AYM Birinci Bölüm 2023/11738 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Birinci Bölüm
Anayasa Mahkemesi Kararı
2023/11738
9 Nisan 2026
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NEDİM AKDEMİR VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2023/11738) Karar Tarihi: 9/4/2026
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
-
Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında hükmedilen faizin yetersiz kalması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
-
Başvuruculara ait taşınmazlar Yalova'nın Çiftlikköy ilçesi, Laledere köyünde bulunmaktadır. Yalova Valiliği İl Özel İdaresi (İdare) tarafından Yalova İmes Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurulması amacıyla başvuruculara ait taşınmazların kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması üzerine İdare tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili talebiyle Yalova Asliye Hukuk Mahkemelerinde (Asliye Hukuk Mahkemeleri) dava açılmıştır.
-
Asliye Hukuk Mahkemelerince taşınmazlara yönelik olarak yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri neticesinde düzenlenen raporlarda taşınmazların imar planı dışında olduğu ve belediye hizmetlerinden yararlanmadığı belirtilerek tarla vasfında olduğu ifade edilmiştir. Taşınmazların sulama imkânı olmayan kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu dikkate alınarak net gelir metoduna göre değeri hesaplanmıştır. Bu kapsamda taşınmazların kapitalizasyon faizi %4 oranında kabul edilmiş, Çiftlikköy İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü (İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü) verileri kapsamında birinci yıl bakla ve bamya, ikinci yıl buğday münavebesi uygulanmak suretiyle taşınmazların m² birim değeri 61,53 TL olarak belirlenmiştir. Öte yandan bulundukları konum dikkate alınarak taşınmazlara %20 oranında objektif değer artış oranı uygulanmış, taşınmazların m² birim değeri 73,84 TL üzerinden hesaplanmış ve toplam yüz ölçümlerine göre kamulaştırma bedelleri tespit edilmiştir.
-
Başvurucuların taşınmazların tarım arazisi olarak kabul edilmesine yönelik olarak yaptıkları itirazlar üzerine birtakım dava dosyalarında ek rapor alınmasına karar verilmiş, bu kapsamda düzenlenen ek raporlarda dava konusu taşınmazların tapuda tarla olarak kayıtlı olduğu, 1/50.000 ölçekli çevre düzeni planında taşınmazların sanayi bölgesi olarak belirlenmesinin taşınmazların vasfının değişmesinde yeterli olmadığı, 1/50.000 ölçekli planın üst ölçekli plan olduğu, 1/5.000 ölçekli nâzım imar planı ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı düzenlenmediği sürece taşınmazların imar parseli olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca Çiftlikköy Belediye Başkanlığından (Belediye) gelen yazılara göre taşınmazların Belediye mücavir alanı içinde olduğu ancak Belediyenin hizmetlerinden yararlanmadığı vurgulanmıştır.
-
Asliye Hukuk Mahkemelerince bilirkişi raporlarında hesaplanan kamulaştırma bedelleri doğrultusunda davaların kabulüne, taşınmazların OSB adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Kararlara karşı taraflarca yapılan istinaf başvuruları üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) kararlar genel itibarıyla başvurucular aleyhine hükmedilen vekâlet ücretleri bakımından kaldırılmış, bilirkişi raporlarında hesaplanan bedeller üzerinden kamulaştırma bedellerine yönelik yeniden hüküm tesis edilmiştir.
-
Taraflarca kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları neticesinde ise Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Yargıtay Dairesi) bozma kararları verilmiştir. Kararlarda aynı bölgeden gelen dosyalarda kuru tarım arazisinde münavebeye ikinci yıl ürünü olarak karpuz ürününün alındığı, bu ürünün münavebeye alınmasının İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 29/1/2019 tarihli yazısı ekindeki münavebe cetveliyle uyumlu olduğu, bu kapsamda ikinci yıl ürünü olarak münavebeye buğday ürününün alınmasının hatalı olduğu ifade edilmiştir.
-
Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararlarına uyulmayıp ilk verilen kararlarda direnilmesi yönünde kararlar verilmiştir. Direnme gerekçesinde bozma ilamında atıf yapılan yazıda karpuz ürününün kuru arazide değil sulu ve taban arazide münavebeye esas alındığının ifade edildiği, aynı durumun 2017 yılı için de geçerli olduğu belirtilmiş; dava konusu taşınmazların kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu dikkate alındığında bakla, bamya ve buğday -bu ürünlerin kuru tarım arazisinde yetişen ürünler olduğu da vurgulanarak- münavebesine göre değerinin hesaplanmasında bir hata bulunmadığı ifade edilmiştir.
-
Direnme kararlarına karşı yapılan temyiz başvuruları neticesinde Yargıtay Dairesince kararlar onanmıştır. Kararlar bu suretle kesinleşmiştir.
-
Başvurucular, nihai kararları öğrendikten sonra süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
-
Komisyon, ekli listenin (B) sütununda bulunan başvuruların konu yönünden hukuki irtibatlı olması nedeniyle birleştirilmesine, incelemenin 2023/11738 numaralı bireysel başvuru üzerinden yürütülmesine, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
-
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan nüfus kaydı sorgulaması neticesinde başvurucu Nehir Zungur'un 8/8/2023 tarihinde yapılan bireysel başvuru sonrasında 15/9/2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME
-
Başvurucular; taşınmazlarının niteliğinin yanlış belirlendiğini, OSB kurulacak bir alanın tarla olarak değerlendirilmesinin kamu yararına aykırı olduğunu, objektif değer artışının bölgenin gelişimi de gözönünde bulundurulduğunda %150- %200 arası tespit edilmesi, ayrıca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
-
Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya konu davalara ilişkin İdareden temin edilen bilgi ve belgeler ile Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
A. Başvurucu Nehir Zungur Yönünden
-
Anayasa Mahkemesi Abdurrahman Beycur ve diğerleri ([GK], B. No: 2023/76490, 31/7/2025) kararında başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra vefat etmesi hâlinde bireysel başvurudan haberi olmayan mirasçılarının hak kaybına uğramaması için yapılması gerekenler hususunda genel ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi mirasçıların hak kaybına uğramalarını engellemek, bireysel başvuruların neticelendirilmesini sağlamak gerekliliğini birlikte karşılayabilecek bir yol olarak 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (7) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 84. maddesinin verdiği yetkiyle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesinin başvuru tarihinden sonra ölüm hâli için de uygulanabileceği kanaatine varmıştır. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra ölmesi hâlinde bu kişi yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşmıştır. Bunun yanında vefat eden başvurucunun mirasçısı olduğunu bilgi ve belgeleriyle ispat eden kişilerin ise makul bir süre içinde bireysel başvuruyu takip etme iradesini ortaya koymaları hâlinde -mirasçıların menfaatlerinin bulunup bulunmadığını da gözeterek- başvurunun incelenmesine devam edilebileceğini belirtmiştir. Bu kapsamda bireysel başvuru yapıldıktan sonra ölen bir başvurucunun mirasçılarının başvuruyu devam ettirme yönündeki taleplerini Anayasa Mahkemesine iletme yükümlülüğünün kendileri üzerinde olduğu kaydedilmelidir. Öte yandan Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra ölmesi durumunda dahi başvurunun incelenmeye devam edilebileceği vurgulanmalıdır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
-
Açıklanan gerekçelerle başvurucu Nehir Zungur yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
B. Diğer Başvurucular Yönünden
-
Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiş; aynı zamanda başvurucuların faizin yetersiz kaldığına (kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğine) yönelik itirazları kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması olarak nitelendirilerek değerlendirmeye alınmıştır.
-
Kamulaştırma Bedelinin Düşük Belirlendiğine İlişkin İddia
-
Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.
-
Başvurucular taşınmazlarının tarla/ tarım arazisi olarak değerlendirilmesinden yakınmıştır. Başvurulara konu yargılamalarda hükme esas alınan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazların imar parseli olmadığı ve Belediyenin hizmetlerinden yararlanmadığı dikkate alınarak tarım arazisi olarak kabul edildiği, tarım arazisi olarak değerlendirmenin gerekçesinin detaylı olarak açıklandığı görülmüştür (bkz. §§ 3, 4). Öte yandan başvurucuların yargılama makamlarınca varılan kanaatin aksini ortaya koyan ve farklı yönde değerlendirme yapılmasını gerektiren herhangi bir bilgi ve belgeyi de başvuru formu ve eklerinde sunmadığı görülmüştür. Yargılama makamlarınca başvuruya konu taşınmazların vasfına yönelik değerlendirmenin ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklandığı sonucuna ulaşılmıştır.
-
Başvurucular, taşınmazlarına %150 -%200 oranında objektif değer artış oranı uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de bu iddiayı destekler mahiyette herhangi bir bilgi ve belgeyi başvuru ekinde sunmamıştır. Bu itibarla başvurucuların objektif değer artış oranına yönelik iddialarını temellendiremedikleri değerlendirilmiştir.
-
Sonuç olarak yargı makamlarının ulaştığı kanaatin keyfî ve temelsiz olmadığı, başvurucuların bedelin belirlenmesine ilişkin sürece katılarak savunma ve itirazlarını ortaya koyma imkânına sahip oldukları, taşınmazların gerçek bedelinin ödenmesi gerekliliğine ilişkin ilkeler de dikkate alındığında mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin sağlandığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
-
Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
-
Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybına Uğratıldığı İddiası
-
Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
-
Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073, 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908, 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz ([1. B.], B. No: 2015/19289, 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388, 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987, 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına veya uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının veya uğratılarak ödenmesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Başvuruya konu olayda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
-
Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
-
Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile tazminat talebinde bulunmuştur.
-
Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmiş olması nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan mülkiyet hakkı yönünden ihlallerin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucuların tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucu Nehir Zungur yönünden başvurunun İŞLEMDEN KALDIRILMASINA, B. 1. Diğer başvurucular yönünden kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
- Diğer başvurucular yönünden kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratıldığı iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, C. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle diğer başvurucuların Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, Ç. Kararın bir örneğinin kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (G) sütununda ayrıntısı belirtilen mercilere GÖNDERİLMESİNE, D. Ekli listenin (D) sütununda ayrıntısı belirtilen başvuru harçları ile ekli listenin (F) sütununda belirtilen vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderlerinin listede gösterildiği şekliyle diğer başvuruculara ÖDENMESİNE, E. Diğer başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE, F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben diğer başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan :
İrfan FİDAN Üyeler :
Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL Raportör :
Nur Hilal MERMER Başvurucular :
Nedim AKDEMİR ve diğerleri [bkz. ekli listenin (C) sütunu] Vekili :
Av. Fedayi DOĞRUYOL
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.