AYM Birinci Bölüm 2021/3930 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Birinci Bölüm

Daire / Kategori

Anayasa Mahkemesi Kararı

Esas No

2021/3930

Karar Tarihi

9 Nisan 2026

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

DENİZ GENÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/3930) Karar Tarihi: 9/4/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

  1. Başvuru, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

  2. Başvurucuların murisi Emine Sazak, Ankara ili, Çubuk ilçesi, Esenboğa Mahallesi, 343 parsel numaralı 11.762,00 m2 yüz ölçümlü taşınmazın tapuda kayıtlı malikidir. Başvurucular taşınmazlarının Esenboğa Havalimanı sınırları içinde kalmasına karşın kamulaştırma bedeli ödenmeksizin taşınmaza fiilen el konulduğu iddiasıyla Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğüne (DHMİ) karşı Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın bedelinin tespiti talepli dava açmıştır.

  3. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, dava konusu taşınmaz tapu kaydında başvurucuların murisi adına kayıtlı görünse de taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan Esenboğa Havalimanı için kamulaştırma işlemlerinin 1946 yılında Hava Müsteşarlığı tarafından gerçekleştirildiği, taşınmaza elkoyma tarihinin celbedilen hava fotoğrafları ve Hava Kuvvetleri Komutanlığının cevabi yazısına göre 1946 olduğu, başvurucuların murisinin de bu kamulaştırmadan haberdar olduğu hatta idarece teklif edilen bedele yönelik itiraz davası açtığı ve isminin Millî Savunma Bakanlığınca düzenlenen bedel ödenecekler listesinde bulunduğu ancak yapılan ödemelere ilişkin belgelerin imha edilmesi sebebiyle temin edilemediği ifade edilmiştir. Netice olarak kamulaştırmasız el koyma kavramının 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 9/10/1956 tarihinden sonraki olgular için de geçerli olduğu, bu tarihten önceki elkoymaların 5/1/1961 tarihinde kabul edilen 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsil Edilmiş Gayrimenkuller Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca kamulaştırılmış sayıldığı belirtilerek dava konusu taşınmazın da Millî Savunma Bakanlığınca 1946 yılında kamulaştırılması ve akabinde 1948 yılında Esenboğa Havalimanı'nın inşaatına başlanması, bu suretle elkoymanın 9/10/1956 tarihinden önce yapılmış olması nedeniyle 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın kamulaştırılmış sayıldığı kabul edilmiştir. Öte yandan bedel davası açmak için 221 sayılı Kanun’da aranan iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu da belirtilmiştir.

  4. Başvurucuların karara karşı yaptığı istinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle esastan reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede, 1955 tarihli hava fotoğrafında dava konusu taşınmazın tam olarak hava alanı pisti üzerinde olmadığı tespit edilmişse de havaalanının dış sınırları ile birlikte bir bütün olduğu, pistin dışında belli bir mesafenin güvenlik amacı ve uçakların iniş ve kalkışını engellememek için boş bırakıldığı, bu kısımların artık maliklerince kullanılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Dava konusu taşınmazın bu amaç için kamulaştırıldığı hususu gözönüne alındığında taşınmazın kamulaştırma amacına uygun şekilde 1955 yılı öncesinde yakınına pist yapılıp hava alanı içine alındığı, bu şekilde taşınmaza 1955 yılı öncesinde fiilen el atılmış olduğundan davanın 221 sayılı Kanun’un 4. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği vurgulanmıştır. Son olarak başvurucuların murisi ve tapu maliki olan Emine Sazak'ın kamulaştırma işlemine karşı Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1949/355 sayılı dava dosyasında kamulaştırma bedelinin arttırılması davası açtığı, bu durumda kamulaştırma işleminin kesinleştiği gözönüne alındığında başvurucuların bu davayı açma hakları olmadığı, davanın bu gerekçeyle de reddine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

  5. Karara karşı yapılan temyiz başvurusu Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Daire) reddedilmiş; kararda, dosyadaki kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre dava konusu taşınmazın Millî Savunma Bakanlığının 29/11/1948 tarihli ve 4796/12372 sayılı yazısı üzerine Bakanlar Kurulunun 9/12/1948 tarihli ve 3/8399 sayılı kararı kapsamında o tarihteki adıyla Hava Müsteşarlığı tarafından kamulaştırıldığı, dosya içindeki fen bilirkişi raporuna göre 1955 tarihli hava fotoğrafında yeni pistin yapıldığı dava konusu parsele 300-500 metre mesafede olduğu, hava alanının dış sınırlarıyla bir bütün olduğu, pistin dışında belli bir mesafenin güvenlik amacı, uçakların iniş ve kalkışını engellememek için boş bırakıldığı, dava konusu taşınmazın bu amaç için kamulaştırıldığı hususu gözönüne alındığında taşınmaza kamulaştırma amacına uygun şekilde 1955 yılı öncesinde fiilen el atıldığından davanın 221 sayılı Kanun’un 4. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle reddine ilişkin ilk derece mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği ifade edilmiştir.

  6. Başvurucular, nihai kararı 4/1/2021 tarihinde öğrendikten sonra 3/2/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

  7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

  1. Başvurucular, 221 sayılı Kanun'da yer alan ve dava açma haklarını sınırlandıran düzenlemenin mülkiyet haklarının ihlali niteliğinde olduğunu, taşınmazlarına yönelik kamulaştırma bedeli ödenmediğini, kamulaştırma bedeli ödenmediğinden taşınmazın tapuda ihtilaflı olarak göründüğünü, sonuç olarak taşınmazlarına kamulaştırmasız olarak el atıldığını belirterek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

  2. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; DHMİ’den alınan görüş yazısının, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

  3. Başvuru mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

  4. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

  5. Başvuruya konu uyuşmazlığın da dayanağı olan 221 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.2021/19, K.2022/46 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kararda Anayasa Mahkemesi anayasal ögeleri dikkate almayan, bu çerçevede kamulaştırmada kamu yararının bulunup bulunmadığının yargısal olarak denetlenmesine imkân tanımayan, gerçek karşılık ve diğer anayasal ölçütleri karşılamayan kuralın Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen sınırlamanın Anayasa’nın sözüne aykırı olamayacağı hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, kanunda Anayasa’nın açık güvencelerine aykırı olarak öngörülen kamulaştırmanın birey için katlanılabilir bir külfete dönüşmesini engelleyecek herhangi bir telafi mekanizmasına da yer verilmediğini açıklamıştır.

  6. Yine Anayasa Mahkemesi Ferhat Geneci ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2019/13161, 7/2/2024) kararında 221 sayılı Kanun'un norm denetimi kararıyla iptal edildiğini vurgulamış ve başvurucuların dava haklarının düştüğü kabul edilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin ödenmemesi yönündeki mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiğine karar vermiştir.

  7. Başvuruya konu olayda Mahkeme tarafından da tespit edildiği üzere başvurucuların murisine ait taşınmaza yönelik kamulaştırma işlemlerine 1946 yılında başlandığı ancak kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair bir bilgi ve belge bulunmadığından taşınmazın tapu kaydının başvurucuların murisi adına kayıtlı olmaya devam ettiği, bir başka ifadeyle dava konusu taşınmazın gerçek karşılığının ödenip kamulaştırma işlemi yapıldığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibarıyla yargı makamlarınca başvuruculara ait taşınmaza 9/10/1956 tarihinden önce el atıldığı kabul edilerek taşınmaz 221 sayılı Kanun hükmü uyarınca kamulaştırılmış sayılmıştır. Bu kapsamda başvurucuların her türlü dava hakkının düştüğü de kabul edilmiştir.

  8. Somut olayda Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında verdiği Ferhat Geneci ve diğerleri kararından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı, bu kapsamda Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerindeki güvenceler ışığında başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği değerlendirilmiştir.

  9. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

  1. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile tazminat talebinde bulunmuştur.

  2. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucuların tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Çubuk 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2014/256, K.2017/427) GÖNDERİLMESİNE, D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE, E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan :

İrfan FİDAN Üyeler :

Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL Raportör :

Nur Hilal MERMER Başvurucular :

  1. Deniz GENÇ

  2. Dilek SERTKAYA

  3. Erol SERTKAYA

  4. Fevzi TURAN

  5. Hülya ARABACI

  6. Hüsniye TOP

  7. Mehmet SERTKAYA

  8. Mualla TURAN

  9. Mustafa TURAN

  10. Neriman DURMUŞ

  11. Zuhal SERTKAYA Vekili :

Av. Dinçer AYDINLI

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.