AYM Birinci Bölüm 2024/19895 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Birinci Bölüm

Daire / Kategori

Anayasa Mahkemesi Kararı

Esas No

2024/19895

Karar Tarihi

6 Ocak 2026

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

TUĞBA GEYİK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2024/19895) Karar Tarihi: 6/1/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

  1. Başvuru; konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

  2. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucu hakkında 9/5/2023 ve 10/5/2023 tarihlerinde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla Cumhurbaşkanı'na hakaret suçunu işlediği iddiasıyla soruşturma başlatmıştır.

  3. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında ifade vermiştir. Başvurucu ifadesinde paylaşımları kendisinin yaptığını ve pişman olduğunu belirtmiştir.

  4. Başsavcılık, başvurucuyu tutuklanması istemiyle Mersin 4. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.

  5. Hâkimlik, 23/5/2023 tarihli kararla başvurucunun tutuklanması talebinin reddine ve konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri altına alınmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... 1-Her ne kadar Şüpheli TUĞBA GEYİK'ın Cumhurbaşkanına Hakaret suçundan dolayı tutuklanması talep edilmiş ise de; suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, paylaşımların içeriği ve niteliği dikkate alındığında tutuklamanın bu aşamada ağır bir tedbir olacağı, tutukluluktan elde edilecek faydanın adli kontrol hükümleri ile sağlanabilecek olması göz önüne alınarak TUTUKLAMA TALEBİNİN REDDİNE, CMK 109/1-3 maddesi uyarınca ADLİ KONTROL ALTINA ALINMASINA, 2-Şüpheli hakkında kamu davası açılıp savunması alınıncaya veyahut hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi halinde bu kararın kesinleşmesine değin;CMK.nun 109/3-j maddesi uyarınca konutunu terk etmesinin yasaklanmasına... [karar verildi.]"

  1. Başvurucu, adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına yönelik müteaddit defa talepte bulunmuş; talepleri Hâkimlik tarafından "atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, adli kontrol altına alınma nedenlerinin devam etmesi ve delillerin henüz toplanmamış olması" gerekçesiyle reddedilmiştir.

  2. Başsavcılık 29/1/2024 tarihli iddianame ile Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan cezalandırılması istemiyle başvurucu hakkında aynı yer asliye ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

  3. İddianamede, başvurucunun 9/5/2023 tarihinde "Ekrem İmamoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu'nu izlemeye eşimle kendi paramızla gittik. Ama Diktatör ve avaneleri benim paramla seçim hazırlığı yapıyor ve paramla mitingine insan topluyor. Seçimde biz bu halkın parasını çalanları sandığa gömecez. Her şey çok güzel olacak" şeklinde, 10/5/2023 tarihinde "bir o. çocuğu görmek istiyorsanız resmini koyuyorum, bunlar hapiste yaptıklarının cezasını çekecek hırsız tayyiple birlikte #Erzurum" şeklinde paylaşımlarda bulunduğu, yine 10/5/2023 tarihli paylaşımında da Cumhurbaşkanı'nın görselinin üzerine "Ülkeyi soyan bu ve diğer avaneler özel bir yasa çıkartılıp herkese ibret olması için asılmadıkları müddetçe ben bu seçimi kazanılmış saymam." şeklinde metin yazdığı ileri sürülmüştür.

  4. İddianameyi 9/2/2024 tarihinde kabul eden Mersin 16. Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 12/2/2024 tarihli tensip duruşmasında başvurucu hakkındaki adli kontrol tedbirinin devamına karar vermiştir. Mahkeme 29/2/2024 tarihli ilk duruşma sonunda ise başvurucunun isnat edilen suçtan 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve başvurucu hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar vermiştir.

  5. Başvurucu 11/3/2024 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

  6. Başvurucu hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 22/4/2024 tarihinde kesinleşmiştir.

  7. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

II. DEĞERLENDİRME

  1. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller olmamasına rağmen hakkında adli kontrol kararı verildiğini, delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını belirterek ölçülü olmayan ve gerekçe içermeyen tedbir nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

  2. Öte yandan başvurucu; adli kontrol tedbiri nedeniyle çocuğuna yönelik yükümlülüğünü yerine getiremediğini ve çalışamadığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, mülkiyet hakkı ve çalışma hürriyetinin de ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

  3. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına değinilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne cevap vermemiştir.

  4. Başvurucunun şikâyetinin özü, adli kontrol tedbirinin hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

  5. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

  6. Anayasa Mahkemesi konutu terk etmeme tedbirinin niteliği, uygulanış şekli ve özellikleri itibarıyla hareket serbestîsi üzerindeki sınırlayıcı etkisinin derece ve yoğunluk olarak seyahat özgürlüğüne göre oldukça ileri bir boyutta olduğu, dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale teşkil ettiği ve bu tedbir yönünden tutuklama tedbirinin hukukiliğine benzer şekilde inceleme yapılacağı sonucuna varmıştır (Esra Özkan Özakça [GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 68-76).

  7. Başvurucu, Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan yürütülen soruşturma kapsamında verilen bir kararla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesi uyarınca konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirine tabi tutulmuştur. Dolayısıyla başvurucu hakkında tesis edilen konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

  8. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan adli kontrol tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce ön koşul olarak suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

  9. Soruşturma mercileri, başvurucu hakkındaki adli kontrol kararında ve iddianamede başvurucunun sosyal medya paylaşımlarına dayanmıştır (bkz. §§ 5, 8).

  10. Başvurucunun sosyal medya hesabından farklı tarihlerde yaptığı paylaşımlar bir bütün olarak gözetildiğinde bu paylaşımların konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir (tutuklama tedbiri yönünden benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Hüsnü Mahalli [1. B.], B. No: 2017/4934, 18/11/2020, §§ 44-49).

  11. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan adli kontrol tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

  12. Somut olayda başvurucu hakkında verilen konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol kararında; başvurucunun kaçma şüphesinin olup olmadığı hususu ile -konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinden murat edilen- delillerin yok edilmesinin veya değiştirilmesinin, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasının önlenmesi amaçları yönünden herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir (bkz. § 5). Adli kontrol tedbirinin devamına ilişkin kararlarda da bahsi geçen değerlendirmelerin yapılmadığı (bkz. § 6) gözetildiğinde başvurucu hakkında tatbik edilen adli kontrol tedbirinin meşru bir amacının bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Şahin Tümüklü [1. B.], B. No: 2021/27498, 13/2/2024, §§ 20, 21; Muhammed Bedran Çoğaltay [1. B.], B. No: 2021/25973, 13/2/2024, §§ 23, 24). Bu sonuç karşısında tedbirin ölçülülüğü yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

  13. Yukarıda ulaşılan sonuçlar karşısında başvurucunun adli kontrol tedbiri nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, mülkiyet hakkı ve çalışma hürriyetinin ihlal edildiği iddialarının incelenmesi gerekli görülmemiştir.

  14. Açıklanan gerekçelerle meşru amacı ortaya konulmadan başvurucu hakkında konutu terk etmeme tedbirinin uygulanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası yönünden ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

  1. Başvurucu 300.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.

  2. Başvuruda, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Başvurucu hakkındaki anılan tedbir inceleme tarihinden önce kaldırılmıştır. Dolayısıyla bu yönüyle ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için tazminat ödenmesi dışında yapılması gereken bir husus bulunmamaktadır.

  3. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 125.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Öte yandan başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasındaki illiyet bağına ve maddi zararın miktarının ne olduğuna ilişkin herhangi bir belge sunmadığı için maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA, D. Başvurucuya net 125.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, E. 3.518,70 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 43.518,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin bilgi için Mersin 16. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2024/148, K.2024/193) GÖNDERİLMESİNE, H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan :

Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler :

Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Yılmaz AKÇİL Raportör :

Muzaffer KORKMAZ Başvurucu :

Tuğba GEYİK Vekili :

Av. Muhammed Bilal KURTBEYOĞLU

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.