CASE OF YOKUŞLU v. TÜRKİYE - [Turkish Translation] by the Turkish Ministry of Justice
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
aihm
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
YOKUŞLU/TÜRKİYE
(Başvuru no. 489/24)
KARAR
Madde 6 § 1 (medeni hukuk) • Bağımsız ve tarafsız mahkeme • Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulunun, zorunlu tahkim yargılamasında, bir futbolcunun bir kulüple olan sözleşmesinin fesih bildiriminin geri alınmasını reddeden kararının iptaline ilişkin talebini reddetmesi ve mevzuat reformuyla getirilen iyileştirmelere rağmen, uygulamada süregelen eksiklikleri ve yeterli güvencelerin bulunmaması • 6. maddenin uygulanabilirliği • Kurul üyelerinin hukuki sorumluluğunun düzenlenmesi ile taraflarca üyelere itiraz edilmesi halinde uygulanacak ret usulünün, Ali Rıza ve diğerleri/Türkiye kararında belirlenen Sözleşme standartlarını bütünüyle karşılamaması • Tahkim Kurulu üyeleri için Yönetim Kurulunun görev süresinden bağımsız dört yıllık görev süresi öngörülmesinin uygulamada etkili olmaması • Somut olayda, uyuşmazlığın doğrudan TFF Yönetim Kurulunun kendi kararına karşı bir itirazı konu alması nedeniyle, bağımsızlık ve tarafsızlığın bulunmadığına ilişkin endişenin özellikle belirgin olması
Madde 8 • Konu bakımından bağdaşmazlık (ratione materiae) • Denisov/Ukrayna ([BD]) kararında ortaya konulan sonuç temelli yaklaşım uyarınca 8. maddenin uygulanabilir olmaması • Somut olayda, ihtilaf konusu kararın başvuranın özel hayatı bakımından yeterince ciddi sonuçlar doğurmamış olması
Madde 46 • Kararların icrası • TFF Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığını etkileyen eksikliklerin yapısal niteliğinin giderilmesi amacıyla genel tedbirler alınması gereği
Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından hazırlanmıştır. Mahkeme açısından bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
STRAZBURG
06.01.2026
İşbu karar, Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde öngörülen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Yokuşlu/Türkiye davasında,
Başkan
Arnfinn Bårdsen,
Hâkimler,
Saadet Yüksel,
Péter Paczolay,
Gediminas Sagatys,
Juha Lavapuro,
Hugh Mercer,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm);
Türk vatandaşı olan Kutay Yokuşlu’nun (“başvuran”), 28 Aralık 2023 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkemeye yapmış olduğu başvuruyu (no. 489/24);
Sözleşme’nin 6 (Tahkim Kurulu önündeki yargılamalara ilişkin olarak) ve 8. maddelerine ilişkin şikâyetlerin Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesi ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesi kararını;
tarafların görüşlerini dikkate alarak,
2 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonucunda, aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
GİRİŞ
- Başvuru, Türkiye Futbol Federasyonu (“TFF”) Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikâyetlere, başvuranın mahkemeye erişim hakkına, gerekçeli karar hakkına ve özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına ilişkindir.
OLAYLAR VE OLGULAR
-
Başvuran, 1999 doğumlu olup İzmir’de ikamet etmektedir. Başvuran, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat A. Pirşen tarafından temsil edilmiştir.
-
Hükümet, kendi görevlisi Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Abdullah Aydın tarafından temsil edilmiştir.
-
Dava konusu olaylar aşağıdaki gibi özetlenebilir.
-
TAHKİM KURULU ÖNÜNDEKİ YARGILAMA
-
Başvuruya konu olayların meydana geldiği tarihte başvuran, profesyonel futbolcu olarak Altay Spor Kulübü (“Kulüp”) bünyesinde oynamakta olup, söz konusu Kulüp o tarihte Türkiye Birinci Ligindeydi. Başvuranın avukatı, 24 Mayıs 2023 tarihinde Kulübe bir ihtarname göndererek, ödenmemiş ücretinin ödenmemesi halinde başvuranın bildirimin tebliğinden itibaren otuz gün sonra sözleşmesini feshedeceğini bildirmiştir.
-
Kulüp, başvuranın ücretini 12 Haziran 2023 tarihinde ödemiştir. Ancak başvuran, ödemenin yapıldığını avukatına bildirmediğinden, avukatı 3 Temmuz 2023 tarihinde TFF nezdinde sözleşmenin feshedildiğine ilişkin bir bildirimde bulunmuştur.
-
Sözleşmenin feshedildiğine ilişkin bildirimin yapılmasının ardından, TFF 14 Temmuz 2023 tarihinde fesih bildirimini resmî kayıtlarına işlemiş ve başvuranın Kulüp nezdindeki kaydını iptal ederek bu işleme hukuki geçerlilik kazandırmıştır.
-
Başvuranın avukatı ile Kulüp, 24 Temmuz 2023 tarihinde TFF’ye başvurarak fesih bildiriminin geri alınmasını talep etmişlerdir. Fesih bildiriminin, ilgili tarihte başvuran ile avukatı arasındaki iletişim eksikliği nedeniyle hatayla TFF’ye gönderildiğini ileri sürmüşlerdir.
-
TFF Yönetim Kurulu, 9 Ağustos 2023 tarihinde başvuranın talebini reddetmiş ve söz konusu fesih beyanının, iç hukuk uyarınca geri alınması mümkün olmayan yeni bir hukuki durum (yenilik doğuran işlem) meydana getirdiğini belirtmiştir.
-
Başvuran, 17 Ağustos 2023 tarihinde TFF Tahkim Kuruluna başvurarak 9 Ağustos 2023 tarihli kararın iptalini talep etmiştir.
-
Tahkim Kurulu, 25 Ağustos 2023 tarihinde başvuruyu reddetmiş ve taraflara, Yönetim Kurulunun kararının uygulanabilir usul ve mevzuata uygun olduğunu belirterek kısa kararını bildirmiştir.
-
Tahkim Kurulunun gerekçeli kararı 4 Haziran 2024 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir. Tahkim Kurulu, profesyonel futbolcuların sözleşmelerinin sonuçlarının yalnızca tarafların iradesi kapsamında doğmadığını belirtmiştir. Bu sözleşmeler ile bunların fesihlerinin, ilgili kanun ve talimatlar uyarınca TFF tarafından belirlenen çerçevede kaydedilmesi nedeniyle, söz konusu işlemlerin etkileri ve sonuçlarının tarafların iradesini aştığını ifade etmiştir. Tahkim Kuruluna göre, bir fesih bildirimi TFF’ye sunulup kaydedildikten sonra artık geri alınamazdı. Bu nedenle, Yönetim Kurulunun başvuranın talebini reddetmesine ilişkin kararında herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktaydı.
-
Hükümet, sunduğu görüşlerinde, FIFA’nın (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği), yabancı eski futbolculara olan borçları nedeniyle Kulübün 2021-2022 sezonunun kış transfer döneminde yeni futbolcu transfer etmesini yasakladığını belirtmiştir. 2022-2023 sezonu boyunca da yürürlükte kalan bu yasak sonucunda Kulüp futbolcularla sözleşme imzalayamamıştır. Ayrıca başvuran da Kulüp ile yeni bir sözleşme yapamamıştır.
-
TFF BAŞKANININ KONUŞMALARI VE BASIN AÇIKLAMALARI
-
TFF Kongresinin 16 Haziran 2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında, diğerlerinin yanı sıra (inter alia) TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri seçilmiştir. Seçilen TFF Başkanı, göreve başlama konuşmasında, Tahkim Kurulunun mevcut üyeleri de dâhil olmak üzere tüm TFF kurullarının temiz bir sayfa ile başlamak amacıyla istifa etmesi çağrısında bulunmuştur. Bu açıklama TFF’nin resmî internet sitesinde yayımlanmıştır. Üyelerin istifa etmesinin ardından, Yönetim Kurulu 8 Temmuz 2022 tarihinde Tahkim Kuruluna bir başkan, altı asıl ve altı yedek üye atamıştır.
-
TFF Kongresinin 18 Temmuz 2024 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri seçilmiştir. Yeni seçilen TFF Başkanı, bir basın açıklamasında, “at sahibine göre kişner” atasözünü kullanarak tüm kurul üyelerini istifaya davet etmiştir. TFF’nin resmî internet sitesi, 22 Temmuz 2024 tarihinde Tahkim Kurulunun yeni başkanı ile asıl ve yedek üyelerini içeren yeni oluşumunu duyurmuştur.
İLGİLİ YASAL ÇERÇEVE VE UYGULAMA
-
İlgili yasal çerçeve, Ali Rıza ve diğerleri/Türkiye (no. 30226/10 ve 4 diğer başvuru, §§ 45-127, 28 Ocak 2020) kararında yer almaktadır.
-
5894 SAYILI KANUN İLE TFF STATÜSÜ VE TALİMATLARINDA YAPILAN MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİ
-
Mahkemenin, Tahkim Kurulunun bağımsızlık ve tarafsızlık gereklerini karşılamadığı yönündeki tespitinin ardından (bk. yukarıda anılan Ali Rıza ve diğerleri, §§ 201-223), TFF Kongresi 28 Temmuz 2021 tarihli genel kurul toplantısında TFF Statüsü’nde bir dizi değişiklik yapmış; söz konusu değişiklikler 11 Ağustos 2021 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu değişiklikler, Tahkim Kurulu üyelerinin Kongre tarafından atanmasını ve görev sürelerinin dört yıl ile sınırlı olmasını öngörmekteydi. Bununla birlikte, söz konusu değişiklikler, 22 Nisan 2022 tarihinde yürürlüğe giren 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu uyarınca 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da (“TFF Kanunu”) yapılan değişiklikler sonrasında yürürlükten kaldırılmış ve yerlerine yeni hükümler getirilmiştir.
-
Bu çerçevede, somut uyuşmazlık tarihinde, yani TFF Yönetim Kurulunun başvuranın talebini reddettiği tarihte, 7405 sayılı Kanun ile değiştirilen TFF Kanunu’nda yer alan ve ilk derece hukuk kurulları ile Tahkim Kurulunu düzenleyen hükümler yürürlükte olup aşağıdaki şekildeydi:
Madde 5 - İlk derece hukuk kurulları
- TFF’nin ilk derece hukuk kurulları özellikle aşağıdaki kurullardan oluşur:
a) Uyuşmazlık Çözüm Kurulu.
b) Disiplin kurulları.
c) Kulüp Lisans Kurulu.
ç) Etik Kurulu.
...
-
TFF’nin futbol faaliyetlerinin yönetimi ve disiplinine ilişkin talimatlarına karşı talimatın yayımı tarihinden; ilk derece hukuk kurullarının futbol faaliyetlerinin yönetimi ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ise tebliğden itibaren yedi gün içinde Tahkim Kurulu nezdinde itiraz edilmezse talimat ve kararlar kesinleşir, bu talimat ve kararlara karşı yargı yoluna başvurulamaz.
-
İlk derece hukuk kurulları, Yönetim Kurulu tarafından seçilecek üyelerden oluşur. Hukuk kurullarına seçilen başkan ve üyelerin görev süresi, Yönetim Kurulunun görev süresi ile bağlı olmaksızın dört yıldır. Başkan veya üyeler istifa etmedikçe veya üyelikten çekilmiş sayılmadıkça yerlerine yeni üye seçilemez. Üyeler kendi aralarından bir başkan vekili ve bir raportör seçer. Herhangi bir nedenle boşalan üyeliğe seçilen yeni üyeler, kurulun kalan görev süresi kadar görev yapar. Bu kurulların çalışma usul ve esasları, TFF Statüsü ve talimatlarla düzenlenir.
-
İlk derece hukuk kurullarının üyeleri görevlerinde tarafsız ve bağımsızdır ve görevleri süresince tarafsızlık ve bağımsızlıklarım korumakla yükümlüdürler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, ilk derece hukuk kurullarına yetkilerinin kullanılmasında emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. İlk derece hukuk kurulları üyeleri, görevleri süresince TFF’nin başka kurul ve organlarında görev alamayacakları gibi TFF üyeleri veya bu üyelerle doğrudan bağlantılı diğer özel hukuk tüzel kişileri bünyesinde de görev alamazlar.
-
İl disiplin kurulları hariç ilk derece hukuk kurulları başkan ve üyeleri, görevlendirmelerine dair Yönetim Kurulu karan tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde, görevlerini tarafsızlık ve bağımsızlık içinde yerine getirmelerine engel bir durumlarının olmadığına dair yazılı beyanlarım sunmak ve Yönetim Kurulu üyelerinin huzurunda görevlerini tarafsız ve bağımsız şekilde yerine getireceklerine dair yemin etmek suretiyle görevlerine başlar.
-
İlk derece hukuk kurulları başkan ve üyeleri görevlerini kabul etmeden önce ve yargılama sürecinde tarafsızlıklarını ve bağımsızlıklarını etkileyebilecek başta menfaat çatışması olmak üzere her türlü tarafsızlık ve bağımsızlıklarından şüphe edilmeyi haklı gösterebilecek durum ve koşulları yazılı olarak bildirmek zorundadır.
-
İlk derece hukuk kurulları başkan ve üyeleri bağımsızlık ve tarafsızlıklarından ciddi şüpheyi gerektirecek makul sebeplerin varlığı hâlinde derhâl ilgili dosyadan çekilmek zorundadır.
-
İlk derece hukuk kurulları adil ve tarafsız şekilde, tarafların eşitliği ilkesine ve hukuki dinlenilme hakkına uygun olarak ilk derece tahkim yargılamasını yapar.
Madde 6 - Tahkim Kurulu
-
Tahkim Kurulu, bu Kanun uyarınca bağımsız ve tarafsız bir zorunlu tahkim mercii olup TFF’nin en üst hukuk kuruludur ve TFF Statüsü ve ilgili talimat hükümleri uyarınca TFF’nin yetkili organlarının ve kurullarının kararlarına karşı yapılan başvurular hakkında nihai karar verme yetkisine sahiptir.
-
Tahkim Kurulu, Yönetim Kurulu tarafından en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip hukukçular arasından seçilecek bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden oluşur. Tahkim Kurulu başkan ve üyeleri, görevlendirmelerine dair Yönetim Kurulu kararı tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde, görevlerini tarafsızlık ve bağımsızlık içinde yerine getirmelerine engel bir durumlarının olmadığına dair yazılı beyanlarını sunmak ve Yönetim Kurulu üyelerinin huzurunda görevlerini tarafsız ve bağımsız şekilde yerine getireceklerine dair yemin etmek suretiyle görevlerine başlar. Üyeler, ilk toplantıda kendi aralarından bir başkan vekili ve bir raportör seçer.
-
Tahkim Kurulunun görev süresi, Yönetim Kurulunun görev süresinden bağımsız olarak göreve başladıkları tarihten itibaren dört yıldır. Üyeler, istifa etmedikçe veya çekilmiş sayılmadıkça, yerlerine yeni üye görevlendirilemez. Herhangi bir nedenle boşalan üyeliğe seçilen yeni üyeler, Kurulun kalan görev süresi kadar görev yapar.
-
Tahkim Kurulu üyeleri, görevlerini, tam bir tarafsızlık ve bağımsızlık içinde, TFF Statüsü ve talimatta belirtilen kurallara uygun şekilde yerine getirmekle yükümlüdür. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Tahkim Kurulunun görevine ilişkin emir ve talimat veremez, tavsiye veya telkinde bulunamaz.
-
Tahkim Kurulu, TFF’nin yetkili organları ile kurullarının futbol faaliyetlerinin yönetimi ve disiplinine ilişkin düzenlemeleri ve kararlarına karşı başvuruları inceleyerek nihai olarak karara bağlar. Tahkim Kuruluna başvuru süresi, TFF talimatlarına karşı talimatın internet sitesinde yayımı tarihinden ve kararlara karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gündür.
-
Tahkim Kurulunun; futbol faaliyetlerinin yönetimi ve disiplinine ilişkin kararlan kesindir. Bunun dışındaki kararlarına karşı tebliğden itibaren bir ay içinde 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 439 uncu maddesine göre iptal davası açılabilir.
-
Tahkim Kurulu üyeleri, görevleri süresince TFF’nin başka kurul ve organlarında görev alamayacakları gibi TFF üyeleri veya bu üyelerle doğrudan bağlantılı diğer özel hukuk tüzel kişileri bünyesinde de görev alamazlar.
-
Tahkim Kurulunun görev ve yetkileri ile üyelerinin sahip olması gereken nitelikler, yükümlülükleri, sorumlulukları ve hakları TFF Statüsünde; çalışma usul ve esasları ile Tahkim Kuruluna başvurulması, başvuruların incelenmesi ve karara bağlanmasına ilişkin usul ve esaslar talimatla düzenlenir.
-
Ayrıca, o tarihte ilgili TFF kurullarında görev yapmakta olan kurul üyelerinin durumunu açıklığa kavuşturmak amacıyla TFF Kanunu’na Ek Madde 2 eklenmiştir. Söz konusu hükmün ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
“Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5 inci ve 6 ncı maddelerde yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan ilk derece hukuk kurulları ile Tahkim Kurulu üyelerinin görev süresi, bu kurulların göreve başlama tarihinden itibaren dört yıl sonunda sona erer.
İl disiplin kurulları hariç ilk derece hukuk kurulları ile Tahkim Kurulu üyeleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yapılacak ilk toplantıda görevlerini tarafsızlık ve bağımsızlık içinde yerine getirmelerine engel bir durumlarının olmadığına dair yazılı beyanlarını sunar ve Yönetim Kurulu üyelerinin huzurunda görevlerini tarafsız ve bağımsız şekilde yerine getireceklerine dair yemin ederler.”
- Olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan TFF Statüsü’nün değiştirilmiş ilgili hükümlerinin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
Madde 54
“Hukuk Kurulu üyeleri, görevleri kapsamında verilen kararlardan dolayı ağır kusurlu halleri haricinde sorumlu tutulamazlar.”
Madde 61 - Tahkim Kurulu
“1. Tahkim Kurulu, Yönetim Kurulu tarafından en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip hukukçular arasından seçilecek bir Başkan ve altı (6) asıl ve altı (6) yedek üyeden oluşur.
Kurul üyeleri, TFF Hukuk Kurullarının yargı yetkisine tabi olan kulüplerin üyesi veya bu kulüplerin iştirak şirketlerinin hissedarı, yöneticisi ve denetim kurulu üyesi olamaz.
Tahkim Kurulu başkan ve üyeleri, görevlendirmelerine dair Yönetim Kurulu kararı tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde, görevlerini tarafsızlık ve bağımsızlık içinde yerine getirmelerine engel bir durumlarının olmadığına dair yazılı beyanlarını sunmak ve Yönetim Kurulu üyelerinin huzurunda görevlerini tarafsız ve bağımsız şekilde yerine getireceklerine dair yemin etmek suretiyle görevlerine başlar.
-
Tahkim Kurulunun görev süresi, Yönetim Kurulunun görev süresi ile bağlı olmaksızın 4 yıldır. Üyeler kendi aralarından bir başkan vekili ve bir raportör seçer.
-
Tahkim Kurulu üyeleri, görevleri süresince TFF’nin başka kurul ve organlarında görev alamayacakları gibi TFF üyeleri veya bu üyelerle doğrudan bağlantılı diğer özel hukuk tüzel kişileri bünyesinde de görev alamazlar. Spor federasyonlarının veya kulüplerin kurullarında görev alanlar bu görevlerinden istifa etmedikçe veya disiplin kurullarınca altı aydan fazla ceza alanlar Tahkim Kurulu üyeliği yapamazlar.
-
Tahkim Kurulu üyeleri, görevlerini, tam bir tarafsızlık ve bağımsızlık içinde, TFF Statüsü ve talimatta belirtilen kurallara uygun şekilde yerine getirmekle yükümlüdür.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Tahkim Kurulunun görevine ilişkin emir ve talimat veremez, tavsiye veya telkinde bulunamaz.
Üyeler istifa etmedikçe veya çekilmiş sayılmadıkça yerlerine yeni üye görevlendirilemez. Ölüm, istifa ve başka nedenlerle oluşan boşalmalarda boşalan görev için Yönetim Kurulu yedek üyeler arasından seçim yapar. Bu fıkra uyarınca seçilen yedek üyeler, kalan süre kadar görev yapar.
-
Kurulun toplantı yeter sayısı beştir. Kararlar toplantıda hazır bulunan üyelerin salt çoğunluğu ile alınır. Oyların eşitliği hâlinde Başkanın oyu belirleyicidir.
-
Tahkim Kurulu, kendisine intikal eden konular hakkında ilgililerden görüş, bilgi ve belge ister, gerekli delilleri toplar. Lüzum gördüğü takdirde, ilgilileri davet ederek dinleyebilir.
-
Tahkim Kurulu, çalışmalarını, TFF Statüsü hükümleri ile FIFA ve UEFA kurallarına ve yargılamaya ilişkin kanunların ilgili hükümlerine göre yapar ve inceleme sonunda başvuru konusu talebin kısmen veya tamamen kabulü veya reddi ya da değiştirilerek kabulüne karar verir.
-
Kararlar Federasyon Başkanı ve Genel Sekreter tarafından uygulanır.
-
Tahkim Kurulunun çalışma esas ve usulleri ile Tahkim Kuruluna başvurulması, başvuruların incelenmesi ve karara bağlanmasına ilişkin usul ve esaslar Yönetim Kurulu tarafından çıkarılacak bir talimatla belirlenir.
-
Son olarak, Yönetim Kurulu 29 Haziran 2022 tarihli kararıyla Tahkim Kurulu Talimatı’nda bir dizi değişiklik yapmıştır. Söz konusu Talimat’ın ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
Madde 3 - Kurulun Oluşumu
“Tahkim Kurulu, Yönetim Kurulu tarafından seçilecek bir Başkan ile altı asıl, altı yedek üyeden oluşur.
Seçilecek başkan, asıl ve yedek üyelerin aşağıdaki koşulları da taşıması zorunludur:
(a) En az 10 yıllık mesleki tecrübeye sahip hukukçu olmak,
(b) Avukat olmaları halinde bağlı bulundukları barolardan disiplin cezası almamış olmak,
(c) En geç 1 ay içerisinde işbu maddede belirlenen usule uygun olarak mal beyanında bulunmak,
(d) Arşivli adli sicil kaydı sunmak,
(e) TFF Hukuk Kurullarının yargı yetkisine tabi olan kulüplerin üyesi veya bu kulüplerin iştirak şirketlerinin hissedarı, yöneticisi ve denetim kurulu üyesi olmaması,
(f) TFF’ye bağlı herhangi bir üye veya kulüp için çalışmaması,
(g) TFF Yönetim Kurulunda ya da daimi veya geçici başka herhangi bir kurulunda ya da Genel Sekreterliğinde görevli olmaması,
Ayrıca Kurul üyelerine ilişkin atama yapılırken aşağıdaki kriterler tercih sebebidir:
(a) Hukuk alanında veya Spor Hukuku alanında Yüksek lisans mezunu olması,
(b) Üyelerden en az birinin Ceza Hukuku alanında tecrübe sahibi olması,
(c) Üyelerden en az birinin kadın olması,
(d) Toplamda 8 yıl ve üzeri TFF Hukuk Kurullarında görev yapmamış olmak,
(e) En az bir üyenin hakim veya savcılık mesleki tecrübesi bulunması,
(f) En az bir üyenin hukuk fakültelerinde öğretim görevlisi olması.
Kurul, ilk toplantısında asıl üyeler arasından bir Başkan Vekili ve bir Raportör seçer. Başkan ve Başkan vekilinin yokluğu halinde, kurula en yaşlı üye Başkanlık eder.
Tahkim Kurulunun görev süresi, Yönetim Kurulunun görev süresi ile bağlı olmaksızın 4 yıldır. Tahkim Kurulu başkan ve üyeleri 4 yıllık süre sona ermiş olsa dahi, yeni seçilecek olan Tahkim Kurulu başkan ve üyeleri göreve başlayana kadar görevlerine devam eder.
Üyelerin belirlenmesinde FIFA ve UEFA kriterleri esas alınır. Özerk federasyonların veya spor kulüplerinin kurullarında görev alanlar ile ceza veya disiplin kurullarınca altı aydan fazla cezaya çarptırılmış olanlar Tahkim Kurulu üyesi olamazlar.
Tahkim Kurulu üyeleri, görevlerini, tam bir tarafsızlık ve bağımsızlık içinde, TFF Statüsü ve talimatta belirtilen kurallara uygun şekilde yerine getirmekle yükümlüdür. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Tahkim Kurulunun görevine ilişkin emir ve talimat veremez, tavsiye veya telkinde bulunamaz.
Üyeler, istifa etmedikçe veya çekilmiş sayılmadıkça, yerlerine yeni üye seçilemez. Ölüm, istifa ve başka nedenlerle oluşan boşalmalarda, boşalan görev için Yönetim Kurulu yedek üyeler arasından seçim yapar. Bu fıkra uyarınca seçilen yedek üyeler, kalan süre kadar görev yapar.
Tahkim Kurulunun asıl ve yedek üyelerinin tamamının boşalması veya asgari üye sayısının altına düşmesi halinde, boşalan kurul üyeliklerine kalan sürede görev yapmak üzere Yönetim Kurulu tarafından yeni üyeler atanır.
Tahkim Kurulu başkan ve üyeleri, görevlendirmelerine dair Yönetim Kurulu kararı tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde, görevlerini tarafsızlık ve bağımsızlık içinde yerine getirmelerine engel bir durumlarının olmadığına dair EK-1’de bulunan yazılı beyanlarını sunmak ve Yönetim Kurulu üyelerinin huzurunda görevlerini tarafsız ve bağımsız şekilde yerine getireceklerine dair EK-2’de yer alan yemini etmek suretiyle görevlerine başlar.
Mal beyanı, notere kapalı zarf içerisinde sunulur ve sunulduğuna ilişkin ilgili makbuz sureti TFF’ye ibraz edilir. TFF’nin Hukuk Kurulları ve yetkili mercileri tarafından talep edilmesi halinde mal beyanının TFF’ye ibrazı zorunludur.
Mal beyanını sunmayan veya TFF’ye ibraz etmeyen Başkan veya üye üyelikten çekilmiş sayılır.”
Madde 12 - Karar Yeter Sayısı
“Kararlar, toplantıda hazır bulunan üyelerin salt çoğunluğu ile alınır.
Kurul acil işlerde, telefon konferansı, video konferansı veya benzeri başka herhangi bir yöntemle müzakere edebilir ve karar verebilir.
Oy kullanmak zorunlu olup çekimser kalınamaz. Oy kullanmayan üye toplantıya mazeretsiz olarak katılmamış sayılır.
Oyların eşitliği halinde Başkanın oyu belirleyicidir.”
EK-1
Görevi kabul, bağımsızlık, tarafsızlık ve göreve uygunluk beyanı
“5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonun Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, TFF Statüsü ve Talimatları hükümlerince görevlendirildiğimi, kanun, statü, talimat ve sair düzenlemeler uyarınca;
a) Tahkim Kurulu Başkanı / Üyesi olarak görevi kabul ettiğimi;
b) 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonun Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, TFF Statüsü ve Talimatları ile bağlı olduğumu;
c) 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonun Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, TFF Statüsü ve Talimatlarında belirlenen kriter ve koşulları taşıdığımı ve bu koşulları görevim süresince devam ettireceğimi;
ç) Türkiye Futbol Federasyonu’na bağlı herhangi bir üye veya kulüp için çalışamayacağımı, TFF Yönetim Kurulunda ya da daimi veya geçici başka herhangi bir kurulunda ya da Genel Sekreterlikte görev alamayacağımı;
d) Görevim ile ilgili sorumluluklarını yerine getirirlerken tam bir bağımsızlık ve tarafsızlık içinde hareket edeceğimi, görevim süresince tarafsızlık ve bağımsızlığımı korumakla yükümlü olduğumu, hiçbir organ, makam, merci veya kişiden emir, talimat, tavsiye ve telkin almayacağımı;
e) Görevim süresince her türlü menfaat çatışmasından kaçınacağımı ve göreve başlamadan önce gelecekteki faaliyetlerim bağlamında menfaat çatışması durumuna yol açabilecek her türlü ilişkiyi ve menfaati açıklayacağımı ve TFF Statüsü ve Talimatlarında belirlenen menfaat çatışması hallerinin ortaya çıkması durumunda ilgili dosyadan veya üyelik görevimden çekileceğimi;
kabul, beyan ve taahhüt ederim.”
EK-2
Yemin metni
“Tahkim Kurulu Başkanlığı / Üyeliği görevimi bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve hakka saygı duygusu içinde; her türlü etki ve kaygıdan uzak olarak temel hak ve hürriyetleri göz önünde bulundurarak; hukukun temel ilkelerine uygun şekilde; kanun önünde eşitlik ilkesine ve dürüstlük kuralına bağlı kalarak, sadece vicdanımın emrine uyarak yerine getireceğime namusum, şerefim ve kutsal saydığım tüm inanç ve değerlerim üzerine and içerim.”
-
Hukuk Muhakemeleri Kanunu
-
Hâkimlerin görevleriyle bağlantılı hukuki sorumluluklarını düzenleyen ilgili hüküm şu şekildedir:
Hâkimin Hukuki Sorumluluğu
Devletin sorumluluğu ve rücu
Madde 46
“1. Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması.
-
Tazminat davasının açılması, hâkime karşı bir ceza soruşturmasının yapılması yahut mahkûmiyet şartına bağlanamaz.
-
Devlet, ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hâkime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
-
SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİNİN 1. FIKRASININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
-
Başvuran, Tahkim Kurulu önündeki yargılamanın, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık gereklerini karşılamadığından şikâyet etmiştir. Başvuran ayrıca aynı hüküm kapsamında, Tahkim Kurulunun kısa kararında herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini ve gerekçeli kararın uzun süre düzenlenmemesinin mahkemeye erişim hakkını zedelediğini ileri sürmüştür. Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ilgili kısımları şu şekildedir:
“Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar (...) konusunda karar verecek olan, (...) bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, (...) görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
-
Kabul Edilebilirlik Hakkında
-
Hükümet, TFF önündeki itiraz konusu yargılamanın futbolun yönetiminden kaynaklanan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğunu ve bu nedenle Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının uygulanabilir olmadığını ileri sürmüştür.
-
Başvuran iddialarını sürdürmüştür.
-
Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının medeni hukuk yönünden uygulanabilir olması için, Sözleşme kapsamında korunup korunmadığına bakılmaksızın, en azından savunulabilir gerekçelerle, iç hukuk uyarınca tanındığı söylenebilen bir “hak” ile ilgili bir “uyuşmazlığın” söz konusu olması gerektiğini yinelemektedir. Söz konusu uyuşmazlık, gerçek ve ciddi nitelikte olmalıdır; bu, sadece bir hakkın fiili varlığıyla ilgili değil, aynı zamanda kullanım kapsamı ve şekliyle ilgili olabilir; son olarak, yargılamaların sonucu, söz konusu hak için doğrudan belirleyici olmalıdır ve zayıf bağlantılar veya dolaylı sonuçlar, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının söz konusu olması için yeterli değildir (bk. Denisov/Ukrayna [BD], no. 76639/11, § 44, 25 Eylül 2018 Grzęda/Polonya [BD], no. 43572/18, § 257, 15 Mart 2022 ve Grosam/Çek Cumhuriyeti [BD], no. 19750/13, § 108, 1 Haziran2023 ve bu kararlarda yapılan referanslar). Son olarak, söz konusu hakkın “medeni” nitelikte olması gerekir (bk. yukarıda anılan Grzęda, § 257 ve Verein KlimaSeniorinnen Schweiz ve diğerleri/İsviçre [BD], no. 53600/20, § 595, 9 Nisan 2024).
-
Mahkeme ayrıca, konunun nasıl karara belirleneceğini düzenleyen mevzuatın niteliğinin (medeni, ticari, idari hukuk ve benzerleri) ve konuya ilişkin olarak yargı yetkisi verilen merciin niteliğinin (olağan mahkeme, idari organ ve benzerleri) belirleyici nitelikte olmadığını da yinelemektedir (bk. Bochan/Ukrayna (no. 2) [BD], no. 22251/08, § 43, AİHM 2015).
-
Mahkeme, Tahkim Kurulu önüne getirilen uyuşmazlığın, başvuranın Kulüp ile olan sözleşmesine ilişkin fesih bildiriminin geri alınmasına yönelik talebe ilişkin olduğunu kaydetmektedir. Başvuran ile Kulüp tarafından birlikte sunulan geri alma talebinin amacı, tarafların sözleşme kapsamındaki ilişkilerine devam edebilmelerini sağlamak ve hatayla yapıldığı ileri sürülen resmî bir fesih bildiriminin olumsuz sonuçlarını bertaraf etmekti. TFF’nin bu talebi reddetmesi, başvuranın mesleki faaliyetini icra ederken sahip olduğu sözleşme kapsamındaki hak ve özgürlükleri üzerinde doğrudan ve derhâl bir etki doğurmuştur. Dolayısıyla Tahkim Kurulu önündeki yargılama, başvuranın medeni hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi bakımından belirleyici nitelikteydi. Bu nedenle Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen ilgili güvenceler bu yargılamaya uygulanabilir niteliktedir.
-
Mahkeme, başvuranın şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun ya da Sözleşme’nin 35. maddesinde sıralanan gerekçeler kapsamında kabul edilemez olmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar verilmelidir.
-
Esas Hakkında
- Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı
(a) İlk değerlendirmeler
-
Mahkeme, Ali Rıza ve diğerleri/Türkiye (no. 30226/10 ve 4 diğer başvuru, 28 Ocak 2020) kararında, Tahkim Kurulunun Yönetim Kuruluna olan yapısal ve kurumsal bağımlılığı ile dış baskılara karşı yeterli güvencelerin bulunmamasının, Türkiye’de futbol uyuşmazlıklarının çözümünde sistemsel bir sorun teşkil ettiğini tespit ederek Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (ibid., §§ 212-222 ve 241). Mahkeme, Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca karar verirken, bu nedenle davalı Devleti futbol uyuşmazlıklarının çözüm sisteminde reform yapılmasına yönelik bir dizi genel tedbir almaya davet etmiştir (ibid., § 242). Mahkeme ayrıca, söz konusu kararın icrasının denetlenmesinin hâlen Bakanlar Komitesi önünde derdest olduğunu kaydetmektedir.
-
Mahkeme, tarafların, Ali Rıza ve diğerleri kararında tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla 2022 yılında yapılan mevzuat değişikliklerine kapsamlı şekilde atıfta bulunduklarını kaydetmektedir. Hükümet, bu mevzuat reformlarının söz konusu kararın gereklerini karşıladığını ileri sürerken, başvuran Tahkim Kurulunun, Mahkeme tarafından daha önce tespit edilen eksiklikleri taşımaya devam ettiğini ileri sürmüştür.
-
Bu nedenle Mahkeme, öncelikle, somut davadaki incelemesinin, başvuranın uyuşmazlığı konusunda karar veren Tahkim Kurulunun Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. Fıkrasının gerektirdiği şekilde bağımsız ve tarafsız olup olmadığının belirlenmesiyle sınırlı olduğunu ve davalı Devletin Ali Rıza ve diğerleri kararında işaret edilen genel tedbirleri yerine getirme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmesini kapsamadığını vurgulamanın gerekli olduğunu değerlendirmektedir. Mahkeme, Bakanlar Komitesinin denetimine tabi olmak kaydıyla, davalı Devletin, Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca doğan yasal yükümlülüğünü, Mahkeme kararında belirtilen sonuçlara uygun olması koşuluyla, hangi araçlarla yerine getireceğini seçme konusunda ögür olduğunu yinelemektedir. Mahkeme, bu diyalog kapsamında herhangi bir rol üstlenemez (Lyons ve diğerleri/Birleşik Krallık (k.k.), no. 15227/03, AİHM 2003-IX). Sonuç olarak, bir Devletin Mahkeme kararlarının icrası kapsamında öngörülen tedbirlerden birini veya diğerini almamış olması nedeniyle Sözleşme’yi ihlal ettiği sonucuna varılamaz (bk, örneğin, Moreira Ferreira/Portekiz (no. 2) [BD], no. 19867/12, § 102, 11 Temmuz 2017).
-
Ancak, Bakanlar Komitesinin Mahkeme kararlarının icrası alanındaki rolü, Mahkemenin, davalı Devlet tarafından önceki bir kararın uygulanması bağlamında alınan tedbirlere ilişkin yeni bir başvuruyu, bu başvurunun ilk kararda karara bağlanmamış konularla ilgili yeni bilgiler içermesi durumunda, incelemesini engellemez (bk. Verein gegen Tierfabriken Schweiz (VgT)/İsviçre (no. 2) [BD], no. 32772/02, § 62, AİHM 2009 ve the United Macedonian Organisation Ilinden – PIRIN ve diğerleri/Bulgarstan (no. 2), no. 41561/07 ve 20972/08, §§ 63 ve 67, 18 Ekim 2011). Bu durum, mevcut başvurunun Mahkemeden, değiştirilmiş kurallar çerçevesinde kurulmuş ve faaliyet gösteren Tahkim Kurulunun bağımsız ve tarafsız olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini incelemesini ve dahası, bunu farklı bir başvuranla ilgili olarak yapmasını gerektirmesinden açıkça anlaşılmaktadır.
-
Bununla birlikte, Mahkemenin Ali Rıza ve diğerleri kararında (yukarıda belirtilen) tespit ettiği ve daha önce Tahkim Kurulunun bağımsız ve tarafsız olarak değerlendirilmesini engelleyen eksiklikler, mevcut başvurunun incelenmesi açısından önemini korumaktadır.
(b) Tarafların beyanları
-
Başvuran, Tahkim Kurulunun oluşumu, görev süresi ve uygunluk şartlarına ilişkin yasa ve yönetmeliklerde yapılan değişikliklere rağmen, bu değişikliklerin, özellikle Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen Kurulun yapısal bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanması konusunda, Mahkemenin Ali Rıza ve diğerleri (yukarıda anılan) kararında belirlediği standartlara hala ulaşamadığını ileri sürmüştür. Başvuran ayrıca, Tahkim Kurulunun, uygulamada Yönetim Kuruluna bağlı olmaya devam ettiğini ileri sürmüştür. Söz konusu değişikliklerin yürürlüğe girdiği 2022 yılında ve Kongre tarafından yeni bir Yönetim Kurulu seçildiği 2024 yılında, TFF’nin yeni seçilen başkanlarının, Tahkim Kurulu da dâhil tüm TFF Kurul üyelerinin istifasını talep eden kamuoyuna açık çağrılar yaptığını belirtmiştir (yukarıda belirtilen 14-15. paragraflar). Yeni başkan bu çağrıyı yaparken şu atasözünü kullanmıştır: “At sahibine göre kişner”. Bu nedenle, başvuranın görüşü, Tahkim Kurulunun bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olarak kabul edilemeyeceği yönündedir.
-
Hükümet, 2022 yılında yapılan yasal değişikliklere atıfta bulunarak (bk. yukarıda 18-21. paragraflar), başvuranın davasına karar veren Tahkim Kurulunun, Tahkim Kurulu Talimatı’nda belirtilen niteliklere sahip kişilerden oluştuğunu ve bu kişilerin 20 Temmuz 2022 tarihinde yemin ederek ve “görev kabul, bağımsızlık, tarafsızlık ve göreve uygunluk beyanını” imzalayarak göreve başladıklarını belirtmiştir (bk. yukarıda 21. paragraf). Bu nedenle Hükümet, Mahkemenin Ali Rıza ve diğerleri davasında (yukarıda atıfta bulunulan) tespit ettiği yapısal eksikliklerin giderildiği ve başvuranın davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından görüldüğü kanaatine varmıştır.
(c) Mahkemenin değerlendirmesi
-
Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin tahkim mahkemelerinin kurulmasına engel teşkil etmediğini yinelemektedir. Ancak, tahkim zorunlu olduğunda, yani bu davada olduğu gibi, kanunla zorunlu kılınmış olduğunda ve tarafların uyuşmazlıklarını tahkim mahkemesine götürmekten başka seçenekleri bulunmadığında, tahkim mahkemesi Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ile güvence altına alınan korumaları sağlamalıdır (bk. Ali Rıza ve diğerleri, yukarıda anılan, §§ 173-74 ve diğer atıflar ve daha yakın zamanda verilen Semenya/İsviçre [BD], no. 10934/21, § 198, 10 Temmuz 2025).
-
Mahkeme, Ali Rıza ve diğerleri (yukarıda anılan) davasında Tahkim Kurulunun bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmanın gerekliliklerini yerine getirmediğine karar vermiştir. Mahkeme, bu sonuca varırken, Kongre ve Yönetim Kurulunun yapısında futbol kulüpleri ile diğer paydaşlar arasında temsil dengesizliği olduğunu ve Yönetim Kurulunun Tahkim Kurulunun üyelerini atama konusunda münhasır yetkiye ve Yönetim Kurulunun Tahkim Kurulunun organizasyonu ve işleyişi üzerinde geniş yetkilere sahip olmasının ve ayrıca Kurul üyelerini dış baskılardan koruyacak yeterli güvencelerin bulunmamasının, Kurul üyelerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda meşru bir şüphe yarattığını belirtmiştir (ibid. §§ 212-22). Ardından Mahkeme, Davalı Devletten, Tahkim Kurulunu yapısal ve işlevsel olarak Yönetim Kurulundan ayırmak amacıyla gerekli reformları gerçekleştirmesini talep etmiştir (ibid., §§ 241-42).
-
Mahkeme, Ali Rıza ve diğerleri davasında (yukarıda atıfta bulunulan) vardığı sonuçları dikkate alarak, başvuranın davasını inceleyen ve yasal değişikliklere uygun olarak oluşturulan Tahkim Kurulunun, özellikle Yönetim Kurulu ve dış baskılara karşı yeterince bağımsız ve tarafsız bir statüye sahip olup olmadığını inceleyecektir.
(i) TFF Organlarında Temsil Dengesizliği
- Mahkeme, Kongre ve Yönetim Kurulunun yapısında herhangi bir değişiklik olmadığını belirtmektedir. Yönetim Kurulunu seçen Kongrenin çoğunluğunu halen futbol kulüplerinin temsilcileri oluşturmaktadır. Daha da önemlisi, Yönetim Kurulu, Tahkim Kurulu üyelerini atamaya devam etmektedir. Ancak, üyelerinin Yönetim Kurulu tarafından atanması hususu, Kurulun tarafsızlığı konusunda şüphe uyandırmak için yeterli bir gerekçe değildir. Bu bağlamda Mahkeme, yürütme organı tarafından bir mahkemenin üyelerinin atanmasının, yürütme veya yasama organı tarafından hakimlerin seçilmesi veya atanması gibi, tek başına Sözleşme ile bağdaşmaz bir durum teşkil etmediğini yinelemektedir (bk. Zolotas/Yunanistan, no. 38240/02, § 24, 2 Haziran 2005, ve Guðmundur Andri Ástráðsson/İzlanda [BD], no. 26374/18, § 207, 1 Aralık 2020). Sözleşme, atama prosedürünün haksız siyasi etkilerden arındırılmış olmasını ve seçildikten veya atandıktan sonra mahkeme üyelerinin yargı görevlerini yerine getirirken bağımsız ve herhangi bir baskıdan uzak kalmasını şart koşmaktadır (örneğin bk. yukarıda anılan Guðmundur Andri Ástráðsson, § 207; Xero Flor w Polsce sp. z o.o./Polonya, no. 4907/18, § 252, 7 Mayıs 2021; Reczkowicz/Polonya, no. 43447/19, § 276, 22 Temmuz 2021 ve Dolińska-Ficek ve Ozimek/Polonya, no. 49868/19 ve 57511/19, § 349, 8 Kasım 2021). Özellikle sporla ilgili ihtilaflar ve burada ele alınan dava gibi zorunlu tahkim süreçleri bağlamında, bağımsızlık ve haksız etkiden uzak olma şartları, tahkim kurullarının faaliyet gösterdiği özel kurumsal çerçeve dikkate alınarak da değerlendirilmelidir. Bu davada, atama sürecinin haksız siyasi etkiyle lekelendiği bir durum bulunmamaktadır. Mahkeme ayrıca, başvuranın, Tahkim Kurulu üyelerinin bireysel davasına karar verirken Yönetim Kurulundan talimat aldığını veya herhangi bir baskıya maruz kaldığını iddia etmediğini de belirtmektedir. Zaten dava dosyasından da bu tür bir talimat veya baskı tespit etmek de mümkün değildir. Dolayısıyla Mahkeme, Tahkim Kurulu üyelerinin görevlerini gerekli bağımsızlık seviyesi içerisinde yerine getirmelerinin sağlanması için yeterli güvencelerin ortaya konup konmadığını inceleyecektir.
(ii) Görev süresi
-
TFF Kanunu’nun 6. maddesinin 3. fıkrası, Tahkim Kurulu üyelerinin Yönetim Kurulunun görev süresinden bağımsız olarak dört yıllık bir süre için atanmasını öngörmektedir (bk. yukarıda 18. paragraf). Mahkeme, Tahkim Kurulu üyelerinin görev süresini Yönetim Kurulunun görev süresiyle sınırlayan ve böylece görev sürelerini TFF’nin yürütme organının görev süresiyle uyumlu hale getiren önceki mevzuatı, bir mahkemenin bağımsız ve tarafsız olması şartını sorgulamaya yol açan bir düzenleme olarak değerlendirdiğini yinelemektedir (bk. yukarıda anılan Ali Rıza ve diğerleri, § 213). Mevcut mevzuat, Tahkim Kurulunun görev süresini Yönetim Kurulunun görev süresinden ayırarak bu eksikliği gidermiş gibi görünse de Mahkeme, bunun uygulamada yeterli bir güvence sunmadığını belirtmektedir. Bu bağlamda Mahkeme, ilgili yasal değişikliğin Tahkim Kurulunun mevcut üyelerinin dört yıllık görev sürelerini tamamlamalarını öngörmesine rağmen (bk. yukarıda 19. paragraf), yeni seçilen TFF Başkanı tarafından Kurul üyelerinin istifasına yönelik olarak yapılan kamuoyuna açık çağrının ardından, Tahkim Kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere tüm TFF kurullarının istifalarını sunduklarını kaydetmektedir (bk. yukarıda 14. paragraf). Ardından, Yönetim Kurulu, başvuranın uyuşmazlığını karara bağlayan Tahkim Kuruluna yeni üyeler atamıştır.
-
Ayrıca, başvuranın belirttiği gibi, 18 Temmuz 2024 tarihinde Kongre tarafından yeni seçimler yapıldığında, TFF’nin yeni seçilen başkanı, TFF kurullarının yürütmenin talimatlarına uygun hareket etmesini beklediğini yineleyerek, tüm kurul üyelerinin istifasını tekrar talep etmiştir (bk. yukarıda 15. paragraf). Bu kamuya açık olarak yapılan çağrının ardından, Tahkim Kurulu üyeleri bir kez daha istifa etmiş ve Yönetim Kurulu, 25 Temmuz 2024 tarihinde göreve başlayan yeni üyeleri atamıştır.
Yasama değişikliklerinin yürürlüğe girmesinden sonra yapılan iki seçim sırasında meydana gelen bu gelişmeler, görevdeki üyelerin görev sürelerinin sona ermemiş olmasına ve mevzuatın, Yönetim Kurulunun görev süresinden bağımsız olarak görev sürelerini tamamlamaları gerektiğini öngörmesine rağmen, TFF’nin yürütme organlarının, seçildikten sonra kurul üyelerini kendi seçtikleri kişilerle değiştirmeye çalıştıkları, ısrarcı ve rahatsız edici bir eğilimi ortaya koymaktadır. Bu uygulama, Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda meşru şüpheler doğurmaktadır. -
Mahkeme, Sözleşmenin teorik ve hayali değil, “pratik ve etkili” hakları güvence altına almayı amaçladığını yinelemektedir (bk. Perdigão/Portekiz [BD], no. 24768/06, § 68, 16 Kasım 2010). Sonuç olarak, Mahkeme, Tahkim Kurulu üyelerinin görev sürelerini Yönetim Kurulunun görev süresinden ayıran yasal değişikliği memnuniyetle karşılamakla birlikte, bu tedbirin Tahkim Kurulunun Yönetim Kurulundan yapısal olarak bağımsız olmasını sağlamada uygulamada etkili olmadığı kanaatindedir. Bununla birlikte Mahkeme, Ali Rıza ve diğerleri davasında (yukarıda anılan, §§ 212-22 ve 241-42) olduğu gibi, Tahkim Kurulu üyelerini dış etkilerden veya baskılardan koruyan yeterli güvencelerin uygulamada mevcut olup olmadığını incelemeye devam edecektir.
(iii) Tahkim Kurulunun Oluşumu
-
Mahkeme, Ali Rıza ve diğerleri davasında (yukarıda atıfta bulunulan, § 212) Tahkim Kurulunun münhasıran hâkimlik mesleğinden olmayan uzmanlardan oluşmasının sorun teşkil etmediğini değerlendirmiştir. Bu değerlendirme, mevcut davada da geçerliliğini korumaktadır. Mahkeme ayrıca, mevzuat değişikliklerinin üyelerden beklenen mesleki ve etik standartları güçlendirdiğini belirtmektedir. Özellikle, üyelerden artık önceki mevzuatta öngörülen beş yıl yerine en az on yıllık mesleki deneyim aranmaktadır. Ayrıca, yeni kurallar, en az bir üyenin hâkim ve savcılık deneyimine sahip olması ve bir başka üyenin akademiden olması gerektiğini, hukuk veya spor hukuku alanında yüksek lisans derecesine sahip adaylara öncelik verileceğini öngörmektedir (bk. yukarıda 18 ve 20-21. paragraflar).
-
En önemlisi, değiştirilen mevzuat, tarafsızlığı güçlendirmek ve çıkar çatışmalarını önlemek için tasarlanmış birkaç diskalifiye kriterini getirmiştir. Daha önce TFF kurullarından birinde sekiz yıldan fazla süreyle görev yapmış olan kişiler, futbol kulüplerinin üyesi olan, hissesi bulunan veya yönetim ya da denetim departmanında çalışan kişiler ya da halihazırda TFF’nin yürütme organlarında görev yapan kişiler üye olamazlar (bk. yukarıda 20-21. paragraflar). Mahkeme, bu revize edilmiş uygunluk kriterlerinin, Tahkim Kurulunun oluşumunu düzenleyen kurumsal güvencelerde bir iyileşme teşkil ettiği kanaatindedir.
(iv) Hukuki işlemlere karşı muafiyet
-
Mahkeme, Ali Rıza ve diğerleri (yukarıda anılan) kararında, yalnızca hâkimlik mesleğinden olmayan uzmanlardan oluşan Tahkim Kurulunun üyelerinin, görevlerinin ifasıyla ilgili olarak haklarında bir dava açılmasından muaf olmadıklarını kaydetmiştir (ibid., 212). Değişiklik yapılan kanun, Tahkim Kurulu üyelerine karşı, ağır ihmal veya ağır kusur gibi ciddi kusur halleri dışında, herhangi bir dava açılamayacağını açıkça öngören yeni bir hüküm getirmiştir (bk. yukarıda 20. paragraf).
-
Mahkeme, bu yeni hükmün, kurul üyelerine karşı ciddi bir kusur tespit edilmedikçe dava açılmasını yasaklayarak bir ön koruma düzeyi sağladığını belirtmektedir. Somut uyuşmazlıkta Mahkeme, ilk olarak, Tahkim Kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen bu hükmün uygulamada taraflar karşısındaki konumlarını zayıflatacak sonuçlar doğurup doğurmadığına ilişkin özel bir şikâyetin ileri sürülmediğini kaydetmektedir. Bununla birlikte, Mahkeme dış baskılara karşı güvencelerin yeterliliğini değerlendirmeye çağrıldığından ve söz konusu sistemin Devlet tarafından öngörülen zorunlu tahkim sistemi olduğunu dikkate alarak, gerekli ve uygun olduğu ölçüde, görevlerini yerine getirirken yaptıkları işlemler bakımından Tahkim Kurulu üyelerine tanınan korumanın, hâkimlere tanınan koruma ile karşılaştırılmasını yararlı görmektedir. Bu bağlamda Mahkeme, iç hukukta hâkimlerin hukuki sorumluluğunu düzenleyen benzer hükümlerin, ağır kusur hallerinde dahi doğrudan hâkime karşı değil, yalnızca Devlete karşı dava açılabileceğini açıkça belirttiğini kaydetmektedir (bk. yukarıda 22. paragraf). Ayrıca, bu hükümler, sorumluluk için münhasır ve özel gerekçeler belirlemekte ve Devletin sorumlu hâkime karşı rücu hakkını kullanabileceği bir süre sınırı öngörmektedir. Buna karşılık, mevcut haliyle Tahkim Kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hüküm, karşılaştırılabilir derecede kısa ve açık bir zaman sınırlaması içermeksizin (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis), Oleksandr Volkov/Ukrayna, no. 21722/11, § 139, AİHM 2013) ve sorumluluğun doğmasına yol açabilecek haller açık biçimde tanımlanmaksızın, kurul üyelerini kişisel olarak hukuki işlemlerle karşı karşıya kalma riskine açık bırakarak yalnızca sınırlı bir koruma sağlamaktadır. Bu durum, kurul üyelerinin uzun süreli hukuki tehditlere maruz kalma riskini doğurmakta ve böylece bağımsızlık ve tarafsızlığın güvence altına alınması için gerekli güvenceleri zayıflatmaktadır.
(v) Yemin ve mesleki davranış kuralları
-
Mahkeme, Ali Rıza ve diğerleri (yukarıda anılan) kararında sorunlu bulunan bir diğer unsurun, Tahkim Kurulu üyelerinin herhangi bir mesleki davranış kuralına bağlı olmamaları ve görevlerine başlamadan önce yemin etmemeleri ya da resmi bir beyanda bulunmamaları olduğunu kaydetmektedir (ibid., § 212). Somut olayda uygulanabilir olan 2022 sonrası mevzuat çerçevesi uyarınca, üyelerin göreve başlamadan önce menfaat çatışmasına yol açabilecek her türlü ilişki veya menfaati açıklamaları ve görev süreleri boyunca bu tür çatışmalardan kaçınacaklarına ve görevlerini bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine uygun şekilde yerine getireceklerine dair resmi bir beyanda bulunmaları zorunlu hale getirilmiştir.
-
Üyelerin halen yazılı bir mesleki davranış kuralları bütününe resmi olarak tabi olmadıkları görülmekle birlikte, göreve başlamadan önce yapılan ve menfaat çatışmalarını açıklama ile bu tür çatışmalardan kaçınma yükümlülüğünü içeren resmi beyanın getirilmesi ve bunun içeriği, önemli bir iyileştirme teşkil etmekte; Mahkeme tarafından bu bağlamda dile getirilen endişeleri yeterli ölçüde gidermekte ve bu nedenle tatmin edici görünmektedir.
(vi) Ret taleplerine ilişkin usul ve karar mekanizması
-
Değiştirilen mevzuat, Tahkim Kurulu üyelerinin, menfaat çatışması doğurabilecek bir davada görev yapmaktan kaçınmalarını zorunlu kılmaktadır (bk. yukarıda 20. paragraf). Bu durum, önceki mevzuata kıyasla önemli bir iyileştirme teşkil etmektedir (bk. yukarıda anılan Ali Rıza ve diğerleri, § 215). Bununla birlikte, mevcut kurallar önemli bir açıdan yetersiz kalmaktadır. Bu kurallar, Tahkim Kurulu üyelerinden birinin bağımsızlığına veya tarafsızlığına ilişkin itirazın uyuşmazlığın taraflarından biri tarafından ileri sürülmesi halinde izlenecek açık bir usul öngörmemektedir. Ayrıca, yargılama sırasında taraflarca Kurulun bir veya birden fazla üyesine yönelik bir itiraz ileri sürülmesi durumunda, bu konuda hangi organın yetkili olduğu da açık değildir.
-
Kurallar, bu bağlamda, Tahkim Kurulunun kararlarına karşı TFF sistemi içinde herhangi bir itiraz organı bulunmaması karşısında, ret taleplerine Kurulun kalan üyelerinin mi karar vereceğini de belirtmemektedir. Ret taleplerinin karara bağlanmasına ilişkin açık bir usulün ve yetkili organın veya kurul yapısının bulunmaması, yeni mevzuatta önemli bir boşluk teşkil etmektedir. Bu nedenle Mahkeme, söz konusu hükmü, Tahkim Kurulunun yapısal bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından yeterli bir güvence olarak değerlendirmemektedir (bk. kıyaslamak için, ibid., § 215).
(vii) Sonuç
-
Yukarıda belirtilenler ışığında Mahkeme, Tahkim Kurulunu ve üyelerini düzenleyen kurumsal çerçevenin güçlendirilmesi yönünde, özellikle üyelerin görev süresi, Tahkim Kurulunun oluşumu, üyelik için aranan şartlar, üyelerin açıklama yükümlülükleri ve resmi beyan verme zorunluluğu bakımından getirilen iyileştirmeleri not etmektedir. Bununla birlikte Mahkeme, Kurul üyelerinin hukuki sorumluluğunu ve taraflarca üyelerin reddinin talep edilmesi halinde uygulanacak usulü düzenleyen hükümlerin, Ali Rıza ve diğerleri (yukarıda anılan karar, §§ 212 ve 215) kararında belirlenen Sözleşme standartlarını bütünüyle karşılamadığı kanaatindedir. Ayrıca, TFF düzeyinde kabul edilen mevzuat reformlarına rağmen, uygulama, üyeler için öngörülen dört yıllık görev süresine fiilen uyulmadığını göstermektedir. Tahkim Kurulu, TFF’nin yürütme düzeyinde her yeni seçim yapıldığında yeniden oluşturulmaya devam etmekte olup, bu durum Tahkim Kurulunun bağımsız ve tarafsız olmadığı yönündeki endişeleri haklı kılmaktadır. Bu endişe, Tahkim Kurulu önündeki uyuşmazlığın doğrudan Yönetim Kurulunun kendi kararına karşı bir itirazı konu aldığı mevcut davada özellikle belirgin hale gelmektedir.
-
Dolayısıyla mevcut davada, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmaktadır.
-
Başvuranın 6. madde kapsamındaki diğer şikâyetleri
-
Başvuran ayrıca, Tahkim Kurulunun kısa kararının herhangi bir gerekçe içermediğinden ve gerekçeli kararın düzenlenmesindeki gecikmenin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmiştir.
-
Hükümet, başvuranın iddialarına itiraz etmiştir.
-
Mahkeme, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki diğer şikâyetlerinin kabul edilebilir olduğuna karar verilebileceği kanaatindedir. Mahkeme daha önce, Tahkim Kurulu nezdindeki inceleme işlemlerinin zorunlu tahkim yolu niteliğinde olduğunu ve dolayısıyla Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının öngördüğü güvencelerin bu bağlamda geçerli olması gerektiğini tespit etmiş olduğunu kaydetmektedir. Tahkim Kurulunun Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası kapsamındaki bağımsızlık ve tarafsızlık kriterlerini karşılamadığına dair tespitlerini göz önünde bulunduran Mahkeme, başvuranın Tahkim Kurulu nezdindeki inceleme işlemlerinin hakkaniyete uygunluğuna ilişkin şikâyetlerinin ayrı olarak incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir (benzer bir sonuç için bk. yukarıda anılan Ali Rıza ve diğerleri, § 226).
-
SÖZLEŞME’NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
-
Başvuran hem kulübün hem de kendisinin bu sözleşmeyi devam ettirmek istemesine rağmen, TFF’nin yukarıda belirtilen kararı sonucunda kulüple olan sözleşmesine yasal olarak devam edemediğinden şikâyetçi olmuştur. Başvuran başka bir futbol kulübüyle yeni bir sözleşme imzalamak ve yıkıcı bir depremden etkilenen başka bir şehre taşınmak zorunda kaldığını ileri sürmüştür. Başvuran, bu iddiasını Sözleşmenin 8. maddesine dayandırmıştır. Bu maddenin, ilgili kısımları şu şekildedir:
“1. Herkes özel ve aile hayatına ... saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
-
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
-
Tarafların Beyanları
-
Hükümet, 8. maddenin mevcut davanın koşullarına uygulanamayacağı kanaatine varmıştır. Hükümet, Denisov/Ukrayna ([BD], no. 76639/11, 25 Eylül 2018) davasına dayanarak, Sözleşme’nin 8. maddesinin uygulanabilir olduğu kabul edilse bile, başvuranın kulüpte oynayamamasının sonuçlarının mesleki kariyerini veya özel hayatını ciddi şekilde etkilediğini kanıtlayamadığını ileri sürmüştür. Hükümet bu bağlamda, başvuranın İskenderun şehrinde bulunan başka bir kulüple kendi isteğiyle yeni bir sözleşme imzaladığını ve bir yıl sonra Antalya şehrindeki başka bir kulüple daha anlaştığını ileri sürmüştür.
-
Başvuran, Tahkim Kurulu davasını reddettiği sırada transfer döneminin son günlerine yaklaşıldığını ve kulüplerin kadrolarını tamamlamış olmaları nedeniyle kendisine sınırlı fırsatlar kaldığını ileri sürmüştür. Başvuran sözleşmesiz kalmamak için İskenderunspor Kulübü ile sözleşme imzaladığını belirtmiştir. Sonuç olarak başvuran, uzun yıllardır İzmir’de yaşayan ailesini terk etmek zorunda kalmış ve 6 Şubat 2023 tarihinde depremle yıkılan İskenderun şehrine taşınmak zorunda kalmıştır. Başvuran, Yönetim Kurulunun kararı nedeniyle kişisel ve aile hayatının yanı sıra mesleki kariyerinin de zarar gördüğünü belirtmiştir
-
Mahkemenin Değerlendirmesi
-
Mahkeme, özel hayat kavramının, kapsamlı bir tanımı mümkün olmayan geniş bir kavram olduğunu yinelemektedir. Bu kavram, bireysel gelişim hakkını ve diğer insanlarla ve dış dünyayla ilişki kurma ve geliştirme hakkını da kapsamaktadır. Bu anlamda, 8. madde mesleki faaliyetlere de uygulanabilir (bk. Platini/İsviçre (k.k.), no. 526/18, § 52, 11 Şubat 2020 ve bu karardaki diğer atıflar). Sözleşme’nin 8. maddesinin bu bağlamda uygulanabilirliğine ilişkin genel ilkeler Denisov kararında açıklanmıştır (yukarıda anılan, §§ 92-117). Mahkeme, yukarıda yer alan içtihadı ışığında, iş ilişkisine ilişkin itilafların kendiliğinden Sözleşme’nin 8. maddesinde belirtilen “özel hayat” Mahkeme, özellikle bu tür uyuşmazlıkların kendiliğinden (per se), Sözleşme’nin 8. maddesi anlamında “özel hayat” kavramının kapsamının dışında kaldığı şeklinde bir sonuca varılamayacağını belirtmiştir. Mahkeme, özel hayatın kendine özgü bazı yönlerinin olduğunu ve bu tür ihtilaflarda özel hayatın görevden çıkarma, rütbe indirme, bir mesleğe kabul edilmeme veya benzeri olumsuz tedbirlerden etkilendiğini belirtmiştir. Bu etkiler, (i) başvuranın “yakın çevresini”; (ii) başvuranın diğerleri ile ilişki kurmasını ve bu ilişkileri geliştirmesini ve (iii) başvuranın sosyal ve mesleki itibarını içermektedir. Bu tür bir ihtilafta özel hayatla ilgili bir sorun genellikle iki şekilde ortaya çıkar: ya itiraz edilen tedbirin altında yatan nedenlerden dolayı (gerekçe temelli yaklaşım) ya da – bazı durumlarda – özel hayata olan etkilerinden dolayı (sonuç temelli yaklaşım). Eğer sonuç-temelli yaklaşım benimsenmişse, yukarıda bahsedilen tüm meseleler açısından ciddiyet eşiğinin göz önünde bulundurulması oldukça mühimdir. Başvuran, kendi durumunda ciddiyet eşiğine ulaşıldığını ikna edici bir şekilde kanıtlamak ile yükümlüdür. Başvuran, davasına konu olan tedbirin sonuçlarını kanıtlayabilecek deliller sunmalıdır. Mahkeme, sadece söz konusu sonuçların çok ciddi olması ve başvuranın özel hayatını önemli derecede etkilemesi halinde Sözleşme’nin 8. maddesinin uygulanabilir olduğunu kabul edecektir.
-
Mevcut davada, Yönetim Kurulunun, başvuranın avukatı tarafından yanlışlıkla sunulan fesih bildirimini iptal etmeme kararı, başvuranın özel hayatıyla ilgili nedenlere veya faktörlere dayanmamaktadır. Her hâlükârda, başvuran, Yönetim Kurulunun aleyhinde verdiği kararın özel ve mesleki hayatı üzerindeki sonuçlarından açıkça şikâyetçi olmuştur. Bu nedenle Mahkeme, sonuç odaklı bir yaklaşım izlemenin ve itiraz edilen tedbirlerin, özellikle başvuranın “yakın çevresi”, başkalarıyla ilişki kurma ve geliştirme fırsatları ve itibarı açısından, özel hayatı üzerinde yeterince ciddi olumsuz sonuçlar doğurup doğurmadığını incelemenin uygun olduğu kanaatindedir.
-
Yönetim Kurulunun fesih bildirimini iptal etmeme kararı sonucunda, başvuranın kulüpte oynamaya devam edemediği doğrudur. Ancak, başvuranın, avukatını kulübün yaptığı ödemeden derhal haberdar etmemiş olmasının, bu duruma katkıda bulunduğu hususu önemlidir. Her hâlükârda, Yönetim Kurulunun fesih bildirimini iptal etmeyi reddetmesi, başvuranın başka bir futbol kulübüyle sözleşme imzalamasını engellememiş ve başvuran da başka bir kulüp ile sözleşme imzalamıştır. Bu nedenle Mahkeme, Yönetim Kurulunun kararının sonuçlarının, başvuranın bir futbol kulübüyle olan sözleşme ilişkisiyle sınırlı olduğunu, başvuranın profesyonel kariyerini etkilemediğini veya engellemediğini veya geçimini sağlamasını engellemediğini kaydetmektedir.
-
Başvuranın depremden etkilenen bir şehre taşınmak zorunda kalması ve ailesinden ayrılması gibi diğer şikâyetlerine gelince, Mahkeme, bu zorlukların, ne kadar üzücü olsa da, Yönetim Kurulunun kararının doğrudan bir sonucu değil, başvuranın kendi mesleki tercihlerinin ve Yönetim Kurulunun kontrolü dışında meydana gelen koşulların bir sonucu olduğunu belirtmektedir. Son olarak, Mahkemeye, başvuranın itibarının veya sosyal ilişkilerinin ciddi derecede olumsuz etkilendiğini gösteren herhangi bir kanıt sunulmamıştır.
-
Dolayısıyla, Sözleşme’nin 8. maddesinin bu şikâyete uygulanabileceği gösterilmemiştir. Bu nedenle, mevcut başvuru Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi hükümleri uyarınca konu bakımından (ratione materiae) bağdaşmaz olup, Sözleşme’nin 35 § 4 maddesi maddesi uyarınca reddedilmelidir.
-
SÖZLEŞME’NİN 41 VE 46. MADDELERİNİN UYGULANMASI
-
Sözleşme’nin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”
- Sözleşme’nin 46. maddesi aşağıdaki gibidir:
“1. Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları davalarda Mahkemenin verdiği kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt ederler.
- Mahkemenin kesinleşen kararı, infazını denetleyecek olan Bakanlar Komitesine gönderilir.
... ”
-
Sözleşme’nin 46. Maddesinin Uygulanması
-
Mahkeme, Ali Rıza ve diğerleri davasında (yukarıda atıfta bulunulan), Tahkim Kurulunun bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olmasının sistemik bir sorun olduğunu tespit ettiğini ve bu nedenle Sözleşmeci Devletten futbol uyuşmazlıklarının çözümü sistemini reform etmek amacıyla bir dizi genel tedbir almasını talep ettiğini yinelemektedir (ibid., § 242). Bu yükümlülüğü yerine getirmek için ulusal hukuk düzeninde kullanılacak araçların seçimi, Bakanlar Komitesinin denetimine tabi olmak kaydıyla, öncelikle ilgili Devletin takdirindedir. Bununla birlikte, davalı Devletin bu yükümlülüğünü yerine getirmesine yardımcı olmak amacıyla, Mahkeme, tespit ettiği durumun sona erdirilmesi için alınabilecek genel önlemlerin türünü belirtebilir (örneğin bk. Centre for Legal Resources on behalf of Valentin Câmpeanu/Romanya [BD], no. 47848/08, §§ 158-59, AİHM 2014).
-
Mevcut davada tespit edilen Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlali, kısmen mevzuattaki eksikliklerden ve ayrıca TFF’nin seçilmiş yürütme organlarının mevcut üyelerin görev süresi dolmadan Tahkim Kurulunun yeniden oluşturma uygulamasından kaynaklanmaktadır. Bu eksikliklerin yapısal niteliği göz önüne alındığında, Mahkeme, Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili gelecekteki ve bekleyen davalarda da benzer bir sonuca varabileceği hususunu bertaraf edemez. Bu bağlamda, Mahkeme, benzer bir şikâyetin ileri sürüldüğü yaklaşık 65 başvurunun halen önünde derdest olduğunu da belirtmektedir.
-
Mahkeme bu nedenle, davalı Hükümete, Bakanlar Komitesi ile diyalog kurarak, mevcut davada ortaya çıkan sorunları gidermek için genel tedbirler almasını tavsiye etmektedir.
-
Sözleşme’nin 41. Maddesinin Uygulanması
-
Başvuran, futbol kariyeriyle ilgili kazançlarından mahrum kaldığını iddia etmiş, ancak bu iddiasına dayanak gösterememiştir. Ayrıca başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlali nedeniyle manevi zarar bakımından 20.000 avro (EUR) talep etmiştir. Başvuran masraf ve giderlerle ilgili olarak, avukatlık ücretleri de dâhil olmak üzere 7.056 avro talep etmiştir. Başvuran, masraflara ilişkin faturaları ve ayrıca temsilcisiyle imzaladığı, mahkeme önündeki yargılama sürecinin sonunda saatlik 250 avroyu aşmayan ve toplamda 7.500 avroyu geçmeyecek bir avukatlık ücreti ödemeyi taahhüt ettiği bir avukatlık ücreti sözleşmesini sunmuştur.
-
Hükümet, başvuranın maddi zarara ilişkin bir talepte bulunmadığı kanaatine varmıştır. Hükümet ayrıca mevcut davada ihlal tespitinin adil bir tazmin olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve başvuranın manevi zarara ilişkin taleplerinin her hâlükârda aşırı olduğunu belirtmiştir. Hükümet, masraf ve giderlerle ilgili olarak, başvuranın, avukatlık ücreti sözleşmesinde belirtilen tutarları, fiilen ödediğine dair herhangi bir belgeli kanıt sunmadığını ileri sürerek, bu talebe itiraz etmiştir.
-
Mahkeme başvuranın maddi tazminat talebi bağlamında herhangi bir dayanak göstermediği gerekçesiyle bu talepleri reddetmektedir. Ancak Mahkeme, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edilmesi sonucunda, başvuranın manevi zarara uğradığı ve bu durumun yalnızca ihlal tespiti ile telafi edilemeyeceği kanısına varmıştır. Bu nedenle başvurana bu bağlamda, söz konusu miktardan doğabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere 6.000 avro ödenmesine karar vermektedir.
-
Mahkemenin içtihadına göre bir başvuran, ancak masraf ve giderlerin fiilen ve zorunlu olarak yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu belgelendirebildiği takdirde bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir. Ayrıca, masraflar ve giderler, tespit edilen ihlalle ilgili olduğu ölçüde geri kazanılabilir (bk. Murray/Hollanda [BD], no. 10511/10, § 134, AİHM 2016). Bu bağlamda, Mahkeme başvuranın şikâyetlerinin sadece kısmen haklı bulunduğunu ve Sözleşme’nin 8. maddesi bakımından sunduğu şikâyetlerin başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilen kısmıyla ilgili olduğunu belirtmektedir. Bu gibi durumlarda Mahkeme, masraf ve giderlere ilişkin tazminat miktarını azaltmanın uygun olduğuna karar verebilir (bk. yukarıda anılan Denisov, § 146). Mahkeme mevcut davada, elinde bulunan belgeleri ve yukarıda belirtilen kriterleri dikkate alarak, bu başlık altında belirtilen masraf ve giderler bağlamında başvurana, belirlenen miktar üzerinden doğabilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere 3.000 avro ödenmesinin uygun olduğu kanaatindedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
- Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasına ilişkin şikâyetin kabul edilebilir, başvurunun geriye kalan kısmının kabul edilemez olduğuna;
- Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsızlıktan yoksun olması sebebiyle Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine;
- Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası kapsamındaki diğer şikâyetlere ilişkin inceleme yapılmasına gerek olmadığına;
- a) Sözleşme’nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, davalı Devlet tarafından, başvurana, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, aşağıda belirtilen miktarların ödenmesine:
(i) Manevi tazminat olarak, başvurana yansıtılabilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, 6.000 avro (altı bin avro) ödenmesine;
(ii) Masraf ve giderler için, başvurana yansıtılabilecek her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, 3.000 avro (üç bin avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
- Başvuranın adil tazmin taleplerinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 6 Ocak 2026 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Arnfinn Bårdsen
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.