetlerinin özünün gerekçesiz şekilde önceki içtihatlara aykırı karar verilmesine ilişkin olduğu anlaşıldığından başvurunun adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
-
Adil yargılanma hakkı, hukuk kuralının davanın başvurucu lehine sonuçlanmasını temin eden yorumunun esas alınmasını güvence altına almamaktadır. Uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kurallarının yorumlanması yargı mercilerinin takdirindedir (M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 84). Öte yandan aynı nitelikteki uyuşmazlıkla ilgili olarak değişik mahkemelerin farklı kararlar vermesi de tek başına adil yargılanma hakkını ihlal etmemektedir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin yargı mercilerince yapılan yorumların hukuka uygun olup olmadığını denetleme ve bu yorumları birleştirme gibi bir görevinin bulunmadığının altı çizilmelidir. Anayasa Mahkemesinin açıkça keyfî olmayan veya bariz takdir hatası da içermeyen bir yorumdan dolayı adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmedebilmesi için bu yorumun yerleşik hâle gelen bir içtihattan saptığına veya derinleşmiş ve süregelen bir nitelik kazanan içtihat farklılığına dayandığına ikna olması gerekir (Selahattin Bayri [1. B.], B. No: 2018/32374, 15/9/2021, § 47). Ancak açtığı dava aleyhine sonuçlanan bir kimsenin aynı konuda fakat farklı yönde verilmiş bir veya birkaç kararın varlığından hareketle adil yargılanmadığı sonucuna ulaşılamaz (Selahattin Bayri, § 51).
-
Bunun yanında sadece yerleşik ve süregelen içtihat farklılığının olduğu durumlarda değil aynı somut olay ve hukuksal durumdaki farklı kişilerce açılan davalarda birbiriyle çelişen sonuçlara ulaşılması (Hakan Altıncan [GK], B. No: 2016/13021, 17/5/2018; Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932, 6/1/2015), içtihadın gerekçe gösterilmeden değiştirilmesi (Abdullah Ay [2. B.], B. No: 2015/17110, 28/11/2018; Özlem Terzioğlu [2. B.], B. No: 2014/19341, 21/11/2017) veya içtihattan sadece o davaya özgü olarak farklılaşılması (Aşır Tunç [1. B.], B. No: 2015/17453, 22/1/2019) durumlarında da hukuk devleti ilkesi ışığında öngörülebilirlik yönünden yargılamanın hakkaniyetinin zedelenmiş olduğu kabul edilebilir. Bu çerçevede hukuki güvenlik, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanması için yargısal kararlarda makul bir istikrarın sağlanmasının gereği olarak yargı makamların benzer davalarda daha önceki kararlarıyla uyumlu kararlar vermesi ancak hukukun dinamik yorumu sebebiyle bir içtihat değişikliğine gidilmesi durumunda ise bunun gerekliliğinin ilgili ve yeterli bir gerekçeyle açıklanması beklenmektedir.
-
Somut olayda başvurucu aynı mahiyette daha evvel açılan davalarda yargı mercilerince verilen kararlarda ihtirazi kayıt konulması gerektiğine ilişkin bir uygulamanın bulunmadığını ve yerleşik içtihada aykırı karar verildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca bu durumun ispatı için başvuru formuna 23. Hukuk Dairesinin önceki içtihatlarını eklemiştir. Bu içtihatlardan 18/1/2018 tarihli ve E.2015/9228, K.2018/114 sayılı kararda davalının bu yönde itirazı olduğu anlaşılmakla birlikte davacının hak edişe itiraz edip etmediği veya sözleşme kapsamında yapılan iş olup olmadığına ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmediği anlaşılmıştır. Bunun yanında başvurucu tarafından sunulan 18/11/2019 tarihli ve E.2016/7521, K.2019/4797 sayılı kararın karar düzeltme incelemesi sonucunda kaldırıldığı ve hak edişe itiraz edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar veren mahkeme kararının yerinde olduğunun ifade edildiği görülmüştür.
-
Benzer uyuşmazlıklara konu 23. Hukuk Dairesinin 19/11/2018 tarihli ve E.2016/2029, K.2018/5368; 18/11/2019 tarihli ve E.2016/7519, K.2019/4796; Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin (15. Hukuk Dairesi) 27/4/2021 tarihli ve E.2021/1344, K.2021/1993; Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin (6. Hukuk Dairesi) 4/10/2023 tarihli ve E.2022/763, K.2023/3130 sayılı içtihatlarında ise sözleşmenin eki niteliğinde bulunan Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin taraflar arasında delil sözleşmesi niteliğinde olduğu, hak edişlere itirazın ne şekilde yapılacağının açıkça düzenlendiği ve belirtilen usule uygun olarak itiraz edilmediği takdirde geçici hak edişlerin hizmet veren açısından kabul edilmiş sayılacağı ifade edilmiştir.
-
Başvurucunun şikâyetine konu Bölge Adliye Mahkemesi kararı incelendiğinde, başvurucunun sözleşme kapsamında verdiği hizmet nedeniyle eksik ödenen iş bedellerinin tahsilini istediği, dava konusu sözleşmelere ilişkin hak ediş raporlarından başvurucunun herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin hak ediş bedellerini aldığı ve hak edişlere itiraz ettiğine dair bir delil bildirmediği, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. maddesinde gösterilen şekilde herhangi bir itirazı bulunmadığından hak edişleri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı gerekçesine yer verildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin davanın reddine ilişkin gerekçesi ilgili ve yeterli olduğu gibi 23. Hukuk Dairesi, 15. Hukuk Dairesi ve 6. Hukuk Dairesinin içtihatları ile uyumlu olduğu görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesi 23. Hukuk Dairesince de uygun bulunarak karar onanmıştır. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir hususun bulunmadığı da dikkate alındığında yargılamanın hakkaniyetinin zedelenmediği sonucuna varılmıştır.
-
Açıklanan gerekçelerle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
-
Başvurucu açtığı alacak davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.
-
Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü [2. B.], B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu [1. B.], B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31). Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti, somut nitelikte olan ve bir kanun hükmüne veya yargısal içtihada dayalı beklentidir. Meşru beklentinin incelenen olayda gerçekleştiğinin ispatı başvurucu üzerindedir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi [1. B.], B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 37; Selçuk Emiroğlu [1. B.], B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 28).
-
Somut olayda başvurucu, davaya konu ettiği uyuşmazlık nedeniyle alacağının bulunduğunu yargı mercileri önünde ispat edememiştir. Dolayısıyla başvurucu, mülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik değer veya en azından böyle bir değeri elde etme yönünde meşru beklentisinin bulunduğunu ortaya koyamamıştır.
-
Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
- Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 10/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan :
Basri BAĞCI Üyeler :
Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI Raportör :
Olcay ÖZCAN Başvurucu :
Aksel Taahhüt İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Vekili :
Av. Bahadır TABEL
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.