AYM Birinci Bölüm 2020/13074 E.

MCP

Bu Veriyi Kendi Asistanınızda Kullanın

Soorgla MCP ile karar ve mevzuat arşivine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişin. Kurulum perpeek üzerinden, tek token.

perpeek’ten Al

Karar Bilgileri

Mahkeme

Birinci Bölüm

Daire / Kategori

Anayasa Mahkemesi Kararı

Esas No

2020/13074

Karar Tarihi

6 Mayıs 2026

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ARZU KUYUMCU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/13074) Karar Tarihi: 6/5/2026

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

  1. Başvuru, idarece usulüne uygun kamulaştırma bedeli ödenmeden taşınmaza el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Bireysel Başvuru Öncesi Süreç

  1. Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) 4/8/2011 tarihinde başvuruculara ait olan ve İzmir'in Kemalpaşa ilçesi Ulucak köyünde bulunan 153 parsel ve 143 parsel sayılı taşınmazların bir kısmının Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi kapsamında yol, inşaat ve emniyet sahası olarak kullanılmak üzere kamulaştırılmasına karar vermiştir. İdare ile başvurucular arasında anlaşma sağlanamaması üzerine İdare tarafından Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılmıştır.

  2. Mahkemece keşif yapılmış, keşif sonucunda alınan bilirkişi raporunda toplam kamulaştırma bedeli 197.459,17 TL olarak tespit edilmiştir. Mahkeme bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, toplam kamulaştırma bedelinin 197.459,17 TL olarak belirlenmesine, dava konusu taşınmazların kamulaştırılan kısımlarının başvurucular adına olan tapu kayıtlarının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar vermiş; kararda tescil hükmü yönünden verilen kararın kesin olduğunu ifade etmiştir.

  3. Tarafların temyiz talebinde bulunması üzerine mahkeme kararı Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Yargıtay Dairesince) bozulmuştur. Bozma kararında kamulaştırma bedelinin düşük ve hatalı belirlendiğine işaret edilmiştir.

  4. Mahkemece bozma kararına uyularak ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Ek bilirkişi raporunda taşınmazların bedelinin toplam 606.079,82 TL olarak tespit edilmesi üzerine Mahkemece İdareye muhtelif tarihli celselerde kamulaştırma fark bedeli olan 408.611,65 TL'yi depo etmesi için süre verilmiştir. İdare tarafından bedelin depo edilmemesi üzerine Mahkeme davanın reddine ve tapuların eski hâline getirilerek başvurucular adına tesciline karar vermiş; kararda, kamulaştırma bedelinin davacı İdare tarafından 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince verilen kesin süre içinde belirtilen banka hesabına yatırılmaması sebebiyle davayı reddettiğini açıklamıştır. Başvurucuların temyiz ettiği mahkeme kararı Yargıtay Dairesince onanmıştır.

B. Bireysel Başvuru Süreci

  1. Başvurucular, nihai kararı 2/3/2020 tarihinde öğrendikten sonra 31/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

  2. Birinci Bölüm İkinci Komisyon 2/11/2023 tarihinde başvurunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden ise kabul edilebilirlik hususunun karara bağlanmasının Bölüm kararını gerektirmesi nedeniyle Bölüme gönderilmesine karar vermiştir.

  3. Başvurucu Mehmet Kuyumcu'nun başvuru tarihinden sonra 13/11/2020 tarihinde vefat etmesi üzerine mirasçıları olan Hanım Kuyumcu, Murat Kuyumcu, Sedat Kuyumcu ve Vedat Kuyumcu 30/1/2025 tarihinde başvuruya katılma talebinde bulunmuştur. Öte yandan başvurucu Sedat Kuyumcu'nun katılma talebinden sonra 1/9/2025 tarihinde vefat ettiği tespit edilmiştir.

C. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

  1. İdare tarafından aynı taşınmazlara ilişkin olarak bu kez Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Hukuk Mahkemesi) nezdinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası yeniden açılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince keşif yapılmış ve tespit edilen kamulaştırma bedelinin depo edilmesi için İdareye süre verilmiş ancak İdarece depo kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle yeniden davanın reddine karar verilmiştir. Karar İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi (İstinaf Dairesi) tarafından kaldırılmış, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin 1.993.159,85 TL olarak belirlenmesine karar verilmiştir.

  2. Tarafların istinaf talebinde bulunması üzerine Asliye Hukuk Mahkemesi kararı İstinaf Dairesince eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği gerekçesiyle kaldırılmış, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

  1. Başvurucular, kamulaştırma bedelinin ödenek olmadığı için yatırılmaması nedeniyle uzun süredir devam eden kamulaştırma davasının reddedilmesinin mülkiyet haklarını ihlal ettiğini, yine 2014 yılında kamulaştırma kararı verilmesi ve bu kararın tapuya tescil edilmesi neticesinde taşınmazlarının kamulaştırıldığını, taşınmazlarından yol geçirilerek kullanım haklarının tamamen sonlandırıldığını, sonuç olarak kamulaştırma bedeli ödenmeksizin taşınmazlarına el atılması nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

  2. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular tarafından Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunulmamıştır.

  3. Başvurucu Sedat Kuyumcu Yönünden

  4. Anayasa Mahkemesi Abdurrahman Beycur ve diğerleri ([GK], B. No: 2023/76490, 31/7/2025) kararında başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra vefat etmesi hâlinde bireysel başvurudan haberi olmayan mirasçılarının hak kaybına uğramaması için yapılması gerekenler hususunda genel ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi mirasçıların hak kaybına uğramalarını engellemek, bireysel başvuruların neticelendirilmesini sağlamak gerekliliğini birlikte karşılayabilecek bir yol olarak 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (7) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 84. maddesinin verdiği yetkiyle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesinin başvuru tarihinden sonra ölüm hâli için de uygulanabileceği kanaatine varmıştır. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra ölmesi hâlinde bu kişi yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesinin uygun olacağı sonucuna ulaşmıştır. Bunun yanında vefat eden başvurucunun mirasçısı olduğunu bilgi ve belgeleriyle ispat eden kişilerin ise makul bir süre içinde bireysel başvuruyu takip etme iradesini ortaya koymaları hâlinde -mirasçıların menfaatlerinin bulunup bulunmadığını da gözeterek- başvurunun incelenmesine devam edilebileceğini belirtmiştir. Bu kapsamda bireysel başvuru yapıldıktan sonra ölen bir başvurucunun mirasçılarının başvuruyu devam ettirme yönündeki taleplerini Anayasa Mahkemesine iletme yükümlülüğünün kendileri üzerinde olduğu kaydedilmelidir. Öte yandan Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurucunun bireysel başvuru tarihinden sonra ölmesi durumunda dahi başvurunun incelenmeye devam edilebileceği vurgulanmalıdır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

  5. Açıklanan gerekçelerle başvurucu Sedat Kuyumcu yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

  6. Diğer Başvurucular Yönünden

  7. Başvurucuların şikâyetlerinin özünün Anayasa'nın 46. maddesi kapsamında gerçek bedel ödenmeksizin taşınmazlarına el atılması olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların mülkiyet hakkına yönelik ihlal iddialarının bu çerçevede ele alınması gerektiği değerlendirilmiştir.

  8. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

  9. Anayasa Mahkemesi Muammer Bulut ([GK], B. No: 2020/9066, 21/11/2024) kararında, idarece usulüne uygun kamulaştırma bedeli ödenmeden -depo kararı gereği yerine getirilmeden- taşınmaza el konulmasını mülkiyet hakkı yönünden incelemiş ve uygulanacak ilkeleri belirlemiştir. Anılan başvuruda -eldeki başvuru ile benzer şekilde- başvurucu, kamulaştırma işleminin kamulaştırma bedelinin tamamı kendisine ödenmeden tamamlanması sebebiyle taşınmazına el atıldığından yakınmıştır. Kararda 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesindeki düzenlemeden hareketle kamulaştırma bedelinin kesin olarak tespit edilip tamamı malike ödenmeksizin idarenin taşınmazın mülkiyetini ve bu durumun doğal sonucu olarak taşınmazı kamulaştırma amacına uygun kullanma hakkını elde ettiği, malikin ise mülkünü kaybettiği ifade edilmiştir. Bu uygulamanın Anayasa'nın 46. maddesinde düzenlenen kamulaştırma bedeli ve kesin hükme bağlanan artırım bedelinden oluşan gerçek bedelin tek seferde ve en geç taşınmazın idare adına tescil edildiği anda ödenmesini gerektiren peşin ödeme güvencesine aykırı olarak taşınmazın mülkiyetinin idareye devri sonucunu doğurduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri çerçevesinde Anayasa'nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı belirtilerek ihlalin kanundan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.

  10. Başvuruya konu olayda İdarenin açtığı kamulaştırma bedeli ve tescil davasında ilk olarak davanın kabulüne ve başvurucuların taşınmazlarının kamulaştırılan kısımlarının İdare adına tescili ile tespit edilen ve İdare tarafından bankaya yatırılan kamulaştırma bedelinin başvuruculara ödenmesine karar verilmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında kesin olan tescil hükmü gereği başvuruculara ait taşınmazlar yol vasfı ile İdare adına tescil edilmiştir. Devam eden yargılamada Yargıtay Dairesi tarafından kamulaştırma bedelinin eksik ve hatalı belirlendiği yönünde karar verilmiştir. Mahkeme bozma kararında belirtilen hususlar doğrultusunda kamulaştırma bedelini belirlemiş ve tespit edilen kamulaştırma bedelinin İdarece depo edilmesine karar vermiş ancak bedelin İdarece depo edilmemesi üzerine davanın reddine hükmetmiştir. Ayrıca Mahkeme, taşınmazların tapu kayıtlarının eski hâline getirilmesi yönünde de karar vermiş ancak başvurucular bu süreçte taşınmazlarının kamulaştırmaya konu kısımlarına yol yapıldığını, bu suretle taşınmazlarını kullanamadıklarını ifade etmiştir.

  11. Başvuruculara ait taşınmazlar hakkında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgu uygulaması üzerinden yapılan sorgulama neticesinde taşınmazların pasife alındığı ve kamulaştırılan kısımlarının yol olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda başvurucuların taşınmazlarına ilişkin tapu kayıtlarının eski hâle getirilmesine yönelik Mahkemece verilen karara rağmen (bkz. § 5) taşınmazlarını kullanamadıkları, bu süreçte taşınmazdaki yol yapım çalışmalarının da tamamlandığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak taşınmazın gerçek karşılığı olan kamulaştırma bedelinin tespit edilip kesinleşerek ödenmeksizin, diğer bir deyişle Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "peşin ödeme güvencesi" ihlal edilerek başvurucuların mülkiyet hakkının sağladığı korumadan mahrum bırakıldıkları görülmüştür. Dolayısıyla Muammer Bulut kararında açıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı, bu itibarla başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri çerçevesinde Anayasa'nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı değerlendirilmiştir.

  12. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

  1. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

  2. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde yer almaktadır.

  3. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

  4. Başvuruya konu olayda Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve ihlalin doğrudan 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin sekizinci fıkrasından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır (Muammer Bulut, § 69).

  5. Muammer Bulut başvurusunda Anayasa Mahkemesinin kararın Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesine karar verdiği (Muammer Bulut, §§ 79-82) anlaşıldığından bu hususta yeniden TBMM'ye çağrı yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bununla birlikte yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu Sedat Kuyumcu yönünden başvurunun İŞLEMDEN KALDIRILMASINA, B. Diğer başvurucular yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, C. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, Ç. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kemalpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2018/27, K.2019/166) GÖNDERİLMESİNE, D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE, E. 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin müteveffa başvurucu Sedat Kuyumcu dışındaki başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan :

İrfan FİDAN Üyeler :

Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Raportör :

Nur Hilal MERMER Başvurucular :

  1. Arzu KUYUMCU

  2. Hanım KUYUMCU

  3. Murat KUYUMCU

  4. Nadire KUYUMCU

  5. Sedat KUYUMCU

  6. Vedat KUYUMCU Vekili :

Av. Serkan ŞAHİN

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
perpeek

Veriye Tarayıcıdan DeğilAsistanınızdan Ulaşın

perpeek bir MCP pazaryeri. Tek uç nokta ve tek token ile onlarca satıcının verisine Claude, ChatGPT ya da Cursor içinden erişirsiniz — hukuktan finansa. Soorgla da bu pazarda.

Tek Pazar, Çok Kaynak

Onlarca satıcının MCP’si aynı yerde.

Tek Token

Her kaynak için ayrı hesap ve anahtar yok.

perpeek AI

Kaynakları birlikte kullanan kendi asistanı.

Mobil ve Masaüstü

Uygulamalarıyla her yerden erişim.