AYM Birinci Bölüm 2020/31584 E.
Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın
Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.
Karar Bilgileri
Birinci Bölüm
Anayasa Mahkemesi Kararı
2020/31584
6 Mayıs 2026
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET MANDACI VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2020/31584) Karar Tarihi: 6/5/2026
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
- Başvuru, ceza davasında isnadın niteliğinin değiştiğinin sanıklara bildirilmemesi nedeniyle isnadı öğrenme hakkının ve delillerin (dijital materyallerin) mahkeme huzuruna getirilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair talebin reddedilmesi suretiyle usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
-
Başvuru 2/10/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurucular Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen yönünden isnadı öğrenme hakkı ile başvurucular Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşcı, Engin Gökoğlu, Özgür Yılmaz ve Süleyman Gökten yönünden silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan hak ve ilkelere ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
-
Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
-
Başvurucular, bireysel başvuruya konu olayların geçtiği tarihte avukat olarak görev yapmaktadır. Başvurucular hakkındaki soruşturma sürecinin öncesinde, DHKP-C terör örgütüne yönelik olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından yürütülen ve bu soruşturmaya da dayanak olan diğer adli süreçler hakkında bilgi verilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
A. Başvurucular Hakkında Başlatılan Soruşturmaya Dayanak Olan Diğer Soruşturma ve Davalar
-
İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/117 Sayılı Dava Dosyasına Konu Soruşturmada Elde Edilen Deliller
-
Başsavcılığın E.2012/2259 sayılı soruşturması sonucunda düzenlenen 1/7/2013 tarihli iddianame ile aralarında başvurucu Özgür Yılmaz'ın da bulunduğu şüpheliler hakkında DHKP-C terör örgütü yöneticisi/üyesi olma suçlarından kamu davası açılmıştır. Anılan iddianamede, soruşturma sürecinde toplanan delillerle yapılan değerlendirmelere dair anlatımlar şöyledir:
i. 1/4/2004 tarihinde Türkiye, Almanya, Hollanda, İtalya ve Belçika'da örgütün faaliyetlerinin merkezleri olduğu değerlendirilen kurumlaşmalara yönelik olarak gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlar sonucunda dönem itibarıyla İstanbul Şişli'de bulunan "Ekmek ve Adalet" isimli dergi bürosunda yapılan aramada, örgütün yurt dışındaki sorumlularının Türkiye'de faaliyet yürüten örgüt mensuplarına gönderdikleri talimatlardan ve ülke içinde faaliyet gösteren örgüt mensuplarının yurt dışında bulunan sorumlulara gönderdikleri raporlardan oluşan gizli ve kodlanmış vaziyette olan, dijital ortamda saklanan çok sayıda örgütsel yazışma ve doküman ele geçirildiği belirtilmiştir.
ii. Anılan örgüte yönelik farklı soruşturmalar kapsamında etkin pişmanlık hükümleri doğrultusunda ifade veren kişilerin anlatımları, soruşturma sonucunda yurt dışından temin edilen dokümanların ve anılan dergi bürosu ile Halkın Hukuk Bürosu (HHB) adlı yerde yapılan arama sonucu elde edilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda; HHB'nin ilk kurulduğu tarihten itibaren DHKP-C terör örgütünün bir kurumu olduğu, DHKP-C'nin Silahlı Propaganda Birlikleri (SPB) ve Demokratik Alan olarak iki tür yapılanmasının bulunduğu, HHB'nin örgütün “Demokratik Alan” olarak nitelendirdiği yapılanmada yer aldığı, HHB hakkında DHKP-C yöneticileri ve üyeleri tarafından “Bizim Hukuk Büromuz” şeklinde bahsedildiği, bu bağlamda HHB'nin tamamen örgütsel amaçlar doğrultusunda hareket ettiği belirtilmiştir.
iii. İddianamede başvurucu Özgür Yılmaz'ın DHKP-C'ye yönelik olarak yapılan operasyonlarda ele geçirilip ülkemize teslim edilen, örgütün arşivinin bulunduğu Hollanda ve Belçika dokümanlarında çok kez isminin geçtiği, örgüte öz geçmiş raporu verdiği ifade edilmiştir.
iv. Dokümanlarda gizli tanıklar; -daha önce soruşturma geçiren bir kısım şüpheli, sanık ve tanığın ifadelerinde belirtildiği üzere- başvurucu Özgür Yılmaz'ın DHKP-C'nin güdümünde faaliyet gösteren yöneticisini DHKP-C'nin atadığı HHB'de "manav" olarak şifrelenen avukat olarak DHKP-C'nin hukuk yapılanmasında görev yaptığını, DHKP-C terör örgütünce gerçekleştirilen çeşitli bombalama ve polislerin şehit edilip vatandaşların yaralanması eylemlerinde şüphelilerin herhangi bir talebi olmadan avukat olarak görev aldığını, DHKP-C üyeliği suçlamasına maruz kalan ve örgütün bildirdiği avukatları tutmak istemeyen kişilerin örgütsel tavır ve eylem çerçevesinde avukatlığını üstlenmek için girişimlerde bulunduğunu belirtmiştir.
v. Başvurucu Özgür Yılmaz'ın DHKP-C sorumlularının ve mensuplarının cenaze törenlerine, yine DHKP-C yöneticisi Dursun Karataş'ın cenaze törenine katılarak bu eylemlere iştirak eden diğer örgüte müzahir kişilere -örgütsel dokümanlarda da yer aldığı şekliyle- güven ve cesaret verdiği, bu hâliyle örgüt tarafından verilen talimatları yerine getirdiğinin tespit edildiği, öğrencilik dönemlerinde örgütün üniversite sorumluluğunu yaptığı, hâlen firari durumda olması nedeniyle hakkında çıkartılan yakalama emri uyarınca aranmakta olduğu gerekçesiyle DHKP-C üyesi olma suçunu işlediği sonucuna ulaşılmıştır.
vi. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/117 sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda başvurucu Özgür Yılmaz hakkında eldeki başvuruya konu ceza davasında DHKP-C üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/57 Sayılı Dava Dosyasına Konu Soruşturmada Elde Edilen Deliller
-
Başsavcılık tarafından yürütülen 2016/125514 sayılı soruşturmada DHKP-C terör örgütünün faaliyetleri kapsamında silah bulundurulduğu ve örgüt mensuplarının barındırıldığı şüphesiyle Başsavcılığın yazılı emri doğrultusunda 21/10/2016 tarihinde İdil Kültür Merkezi (İKM) adlı yerde arama yapılmış ve burada bulunan hafıza kartlarıyla diğer dijital materyallere el konulmuştur.
-
İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/10/2016 tarihli kararı doğrultusunda söz konusu materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucunda "txt" formatında düzenlenmiş örgütsel yazışmalar olduğu tespit edilmiş, örgüt mensubu olup 7/7/2017 tarihinde yakalandıktan sonra etkin pişmanlık hükümleri doğrultusunda beyanı alınan B.E.nin söz konusu verilerin içerikleri ve anlamlandırılması konusunda bilgisine başvurulmuş, bu doğrultuda 19/3/2018 tarihli rapor düzenlenmiştir.
-
Anılan raporda, İKM'de ele geçirilen belgelerde örgüt mensupları tarafından örgütün yurt dışındaki yöneticileriyle yapılan yazışmaların yer aldığı, bu yazışmalarda aralarında başvurucuların bazılarından kod ismi verilerek bahsedildiği belirtilmiş; söz konusu yazışmalar B.E.ye gösterilerek bu yazışmaların içerikleri, anlamları ve kod ismi verilen kişilerin kimler olduğu hususunda beyanı da alınarak bu çözümlenen veriler anlamlandırılmıştır.
-
İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/117 sayılı davasına konu olan, Hollanda ve Belçika'dan getirtilen dijital materyallerde İKM'nin örgütle irtibatına dair verilere, anılan soruşturmada hem örgütle irtibatlı diğer yerler, hem de İKM'de ele geçirilen materyallere dayalı olarak bu yerde yakalanan kişiler hakkında DHKP-C yöneticisi/üyesi olmak suçlarından kamu davası açılmış olup bu davaya ilişkin yargılama İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/57 sayılı dosyasında yürütülmüştür.
-
Anılan davanın 12/2/2019 tarihli celsesinde sanıklardan Ö.Z.G.nin müdafii ve aynı zamanda başvurucuların da vekili olan Av. Çiğdem Akbulut davaya konu dijital materyallerin kendilerine verilmesini talep etmiş; bu talep ara kararla kabul edilerek Başsavcılığa yazılan 14/2/2019 tarihli müzekkere ile adli emanetin 2018/476 sırasında kayıtlı dijital materyallerin müdafiye teslim edilmesi talimatı verilmiştir. Başsavcılıktan gönderilen 27/3/2019 tarihli yazıda, adli emanette bulunan on altı hard diskten onunun arızalı olduğu, kalan altı hard diske ait kopyaların bu müdafiye teslim edildiği bildirilmiştir.
-
Bireysel Başvurulara Konu Soruşturma ve Kovuşturma Süreci
-
Başsavcılık, DHKP-C'ye yönelik hem yukarıda belirtilen soruşturmalarda elde edilen dijital veriler hem de diğer soruşturmalar sırasında örgüt ve mensupları hakkında bilgiler veren şüphelilerin beyanları doğrultusunda aralarında başvurucuların da olduğu bazı avukatlar hakkında DHKP-C terör örgütüyle bağlantılı olarak 2017/105607 sayılı soruşturma dosyası üzerinden soruşturma başlatmıştır.
-
Soruşturma sürecinde yakalanıp gözaltına alınan başvurucular, soruşturma evresinde alınan ifadelerinde genel olarak suçlamaları kabul etmemiştir.
-
Soruşturma sonucunda Başsavcılık tarafından başvurucu Özgür Yılmaz hakkında DHKP-C terör örgütü yöneticisi olma suçundan 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin (1) numaralı fıkrası, diğer başvurucular hakkında da anılan örgüte üye olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca cezalandırılmaları talebiyle 22/3/2018 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. DHKP-C'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı iddianamede ilk olarak DHKP-C'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna ve başvurucuların eylemlerine değinilmiştir.
-
İddianamede; örgüte yönelik yürütülen farklı soruşturmalar sırasında gerek yurt dışından Türkiye'ye getirilen gerekse ülke içinde yapılan arama işlemleri sırasında el konulan dijital materyallerin incelenmesi neticesinde elde edilen veriler sonucunda HHB ve İKM'nin örgütün alt yapılanmasında yer aldığına dair tespitlerde bulunulmuştur. Soruşturma evresinde toplanan diğer delillerin yanı sıra İKM'de ele geçirilen verilere dair rapor ve haklarında yürütülen farklı soruşturmalarda ifadeleri alınan şüphelilerin beyanları doğrultusunda başvuruculara isnat edilen eylemler şöyledir:
i. Başvurucu Özgür Yılmaz yönünden;
-
DHKP-C'nin finans sağlama birimi olan İhtiyaç Komitesinde (İKOM) faaliyet gösterirken yakalandığı belirtilen ve etkin pişmanlık hükümleri doğrultusunda beyanda bulunan C.B. HHB'nin örgüt adına faaliyetlerde bulunan bir yapılanma olduğunu, ceza infaz kurumunda kaldığı süreçte aralarında başvurucunun da olduğu HHB avukatlarının kendisini ziyarete geldiğini, avukatların örgütle ceza infaz kurumu sorumluları arasındaki bağlantıyı sağlayıp örgütün üst düzey yöneticilerine bilgi aktardığını, gözaltına alındıkları zaman da HHB avukatlarının örgütün kurallarına uymaları yönünde telkinde bulunduğunu, HHB avukatlarının örgütün merkez komitesinden veya yöneticilerinden aldığı talimatları gözaltında ya da tutuklu bulunan örgüt mensuplarına ilettiğini, bu bağlamda örgüt adına kuryelik yaptıklarını ileri sürmüştür.
-
Başvurucuyla ilgili yapılan açık kaynak araştırmalarında terör örgütünün alt yapılanmalarından Halk Cephesi ve Halk Meclisi imzalı birçok fotoğrafın bulunduğu tespit edilmiştir.
-
Başvurucu hakkında İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/117 sayılı dosyasındaki eylemler açısından anılan davaya dair iddianamenin düzenlendiği tarih itibarıyla hukuki kesintinin oluştuğu, dolayısıyla iddianamede başvurucunun söz konusu tarihten sonraki eylemlerinin dava konusu edildiği belirtilmiştir.
ii. Başvurucu Ahmet Mandacı yönünden;
-
Hakkında ayrı soruşturma yürütülen B.E. 19/7/2017 tarihli ifadesinde başvurucunun HHB içinde faaliyet gösterdiğini, örgüte yönelik 2013 yılında yürütülen soruşturma sırasında aralarında başvurucunun da olduğu avukatların gözaltına alınan kişilerle görüşmeye geldiğini beyan etmiştir.
-
Kaçak durumda olan ya da silahlı saldırı hazırlığı yapan DHKP-C terör örgütü mensuplarının yakalanmasına yönelik kolluk faaliyetleri sırasında örgütün silahlı kanadında yer aldığı belirtilen G.Ö.nün kolluk görevlilerine silahlı saldırıda bulunup ölmesi sonrasında bu örgüt mensubunun cenazesine katılanların tespitine dair çalışma yapılmış ve başvurucunun G.Ö.yü taşıyan cenaze aracının yanında yer aldığı belirlenmiştir.
iii. Başvurucu Aycan Çiçek yönünden;
-
Hakkında ayrı soruşturma yürütülen B.E.nin kendisi hakkındaki soruşturmalarda başvurucunun örgütle irtibatına dair beyanlarda bulunduğu, İKM'de ele geçirilen dijital verilerdeki inceleme sonucunda örgüt mensuplarının örgütün yurt dışındaki yöneticilerine gönderdikleri mesajlarda başvurucudan kod adı da verilerek bahsedildiğinin anlaşıldığı, B.E.nin söz konusu mesajlarda adı geçen kişinin başvurucu olduğunu söylediği aktarılmıştır.
-
Güneş adlı gizli tanık ifadesinde, başvurucuyu teşhis etmiş ve onunla ilgili olarak örgüt mensuplarının avukatlığını yaptığını, HHB'de faaliyet gösterdiğini, örgüt talimatları doğrultusunda örgüt adına kampanya düzenleyip basın açıklamasında bulunduğunu, gözaltındaki örgüt mensuplarına nasıl davranmaları gerektiği ve kolluk görevlilerine direnmeleri hususunda örgüt adına uyarılarda bulunduğunu beyan etmiştir.
-
Başvurucunun yukarıda belirtilen örgüt mensubu G.Ö.nün cenaze törenine katıldığı tespit edilmiştir.
-
DHKP-C terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik açık kaynaklardan elde edilen fotoğraflar ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı (TEM) tarafından gönderilen fotoğrafların incelemesi neticesinde, Facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde DHKP-C terör örgütünün alt yapılanmaları tarafından kullanılan hesap üzerinden “Bizi hiçbir güç yolumuzdan döndürmeyecek!” başlığı ve "Halk Cepheli Canlı Kalkanlar" imzalı bir yazının paylaşıldığı fotoğrafta beş kişinin yer aldığı, bu kişilerin “Filistin'e canlı kalkan” adı altında örgütlenerek Filistin’e gitmek üzere 20/8/2014 tarihinde İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Lübnan'a giden kişiler olduğu ve bunlardan birisinin de başvurucu olduğu tespitine yer verilmiştir.
iv. Başvurucu Aytaç Ünsal yönünden;
-
Hakkında ayrı soruşturma yürütülen B.E. ifadelerinde başvurucunun da HHB içinde faaliyet gösterdiğine, kendisi gözaltına alındığında onu ziyaret eden avukatlar arasında bulunduğuna ve İKM'de ele geçirilen materyallerde adı geçen kişilerden birinin de başvurucu olduğuna dair beyanda bulunmuştur. Ayrıca hakkında ayrı soruşturma yürütülen İ.İ. de başvurucunun HHB avukatlarından olup ara sıra İKM'ye gelip oradaki kişilerle görüştüğünü ileri sürmüştür.
-
20/2/2015 tarihinde Beyrut’ta DHKP-C'nin organize ettiği "Beyrut'ta Uluslararası Tecritle Mücadele Sempozyumu" adı altında örgütsel toplantı düzenlendiği, bahse konu toplantının örgütün yayın organı olan http://www.halkinsesi.tv/ internet sitesinde 21/2/2015 tarihinde yayımlandığı ve toplantının üç gün sürdüğü, son gününde Lübnan’da gezi düzenlendiği ve aynı sitede toplantının içeriği ile ilgili haberlerin yapıldığı, 27/2/2015 tarihinde "12. Tecrite Karşı Mücadele Sempozyumu” başlıklı haber yayımlandığı tespit edilmiştir.
-
Toplantının DHKP-C'nin yayın organı olup çeşitli sayılarına toplatma kararı verilen, haftalık olarak çıkarılan ve propaganda aracı olarak kullanıldığı değerlendirilen "Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm İçin YÜRÜYÜŞ" dergisinin 8/3/2015 tarihli 459. sayısının ve 15/3/2015 tarihli 460. sayısının“Dünya Halklarının Kardeşliğini Anlatan Bir Aileyiz Beyrut’ta! 12. Uluslararası Tecrite Karşı Mücadele Sempozyumu” başlıklı haber ile yayımlandığı anlaşılmıştır.
-
Derginin haber ile ilgili ön izlemeleri incelendiğinde başvurucunun bu sempozyuma katıldığı, örgütün sözde askerî kanadını temsil eden bayrağı altında konuşma yaptığı tespit edilmiştir.
-
Başvurucuyla ilgili açık kaynak araştırmalarında Fransa'da her yıl eylül ayında kutlanan ve Fransız Komünist Partisi öncülüğünde düzenlenen Humanite Festivali'nde 16/9/2015 tarihinde yayımlanan ve örgütün kurucusu Dursun Karataş’ın fotoğrafının bulunduğu bir masanın arka tarafındaki diğer pankartta "Devrime Onsuz Ama Onunla Yürüyoruz.” şeklinde ibarelerin olduğu fotoğrafta başvurucunun da yer aldığı belirlenmiştir.
-
Başvurucuya ait adreste yapılan aramada ele geçirilen dijital materyaller üzerindeki inceleme neticesinde bu verilerde örgüt tarafından yapılan gösterilere, atılan sloganlara, kolluk görevlilerine farklı tarihlerde silahlı saldırıda bulunan veya bu eylemlerden sonra ölü olarak ele geçirilen örgüt mensuplarına ait fotoğraf ve videoların, örgüt mensubu G.Ö.nün cenazesine ait görüntülerin, 31/3/2015 tarihinde İstanbul Adalet Sarayı içinde örgüt mensupları Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol tarafından Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesi olayının ardından ölü olarak ele geçirilen örgüt mensuplarına yönelik düzenlenmiş video ile örgüte ait yayınların dijital versiyonlarının bulunduğu saptanmıştır.
v. Başvurucu Behiç Aşcı yönünden;
-
Hakkında ayrı soruşturma yürütülen kişilerden D.T. ifadesinde Tutuklu Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneğinin (TAYAD) DHKP-C örgütüyle mensubiyeti nedeniyle tutuklu ve hükümlü bulunan kişilerin ailelerini örgütlemek ve örgütün ceza infaz kurumundaki yapılanmasıyla bağını koparmamak için kurulduğunu, Derneğin ölen örgüt mensuplarının cenazelerini düzenleyip bu kişiler için basın açıklaması düzenlediğini, resmî olarak dernek sorumlusunun başvurucu olduğunu söylemiştir. Örgütün Uluslararası İlişkiler Komitesi adlı bir oluşum kurduğunu, komite sorumlusunun da başvurucu olduğunu beyan etmiştir.
-
Hakkında ayrı soruşturma yürütülen B.E. ifadelerinde başvurucunun da HHB içinde faaliyet gösterdiğine, kendisi gözaltına alındığında onu ziyaret eden avukatlar arasında bulunduğuna ve İKM'de ele geçirilen materyallerde adı geçen kişilerden birinin de başvurucu olduğuna dair beyanda bulunmuştur.
-
Güneş adlı gizli tanık ifadesinde başvurucuyu teşhis ederek başvurucunun örgüt mensubu kişilerin avukatlığını yaptığını, diğer avukatlardan itibarlı olması nedeniyle ona "Behiç Abi" diye hitap edildiğini, başvurucunun örgütün ölüm oruçlarına katıldığını, ayrıca örgüt adına çekilen "F Tipi" adlı bir film ve başvurucunun da bu filmin oyuncularından olduğunu, başvurucunun örgütün en güvendiği isimlerden biri olduğunu, gözaltındayken kolluk görevlilerinin yapacakları adli işlemlere direnmesi hususunda kendisine uyarıda bulunduğunu, başvurucuyu örgüt içinde hemen herkesin tanıyıp ona saygı gösterdiğini, başvurucunun örgütün üst düzey yöneticileriyle görüştüğüne emin olduğunu, örgüt mensubu olup Tunceli'de ölen L.A. ile başvurucunun 2014 yılının Haziran ayında Okmeydanı'nda oturup görüştüğünü gördüğünü beyan etmiştir.
-
Hakkında ayrı soruşturma yürütülen C.B. ifadesinde; ceza infaz kurumunda kaldığı süreçte aralarında başvurucunun da olduğu HHB avukatlarının kendisini ziyarete geldiğini, avukatların örgütle ceza infaz kurumu sorumluları arasındaki bağlantıyı sağlayıp örgütün üst düzey yöneticilerine bilgi aktardığını, gözaltına alındıkları zaman da HHB avukatlarının örgütün kurallarına uymaları yönünde telkinde bulunduğunu, HHB avukatlarının örgütün merkez komitesinden veya yöneticilerinden aldığı talimatları gözaltında ya da tutuklu bulunan örgüt mensuplarına ilettiğini, bu bağlamda örgüt adına kuryelik yaptıklarını ifade etmiştir.
-
Başvurucunun HHB'nin Diyarbakır şubesinin açılışında anılan örgüte mensup oldukları iddiasıyla haklarında adli işlem başlatılan kişilerle yer aldığı tespit edilmiştir.
-
Başvurucunun Diyarbakır'daki bürosunda yapılan aramada haklarında toplatma kararı bulunan örgütsel yayınların ele geçirildiği belirtilmiştir.
vi. Başvurucu Engin Gökoğlu yönünden;
-
Hakkında ayrı soruşturma yürütülen B.E. ifadelerinde başvurucunun da HHB içinde faaliyet gösterdiğine, kendisi gözaltına alındığında onu ziyaret eden avukatlar arasında bulunduğuna ve İKM'de ele geçirilen materyallerde adı geçen kişilerden birinin de başvurucu olduğuna dair beyanda bulunmuştur.
-
Güneş adlı gizli tanık ifadesinde; başvurucuyu teşhis ederek başvurucunun HHB bünyesinde faaliyet gösterip örgüt mensuplarının avukatlığını yaptığını, örgüt adına kampanya düzenleyip basın açıklamaları yaptığını, gözaltında olduğu süreçte kendisiyle yaptığı görüşmede kolluk görevlilerine karşı alınması gereken tavır konusunda talimatlar verdiğini söylemiştir.
-
S.G. adlı gizli tanık ifadesinde; başvurucunun Ankara’da örgüt avukatlığı yaptığını, daha sonra örgüt talimatı ile İstanbul'a gelip HHB'de avukatlık yapmaya başladığını, tutuklanan ya da gözaltına alınan örgüt mensuplarının adli davalarını takip ettiğini ve ceza infaz kurumuna giderek örgüt talimatını ilettiğini, ceza infaz kurumları ile örgüt arasındaki bağı sağladığını, örgütün yurt dışı yapılanması ile şifreli yazışma yaptığını ileri sürmüştür.
vii. Başvurucu Süleyman Gökten yönünden;
-
Hakkında ayrı soruşturma yürütülen B.E. ifadelerinde, başvurucunun da HHB içinde faaliyet gösterdiğine, kendisi gözaltına alındığında onu ziyaret eden avukatlar arasında bulunduğuna ve İKM'de ele geçirilen materyallerde adı geçen kişilerden birinin de başvurucu olduğuna dair beyanda bulunmuştur.
-
Hakkında ayrı soruşturma yürütülen C.B. ifadesinde, ceza infaz kurumunda kaldığı süreçte aralarında başvurucunun da olduğu HHB avukatlarının kendisini ziyarete geldiğini, avukatların örgütle ceza infaz kurumu sorumluları arasındaki bağlantıyı sağlayıp örgütün üst düzey yöneticilerine bilgi aktardığını, gözaltına alındıkları zaman da HHB avukatlarının örgütün kurallarına uymaları yönünde telkinde bulunduğunu, HHB avukatlarının örgütün merkez komitesinden veya yöneticilerinden aldıkları talimatları gözaltında ya da tutuklu bulunan örgüt mensuplarına ilettiğini, bu bağlamda örgüt adına kuryelik yaptıklarını ifade etmiştir.
-
Başvurucunun 13/3/2015 tarihinde örgütün açık alan yapılanması olan Halk Cephesinin organize ettiği eyleme katıldığı tespit edilmiştir.
-
Başvurucunun ev ve işyerinde yapılan aramalar sonucu ele geçirilen dijital materyallerde örgüte ait yayınlarla videoların bulunduğu belirlenmiştir.
viii. Başvurucu Yağmur Ereren Evin yönünden;
-
Hakkında ayrı soruşturma yürütülen B.E. başvurucunun da HHB içinde faaliyet gösterdiğini ve kendisi gözaltına alındığında onu ziyaret eden avukatlar arasında bulunduğunu beyan etmiştir. Diğer yandan B.E.nin beyanında geçen, 5/10/2016 tarihinde örgüt mensuplarına ait silahların ele geçirilmesi ve bu nedenle örgüt mensuplarının gözaltına alınmaları olayında silahların taşınması hususunda başvurucunun görüşme yaptığı örgüt mensuplarına silahların yerlerinin değiştirilmesi hususunda talimat verip örgüt adına kuryelik yaptığı değerlendirilmiştir.
-
Örgütün alt yapılanması olan Halk Cephesi adlı oluşum tarafından organize edilen ve 13/3/2015 tarihinde yapılan izinsiz gösteriye başvurucunun da katıldığı tespit edilmiştir.
ix. Başvurucu Yaprak Türkmen yönünden;
-
HHB'de yapılan arama sırasında başvurucunun örgüt mensubu olup haklarında yakalama emri bulunan kişilerle birlikte yakalandığı, olay yerinde örgüte ait yayınlar ile örgütün alt yapılanmalarına ait kaşeler de bulunduğu belirtilmiştir.
-
Hakkında ayrı soruşturma yürütülen B.E. başvurucunun da HHB içinde faaliyet gösterdiğini ve kendisi gözaltına alındığında onu ziyaret eden avukatlar arasında bulunduğunu beyan etmiştir.
-
İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) yapılan yargılamanın 10/9/2018 ile 14/9/2018 tarihleri arasındaki celselerinde başvurucuların müdafilerinin de hazır bulunmasıyla savunmaları alınmıştır. Başvurucular, savunmalarında da genel olarak haklarındaki suçlamaları kabul etmemişlerdir. 14/9/2018 tarihli celse sonunda Mahkeme, tutuklu bulunan tüm başvurucuların üzerlerine atılı suçun niteliğinin değişme ihtimali, savunmalarının alınmış olması, avukat olarak görev yapmaları ve tutuklulukta geçirdikleri süre gözetilerek salıverilmelerine karar vermiştir.
-
Başvurucular aleyhinde beyanda bulunan B.E. ile Kenan Doruk, Derya Altın ve Güneş adı verilen gizli tanıklar, yargılamanın 3/12/2018 tarihli celsesinde hazır edilmiştir. Bu kişilerin tanık sıfatıyla beyanlarının alınmasından önce başvurucuların müdafileri İKM'de ele geçirilen dijital materyallerin asıllarının, imaj raporlarının, bu verilere el konulmasına dair kararlar ile teslim tutanaklarının dosyada bulunmadığını, bu veriler üzerinde kolluk tarafından yapılan inceleme ve B.E.nin beyanları doğrultusunda düzenlenen raporla yetinildiğini belirterek B.E.nin tanık sıfatıyla beyanı alınmadan önce söz konusu dijital materyallerin asıllarının mahkeme huzuruna getirtilmesini ve savunma hazırlayabilmek için bu materyallerin kendilerine verilmesini, aksi hâlde B.E.nin bu celsede ifadesinin alınmamasını talep etmiştir. Mahkeme ise bu talebi reddetmiştir. Ret gerekçesi şöyledir:
"Dosyada usulüne uygun olarak alınan dijital raporların bulunduğu, tekrardan HD değerlerinin dosyaya getirilmesinin dosyaya yargılamaya bir katkı sağlamayacak olması ... mahkememizce kanaat edilmekle oy birliğiyle sanıklar müdafiilerinin taleplerinin reddine karar verildi."
-
Bu celsede hazır edilen söz konusu kişiler; tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde kendileri hakkındaki soruşturmalar sırasında başvurucular hakkında verdikleri suçlayıcı beyanlarını tekrar etmişler, ayrıca tanık B.E. dijital materyallerin incelenmesi sırasında tespit edilen verilere dair anlatımlarını da yinelemiştir. Başvurucular ise tanık beyanlarına konu suçlayıcı anlatımları kabul etmemiştir.
-
Yargılamanın 5/12/2018 tarihli oturumunda hazır edilen C.B. de tanık sıfatıyla alınan ifadesinde kendisi hakkındaki soruşturma sırasında başvurucular hakkında verdiği suçlayıcı beyanlarını tekrar etmiş, bu celsede de başvurucuların müdafileri İKM'de ele geçirilen dijital materyallerin asıllarının incelenmek üzere kendilerine verilmesi taleplerini yinelemiştir. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alınan duruşma tutanaklarına göre anılan talebe ilişkin Mahkeme Başkanı ile müdafiler arasında geçen konuşmalarda Mahkeme Başkanınca söz konusu materyallere dair imajların İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince alındığı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarına göre başvurucuların müdafileri tarafından materyallerin verilmesi hususunda talepte bulunulduğu ve ilgili mahkemece bu talebin kabul edilip imajların verildiği, dolayısıyla müdafiler tarafından bu imajlar yönünden rapor aldırılabileceği belirtilmiştir. Başvurucuların müdafii ise bu konuda o mahkemeye başvuruda bulunan avukatın müdafii olduğu sanık yönünden dosyanın tefrik edildiğini, dosyanın o sanık yönünden başka bir mahkemeye gönderildiğini, diğer mahkemeden de o avukatın talepte bulunduğunu ancak o mahkemece de imajların verilemeyeceğinin bildirildiğini ileri sürmüş; sonuç olarak imajları alamadıklarını söylemiştir. Celse sonunda Mahkemece başvurucuların müdafiinin bu talebi, önceki celselerde aynı talebin reddine dair ara kararı verildiği ve dijital raporun yeterli olduğu gerekçesiyle yeniden reddedilmiştir.
-
Başsavcılık 21/2/2019 tarihinde esas hakkındaki mütalaasını Mahkemeye yazılı olarak bildirmiştir. Anılan mütalaada, başvurucular yönünden muhakeme sürecinde elde edildiği belirtilen delillere dair açıklamalar ve bu doğrultuda başvurucuların eylemlerinin hukuki nitelendirmesine dair değerlendirmeler şöyledir:
"Yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde, silahlı terör örgütü DHKP/C'nin faaliyetlerinin tespitine yönelik İdil Kültür Merkezi isimli yerde yapılan aramalarda örgütsel ve dijital materyallerin ele geçirildiği, materyaller içerisinde sanıkların kod isim kullanarak örgütün üst yönetim birimiyle yaptıkları örgütsel yazışmaların ve örgütün yönetim biriminin sanıklara verdiği örgütsel talimatların tespit edildiği, alınan tanık beyanlarından ve haklarında soruşturma yürütülen ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlananların verdikleri ifadelerden sanıkların silahlı terör örgütü DHKP/C'nin üst yönetiminin talimatları ile kurulan ve faaliyet yürüten bu nedenle örgüt içerisinde 'sporcular' olarak anılan Halkın Hukuk Bürosunda faaliyette bulundukları, örgütün üst yönetimi ile örgütsel yazışmalar yaptıkları, yakalanan örgüt mensuplarına örgütün talimatlarını ilettikleri, cezaevlerinde kalan örgüt mensuplarından temin ettikleri mektupları Yürüyüş isimli örgüte müzahir dergide yayınlanmasını sağladıkları, örgüt üst yönetimi talimatı ile örgütsel faaliyetlere katıldıkları, örgüt hiyerarşisine dahil oldukları kod isim kullandıkları ... ESER K Behiç Aşçı, DENİZ K Engin Gökoğlu, MAHİR K Özgür Yılmaz), soruşturma kapsamında sanıkların ikametlerinde gerçekleştirilen adli arama işlemlerinde, örgüte müzahir yayınların ve materyallerin ele geçirildiği, yürütülen soruşturma ve kovuşturma evreleri neticesinde, dinlenen tanık beyanlarından, alınan savunmalardan ve incelenen tüm dosya içeriğine göre, Sanık Özgür Yılmaz, Halkın Hukuk Bürosunda avukat olarak çalıştığı, örgüt içerisinde MAHİR kod adını kullandığı, yakalanan örgüt mensuplarına örgüt talimatlarını ilettiği, örgütle arasındaki irtibatı sağladığı, kuryelik yaptığı, örgütün mahalli alanlarında halk meclisi çalışmalarını yürüttüğü ve halk meclisi yapılanmasının genel sorumlusu olduğu, sanığın sosyal medya hesaplarında örgüt alt birimlerinin propagandası niteliğinde paylaşımlarının bulunduğu,
...
Sanık Ahmet Mandacı, Halkın Hukuk Bürosunda avukat olarak çalıştığı, yakalanan örgüt mensuplarına örgüt talimatlarını ilettiği, örgütle arasındaki irtibatı sağladığı, kuryelik yaptığı, örgüt tarafından organize edilen eylemlere katıldığı, etkisiz hale getirilen örgüt mensubu [G.Ö.nün] taziyesinde bulunduğu, Sanık Aycan Çiçek, Halkın Hukuk Bürosunda avukat olarak çalıştığı, örgüt içerisinde AYCİ kod adını kullandığı, yakalanan örgüt mensuplarına örgüt talimatlarını ilettiği, örgütle arasındaki irtibatı sağladığı, kuryelik yaptığı,örgütün yurtdışı merkez komitesi ile şifreli yazışma yaparak örgüt faaliyetleri hakkında bilgi aktardığı, etkisiz hale getirilen örgüt mensubu [G.Ö.nün] taziye evinde bulunduğu, örgüt çağrısına uyarak örgüt adına eylemlere katıldığı,
...
Sanık Aytaç Ünsal, Halkın Hukuk Bürosunda avukat olarak çalıştığı, yakalanan örgüt mensuplarına örgüt talimatlarını ilettiği, örgütle arasındaki irtibatı sağladığı, kuryelik yaptığı, örgüt tarafından organize edilen yurtdışında icra edilen faaliyetlere katıldığı, örgütün uluslararası ilişkiler komitesinde bulunduğu, sanığın adreslerinde gerçekleştirilen adli arama işlemlerinde örgüt hakkında bilgiler içeren ve örgüte müzahir materyallerin ele geçirildiği, Sanık Behiç Aşçı, Halkın Hukuk Bürosunda avukat olarak çalıştığı, örgüt içerisinde ESER kod adını kullandığı, yakalanan örgüt mensuplarına örgüt talimatlarını ilettiği, örgütle arasındaki irtibatı sağladığı, kuryelik yaptığı, örgüt içerisinde sorumlu düzeyde bulunduğu, örgütün yurtdışı merkez komitesi ile şifreli yazışma yaparak örgüt faaliyetleri hakkında bilgi aktardığı, örgüt yönetimindeki TAYAD başkanı olarak faaliyette bulunduğu ve toplantılara katıldığı, sanığın adreslerinde gerçekleştirilen adli arama işlemlerinde örgüt hakkında bilgiler içeren ve örgüte müzahir materyallerin ele geçirildiği, örgüt tarafından organize edilen faaliyetlere katıldığı,
...
Sanık Engin Gökoğlu, Halkın Hukuk Bürosunda avukat olarak çalıştığı, örgüt içerisinde DENİZ kod adını kullandığı, yakalanan örgüt mensuplarına örgüt talimatlarını ilettiği, örgütle arasındaki irtibatı sağladığı, kuryelik yaptığı, örgütün yurtdışı merkez komitesi ile şifreli yazışma yaparak örgüt faaliyetleri hakkında bilgi aktardığı,
...
Sanık Süleyman Gökten, Halkın Hukuk Bürosunda avukat olarak çalıştığı, yakalanan örgüt mensuplarına örgüt talimatlarını ilettiği, örgütle arasındaki irtibatı sağladığı, kuryelik yaptığı, örgütün organize ettiği eylemlerine katıldığı, sanığın adreslerinde gerçekleştirilen adli arama işlemlerinde örgüt hakkında bilgiler içeren ve örgüte müzahir materyallerin ele geçirildiği,
...
Sanık Yağmur Ereren, Halkın Hukuk Bürosunda avukat olarak çalıştığı, yakalanan örgüt mensuplarına örgüt talimatlarını ilettiği, örgütle arasındaki irtibatı sağladığı, örgütün organize ettiği faaliyetlere katıldığı, kuryelik yaptığı, örgüt tarafından organize edilen eylemlere katıldığı, Sanık Yaprak Türkmen, Halkın Hukuk Bürosunda avukat olarak çalıştığı, yakalanan örgüt mensuplarına örgüt talimatlarını ilettiği, örgütle arasındaki irtibatı sağladığı, örgütün organize ettiği faaliyetlere katıldığı, kuryelik yaptığı, sanığın adreslerinde gerçekleştirilen adli arama işlemlerinde örgüt hakkında bilgiler içeren ve örgüte müzahir materyallerin ele geçirildiği,
...
Dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde, sanıkların örgüt içerisindeki konumu, yürüttükleri faaliyetler ve haklarında yapılan diğer tespitler neticesinde suç konusu eylemlerinin örgüt içerisinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğu sağlayarak DHKP/C silahlı terör örgütü üyeliği kapsamında kaldığı anlaşılmakla, eylemleri gereği 3713 sayılı yasanın 3, 5 maddeleri yollamasıyla TCK m. 314/2, 53, 58/9 maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına..."
-
Mahkeme 20/3/2019 tarihli kararıyla terör örgütüne üye olma suçundan başvuruculardan Özgür Yılmaz'ın 13 yıl 6 ay hapis, Behiç Aşcı'nın 12 yıl hapis, Süleyman Gökten, Aytaç Ünsal ve Engin Gökoğlu'nun 10 yıl 6 ay hapis, Aycan Çiçek'in 9 yıl hapis cezalarıyla ve terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan başvurucular Ahmet Mandacı'nın 2 yıl 13 ay 15 gün hapis, Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen'in de 3 yıl 9 ay hapis cezalarıyla cezalandırılmalarına karar vermiştir.
-
Mahkeme gerekçeli kararda HHB'nin DHKP-C terör örgütüyle irtibatlı olduğuna dair değerlendirmelerde bulunmuştur. Kararda bu hususta yer verilen tespitlerin ilgili kısımları şöyledir:
"Terör örgütünün Halkın Hukuk Bürosu yapılanmasına yönelik yürütülen önceki İstanbul Cumhruriyet Başsavcılığının (TMK md. 10 ile Yetkili) 2012/2259 sayılı soruşturması kapsamında iş bu iddianamemize konu soruşturmamızda haklarında adli işlem tesis edilen şüphelilerden [S.K., B.T., E.T., O.A., G.D., N.D., Ş.E.] ve Özgür Yılmaz’ın 18/01/2013 tarihinde eş zamanlı olarak yakalandıkları ve haklarında 01/07/2013 tarihli iddianameyle Silahlı Terör Örgütü Yöneticisi Olmak/Üyesi Olmak suçlarından açılan kamu davasının hali hazırda İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/117 Esas sayılı dosyası kapsamında derdest olduğu, bu dosya kapsamındaki adı geçen sanıklarla ilgili evraklar ile Halkın Hukuk Bürosu yapılanmasına yönelik genel nitelikli belgelerin örgütsel eylemlerin sürekliliğinin tespiti açısından bilgi mahiyetinde soruşturma evrakımıza eklendiği, mezkur evraklardan özellikle önemli mahiyette görülen Hollanda ile Belçika ülkelerinden adli istinabe yoluyla temin edilen örgütsel dokümanların Halkın Hukuk Bürosu ile terör örgütünün organik bağı konusundaki delillerden biri olduğu anlaşılmıştır.
B- DOSYAMIZ KAPSAMINDA HALKIN HUKUK BÜROSUNUN ÖRGÜTLE İRTİBATINA İLİŞKİN TESPİTLER;
Mahkememizde bizzat dinlenen tanıklar [K.D., B.E., Güneş, D.A. ve C.B.nin] ifadelerinde açık bir şekilde bu büroda görev yapan avukatların seçilmelerinin örgütün üst yapılanması olan Türkiye Komitesinin onayı yapıldığı, bu büroya avukat olarak başlayacak olan kişinin daha önceden örgüt içerisinde bazı aşama ve testlerden geçmesinin arandığı, örneğin avukat olarak görev yapanların üniversite dönemlerinde örgüte ait çeşitli yapılanmalar içinde görev yapmasının arandığı belirtilmiştir.
Halkın Hukuk Bürosunda görev yapan avukatlar arasında da örgüt içerisinde hiyerarşik düzen geçerli olup, bu avukatların da örgüte bağlılık ve samimiyelerine göre üst yapılanmaya yükselebilecekleri tespit edilmiştir. Örneğin sanık [B.T.], örgüt içerisindeki hiyerarşik düzene göre, örgütün üst yapılanması olan Türkiye Komitesi yapılanmasında içerisinde yer almaktadır.
Yine İdil Kültür Merkezinde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital metertyallerden analaşıldığı üzere, büro içinde bulunan avukatların tamamına örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile yazışma yetkisi verilmeyip, dosyamız kapsamında bir kısım sanıklara bu yetki verilmiştir.
Yukarıda anlatıldığı üzere örgütün legal alan yapılanması içerisinde yer alan Halkın Hukuk Bürosunun [... İstanbul] adresinde 12.09.2017 ve 18.12.2017 tarihlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen deliller incelendiğinde;
- 1 adet üzerinde terör örgütünün yapılanmalarından olan 'İstanbul Gençlik De[rn]eği ...' ibareli kaşe, 1 adet üzerinde terör örgütünün yapılanmalarından olan 'Adalet Okulu De[rn]eği Kütük No:06-120064' ibareli kaşe, 1 adet üzerinde terör örgütünün yapılanmalarından olduğu Yargıtay kararıyla da belirtilen 'Halk Cephesi ...' ibareli kaşe, 1 adet kırmızı renkli üzerinde terör örgütünün yapılanmalarından olduğu Yargıtay kararıyla da belirtilen 'Halk Cephesi ...' ibareli kaşe, 1 adet üzerinde 'Gazi Halktır Gazi Devrimdir. Derleyen: [M.K. - G.Ö.] yazılı kitap, Sayfa 401/512, 2 adet 'Bir Devrimci Dursun KARATAŞ (terör örgütünün ölen kurucusu) Cilt 1 ve Cilt 2' ibareli kitaplar, 1 adet 'Zafer Yolunda 1' ve 1 adet 'Zafer Yolunda 2 Devrimci Sol' ibareli kitaplar, 2 Adet 17/Aralık/2017 tarihli terör örgütünün yayın organlarından YÜRÜYÜŞ dergisinin 45. Sayısı, 1 adet 'Kongre Belgeleri 1 RAPOR PARTİ CEPHE İLE İKTİDARA YÜRÜYELİM' isimli kitap, 1 adet 17/Aralık/2017 tarihli terör örgütünün yayın organlarından YÜRÜYÜŞ dergisinin 44. Sayısı, 1 adet duvarda üzerinde DHKP/C terörö örgütünün kurucusu olan Dursun KARATAŞ isimli şahsın asılı resmi, 1 adet 'Faşizme Karşı Mücadelede GİZLİ GRUPLAR' ibaresi bulunan el kitapçığının Bulunduğu, kitapçığın incelenmesinde;
İllegal alan içerisinde faaliyet yürüten örgüt mensuplarının nasıl davranmaları gerektiği hakkında bilgilerin olduğu (İzlenmemek için nasıl hareket etmeleri, zulalama, not ve doküman saklama, istihbarat, eylem yapılacak yeri araştırma, eyleme giderken araç temini, silahlı eğitim ve hazırlanan molotofların nasıl ve nerede denenebileceği, örgütlenme, ev kiralama, kod isim kullanımı v.b.), kitabın 20. sayfası 3. paragrafında 'Sürecimizin insan tipi Erdal, Muharrem, Alişan, Elif, Şafak ve Bahtiyar’da somutlanmıştır. Onların pratikleri nasıl bir sürecin içinde olduğumuzu ve sürecin bizden beklediklerini özetliyor.' yazdığı, bu yazıda ismi geçen şahıslardan; Erdal'ın; 12 Haziran 2012 tarihinde ilimiz Sarıyer ilçesinde bulunan İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Merkezi Amirliği’ne yönelik silahlı ve bombalı saldırıda bulunulması ve güvenlik güçlerinin karşılık vermesi olayı sonucunda ölen DHKP/C terör örgütü mensubu Erdal [D.] olduğu, Muharrem’in; 20.09.2013 tarihinde DHKP/C terör örgütü SPB (Silahlı Propaganda Birlikleri) içerisinde faaliyet gösterirken Ankara ili Çankaya İlçesi Dikmen Caddesi üzerinde bulunan Dikmen Polis Evi’ne ve Selimiye Caddesi üzerinde bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü Ek Hizmet Binası'na RPG7 roketatar ile gerçekleştirilen saldırı sonrası ölü ele geçirilen terör örgütü mensubu Muharrem [K.] olduğu, Alişan’ın; 01 Şubat 2013 tarihinde ABD’nin Ankara Büyükelçiliğine canlı bomba saldırısı düzenleyen ve ölen DHKP/C terör örgütü mensubu [E.Ş.] (kod. Alişan) olduğu, Elif'in; 30.01.2015 tarihinde ilimiz Beyoğlu ilçesi Taksim Meydanında bekleme görevi yapan polislere yönelik uzun namlulu silahlı saldırıda bulunan ardından, 01.04.2015 günü İstanbul İl Sayfa 402/512 Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesine Kalaşnikof marka uzun namlulu silahla ve bombalı saldırı gerçekleştirerek (2) güvenlik görevlisini ve (1) vatandaşı yaralayarak güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada ölen DHKP/C terör örgütü militanı olan Elif [S.K.] isimli şahıs olduğu, Şafak ve Bahtiyar'ın; 31.03.2015 tarihinde İlimiz Çağlayan Adliyesinde Memur Suçları Soruşturma Bürosu’nda görevli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim KİRAZ odasında silahla rehin alan ve yapılan müzakerelere rağmen teslim olmayarak, Cumhuriyet Savcımızı silahla şehit eden, düzenlenen operasyon neticesinde silahlı çatışmaya giren ve ölü ele geçirilen DHKP/C terör örgütü mensubu Şafak YAYLA ve Bahtiyar DOĞRUYOL olduğu, kitapçığın baştan sona örgütsel eğitim amaçlı illegal faaliyetlerden bahsettiğinin tespit edildiği, 31.03.2015 tarihinde İstanbul Adliyesinde görevli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim KİRAZ makam odasında DHKP/C terör örgütü mensupları tarafından şehit edilmesi eyleminden sonra DHKP/C terör örgütünün duyuru, üstlenme, açıklama ve çağrılarının yayınlanmış olduğuwww.halkinsesi.tv. isimli internet sitesinde 02.04.2015 tarihinde yayınlanan 'HALKIN HUKUK BÜROSUNDAN ÇAĞLAYAN ADLİYESİNDEKİ EYLEME İLİŞKİN AÇIKLAMA' başlıklı yazılar ve açıklamalar, aynı şekikde Halkın Hukuk Bürosuna ait ve büro tarafından kullanılan facebook sayfasından 31.03.2015 tarihinde Çağlayan Adliyesi’nde meydana gelen rehin alma olayı ile ilgili olarak güvenlik güçleriyle girmiş olduğu silahlı çatışmada ölü olarak ele geçirilen Bahtiyar DOĞRUYOL’un müvekkilleri olduklarını ve cenazesinin Ankara Karşıya Mezarlığı’na getirildiği, cenaze işlemlerinin daha sonra netleşeceği yönünde paylaşımda bulunulduğu. www.twitter.com isimli sosyal paylaşım sitesinde HALKIN HUKUK BÜROSU kullanıcı adıyla açılan profilde 03.04.2015 tarihinde yayınlanan 'DERSİM YİĞİT KIZI [Elif S.yi] ÖLÜMSÜZLÜĞE UĞURLUYOR', 'ELİF ŞİMDİ MUNZUR’UN DORUKLARINDA, DERSİM’İN BAĞRINDA BİR FİDAN..' ve 'DERSİM YİĞİT KIZI ELİF [S.yi de] BAĞRINA BASTI, BİNLERCE EVLADI GİBİ, FİDAN GİBİ...' başlıklı paylaşımlarla, 01.04.2015 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğüne yönelik silahlı ve bombalı saldırıda bulunan, güvenlik güçleriyle girmiş olduğu silahlı çatışmada ölü olarak ele geçirilen DHKP/C terör örgütü mensubu Elif [S.K.nın] sahiplenildiği hususlarının tespit edilmesiyle birlikte, Halkın Hukuk Bürosunun sosyal medyada bilgilendirme amaçlı yaygın olarak kullanılan sayfalarında örgüt tarafından yapılan eylemlerin sahiplenildiği, DHKP/C Silahlı Terör Örgütünün lideri olarak bilinen Hollanda'da hayatını kaybetmesinden sonra Halkın Hukuk Bürosu avukatları [T.T. ve B.T.] düzenledikleri basın toplantısında cenazenin Türkiye'ye getirilmesi ve defin konusunda büro olarak gerekli yasal işlemleri başlattıklarını kamuoyuna duyurdukları, 31.03.2015 tarihinde İstanbul Adliyesinde görevli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim KİRAZ makam odasında DHKP/C terör örgütü mensupları tarafından şehit edilmesinden sonra, savcımızı şehit eden örgüt üyelerinin HTS kayıtları baz alınarak alınan rapora göre, örgüt üyelerinin olay günü Yunanistan'da görüştükleri telefon numarasıyla Halkın Hukuk Bürosunda avukat olarak görev yapan ve dosyamızda sanık olarak yargılanan Aycan Çiçek, [G.D. ve Ş.E.nin] bir çok görüşme kayıtları bulunduğu, buna ilişkin analiz raporunun dosyada mevcut olduğu, Aynı şekilde 31.03.2015 tarihinde İstanbul Adliyesinde görevli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim KİRAZ makam odasında DHKP/C terör örgütü mensupları tarafından şehit edilmesinden sonra örgüt üyesi Şafak Yayla'nın cesedi üzerinde yapılan ölü muayene ve otopsi işlemi sırasında ceket cebinde bulunan, yırtılarak (34) parçaya ayrılmış kağıt parçalarının birleştirilerek hazırlanan İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun 10.04.2015 tarih ve 2015/30865/3371 sayılı raporuna göre; kağıt parçasının ön yüzünde 'HALKIN HUKUK BÜROSU', arka yüzünde 'Avukat Ayçan ÇİÇEK, [Av. E.T., Av. G.D., Av. O.A., Av. Ş.E.]' ve TC kimlik numaraları yazılı kağıt parçaları olduğunun tespit edildiği, Örgüte ait olan ve hakkında toplatma kararı bulunan YÜRÜYÜŞ dergisinin bir çok sayısında Halkın Hukuk Bürosu avukatlarıyla ilgili haberler çıktığı, özellikle dosyamız kapsamında yargılanan sanıkların tutuklanmasından sonra aynı dergide 'Halkın Avukatları Onurumuzdur, Onurumuza Sahip Çıkmalıyız!' şeklinde düzenli olarak dergide haberler yapıldığı, buna ilişkin soruşturma aşamasında açık kaynak araştırma raporunun bulunduğu, Örgütünün yayın organı olan http://halkinsesitv 16.blogspot.com.tr/ linkli Halkın Sesi TV isimli sitede Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının tutuklanması ile ilgili haberler paylaşıldığı, bu haber içeriklerinde avukatların dosyaya sa[h]ip çıkılması gerektiği, duruşmalara katılım sayısının arttırılmasına ilişkin bir çok haberler yapıldığı, buna ilişkin soruşturma aşamasında açık kaynak araştırma raporunun bulunduğu, Örgüte ait yargılamalarda Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının yargılamanın tüm aşamalarda örgüt mensuplarına hukuki yardımda bulunmak, bu şahıslar ile yakınlarının örgüte olan bağlılık ve aidiyet duygusunu pekiştirmek, gözaltına alınan örgüt mensuplarının ifade vermelerini ve örgütsel sırları ifşa etmelerini engellemek amacıyla örgüt üyelerinin göz altına alınma aşamasından mahkemedeki yargılama aşamasında kadar geçen süreçte Halkın Hukuk Bürosunda görev yapan avukatlar dışında başka bir kişinin yargılama faaliyetlerine girmemesi, aynı şekilde örgüt üyelerinin tutuklandıktan sonra ya da hükümlülük aşamalarında örgüt üyelerine bağlılık ve sahiplenme duygusunu aşılamak ve örgütten kopmanın amacıyla büroda görev yapan avukatların örgüt mensuplarını düzenli olarak ziyaret etmesi, bu kapsamda soruşturma aşamasında alınan rapora göre;mahkememizde yargılanan sanıklardan - Ahmet MANDACI’nın, DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı farklı tarihlerde yakalanarak gözaltına alman ve cezaevinde tutuklu bulunan 50 (ELLİ) şahsın adli işlemlerinde görev aldığı, - Aycan ÇİÇEK’in, DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı farklı tarihlerde yakalanarak gözaltına alınan ve cezaevinde tutuklu bulunan 748 şahsın adli işlemlerinde görev aldığı,
-
...
-
Aytaç ÜNSAL’ın, DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı farklı tarihlerde yakalanarak gözaltına alman ve cezaevinde tutuklu bulunan 72 şahsın adli işlemlerinde görev aldığı,
-
...
-
Behiç AŞÇI’nın, DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı farklı tarihlerde yakalanarak gözaltına alman ve cezaevinde tutuklu bulunan 2 şahsın adli işlemlerinde görev aldığı,
-
...
-
Engin GÖKOĞLU’nun, DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı farklı tarihlerde yakalanarak gözaltına alman ve cezaevinde tutuklu bulunan şüphelilerin 21 şahsın adli işlemlerinde görev aldığı,
-
...
-
Özgür YILMAZ’ın, DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı farklı tarihlerde yakalanarak gözaltına alınan ve cezaevinde tutuklu bulunan 262 şahsın adli işlemlerinde görev aldığı, - Süleyman GÖKTEN’ın, DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı farklı tarihlerde yakalanarak gözaltına alman ve cezaevinde tutuklu bulunan 359 şahsın adli işlemlerinde görev aldığı,
-
...
-
Yağmur EREREN’in, DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı farklı tarihlerde yakalanarak gözaltına alman ve cezaevinde tutuklu bulunan 38 şahsın adli işlemlerinde görev aldığı, - ... bu tespitler de örgüt yargılamalarında Halkın Hukuk Bürosu avukatları dışında başka avukatların yargılamaya girmedikleri, Yine aynı şekilde DHKP/C silahlı terör örgütünün gerçekleştirmiş olduğu bir çok kanlı eylemde şüpheli ve sanık olarak yargılanan örgüt mensuplarının yargılama aşamalarının tamamında Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının görev aldıkları tespit edilmiştir.
Mahkememizde dinlenen tanıklar ile soruşturma aşamasında dinlenen tanık beyanlarına göre Halkın Hukuk Bürosunda görev yapan sanıklar hakkındaki değerlendirme sanıkların eylemlerinin somutlaştırılması kısmında değinilecek olmakla birlikte, tanık beyanlarına göre Halkın Hukuk Bürosu ile DHKP/C Silahlı Terör Örgütü faaliyetleri arasındaki organik bağ incelendiğinde;
Tanık [B.E.nin] beyanlarına göre, 2016 yılında Bayrampaşa Çevik Kuvvete bombalı salıdırı eyleminde bulunan [Ç.Y.nin] 2014 ve 2015 yıllarında hakkkında yakalama kararının olduğu zamanlarda Halkın Hukuk Bürosunda saklanırken gördüğünü beyan ettiği, Yine aynı şekilde tanık olarak dinlenen [C.B. de] beyanlarında, [Ç.Y.nin] aranmakta iken defalarca Halkın Hukuk Bürosunda saklanmakta olarak gördüğünü beyan ettiği, [S.A.nın] babası [G.A.] soruşturma aşamasındaki beyanlarında, kızı [S.A.nın] cezaevinde tahliye olduktan sonra farklı bir evraktan ifadesi olduğu için kızının serbest bırakmayıp tekrar adliyeye götürüldüğünü, adliyede ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığını, kızının yaşı küçük olduğundan polisler tarafından kendisinin kızını teslim alması için adliyeye çağrıldığını, kızının ikna olduğunu eve götürmek üzereyken orada bulunan Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarından [N.D.] kızının yanına çağırarak bir şeyler söylediğini, bu konuşmadan 2 dakika sonra kızının eve gelmekten vazgeçtiğini ve tekrardan Okmeydanı’na arkadaşlarının yanına gideceğini beyan ettiği, Örgüt üyeliği suçundan yargılanan [E.G.nin] örgüt tarafından alınan karar ile ölüm orucuna başladığı, daha sonradan bu kişinin örgüt talimatına aykırı hareket ederek kendi iradesiyle ölüm orucunu bozunca kendisini savunan Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının vekillik görevini sonlandırdıkları, Tanık [B.E.nin] beyanlarına göre örgütün yurt dışı parti okullarından [B.Y.] isimli bayanın 2015 yılı Mart ayı ortalarına doğru Türkiye'ye giriş yaptığını, daha sonradan [B.Y.nin] Gençlik Federasyonuna geldiğini, geldikten sonra ağzında gizlice getirdiği sd kartı çıkartarak Halkın Hukuk Bürosuna gittiğini, daha sonra [B.Y.nin] tekrardan Gençlik Federasyonuna ger[i] geldiğini, daha sonradan kısa bir süre sonra 31/03/2015 tarihinde örgüt elemanları Bahtiyar Doğruyol ile Şafak Yayla tarafından Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim KİRAZ'ın şehit edildiğini, yani Halkın Hukuk Bürosunda yurtdışından talimat olarak gelen savcının şehit edilmesi emrinin bürodaki avukatlar tarafından eylemi yapan Bahtiyar Doğruyol ile Şafak Yayla'ya iletildiğinin anlaşıldığı, Tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere, örgüt üyelerinin yargılandıkları dosyalarda Halkın Hukuk Bürosu avukatları dışında cezavinde görüşe başka bir avukatın gelmediğini, ayrıca büro avukatlarının örgütün talimatlarını örgüt adına cezaevi sorumlusu olarak faaliyet yürüten kişilere aktarıldığını, örneğin [B.E.] beyanlarında Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının o zaman kaldığı cezaevi sorumluları olan [E.K. ve T.K.ya] bir takım talimatlar verdiklerini, daha sonra bu ceza evi sorumlularının kendisine avukatların verdikleri talimatların iletildiğini, bu talimatlar uyarınca kendisinin yargılandığı dosyada savunmayı cezaevi yardımcılığı görevi yapan [A.C.] ile birlikte hazırladığını beyan etttiği, tanık [C.B. de] aynı şekilde Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının cezaevinde kaldığı dönemde ziyaretlerine geldiğini, kaldığı dönem cezaevi sorumlusu olan [E.K., A.O.K. ve Ü.İ.] tarafından avukatlar aracılığıyla bir çok talimatın iletildiğini, daha sonradan bu talimatların cezaevi sorumluları tarafından kendisine ve diğer tutuklulara iletildiğini beyan ettiği, Yine Derya Altın mahlaslı gizli tanık beyanlarında, kendisinin cezaevinde kaldığı dönemde o zaman cezaevi sorumlusunun [M.C.] olduğunu, görüşmeye gelen Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının bu kişiye görüş kabininde örgütün sözlü emir ve talimatlarını getirdiklerini, bu şahsın da kendisine daha sonradan bu talimatları ilettiğini ve örgüt tarafından bu şekilde iletilen talimatlar uyarınca ceza evinde açlık grevine başladığını, Tanık [C.B.] beyanlarında; [Ç.Ö.S.] isimli kişinin iş yerine [R.Ç. ve M.Ö.nün] örgüt adına para almak amacıyla gittiklerini, [Ç.Ö.S.] isimli kişinin korktuğu için para vermemesi üzerine kendisinin bu durumu örgütün Merkezi Komitesine sorduğunu, Merkezi Komitesinin de o zaman bu şahsa parayı Halkın Hukuk Bürosuna bırakmasını istediğini, kendisinin de [Ç.Ö.S.ye] giderek parayı Halkın Hukuk Büronuna bırakmasını istediğini, bu şahsın da iki taksitte parayı Halkın Hukuk Bürosuna daha sonradan bıraktığını öğrendiğini, yani örgüt tarafından haraç olarak kesilen 80.000,00 T.L. paranın haracı ödeyen kişi tarafından Halkın Hukuk Bürosuna bırakıldığını beyan ettiği, tanık beyanlarına göre daha önceden Halkın Hukuk Bürosu avukatı olarak çalışan [T.T.nin] örgüt kurallarına riayet etmemesi sebebiyle örgütün Merkez Komitesinin aldığı karar uyarınca [T.T.nin] cezalandırılması amacıyla arabasının kurşunladığını, daha sonradan arabasının camına Halk Cephesi tarafından eylemin yapıldığına ilişkin not bırakıldığı, Tanık [B.E.nin] beyanlarına göre, örgütün Türkiyede'ki en üst yapılanmasının Merkezi Komite olduğu, bunun hemen altında ise Genel Komite isimli bir komite bulunduğu, Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından [B.T. ile O.A.nın] bu genel komite üyesi olduğu, yani Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından [B.T. ile O.A.nın] örgütün Türkiyede'ki üst yapılanmasında söz sahibi olduğu ve karar mercilerinde görev yaptığını beyan ettiği, Yine tanık [B.E.] beyanlarında kendisinin hakkında yakalama kararı bulunduğu 19.01.2017 tarihinde saklanmakta olduğu Armutlu mahallesindeki eve düzenlenen operasyondan sonraki akşam Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Özgür Yılmaz'ın eve gelerek 'Vefa Evi' olarak adlandırılan eve gelerek kendisine 'birkaç gün bekle, arkadaşlar seni buradan alacaklar' dediğini, ertesi gün [B.Ö.] kendisini alarak Mecidiyeköy'de bir eve getirdiğini beyan ettiği, Güneş mahlaslı gizli tanık duruşmadaki beyanlarında, tarihini tam olarak hatırlayamamakla birlikte 2013 ya da 2014 yıllarında Şişli Meydanında örgütün oturma eylemi olduğunu, eyleme polislerin müdahale etmesi durumunda molotof kokteyllerin daha önceden sakladıkları Halkın Hukuk Bürosundan almaya gideceklerini, polisin müdahalede bulunması nedeniyle yanında bir kişi ile birlikte Halkın Hukuk Bürosuna giderek daha önceden sakladıkları molotof kokteylleri alarak tekrardan meydana geldiklerini, eylemde molotof kokteyllerinin kullandıklarını beyan ettiği, yani örgütün eylemde kullandığı molotof kokteyllerinin Halkın Hukuk Bürosunda eylem öncesi saklandığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Örgütün legal yapılanma içerisinde yer alan İdil Kültür Merkezinde dış ortamdan tamamen izole edilmiş, kapısı içeriden açılan, özel olarak çelik ve demirlerle döşenerek ses ve yalıtım geçirmeyecek şekilde dizayn edilen ve 'sağır oda' olarak adlandırılan odada yapılan aramada; İstanbul 25. ACM'sinin 2017/57 Esas sayılı dosyasında emanette kayıtlı dijital materyallerin ele geçirildiği, bu konuda Siber Suçlarla Mücadele Şubesince tarafından tamamen usullere uygun ve HASH değerlerine uygun olarak içerik çıkartma raporu alındığı, bu raporda ele geçirilen örgütsel yazışmaların Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderildiği, bu yazışmaların dosyada belirtildiği üzere tespit ve dökümü yapıldığı, bu yazışmalardan da görüldüğü üzere örgütte herkese verilmeyen kripto yazışma yetkisi uyarınca dosyamızda yargılanan bir kısım sanıkların örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile yazışmalarının bulunduğu, (sanıkların eylemlerine ilişkin yapılacak değerlendirme de ayrıntılı olarak sanıklardan kimlerin yazışma yetkisine sahip oldukları ve yazışma içeriklerinde hangi sanıkların isimlerinin geçtiği ayrıca belirtilecektir.) bu yazışmalarda özellikle örgütsel faaliyetlerin anlatıldığı, yazışmalarda gizliliğe riayet edecek şekilde özel programlar kullanıldığı, haftalık olarak bu programların şifrelerinin belirlendiği, örgüt üyelerinin bu yazışmalarını önce Bulgaristan'da bulunan Nilüfer kod isimli örgüt üyesine gönderdikleri, daha sonradan gönderilen bu yazışmaların Yurtdışı Merkez Komiteye iletildiği, bu yazışmalarda kod isimler kullanıldığı, bu yazışmalarda Halkın Hukuk Bürosunun örgüt içerisinde 'Sporcular' olarak adlandırıldığı, örgüt içerisinde bulunan kişilere ilişkin durum değerlendirmesi yapılarak örgütsel faaliyetlerin izlenmesi konusunda Yurtdışı Merkez Komiteye rapor verildiği, örgütün gizlilik usullerine riayet ederek raporlama ve Yurtdışı Merkez Komitesiyle yazışmaya çok önem verdiği, zira İstanbul 18. ACM'nin 2014/117 Esas sayılı dosyasında da ele geçirilen dijital belgelerden anlaşıldığı üzere Halkın Hukuk Bürosunda görev yapan bir kısım avukatların Yurtdışı Merkez Komitesi ile yazışmalarının ve durum raporlarının tespit edildiği, bu yazışmalarda örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi tarafından örgüt üyelerine iletilmek üzere verilen emir ve talimatlar bulunduğu dikkate alındığında, özellikle örgüt içerisinde belli düzeyde bulunan kişilere yazışma yetkisinin verilmiş olması, dosyamız kapsamında Halkın Hukuk Bürosu sanıklarından bazılarına bu yetkinin verilmiş olduğu düşünüldüğünde, Halkın Hukuk Bürosu avukatları ile DHKP/C Silahlı Terör Örgütünün Yurt Dışı Merkez Komitesi arasında organik bağlantının bulunduğu tespit edilmiştir."
- Mahkemenin gerekçeli kararında, İKM'de ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu elde edilen verilere ilişkin yer verdiği açıklamalar ve değerlendirmeler şöyledir:
"İş bu dosyamızda yargılama konusu olan Halkın Hukuk Bürosu (HBB) hakkında DHKP/C silahlı terör örgütünün legal görünümlü açık alan yapılanması olduğu, bu hususta duruşmada dinlenen tanık ve gizli tanıkların beyanlarının ve 21/10/2016 tarihinde İdil Kültür Merkezi isimli yerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/125514 sayılı soruşturması kapsamında yapılan aramda ele geçirilen dökumanlar arasında yer alan dijital materyal içeriklerinin bulunduğu görülmüştür.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/125514 sayılı soruşturması kapsamında 21/10/2016 tarihinde İdil Kültür Merkezi isimli yerde yapılan aramada; (1) adet siyah renkli üzerinde 'O' ibaresi bulunan 2 ile numaralandırılan hafıza kartı, (1) adet KINGSTON marka 1620PY46526 ibareli 8 GB hafıza kartı, (1) adet SANDİSK marka 5471DKFNG1AZ ibareli 8 GB kapasiteli hafıza kartı, (1) adet siyah renkli üzerinde 'Y' ibareli hafıza kartı ve (1) adet siyah renkli SANDİSK ibaresi bulunan 8 GB hafıza kartı bulunarak el konulduğu, ele geçirilen diğer suç unsurları yanında ele geçirilen sayılan materyallerin İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 24.10.2016 tarihli el koymanın onanması ve inceleme kararı uyarınca imaj-export işlemlerinin İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce alınıp Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne teslim edildiği ve yapılan incelenmesinde dijital materyallerin 'txt' formatında örgütsel yazışmaları içerdiğinin anlaşıldığı ve bu kapsamda söz konusu içerikler hakkında bilgi sahibi etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak örgüt faaliyeti ve mensupları hakkında açıklamalarda bulunan [B.E.nin] tanık olarak beyanı alınmıştır.
Buna göre, tanık olarak yemin altında beyanı alınan [B.E.nin] beyanı ve ele geçirilen dijital materyallerin içeriklerine dair raporlar incelendiğinde; örgüt içinde özel gizli yazışma yetkisine sahip olan örgüt üyelerinin örgütün yurt dışı merkezi komitesi ile yazışmalarının bulunduğu, bu yazışmalarda örgüt faaliyetlerine ilişkin raporlar verildiği, talimatlar alındığı, dijital materyal içeriğinde yer alan; '24-herkesicin1' isimli txt belgesi incelendiğinde, [B.E.] isimli şahsın vermiş olduğu ifadeden anlaşılacağı üzere Halkın Hukuk Bürosu içerisinden faaliyet yürüten Av. [O.A.], Av. Özgür YILMAZ, Stj. Av. Ahmet MANDACI, [Av. G.D. ve Av. E.Ç.G.] isimli avukatların İstanbul Çağlayan Adalet Sarayında 19.08.2016 günü yapmış oldukları oturma eylemine ilişkin bilgilerin yer aldığı, yazının 20.08.2016 günü rapor haline getirilerek DHKP/C terör örgütü Yurtdışı Merkez Komiteye gönderildiği, Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının gerçekleştirmiş oldukları bahse konu eylemin, DHKP/C terör örgütü fikir ve ideolojisi doğrultusunda yayın yapan HALKINSESİ tv isimli internet sitesinden [...] linki ile paylaşım yapıldığı ve sahiplenildiği, bahse konu paylaşım ve örgütün Yurtdışı Merkez Komiteye göndermiş olduğu rapordan da anlaşılacağı üzere Halkın Hukuk Bürosu avukatları tarafından gerçekleştirilen eylemin DHKP/C terör örgütünün talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiği, [...] Halkın Hukuk Bürosu ve avukatlarının örgüt adına faaliyet yürüttükleri, yazışmalarda örgüt üyelerinden ve yer isimlerinden genel olarak kod isimle bahsedildiği, örgütün Türkiye Genel Komitesinin bu yazışmalarda 'Ortaklar' kod ismi ile isimlendirildiği, Halkın Hukuk Bürosunun 'SPORCULAR' kod ismi ile isimlendirildiği, İdil Kültür Merkezi'nin 'BİLGİSAYAR' kod ismi ile isimlendirildiği, [...] '29-toplantirapor' isimli 02.10.2016 tarihli dosyada, Anti-Emperyalist Cephe (Uluslarası İlişkiler) komitesinin [...] başında sanık Aytaç ÜNSAL’ın olması yönünde karar alındığı, '23gomlek3' isimli txt belgesinde, DHKP/C silahlı terör örgütü öncülüğünde kurulan uluslar arası alanda faaliyet gösteren Anti-Emperyalist Cephe Komitesi'nin çalışmaları kapsamında sanık Aytaç Ünsal'ın Suriye'ye giderek devlet başkanı ve yetkilileri ile görüşen heyet içerisinde bulunduğu, '27mercan3' isimli 26.09.2016 tarihli dosyada yurtdışı merkez komite tarafından sanık Aytaç Ünsal'ın Beyrut’da gerçekleştirilmesi planlanan Anti-Emperyalist Cephe toplantısında konuşma yapması ve diğer katılımcıların da her an konuşma yapacaklarmış gibi hazırlıklı olmaları talimatının verildiği bilgisinin yer aldığı, buna göre sanık Aytaç Ünsal'ın örgüt adına faaliyetler yürüttüğü, Materyal içeriğinde sanık Behiç AŞÇI'nın 'ESER' kod ismi ile isimlendirildiği, '!2saat2' isimli txt belgesi incelendiğinde sanık Behiç AŞÇI'nın köyüne gidildiği memnuniyet verici bir durum oluştuğunun belirtildiği, 'kurdistan-pkk' isimli dosya sanık Behiç AŞÇI'nın, Diyarbakır’da PKK terör örgütü ve halka ilgili izlenimleriyle bölgede bulunan halkın DHKP/C terör örgütünün silahlı eylemleri ile gerilla güçleri konusunda bilgilerinin olmadığı yönünde yurtdışı merkez komiteye rapor gönderdiği, meydana gelen hendek olayları ile alakalı PKK terör örgütünün yöntemlerini eleştirir tarzda yazdığı notun son kısmında 'bizim silahlı eylemlerimiz, gerilla güçlerimiz konusunda hiç bilgileri yok.' şeklindeki beyanından bizim kısmından DHKP-C terör örgütünden bahsettiği, örgütü sahiplendiği, '18yusuf1' isimli txt belgesinde ... sanık Engin GÖKOĞLU'nun 'DENİZ' kod ismi ile isimlendirildiği, '01tavsan2' isimli txt belgesi incelendiğinde, örgütün yurt dışı merkez komitesi tarafından, sanık Engin GÖKOĞLU'nun örgüt adına faaliyet yürüten Grup Yorum isimli müzik grubunun seslendireceği örgütsel şarkıda şiir okuyabileceği talimatının verildiği, dijital materyaller içinde yer alan '4594' isimli klasör içerisindeki; '29-garage12' isimli txt belgesi incelendiğinde; YUSUF (K) [A.A.ya] Yurtdışı Merkez Komiteden gönderilen 29.08.2016 tarihli yazıda, (DERYA K) [K.K.] isimli şahsın, (GÖKÇE K) [M.Y.G.] ve (DENİZ K) Av. Engin GÖKOĞLU hakkında yapmış olduğu değerlendirmeleri Yurtdışı Merkez Komiteye gönderdiği, bu raporun Yurtdışı Merkez Komite tarafından (YUSUF K) [A.A.] isimli şahsa göndererek şahıslar hakkında yapılacak çalışmalar ve şahısları kazanmak adına nasıl davranılması gerektiğini içeren bilgilerin yer aldığı, '29-garage12' isimli txt belgesi incelendiğinde ... örgütün DENİZ (K) sanık Engin GÖKOĞLU'nu 9 yaşından bu yana aileden biri olarak gördüğünün belirtildiği, buna göre sanık Engin GÖKOĞLU'nun DHKP-C terör örgütü ile küçüklükten gelen bir bağlantısının olduğu, '06elmasekimgidecek' isimli 06.10.2016 tarihli dosyada sanık Aycan ÇİÇEK'in 'AYÇİ' kod ismi ile isimlendirildiği, 'SPORCU AYÇİ' şeklinde kendisinden bahsedildiği, '02Yusuf2' isimli YUSUF (K) [A.A.] tarafından Yurtdışı Merkez Komitesine gönderildiği değerlendirilen yazı içeriği incelendiğinde, DHKP/C terör örgütü Kültür Sanat Yapılanması adı altında İdil Kültür Merkezi içerisinde faaliyet yürüten Grup Yorum isimli yapının çıkaracağı albüm ile alakalı olarak DHKP/C terör örgütü Yurtdışı Merkez Komitesinin albüm çıksın talimatı sonrası albümü çıkartmak için hızlanmaya başladıklarını belirtmiş, albüm içerisinde şiir okuma konusunda 'Sporculardan arkadaşlara okutacağız' şeklinde geçen bölümde (SPORCULAR KOD) Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet gösteren avukatların kastedildiği ve 'aycana hikaye anlatır gibi marksın yüzde on kar.. bölümünü okutacağız.' şeklinde geçen bölümde ise Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürüten sanık Aycan ÇİÇEK'ten bahsedildiği, ELMAS (K) [M.A.nın] parasını GÜVEN (K) [Ü.İ.den] aldığı Denizli gezisi sırasında sanık Aycan ÇİÇEK'le gezeceğini, ailesinin Güney ilçesinde oturması nedeniyle tanışıp onlarda kalacağını, gezmek için arabalarını kullanacağını belirttiği, sanık Aycan ÇİÇEK'in örgüte yardım edebilecek bir avukattan bahsettiği, sanık Özgür YILMAZ'ın 'MAHİR' kod ismi ile isimlendirildiği, '10-mikrofon5' isimli txt belgesi incelendiğinde, Yurt Dışı Merkez Komite tarafından ENGİN (K) [İ.G.ye] gönderilen yazıda sözde HFG (Hasan Ferit Gedik) Uyuşturucuyla Mücadele Merkezinin polis tarafından basıldığı ve buranın polis tarafından Kalekol yapılacağını bahse konu yerin tekrar alınabilmesi için (SPORCULAR Kod) Halkın Hukuk Bürosunun dava açılması talimatı verildiği, buna göre Halkın Hukuk Bürosunun DHKP/C terör örgütü adına faaliyet yürüttüğü, ayrıca yazı içeriğinde gözaltı işlemlerinin Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürüten (Mahir Kod) Av. Özgür YILMAZ tarafından takip edildiğinden bahsedilmiş olup, buna göre sanık Özgür YILMAZ'ın DHKP/C terör örgütü içerisinde faaliyet yürüttüğü, '03-focus10' isimli txt belgesi incelendiğinde, bahse konu yazının DHKP/C terör örgütü Yurtdışı Merkez Komitesi tarafından MAHİR (K) sanık Özgür YILMAZ’a verilen talimatlara dair ... not olduğu, yazı içeriğinde Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürüten MAHİR (K) sanık Özgür YILMAZ’ın yakalanan örgüt mensupları ve DHKP/C terör örgütünün alt yapılanması olan Halk Meclisi toplantı faaliyetleriyle ilgili olarak Yurtdışı Merkez Komiteye bilgi verdiği, komite tarafından, DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetleri nedeniyle yakalanan [M.N.] (K) [M.C. ve G.Y.nin] gözaltına alınmalarıyla ilgili olarak Halk Meclisleri tarafından açıklama yapılarak sahiplenilmesi, serbest bırakılmaları için eylemler yapılması için Av. Özgür YILMAZ’a talimat verildiği, sanık Özgür YILMAZ'dan Halk Meclisi çatısı altında kurulan bölgelerde bulunan insanların kendi aralarında ve devletle olan sorunlarını çözmek için Halk Meclisi’nin bulunduğu her bölgede 'Sorun Çözme Komisyonu' kurulmasını ve çözülen sorunlara dair rapor göndermesi ve örgütün yayın organı Halkın Sesi’nde yayınlanmasının istendiği, MAHİR (K) sanık Özgür YILMAZ’ın Halk Meclisleri toplantılarına katılmaları için 2 örgüt mensubuna talimat vererek Nurtepe’de evlere gönderdiği, Okmeydanı Halk Meclisi toplantısına MAHİR (K) sanık Özgür YILMAZ’ın da katıldığı ve toplantı konularıyla ilgili Yurtdışı Merkez Komiteye rapor verdiği, bu rapor doğrultusunda 'Bu konuda kampanyamızın ismini 'yozlaşma' değil, 'uyuşturucu' ismiyle öne çıkaralım... Uyuşturucu, kumar yozlaşma kampanyası, ama yozlaşma da genel uyuşturucu vurgusunu öne çıkaralım...' başlığı altında Yurtdışı Merkez Komite tarafından gönderilen notla, yapması gereken eylem ve faaliyetlerle ilgili talimatlar verildiği, Gazi’de faaliyet gösteren ve operasyon sonrası boşaltılan sözde Hasan Ferit Gedik Uyuşturucuyla Mücadele Merkeziyle ilgili olarak (SPORCULAR KOD) Halkın Hukuk Bürosunun 50-60 Avukatla dava açılabilir mi? Şeklinde görüşünün sorulduğu, tanık olarak dinlenen [B.E.nin] vermiş olduğu ifade de dikkate alındığında (SPORCULAR KOD) Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürüten (MAHİR KOD) sanık Özgür YILMAZ'ın DHKP/C terör örgütü Yurtdışı Merkez Komite ile irtibatlı olduğu, örgüt adına faaliyet yürüttüğü, DHKP/C terör örgütünün örgüt mensubu ve sempatizanlarının yoğun olduğu mahallelerde açmış olduğu Halk Meclisi ismi altındaki yapılarda toplantılara katılarak örgütün talimatlarını aktardığı ve örgüt mensubu şahıslar ve sempatizanlarının örgütlenmesi yönünde çalışmalara katıldığı, '07-kagit6' isimli 9 sayfadan oluşan txt belgesi incelendiğinde, DHKP/C terör örgütü Yurtdışı Merkez Komitesi tarafından YUSUF (K) [A.A.ya] gönderilen 06.10.2016 tarihli raporun 6. maddesinde (MAHİR KOD) sanık Özgür YILMAZ’ın Gazi Mahallesine ağırlık vermesinin istendiği, '4415' isimli klasör içeriğinde bulunan '!3sema' isimli txt belgesi incelendiğinde, yazı içeriğinde [O.B.] isimli şahsın yapmış olduğu eylemlerle alakalı olarak yaşanan gelişmelerden bahsedildiği, yazıda yurtdışı Merkezi Komite tarafından DİH (Devrimci İşçi Hareketi) toplantılarının düzenli olarak yapılması istenilmiş buna karşılık (SEMA KOD) [S.E.] isimli şahsın 'haklısınız, Dih toplantısı buna hizmet edecek aşağıda toplantının programı ve gündemi bulunmakta. Biz bu toplantıda yıllık hedefler koyup o programa da Av. Süleyman ile eğitim işçi meclislerinde olabilir bunu da panel şeklinde örgütleyebiliriz.' şeklinde ifadelerin bulunduğu, metin içerisinde geçen Av. Süleyman isimli şahsın DHKP/C terör örgütünün Hukuk yapılanması olan HALKIN HUKUK BÜROSU isimli yapılanma içerisinde faaliyet yürüten sanık Av. Süleyman GÖKTEN olduğu, aynı zamanda sanık Süleyman GÖKTEN’in DHKP/C terör örgütü işçi yapılanması Devrimci İşçi Hareketi içerisinde faaliyet yürüttüğü, bahse konu yazının SEMA (KOD) [S.E.] isimli şahıs tarafından yurtdışı Merkezi Komiteye gönderildiği, '4415' isimli klasör içeriğinde bulunan '01semagiden' isimli txt belgesi incelendiğinde, '01.09.2016 Sema 11.22' başlıklı yazının DHKP/C terör örgütünün Yurtdışı Merkez Komiteye (SEMA KOD) [S.E.] isimli şahıs tarafından gönderildiği, yazıda, DİH (Devrimci İşçi Hareketi) olarak değerlendirilen DHKP/C terör örgütü işçi yapılanması olan yapıyı dört ayrı komiteye ayırdıklarını, bunların Ana komite, Anadolu komite, Sendikalar ve sendika kurmaya yönelik de çalışmayı da yürütecek komite ve Kazova ve atölye çalışması yürüten komite olduğunu, komiteler içerisinde kimlerin görev alacağı belirtilmiş, genel komite içerisinde Cansu, şirin, dehman, türkan, Süleyman isimli şahısların olacağı, Süleyman isimli şahsın tanık olarak dinlenen [B.E.nin] beyanına göre Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürüten sanık Süleyman GÖKTEN olduğu, sanığın DHKP/C terör örgütü işçi yapılanması olan DİH (Devrimci İşçi Hareketi) içerisinde de faaliyet yürüttüğü, '4415' isimli klasör içeriğinde bulunan '03sema' isimli 3 sayfadan oluşan txt belgesi inclendiğinde, (Sema Kod) [S.E.] isimli şahsın DHKP/C terör örgütü Yurtdışı Merkezi Komitesine göndermiş olduğu yazıda [O.B.] isimli şahsın yapmış olduğu eylem ile alakalı olarak eylemin bittiğini direnişin kazandığını taleplerinin kabul edildiğini, Genel iş sendikasının yaptığından pişman olduğunu DİH (Devrimci İşçi Hareketi) ile oturup sorunu çözdüğünü, Merkezi komitenin DİH’in temel sorununun düzenli toplantı yapılmasını istediğini kendisinin de bu yönde toplantı programı hazırladığını içeren bilgilerin yer aldığı, ayrıca 3. maddede 'biz bu toplantıda yıllık hedefler koyup o programa da av.süleynman ile eğitim işçi meclislerinde olabilir bunu da panel şeklinde örgütleyebiliriz.' şeklinde bahsedilen Av. Süleyman’ın tanık sıfatı ile dinlenen [B.E.nin] beyanları da dikkate alındığında DHKP/C terör örgütünün Hukuk yapılanması olan Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürüten sanık Süleyman Gökten olduğu, ... linki ile DHKP/C terör örgütünün fikir ve ideolojisi doğrultusunda yayın yapan HALKINSESİ tv isimli sosyal medya sitesinde sanık Süleyman GÖKTEN'in cezaevinde bulunduğu esnada yazdığı mektubun, DİH (Devrimci İşçi Hareketi) Tutsak Avukatımız Süleyman GÖKTEN’DEN Taşerona Kadroyla İlgili İşçilere Mektup başlığıyla yayınladığı, '4415' isimli klasör içerisindeki '11semagiden' isimli txt belgesi incelendiğinde, (Sema KOD) [S.E.] isimli şahıs tarafından gönderildiği değerlendirilen yazıda, şahsın DİH (Devrimci İşçi Hareketi) ile alakalı olarak yapmış oldukları çalışmalar hakkında bilgilerin yer aldığı, 'Önce dün burada yapmış olduğumuz komite toplantımızı aktarayım. Toplantıya Reyhan ben ve Yusuf KATILDIK. Yusuf bu komitenin siyasi sorumlusunu sordu. bende mehmet ile konuştuğumuz en azından benim bilidiğim bu yanılıyorsam siz düzeltiniz. ELMAS ın yerine benim diye biliyorum. ŞU ANDA KOMİTEDE REYHAN VE BEN VARIZ. VE ARAMIZA DAHA SONRA G.ANTEPDEN bir arkadaş dahil olacak. ve buraya sporcu süleymanı hazırlayacağız diye anlattım.' şeklinde geçen bölümde yar alan 'sporcu süleyman' tabirinden tanık olarak dinlenen [B.E.nin] beyanı da dikkate alındığında (SPORCULAR KOD) Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürüten sanık Süleyman GÖKTEN'in kastedildiği, sanık Süleyman GÖKTEN'in DHKP/C terör örgütü fikir ve ideolojisi doğrultusunda faaliyet yürüten Devrimci İşçi Hareketi içerisinde de faaliyet yürüttüğü ve şahsın bu yapı içerisinde yetkili konuma hazırlandığı, '4415' isimli klasör içerisindeki '16-dolunay8' isimli txt belgesi incelendiğinde, (Sema KOD) [S.E.] isimli şahsa DHKP/C terör örgütünün Yurtdışı Merkezi Komitesi tarafından gönderildiği değerlendirilen yazıda, DİH’nin (Devrimci İşçi Hareketi) yeniden örgütlenmesi gerektiği, bu kapsamda İdeolojik Eğitim yapılması, örgütlenme çalışması yapılacak olan yerler hakkında bilgiler verilmekte, talimatta geçen 'okuma grubundaki her insanın yarın Gerilla olacağını dü[ş]üneceğiz ….' Cümlelerinden de anlaşılacağı üzere DİH’in örgüte elaman kazandırma etkin olduğu, raporda geçen, SPORCULAR ifadesi Halkın Hukuk Bürosu’nu, 'sly' kısaltması da sanık Süleyman GÖKTEN’i ifade etmekte olduğu, yazıda 'dikkat sema.. bu sana yazdığımız notu başka kimse ile tartışmadtık kimseye iletmedik..önce sen yaz düşünçelerini sonra biz son halini verec eğiz..yani sporcu sly haberi yok...kabul edermi bilmiyoruz...ö[n]ce ben önerelirini yaz ona göre son halini vereceğiz..' '…burda sly ve yanında başka bir arkadaşla işçinin hukuk bürosunu açabiliriz bir el ilanı çıkartırız kart vizit gibi işcileri dağıtırız... yaşadıkları sorunları çözmek için bize gelmelerini isteriz... sly gece gündüz kıraçta kalmalı. onlar gibi yaşamalı büroları halkın yaşadığı evlerden biri olmalı. sly asla kıracı terk etmemeli bir görünen bir kaybolon olmamalı yoksa güven veremeyiz …' şeklindeki cümleden de anlaşılacağı üzere DİH’in örgüte eleman temini ile alakalı Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürüten sanık Süleyman GÖKTEN'e teklif sunacaklarını şahsın işçi halkı gibi yaşamasını halkın yaşamış olduğu evlerden bir yer tutup büro açmasını burada işçi halkının sorunları ile ilgilenmesini sürekli orada olmasını bunun eleman temini için önemli olacağını yoksa inandırıcı olmayacakları yönünde bilgilerin yer aldığı, ... Buna göre, yukarıda belirtilen 'txt' belgeleri incelenip değerlendirildiğinde; bu belge[lerin] DHKP/C terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten şahısların DHKP/C terör örgütü Yurtdışı Merkez Komite ile yapmış oldukları yazışmaları olduğu anlaşılmış ve yazışma içeriklerinde yer alan ve tanık sıfatı ile dinlenen [B.E.nin] ifadesinde de belirtmiş olduğu (SPORCULAR KOD) Halkın Hukuk Bürosu ve içerisinde faaliyet yürüten kod isimleri de belirtilen Avukatlık mesleğine mensup sanıkların DHKP/C terör örgütü Yurtdışı Merkez Komite ile irtibatlarının bulunduğu, örgütün düzenlemiş olduğu toplantılara katıldıkları, örgüt adına (KARINCA KOD) Gizli Grup çalışmaları yaptıkları, örgütün işçi yapılanması olan DİH (Devrimci İşçi Hareketi) içerisinde faaliyette bulundukları, örgütün eleman kazanımına yönelik kamp düzenledikleri, örgüt mensubu şahısların ve sempatizanlarının yoğun olduğu bölgelerde örgütün alt yapılanması olan Halk Meclisleri içerisinde faaliyet yürüttükleri, örgütün düzenlemiş olduğu piknik organizasyonlarına katıldıkları, kısaca DHKP/C terör örgütünün alt yapılanmaları içerisinde faaliyette bulundukları ve yukarıda belgelerde adı geçen Avukatların DHKP/C terör örgütünün Yurtdışı Merkez Komite tarafından verilen talimatlara uyarak örgüt adına faaliyette bulundukları anlaşılmıştır."
- Anılan kararda Mahkemenin İKM'de ele geçirilen dijital materyallere ilişkin olarak başvurucuların taleplerinin reddine dair gerekçesi şöyledir:
"Sanıklar ve müdafileri tarafından 2016/125614 sayılı soruşturma dosyasında emanete alınan dijital materyalin ham halinin dosyaya getirtilmesi, buna ilişkin emanet makbuzunun getirtilmesi, buna ilişkin el koyma, inceleme kararlarının dosyaya getirtilmesi, dijital inceleme tutanağını düzenleyen polis memurlarının tanık olarak dinlenilmesi talep edilmiş ise de; söz konusu dijital materyalin İstanbul 25.ACM'sinin 2017/47 Esas sayılı derdest dosyasında emanette bulunduğu, bu konuda mahkeme tarafından verilen ara karar ile imaj örneklerinin sanık müdafileri tarafından alınmasına izin verildiği, imajlar üzerinde sanıklar müdafileri tarafından bir inceleme yaptırılmamış olduğunun anlaşıldığı, İstanbul 25. ACM'sinin 2017/57 Esas sayılı dosyasında emanette kayıtlı evraklar incelendiğinde; İstanbul 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/4562 D. iş sayılı kararı ile verilen izin ve karar uyarınca Adli Bilişim Büro Amirliği tarafından içerik çıkartma raporu alındığı, içerik çıkarma raporuna göre ... seri numaralı sabit disk ile 12 numaraya kadar numaralandırılmış dijital eşyalar üzerinde imajlarının alınarak export edilmesi işlemlerinin uygulandığı, bu raporda imajlara ait HASH değerlere riayet edildiği, buna ilişkin tüm djital eşyaların içerik alma raporlarının bulunduğu, alınan raporun adli bilişim büro amirleri görevlilerince imza altına alındığı, alınan raporun yeterli ve açık olduğu, bu konuda yeniden rapor alınması ya da raporda imzaları bulunan polis memurlarının tanık olarak dinlenilmesinin yargılamaya bir katkı sağlamayacak olması dikkate alınarak bu yöndeki taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir."
- Gerekçeli kararda başvurucular yönünden mahkûmiyet kararlarına esas alınan deliller ile bu delillere dayalı olarak suçun sübutuna, hukuki nitelendirmesine ve temel cezanın belirlenmesine dair bazı tespitlerde bulunulmuştur.
i. Başvurucu Özgür Yılmaz yönünden yapılan değerlendirme şöyledir:
"DHKP/C Terör Örgütü içerisinde leğal görünün altında illegal faaliyette bulunduğu iddiası ile Halkın Hukuk Bürosu avukat yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturmada kapsamında, sanık, 12.09.2017 tarihinde gözaltına alınmış İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 20.09.2017 tarihli, 2017/474 Sorgu sayılı dosyasında 'Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme' suçundan hakkında tutuklama kararı verilmiş akabinde de mahkememizde kamu davası açılmıştır.
DHKP/C Terör Örgütü içerisinde İhtiyaç Komitesi (İKOM)’nde faaliyet yürütürken yakalanan ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren [C.B.] sanık hakkında; '...Halkın Hukuk Bürosu DHKP/C örgütü adına faaliyetlerde bulunan bir kurumdur. Özellikle gözaltına alınan veya tutuklanan örgüt mensubu şahısların avukatlıklarını üstlenirler. Sadece avukatlıklarını üstlenmekle kalmazlar. Yine ifademde bahsettiğim üzere örneğin emniyet birimlerinde gözaltına alındığımızda Halkın Hukuk Bürosu Avukatları ile yapmış olduğumuz avukat görüşmede gözaltındaki şahıslara örgütün kurallarına uymamız gerektiği şeklinde uyarıda bulunurlar. (Bu uyarılar Açlık Grevine gitme, imza atmama, direnme, parmak izi vermeme vs.) Halkın Hukuk Bürosu Avukatları örgütle, merkezi komiteyle, yöneticilerle, Ceza evi sorumluları arasındaki bağlantıyı sağlar ve örgütün üst düzey yöneticilerine bilgi aktarırlar. Avukatlar merkez komiteden veya yöneticilerden aldıkları talimatları gözaltında bulunan veya tutuklu bulunan şahıslara iletirler. Bir nevi KURYELİK görevi yaparlar vermiş talimatlar kesinlikle kendilerine ait değildir örgütün talimatlarıdır. Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürüten ve kuryelik yapan avukatlar şunlardır: [Özgür YILMAZ ...] isimli şahıslar Halkın Hukuk Bürosunda DHKP/C örgütü adına KURYE olarak faaliyetlerde bulunan şahıslardır..' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında beyanlarına başvurulan Tanık [B.E.], mahkememizin 2. celsesinde, sanık hakkında; '... Özgür YILMAZ, evet tanırım, Mahir kod ismini ... O Halk Meclislerinden kendisi şey sorumludur, BAŞKAN: Evet, şimdi Halk Meclislerini anlat bakalım kısaca, Halk Meclisleri ne iş yapar? Evet, Halk Meclisleri legal yapılanma içerisindedir, Yani bunu 90'lı yıllarda özellikle Susurluk döneminin olduğu süreçte Gazi Mahalle alanında yapılan ilk başarılı bir solcu olmuştu, buna istinaden tekrardan bu kitleselleşmeyi yaratabilmek için örgüt adına Halk tabanına inebilmek için böyle bir kampanya başlatıldı Halk Meclislerini tekrardan... Çünkü şöyledir, yani bu çok fazla her mahallede kurulmaya çalışılan bir şey, benim bildiğim hani Armutlu Mahalle alanında var, Gazi'de var, Nurtepe Çayan bölgesinde var... İşte 1 Mayıs bölgesinde var... Okmeydanı'nda var... Ya benim bildiğim yani şahsen gördüğüm Okmeydanı, Nurtepe Çayan, Armutlu, Gazi Mahalle alanı... Halk Meclisleri şimdi bu mesela Gazi Mahalle alanında benim yaşadığım Çarşamba günleri mesela sorun çözme günü adı altında Halk Meclisinde... Toplantılara katıldım... Bu toplantıda yapılanlar şunlar mesela bir şahıs gelir der ki işte benim şu kiramı vermiyor veya işte şu evde uyuşturucu içiliyor, işte veya başka başka birçok sorun söylenir, ondan sonra diyelim ki mesela işte bu benim paramı vermiyor... İş yerinde çalıştım, vermiyor, ondan sonra bu talepler, bu tarz taleplerle Halk Meclisine gelinir, Halk Meclisi'nde bir komite kurulur, sorun dinleme komitesi, ondan sonra bu komite sorunu dinler, ondan sonra işte bir de sorun çözme günü belirlenir, cumartesi günü mesela, sorun neyse konunun içeriğinin işte yoğunluğuna göre bu komite bir karar alır ve o sorunu çözer, ne oldu mahalleden atma işte evini yakma yıkma ondan sonra işte malına mülküne el koyma yani bu tarz şeyler... Yani ben, Gazi Mahallesinde denk geldim, uyuşturucu satıyordu herhalde bir ev, ondan sonra onun işte evini toplanıp boşalttırmışlardı, onu hatırlıyorum, Ondan sonra yani bazen hani basın açıklamalarından şeylerden görüyorum, Gazi'de özellikle, işte hani ayağından vurma milisler tarafından işte ondan sonra birkaç defa ölüm olayı olmuştu... Yani Halk Meclisleri şöyle, milisler tarafından örgütlenir bu ev, yani mesela Halk biz de şöyle olur, karar Halk Meclisinden alınır... Okmeydanı Halk Meclisinde olduğum zamanda mesela orada işte oturma eylemi kararı alınmıştı, oturma eylemi yapılıyordu, ondan sonra Armutlu'dayken de ondan sonra Armutlu Mahalle alanındaydım ben 2016 yılında, işte oradayken Halk Meclisi kurulmuştu, yıkım Armutlu Fatih Sultan Mehmet Mahallesinin İstanbul'daki orasının işte o bölgenin orada işte yıkılacağına dair basında haberler çıkmıştı, örgüt talimatıyla işte toplantılar Halk toplantıları düzenlenmesi istendi... Ondan sonra bu toplantıları örgütleyen kişi Özgür YILMAZ'dı... Benim illegal alana geçerken bana aracılık etmişti... Ben şeye kaçtığım zaman operasyon olan eve Vefa evine gelmiştim, Vefa evinde kaldıktan sonra sabah olmuştu, ondan sonra ertesi gün Özgür YILMAZ kendisi geldi Vefa evine, benim orada olduğumu biliyormuş, ondan sonra bana kendisinin abla ile konuştuğunu ondan sonra bir iki gün burada beklememizin kendi, beni illegal alana geçireceklerini söylemişti, sonra dediğim gibi [B.Ö.] geldi beni aldı illegal alana götürdü...' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Örgüte yönelik yapılan operasyonda ele geçirilen SD kart içerisinde; Yurtdışı Merkez Komiteye gönderilen mesaj ve merkez komitenin cevabi yazılarında sanık ile ilgili olarak; '.gözaltılar: mahir üzerinden yürüyor hala' şeklinde bir raporun geçtiği bu raporda sanığın kod ismi (MAHİR) ile anıldığı görülmüştür.
Dosyadaki Dijital İnceleme Tutanağı incelendiğinde DHKP/C terör örgütü üyesi olup da, güvenlik güçlerimizle girişilen silahlı çatışmada öldürülen kişilerin anma törenleri, örgüt tarafından sahiplenilen kişilerle ilgili basın açıklamalarında bulunduğuna dair tespitler yapılmıştır.
Toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın, tanık beyanlarına göre, DHKP-C terör örgütünün hapishane sorumluları ile arasındaki bağlantıyı sağlayan, hapishanedeki tutuklu ve hükümlülere örgüt talimatlarını ileten ve Kuryelik yapan, Halkın Hukuk Bürosu adı altındaki Avukatlık yapılanmasına dahil faaliyet göstermesi, örgütün Halk Meclisi Sorumlusu olması, 'Mahir' kod isim kullanması, örgütün düzenlediği basın açıklamalarına katılması göz önüne alındığında sanığın bu şekilde DHKP-C silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgüt üyeliği için aranan 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk' gerektiren faaliyetlere katıldığı ve örgütün amacı ve menfaatine katkı sağladığı ve bu suretle silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüştür.'
...
Her ne kadar sanık ÖZGÜR YILMAZ hakkında cezalandırılması istemi ile TCK 314/1 maddesi uyarınca iddianame düzenlenerek kamu davası açılmış ise de; sanığın eylemlerinin TCK 314/2 maddesi kapsamında kaldığına mahkememizce kanaat gelinmekle; Sanık ÖZGÜR YILMAZ'ın üzerine atılı bulunan DHKP-C Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan sübut bulan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesi gereğince; Sanık Özgür Yılmaz'ın örgütün halk meclis yapılanmasının genel sorumlusu olması, sanığın örgüt içinde kod isim kullanması, örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile şifreli yazışma yapma yetkisine sahip olmaları, örgütsel yazışmalarının bulunmaları, örgütün karar mercilerinin emir ve talimatlarının bu yazışmalar ile örgüt elemanlarına aktarılması, sanığın örgüte bağlılık derecesi, mesleği ve konumu itibarıyla örgüte sağladığı fayda, böylelikle değerlendirilen kastın yoğunluğu, suçun işleniş şekli, meydana gelebilecek tehlikenin boyutu bir bütün olarak dikkate alınarak; sanık hakkında belirtilen sebeplerle takdiren ve teşditen 9 Yıl Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına ..."
ii. Başvurucu Behiç Aşcı yönünden yapılan değerlendirme şöyledir:
"DHKP/C Terör Örgütü içerisinde leğal görünün altında illegal faaliyette bulunduğu iddiası ile Halkın Hukuk Bürosu avukat yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturmada kapsamında, sanık, 12.09.2017 tarihinde gözaltına alınmış İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 20.09.2017 tarihli, 2017/474 Sorgu sayılı dosyasında 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan hakkında tutuklama kararı verilmiş akabinde de mahkememizde kamu davası açılmıştır.
Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında beyanlarına başvurulan Tanık [B.E.], mahkememizin 2. celsesinde, sanık hakkında; ... Behiç AŞÇI var bildiğim, ondan sonra bunlar var tek tek anlatabilirim yani... 'Eser' kod ismini kullandığını biliyorum ... Behiç AŞCI ilk şimdi ben onu TAYAT'ta Başkan diye biliyordum, ondan sonra avukat olduğunu bilmiyorum ama avukatlık faaliyetine hani o dönem kadar yürüttüğünü bilmiyordum, daha önce TAYAT başkanı olarak biliyordum, ondan Uluslararası İlişkiler Bürosu açılmıştı Armutlu mahalle alanında, o bürodu duruyordu, onun üzerinden Suriye konusu üzerinden gündemler takip ettiğini, o zaman Hünkar olarak bana konuşurken konular anlatmıştı, böyle çalışmalar yürüttüğünü biliyorum, ondan sonra en son Diyarbakır'da Hukuk Bürosu açtı, onu da şuradan biliyorum, dijital şeyden dış merkez komiteden bana şey gelmişti, not gelmişti, işte Eserler şeyde büro açıcak, ondan sonra orada tanıdığınız öğrencileri işte şeyleri Hukuk okuyan varsa vesaire bölgede Elazığ özellikle bu bölgede Tunceli'de onlarla tanıştırmamız isteniyordu, onu da böyle hatırlıyorum... Ya bir defa biz Gençlik Federasyonunda 19 Aralık ile ilgili şey düzenlemiştik, panel düzenlemiştik, Şafak YAYLA söylemişti yapacağımızı, ondan sonra konuşmacının da Behiç AŞCI olduğunu söylemişti, o dönem gelmişti Behiç mesela AŞCI 19 Aralık'ta yaşananları bize anlatmıştı, orada seminer vermişti bize gençliğe ...' şeklinde beyanda bulunmuştur.
DHKP/C Terör Örgütü içerisinde İhtiyaç Komitesi (İKOM)’nde faaliyet yürütürken yakalanan ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren [C.B.], sanık hakkında; Benim ceza evinde kalmış olduğum üç buçuk yıllık süre içerisinde Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarından Behiç Aşcı [ve ...] isimli avukatlar ziyaretime geliyordu... Avukatlar örgütle hapishaneler sorumluları arasındaki bağlantıyı sağlar ve örgütün üst düzey yöneticilerine bilgi aktarırlar. Yine örneğin emniyet birimlerinde gözaltına alındığımızda Halkın Hukuk Bürosu Avukatları ile yapmış olduğumuz avukat görüşmede gözaltındaki şahıslara örgütün kurallarına uymamız gerektiği şeklinde uyarıda bulunurlar...' şeklinde beyanda bulunmuş, aynı tanık mahkememizin 3-5 aralık 2018 tarihleri arasında yapılan duruşmasında ise; '... Gördüğüm yazışma yapan avukatlardan ... Behiç Aşcı ... aktif olarak bunları gördüm yani diğerleriyle, diğerleriyle somut olarak görmedim... Yani şöyle, pek çoğu pek çoğunun görevleri sürekli olmayabiliyor ama genel olarak Behiç Aşçı Doğu bölgesinin avukat yapılanmasının, örgütlenmesinden sorumlu.' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Gizli tanık GÜNEŞ’in soruşturma kapsamında alınan ifadesinde; 'Ben bu şahsı Avukat Behiç AŞÇI olarak tanıyorum. Bu şahıs DHKP/C örgütü mensubu şahısların avukatlığını yapmaktadır. Diğer avukatlardan daha itibarlı olduğu için tanıyanlar Behiç Abi diye hitap ederler. Bu şahsın DHKP/C örgütü adına ölüm oruçlarına katıldığını biliyorum. Örgüt adına çekilmiş olan F TIPI isimli filmin oyuncularındandır. Örgütün en güvendiği isimlerden biridir. Bir defasında ben gözaltındayken nasıl direnmem gerektiğini (parmak izi vermeme, tükürük örneği vermeme, açlık grevi yapma, hiçbir şekilde ifade vermeyerek susma hakkını kullanma, zorluk çıkarma ve slogan atma vb.) şeklinde uyarılarda bulunarak bizzat benimle görüşmesinde beni bu şekilde uyarmıştır. Örgüt içerisinde hemen hemen herkes bu şahsı tanır ve saygı gösterir. Bu şahsın Örgütün üst düzey yöneticileriyle görüştüğüne eminim. DHKP/C örgütü içerisinde faaliyet yürüten ve Tunceli de ölen örgüt mensubu [L.A.] ile Okmeydanı’nda hatırladığım kadarı ile 2014 ün 6. Ayında Sibel YALÇIN Parkında birebir oturduklarını ve aralarında bir şeyler konuştuklarını gördüm' şeklinde beyanda bulunmuş, mahkememizdeki beyanında ise 'Aynen bu verdiğim ifadeyi, aynen ki doğruluyorum harfiyen böyledir efendim...' şeklindeki beyan etmiştir.
Yine soruşturma aşamasında beyanlarına başvurulan [D.K.], sanık ile ilgili olarak özetle; Sanığın TAYAD (Tutuklu Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği); Bu yapılanma DHKP/C örgütü suçundan cezaevinde hükümlü yada tutuklu bulunan şahısların ailelerini örgütlemek ve cezaevindeki yapılanma arasındaki bağı koparmamak için kurulmuş bir yapılanmadır.) Resmiyette sorumlusu Behiç AŞÇI görünmesine rağmen bu kurumun tüm işlevlerini ... yapmaktaydı. Bu kurum ölen örgüt mensuplarının cenazelerini düzenlerler, bu şahıslar için basın açıklamaları organize ederler... Uluslararası İlişkiler Komitesi; DHKP/C örgütünün kurmuş olduğu komitelerinden biridir. Merkezi Armutlu’dadır. Sorumluluğunu Avukat Behiç AŞÇI yapar. Bu komite yeni kurulduğu için şu an tek gündem maddelerinin Suriye olduğudur. Örgüt Suriye yönetimine destek vermektedir.' şeklinde beyanda bulunmuştur.
'ADALET HALKIN EKMEĞİDİR. EZİLEN SÖMÜRÜLEN HALKLARIN SAVUNMASINI ÜSTLENİYORUZ AMED HALKIN HUKUK BÜROSU' adı altında Diyarbakır ilinde kurulan yerde yapılan açılış toplantısında DHKP/C terör örgütü içeresinde faaliyet yürüttüğü için gözaltına alınan ve arşiv kaydı mevcut olan ... isimli örgüt mensuplarının bulunduğu, bu şahıslarla aynı ortamda bulunan şahısların tespitine yönelik yapılan çalışma neticesinde; Şüpheli Behiç AŞÇI’nın daha önceden DHKP/C Terör örgütünden haklarında işlem yapılan arşiv kayıtları bulunan ... isimli şahıslarla birlikte Halkın Hukuk Bürosunun Diyarbakır şubesi açılışında olduğu tespit edilmiştir.
Sanığın ... Amed Hukuk Bürosu, Bağlar/Diyarbakır olarak faaliyet gösteren adreste yapılan aramada;
-2 adet Boran yayınları tarafından çıkarılan 'MAHİR, HÜSEYİN, ULAŞ KURTULUŞA KADAR SAVAŞ' başlıklı kitap, (Hatay 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/619 D. İŞ sayılı kararınca Dağıtımının Yasaklanma kararı verilmiş) -1 adet üzerinde 'Ezilen Halkların Silaha Sarılmaları Tarihsel Bir Zorunluluktur!' ibaresi bulunan Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm İçin Yürüyüş isimli derginin 29 Mayıs 2016 tarihli 523. Sayısı, -1 adet üzerinde 'Emperyalizme Ve İşbirlikçilerine Karşı Savaşmadan Kurtuluş Sağlanamaz' ibaresi bulunan Emperyalizme Ve Oligarşiye Karşı Yürüyüş isimli derginin 5 Mart 2017 tarihli 4. Sayısı, -1 adet yukarı tarafta ön izlemesi verilen üzerinde 'Halkın İktidarını İstiyoruz! Halk Savaşı Veriyoruz! Biz Kazanacağız! Savaşa Katıl! Gerillayı Destekle!' ibaresi bulunan Bakımsızlık Demokrasi Sosyalizm İçin Yürüyüş isimli derginin 10 Nisan 2016 tarihli 516. Sayısı, -1 adet üzerinde 'Emperyaliz ve Onun İşbirlikçisi Oligarşiyi Yeneceğiz! Şehirde, Kırda Umut Gerillada!' ibaresi bulunan Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm İçin Yürüyüş isimli derginin 3 Nisan 2016 tarihli 515. Sayısı, -1 adet üzerinde '[L.A. ve B.K.] Komutanlarımızı Geleneklerimiz Yarattı, Onlar da Yeni Gelenekler Yaratarak Şehit Düştüler' ibaresi bulunan Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm İçin Yürüyüş isimli derginin 5 Şubat 2017 tarihli 559. Sayısı, -1 adet üzerinde 'İdeolojik Ve Siyasi Önderliğini Emperyalizmin Yaptığı Uzlaşma, Tasfiye, Teslimiyet Politikalarına Karşı Yol Yapan, Yol Açan, Yol Gösteren Parti-Cephe’dir' ibaresi bulunan Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm İçin Yürüyüş isimli derginin 12 Haziran 2016 tarihli 525. Sayısı, (İdeolojik Ve Siyasi Önderliğini Emperyalizmin Yaptığı Uzlaşma, Tasfiye, Teslimiyet Politikalarına Karşı Yol Yapan, Yol Açan, Yol Gösteren Parti-Cephe'dir isimli dergi Hatay 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/619 D.İŞ sayılı kararınca Dağıtımının Yasaklanması kararı olduğu) - 1 adet üzerinde 'Biz Kazanacağız! Kendi Bedenini Savaş Mevzisi Haline Getiren Savaşçılarımızla Kazanacağız!' ibaresi bulunan Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm İçin Yürüyüş isimli derginin 16 Ekim 2016 tarihli 543. Sayısı olduğu anlaşılmıştır.
Örgüte yönelik yapılan operasyonda ele geçirilen SD kart içerisinde; sanığın Merkez Komiteye; 'Biz kendimizi eksikliklerimiz ve hatalarımızla örgüt insanı kabul ediyoruz. Diğer kurumların partiye yakınlığı ve bizim uzaklığımızı karşılaştırdığımızda acı duyduğumuz bir durumdur, bunun kapatmak istiyoruz. Raporlarımızla ilgili eleştirileriniz doğrultusunda raporlarımızı düzenleyeceğiz' şeklinde gizli yazışma ile rapor verdiği, Yine [H.] isimli kişi tarafından yurtdışındaki sorumluya hitaben yazıldığı anlaşılan bir yazışmada; 'efkan konusunu behiç ve metin ile konuştuk dhg önüne cıkartaçağız dedik çhd den istifa edecek dedik metin önçeden böylesi bir durumda güvenlik için bırakan kışı herkese söylenmeyebiliyordu efganı herkese söyleyeçekmiyiz diye sordu onu ayrıca konuşuruz dedik efganın başlangıçta tüm kitleye açıklayalımmı' şeklinde rapor verildiği, buna benzer değişik zamanlarda sanığın gizli yazışma yaptığı ve sanıkla ilgili merkez komiteye defaten rapor verildiği görülmüştür.
Toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın, tanık beyanlarına göre, DHKP-C terör örgütünün hapishane sorumluları ile arasındaki bağlantıyı sağlayan, hapishanedeki tutuklu ve hükümlülere örgüt talimatlarını ileten ve Kuryelik yapan, Halkın Hukuk Bürosu adı altındaki Avukatlık yapılanmasına dahil faaliyet göstermesi, (avukatlık ofisinin umut veya amet olarak adlandırılması, faaliyetin Halkın Hukuk Bürosu kapsamında olduğu gerçeğini değiştirmeyecektik.) örgüt içi gizli haberleşme yetkisine sahip olması, 'Eser' kod ismini kullanması, örgütsel eylemlere katılması, sanığın adresinde yapılan aramada birçok örgütsel materyalin ele geçirilmiş olması, sanığın, TAYAD (Tutuklu Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği) başkanlığını yapması göz önüne alındığında sanığın bu şekilde DHKP-C silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgüt üyeliği için aranan 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk' gerektiren faaliyetlere katıldığı ve örgütün amacı ve menfaatine katkı sağladığı ve bu suretle silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüştür.
...
[Sanık] BEHİÇ AŞÇI['nın] üzerine atılı bulunan DHKP-C Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan sübut bulan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesi gereğince; sanık Behiç Aşçı'nın örgüt içerisinde kod isim kullanması, örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile şifreli yazışma yapma yetkisine sahip olması, örgütsel yazışmalarının bulunması, örgütün karar mercilerinin emir ve talimatlarının bu yazışmalar ile örgüt elemanlarına aktarılması,
...
Sanı[ğın] örgüte bağlılık derece[si], mesle[ği] ve konum[u] itibarıyla örgüte sağladı[ğı] fayda, örgüt hiyerarşik düzeni içerisinde emir ve talimat verebilme yetki[si]nin bulunması, böylelikle değerlendirilen kastlarının yoğunluğu, suçun işleniş şekli, meydana gelebilecek tehlikenin boyutu bir bütün olarak dikkate alınarak, [sanık] hakkında belirtilen sebeplerle takdiren ve teşditen sanı[ğın] 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılma[sı]na ..."
iii. Başvurucu Süleyman Gökten yönünden yapılan değerlendirme şöyledir:
"DHKP/C Terör Örgütü içerisinde leğal görünün altında illegal faaliyette bulunduğu iddiası ile Halkın Hukuk Bürosu avukat yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturmada kapsamında, sanık, 12.09.2017 tarihinde gözaltına alınmış İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 20.09.2017 tarihli, 2017/358 Sorgu sayılı dosyasında 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan hakkında tutuklama kararı verilmiş akabinde de mahkememizde kamu davası açılmıştır.
DHKP/C Terör Örgütü içerisinde İhtiyaç Komitesi (İKOM)’nde faaliyet yürütürken yakalanan ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifade veren [C.B.] sanık hakkında; 'Benim ceza evinde kalmış olduğum üç buçuk yıllık süre içerisinde Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarından ... Süleyman GÖKTEN, ... isimli avukatlar ziyaretime geliyordu... Avukatlar örgütle hapishaneler sorumluları arasındaki bağlantıyı sağlar ve örgütün üst düzey yöneticilerine bilgi aktarırlar. Yine örneğin emniyet birimlerinde gözaltına alındığımızda Halkın Hukuk Bürosu Avukatları ile yapmış olduğumuz avukat görüşmede gözaltındaki şahıslara örgütün kurallarına uymamız gerektiği şeklinde uyarıda bulunurlar... Benim faaliyet yürüttüğüm dönemde Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürüten ve kuryelik yapan avukatlar şunlardır: [...] Süleyman GÖKTEN, [...] isimli şahıslar Halkın Hukuk Bürosunda DHKP/C örgütü adına KURYE olarak faaliyetlerde bulunan şahıslardır...' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında beyanlarına başvurulan Tanık [B.E.] mahkememizin 2. celsesinde sanık hakkında; '... Süleyman GÖKTEN diye hatırlıyorum ... Yani ben zaten o güne kadar 2012 idi ben o zamanlar onu tanımıyordum, hani gelmiş ama arkadaşlar, örgütte şöyle bir kural vardır, gelen avukatlara Halkın Hukuk Bürosu'ndan mı? ismin soy ismin ne ? Bunlar ilk önce sorulur. Ona göre zaten görüşme yapılır. Başka bir bürodan geliyorsa... Kod isim kullanıp kullanmadığını bilmiyorum ama bana göstermiş olduğu dijitaller içerisinde Savcılığın ismini SLYM olarak hatırladığım kodlandığını biliyorum... Kendisi işçi hareketleri, işçi hareketi içerisinde ve kazova içerisinde faaliyet yürütüyor, bir defa kazova şeyine gitmiştim Bayrampaşa'da, orada kazovadaki işte grupla toplantı yaptığını görmüştüm, bunun dışında Kıraç tarafına gidiyordu, onları biliyorum, Kıraç tarafında işçi hareketinin çalışmalarını yürütüyordu, ondan sonra DİSK'e işte [O.B.] direnişinin olduğu dönemde, [O.B.] DİSK'te işten atılmış bir şahıs, onun sürecinde DİSK'te oturma eylemi vardı, o süreçlerde onu kendisi sürdürüyordu, onu biliyorum, Süleyman GÖKTEN hakkında bunlar...' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Süleyman GÖKTEN’in 13.03.2015 günü DHKP/C terör örgütünün açık alan yapılanması olan Halk Cephesi organizesinde gerçekleşen eyleme katıldığı tespit edilmiştir. Sanık Süleyman GÖKTEN’in [...] Ataşehir/İSTANBUL ve iş yeri olan [...] Beyoğlu/İSTANBUL sayılı adresinde yapılan aramada elde edilen sanığa ait dijital materyallerin Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından alınan imaj Hard Disklerine kaydedilmiş klasörler ve bu klasörlere bağlı alt klasörler içerisinde yer alan resim, belge, video kayıtları ve diğer Sayısal veri uzantıları ile bunlara ait dizinler üzerinde mevcut bilgisayar donanımları ile yapılan inceleme neticesinde;
-
1 Adet SONY marka 546112250005801 seri numaralı laptop dijital içerisinde; ön izlemesi soruşturma evrakında yer alan 'ZaferYolunda.32276.pdf' şeklinde isimlendirilen 'pdf' uzantılı belgenin içeriğinde; DHKP/C terör örgütünün ideolojisi doğrultusunda yayın yaptığı değerlendirilen 'BORAN' yayınevi tarafından 2000 EYLÜL ayında basılan '2992' sayfadan oluşan 'ZAFER YOLUNDA 1' isimli kitabın dijital hali olduğu görülmüştür. Bahse konu kitabın içeriğinde yapılan detaylı incelemede; -THKP/C Terör örgütü ve DHKP/C Terör örgütünün tarihsel sürecinin anlatıldığı, - İdeolojik ve siyasi yapısının ayrıntılı şekilde anlatıldığı, - Tarihsel süreç içerisinde yapmış olduğu şiddet eylemlerinin anlatıldığı, -Örgüte yönelik yapılan operasyonların ayrıntılı anlatıldığı, -Örgütün kırsal alanında silahlı faaliyet gösteren örgüt mensuplarının eylemlerinin anlatıldığı, -DHKP/C Terör örgütünün kuruluşu ideolojisi ve savaş stratejinin anlatıldığı tespit edilmiştir.
-
1 Adet SAMSUNG marka S1X3J90SA22153 seri numaralı 160 GB kapasiteli harddisk dijital içerisinde; Ön izlemesi soruşturma evrakında yer alan videodan alman ekran alıntıları incelendiğinde; '[H.F.G.] ÖLÜMSÜZDÜR' yazılı HALK CEPHESİ imzalı çerçevenin olduğu, yine bahse konu şahsın cenaze törenine ait görüntülerin mevcut olduğu tespit edilmiştir. ([H.F.G.] 29 Eylül 2013 günü DHKP/C terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen eylem sırasında silahlı çatışma sonucu ölen bir örgüt üyesidir.) Ön izlemesi soruşturma evrakında yer alan 'Bize Ölüm Yok HAZIRAN.35057.pdf' şeklinde isimlendirilen 'PDF' uzantılı belgelerin içeriğinde; Devrimci Sol terör örgütünün güdümünde basım-yayın yaptığı bilinen Haziran yayınevi tarafından Kasım 1992 yılında yayınlanan 203 sayfadan oluşan 'Bize Ölüm Yok' isimli kitabın dijital hali olduğu görülmüştür. Bahse konu kitabın DEV-SOL terör örgütü faaliyetlerini anlatmak üzere hazırlanmış ve DHKP/C terör örgütü içindeki şahısların bu yasadışı terör örgütünün tarihini, nereden geldiğini ve nasıl bir örgüt olduğu anlatılmakla beraber Dev-Sol terör örgütünün Merkezi Komitesinde yer alan şahısların hayatlarının anlatıldığı anlaşılmıştır.
Ön izlemesi soruşturma evrakında yer alan Devrimci Sol Bildirisi.36366.rtf isimli World belgesi incelendiğinde; 'DHKP-C ANADOLU İHTİLALİNİN ÖNCÜSÜ, İKTİDARIN TEK ALTERNATİFİDİR' yazı ile başlayan DHKP-C terör örgütünün kuruluş tarihi ve amacı ve silahlı mücadele gerekliliği hakkında bildirinin olduğu tespit edilmiştir.
Örgüte yönelik yapılan operasyonda ele geçirilen SD kart içerisinde; Yurtdışı Merkez Komiteye gönderilen mesaj ve merkez komitenin cevabi yazılarında sanık ile ilgili olarak; 'dikkat sema., bu sana yazdığımız notu başka kimse ile tartışmadtık kimseye iletmedik..önce sen yaz düşünçelerini sonra biz son halini verec eğiz..yani sporcu siy haberi yok...kabul edermi bilmiyoruz...öhce ben önere/irini az ona göre son halini vereceğiz' '...burda siy ve yanında başka bir arkadaşla işçinin hukuk bürosunu açabiliriz bir el ilanı çıkartırız kart vizit gibi işçileri dağıtırız... yaşadıkları sorunları çözmek için bize gelmelerini isteriz... siy gece gündüz kıraçta kalmalı, onlar gibi yaşamalı büroları halkın yaşadığı evlerden biri olmalı, siy asla kıracı terk etmemeli bir görünen bir kaybolon olmamalı yoksa güven veremeyiz ...' şeklinde rapor yazıldığı, sanıktan 'siy' diye bahsedildiği görülmektedir.
Toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın, tanık beyanlarına göre, DHKP-C terör örgütünün hapishane sorumluları ile arasındaki bağlantıyı sağlayan ve Kuryelik yapan Avukatlık yapılanmasına dahil faaliyet göstermesi, yapı içerisinde 'işçi hareketleri' ile ilgilenmesi, İdil Kültür Merkezinde gizli haberleşmenin yapıldığı özel bölmede ele geçirilen SD kart içerisindeki bilgilere göre sanığın isminin 'SLYM' olarak kodlanması, sanığa ait ev ve işyerinde yapılan aramada birçok örgütsel materyalin ele geçirilmiş olması, sanığın örgütsel eylemlere katılması, örgüt içinde işçi hareketinin çalışmalarından sorumlu olması göz önüne alındığında sanığın bu şekilde DHKP-C silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgüt üyeliği için aranan 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk' gerektiren faaliyetlere katıldığı ve örgütün amacı ve menfaatine katkı sağladığı ve bu suretle silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüştür.
...
[Sanık] SÜLEYMAN GÖKTEN['in ...] üzerine atılı bulunan DHKP-C Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan sübut bulan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesi gereğince;
... Sanık Süleyman Gökten'in örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile şifreli yazışma yapma yetkisine sahip olması, çözümü yapılan gizli ve örgütsel yazışmalarda isminin geçmesi, örgüt tarafından oluşturulan işçi meclisleri grubunun sorumlusu olması, ... Böylelikle [sanığın] örgüte bağlılık derece[s]i, mesle[ğ]i ve konum[u] itibarıyla örgüte sağladı[ğ]ı fayda, böylelikle değerlendirilen kast[ının] yoğunluğu, suçun işleniş şekli, meydana gelebilecek tehlikenin boyutu bir bütün olarak dikkate alınarak, [sanık] hakkında belirtilen sebeplerle takdiren ve teşditen sanı[ğın] 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılma[s]ına
..."
iv. Başvurucu Aytaç Ünsal yönünden yapılan değerlendirme şöyledir:
"DHKP/C Terör Örgütü içerisinde leğal görünün altında illegal faaliyette bulunduğu iddiası ile Halkın Hukuk Bürosu avukat yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturmada kapsamında sanık 12.09.2017 tarihinde gözaltına alınmış, İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 20.09.2017 tarihli, 2017/559 Sorgu sayılı dosyasında 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan hakkında tutuklama kararı verilmiş akabinde de mahkememizde kamu davası açılmıştır.
Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında beyanlarına başvurulan Tanık [B.E.] mahkememizin 2. celsesinde sanık hakkında; '.... Mesela Aytaç ÜNSAL'ın ben biliyorum Gençlik Federasyonu'nda işte [A., L.] ondan sonra soyadını hatırlamıyorum. O ve ondan GÜNEŞ ile birlikte üçü Uluslararası İlişkiler Komitesi'nin toplantısını düzenliyorlardı. Ondan sonra bu tarz birçok faaliyet yani, önceki ifadelerimde de anlattığım ve şeyler var, hususlar var ... Aytaç ÜNSAL'ın kod ismi kullanıp kullanmadığını bilmiyorum ... Aytaç ÜNSAL'ın ben, Uluslararası İlişkiler Komitesi içerisinde göre komite içerisinde olduğunu biliyorum ... Çünkü bizim Gençlik Federasyonu'nda kendisi bir kez anlattığım gibi ifademde biraz öncesinde bu komite üyeleri ile birlikte toplantı yaptı... 2015 idi... Gençlik Federasyonu Kütüphanede yaptı... Yani benim bildiğim Ortadoğu'da yapılan birkaç Uluslararası Sempozyuma kendisi katıldı, onun dışında ben daha çok Uluslararası İlişkiler Komitesi içerisinde faaliyet yürüttüğünü biliyorum kendisinin... Bu komite işte [E.B.] sempozyumu düzenler her yıl, bu sempozyuma dünyanın birçok ülkesinde işte faaliyet yürüten örgütler, gruplar, anti emperyalist kişiler bunlar katılır, bu şeyin de amacı zaten şöyledir daha önce anlatayım ben size [E.B.] sempozyum ile hedeflenen anti emperyalist bir birlik yapmak, bu, bunun üzerinden örgütün yurt dışında olan işte diğer örgütlerle ilişkisini geliştirmek onların imkanlarından, olanaklarından yararlanmak, budur... (Aytaç ÜNSAL da bu şekilde yurt dışında yapılan seminerlere, sempozyumlara katıldı diyorsun, doğru mu ?) Evet..' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; 20.02.2015 günü Lübnan-Beyrut’ta DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi) terör örgütünün organizesinde‘Beyrut'ta Uluslararası Tecritle Mücadele Sempozyumu’ adı altında örgütsel bir toplantı düzenlendiği, bahse konu toplantının örgütün yayın organı olan http://www.halkinsesi.tv/ isimli internet sitesinde 21 Şubat 2015 günü yayınlandığı tespit edilmiştir. Bahse konu toplantının üç gün sürdüğü, son gününde Lübnan’da gezi düzenlendiği ve aynı sitede toplantının içeriği ile ilgili haberlerin yapıldığı 27 Şubat 2015 günü '12. Tecrite Karşı Mücadele Sempozyumu' başlıklı haber ile 1. Gün olarak yayınlandığı, gerçekleştirilen toplantının DHKP/C terör örgütünün yayın organı, çeşitli sayılarına toplatma kararı verilen, haftalık olarak çıkarılan ve propaganda aracı olarak kullanıldığı değerlendirilen Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm İçin YÜRÜYÜŞ dergisinin, 8 Mart tarihinde yayınlanan 459. Sayısı ve 15 Mart 2015 tarihinde yayınlanan 460. Sayısında “Dünya Halklarının Kardeşliğini Anlatan Bir Aileyiz Beyrut’ta! 12. Uluslararası Tecrite Karşı Mücadele Sempozyumu' başlıklı haber ile yayınlandığı tespit edilmiştir. Derginin haber ile ilgili ön izlemeleri incelendiğinde; Şüpheli Aytaç ÜNSAL’ın 20.02.2015 günü Lübnan-Beyrut’ta DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/ Cephesi) terör örgütünün organizesinde Beyrut'ta Uluslararası Tecritle Mücadele Sempozyumu’ isimli sempozyuma katıldığı sözde DHKP/C terör örgütünün Askeri kanadını temsil eden sözde bayrağı altında sempozyumda konuşma yaptığı tespit edilmiştir.
Ayrıca şüpheliyle ilgili yapılan açık kaynak araştırmalarında Fransa ülkesinde her yıl eylül ayında kutlanan ve Fransız Komünist Partisi öncülüğünde düzenlenen Humanite festivalinde Halkın Hukuk Bürosu Avukatlarından Şüpheli Aytaç ÜNSAL’ın 16 Eylül 2015 tarihinde yayınlanan fotoğraf karesinde DHKP/C terör örgütü kurucu lideri Dursun KARATAS’ın fotoğrafının bulunduğu ve pankartın önünde konuşmacı görünümünde bir masanın arka tarafında bulunan pankartta 'DEVRİME ONSUZ AMA ONUNLA YÜRÜYORUZ' şeklinde ibareler bulunduğu tespit edilmiştir.
Sanığın ... Çankaya/ANKARA adresinde yapılan aramada elde edilen digital malzemelerin incemesinde;
-1 Adet ACER marka NXSHPEY0026460D8E47600 seri numaralı laptopun, Siber Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından alman imaj Hard Disklerine kaydedilmiş klasörler ve bu klasörlere bağlı alt klasörler içerisinde yer alan resim, belge, video kayıtları ve diğer Sayısal veri uzantıları ile bunlara ait dizinler üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
1 MAYIS DİRENİŞTİR! 1 MAYIS CEPHE'DİR!.mp4 isimli videodan alınan ekran alıntısında bahse konu video incelediğinde; DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi) Terör örgütü yapılanması Halk Cephesi grubunun yaptıkları korsan gösterilerinin bulunduğu, grubun 'Umudun adı DHKP/C' şeklinde sloganlar attığı, 01 Mayıs 2015 tarihinde yapılan İşçi ve Emekçiler bayramına toplanılması yasak olan İstanbul Taksim meydanına çağrının olduğu tespit edilmiştir.
Alev Saçlı Savaşçı - [E.S.K.] - YouTube.MP4 isimli videodan alınan ekran alıntısında bahse konu video incelendiğinde; 30.01.2015 günü İstanbul Beyoğlu İlçesi Taksim meydanında bekleme görevi yapan polislere yönelik silahlı saldırıda bulunan ve 01.04.2015 günü İstanbul Emniyet Müdürlüğüne silahlı ve bombalı saldırıda bulunup ölü olarak ele geçirilen DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi) terör örgütü üyesi [E.S.K.] isimli şahıs hakkında düzenlenmiş video tespit edildiği, video içerisinde; 01 Ocak 2015 tarihinde İstanbul Dolmabahçe Sarayında bekleme görevini ifa eden polislere silahlı ve bombalı saldırıda bulunup gözaltına alman DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi) terör örgütü üyesi [F.Ö.] isimli şahsın görüntüsünün olduğu, 11.09.2012 günü İstanbulSultangazi ilçesi Gazi Polis Merkezi Amirliğine canlı bomba eylemi gerçekleştirerek 1 polis memurunun şehit edilmesi ve çok sayıda vatandaşın ve polis memurunun yaralanmasına neden olan ve olayda parçalanarak ölen DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi) terör örgütü üyesi [İ.Ç.] isimli şahsın görüntüsünün olduğu tespit edilmiştir.
Pablo Hasel Halk Milisleri.mp4 isimli videodan alınan ekran alıntısında; bahse konu video incelendiğinde; farklı zaman ve tarihlerde gerçekleşen ve bu videoda birleştirilen korsan eylemler ve yüzleri kırmızı peçe ile kapalı şahısların Emniyet Kuvvetleri’ne taş, Molotof ve uzun namlulu silahlarla saldırıda bulunduğu, 12.06.2012 tarihinde, İstanbul Sarıyer İlçesi İstinye Mahallesinde bulunan İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Merkezi Amirliğine bombalı ve silahlı saldırı eylemi gerçekleştirirken güvenlik güçleriyle girmiş olduğu çatışmada ölü olarak ele geçirilen DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi) terör örgütü üyesi [E.D.] isimli şahsın görüntüsünün olduğu, İstanbul ili, ... sayılı adresine yapılan operasyon esnasında DHKP/C terör örgütü mensubu [G.Ö.nün] ikazlarına uymayarak güvenlik güçleri ile girmiş olduğu silahlı çatışma neticesinde vurularak etkisiz hale getirilen şahsın cenaze törenine ait görüntünün olduğu tespit edilmiştir.
Videonun adı iki kasınla başlayan.mp4 isimli video’dan alınan ekran alıntısında; 03.03.2016 günü İstanbul Bayrampaşa İlçesinde bulunan Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne silahlı ve el bombalı saldırıda bulunan saldırı sonrası olay yerinden ticari taksiyle kaçan sıcak takip sonucu Bayrampaşa ilçesi ... sayılı bina içerisinde sıkıştırılan ve Teslim ol çağrılarına silah ve bombayla karşılık veren ve yapılan operasyon sonucu ölü olarak ele geçirilen [B.Y. ve Ç.Y.] isimli teröristler için düzenlenmiş videonun olduğu tespit edilmiştir.
Kızıldere ile başlayan.MP4 isimli videodan alınan ekran alıntısında; 31 Mart 2015 günü İstanbul ili, Şişli ilçesi İstanbul Adalet Sarayı içerisinde DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephe) terör örgüt militanları [Ş.Y. ve B.D.] isimli şahıslar Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim KİRAZ’ı rehin almıştır. Gerçekleştirilen operasyon sonucunda teröristler etkisiz hale getirilirken, Savcımız Mehmet Selim KİRAZ ise örgüt militanlarınca ŞEHİT edilmiştir. Bahse konu terör örgütü mensupları adına düzenlenmiş videonun olduğu tespit edilmiştir.
- 1 Adet SAMSUNG marka HS7M91GC700276P ibareli laptopun, Siber Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından alman imaj Hard Disklerine kaydedilmiş klasörler ve bu klasörlere bağlı alt klasörler içerisinde yer alan resim, belge, video kayıtları ve diğer Sayısal veri uzantıları ile bunlara ait dizinler üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
Ön izlemesi çıkartılan 'Buyuk Direniş 122sehit_Cilt_2.223229.pdf' şeklinde isimlendirilen 'PDF' uzantılı belgelerin içeriğinde; DHKP/C terör örgütünün güdümünde basım-yayın yaptığı bilinen 'BORAN' yayınevi tarafından Temmuz 2010 yılında yayınlanan 509 ve 533 sayfadan oluşan 'Büyük Direniş 122 Şehit Cilt 1 ve Büyük Direniş 122 Şehit Cilt 2' isimli kitapların dijital hali olduğu görülmüştür. Kitaplarda; F tipi cezaevlerine karşı çeşitli cezaevlerinde meydana gelen Ölüm Orucu direnişi sırasında ölen 122 kişiden bahsedildiği şahısların özgeçmişlerinin anlatıldığı, şahısların hangi örgüte mensup olduklarından bahsedildiği, kitabın DHKP-C terör örgütü tarafından, örgüt sempatizanlarına ve örgüt üyelerine eğitim ve öğretimlerine katkı sağlamak, kitabın örnek teşkil etmesi dolayısıyla şahısların örgüte olan bağlılıklarını arttıracağı, bahse konu kitapta ajitasyon yapılarak ölüm orucu direnişinde hayatını kaybeden şahısların hayatı anlatılarak, ideolojik eğitimlerine katkı sağlamak amacıyla yazıldığı anlaşılmıştır.
Ön izlemesi soruşturma evrakında yer alan 'KongreBelgeleri_2.223236.pdf' şeklinde isimlendirilen 'pdf' uzantılı belgenin içeriğinde; Kongre Belgeleri 2 KARARLAR isimli 180 sayfadan oluşan Haziran Yayınevi tarafından basılan kitap olduğu, bahse konu dosya incelendiğinde DHKP/C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi) terör örgütünün kuruluş kongresinde almış olduğu kararlardan oluştuğu, kitapta örgüt içerisinde meydana gelen tartışmalar ve çekişmeler hakkında açıklamalar yapıldığı, partiye ve cepheye üye alımı hakkında bilgilerin verildiği, yeraltı örgütlenmesinin durumu ve yeniden örgütlenmesi hakkında bilgilerin olduğu, partinin temel mücadele biçiminin 'Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi' içerisinde silahlı mücadele olduğunu ve bir devrimcinin silahlı mücadelede nasıl bir strateji izleyeceği yönünde bilgilerin verildiği, örgütün yayın faaliyetlerinin daha profesyonelce ele alınması gerektiğini, örgütün gücünün kadro, silah ve mali kaynaklarla orantılı olduğunu ve partinin savaşı geliştirebilmesi için mali kaynak yaratmak zorunda olduğunu ve bunun nasıl yapılacağı konusunda bilgilerin olduğu, örgütün polis sızması ve takibine karşı bilgilerin olduğu ve örgüt mensubu kişilerin nasıl ve neler yapması gerektiği hakkında bilgilerin olduğu görülmüş ayrıca sözde devrimin gerçekleşmesi halinde devletin Marksist Leninist düzende yönetileceği ve Siyasal alanda, Uluslar arası ve dış politikada, Yargıda, Ekonomik Alanda, Sanayi ve Ticarette, Tarım ve Hayvancılıkta, Sosyal hayat ve Sınıflar üzerine bilgilerin olduğu ve bunların nasıl yapılacağından bahsedildiği ve mevcut anayasal düzenin nasıl yıkılacağını sözde devrimi gerçekleştirdikleri zaman devletin hangi sistem üzerinden yönetileceği bahsedildiği anlaşılmıştır.
Ön izlemesi soruşturma evrakında yer alan 'ZaferYolunda2.223246.pdf' şeklinde isimlendirilen 'pdf' uzantılı belgenin içeriğinde; DHKP/C terör örgütünün ideolojisi doğrultusunda yayın yaptığı değerlendirilen 'BORAN' yayınevi tarafından 2009 AĞUSTOS ayında basılan '503' sayfadan oluşan 'ZAFER YOLUNDA 2' isimli kitabın dijital hali olduğu görülmüştür. Bahse konu kitabın içeriğinde yapılan detaylı incelemede; - DEV-SOL terör örgütünün açıklamalarının ve haber bültenlerinden oluştuğu, -Tarihsel süreç içerisinde yapmış olduğu şiddet eylemlerinin anlatıldığı, -Örgütün kırsal alanında silahlı faaliyet gösteren örgüt mensuplarının eylemlerinin anlatıldığı, -DEV-SOL Terör örgütünün ideolojisi ve savaş stratejinin anlatıldığı tespit edilmiştir.
Örgüte yönelik yapılan operasyonda ele geçirilen SD kart içerisinde; Sakarya’da yakalanan Akademisyen [H.S.D.nin] mahkemede savunmasını Avukat Aytaç ÜNSAL’ın yaptığı bu savunma ile ilgili merkez komiteye; 'Savcı [S.] hocanın tutuklanmasını istemişti. Hakim de tutuklama niyetindeydi. Ancak Sporcu Aytç... çok iyi bir savunma yapmış, kıran kırana bir duruşma olmuş ve hakim HAFTADA 5 GÜN imza atma şartıyla, adli kontrol vermişti. Ama Savcının 1 hafta içinde itiraz etme ve bu itirazla da [S.nin] tutuklanma ihtimali yüksekti. - ilk 3 gün [S.ye] ulaşamadık. Daha sonra Aytç..ı aramış, hukuki işlerle ilgili danışmak için İstanbul'da görüşmek istemiş, aytç.. bize de haber verdi, ben ve recep de gittik görüşmeye. Orada [S.] hoca ile yüz yüze görüşebildik...' şeklinde rapor verildiği tespit edilmiştir.
Dosyadaki Dijital İnceleme Tutanağı incelendiğinde; DHKP/C terör örgütü üyesi olup da güvenlik güçlerimizle girişilen silahlı çatışmada öldürülen kişilerin anma törenleri, örgüt tarafından sahiplenilen kişilerle ilgili basın açıklamalarında bulunduğuna dair tespitler yapılmıştır.
Toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın tanık beyanlarına göre, DHKP-C terör örgütünün hapishane sorumluları ile arasındaki bağlantıyı sağlayan, hapishanedeki tutuklu ve hükümlülere örgüt talimatlarını ileten ve Kuryelik yapan, Halkın Hukuk Bürosu adı altındaki Avukatlık yapılanmasına dahil faaliyet göstermesi, Örgütün Uluslararası İlişkiler Komitesi içerisinde yer alması, yine örgütün düzenlemiş olduğu ulusal ve Uluslararası Sempozyumlarına konuşmacı olarak katılması, sanığın adresinde yapılan aramada ele geçen dijital materyaller içerisinde bir çok örgütsel dökümanların bulunması göz önüne alındığında sanığın bu şekilde DHKP-C silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgüt üyeliği için aranan 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk' gerektiren faaliyetlere katıldığı ve örgütün amacı ve menfaatine katkı sağladığı ve bu suretle silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüştür.
...
[Sanık] AYTAÇ ÜNSAL['ın ...] üzerine atılı bulunan DHKP-C Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan sübut bulan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesi gereğince;
... Sanık Aytaç Ünsal'ın çözümü yapılan gizli ve örgütsel yazışmalarda isminin geçmesi, sanığın örgütün Uluslararası İlişkiler Komitesinde sorumluluk düzeyinde görevinin bulunması, yurt dışındaki seminer ve organizasyonlara örgüt adına katılması ... Böylelikle [sanığın] örgüte bağlılık derece[s]i, mesle[ğ]i ve konum[u] itibarıyla örgüte sağladı[ğ]ı fayda, böylelikle değerlendirilen kast[ının] yoğunluğu, suçun işleniş şekli, meydana gelebilecek tehlikenin boyutu bir bütün olarak dikkate alınarak, [sanık] hakkında belirtilen sebeplerle takdiren ve teşditen sanı[ğın] 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılma[s]ına ..."
v. Başvurucu Engin Gökoğlu yönünden yapılan değerlendirme şöyledir:
"DHKP/C Terör Örgütü içerisinde leğal görünün altında illegal faaliyette bulunduğu iddiası ile Halkın Hukuk Bürosu avukat yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturmada kapsamında sanık 12.09.2017 tarihinde gözaltına alınmış, İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 20.09.2017 tarihli, 2017/358 Sorgu sayılı dosyasında 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan hakkında tutuklama kararı verilmiş akabinde de mahkememizde kamu davası açılmıştır.
Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında beyanlarına başvurulan Tanık [B.E.] mahkememizin 2. celsesinde sanık hakkında; '... Engin GÖKOĞLU'nu biliyorum, bunları gördüm Yürüyüş Dergilerinde, ondan sonra hatırladığım yani bunlar var ... (Kod ismi kullanıyor mu örgüt içerisinde ?) Evet, 'Deniz'... Şimdi Engin GÖKOĞLU, ben, onu 2012 veya 2014, 2012 yılıydı sanırım, şimdi Ankara ilinde gözaltına alındım ben Meclis'e girerken, Meclis'te bir grup toplantısında pankart açma eylemi yapacaktık, ondan sonra o sırada işte fark edildi pankart üstümüzde, gözaltına alındık, ondan sonra geldim şeye karakola getirdiler bizi, ondan sonra karakoldayken Engin GÖKOĞLU geldi, ondan sonra dosyada zaten bir şey yok, ondan sonra memurlarında ben konuştum nabzını aldım, üstünüzü arayıp sizi bırakacaklar dedi, ondan sonra ama dedi hani biz zaten örgütsel tavırdır üstümüzü aratmayız hani polis gözaltılarında, aratmazsanız dedi hemen dedi bırakçaklar sizi dedi, ondan sonra polislerde geldi ben de aynı şekilde söyledim, biz dedim üstümüzü aratmıyoruz dedim, ondan sonra aynı Engin GÖKOĞLU'nun dediği gibi bizi serbest bıraktılar sonra üstümüzü aratmadık diye, öyle işlem... Yani Engin GÖKOĞLU yani hatırladığım şimdi bunlar var bir de şey vardı ben şeyde illegal alandayken Tunceli ilinde operasyon olmuştu kırsal alanda ... Ondan sonra bu operasyon bombardıman sırasında DHKP-C örgütünden birisi orada yaşamını yitirdi, ondan sonra bu insanların cenazeleri ortada yoktu, (anlaşılamadı) ailelerden ölen örgüt üyelerinin ailelerinden birisi açlık grevine başlamıştı orada meydanda Seyit Rıza meydanında, ondan sonra bu açlık grevinin bitirilmesine yönelik Valiliğin görüşmeleri olmuş sanırım... (7 Kasım 2016’da Tunceli ilinde Türk Silahlı Kuvvetlerince yapılan hava bombardımanı sonucunda öldürülen 11 DHKP-C örgüt üyesinden biri olan [M.G.nin] babası [K.G.], açlık grevine gitmiş sanık da bu kişinin vekilliğini yapmıştır. Sanık bu konuyu gündemde tutmak için basına demeçler vermiştir. Bu olay ile ilgili tutulan tutanak dosyamıza ibraz edilmiştir.) ... Biz de bana bu yönlülük bilgi notu geldi ... Bunu da hani bilgilendirme amaçlı merkez komite bana göndermişti oradan biliyorum ... O merkez komiteye yazmış o toplantıya dair bilgi yani şey raporunu sunmuş' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Gizli tanık Kenan DORUK ve [C.B. de] sanığı tanıdıkları yönünde beyanda bulunmuşlardır.
Gizli tanık GÜNEŞ’in 13.09.2017 tarihli ifadesinin ilgili kısmında sanık ile ilgili; 'Ben bu şahsı Engin GÖKOĞLU olarak tanıyorum. Bu şahıs faaliyet yürüttüğüm dönem içerisinde ve halen DHKP/C örgütü mensuplarının avukatlığını yapan şahıstır. Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürütür. DHKP/C örgütünün talimatları doğrultusunda örgüt adına kampanyalar düzenleyen basın açıklamalarında bulunan, örgüt mensuplarının avukatlığını yaparak, gözaltında iken nasıl davranmaları ve direnmeleri gerektiğini (parmak izi vermeme, tükürük örneği vermeme, açlık grevi yapma, hiçbir şekilde ifade vermeyerek susma hakkını kullanma, zorluk çıkarma ve slogan atma vb.) şeklinde uyarılarda bulunarak talimatlara uyulması gerektiği şeklinde bizzat benimle görüşmesinde beni bu şekilde uyarmıştır.' şeklinde beyanda bulunmuş, mahkememizdeki tanıklık beyanında da bu beyanlarını inkar etmemiştir.
Sanığın 13.03.2015 günü DHKP/C terör örgütünün açık alan yapılanması olan Halk Cephesi organizesinde gerçekleşen eyleme katıldığı dosyada mevcut resim ile tespit edilmiştir.
Örgüte yönelik yapılan operasyonda ele geçirilen SD kart içerisinde; '24-herkesicinl' isimli dosya, HHB (Halkın Hukuk Bürosu)’de çalışan örgüt üyesi bir avukat tarafından Yurtdışı Merkez Komiteye gönderilen rapor içeriğinde; '[Av. ...] gözaltına alındılar, ... arkadaşlarına destek olmak için alındılar. 'Bir ceza istiyorum... Girişteki şiiri okuyan güzel okumamış..syporcu zeki ve deniz.• ikisininde sesi güzel tok ...mehmet ali güvenb..de olabilir...arada okunan onları evlerinde rahat uyurken değil..bu okuyanda hiç iyi değil..ya okuyan ya okuma şekli değişmeli' şeklinde raporun geçtiği gözükmektedir.
Dosyadaki Dijital İnceleme Tutanağı incelendiğinde DHKP/C terör örgütü üyesi olup da güvenlik güçlerimizle girişilen silahlı çatışmada öldürülen kişilerin anma törenleri, örgüt tarafından sahiplenilen kişilerle ilgili basın açıklamalarında bulunduğuna dair tespitler yapılmıştır.
Soruşturma aşamasında ifadesine başvurulan Gizli tanık Sevilay GÖNÜL de dosyamızda dinlenen diğer tanık beyanlarını teyit eder nitelikte, sanığın, Ankara’da örgüt avukatlığı yaptığı, daha sonra örgüt talimatı ile İstanbul’a geldiğini Istanbul da Halkın Hukuk Bürosunda Avukatlık yaptığı, tutuklanan ya da göz altına alınan örgüt mensuplarının adli davalarını takip etiği ve hapishanelere giderek örgüt talimatını ilettiği hapishane ile örgüt arasında bağı sağladığı, ayrıca örgütün yurt dışı yapılanması ile şifreli yazışma yaptığı yönünde beyanda bulunmuştur. (iş bu tanığın beyanı, mahkeme de tanık olarak dinlenen tanıkların beyanı ile benzer mahiyette olduğu için iş bu tanık mahkememizce dinlenmemiştir.) Toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın, tanık beyanlarına göre, DHKP-C terör örgütünün hapishane sorumluları ile arasındaki bağlantıyı sağlayan, hapishanedeki tutuklu ve hükümlülere örgüt talimatlarını ileten ve Kuryelik yapan, Halkın Hukuk Bürosu adı altındaki Avukatlık yapılanmasına dahil faaliyet göstermesi, örgüt içi gizli haberleşme yetkisine sahip olması, 'Deniz' kod ismini kullanması, örgütsel eylemlere katılması göz önüne alındığında sanığın bu şekilde DHKP-C silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgüt üyeliği için aranan 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk' gerektiren faaliyetlere katıldığı ve örgütün amacı ve menfaatine katkı sağladığı ve bu suretle silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüştür.
...
[Sanık] ENGİN GÖKOĞLU['nun ...] üzerine atılı bulunan DHKP-C Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan sübut bulan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesi gereğince;
... Sanık Engin Gökoğlu'nun örgüt içerisinde kod isim kullanması,örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile şifreli yazışma yapma yetkisine sahip olması, çözümü yapılan gizli ve örgütsel yazışmalarda isminin geçmesi ... Böylelikle [sanığın] örgüte bağlılık derece[s]i, mesle[ğ]i ve konum[u] itibarıyla örgüte sağladı[ğ]ı fayda, böylelikle değerlendirilen kast[ının] yoğunluğu, suçun işleniş şekli, meydana gelebilecek tehlikenin boyutu bir bütün olarak dikkate alınarak, [sanık] hakkında belirtilen sebeplerle takdiren ve teşditen sanı[ğın] 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılma[s]ına ..."
vi. Başvurucu Aycan Çiçek yönünden yapılan değerlendirme şöyledir:
"DHKP/C Terör Örgütü içerisinde leğal görünün altında illegal faaliyette bulunduğu iddiası ile Halkın Hukuk Bürosu avukat yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturmada kapsamında sanık 12.09.2017 tarihinde gözaltına alınmış, İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 20.09.2017 tarihli, 2017/358 Sorgu sayılı dosyasında 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan hakkında tutuklama kararı verilmiş akabinde de mahkememizde kamu davası açılmıştır.
Tanık [B.E.nin] iddianamede ayrıntılı olarak anlatılan ifadelerinde sanık ile ilgili beyanda bulunmuş, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında beyanlarına başvurulan Tanık [B.E.] mahkememizin 2. celsesinde sanık hakkında; '...Yani kod ismi kullanıp kullanmadığını şuan ben bilmiyorum ama bana gösterilen dijital materyaller içerisinde bir şahsın Aycan ÇİÇEK'i anlatırken AYÇİ ismiyle kodladığı gördüm... Evet, İzmir'deki Hukuk Bürosu'nda faaliyet yürüttüğünü, Denizli'li olduğunu, bunları yazıyordu yazışma içerisinde, ben de bu şahsın bu olduğunu bildiğim için Aycan ÇİÇEK olduğunu söyledim... Yani Aycan ÇİÇEK'in benim sadece bildiğim şimdi biz şöyle bir süreç yaşamıştık, Filistin'de canlı kalkan olarak gidilmek üzere bir gündem yapmışlar Halk Cephesi ve bize ben, [H.D.G.] bana diyor ki Gençlik Federasyonu, İdil Kültür Merkezi ve Halkın Hukuk Bürosu'ndan birer arkadaşımız gidecek diye, bu yönde Filistin'e canlı kalkan olarak gitmek şahıslar taleplerini yapsınlar... Ondan sonra ben de kendimin gönüllü olduğunu, Filistin halkını korumak istediğimi bu yönde canlı kalkan olabileceğimi bu yönde belirttim, ondan sonra kabul edildim, sonra pasaport, vesaire yurt dışı çıkış işlemlerim yapılamadığı için ben şey yapamadım, gidemedim yani, evet ama o ekip içerisinde Halkın Hukuk Bürosu'ndan şey gitmişti, Aycan ÇİÇEK gitmişti...' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanığın beyanlarını teyit eder nitelikte, DHKP-C terör örgütünün faaliyetlerini deşifre edilmesine yönelik açık kaynaklardan elde edilen fotoğraflar ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı tarafından gönderilen fotoğrafların yapılan incelemesinde; DHKP-C terör örgütünün açık alan yapılanmalarından, SURİYE tarafından kullanıldığı değerlendirilen, ... adlı facebook adresinden: 'BİZİ HİÇ BİR GÜÇ YOLUMUZDAN DÖNDÜRMEYECEK!' başlıklı, HALK CEPHELİ CANLI KALKANLAR imzalı bir yazı ile beş şahsın yer aldığı bir fotoğrafın paylaşıldığının görülmesi üzerine söz konusu fotoğrafta yer alan şahısların tespitine yönelik yapılan çalışmalarda fotoğraflarda yer alan şahısların 'FİLİSTİNE CANLI KALKAN' adı altında örgütlenerek Filistin’e gitmek üzere, 20.08.2014 tarihinde İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanından Lübnan ülkesine giden şahıslara ait fotoğraflar olduğu, bahse konu fotoğraflarda yer alan şahısların tespitine yönelik yapılan çalışmalarda; şüphelinin terör örgütünün yayın organı olan Bağımsızlık Demokrasi ve Sosyalizm için YÜRÜYÜŞ isimli dergisinde yayınlanan 'CANLI KALKAN OLARAK 17 AĞUSTOS’TA FİLİSTİNE GİDİYORUZ' talimatına uyarak Filistin’e gittiği tespit edilmiştir.
Gizli tanık GÜNEŞ’in soruşturma aşamasındaki beyanlarında; '... Ben bu şahsı Ayçan olarak tanıyorum. Bu şahıs faaliyet yürüttüğüm dönem içerisinde ve halen DHKP/C örgütü mensuplarının avukatlığını yapan şahıstır. Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet yürütür. DHKP/C örgütünün talimatları doğrultusunda örgüt adına kampanyalar düzenleyen basın açıklamalarında bulunan, örgüt mensuplarının avukatlığını yaparak, gözaltında iken nasıl davranmaları ve direnmeleri gerektiğini (parmak izi vermeme, tükürük örneği vermeme, açlık grevi yapma, hiçbir şekilde ifade vermeyerek susma hakkını kullanma, zorluk çıkarma ve slogan atma vb.) şeklinde uyarılarda bulunarak talimatlara uyulması gerektiği şeklinde bizzat bir görüşmesinde beni bu şekilde uyarmıştır.' şeklinde beyanda bulunmuş, mahkememizdeki beyanlarında da; '... Aynen bu verdiğim ifadeyi, aynen ki doğruluyorum harfiyen böyledir efendim...' şeklinde ifade vermiştir.
Mahkememizce dinlenen gizli tanık [C.B.] beyanlarında; '... Aycan Çiçek, ... Tanığıdım avukatlar bunlardır...' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Örgüte yönelik yapılan operasyonda ele geçirilen SD kart içerisinde; ELMAS (K) [M.A.nın] Denizli ilindeki örgütsel faaliyetleriyle ilgili olarak merkez komiteye göndermiş olduğu '05elmasekimgidecek' isimli raporun devamında; 'Acıpayam, Güney ve çevresini sporcu Ayçi ite gezeceğiz. Onun ailesi Güney de oturuyormuş. Onlarla tanıştıracak bizimkilerde de kalırsın dedi. yine ailesinden araba alıp dolaşacağız birlikte, bu gidişimde Ayçi ile program yapacağız. 5) 2 Ekim'de bizim ilişkilerimiz ile birlikte bir piknik yaptık. Ayçi'de geldi. Denizli merkezde Çamlık denilen büyük piknik parkı var orada yaptık. '... demokrat birisiymiş. Ayçi 'iyi birisi. Tanışmak gerekir. [M.Y.nin de] arkadaşı. Bizim avukatların tutuklanma süreçinde desteklemişti.' şeklinde sanık ile ilgili raporun hazırlandığı tespit edilmiştir.
DHKP/C terör örgüt içerisindeki eylem ve faaliyetlerinden dolayı firar olan şahısların ve DHKP/C terör örgütünün silahlı propaganda birliklerinin eylem hazırlığı içinde olan örgüt mensuplarının yakalanmasına yönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında yapılan operasyonda örgütün silahlı kanadında yer alan [G.Ö.] isimli örgüt mensubu Bağcılar İlçesi ... sayılı adreste yakalanmak istendiği esnada görevli güvenlik güçlerine yönelik silahlı saldırı sonucu çıkan çatışmada ölü ele geçirilmiştir. Bahse konu örgüt mensubu şahsın cenazesine katılanların tespitine yönelik yapılan çalışma neticesinde; şüphelinin polisle girdiği çatışmada ölü olarak ele geçirilen örgüt üyesi [G.Ö.nün] taziye evinde olduğu tespit edilmiştir.
Toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın, tanık beyanlarına göre, DHKP-C terör örgütünün hapishane sorumluları ile arasındaki bağlantıyı sağlayan, hapishanedeki tutuklu ve hükümlülere örgüt talimatlarını ileten ve Kuryelik yapan, Halkın Hukuk Bürosu adı altındaki Avukatlık yapılanmasına dahil faaliyet göstermesi, 'Ayçi' kod ismini kullanması, örgütsel talimatla örgüt üyesinin evine taziye evine gitmesi ve örgütün talimatına uyarak (filistin de canlı kalkan) Filistin’e gitmesi, örgütün düzenlemiş olduğu sosyal aktivitelere katılması göz önüne alındığında sanığın bu şekilde DHKP-C silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgüt üyeliği için aranan 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk' gerektiren faaliyetlere katıldığı ve örgütün amacı ve menfaatine katkı sağladığı ve bu suretle silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüştür.
...
[Sanık] AYCAN ÇİÇEK'in üzerine atılı bulunan DHKP-C Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan sübut bulan eylem[ine] uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesi gereğince; sanık Aycan Çiçek'in örgüt içerisinde kod isim kullanması, örgütün Yurtdışı Merkez Komitesi ile şifreli yazışma yapma yetkisine sahip olması, çözümü yapılan gizli ve örgütsel yazışmalarda isminin geçmesi, Sanı[ğ]ın örgüte bağlılık derece[s]i, mesle[ğ]i ve konum[u] itibarıyla örgüte sağladı[ğ]ı fayda, böylelikle değerlendirilen kast[ı]nın yoğunluğu, suçun işleniş şekli, meydana gelebilecek tehlikenin boyutu bir bütün olarak dikkate alınarak [sanık] hakkında belirtilen sebeplerle takdiren ve teşditen sanı[ğ]ın [...] 6 Yıl Hapis Cezası İle Cezalandırılma[s]ına, ..."
vii. Başvurucu Ahmet Mandacı yönünden yapılan değerlendirme şöyledir:
"DHKP/C Terör Örgütü içerisinde leğal görünün altında illegal faaliyette bulunduğu iddiası ile Halkın Hukuk Bürosu avukat yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturmada kapsamında sanık 12.09.2017 tarihinde gözaltına alınmış, İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 29.09.2017 tarihli, 2017/412 Sorgu sayılı dosyasında 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan hakkında tutuklama kararı verilmiş akabinde de mahkememizde kamu davası açılmıştır.
Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında beyanlarına başvurulan Tanık [B.E.] mahkememizin 2. celsesinde sanık hakkında; Ahmet MANDACI'yı Çanakkale'de ben kendisinin Gençlik Derneği'nde o zaman ilişkisi olduğunu biliyorum... [S.] vardı bizim [S.A.], o bölgede o ilgileniyordu, buradan şeyde Çanakkale'de böyle bir arkadaşımızın okuduğunu, ondan sonra hukuk işte şeyiyle bürosuyla iletişim kurmak istediğini falan bunları söyledi. Sonra kendisinin staj olarak Halkın Hukuk Bürosu'na geldiğini biliyorum. Ondan sonra yani Ahmet MANDACI birkaç defa ben gözaltındayken hani geldi yanıma, en son zaten alındığımda da mesela gelmiş, ben, görüşmek istemiyorum dedim mesela, böyle bu yönde dilekçe de verdim ve ısrarla ben müvekkilimi görücem bilmem ne halbuki benim böyle bir şeyim yok, isteğim yok ama hani örgüte anlamında mı soracak bir bilgi aktarılması gerekiyor nihayetinde geliyor insanları sıkıştırıyor, herhalde benim ifade ve ondan sonra avukatlarla görüşmek istemiyorum, beni psikolojik olarak baskı altına almak için böyle, (Bir kod ismi kullanıyor mu ?)...Yok onu bilmiyorum, (Ahmet MANDACI ile ilgili olarak bu anlattığın gizli odada yazışma yaptın mı ? Onla ilgili bir rapor yazdın mı ?) ... Ben, Ahmet MANDACI ile ilgili yazı yazmadım...' şeklinde beyanda bulunmuştur.
DHKP/C terör örgütün silahlı kanadında yer alan [G.Ö.] isimli örgüt mensubu Bağcılar İlçesi ... sayılı adreste yakalanmak istendiği esnada görevli güvenlik güçleri ile giriştiği çatışmada ölü olarak ele geçirilmiştir. Bahse konu örgüt mensubu şahsın cenazesine katılanların tespitine yönelik yapılan çalışma neticesinde; sanık Ahmet MANDACI’nın polisle girdiği çatışmada ölü olarak ele geçirilen örgüt üyesi [G.Ö.yü] taşıyan cenaze aracının yanında yer aldığı tespit edilmiştir.
Sanık Ahmet MANDACI’nın, DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı farklı tarihlerde yakalanarak gözaltına alınan ve cezaevinde tutuklu bulunan şüphelilerin 50 (ELLİ) defa adli işlemlerinde yer aldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar bu tür işlemlerde bulunmak bir avukatın asli vazifesi olsa da sanığın adli işlemlerde yanında yer aldığı şüphelilerin DHKP/C terör örgütü şüphelileri olması, sanığın DHKP/C terör örgütünün Hukuk alan yapılanması Halkın Hukuk Bürosu tarafından örgütün talimatları doğrultusunda hareket ettiğini göstermektedir.
Örgüte yönelik yapılan operasyonda ele geçirilen SD kart içerisinde; 24-herkesicinl' isimli dosya, HHB (Halkın Hukuk Bürosu)’de çalışan örgüt üyesi bir avukat tarafından Yurtdışı Merkez Komiteye gönderilen rapor içeriğinde; '... stj. av. ahmet, ... gözaltına alındılar, ahmet, ... arkadaşlarına destek olmak için alındılar.' şeklinde rapor yazılmıştır. Raporda sanığın, diğer örgüt mensubu iddiası ile hakkında işlem yapılan kişilere destek olmak için gözaltına alındığı belirtilmiştir.
Dosyadaki Dijital İnceleme Tutanağı incelendiğinde DHKP/C terör örgütü üyesi olup da güvenlik güçlerimizle girişilen silahlı çatışmada öldürülen kişilerin anma törenleri, örgüt tarafından sahiplenilen kişilerle ilgili basın açıklamalarında bulunduğuna dair tespitler yapılmıştır.
Yukarıda detayı verilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/512E, 2019/370K sayılı ilamında; Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır... Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir...' şeklinde karar vermiş, örgüt üyeliği ile örgüte yardım suçu arasındaki ince çizgi detaylı şeklide açıklanmıştır. İki suç arasındaki fark 'devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk' unsurlarının değerlendirilmesi ile anlaşılacaktır.
Toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın tanık beyanlarına göre, DHKP-C terör örgütü şüphelilerinin adli işlemlerinde bulunması, örgüt mensubunun cenazesini taşıyan aracın yanında bulunması, örgütsel basın açıklamalarında bulunduğuna dair tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Sanığın yukarıda sayılan eylemleri her ne kadar örgüt üyeliği içinde değerlendirilse de, sanığın, bu faaliyetlerinde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk unsurunun devam ettiğine dair dosyada bir delilin olmaması, aksine sanığın Çanakkale’ye taşınma iradesi göstererek bu faaliyetlere devam etmediğini gösterir delil olması göz önüne alınarak sanığın bu suretle 'Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme' suçunu işlediği sabit görülmüştür."
viii. Başvurucu Yağmur Ereren Evin yönünden yapılan değerlendirme şöyledir:
"DHKP/C Terör Örgütü içerisinde leğal görünün altında illegal faaliyette bulunduğu iddiası ile Halkın Hukuk Bürosu avukat yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturmada kapsamında sanık 12.09.2017 tarihinde gözaltına alınmış, İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 20.09.2017 tarihli, 2017/559 Sorgu sayılı dosyasında 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan hakkında tutuklama kararı verilmiş akabinde de mahkememizde kamu davası açılmıştır.
Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında beyanlarına başvurulan Tanık [B.E.] sanık ile ilgili detaylı şekilde beyanda bulunmuş, mahkememizin 2. celsesinde, sanık hakkında; Evet, Yağmur EREREN'i de İstanbul'dan kendisi, Halkın Hukuk Bürosu'ndan tanıyorum, ondan sonra kendisi örgütün merkez komite üyesi [F.E.] var, onun yeğeni olduğunu biliyorum... Evet, bunu biliyorum, ondan sonra biraz önce anlattığım gibi adli benim işlerimle ilgili yardımcı olmuştu birkaç defa, [O.A.] söylemişti onun yardımcı olacağını, onları biliyorum, onun dışında birkaç defa boykot zamanı onu görmüştüm, Berkin Elvan boykotunda o da vardı, bu şeyde Okmeydanında düzenlenen Halk Cephesinin düzenlediği bir eylemdi, orada vardı kendisi, bunları görmüştüm, hatırladığım bunlar...' şeklinde beyanda bulunmuştur.
DHKP/C terör örgütü tarafından Berkin ELVAN isimli şahsın sahiplenildiği, 'Berkin ELVAN adına adalet aramak' adı altında birçok silahlı bombalı saldırı, yürüyüş ve gösteri düzenlendiği, bu gösterilerden biri olan 13 Mart 2015 tarihinden yapılan BOYKOT adı altında düzenlenen korsan gösteriye katılanların tespitine yönelik yapılan çalışma neticesinde; şüphelinin 13.03.2015 günü Halk Cephesi organizesinde gerçekleşen bahse konu eyleme katıldığı tespit edilmiştir.
Dosyadaki Dijital İnceleme Tutanağı incelendiğinde DHKP/C terör örgütü üyesi olup da güvenlik güçlerimizle girişilen silahlı çatışmada öldürülen kişilerin anma törenleri, örgüt tarafından sahiplenilen kişilerle ilgili basın açıklamalarında bulunduğuna dair tespitler yapılmıştır.
DHKP/C terör örgütünün legal yapılanması olan TAYAD (Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği) DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden ötürü tutuklu bulunan şahıslara destek olmak amacıyla kurulan yapının faaliyeti içerisinde bulunduğuna dair tespitin olduğu, DHKP/C terör örgüt içerisindeki eylem ve faaliyetlerinden dolayı firar olan şahısların ve DHKP/C terör örgütünün silahlı propaganda birliklerinin eylem hazırlığı içinde olan örgüt mensuplarının yakalanmasına yönelik olarak 2015/93908 sayılı soruşturma kapsamında yapılan operasyonda yakalanmak istendiği esnada görevli güvenlik güçlerine yönelik silahlı saldırı sonucu çıkan çatışmada ölü ele geçirilen örgüt mensubu [G.Ö.] ile ilgili adli tıp kurumu önünde '[G.Ö.] Ölümsüzdür Tayadlı Aileler' yazılı pankartı tuttuğu tespit edilmiştir.
Yukarıda detayı verilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/512E, 2019/370K sayılı ilamında; Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır... Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir...' şeklinde karar vermiş, örgüt üyeliği ile örgüte yardım suçu arasındaki ince çizgi detaylı şeklide açıklanmıştır. İki suç arasındaki fark 'devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk' unsurlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın, tanık beyanlarına göre, DHKP-C terör örgütünün hapishane sorumluları ile arasındaki bağlantıyı sağlayan, hapishanedeki tutuklu ve hükümlülere örgüt talimatlarını ileten ve Kuryelik yapan, Halkın Hukuk Bürosu adı altındaki Avukatlık yapılanmasına dahil faaliyet göstermesi, örgütün düzenlemiş olduğu korsan gösteriye katıldığına dair tespitler, örgüt adına pankart taşıması bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Sanığın yukarıda sayılan eylemleri her ne kadar örgüt üyeliği içinde değerlendirilse de, sanığın, bu faaliyetlerinde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk unsurunun devam ettiğine dair dosyada bir delilin olmaması göz önüne alınarak sanığın bu suretle 'Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme' suçunu işlediği sabit görülmüştür."
ix. Başvurucu Yaprak Türkmen yönünden yapılan değerlendirme şöyledir:
"DHKP/C Terör Örgütü içerisinde leğal görünün altında illegal faaliyette bulunduğu iddiası ile Halkın Hukuk Bürosu avukat yapılanmasına yönelik başlatılan soruşturmada kapsamında sanık 18.12.2017 tarihinde gözaltına alınmış, İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 20.12.2017 tarihli, 2017/551 Sorgu sayılı dosyasında 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan hakkında tutuklama kararı verilmiş akabinde de mahkememizde kamu davası açılmıştır.
Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında beyanlarına başvurulan Tanık [B.E.] beyanlarında; '... 2013 yılında yapılan operasyonda yakalanarak haklarında işlem yapılan Halkın Hukuk Bürosu avukatlarının gözaltına alınan şüphelilerle OHAL kapsamında görüşmeleri kısıtlandığından, operasyonda gözaltına alınmayan yine Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet gösteren Özgür YILMAZ, Yaprak TÜRKMEN, Yağmur EREREN, ..., Ayçan ÇİÇEK, Süleyman GÖKTEN, ..., Ahmet MANDACI, ..., Engin GÖKOĞLU, Aytaç ÜNSAL, ... isimli avukatlar gözaltında alınan örgüt mensuplarıyla görüşmeye gelmektedirler. Örgütün Türkiye Komitesinin onaylamadığı bir avukat Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet gösteremez, örgüt istemeden ayrılmaları da mümkün değildir. ... Adalet Okulu: HBB yapılanmasına bağlı olarak 2015 veya 2016 yıllarında kuruldu. İstanbul Çağlayan’da ve Ankara’da ofisleri bulunmakta, sorumlusunun HBB avukatlarından [G.D.] olduğunu biliyorum. Ankara ilindeki merkezin HBB alt katında faaliyet gösterdiğini duydum. Adalet Okulunun amacı, örgütün hukuk biriminin ihtiyacı olan avukatları örgütün görüş ve stratejisi doğrultusunda eğitmektir. Buraya Hukuk Fakültesinde öğrenim gören öğrenciler gelmektedir. İstanbul ve Ankara illerinde bulunan HBB içerisinde faaliyet gösteren avukatlar burada öğrencilere eğitim vermektedirler. Buralara gelecek öğrencilerin örgütlü olması veya olmaması önemli değildi, öğrencileri kendileri belirler, seçilen öğrenciler öğrenim görmüş oldukları Üniversitelerde Adalet Okulunun propagandasını yaparlardı. Kendi okullarını bitirdikten sonra HHB içerisinde görev yapmaları istenirdi, kurulma amacı ve işleyişi bu şekilde idi.' şeklinde beyanda bulunmuş, mahkememizin 2. celsesinde, sanık hakkında; '... (Evet, Yaprak TÜRKMEN kod ismi kullanır mı ? ) ... Kullanıp kullanmadığını bilmiyorum ... Yaprak TÜRKMEN, şimdi konusunu hatırlamıyorum ama bizim bir basın toplantısı düzenlememiz gerekiyordu, Halk Cephesi olarak karar alınmıştı, ondan sonra bu toplantıda o zaman yine [O.A.] vardı, [O.A. ve E.T.] vardı evet, ikisi, bunlar basın toplantısında Yaprak TÜRKMEN'in konuşmasını istemişlerdi, ondan sonra Yaprak TÜRKMEN ... 2015 yılındaydı derneğinde yapmıştık yine ama konusunu şu an için hatırlayamıyorum... (Halk Meclisi bir karar aldı, kim karar aldı ? Halk Cephesi) ... Halk Cephesi ... O dönemde evet onlar istenmişti yapıp yapmasını, kendisi de mesela ben işte daha yeni oldum konuşamayacağını, çekinmeyi falan söylemişti, akabinde basın toplantısı gerçekleşmişti ama kendisinin yapıp yapmadığını şuan için hatırlamıyorum ...' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Soruşturma aşamasında Gizli tanık İREM KIVRAK’ın 18.08.2017 tarihli ifadesinin ilgili kısmında; 'Halkın Hukuk Bürosu isimli yapılanma Çağlayanda bulunmaktadır. DHKP/C terör örgütü kapsamında faaliyet yürüten şahısların gözaltı ve adli davalarını takip ederler gönüllü siyasi avukatlık yaptıklarını biliyorum ilk bakışta legal bir yapılanma gibi gözükse de öyle bir kurum değildir. DHKP/C terör örgütünde hangi alan olursa olsun faaliyet yürüten istisnasız herkes başı sıkıştığında gözaltına alındığında Halkın Hukuk Bürosu avukatlarını ister Halkın Hukuk Bürosu bizim için bir kurtarıcı olarak görülmektedir. DHKP/C örgüt mensubu şahısların gözaltına alınmaları halinde savcılık ve mahkeme aşamalarında müdafi olarak bulunmaya çalışırlar. Amaçları gözaltında bulunan şüphelinin konuşmasını önlemek ve örgütün sırlarını deşifre etmesini engellemektir... Halkın Hukuk Bürosu içerisinde faaliyet gösteren avukatlar şunlardır; Özgür YILMAZ, ... Yaprak TÜRKMEN, ... isimli şahıslardır...' şeklinde ifade vermiştir.
DHKP/C terör örgüt içerisindeki eylem ve faaliyetlerinden dolayı firar olan şahısların ve DHKP/C terör örgütünün silahlı propaganda birliklerinin eylem hazırlığı içinde olan örgüt mensuplarının yakalanmasına yönelik olarak 2015/93908 sayılı soruşturma kapsamında yapılan operasyonda yakalanmak istendiği esnada görevli güvenlik güçlerine yönelik silahlı saldırı sonucu çıkan çatışmada ölü ele geçirilen örgüt mensubu [G.Ö.] ile ilgili adli tıp kurumu önünde '[G.Ö.] Ölümsüzdür Tayadlı Aileler' yazılı pankartı tuttuğu tespit edilmiştir.
Yukarıda detayı verilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/512E, 2019/370K sayılı ilamında; Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır... Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir...' şeklinde karar vermiş, örgüt üyeliği ile örgüte yardım suçu arasındaki ince çizgi detaylı şeklide açıklanmıştır. İki suç arasındaki fark 'devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk' unsurlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın, tanık beyanlarına göre, DHKP-C terör örgütü şüphelilerinin adli işlemlerinde bulunması, bir kısım örgüt mensubu avukatların yasaklanması sonrasında örgüt ile şüpheli, tutuklular arasında kuryelik yapması, örgütün düzenlemiş olduğu toplantılara katıldığına dair tespitler, örgüt üyesinin isminin yer aldığı pankartı taşıdığına dair tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın yukarıda sayılan eylemleri her ne kadar örgüt üyeliği içinde değerlendirilse de, sanığın, bu faaliyetlerinde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk unsurunun devam ettiğine dair dosyada bir delilin olmaması göz önüne alınarak sanığın bu suretle 'Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme' suçunu işlediği sabit görülmüştür."
-
Mahkûmiyet kararlarına karşı hem tüm başvurucular hem de terör örgütüne yardım etme suçundan verilen hükümler aleyhine Başsavcılık tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (Daire) dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda 8/10/2019 tarihinde istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.
-
Daire kararına karşı başvurucular temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucular; temyiz talebinde -diğerlerinin yanı sıra- İKM'de ele geçirilen dijital materyallerin delil niteliğine ilişkin olarak bilişim uzmanı olduğu belirtilen kişiden rapor alındığını, bu raporda materyallerin kendilerine verilmediğini, bu nedenle materyaller üzerinde inceleme yapılamadığını, delil torbalarının açılması sırasında kendileri ya da müdafilerinin hazır bulunmadığını, materyallerin HASH değerlerinin elkoyma işleminden 167 gün sonra hesaplanmaya başlandığını, aradan geçen sürede verilerin değiştirilip değiştirilmediğinin kesin olarak söylenemeyeceğini, delil bütünlüğünün bozulduğunu, hükme esas alınan raporda eksiklik ve tutarsızlıklar olduğu değerlendirmelerine yer verildiğini, dolayısıyla tanık B.E.nin beyanları alınarak dijital verilerin incelenmesine dair düzenlenen raporun hükme esas alınamayacağını ileri sürmüştür.
-
(Kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesi 3/9/2020 tarihinde başvurucular Özgür Yılmaz, Behiç Aşcı, Aytaç Ünsal, Aycan Çiçek, Engin Gökoğlu ve Süleyman Gökten yönünden verilen esastan ret kararlarının onanmasına; başvurucular Ahmet Mandacı, Yaprak Türkmen ve Yağmur Ereren Evin yönünden verilen esastan ret kararlarının da 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (9) numaralı fıkrasının uygulanmasına dair ibarenin başvurucular hakkındaki hükümlerden çıkartılması suretiyle düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.
-
Yargıtay kararında başvurucuların avukatlık faaliyetlerinin suç delili olarak kabul edilemeyeceğine dair temyiz itirazları hakkında şu değerlendirmelerde bulunulmuştur:
"1- Savunma Makamı Olarak Avukatlık Mesleği;
Avukatlık görevi kamu hizmeti niteliğinde serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder. (Avukatlık Kanunu 1. md.) Nitekim, avukatlar ceza kanunumuza göre yargı görevi yapanlar sınıfında kabul edilmiştir. (TCK md. 6/1-d) Dolayısıyla görev sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanacaktır. (A.K. 57. md) görev sırasında veya görevden dolayı işledikleri suçlar nedeniyle de özel soruşturma statüsüne tabidirler.(m.58) Yargının kurucu unsurlarından birisi olan savunma makamını temsil eden avukatlık mesleği, kişiye sağladığı hak ve yetkilerinin yanında sorumluluk da yüklemektedir. Avukatlığın amacı hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki meselede anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derece yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetinede kişilerin yararlanmasına tahsis eder (A.K. 2. md). Mesleğin onuruyla bağdaşması mümkün olmayan her türlü iş avukatlıkla birleşmez (A.K. 11. md). Avukatlık görevi ifa edilirken; avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleriyle meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunmak, görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmamak yasaklı hallerden olup disiplin cezası gerektiren eylemler olarak tanımlanmıştır (A.K. 134. md).
Ceza Kanununumuza göre, sınırları yasa ile çizilen görevin ifası hukuka uygunluk nedenidir (TCK 24/1). Görevin kötüye kullanılması halinde bu sorumsuzluk hali geçerli olmayacaktır. Nitekim temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanımı Anayasamızın 14. maddesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 17. maddesinde yasaklanmıştır. Herhangi bir terör örgütü mensubunun Avukatlık görevi kapsamında savunmasını üstlenmek meşru olup yasalarca yasaklanmış hallerden değildir. Ancak avukatların müvekkiliyle özdeşleşmesi, savunma hakkını aşar biçimde müvekkilinin bireysel hak ve hukukunu korumaktan ziyade terör örgütünü ve diğer mensuplarını koruyucu davranışta bulunmak, müvekkillerini güvenlik güçlerine ve yargı merciilerine karşı yasa dışı eylemlere yöneltmek fiillerinin görevle bağdaşmayacağı tartışmadan vareste olup, görevin ifası kapsamında değerlendirmeye olanak bulunmamaktadır."
- Yargıtay kararında bazı başvurucular yönünden hükme esas alınan dijital materyallere yönelik itirazlar hakkında şu tespitlerde bulunulmuştur:
"2- Hükme Esas Alınan Delillerin Hukuka Aykırı Şekilde Elde Edildiğine İlişkin ve Diğer Usuli İtirazlar;
Bilgisayarlarda, bilgisayar proğramlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma CMK 134. maddesinde düzenlenmiştir. Soruşturma tarihinde yürürlükte bulunan madde içeriğine göre; bilgisayar kütüklerinin şifresinin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması halinde gerekli kopyalarının alınabilmesi için bu araç ve gereçlere el konulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir. Bilgisayar kütüklerine el koyma işlemi sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır. İstemesi halinde, bu yedekten bir kopya çırakılarak şüpheliye ve vekiline verilir. Genel kural bu şekilde olmakla birlikte 15 Temmuz 2016 yılında FETÖ/PDY mensupları tarafından gerçekleştirilen darbeye teşebbüs suçu nedeniyle Anayasa hükümleri doğrultusunda ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmiş ve bu süreçte uygulanacak hükümlere ilişkin KHK’lar çıkarılmıştır. 668 sayılı KHK’nın 3. maddesinde;
MADDE 3- (1) 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12.04.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
...
e) Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan bir kişi bulundurulur.
j) '5271 sayılı Kanunun 134. maddesi uyarınca bilgisayarlarda, bilgisayar proğramlarında ve kütüklerinde yapılacak arama, kopyalama ve elkoyma işlemlerine, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından da karar verilebilir. Bu karar, beş gün içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını elkoymadan itibaren on gün içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar. Kopyalama ve yedekleme işleminin uzun sürecek olması halinde bu araç ve gereçlere elkonulabilir. İşlemlerin tamamlanması üzerine elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.' Düzenlemelerine yer verilmiştir. Arama sırasında ilgililer dışında 2 kişi bulundurulma zorunluluğunun bir kişiye indirilmesi karşısında, ayrıca darbeye teşebbüs suçu nedeniyle; suça iştirak edenler ya da bu örgüt mensubu oldukları gerekçesiyle çok sayıda kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma işlemleri başlatılmış olup, binlerce bilgisayar ve dijital delillere el konulmuştur. Bu delillerin incelenmesi için normal koşullar dışında uzunca bir zamandiliminin gerekeceği, el konma anında kopya alıp ilgilisine teslim etme imkanı bulunmamasına göre; suç tarihindeki mevzuata göre yapılan işlemde açık bir şekilde hukuka aykırılık görülmemiştir."
- Yargıtay kararında başvuruculardan Özgür Yılmaz, Behiç Aşcı, Engin Gökoğlu, Süleyman Gökten, Aytaç Ünsal ve Aycan Çiçek hakkında şu değerlendirmelere yer verilmiştir:
"[Sanık] Özgür Yılmaz hakkında İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/117 esas sayılı dosyasında da DHKP/C silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılama yürütüldüğünün anlaşılmış olması karşısında her iki dosyaya konu eylemler arasında hukuki ve fiili kesinti oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/117 esas sayılı dosyasında bu [sanık] bakımından açılan davaların reddine karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, sanıkların avukatlık görevi kapsamı dışında örgütü gizleme faillerinin yakalanmasını engelleme soruşturma organlarını yanıltma ve direnme yönünde telkinde bulunma, adli olaylarla ilgili örgüt üst düzey yöneticilerine rapor verme, terör örgütü mensuplarının cenazelerine, anma toplantı ve yasa dışı gösterilere katılma, örgüt faaliyeti çerçevesinde düzenlenen yurtdışında gerçekleştirilen konferanslara konuşmacı ya da dinleyici olarak katılma kod ismi kullanma cezaevindeki örgüt mensuplarına kuryelik yapma şeklindeki eylemlerin örgütsel faaliyet olduğuna dair kabul doğrultusunda suçun nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar ve müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA"
- Anılan kararda başvurucular Ahmet Mandacı ve Yaprak Türkmen yönünden ise şu değerlendirmelere yer verilmiştir:
"Sanıklar Ahmet Mandacı ... hakkında sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün yerine 2 yıl 13 ay 15 gün olarak eksik tayini ve sanık Yaprak Türkmen’in mahkeme kabulünde yer alan eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde hataya düşülmek suretiyle silahlı terör örgütüne yardım suçundan hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır."
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
- 5237 sayılı Kanun'un "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" başlıklı 220. maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:
"(Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir."
- 5237 sayılı Kanun'un "Silâhlı örgüt" başlıklı 314. maddesi şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. "
- 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "Cezaların artırılması" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur."
- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma" başlıklı 134. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan hâli şöyledir:
"(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine hâkim tarafından karar verilir.
(2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.
(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.
(4) İstemesi halinde, bu yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.
(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır."
- 5271 sayılı Kanun'un "Delilleri takdir yetkisi" başlıklı 217. maddesi şöyledir:
"(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir."
- İsnadı (suçlamayı) öğrenme hakkına ilişkin ulusal hukuk kaynakları için bkz. T.K. [1. B.], B. No: 2019/7210, 28/12/2021, §§ 15, 17.
B. Uluslararası Hukuk
-
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
-
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes davasının, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil, … görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
-
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
-
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsurlarından birinin de yargılamanın çelişmeli olmasına (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60) dikkat çektikten sonra Sözleşme'deki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi olduğunu belirtmektedir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33).
-
AİHM'e göre silahların eşitliği ilkesi ise taraflara, talep ve açıklamalarını diğer tarafa nazaran dezavantajlı olmayacak şekilde ileri sürebilmeleri için fırsat verilmesini gerektirmektedir (Kress/Fransa, B. No: 39594/98, 7/6/2001, § 72).
-
İsnadı (suçlamayı) öğrenme hakkına ilişkin uluslararası hukuk için bkz. Ali Kemal Tekin [1. B.], B. No: 2014/875, 2/2/2017, §§ 24-31.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
- Anayasa Mahkemesinin 6/5/2026 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucular Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşcı, Engin Gökoğlu, Özgür Yılmaz ve Süleyman Gökten Yönünden Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
-
Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
-
Başvurucular, İKM'de ele geçirilen dijital materyaller mahkeme huzuruna getirtilmeden ve bağımsız bilirkişi raporu alınmak üzere kendilerine verilmeden bu materyaller üzerinde tanık B.E.nin beyanları doğrultusunda kolluk tarafından düzenlenen raporun mahkûmiyet kararına esas alınması nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
-
Bakanlık görüşünde, kabul edilebilirlik incelemesinde iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup olmadığının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Esas yönünden ise ilgili mevzuata ve konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi içtihatlarına yer verilerek başvuru incelenirken Anayasa'nın, anılan mevzuat ve içtihatların yanı sıra somut olayın kendine özgü şartlarının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
-
Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında bireysel başvuru formunda ileri sürdükleri iddiaları yinelemiştir.
-
Değerlendirme
-
Anayasa’nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
- Başvurucuların iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden incelenmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
- Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden i. Genel İlkeler
-
Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Gökay Dayan [2. B.], B. No: 2014/12206, 21/9/2017, § 21).
-
Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "... ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkelerin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkelere uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması olanaklı değildir (Ruhşen Mahmutoğlu [1. B.], B. No: 2015/22, 15/1/2020, § 56).
-
Ceza davasında ulaşılması hedeflenen temel amaç, maddi gerçeğin adil yargılanma hakkına uygun olarak ortaya çıkarılmasıdır. Çelişmeli yargılama ilkesi, bu amacın gerçekleştirilmesinin en önemli unsurlarındandır. Anılan ilke taraflara dava dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla ceza davalarında mahkemenin kararını etkilemek amacıyla dosyaya sunulan görüş ve delillerden sanığın haberdar olmasına, bunlara karşı etkili bir şekilde karşı çıkmasına fırsat verilmesi gerekir (Tahir Gökatalay [2. B.], B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 25; Cezair Akgül [1. B.], B. No: 2014/10634, 26/10/2016, §§ 27-31).
-
Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan [2. B.], B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi gereğince uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını kapsamaktadır (Yüksel Hançer [1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).
-
Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi kural olarak yargılamayı yürüten mahkemeye aittir (Mustafa İbiş [1. B.], B. No: 2015/13089, 17/7/2018, § 35). Bu konuda değerlendirme yapmak Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin usule ilişkin imkânlar konusunda taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme görevi bulunmaktadır.
-
Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme, başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
-
Somut olayda, Başsavcılığın yazılı arama emri üzerine İKM'de ele geçirilen, sonrasında hâkim kararı doğrultusunda kolluk görevlileri tarafından imajları alınıp çözümlenen dijital materyallerde örgüte ve başvuruculara ait bazı veriler bulunduğu tespit edilmiş ve bu veriler tanık B.E.ye kolluk aracılığıyla gösterilerek onun beyanları doğrultusunda veriler hem başvurucularla hem de anılan örgüte mensup olduğu iddiasıyla haklarında soruşturma/kovuşturma yürütülen diğer kişilerle ilişkilendirilmiştir. Ele geçirilen bu materyallere ve İKM'de yakalanan kişilere ilişkin dava ise İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/57 sayılı dosyasında görülmektedir (bkz. §§ 7-10).
-
Tanık B.E.nin hazır bulunduğu duruşmada başvurucuların müdafii bu tanığın beyanının alınmasından önce söz konusu materyallerin ele geçirilip incelenmesi sürecine dair tutanaklar ile bu materyallerin asıllarının ilgili mahkemeden getirtilerek kendilerine verilmesini, yapacakları inceleme üzerine savunmalarını hazırladıktan sonra tanık B.E.nin ifadesinin alınmasını talep etmiştir. Mahkeme ise dijital raporun yeterli olduğu gerekçesiyle bu talebi reddetmiş, gerekçeli kararda buna ek olarak söz konusu materyallerin farklı bir mahkemedeki yargılamaya da konu olup o mahkemenin adli emanetinde bulunduğunu, müdafilerin materyalleri ilgili mahkemeden talep etme olanakları olduğu hâlde alıp incelemediklerini belirtmiştir (bkz. §§ 17, 19, 25). Gerçekten de başvurucuların da vekili olan Av. Çiğdem Akbulut tarafından İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/57 sayılı dosyasında görülmekte olan davada ilgili mahkeme -hükme esas alınan dijital materyalleri de kapsayıp kapsamadığı tespit edilememekle birlikte- adli emanette bulunan dijital materyallerin anılan avukata verilmesine dair ara karar vermiş ve bu karar doğrultusunda bazı materyallere ait imajlar anılan avukata teslim edilmiştir (bkz. § 11). Yargıtay ise ülke genelinde yürütülen soruşturmalardaki dijital veri yoğunluğu ve mevzuat hükümleri gereği el konulma anında imaj örneklerinin verilmemesinde açık bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır (bkz. § 30).
-
Buna göre öncelikle başvuruya konu delil toplatılması talebinin reddi kararının geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı incelenmelidir. Talebe konu dijital materyallerin asıllarının farklı bir soruşturmada ele geçirilerek adli emanete alınması ve o soruşturma sonucu açılan dava dosyasında bu materyallerin incelenmesine izin verilmesi karşısında başvurucuların iddialarını kendi imkânlarıyla ispat etmeleri olanaklı olduğu hâlde başvurucuların veya müdafilerinin bu materyalleri ilgili mahkemeden talep ettiklerine ve materyallerin kendilerine verilmediğine dair bilgi ya da belge sunmamaları da gözetildiğinde, Mahkemece materyallerin ve bu materyallerin incelenmesi sürecine dair belgelerin ilgili mahkemeden getirtilmesi talebinin, anılan belgelerin ve materyallerin diğer mahkemeden talep edilme olanağı bulunduğu ve alınan dijital raporun yeterli olduğu gerekçesiyle reddedilmesinin geçerli bir nedene dayanmadığı söylenemez.
-
Öte yandan Mahkeme; başvurucular Özgür Yılmaz, Engin Gökoğlu, Behiç Aşcı, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Süleyman Gökten ve Ahmet Mandacı hakkında verdiği mahkûmiyet kararlarında, başvuruculara atılı suçların sübutu ve temel cezaların belirlenmesi açısından bu materyallerden elde edilen delillerin yanı sıra soruşturma ve kovuşturma evresinde toplanan başkaca delillere de dayanmıştır (bkz. § 25). Dolayısıyla söz konusu materyallerden elde edilen verilerin anılan başvurucular hakkında kurulan hükümler açısından tek veya belirleyici delil olarak kullanılmadığı anlaşılmaktadır. Benzer şekilde Yargıtay da bu başvurucular hakkında söz konusu verilerin yanı sıra diğer delillere de atıfta bulunarak mahkûmiyet kararlarını onamıştır (bkz. §§ 29, 31).
-
Bununla birlikte anılan talebin reddedilmesi sebebiyle savunma anlamında karşılaşılan zorlukları telafi eden imkânların başvuruculara sağlanıp sağlanmadığı da önem taşımaktadır.
-
Başvurucular, duruşmada kendilerine okunan rapor içeriğine ve bu raporun oluşturulması sırasında ifadesi alınan tanık B.E.nin beyanlarına karşı müdafilerinin de hazır bulunduğu celsede itirazlarını ileri sürme fırsatı da bulmuşlardır (bkz. § 18). Bu durumda başvurucuların söz konusu dijital materyallerin asılları ile bunların elde edilip incelenmesi sürecine dair belgelerin Mahkeme huzuruna getirtilmesi talebinin reddedilmesinin başvurucuları iddia makamı karşısında zayıf bir duruma düşürmediği kanaatine varılmıştır. Buna göre bu talebin reddedilmesinin bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelemediği sonucuna ulaşılmıştır.
-
Açıklanan gerekçelerle başvurucular Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşcı, Engin Gökoğlu, Özgür Yılmaz ve Süleyman Gökten yönünden Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Başvurucular Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen Yönünden İsnadı (Suçlamayı) Öğrenme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
-
Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
-
Başvurucular; haklarında terör örgütü üyesi olma suçundan kamu davası açıldığını ve Başsavcılığın esas hakkındaki mütalaasında da bu suçtan cezalandırılmalarının talep edildiğini, yargılama neticesinde ise farklı bir suçtan -terör örgütüne yardım etme- ceza verildiğini, isnat edilen suçun niteliği değişmesine rağmen ek savunmalarının alınmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
-
Bakanlık görüşünde, kabul edilebilirlik incelemesinde iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup olmadığının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Esas yönünden ise konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi içtihatlarına yer verilerek başvuru incelenirken söz konusu içtihatların yanı sıra somut olayın kendine özgü şartlarının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
-
Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, bireysel başvuru formunda ileri sürdükleri iddiaları yinelemiştir.
-
Değerlendirme
-
Başvurucuların iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkıyla bağlantılı olarak isnadı öğrenme hakkı yönünden incelenmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
- Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan isnadı (suçlamayı) öğrenme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden i. Genel İlkeler
-
Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Savunma hakkının sağladığı güvenceler esasen adil yargılanma hakkı içinde yer almaktadır. Savunma hakkı, hukuk devleti ilkesinin gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemli güvencelerinden biri olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde ayrıca ifade edilmiştir (Ali Kemal Tekin, § 40).
-
Ceza yargılamasında savunma haklarının güvence altına alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer [1. B.], B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 32). Savunma, ceza adaletinin hakkaniyete uygun gerçekleşmesini sağlamaktadır. İddiaya karşı savunma hakkı tanınmadığı sürece silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun muhakeme yapılması ve maddi gerçeğe ulaşılması da mümkün değildir (Ali Kemal Tekin, § 41).
-
Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının şeklen değil gerçek anlamda sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı altında bulunan kişiye, savunmasını hazırlayıp mahkeme önünde dile getirebilmesi ve böylece yargılamanın sonucunu etkileyebilmesi için isnadın bildirilmesi gerekmektedir. Hakkındaki isnadı bilmeyen kimsenin savunma yapması mümkün değildir. Dolayısıyla isnadın bildirilmediği bir yargılamanın adil olduğundan söz edilemez. Bu itibarla adil yargılanma hakkı isnadın bildirilmesine ilişkin güvenceyi de kapsamaktadır. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "... ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde, bir suç ile itham edilen herkesin kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilme hakkı düzenlenmiştir (Ali Kemal Tekin, § 42).
-
İsnat, sanığın savunma yapabilmesi için bildirilmektedir. Bunun için bildirimde, sanığın hangi fiil ile suçlandığının ve hangi suçu işlediğinin açıklanması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle sanık, isnadın sebebinden ve niteliğinden haberdar edilmelidir. Sanığın hangi fiili nerede ve ne zaman işlediği (yüklenen suçu oluşturan olay/olaylar) isnadın sebebini oluşturur. Bunların soyut olarak değil sanığın savunma hazırlayabilmesine yeterli düzeyde ve ayrıntılı olarak açıklanması gerekir. Böylelikle sanık, davaya konu fiili nerede ve ne zaman işlemekle suçlandığını bileceğinden savunmasını buna göre yapabilecektir. Fiilin hukuki yönden vasıflandırılması ise isnadın niteliğidir. Suçlamanın niteliği hakkındaki bilgi de savunma yapmaya yeterli düzeyde olmalı ve bildirimde sanığın işlemekle suçlandığı fiilin hangi normu ihlal ettiği belirtilmelidir. Yargılama sırasında fiilin hukuki niteliğinin değişmesi durumunda da sanık bu değişiklikten haberdar edilmelidir. Böylelikle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun olarak yargılamanın adilliği de sağlanmış olur (Ali Kemal Tekin, § 43).
-
İsnadı öğrenme hakkı, savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı ile ilişkilidir. Sanığa veya müdafiine -savunma için gerekli hazırlıkları yapmaları amacıyla- isnadın bildirilmesiyle (iddianamenin tebliğiyle) duruşma günü arasında yeterli bir sürenin verilmesi gerekir. Aynı şekilde suçun hukuki niteliğinin değişmesi hâlinde de savunmanın yeniden hazırlanması için gerekli zaman ve kolaylıklar sağlanmalıdır. Nitekim bu anayasal gereklilikler, ilgili usul kurallarında da somutlaştırılmaya çalışılmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 226. maddesi uyarınca sanık -suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça- iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. Aynı maddede, ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilmesi bir zorunluluk olarak öngörülmüştür (Ali Kemal Tekin, § 46).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
-
Somut olayda iddianameye konu isnat terör örgütü üyesi olma suçu olmasına rağmen başvurucular -ek savunma hakkı tanınmaksızın ya da değişen suç vasfı bir başka yolla bildirilmeksizin- terör örgütüne üye olmamakla birlikte terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri kabulüyle cezalandırılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile bu maddenin (4) numaralı fıkrasının yollamasıyla aynı Kanun'un 220. maddesinin (7) numaralı fıkrasında düzenlenen suçların unsurlarının farklı olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Ancak suçun hukuki niteliği değişmesine ve Mahkemece başvurucuların salıverilmelerine dair ara kararda da suç niteliğinin değişme ihtimaline vurgu yapılmasına (bkz. § 16) karşın başvuruculara savunmalarını yeniden hazırlamaları için gerekli zaman ve kolaylıklar sağlanmamıştır. Hâlbuki suçlamanın değişen niteliğinin bildirilmesi, uygulanacak cezanın türü ve miktarından bağımsız bir güvencedir. Sonuç olarak Başsavcılığın esas hakkındaki mütalaasında başvurucuların iddianamede olduğu gibi terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmalarının talep edilmesi ve istinaf kanun yolu incelemesinin duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılması da dikkate alındığında (bkz.§§ 20, 26), isnadın niteliğinde meydana gelen değişikliğin başvuruculara bildirilmemesi ve bu hususta kendilerine ek savunma hazırlama imkânı tanınmaması karşısında Ali Kemal Tekin kararında yer alan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
-
Açıklanan gerekçelerle başvurucular Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen yönünden Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkıyla bağlantılı olarak isnadı (suçlamayı) öğrenme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
VI. GİDERİM
-
Başvurucular Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
-
Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
-
Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
-
Öte yandan ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucular Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen'in manevi tazminat taleplerinin, uğradıklarını iddia ettikleri maddi zararlarla ilgili bilgi/belge sunmadıklarından da maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
VII. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvurucular Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen yönünden adil yargılanma hakkı kapsamındaki isnadı (suçlamayı) öğrenme hakkına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
-
Başvurucular Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşcı, Engin Gökoğlu, Özgür Yılmaz ve Süleyman Gökten yönünden silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. 1. Başvurucular Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen yönünden Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki isnadı (suçlamayı) öğrenme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
-
Başvurucular Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Aytaç Ünsal, Behiç Aşcı, Engin Gökoğlu, Özgür Yılmaz ve Süleyman Gökten yönünden adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE, C. Kararın bir örneğinin başvurucular Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen yönünden isnadı öğrenme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2018/84, K.2019/125) GÖNDERİLMESİNE, Ç. Başvurucular Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen'in tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE, D. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvurucular Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen'e MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, diğer başvurucular tarafından yapılan yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA, E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucular Yağmur Ereren Evin ve Yaprak Türkmen'in Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan :
İrfan FİDAN Üyeler :
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Raportör :
Hüseyin Özgür SEVİMLİ Başvurucular :
-
Ahmet MANDACI
-
Aycan ÇİÇEK
-
Aytaç ÜNSAL
-
Behiç AŞCI
-
Engin GÖKOĞLU
-
Özgür YILMAZ
-
Süleyman GÖKTEN
-
Yağmur EREREN EVİN
-
Yaprak TÜRKMEN Vekilleri :
Av. Çiğdem AKBULUT Av. Ramazan DEMİR Av. Benan MOLU
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.