Anayasa Bireysel Başvuru: 2014-15249 Sayılı 20-07-2017 Tarihli Karar: Kabul Edilemezlik-İkinci Bölüm
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İkinci Bölüm
Anayasa Mahkemesi Kararı
20 Temmuz 2017
III. İNCELEME SONUÇLARI
| Hak | Müdahale İddiası | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı | Tutukluluk (süre) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi |
IV. İLGİLİ HUKUK
| Mevzuat Türü | Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi | Madde Numarası |
|---|---|---|
| Kanun | 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu | 141 |
| 142 |
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TUBA KARATOPRAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/15249)
Karar Tarihi: 20/7/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
| Başkan | : | Engin YILDIRIM | | --- | --- | --- | | Üyeler | : | OsmanAlifeyyazPAKSÜT | | | | Recep KÖMÜRCÜ | | | | Celal Mümtaz AKINCI | | | | Recai AKYEL | | Raportör Yrd. | : | Yusuf Enes KAYA | | Basvurucu | : | Tuba KARATOPRAK | | Vekili | : | Av. Servet ÖZEN |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın özel yetkili mahkemede yapılması nedeniyle de kanuni hâkim ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 12/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/11/2011 tarihli ve 2011/65 Sorgu sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan tutuklanmıştır.
9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 25/1/2012 tarihli ve 2012/3105 Soruşturma sayılı iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütünün yöneticisi olma, terör örgütünün amaçları doğrultusunda patlayıcı madde atma, mala zarar veme , genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, terör örgütünün propağandasını yapma, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme ve kamu görevlisine direnme suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
10. Başvurucu hakkındaki dava, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/79 sayılı dosyası üzerinde yürütülmeye başlanmış ancak12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesiyle görevli mahkemelerin kaldırılması üzerine dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye devredilmesine karar verilmiştir.
11. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/152 sayılı dosyasında yargılamaya başlanmıştır.
12. Başvurucu, son olarak 18/8/2014 tarihli dilekçesiyle tahliye talebinde bulunmuş ancak talebi Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesince 25/8/2014 tarihinde reddedilmiştir.
13. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi 21/5/2015 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.
14. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/6/2016 tarihli ve E.2014/152, K.2016/254 sayılı kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliği suçundan 7 yıl 6 ay, mala zarar verme suçundan 2 yıl 6 ay, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan dörtkez7 ay 15 gün, resmî belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 6 ay, görevi yaptırmamak için direnme suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası, izinsiz olarak tehlikeli madde bulundurmak suçundan 11.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçu yönünden kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmiştir.
15. Anılan karar, temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi devam etmektedir.
16. Başvurucu 12/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler."
18. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 20/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu; uzun bir süredir tutuklu olduğunu, tahliye taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarının gerekçelerinin yeterli olmadığını ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder ( Tahir Canan , B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu iddiasının Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
22. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
24. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur ( Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
25. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır ( Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
26. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 21/5/2015 tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun "ikincil niteliği" ile bağdaşmamaktadır.
27. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu, özel yetkili mahkemelerde yargılamasının yapıldığını belirterek kanuni hâkim ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
29. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir ( Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt , § 16).
30. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın devam ettiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
31. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kanuni hâkim ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 20/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_anayasa
Taranan Tarih: 28.01.2026 03:19:39