Anayasa Bireysel Başvuru: 2014-4841 Sayılı 17-11-2014 Tarihli Karar: Esas (İhlal)-Birinci Bölüm

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Birinci Bölüm

Daire / Kategori

Anayasa Mahkemesi Kararı

Karar Tarihi

17 Kasım 2014

III. İNCELEME SONUÇLARI

HakMüdahale İddiasıSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Makul sürede yargılanma hakkı (ceza)İhlalManevi tazminat

IV. İLGİLİ HUKUK

Mevzuat TürüMevzuat Tarihi/Numarası - İsmiMadde Numarası
Kanun5237 Türk Ceza Kanunu314
204

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

GIYASETTİN GÜR VE SELAHATTİN ASLAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/4841)

Karar Tarihi: 17/11/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan:SerruhKALELİ
Üyeler:Nuri NECİPOĞLU
HicabiDURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.:Derya ATAKUL
Başvurucular:Gıyasettin GÜR
Selahattin ASLAN
Vekilleri:Av. Hüseyin ÇALİŞCİ

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucular, “silahlı terör örgütüne üye olmak ve resmi belgede sahtecilik” suçlarını işledikleri iddiasıyla yargılandıkları davada makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 7/4/2014 tarihinde İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Başvurucu Gıyasettin Gür tarafından yapılan 2014/4841 numaralı bireysel başvuru dosyası ile başvurucu Selahattin Aslan tarafından yapılan 2014/4844 numaralı bireysel başvuru dosyası, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birleştirilmiş, incelemeye 2014/4841 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden devam edilmiştir.

5. Bölüm tarafından 11/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 8/8/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK. 250. maddesi ile yetkili) yürütülmekte olan soruşturma kapsamında 9/4/2007 tarihinde gözaltına alınmışlardır.

9. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK. 250. maddesi ile görevli) 12/4/2007 tarih ve 2007/56 Sorgu sayılı karar ile başvurucuların “silahlı terör örgütüne üye olmak ve resmi belgede sahtecilik” suçlarından tutuklanmalarına karar verilmiştir.

10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK. 250. maddesi ile yetkili) 24/4/2007 tarih ve E.2007/630 sayılı iddianamesi ile başvurucular hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak ve resmi belgede sahtecilik” suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

11. Başvurucular, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. maddesi ile görevli) 17/3/2011 tarihli kararı ile tahliye edilmişlerdir.

12. Anılan Mahkemece, 31/5/2011 tarih ve E.2007/274, K.2011/110 sayılı karar ile başvuruculardan Gıyasettin Gür’ün “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 ay, “ resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıl 6 ay, Selahattin Aslan’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

13. Kararın başvurucular tarafından 17/1/2012 tarihinde temyizi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 10/7/2014 tarih ve E.2013/515, K.2014/8612 sayılı ilâmı ile hüküm onanmıştır.

14. Başvurucular, 7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

15. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile 204. maddesinin (1) numaralı fıkrası.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 17/10/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 7/4/2014 tarih ve 2014/4841 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

17. Başvurucular, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 9/4/2007 tarihinde gözaltına alındıklarını ve 12/4/2007 tarihinde tutuklandıklarını, “silahlı terör örgütüne üye olmak ve resmi belgede sahtecilik” suçlarını işledikleri iddiasıyla haklarında açılan kamu davasında makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

18. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Başvurucular, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 9/4/2007 tarihinde gözaltına alındıklarını ve 12/4/2007 tarihinde tutuklandıklarını, haklarında açılan kamu davasında makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

20. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

21. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

22. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625, 9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucular hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olmak ve resmi belgede sahtecilik” suçlarını işledikleri iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucular hakkında isnat olunan suçlar 5237 sayılı Kanun’un 314. maddesinin (2) numaralı ve 204. maddesinin (1) numaralı fıkralarında hapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucular hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

23. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır. Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucuların gözaltına alındığı 9/4/2007 tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, Yargıtay onama kararının verildiği 10/7/2014 tarihidir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).

24. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, 9/4/2007 tarihinde gözaltına alınan ve 12/4/2007 tarihinde tutuklanan başvurucular hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “silahlı terör örgütüne üye olmak ve resmi belgede sahtecilik” suçlarını işledikleri iddiasıyla 24/4/2007 tarihinde kamu davası açılmış, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada başvurucuların savunması alınmış, delilleri toplanmıştır. Başvurucu Gıyasettin Gür üzerinde ele geçirilen sahte kimliğe ve başvurucuya ait fotoğraflara ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmıştır. Tanıkların yargılandığı davalardaki savcılık sorgu tutanaklarının, mahkemedeki savunmalarının, teknik bilirkişi raporlarının gönderilmesi için ilgili mahkemelere ve savcılıklara talimatlar yazıldığı, uzun süre tanık beyanlarının alınması için ilgili mahkemelere yazılan talimat cevaplarının beklendiği anlaşılmıştır. Mahkemece, 17/3/2011 tarihinde başvurucuların tahliyesine, 31/5/2011 tarihinde mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. Hükmün başvurucular tarafından temyiz edildiği ve temyiz incelemesi Yargıtayda devam ederken 7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 10/7/2014 tarihli ilâmı ile hükmün onandığı belirlenmiştir.

25. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

26. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yedi yılı aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

28. Başvurucular, makul sürede yargılama yapılmadığı için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

29. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “ Kararlar ” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

30. Başvurucuların tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yedi yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuların her birine net 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

31. Başvurucular Gıyasettin Gür ve Selahattin Aslan tarafından ayrı ayrı yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin ayrı ayrı başvuruculara ödenmesine ve belirtilen başvuruculara 1.500,00 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuların her birine net 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular Gıyasettin Gür ve Selahattin Aslan tarafından ayrı ayrı yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin ayrı ayrı BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE ve belirtilen başvuruculara 1.500,00 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

17/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

talebindeişledikleribaşvurucular“silahlısuçlarınıiddiasıylasürmüşlerihlalresmibelgedesahtecilik”belirterekhükümörgütüneolaylaryapılmadığınıbulunmuşlardırkararlarolmakyargılandıkları

Kaynak: karar_anayasa

Taranan Tarih: 28.01.2026 03:25:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim