AYM Birinci Bölüm 2021/28003 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Birinci Bölüm

Daire / Kategori

Anayasa Mahkemesi Kararı

Esas No

2021/28003

Karar Tarihi

6 Mayıs 2026

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

HAKAN KAPAĞAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/28003) Karar Tarihi: 6/5/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

  1. Başvuru, gece vakti alkollü içecek satışı yapılması nedeniyle verilen idari para cezasının mülkiyet hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

  2. Başvurucu, İzmir'in Konak ilçesinde alkollü içecek satışı yapan bir işletmenin sahibidir.

  3. Kolluk kuvvetlerince 13/9/2020 tarihinde saat 23.07'de başvurucuya ait işletmeden alkollü içecek satışı yapıldığı gerekçesiyle saat 23.45'te düzenlendiği belirtilen tutanak üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığınca (İdare) 27/10/2020 tarihinde başvurucu aleyhine 8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nun 6. maddesinin beşinci fıkrasına göre içkilerin 22.00'den sonra satılamayacağı hükmüne dayanılarak 63.815 TL idari para cezası uygulanmıştır. İdari para cezası tutarı 4250 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile aynı hükmün üçüncü fıkrası çerçevesinde 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamülleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (k) bendine göre belirlenmiştir.

  4. Başvurucu, bu idari para cezasına itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde idari para cezasının dayanağı olan tutanağın ve tanık beyanının kendisine tebliğ edilmediğini, tutanağın düzenlendiği tarihte işyerinde kendisinin bulunmadığını, işletmeyi geçici olarak arkadaşı A.Ç.ye bıraktığını, olay günü saat 22.00’den önce bir kişinin alkollü içeceği satın alıp daha sonra alacağını söyleyerek kalmasını istediğini, A.Ç.nin tecrübesizliği nedeniyle bu teklifi kabul ettiğini, kendisi orada olsaydı bu teklifi kabul etmeyeceğini, saat 22.15 sıralarında söz konusu kişinin daha önce satın aldığı içkiyi alarak işyerinden ayrılmasından hemen sonra kolluk görevlilerinin geldiğini, kolluk görevlileri tarafından baskı uygulanarak tutanağın A.Ç. ve alkollü içeceği satın alan K.B.U.ya imzalatıldığını, bu durumun anılan kişilerce kendisine anlatıldığını, alkollü içeceğin satışının yapıldığına dair fiş ve benzeri bir belge bulunmadığını, alkollü içeceğin ne olduğunun da tespit edilmediğini belirterek tutanakta imzası bulunan A.Ç. ile K.B.U.nun tanık olarak dinlenmelerini ve tutanağın dosyaya celbini talep etmiştir.

  5. İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğince (Hâkimlik) dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 18/2/2021 tarihinde başvurunun reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde itiraz ve cevap dilekçeleri, idari yaptırım kararının tüm dayanak belgeleri ve dosya kapsamının bir bütün hâlinde incelendiği, idare tarafından düzenlenen İdari Para Cezası Karar Tutanağı'nın resmî evrak niteliğinde bulunduğu ve aksi ispat edilinceye kadar geçerli olduğu, ispat kuvveti bakımından başkaca bir delille desteklenmesinin gerekmediği, bu yönde mevzuatımızda bir hüküm bulunmadığı, idare tarafından dosyaya ibraz edilen belgelerin İdari Yaptırım Tutanağı'nı doğrular nitelikte olduğu, idari yaptırım kararının usul ve yasaya uygun olduğu, kaldırılmasını gerektirecek herhangi bir yasal sebep bulunmadığı gibi idari yaptırım kararının aksini ortaya koyacak herhangi bir somut delil bulunmadığı belirtilmiş; ayrıca Bilgi Alma Tutanağı'nda adı geçen K.B.U.nun beyanlarının dikkate alındığı ifade edilmiştir. Bilgi Alma Tutanağı'na göre K.B.U., başvurucunun işyerinden bir adet M. marka şarabı saat 23.00 sularında 40 TL bedelle satın aldığını kabul etmektedir.

  6. Başvurucu, Hâkimlik kararına itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde önceki beyanlarına benzer beyanlarda bulunmuştur. İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğince itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Karar gerekçesinde Hâkimlikçe verilen kararın usule ve kanuna uygun olduğu ifade edilmiştir.

  7. Nihai karar başvurucuya 15/3/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, başvuru 8/4/2021 tarihinde yapılmıştır. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

  1. Başvurucu; kolluk görevlileri tarafından düzenlendiği iddia edilen tutanağın tebliğ edilmediğini, tutanağın tebliği ile tutanakta imzası bulunan A.Ç. ve tanığın dinlenme talepleri hakkında bir karar verilmediğini, idari para cezası miktarının alt sınırın üzerinde takdir edildiğini ve gelirine göre ölçüsüz olduğunu belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

  2. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak incelemede, ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ile somut olayın kendine özgü koşullarının gözönünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

  3. Başvurucunun iddialarının özünün gece vakti alkollü içecek satışı kabahatinden ötürü idari para cezası verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olduğu anlaşıldığından şikâyet, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

  4. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

  5. Somut olayda İdare tarafından, saat 22.00'den sonra alkollü içecek satışı kabahatinden dolayı başvurucuya idari para cezası verilmiştir. İdari para cezasıyla cezalandırma neticesinde başvurucudan tahsil edilen paranın başvurucunun mal varlığına dâhil olduğu ve verilen idari para cezasıyla mal varlığında eksilmeye yol açıldığı kuşkusuz olduğuna göre bu paranın başvurucu açısından mülk teşkil ettiği açıktır.

  6. Başvurucuya saat 22.00'den sonra alkollü içecek satışı nedeniyle idari para cezası verilmiştir. Buna göre müdahaleyle alkollü içecek satışının belirli koşullar dâhilinde düzenlenerek kontrol edilmesi amaçlanmıştır. Bu durumda başvuru konusu olayda başvurucunun idari para cezasıyla cezalandırılması yoluyla yapılan müdahalenin sonuçları yanında özellikle amacı dikkate alındığında başvurunun mülkün kamu yararına kullanılmasının kontrol edilmesine ilişkin kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

  7. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi gözönünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahale kanuna dayanmalı, kamu yararı amacı taşımalı ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılmalıdır (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

  8. Başvuruya konu idari para cezası 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin beşinci fıkrasının üçüncü cümlesi, 7. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 4733 sayılı Kanun'un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (k) bendi hükümlerine göre verilmiş olup söz konusu Kanun hükümlerinin açık, ulaşılabilir ve öngörülebilir mahiyette olduğu dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuna dayalı olduğu kuşkusuzdur.

  9. Başvuruya konu idari para cezasını gerektiren kabahat düzenlemesiyle alkollü içecek satışı yapılması gece vakti belirli saatler dâhilinde yasaklanmış ve cezai yaptırım belirlenmiştir. Kanun koyucunun gece saatlerinde alkollü içeceklerin kontrollü ve güvenli bir şekilde tüketimini sağlamak için alınan tedbirler çerçevesinde söz konusu düzenlemeyi yaptığı dikkate alındığında müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacının olduğu kabul edilmelidir.

  10. Müdahalenin kanuni ve meşru amaca uygun olduğu anlaşılmakla birlikte müdahalenin ölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir.

  11. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşur. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade eder (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

  12. Somut olayda başvurucunun işletmesinde saat 22.00'den sonra alkollü içecek satışı yaptığı gerekçesiyle başvurucuya 4250 sayılı ve 4733 sayılı Kanunların hükümleri uyarınca idari para cezası verilmiştir.

  13. İdari para cezası uygulanmak suretiyle başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacını gerçekleştirmek bakımından elverişli olduğu ortadadır. Kamu makamlarının kamu yararı amacını gerçekleştirebilmeleri için idari para cezalarının belirlenmesi şeklindeki müdahalenin gerekli olmadığı söylenemez.

  14. Müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi bakımından müdahalenin orantılılığı da değerlendirilmelidir. Öngörülen tedbirin maliki olağan dışı ve aşırı bir külfet altına sokması durumunda müdahalenin orantılı, dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez. Bu durumda uygulanan tedbir nedeniyle başvurucuya aşırı ve orantısız yük yüklenip yüklenmediğinin tespiti gerekir.

  15. Başvurucuya idari para cezası verilmesi şeklindeki müdahalenin ölçülü olabilmesi için Anayasa'nın 35. maddesinde öngörülen mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencelerinin sağlanmış olması, bu güvenceler kapsamında öncelikle başvurucuya idari para cezasının hukuka aykırı olarak keyfî veya makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin itiraz ve savunmalarını yetkili makamlar önünde etkin biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması gerekir.

  16. Başvurucu; mülkiyet hakkına yapılan müdahaleye karşı savunma yapamadığını, itirazını etkin bir biçimde ortaya koyamadığını belirtmiştir. Başvurucu; idari para cezasına karşı iddia ve itirazlarını hiç görmediği bir tutanağa karşı yapmak zorunda bırakıldığını, ayrıca tanık dinletme talebi hakkında bir karar verilmediğini ifade etmiştir.

  17. Başvuru konusu olayda başvurucunun sahibi olduğu işyerinde başvurucunun arkadaşı A.Ç.nin 22.00'den sonra içki satışı yaptığı gerekçesiyle başvurucu hakkında idari para cezası uygulanmıştır. Söz konusu idari para cezası, kolluk görevlilerinin, K.B.U.nun saat 23.07'de dükkândan içki aldığına dair gözlemleri sonucu düzenledikleri tutanağa dayanmaktadır. Tutanakta A.Ç. ve K.B.U.nun imzalarının bulunduğu görülmektedir. Başvurucu; söz konusu tutanağın kendisine tebliğ edilmediğini de belirterek içki satışının esasında saat 22.00'den önce yapıldığını, ancak K.B.U.nun isteği üzerine içkinin 22.00'den sonra teslim edildiğini, durumun A.Ç.nin tecrübesizliğinden kaynaklandığını, tutanağın baskı altında anılan kişilere imzalatıldığını öğrendiğini ileri sürerek söz konusu kişilerin duruşmada dinlenmesi ve tutanağın dosyaya celbi yönündeki taleplerini Hâkimliğe iletmiştir. Hâkimlik tarafından tutanakta imzası bulunan A.Ç. ve K.B.U.nun duruşmada dinlenilmesi yönünde bir işlem yapılmamış ve bu husustaki talep hakkında bir karar da verilmemiştir. Yine kollukça düzenlenen tutanağın başvurucuya tebliğ edildiğine dair bir belge de tespit edilememiştir. Başvurucu, Hâkimlik kararına karşı itirazında da aynı yönde taleplerde bulunduğu hâlde bu talepleri itiraz makamınca da değerlendirilmemiştir.

  18. Hâkimliğin idare tarafından tanzim edilen tutanakların içeriğinin aksi ispat edilene kadar geçerli olduğu şeklindeki karineye dayandığı görülmektedir. Başvurucu ise bu tutanağın alkollü içecek satışının saati bakımından doğru olmadığını, kolluk güçlerinin baskı uygulayarak tutanağı imzalattığını ileri sürmekte ve bu hususta anılan kişilerin tanık olarak dinlenilmelerini talep etmektedir. İdari işlemlerin ve bu bağlamda kamu ajanları tarafından düzenlenen tutanakların içeriğinin hukuka/gerçeğe uygunluk karinesinden yararlanacağı, hukukun bilinen bir ilkesidir. Ancak bu karinenin söz konusu işlem ya da tutanağın içeriğinin hukukiliğinin veya gerçekliğinin tartışıldığı bir yargılamada geçerli olması mümkün değildir. İdari işlemin hukukiliğinin veya tutanağın içeriğinin gerçekliğinin yargı mercilerince denetlendiği bir yargılamada, hâkimin anılan karineye dayanması söz konusu davayı anlamsız hâle getirebilir. Böyle bir durumda, idare tarafından düzenlenen belgelerin içeriğine ilişkin doğruluk karinesinin yargılama sonucunda belirleyici rol oynaması, bireyi devlete karşı dezavantajlı bir konuma sokarak mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencelerinin sağlanmasını engelleyebilir. Somut olayda başvurucunun tutanağın gerçeği yansıtmadığı yönündeki iddiasının ispatı ve maddi gerçeğin özellikle, tutanağı görmediğini belirten ve olay yerinde de bulunmayan başvurucu bakımından hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulabilmesi açısından tanık beyanlarının hayati öneme sahip olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, kamu görevlilerince düzenlenen tutanağın içerdiği gerçeklik karinesi aksi ispat edilebilir nitelikte olsa da, başvurucunun bu karinenin aksini ispat etmeye yönelik taleplerinin Hâkimlikçe hiç değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.

  19. Bu bilgiler ışığında başvurucunun itiraz ve savunmalarını etkin biçimde ortaya koyamadığı, başvurucunun mülkiyet hakkının korunması için gerekli usuli güvencelerin somut olayda sağlanmadığı, bu bağlamda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacıyla karşılaştırıldığında başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı külfet yüklediği, başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında olması gereken adil dengeyi bozduğu ve sonuç olarak ölçülü olmadığı kanaatine varılmıştır.

  20. Başvurucu, ayrıca verilen idari para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak verildiğini ve belirlenen miktarın ölçüsüz olduğunu ileri sürmüştür. Olayda başvurucuya öngörülen alt sınır üzerinden idari para cezası uygulandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte varılan sonuç itibarıyla bu hususta ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

  21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

  1. Başvurucu; ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

  2. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

  3. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne veya reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğine (2020/4872 D. İş) GÖNDERİLMESİNE, Ç. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, D. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan :

İrfan FİDAN Üyeler :

Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Raportör :

Tahir Hami TOPAÇ Başvurucu :

Hakan KAPAĞAN Vekili :

Av. Gökçe Çiçek TÜRKMEN

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.