AYM Birinci Bölüm 2020/2193 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Birinci Bölüm

Daire / Kategori

Anayasa Mahkemesi Kararı

Esas No

2020/2193

Karar Tarihi

9 Nisan 2026

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

BERAY ARCAK KARABACAK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/2193) Karar Tarihi: 9/4/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

  1. Başvuru; başvurucu ve diğer malikler aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasında taşınmazların bir kısmına 9/10/1956 tarihinden önce el atıldığı ortaya konulamadığı hâlde davanın tamamının kabul edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

  2. Başvurucu, Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesi Cumhuriyet Mahallesi'nde bulunan 26 ada 3, 4, 24, 25, 26, 27 ve 28 parsel sayılı taşınmazlarda hissedar maliktir.

  3. Millî Savunma Bakanlığı (İdare) 21/4/2010 ve 20/11/2013 tarihlerinde başvurucu ve diğer maliklerin murisleri adına kayıtlı hisselerinin iptali ile Hazine adına hükmen tesciline karar verilmesi talebiyle Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) tapu iptali ve tescil davaları açmıştır. İdare; dava dilekçelerinde taşınmazların Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı sınırları içinde kaldığını, davalıların murisleri ile Hazine arasında hisseli olduğunu, taşınmazların vasfının beyanlar hanesinde "talimhane, kargir kışla, garaj, işocağı depo, tarla ve atış yerleri" olduğunu belirterek Hazine ile davalıların murisleri adına tespit yapıldığını, dava konusu parsellerin 1919 yılından beri askerî kullanımda olduğunu ifade etmiştir.

  4. Asliye Hukuk Mahkemesi 10/5/2017 ve 14/9/2018 tarihlerinde, başvurucu ve diğer davalıların maliki oldukları Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesinde bulunan taşınmazlara İdarenin 1953 yılından önce el attığı, taşınmazların üzerinde askerî birliğe ait yapıların olduğu, kadastro tespiti sırasında kârgir kışla, garaj, iş ocağı ve depo olarak kullanıldığı saptamasından hareketle ve 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesine istinaden davaları kabul etmiş; taşınmazlar İdare adına tescil edilmiştir. Kararların gerekçesinde yukarıda bahsedilen saptamalara göre dava konusu taşınmazlara İdarece kadastro tespitinin yapıldığı tarih itibarıyla fiilen el atıldığının sabit olduğu, mevcut duruma göre davalıların taşınmaz üzerinde herhangi bir yasal hakları kalmadığı tespitinde bulunulmuştur.

  5. Başvurucu ve diğer malikler, gerekçeli karara karşı istinaf talebinde bulunmuş; ilk derece mahkemelerince 221 sayılı Kanun'un uygulanmasında ve takdirinde hata yapıldığını, esasen bu yasanın uygulanma şartlarının oluşmadığını, uygulanacaksa da sadece askerî tesislerin bulunduğu bölümler yönünden uygulanması gerektiğini, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

  6. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kurulan hükmün Yargıtay içtihatlarına, usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

  7. Başvurucu ve diğer malikler tarafından kararlar temyiz edilmiş ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin (Daire) 4/11/2019 ve 29/9/2020 tarihli ilamlarıyla hükümlerin onanmasına karar verilmiştir. 29/9/2020 tarihli ilama yönelik karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından 21/4/2021 tarihinde reddedilmiştir.

  8. Komisyon, aralarında bağlantı bulunması nedeniyle süresi içinde yapılan 2020/38086 numaralı başvurunun süresinde yapılan 2020/2193 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar vermiştir.

  9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

  1. Başvurucu, 221 sayılı Kanun'dan sonra 8/11/1983 tarihinde yürürlüğe giren 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 4. maddesi kapsamında karar verilmesi gerekirken bedelsiz hükmen tescile imkân veren 221 sayılı Kanun kapsamında karar verilmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, taşınmazın tamamına 1956 yılından önce el atıldığının yargılama makamlarınca ortaya konulamadığını, bu kapsamda 221 sayılı Kanun'un başvuruya konu olay kapsamında uygulanamayacağını, uygulanacaksa da sadece askerî tesislerin olduğu bölümler yönünden uygulanması gerektiğini, aynı konuda açılan benzer davalarda Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemelerince davanın reddi yönünde karar verildiğini, yargılama makamlarınca söz konusu kararlar dikkate alınmadan karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır.

  2. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurunun zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

  3. Makul sürede yargılanma hakkı kapsamı dışında kalan tüm ihlal iddiaları mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

  1. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

  2. Başvuruya konu uyuşmazlıkta hükme esas alınan 221 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.2021/19, K.2022/46 sayılı norm denetimi kararı ile iptal edilmiştir. Kararda, anayasal öğeleri dikkate almayan, bu çerçevede kamulaştırmada kamu yararı olup olmadığının yargısal olarak denetlenmesine imkân tanımayan, gerçek karşılık ve diğer anayasal ölçütleri karşılamayan kuralın Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen, sınırlamanın Anayasa’nın sözüne aykırı olamayacağı hükmüne aykırılık teşkil ettiği, kanunda Anayasa’nın açık güvencelerine aykırı olarak öngörülen kamulaştırmanın birey için katlanılabilir bir külfete dönüşmesini engelleyecek herhangi bir telafi mekanizmasına da yer verilmediği açıklanmıştır.

  3. Anayasa Mahkemesi Ferhat Geneci ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2019/13161, 7/2/2024) kararında da 221 sayılı Kanun'un norm denetimi kararıyla iptal edildiğini vurgulamış ve başvurucuların dava haklarının düştüğü kabul edilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin ödenmemesi yönündeki mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiğine karar vermiştir.

  4. Başvuruya konu olayda yargılama makamlarınca başvurucuya ait taşınmazlara 9/10/1956 tarihinden önce el atıldığı, başvurucunun ve diğer maliklerin taşınmazlar üzerinde herhangi bir yasal haklarının kalmadığı kabul edilerek 221 sayılı Kanun hükmü uyarınca davanın kabulüne, başvurucuya ve diğer maliklere herhangi bir bedel ödenmesine hükmedilmeksizin taşınmazlara ait tapu kayıtlarının iptali ile İdare adına tesciline karar verilmiştir.

  5. Sonuç olarak somut başvuruda Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında verdiği Ferhat Geneci ve diğerleri kararından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı, bu kapsamda Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerindeki güvenceler ışığında başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği değerlendirilmiştir.

  6. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

  1. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle yapılan başvurular ile yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

  2. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

  1. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

  2. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan mülkiyet hakkı yönünden ihlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

  1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2013/1569, K.2017/365; E.2016/21, K.2017/351) GÖNDERİLMESİNE, Ç. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE, D. 893,80 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.893,80 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan :

İrfan FİDAN Üyeler :

Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL Raportör :

Nur Hilal MERMER Başvurucu :

Beray ARCAK KARABACAK Vekilleri :

Av. Tamer KULAÇOĞLU Av. Serkan KARTAL

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.