CASE OF SADRETTİN GÜLER v. TURKEY - [Turkish Translation] by the Turkish Ministry of Justice
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
aihm
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
SADRETTİN GÜLER / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 56237/08)
KARAR
STRAZBURG
24 Nisan 2018
KESİNLEŞME TARİHİ
24/07/2018
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir
Sadrettin Güler / Türkiye davasında,
Başkan,
Robert Spano,
Yargıçlar,
Ledi Bianku,
Işıl Karakaş,
NebojšaVučinić,
ValeriuGriţco,
Jon FridrikKjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) 3 Nisan 2018 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı oturumdaki müzakereler sonucunda anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
-
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın (no. 56237/08) temelinde, Türk vatandaşı Sadrettin Güler’in (“başvuran”) 12 Kasım 2008 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuru bulunmaktadır.
-
Başvuran İstanbul Barosuna bağlı Avukat M. İriz tarafından temsil edilmiş, Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
-
Başvuran kendisine sendika faaliyetlerinde bulunması nedeniyle verilen uyarı şeklindeki disiplin cezasının kendisinin dernek kurma özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvuran ayrıca, söz konusu disiplin cezasına itiraz edebileceği bir iç hukuk yolunun bulunmamasından şikâyetçi olmuştur.
-
Başvuru 26 Nisan 2010 tarihinde Hükümete iletilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
-
Başvuran 1962 doğumlu olup, İstanbul’da ikamet etmektedir.
-
Söz konusu tarihte, başvuran İstanbul Büyükşehir Belediyesinde memur olarak görev yapmakta olup, KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) bağlı olan Tümbel-Sen sendikasının mahalli şubesine üyedir.
-
2008 yılının Nisan ayında büyük sendikalardan ikisi, yani DİSK(Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) ve KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) İstanbul’da 1 Mayıs 2008 tarihinde büyük çaplı bir gösteri planladıklarını ve üyelerinin İşçi Bayramı’nı kutlamak için toplanacağını ve 1 Mayıs 1977 tarihindeki gösteriler sırasında hayatlarını kaybeden arkadaşlarını anacaklarını duyurmuştur.
-
Başvuran 2008 yılının Mayıs ayında, kendisi hakkında 1 Mayıs 2008 tarihinde izinsiz olarak vazifede bulunmaması nedeniyle disiplin soruşturması başlatıldığı konusunda bilgilendirilmiş ve kendisinden savunmasını sunması istenmiştir. Başvuran, söz konusu günde üyesi olduğu sendikanın Uluslararası İşçi Bayramı’nı kutlamak için düzenlediği gösteride yer aldığı konusunda açıklamada bulunmuştur.
-
Ardından, başvurana disiplin cezası olarak 657 sayılı Memurlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca 1 Mayıs 2008 tarihinde izin almadan vazifede bulunmaması nedeniyle disiplin cezası olarak “uyarı” verilmiştir.
-
Başvuran 13 Mayıs 2008 tarihinde karara itiraz etmiş ve kararın iptal edilmesini talep etmiştir.
-
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Disiplin Kurulu 16 Mayıs 2008 tarihinde başvuranın itirazını, söz konusu kararın hukuka uygun olduğu ve bu kararı iptal etmek için geçerli bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
-
Söz konusu zamanda geçerli olan ilgili iç hukuka ilişkin tüm açıklamalar Karaçay / Türkiye (no. 6615/03, §§ 14-17, 27 Mart 2007), ve İsmail Sezer /. Türkiye (no. 36807/07, §§ 14-21, 24 Mart 2015) kararlarında bulunabilir.
-
22 Nisan 2009 tarinde kabul edilen ve Ulusal Bayram ve Genel Tatiller hakkında Kanun’da değişiklik yapan 5892 sayılı Kanun ile beraber 1 Mayıs (İşçi Bayramı) tatil olarak düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
- Başvuran kendisine sendika faaliyetlerinde yer aldığı için verilen uyarı cezasının, Sözleşme kapsamındaki haklarının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur. Başvuran Sözleşme’nin 6. maddesine dayanmıştır. Ancak Mahkeme söz konusu şikâyetin incelenmek üzere Sözleşme’nin 11. maddesinin kapsamına girdiğini değerlendirmektedir. Sözleşme’nin 11. maddesi aşağıdaki gibidir:
“1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir.
-
Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarını kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.”
-
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmıştır.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
- Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını, başka hiçbir gerekçeye dayanarak kabul edilemez olmadığını ve bu nedenle kabul edilebilir olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.
B. Esas hakkında
-
Başvuran kendisine sendika faaliyetlerinde bulunması nedeniyle uygulanan disiplin cezasının, Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamında, hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
-
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmıştır.
-
Başvuranın şikâyetinin incelemesine başlamadan önce, Mahkeme, bekletici bir mesele olarak, müdahalenin gerçekleştiği bağlamın göz önüne alınmasının önemli olduğunu değerlendirmektedir. Bu bağlamda, Mahkeme söz konusu zamanda, yani 1 Mayıs 2008 tarihinde Türkiye’de İşçi Bayramı’nın resmi tatil olmadığını ve söz konusu günde memurların herhangi bir şekilde toplantı düzenlemesinin kesin surette yasak olduğunu kaydetmektir. 1 Mayıs daha sonra 22 Nisan 2009 tarihinde 5982 sayılı Kanun ile resmi tatil ilan edilmiştir. Mahkeme ayrıca, en büyük iki sendika olan DİSK (DevrimciİşçiSendikalarıKonfederasyonu) ve KESK’in (KamuEmekçileriSendikalarıKonfederasyonu) çok önceden üyelerinin İstanbul’da İşçi Bayramı’nı kutlamak ve 1 Mayıs 1977 tarihindeki gösterilerde hayatlarını kaybeden dostlarını anmak için toplanacakları hususunda açıklama yaptığını kaydetmektedir (bk. Disk ve Kesk / Türkiye, no. 38676/08, §§ 4-6, 27 Kasım 2012).
-
Mevcut davanın koşullarına bakıldığında, Mahkeme başvuranın İstanbul Büyükşehir Belediyesinde memur olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme, ayrıca 1 Mayıs 2008 tarihli gösteriyi organize eden ve duyuran sendikalardan biri olan KESK’e üye olduğunu gözlemlemektedir. Dava dosyasından başvuran aleyhindeki disiplin soruşturmasının kendisinin izinsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle başlatıldığı ve disiplin soruşturması sürecinde başvuranın açık bir şekilde sendikasının İşçi Bayramı’nı kutlamak için düzenlediği gösteriye katıldığı için işte bulunmadığını ifade ettiği açıktır. Böylece, disiplin organları başvuranın işte bulunmasının nedenlerinden açıkça haberdar olmuşlardır. Ancak, işe gelmemesi ile ilgili sebepleri göz önünde bulundurulmadan, başvurana daha sonra 657 sayılı Kanun uyarınca izin almadan göreve gelmemesi nedeniyle uyarı cezası verilmiştir.
-
Hükümet görüşünde, Mahkeme’den davayı başvurana uygulanan yaptırımın sendika faaliyetlerinde yer aldığı değil izinsiz olarak işe gelmediği nedeniyle verildiği gerekçesiyle reddetmesini istemiştir.
-
Mahkeme, Karaçay / Türkiye (no. 6615/03, §§ 37-39, 27 Mart 2007) kararında başvuranın sendika faaliyetinde bulunması sebebiyle Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini hatırlatmaktadır. Ancak, somut davada disiplin cezasının gerekçesi başvuranın izinsiz olarak göreve gelmemesidir. Bu kapsamda, Mahkeme 2009 yılında resmi tatil olmasından önce dahi 1 Mayıs’ın (İşçi Bayramı) sendika üyeleri açısından oldukça sembolik bir gün olduğunu ayrıca anma ve kutlama günü olarak görüldüğünü kaydetmektedir (bk. yukarıda § 19 ). Yetkililer gösterinin en büyük sendikalardan ikisi tarafından halka açık olarak duyurulduğunu ve gösteri hakkında bilgileri olduğunu göz önünde bulundurarak başvuranın işe gelmeme sebebini göz ardı etmeyebilirlerdi. Bu nedenle, söz konusu gösteri ulusal ölçüde daha önceden duyurulduğu için yetkililerinin başvuranın göreve gelmemesinin sebebinden haberdar olduğunu söylemek yerindedir. Ayrıca müdahalenin Sözleşme’nin 11 § 2 maddesi kapsamında gerekliliği hususundaki değerlendirmesinde, başvuranın soruşturma sırasında sendika faaliyetinde yer aldığını belirterek göreve gelmeme sebebini açıklaması Mahkeme için önemlidir. Ancak, disiplin makamları değerlendirmelerinde, davanın kendine has koşullarını göz önünde bulundurulduğunda 657 sayılı Kanun’un 125. maddesi uyarınca uyarı cezası vermenin açıkça ya da esas olarak uygun olup olmadığını göz önünde bulundurmamışlardır.
-
Yukarıdakilerin ışığında, Mahkeme, üyesi olduğu sendikanın düzenlediği gösteriye katılarak dernek kurma özgürlüğünü kullandığını kaydetmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesinde görev yapan bir memur olan başvuranın 1 Mayıs 2008 tarihinde üyesi olduğu sendika, yani KESK tarafından düzenlenen ve duyurulan İşçi Bayramı gösterilerine katılmak için göreve gelmediği göz önünde bulundurulduğunda, çok hafif olmasına rağmen, şikâyet edilen disiplin cezasının sendika üyelerini sendika aktivitelerinden caydıracak niteliktedir (bk. Karaçay / Türkiye, 30946/04, § 30, 15 Eylül 2009 ve Şişman ve Diğerleri / Türkiye, no. 1305/05, § 34, 27 Eylül 2011).
-
Konu hakkındaki içtihadını ve yukarıdaki görüşleri göz önünde bulunduran Mahkeme, Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğini değerlendirmektedir.
II. SÖZLEŞME’NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
-
Başvuran iç hukukta söz konusu zamanda yürürlükte olan ve kendisine uygulanan disiplin cezasına itiraz edebileceği bir hukuk yolunun bulunmadığından şikâyetçi olmuştur. Başvuran Sözleşme’nin 6. maddesine dayanmıştır. Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşme’nin 13. maddesi yönünden incelenmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
-
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmıştır.
-
Mahkeme, söz konusu zamanda yürürlükte olan mevzuatın 657 sayılı Kanun’un 125. maddesi kapsamında verilen uyarı ya da kınama cezalarının kanuna uygunluğu ile ilgili itiraz etmek amacıyla idare mahkemelerine başvuru yapmanın önüne geçtiğini gözlemlemektedir.
-
Mahkeme daha önce benzer davaları incelemiş ve Türk hukukunda başvuranların bu şekildeki disiplin cezalarına itiraz edebilmesine olanak sağlayan etkili hukuk yollarının bulunmamasından dolayı Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (bk. Karaçay, yukarıda anılan, § 44; Kaya ve Seyhan, yukarıda anılan, § 41 ve İsmail Sezer v. Türkiye, no. 36807/07, § 66, 24 Mart 2015). Mahkeme somut davada bu sonuçtan ayrılacak bir sebep görmemektedir.
-
Konu hakkındaki içtihadını göz önünde bulunduran Mahkeme, Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini değerlendirmektedir.
III. SÖZLEŞME’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN DİĞER MADDELERİ
-
Son olarak, başvuran iddialarını gerekçelendirmeden Sözleşme’nin 6 ve 14. maddelerine atıfta bulunmuştur. Başvuran adil yargılanma ve kendini savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuran ayrıca kendisine sendikadaki faaliyetleri nedeniyle disiplin cezası verildiği için sendika üyesi olması sebebiyle ayrımcılığa uğradığını iddia etmiştir.
-
Mahkeme, elinde mevcut bulunan bilgi ve belgeler ışığında ve şikâyetçi olunan meselelerin yargı yetkisine girdiği ölçüde, bu bağlamda söz konusu maddelerde ortaya konan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir bulgunun bulunmadığını tespit etmektedir. Mahkeme, başvurunun bu kısmının Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddeleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
IV. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
- Başvuran adil tazmine ilişkin herhangi bir talepte bulunmamıştır. Dolayısıyla Mahkeme, başvurana bu nedenle herhangi bir miktar ödenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE
-
Başvuranın dernek kurma özgürlüğü ve etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkına ilişkin şikâyetlerinin kabul edilebilir ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna;
-
Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
-
Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; Mahkeme İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 24 Nisan 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Robert Spano
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Yazı İşleri Müdürü
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.