AYM Birinci Bölüm 2020/37743 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Birinci Bölüm
Anayasa Mahkemesi Kararı
2020/37743
9 Nisan 2026
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ABDULKADİR ANLAMAZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2020/37743) Karar Tarihi: 9/4/2026
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
- Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının pasif husumet yokluğundan usulden reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
A. Bireysel Başvuruya Konu Yargılama Süreci
-
Başvurucu Hınar Anlamaz, Van'ın Saray ilçesi, Keçikaya Mahallesi 240 numaralı parselde bulunan taşınmazın hissedar malikidir. Başvurucular, söz konusu taşınmazda ve 242, 244 ve 247 numaralı taşınmazlarda Karayolları Genel Müdürlüğünce (İdare) yol genişletme çalışmaları yapılması dolayısıyla taşınmazlara kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığı, taşınmazların tarıma ve kullanıma elverişsiz hâle geldiği iddialarıyla Saray (Van) Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmıştır.
-
Mahkemece taşınmazlara yönelik keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış; keşifte taşınmazların içinden geçen çay için yeterli kanalların yapılmaması ve su kaynağının kontrol altına alınmaması, İdare tarafından yol çalışması kapsamında yapılan menfezin yeterli olmaması sebebiyle dava konusu taşınmazları su bastığı, taşınmazın bataklık hâline geldiği ve balçıkla kaplı olduğu, bu suretle ekilip biçilmeye müsait olmadığı gözlemlenmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda da 244 parsel numaralı taşınmaz hariç diğer taşınmazların sularla kaplı olduğu, yüzeyinde kum, kil ve çamur olduğu, taşınmazların kullanımının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Yine İdarece köprü yapımı ve inşaatı nedeniyle doğal dere yatağının değişmesi, dere sularının taşıdığı alüvyonların İdare tarafından yapılan menfezin küçük ve çapsız olması dolayısıyla yolun diğer tarafına geçemediği, taşınmazlarda biriktiği açıklanmıştır. Devamında ise yapılabilecek bir ıslah çalışmasının maliyetinin zemin bedelinden daha fazla olacağı, taşınmazların sürekli dere yatağının etkisinde kaldığı için yersiz ve sonuçsuz kalacağı vurgulanmıştır. Bu kapsamda 244 parsel numaralı taşınmaz hariç diğer taşınmazlara el atıldığı kabul edilmiş ve 103.692,50 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı ile 17.389,31 TL ecrimisil bedeli hesaplanmıştır.
-
Mahkeme bilirkişi raporu doğrultusunda sular altında kalan taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile İdare adına tesciline karar vermiş; 103.692,50 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı ile 17.389,31 TL ecrimisil bedelinin başvuruculara ödenmesine hükmetmiştir.
-
Karara karşı İdare tarafından istinaf yoluna başvurulmuş ve davanın idari yargının görev alanına girmesi nedeniyle görevsizlikten reddedilmesi gerektiği savunulmuştur.
-
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) kararın kaldırılmasına ve davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9/3/2016 tarihli E.2015/18-101, K.2016/301 sayılı kararında da değinildiği üzere 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Vazife ve salahiyetler" başlıklı 2. maddesinde taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmenin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün (DSİ) görevleri arasında sayıldığı belirtilerek sebebi ne olursa olsun taşınmazların korunması amacıyla yapılması gereken her türlü işlemden DSİ sorumlu olduğundan kamulaştırmasız el atma iddiasıyla Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
-
Karara karşı taraflarca yapılan temyiz başvuruları Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından incelenmiş ve kararın onanması yönünde karar verilmiştir.
-
Başvurucular, nihai kararı 9/11/2020 tarihinde öğrendikten sonra 23/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
-
Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
B. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç
-
Bireysel başvuru sonrasında başvurucular, aynı Mahkeme nezdinde bu kez DSİ'ye karşı kamulaştırmasız el atma ve ecrimisil talebiyle tazminat davası açmıştır. Mahkeme keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırmış ve alınan raporda taşınmazların dere yatağının yön değiştirmesi nedeniyle ıslahı mümkün olmayan dere yatağı ve etkisinde kalan alan hâline geldiği tespit edilmiş; başvurucu Hınar Anlamaz'ın hissesine düşen kamulaştırmasız el atma tazminatı 4.888,33 TL olarak, ecrimisil bedeli ise 662,41 TL olarak hesaplanmıştır.
-
Mahkeme, DSİ'nin görevlerinden birinin taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek olduğunu vurgulayarak ıslahı mümkün olmayan dere yatağı hâline gelen taşınmazlara kamulaştırmasız el atıldığı olgusunu kabul etmiş; davanın el atılan taşınmazlar yönünden kabulüne, taşınmazların dere yatağı olarak tapudan terkinine karar vermiş, son olarak talebe bağlı kalarak başvurucu Hınar Anlamaz için toplam 0,09 TL'ye hükmetmiştir. Mahkeme, gerekçeli kararında karar yazım aşamasında dosyada mevcut bulunan mirasçılık belgelerine bakarak birtakım davacıların taşınmazlara malik olmadığını tespit etmiş ancak kararda malik olmayan davacılar yönünden kamulaştırmasız el atma bedeli hesaplanmasından ötürü hükümde değişiklik yapılamayacağını belirterek malik olmadıkları tespit edilen -aynı zamanda bireysel başvuru kapsamında başvurucu olan- Abdulkadir Anlamaz, Haşim Serhat, Mithat Akın ve Hediye Yiğit yönünden de kamulaştırmasız el atma tazminatı ve ecrimisil bedeline kesin olarak karar vermiştir.
-
Yalnızca başvurucu Hınar Anlamaz bu kez önceki davadaki bilirkişi raporunda belirtilen tutarlar nedeniyle aynı Mahkeme nezdinde ek dava açmış ve bu ek davada Mahkemece adı geçen başvurucu lehine 4.888,00 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı ile 580,26 TL ecrimisil bedeline kesin olarak hükmedilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
-
Başvurucular, taşınmazların DSİ tarafından yapılan çalışma ile değil İdare tarafından yapılan çalışma neticesinde sel yatağı hâline geldiğini, idari yargıda DSİ'ye karşı dava açılması durumunda davalarının süre aşımı nedeniyle reddedileceğini, DSİ'ye karşı açılacak ve etkili olabilecek bir dava olmadığını, daha önce aynı konuda İdareye karşı açılan davaların kabulle sonuçlandığını belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
-
Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Bölge Adliye Mahkemesince husumetin yönlendirilmesi gereken kurumun DSİ olarak gösterildiği, başvurucuların ihlal iddialarının devam etmesi sebebiyle zamanaşımı ya da hak düşürücü süreye tabi olmaksızın DSİ aleyhine idari yargıda tam yargı davası ve adli yargıda kamulaştırmasız el atma davası açmadan bireysel başvuruda bulunmaları hususunun başvuru bakımından yapılacak kabul edilebilirlik (başvuru yollarının tüketilmemesi) değerlendirmesinde gözönünde bulundurulması, yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
A. Başvurucular Abdulkadir Anlamaz, Haşim Serhat, Mithat Akın ve Hediye Yiğit Yönünden
-
30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesine göre Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden başvurucunun kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay [2. B.], B. No: 2013/1977, 9/1/2014, §§ 42-45).
-
Başvuruya konu olayda bireysel başvuru sürecinden sonra aynı Mahkeme nezdinde DSİ'ye karşı açılan davada gerekçeli kararın yazım aşamasında başvurucular Abdulkadir Anlamaz, Haşim Serhat, Mithat Akın ve Hediye Yiğit'in dava konusu taşınmazlarda malik olmadıkları tespit edilmiş ancak bu durumun gerekçeli kararın yazım aşamasında tespit edilmesi dolayısıyla hükümde değişikliğe gidilememiştir. Mahkemece verilen bu karar adı geçen başvurucuların dava konusu taşınmazların maliki olmadıkları gerçeğini değiştirmemektedir. Nitekim adı geçen başvurucular ikinci dava sonrasında ek dava açılması yoluna da gitmemiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan sorgulamada adı geçen başvurucuların dava konusu taşınmazlarda malik olduklarına dair herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Bu kapsamda dava konusu taşınmazlarda malik olmadıkları tespit edilen başvurucuların ihlale neden olduğunu ileri sürdükleri davada güncel ve kişisel bir haklarının etkilenmediği, mağdur sıfatlarının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
-
Açıklanan gerekçelerle Abdulkadir Anlamaz, Haşim Serhat, Mithat Akın ve Hediye Yiğit tarafından yapılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Başvurucu Hınar Anlamaz Yönünden
-
Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Kamulaştırmasız el atılan 240 parsel numaralı taşınmaz, başvurucu Hınar Anlamaz'ın mülkiyetinde olduğundan mülkün varlığı noktasında tartışma yoktur. Başvuruya konu davanın husumetten reddedilmesi nedeniyle başvuru, mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri bakımından ele alınmalıdır.
-
Anayasa Mahkemesi Hasan Mutlu ([1. B.], B. No: 2018/22691, 30/6/2021, §§ 38-40) ve Hadice Rüzgar ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2019/17376, 12/1/2022, §§ 22-45) kararlarında -Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki inceleme yetkisinin sınırları ve niteliği gözetildiğinde- yargılama makamlarının kanaatinin sorgulanabilmesi için daha öte bir inceleme yapılmasına yetecek verileri/dayanakları başvurucuların somut biçimde göstermesi gerektiğini vurgulamıştır.
-
Başvurucu, daha önce aynı yere ilişkin olarak İdareye karşı açılan davaların Yargıtay nezdinde lehe sonuçlandığını iddia etmiştir. Başvuruya konu olayda Bölge Adliye Mahkemesi, meydana gelebilecek su taşkınları ve sellere karşı özel mülkiyette bulunan taşınmazların korunması amacıyla yapılması gereken her türlü işlemden DSİ'nin sorumlu olduğunu belirtmiş; bu nedenle kamulaştırmasız el atma iddiasıyla Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararını DSİ'nin görev ve yetkilerini düzenleyen özel kanun hükmüne ve yargısal içtihada dayandırdığı anlaşılmaktadır (bkz. § 6). Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesinin daha önce verilen kararların aksi yönünde karar vermesinin gerekçesini de ortaya koyduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca başvuru formu ve ekleri incelendiğinde emsal olarak sunulan kararların (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 8/6/2017 tarihli E.2016/19191, K.2017/1571 sayılı kararı) işbu davadan önce verildiği, bu kapsamda başvurucunun güncel ve yeni içtihatlar olduğuna dair herhangi bir açıklamaya yer vermediği görülmüştür.
-
Öte yandan başvurucu; davanın husumetten reddedilmesi kararı sonrasında DSİ'ye karşı açılabilecek bir davanın olumlu sonuçlanmayacağını, bu suretle zararlarının giderilmesinin engellendiğini iddia etmiş ise de bireysel başvurudan sonraki süreçte başvurucunun aynı Mahkeme nezdinde ve aynı taleplerle bu kez DSİ'ye karşı davalar açtığı ve nihai olarak başvurucunun taşınmazının dere yatağı hâline geldiği dikkate alınarak, bir başka ifadeyle taşınmazına kamulaştırmasız el atıldığı olgusu kabul edilerek başvurucu lehine kamulaştırmasız el atma tazminatı ve ecrimisil bedeli ödenmesine hükmedilmiştir.
-
Sonuç olarak yargılama makamlarınca başvurucunun davasının husumet yönüyle reddedilmesinin makul bir gerekçeye dayandığı, süreçte başvurucunun zararlarının giderilmesi yönünde karar verildiği, netice itibarıyla başvurucunun iddialarını somut olarak delillendiremediği de dikkate alındığında mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
-
Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvurunun başvurucular Abdulkadir Anlamaz, Haşim Serhat, Mithat Akın ve Hediye Yiğit yönünden kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
- Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvurucu Hınar Anlamaz yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 9/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan :
İrfan FİDAN Üyeler :
Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL Raportör :
Nur Hilal MERMER Başvurucular :
-
Abdulkadir ANLAMAZ
-
Haşim SERHAT
-
Hediye YİĞİT
-
Hınar ANLAMAZ
-
Mithat AKIN Vekili :
Av. Suat ÇAKMAK
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.