CASE OF K.v. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE - [Turkish Translation] by the Turkish Ministry of Foreign Affairs

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

aihm

İKİNCİ DAİRE  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED / TÜRKİYE DAVASI  

(Başvuru no. 41120/17)  

KARAR  

(Esas)  

Madde 6 § 1 (medeni) • Kuzey Kıbrıs'ta 1974 yılında terk edilen bir mülkle  

ilgili olarak başvuran şirket tarafından Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK)  

nezdinde başlatılan yargılamaya dini bir vakfın üçüncü taraf olarak katılması  

• Üçüncü tarafın menfaatleri de dahil olmak üzere, davacının menfaatleri ile  

adaletin düzgün bir şekilde uygulanmasını sağlama ihtiyacı arasındaki adil  

denge • Üçüncü tarafın katılımının adil yargılama ilkesine uymak için gerekli  

olması • Keyfiliğin olmaması • Bir bütün olarak yargılamada adaletsizlik  

olmaması  

Madde 1 P1 • Mülkiyetin barışçıl kullanımı • TMK'nın başvuran şirketin  

talebini incelerken tutarlı, özenli ve uygun hızda hareket etmemesi  

Madde 46 • Kararın infazı • Genel tedbirler • Davalı Devletin TMK  

nezdindeki yargılamayı hızlandırmak için çabalarını sürdürmesi ve  

gecikmelerle ilgili olarak gerçek bir telafi sağlayan etkili bir hukuk yolu  

oluşturması gerekliliği  

Sicil Birimi tarafından hazırlanmıştır. Mahkeme açısından bağlayıcı değildir.  

STRAZBURG  

10 Haziran 2025  

Bu karar Sözleşme’nin 44/2 maddesinde belirtilen şartlar uyarınca kesinlik  

kazanacaktır. Editör tarafından revizyona tabi tutulması mümkündür.  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

K.V. Mediterranean Tours Limited / Türkiye davasında,  

Aşağıdaki üyelerden oluşan bir Daire olarak görev yapmakta olan Avrupa  

İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi):  

Arnfinn Bårdsen, Başkan,  

Saadet Yüksel,  

Jovan Ilievski,  

Péter Paczolay,  

Anja Seibert-Fohr,  

Gediminas Sagatys,  

Juha Lavapuro, hakimler, ve  

Hasan Bakırcı, Sicil Memuru,  

Kıbrıslı Rum bir şirket olan K.V. Mediterranean Tours Limited (“başvuran  

şirket”) tarafından 25 Mayıs 2017 tarihinde İnsan Hakları ve Temel  

Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin (“Sözleşme”) 34. maddesi  

uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkeme'ye yapılan başvuru (no.  

41120/17); başvuran şirketin “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nde bulunan  

taşınmaz malına ilişkin tazminat talebiyle Taşınmaz Mal Komisyonu  

nezdinde başlattığı yargılamanın etkili olmadığı, adil ve tarafsız bir mahkeme  

hakkının ihlal edildiği ve Sözleşme'nin 6, 13 ve 14. maddeleri ile 1 No.lu  

Protokol'ün 1. maddesi uyarınca ayrımcılık yapıldığı iddialarını içeren  

şikâyetlerin Türk Hükümeti'ne (“Hükümet”) bildirilmesi kararı; tarafların  

gözlemleri; “Kıbrıs Cumhuriyeti” tarafından sunulan görüşler göz önünde  

bulundurularak  

13 Mayıs 2025'de tarihinde yapılan özel görüşmeler sonucunda,  

Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:  

GİRİŞ  

1. Mevcut dava, Taşınmaz Mal Komisyonu (“TMK”) nezdindeki  

yargılamanın uzunluğu ve özellikle de bir İslami Vakfın yargılamaya  

müdahalesi ile bağlantılı olarak Gazimağusa'daki Kapalı Maraş bölgesine  

yönelik uygulama ve TMK davaları için üst yargı mercii olarak Yüksek İdare  

Mahkemesi'nin (temyiz heyeti) tarafsız olmadığı iddiası ile ilgilidir. Bu  

başvuruda dile getirilen şikâyetler, 1974 yılında Kuzey Kıbrıs'a yapılan Türk  

askeri müdahalesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda ortaya çıkan mülk  

sorunlarının genel bağlamı, Kıbrıs / Türkiye ([GC], no. 25781/94, §§ 13-16  

ve 28-33, AİHM 2001-IV) ve Demopoulos ve Diğerleri / Türkiye  

(dec.)([GC], no. 46113/99 and diğer 7 adet, §§ 4-16, AİHM 2010) davalarında  

ortaya konmuştur.  

1

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

OLAYLAR  

2. Faaliyetlerini Lefkoşa'da yürüten başvuran şirket, 1967 yılında  

kurulmuştur ve Lefkoşa'da avukatlık yapan A. Demetriades tarafından temsil  

edilmiştir.  

3. Hükümet, o dönemdeki Temsilcisi olan, Türkiye Cumhuriyeti Adalet  

Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Sayın Hacı Ali Açıkgül  

tarafından temsil edilmiştir.  

4. Hükümet'e, 19 Mart 2019 tarihinde başvuruya ilişkin bildirim  

iletilmiştir.  

5. Hükümet, 21 Ocak 2020 tarihinde Mahkeme'ye tek taraflı bir bildiri  

sunmuştur. Mahkeme, 23 Mart 2021 tarihinde Hükümet'in tek taraflı  

bildirisini incelemiş ve kabul etmemeye hükmetmiştir.  

6. Davaya ilişkin olaylar aşağıdaki şekilde özetlenebilir:  

7. Başvuran şirket, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti"ndeki ("KKTC")  

Kapalı Maraş bölgesinde yer alan bir bina kompleksinin sahibidir.  

Hissedarları ve yöneticileri Kıbrıs Rum kökenlidir.  

8. Başvuran şirket, 1974 Türk askeri müdahalesinin ardından mülkünü  

terk etmiştir.  

9. Başvuran şirket, 23 Temmuz 2010 tarihinde, mülkünün kullanım  

kaybı için yasal faiziyle birlikte tazminat talebiyle TMK'ya başvurmuştur.  

Ayrıca, söz konusu taşınmaz malın iadesini, manevi tazminat, yasal faiz ve  

mahkeme masraflarını talep etmiştir.  

10. İlgili “KKTC” makamlarının başvuran şirketin talebine cevap  

vermemesi üzerine, başvuran şirket 1 Kasım 2010 tarihinde gıyabi hüküm  

için başvuruda bulunmuştur.  

11. Gıyabi hüküm başvurusunu incelemek üzere 7 Aralık 2010, 2 Şubat  

2011, 12 Nisan 2011, 5 Mayıs 2011, 22 Haziran 2011, 30 Eylül 2011, 5 Aralık  

2011, 20 Şubat 2012, 18 Nisan 2012 ve 25 Haziran 2012 tarihlerinde yapılan  

duruşmalarda, Başsavcılık, ihtilaf konusu mülkle ilgili bir rapor sunulmadığı  

gerekçesiyle erteleme talep etmiştir. Bu talepler her seferinde kabul  

edilmiştir.  

12. 23 Ekim 2012 tarihinde, başvuran şirket, dava sürecindeki  

gecikmelerden şikâyetçi olmuştur.  

13. Aynı duruşmada Başsavcılık, Tapu ve Kadastro Dairesi'nin  

savunmanın hazırlanması için gerekli olan raporu hazırlamadığını  

belirtmiştir. Ayrıca, davanın ön değerlendirmesi, söz konusu mülkün Evkaf  

İdaresi tarafından yönetilen Abdullah Paşa Vakfı adlı dini bir kuruluş adına  

kayıtlı olduğunu göstermiştir.  

14. 23 Kasım 2012 tarihinde TMK, Evkaf İdaresi’nin başvuran şirketin  

hak iddiasından etkilenebileceğine ve bu nedenle üçüncü taraf olarak  

yargılamaya kabul edilmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.  

2

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

15. 6 Aralık 2012 tarihinde, başvuran şirket, “KKTC” İdari  

Mahkemesi’ne, TMK nezdindeki yargılamada haksız erteleme ve gecikmeler  

yaşandığı şikayetinde bulunmuştur. Ayrıca, Evkaf İdaresi’nin yargılamaya  

üçüncü taraf olarak kabul edilmesine de itiraz etmiştir.  

16. 6 Kasım 2015 tarihinde İdare Mahkemesi, mülkün başvuran şirkete  

iadesini imkânsız hale getireceği gerekçesiyle Evkaf İdaresi’nin yargılamaya  

üçüncü taraf olarak kabul edilemeyeceğine karar vermiştir. İdare Mahkemesi  

ayrıca, TMK nezdindeki yargılamada erteleme ve gecikmelere ilişkin  

şikâyetler hakkında karar verme yetkisinin bulunmadığına hükmetmiştir.  

17. Taraflar bu karara “KKTC” Yüksek İdare Mahkemesi’nde itiraz  

etmişlerdir: “KKTC” makamları ve Evkaf İdaresi'nin yargılamaya taraf  

olarak kabul edilmemesi kararına itiraz ederken, başvuran şirket  

yargılamadaki erteleme ve gecikmelere ilişkin karara itiraz etmiştir.  

18. 29 Kasım 2016 tarihinde Yüksek İdare Mahkemesi, TMK nezdindeki  

yargılamayla ilgili tüm konularda karar verme yetkisinin münhasıran  

kendisine ait olduğuna karar vermiştir. Başvuran şirketin yargılamadaki  

ertelemeler ve gecikmelerle ilgili şikâyetine ilişkin olarak, Yüksek İdare  

Mahkemesi, bu konuların yargısal denetime tabi olmadığına karar vermiştir.  

19. “KKTC” makamları ve Evkaf İdaresi tarafından yapılan şikayetle  

ilgili olarak Yüksek İdare Mahkemesi, Gazimağusa Kaza Mahkemesi'nin 27  

Aralık 2005 tarihli kararına atıfta bulunarak söz konusu mülkün şu anki  

kayıtlı sahibinin Evkaf İdaresi olduğunu belirtmiştir. Yüksek İdare  

Mahkemesi bu nedenle Evkaf İdaresi'nin yargılamaya taraf olarak kabul  

edilmesi gerektiğine karar vermiştir.  

20. 11 Aralık 2019 tarihinde, “KKTC” makamları TMK’ya görüşlerini  

sunmuşlardır.  

21. 9 Ocak 2020 tarihinde, başvuran şirket ve temsilcisi, TMK'nın  

duruşmalarına katılmayı reddetmiştir. Daha sonra TMK tarafından 20 Şubat  

2020, 18 Haziran 2020 ve 22 Ekim 2020 tarihlerinde başka duruşmalar  

planlanmış, ancak başvuran şirket ve temsilcisi bu duruşmalara da  

katılmamıştır.  

22. 22 Şubat 2024 tarihinde, başvuran şirketin temsilcisi TMK nezdinde  

bir duruşmaya katılmış ve Hükümet'in yapmak isteyebileceği tazminat  

tekliflerini başvuran şirkete iletmeyi kabul etmiştir. Ancak daha sonra  

başvuran şirket ve temsilcisi, herhangi bir uzlaşmaya Mahkeme huzurundaki  

yargılama sürecinde varılabileceğini belirtmişlerdir.  

23. TMK nezdindeki yargılama hala karara bağlanmamıştır.  

İLGİLİ YASAL ÇERÇEVE VE UYGULAMA  

I. HUKUK VE UYGULAMA  

3

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

24. İlgili hukuk ve uygulama, özellikle de TMK Kuralları için bkz.  

Demopoulos ve Diğerleri (yukarıda anılan, §§ 33-40) ve Joannou/Türkiye  

(no. 53240/14, §§ 39-45, 12 Aralık 2017).  

25. Özellikle, 22 Aralık 2005 tarihinde 67/2005 sayılı yasa (“Yasa”)  

yürürlüğe girmiştir. Yasa, taşınır veya taşınmaz mallar üzerinde hak iddia  

eden tüm gerçek ve tüzel kişilerin TMK nezdinde dava açabileceğini  

öngörmektedir. Yasa hükümleri uyarınca, ispat yükümlülüğü, diğerlerinin  

yanı sıra, taşınmaz malın 20 Temmuz 1974 tarihinde kendi adına kayıtlı  

olduğunu (veya böyle bir kişinin yasal mirasçısı olduğunu), taşınır mala 13  

Şubat 1975 tarihinden önce sahip olduğunu ve kendi iradesi dışındaki  

koşullar nedeniyle terk etmek zorunda kaldığını ve Tapu Sicil kayıtlarına  

göre, iddia edilen taşınmaz mal üzerinde hak iddia eden başka bir kişinin  

bulunmadığını makul şüphenin ötesinde kanıtlaması gereken başvuru  

sahibine aittir (bölüm 6).  

26. Yasa ayrıca aşağıdaki hükümleri de içermektedir:  

Bölüm 7  

“Bu Yasa tahtında yapılacak olan başvurularda davalı taraf olarak, Bakanlık ve/veya  

Bakanlığı temsilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başsavcılığı gösterilir.  

Komisyon, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mevzuatına göre başvuru konusu malın  

mülkiyet hakkını ya da kullanım hakkını elinde bulunduran şahsa da, Komisyon önünde  

yapılan yargılamaya katılması için davet yapar. Komisyona davet edilen şahıs, yönetsel  

davalarda ilgili kişilere tanınan haklara sahip olur.”  

Bölüm 8  

“Komisyon, tarafların iddialarını, sunulan belgeleri ve tanıkları dinledikten sonra, bu  

Yasanın amacı çerçevesinde aşağıdaki hususları dikkate alarak, taşınmaz malın hak  

sahibi olduğu tespit edilen kişiye iadesine veya bu kişiye takas teklif edilmesine veya  

bu kişiye tazminat ödenmesine karar verir. Başvuranın, iade, takas ve taşınmaz mal  

karşılığında tazminat talebine ilaveten kullanım kaybından doğan zararının ve/veya  

manevi zararının tazminini de istediği durumlarda, Komisyon, bu konuları ayrıca karara  

bağlayacaktır:  

(1) Başvuranın iadesini talep ettiği, yürürlükteki yasalar uyarınca mülkiyet hakkı veya  

kullanım hakkı herhangi bir gerçek veya devlet dışındaki tüzel kişiye ait olmayan ve  

iade edilmesi, konumu ve niteliği itibariyla ulusal güvenliği ve kamu düzenini tehlikeye  

düşürmeyecek, kamu yararına tahsis edilmemiş olan ve askeri bölgeler veya askeri  

tesisler dışındaki taşınmaz mallar Komisyon kararıyla makul bir sürede iade edilebilir.  

...”  

27. 2000'li yıllarda Evkaf İdaresi ve Din İşleri Başkanlığı, Gazimağusa  

Kaza Mahkemesi'nden bir dini vakfın Maraş-Gazimağusa bölgesinde  

bulunan bir dizi mülkün sahibi olduğunu ilan etmesini istemiştir. Vakfın 1761  

yılında vefat eden Abdullah Paşa tarafından kurulduğunu belirtmişlerdir.  

Kendisi, o bölgede sahip olduğu bazı arazileri vakfederek bir mülhak vakıf  

4

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

(veraset yoluyla yönetilen dini vakıf) kurmuştur; ilgili resmi işlemler 1748  

yılında yapılmış ve belgeler halen Türk arşivlerinde bulunmaktadır.  

28. 27 Aralık 2005 tarihinde Gazimağusa Kaza Mahkemesi, davacıların  

dilekçelerinde belirtilen mülklerin Abdullah Paşa dini vakfına ait olduğuna  

karar vermiştir.  

29. 2017 yılında bu karara, bölgede bulunan bir mülkün sahiplerinden biri  

tarafından Akinita I. Th. Ioannou & Yi Limited davasında itiraz etmiştir. 21  

Ekim 2019 tarihinde “KKTC” Yüksek İdare Mahkemesi talebi reddetmiş;  

fakat bir mülkiyet talebini değerlendirirken TMK'nın sadece 1974 yılına  

ilişkin tapu kayıtlarını dikkate alabildiğini ve 1974 yılından itibaren mal  

sahipleri hakkında bilgi içeren tapu kayıtlarını değiştiremediğini veya ilgili  

mülkün devirleriyle ilgili herhangi bir sahtekarlık tespit edemediğini  

belirtmiştir. Ayrıca, Evkaf İdaresi'nin TMK nezdindeki yargılamaya taraf  

olması, tapu senetlerinin 20 Temmuz 1974'ten önce düzenlenmiş olduğunu  

kanıtladıklarından, davacıların hakları üzerinde herhangi bir etki  

yaratmamıştır.  

30. 31 Ağustos 2023 tarihinde Yüksek İdare Mahkemesi, Engomi Beach  

Hotel Ltd davasında, TMK’nın kararını, diğerlerinin yanı sıra, özellikle  

davacı tarafından yapılan bir gıyabi hüküm başvurusunu TMK’nın ele alma  

şeklini göz önünde bulundurarak, özen ve iyi niyet açısından incelemiştir.  

Mahkeme, yargılamanın karmaşıklığı, davacının ve ilgili makamların  

tutumunu göz önünde bulundurarak, söz konusu davanın koşulları ışığında  

yargılama süresinin makul olup olmadığını değerlendirmiştir. Ancak,  

davacının TMK nezdindeki yargılamanın aşırı uzun sürdüğü iddiasını  

reddetmiştir.  

II. TMK NEZDİNDEKİ DAVALAR  

31. TMK tarafından sağlanan mevcut istatistiki bilgilere göre  

(http://www.tamk.gov.ct.tr adresinde mevcuttur), 25 Ekim 2024 tarihi  

itibariyle TMK’ya 7.800 başvuru yapılmış ve bu başvuruların 1.869’u  

sonuçlandırılmıştır. TMK, ilgili davalarda davacılara tazminat olarak  

482.971.921 İngiliz Sterlini (GBP) vermiştir. Ayrıca, üç davada takas ve  

tazminat, beş davada iade, sekiz davada ise iade ve tazminat lehine karar  

vermiştir. Bir davada Kıbrıs sorununun çözümünden sonra iade kararı vermiş,  

bir davada ise kısmi iade kararı vermiştir.  

III. İLGİLİ ULUSLARARASI MATERYALLER  

32. İlgili uluslararası materyaller için bkz. Joannou (yukarıda anılan, §§  

48-55).  

5

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

33. Ayrıca, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Eylül 2021’deki 1411.  

toplantısında, Mahkeme’nin Kıbrıs-Türkiye davasındaki (yukarıda atıfta  

bulunulan) kararını incelerken, söz konusu mülklerin olası yasadışı satışı ve  

istismarı konusunu ele almak için TMK mekanizması çerçevesinde mevcut  

yollar hakkında Türk makamları tarafından sağlanan bilgileri not etmiştir.  

34. Bakanlar Komitesi, özellikle, bu tür mülklerin derhal iadesini veya  

Kıbrıs sorununun çözümünden sonra iadesini öngören bir TMK kararını  

takiben, Kıbrıslı Rum sahiplerinin rızası olmadan satılamayacakları veya  

geliştirilemeyecekleri hükmünün uygulanmasına ilişkin bilgileri not etmiştir.  

35. Özellikle iadeleri için yapılan bir başvurunun TMK nezdinde  

beklediği dönemde mülklerin olası yasadışı satış ve istismardan korunmasına  

ilişkin olarak Mahkeme, yürürlükteki hükümlere göre, başvuru tarihinden  

sonra mülklerin değerinde meydana gelen artışın, TMK’nın iadenin mümkün  

olup olmadığına karar verirken dikkate alınmadığını kaydetmiştir (mülkün  

değeri iki katına çıkması halinde bu mümkün değildi).  

36. Bakanlar Komitesi Türk makamlarını: (1) iadenin mümkün olup  

olmadığına karar verirken mülk değerindeki artışların hesaplanmasında  

sadece imar nedeniyle meydana gelen artışların mı yoksa enflasyon nedeniyle  

meydana gelen artışların da mı dikkate alındığına açıklık getirmeye; (2) TMK  

nezdinde derdest bir iade talebine konu olan bir mülkte herhangi bir  

değişiklik yapılmasını önlemeye yönelik diğer yolların düzenlenmesi ve  

pratikte uygulanması hakkında bilgi vermeye; ve (3) TMK’nın işleyişi  

hakkında, özellikle de derdest davaların sayısı, ne kadar süredir derdest  

oldukları, verilen tazminat kararlarının sayısı, toplam tutarı ve bugüne kadar  

tamamı ödenmiş olan kararların sayısı ile TMK’nın elindeki fonlar ve  

personel hakkında istatistiki veriler sunmaya davet etmiştir.  

37. Bakanlar Komitesi, 22 Eylül 2022 tarihinde, Bakan Vekillerinin 1443.  

toplantısında, Loizidou/Türkiye ((esas), 18 Aralık 1996, Reports of Judgments  

and Decisions 1996-VI) davasının denetiminin kapatılmasına karar vermiştir  

(bkz. CM/ResDH(2022)255 sayılı Karar).  

38. 21 Eylül 2023 tarihinde, 1475. Bakanlar Vekilleri toplantısında,  

Bakanlar Komitesi, Mahkeme’nin başvuranın bireysel davasında, başvuranın  

Kıbrıs’ın kuzey kesiminde bulunan mülkleriyle ilgili olarak 2008 yılında  

yaptığı tazminat talebi hakkındaTMK’nın tutarlı, özenli ve uygun bir şekilde  

hareket etmediğini tespit ettiği Joannou kararının (yukarıda atıfta bulunulan)  

uygulanmasını incelemiştir (1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlali). Alınan  

6

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

münferit tedbirler ve Türk makamlarının başvuran tarafından dile getirilen  

hususlara cevaben sundukları açıklamalar ışığında ve Mahkeme’nin  

bulgularının başvuranın davasında etkili bir hukuk yolunun işleyiş biçimiyle  

sınırlı olması nedeniyle genel tedbirlerin alınmasının gerekli olmadığı  

sonucuna varmaları üzerine, bu davanın denetiminin kapatılması önerilmiş ve  

bu yönde nihai bir karar alınmıştır (CM/ResDH(2023)269).  

39. Kuzey Kıbrıs’taki evlerine ve mülklerine dönmeleri engellenen  

başvuranlar tarafından açılan Xenides-Arestis dava grubuyla ilgili olarak,  

Bakanlar Komitesi 17-19 Eylül 2024 tarihleri arasında düzenlenen 1507.  

toplantısında, Rock Ruby Hotels LTD/Türkiye (adil tatmin), no.46159/99, 26  

Ekim 2010) davasında başvuran şirkete, Mahkeme tarafından hükmedilen  

meblağlar da dâhil olmak üzere, mülkiyet taleplerinin tüm yönlerini kapsayan  

ve gecikme faiziyle birlikte TMK tarafından ödenen toplam meblağı not  

etmiştir. Komite ayrıca bu davaya ilişkin denetimini sonlandırmaya karar  

vermiş ve CM/ResDH(2024)207 sayılı Nihai Kararı kabul etmiştir. Geri  

kalan davalarla ilgili olarak, Komite adil tazmin kararının ödendiğine dair  

teyit almadığından, Hükümet’i bu davalardaki ödemeleri, tahakkuk eden  

temerrüt faiziyle birlikte, daha fazla gecikmeden yapmaya teşvik etmiştir.  

HUKUK  

I. SÖZLEŞME'YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN  

İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  

40. Başvuran şirket, “KKTC”deki mülkleri için iade ve tazminat talep  

ettiği TMK nezdindeki prosedürün uzun sürdüğünden ve etkisiz olduğundan  

ve dolayısıyla Sözleşme’nin 6. ve 13. maddeleri ile 1 No.lu Protokol’ün 1.  

maddesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.  

41. Mahkeme, başvuran şirketin TMK nezdindeki tazminat talebine  

ilişkin bir sorunun, başvuran şirket tarafından isnat edilen hükümlerden  

herhangi biri kapsamında ortaya çıkabileceğini tespit etmektedir. Söz konusu  

dava koşullarında, dava unsurlarına (Radomilja ve Diğerleri/Hırvatistan  

[BD], no. 37685/10 ve 22768/12, §§ 110-26, 20 Mart 2018, ve Grosam/Çek  

Cumhuriyeti [BD], no. 19750/13, § 90, 1 Haziran 2023) hukuki  

nitelendirmeyi yapacak ana mercii olan ve başvuran şirketin şikâyetinin  

temelinin mülkünün iadesini ve tazminatını elde edememesiyle ilgili  

olduğunu kaydeden Mahkeme, bu şikâyetin yalnızca 1 No.lu Protokol’ün 1.  

maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir (benzer bir  

yaklaşım için bkz. Shesti Mai Engineering OOD ve Diğerleri/Bulgaristan,  

no. 17854/04, § 64, 20 Eylül 2011).  

7

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

42. 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi aşağıdaki şekildedir:  

“Her gerçek ve tüzel kişinin mülkiyetinden barışçıl biçimde yararlanma hakkı  

vardır. Hiç kimse, kamu yararı dışında ve yasada ve uluslararası hukukun genel  

ilkelerinde öngörülen koşullara bağlı olmaksızın mal ve mülkünden yoksun  

bırakılamaz.  

Bununla birlikte, yukarıdaki hükümler, bir Devletin, mülkiyetin genel çıkarlara  

uygun olarak kullanımını kontrol etmek veya vergilerin ya da diğer katkıların veya  

cezaların ödenmesini güvence altına almak için gerekli gördüğü yasaları uygulama  

hakkını hiçbir şekilde engellemez.”  

A. Kabul Edilebilirlik  

1. Tarafların iddiaları  

(a) Hükümet  

43. Hükümet, başvuran şirketin, TMK nezdindeki ilgili yargılama hala  

devam ederken, Mahkeme’ye erken bir başvuru yaptığını ileri sürmüştür.  

Mülkün, özel bir rejime tabi bir bölge olan Mağusa bölgesinde yer alması, tek  

başına, başvuran şirketin mülkü için tazminat almasını veya mülkünün  

iadesini engelleyemezdi. Bu bağlamda, KKTC Yüksek İdare Mahkemesi’nin  

Akinita I. Th. Ioannou & Yi Limited v. Evkaf İdaresi (no. 1/2018 ve 2/2018  

(D.2/2019), 21 Ekim 2019) kararına atıfta bulunmuşlardır. Kararda, 1974  

yılında terk edilen Kapalı Maraş bölgelerindeki mülklerin Anayasa’nın 159 §  

1 (b) maddesi uyarınca “terk edilmiş mülk” tanımına girdiği ölçüde,  

TMK’nın uygun şekilde tazminat, iade veya takas sağlama yetkisine sahip  

olduğu vurgulanmıştır.  

44. Yüksek İdare Mahkemesi’nin Engomi Beach Hotel Ltd davasına  

ilişkin 31 Ağustos 2002 tarihli kararına atıfta bulunan (bkz. yukarıdaki 30.  

paragraf) Hükümet, KKTC iç hukukunda, Mahkeme içtihadında belirtilen  

kriterler temelinde, yargılamadaki aşırı gecikme iddiaları da dâhil olmak  

üzere, TMK’nın kararlarının gözden geçirilebileceği etkili hukuk yollarının  

bulunduğunu iddia etmiştir. Başvuran şirketin yargılamanın aşırı uzunluğuna  

ilişkin şikâyetlerini dile getirmemiş olması ve yargılamanın halen TMK  

önünde derdest olması göz önünde bulundurularak, başvurunun iç hukuk  

yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmesi gerekmektedir.  

(b) Başvuran şirket  

45. Başvuran şirket, TMK nezdindeki yargılamanrın adil ve etkili  

olmaması nedeniyle, özellikle de davasında bir karara varılmasındaki uzun  

8

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

gecikmeden ötürü, o dönemde Mahkeme’ye başvurmaya karar verdiğini iddia  

etmiştir. Mülkiyet talebiyle ilgili tüm bilgilere sahip olmasına rağmen  

TMK’nın bir karara varamadığını savunmuştur. Başvuran şirket, mülkünün  

Gazimağusa’nın Kapalı Maraş bölgesinde bulunduğunu ve İslami bir vakfa  

kayıtlı olduğunu, bu durumun mülkünün iadesini imkânsız hale getirdiğini  

vurgulamıştır. Ayrıca, TMK nezdindeki yargılama “KKTC” makamlarının  

hatası nedeniyle çok uzun süredir beklemedeydi. Bu nedenle, başvuranın  

görüşüne göre, TMK hukuk yolu etkisizdi.  

(c) “Kıbrıs Cumhuriyeti” Hükümeti  

46. “Kıbrıs Hükümeti”, Mahkeme’nin TMK hukuk yolunun işleyişindeki  

gelişmelere dikkat etmesi gerektiğini ve başvuran şirketin davasının,  

TMK’nın “Türkleştirme” gündeminin bir parçası olarak etkili bir hukuk yolu  

olarak kalamayacağını gösterdiğini ileri sürmüştür. TMK prosedürünün  

etkililiği üzerinde önemli bir etkiye sahip olan sistemik kusurları  

bulunduğuna işaret etmişlerdir. Özellikle, söz konusu prosedür manasızca  

uzun sürmüştür; mevcut dava, çok sayıda erteleme ile on yıldan fazla süren  

gereksiz yere uzatılmış yargılamaların ve “KKTC” makamlarının uzun bir  

süre boyunca herhangi bir savunma sunmamasının dikkate değer bir  

örneğidir. Ayrıca, Kanunun 8(2)(A) bölümündeki hükümler gibi TMK  

prosedürünün kusurlu olan belirli yönlerine, TMK kararlarının  

uygulanmasındaki zorluklara ve Kıbrıslı Rumların mülklerinden yararlandığı  

iddia edilen hakimlerin bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması ihtiyacına  

atıfta bulunmuşlardır.  

2. Mahkeme’nin değerlendirmesi  

47. Mahkeme, başvuran şirket tarafından şikâyet edilen durumlardan  

Türkiye’nin sorumlu olduğu varsayımıyla hareket edecektir. Bununla birlikte  

Mahkeme, bu durumun, uluslararası toplum tarafından “KKTC”nin  

kuruluşuna ilişkin olarak benimsenen görüşü ya da “Kıbrıs Cumhuriyeti”  

Hükümeti’nin Kıbrıs’ın tek meşru hükümeti olmaya devam ettiği gerçeğini  

hiçbir şekilde şüpheye düşürmediğini vurgulamaktadır (bkz. Kıbrıs/Türkiye  

[BD], no. 25781/94, § 90, AİHM 2001-IV), ve Demopoulos ve  

Diğerleri/Türkiye (dec.) [BD], no. 46113/99 ve 7 diğerleri, § 89, AİHM  

2010).  

48. Hükümetin, TMK nezdindeki yargılamanın halen derdest olması  

nedeniyle iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin kabul edilemezlik  

itirazı konusunda ise, Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmesi sorununun,  

9

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

başvuran şirketin, TMK önündeki yargılamanın uzun sürmesi ve etkisiz  

olması nedeniyle mal iadesi veya tazminat alamadığı yönündeki şikâyetinin  

esasıyla yakından bağlantılı olduğunu tespit etmektedir. Bu nedenle  

Mahkeme, Hükümet’in itirazının, başvuran şirketin şikâyetinin esasıyla  

birleştirilmesi gerektiğini düşünmektedir.  

49. Mahkeme, başvuran şirketin şikâyetinin Sözleşme’nin 35 § 3 (a)  

maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve ayrıca, başka  

herhangi bir gerekçeyle de kabul edilemez olmadığını kaydeder. Bu nedenle,  

kabul edilebilir ilan edilmelidir.  

B. Esas  

1. Tarafların başvuruları  

(a) Başvuran şirket  

50. Başvuran şirket, “KKTC” makamlarının geciktirici ve keyfi  

uygulamaları nedeniyle TMK nezdindeki yargılamanın etkisiz olduğunu ve  

ilgili istatistiklerin TMK nezdinde halen çok sayıda davanın beklemede  

olduğunu gösterdiğini ileri sürmüştür. Bu bağlamda, başvuran şirket,  

TMK’ye başvuran diğer başvuranların da iddialarını ispat etmekte ve TMK  

tarafından hükmedilen tazminatı tahsil etmekte çeşitli engellerle  

karşılaştıklarını ileri sürmüştür.  

51. Başvuran şirket ayrıca, TMK'nin şu ana kadar gerçek bir duruşma  

yapmadığını, sadece davayı değerlendirmek amacıyla talimat toplantıları  

düzenlediğini ileri sürmüştür. TMK'ye başvuruda bulunduğundan bu yana  

davada ciddi bir ilerleme kaydedilmemiş ve talebinin esasına ilişkin inceleme  

defalarca ertelenmiştir; bu tür geciktirmeler sürekli, sistematik ve kasıtlı  

olarak devam etmiştir. Ayrıca, Kanunun 8(1) maddesinin uygulanması  

sonucunda, iade talebinin olumlu sonuçlanma şansı kalmamıştır, çünkü bu  

hüküm, iade kararını, mülkiyeti veya kullanımı Devlet dışındaki herhangi bir  

gerçek veya tüzel kişiye devredilmemiş taşınmaz mallarla sınırlamaktadır. Bu  

doğrultuda, TMK'nin söz konusu mülkün mülkiyet hakkını elinde bulunduran  

kuruluş olarak Evkaf İdaresi’ni hukuka aykırı bir şekilde tanıdığı göz önüne  

alındığında, başvuran şirketin iade talebinin başarısız olması kaçınılmazdır.  

(b) Hükümet  

52. Hükümet, Mahkemenin Demopoulos ve Diğerleri davasında  

(yukarıda atıfta bulunulan) TMK nezdindeki yargılamanın Kuzey Kıbrıs'ta  

bulunan mülklerle ilgili Kıbrıslı Rumların mülkiyet talepleri için yeterli ve  

etkili bir hukuk yolu sağladığına ilişkin kararını teyit ettiğini ileri sürmüştür.  

Hükümet, TMK nezdindeki yargılamanın karmaşık olduğunu ve söz konusu  

10  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

mülkün mülkiyet haklarına sahip olduğu iddia edilen bir üçüncü tarafın  

katılımını gerektirdiğini belirtmiştir. Başvuran şirket bu konuda ayrı bir  

yargılama başlatmış ve bu da TMK nezdindeki ana yargılamanın gecikmesine  

neden olmuştur. Ayrıca, gecikme, yukarıda bahsedilen Akinita I. Th. Ioannou  

& Yi Limited davasındaki yargılamanın sonucunun beklenmesi gerektiği ile  

de açıklanabilir. Buna ek olarak, başvuran şirket TMK'ye tüm ilgili belgeleri  

zamanında sunamamıştır. Bilhassa, gerçek bir tapu sicil kaydı sunmamış,  

bunun yerine, tanık ifadeleri temelinde hazırlanan, Kıbrıs Rum makamları  

tarafından düzenlenmiş bir belge sunmuştur; asli tapu kayıtları ise 1974'ten  

sonra Kıbrıs Türk makamları tarafından bulunmuş ve muhafaza edilmiştir.  

53. Son olarak, Evkaf İdaresi’nin yargılamaya katılımı ve bu mülk ile  

ilgili talepleri nedeniyle mülkün iadesinin engelleneceği varsayımı,  

yargılamanın bu aşamasında yanlış ve zamansızdır. TMK, iade, tazminat  

veya takas gibi çeşitli çözüm yolları sunma yetkisine sahiptir. Demopoulos  

ve Diğerleri (yukarıda atıfta bulunulan) davasında verdiği kararın ardından,  

Meleagrou ve Diğerleri/Türkiye ((karar), no. 14434/09, 2 Nisan 2013) ve  

Loizou/Türkiye ((karar), no. 50646/15, 3 Ekim 2017) davalarında, Mahkeme,  

TMK tarafından uygulanan Kanunda belirtilen iade ve ilgili kriterlerin  

Sözleşme şartlarına uygun olduğu sonucuna varmıştır. Meleagrou ve  

Diğerleri davasında Mahkeme, takas ve tazminatın da iade ile birlikte etkili  

çözüm yolları olduğu sonucuna varmıştır.  

(c) “Kıbrıs Cumhuriyeti” Hükümeti  

54. “Kıbrıs Cumhuriyeti” Hükümeti, başvuran şirketin “Kıbrıs  

Cumhuriyeti” Tapu ve Kadastro Dairesi'nden ilgili mülkün sahibi olduğunu  

kanıtlayan resmi mülkiyet belgesini sunduğunu belirtmiştir. Evkaf  

İdaresi’nin, “Kıbrıs Cumhuriyeti” Tapu ve Kadastro Dairesinin resmi  

kayıtlarına göre Kıbrıslı Rumlara ve/veya diğer kayıtlı sahiplere ait olan  

Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki mülklere ilişkin iddiaları temelsizdir. 27 Ekim  

2005 tarihinde, “KKTC” Gazimağusa Asliye Mahkemesi, Kapalı Maraş  

bölgesindeki bazı taşınmaz malların Abdullah Paşa Vakfı'na ait olduğuna  

karar vermiş ve “KKTC” tapu kayıtları, ilgili mülkün sahibi olarak Evkaf  

İdaresi’ni kaydetmek üzere değiştirilmiştir. Başvuran şirket de dahil olmak  

üzere Kıbrıslı Rum mal sahipleri bu yargılama sürecine katılmamıştır.  

Ayrıca, TMK'nin kurulmasından bu yana yaklaşık on yedi yıl geçmiş olup  

Kıbrıslı Rumların taleplerinin sistematik olarak çözülemediğini gösteren  

belirgin bir gecikme eğilimi vardır; bazı durumlarda ise Evkaf İdaresi'nin  

talepleriyle durum daha da kötüleşmiştir.  

2. Mahkemenin değerlendirmesi  

(a) Ön meseleler  

11  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

55. Mahkeme, öncelikle, taraflar arasında, başvuran şirketin 1974 yılında  

Türk ordusunun müdahalesi sonrasında Kuzey Kıbrıs'ta bazı mülklerini terk  

etmek zorunda kaldığı hususunda bir ihtilaf bulunmadığını belirtmektedir.  

Başvuran şirketin mülkiyet iddiasını destekleyen ilgili resmî belgeler  

sunulmuştur. Bu nedenle, 1 Numaralı Protokolün 1. maddesi uyarınca yapılan  

değerlendirmede, başvuran şirket söz konusu mülklerin yasal sahibi olarak  

kabul edilebilir.  

56. Demopoulos ve Diğerleri davasında (yukarıda atıfta bulunulan, §§  

127-28), Mahkeme, TMK'nin Kıbrıslı Rumların mülkiyetine müdahaleye  

ilişkin şikayetler için erişilebilir ve etkili bir tazminat çerçevesi sağladığını  

belirtmiştir.  

57. Demopoulos ve Diğerleri davasındaki kararından bu yana, Mahkeme,  

67/2005 sayılı Kanun uyarınca mülkiyet taleplerinin TMK'ye sunulmasının  

gerekliliğini sürekli olarak vurgulamıştır (örneğin, bkz. Joannou/Türkiye, no.  

53240/14, § 106, 12 Aralık 2017; Cacoyanni ve Diğerleri/Türkiye (karar), no.  

55254/00, 1 Haziran 2010; Papayianni ve Diğerleri/Türkiye (karar), no.  

479/07 ve diğerleri, 6 Temmuz 2010; Marios Eleftheriades ve  

Diğerleri/Türkiye (karar), no. 3882/02 ve diğerleri, 5 Ekim 2010;  

Papaioannou ve Diğerleri/Türkiye (karar), no. 58678/00, 7 Aralık 2012;  

Meleagrou ve Diğerleri, yukarıda atıfta bulunulan, § 13; ve Efthymiou ve  

Diğerleri/Türkiye (karar), no. 40997/02, 7 Mayıs 2013).  

58. Meleagrou ve Diğerleri davasında (yukarıda atıfta bulunulan),  

Mahkeme, TMK nezdindeki yargılamanın lüzumsuz yere uzadığını veya  

başka bir şekilde etkisiz olduğunu tespit etmemiştir. Ayrıca, Mahkeme'nin  

önünde, Kıbrıslı Rum başvuru sahiplerinin TMK nezdindeki davalarını  

tatmin edici bir şekilde sonlandırdıklarını gösteren başka davalar da  

bulunmaktadır (bkz. Alexandrou/Türkiye (hakkaniyete uygun tazminat ve  

dostane çözüm), no. 16162/90, 28 Temmuz 2009, ve Angoulos Estate  

Ltd/Türkiye (karar), no. 36115/03, 9 Şubat 2010) ve TMK tarafından verilen  

kararların usulüne uygun olarak uygulandığı (bkz. Loizou (karar), yukarıda  

atıfta bulunulan, § 81 ve Mousoupetrou Mcrobert/Türkiye (karar) [Komite],  

no. 51601/17 ve 7 diğeri, 4 Haziran 2024) gösteren başka davalar da  

bulunmaktadır.  

59. Son olarak, TMK nezdindeki yargılamanın yaklaşık dokuz yıl  

sürdüğü Joannou davasında, Mahkeme, genel olarak etkili olduğu kabul  

edilen bir hukuk yolunun, belirli bir davanın koşullarında uygunsuz bir  

şekilde işlediği ihtimalinin tamamen mümkün olduğunu yinelemiştir. Ancak  

bu, hukuk yolunun etkililiğinin veya diğer başvuranların bu hukuk yolundan  

yararlanma yükümlülüğünün sorgulanması gerektiği anlamına gelmez.  

Ayrıca, şu anda çok sayıda davanın beklemede olması, belirli davaların  

gerekli hızla ele alınmadığını veya alınmayacağını kanıtlamak için dayanak  

olarak kullanılamaz (bkz. Joannou, yukarıda atıfta bulunulan, §§ 83 ve 86).  

12  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

60. Yukarıdaki hususları göz önünde bulundurarak ve TMK'nin hukuk  

yolunun etkililiğini sorgulamadan, Mahkeme, başvuran şirketin TMK  

nezdindeki yargılamanın kendi davasında işleyişine ilişkin iddialarını ele  

alacaktır (bkz. Joannou, yukarıda atıfta bulunulan, § 87).  

(b) Genel ilkeler  

61. Bu konuyla ilgili ilkeler Joannou davasında (yukarıda atıfta  

bulunulan, §§ 88-90) belirtilmiştir.  

62. Özellikle, 1 Numaralı Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği iddia  

edilen her türlü durumda, Mahkeme, devletin eylemi veya eylemsizliği  

nedeniyle ilgili kişinin orantısız ve aşırı bir yük üstlenmek zorunda kalıp  

kalmadığını tespit etmelidir. Bu şartın yerine getirilip getirilmediğini  

değerlendirirken, Mahkeme, Sözleşme’nin “pratik ve etkili” hakları  

korumayı amaçladığını göz önünde bulundurarak, söz konusu çıkarları genel  

anlamda incelemelidir. Bu bağlamda; yasama, idare veya yetkililerce yapılan  

uygulamalardan kaynaklanan belirsizliğin, Devlet’in davranışını  

değerlendirirken dikkate alınması gereken bir etken olduğu vurgulanmalıdır.  

Nitekim, genel çıkarlarla ilgili bir mesele söz konusu olduğunda, kamu  

makamlarının zamanında, uygun ve tutarlı bir şekilde hareket etmesi gerekir  

(bkz. Ališić ve Diğerleri/Bosna Hersek, Hırvatistan, Sırbistan, Slovenya ve  

Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti [GC], no. 60642/08, § 108, AİHM  

2014; Kirilova ve Diğerleri/Bulgaristan, no. 42908/98 ve 3 diğeri, § 106, 9  

Haziran 2005; ve KIPS DOO ve Drekalović/Karadağ, no. 28766/06, § 128,  

26 Haziran 2018, diğer referanslarla birlikte).  

(c) Bu ilkelerin mevcut davaya uygulanması  

63. Başvuran şirketin, “KKTC”de bulunan mülklerinin iadesi ve  

tazminatı için TMK nezdindeki yargılamanın etkisizliği ile ilgili şikayetleri  

iki ana konu etrafında şekillenmektedir. Birincisi, üçüncü bir tarafın hak  

iddiası nedeniyle Gazimağusa’nın Kapalı Maraş bölgesinde bulunan  

mülkünü geri alma olanağının bulunmadığı iddiasıyla ilgilidir; ikincisi ise  

2010 yılında başlayan ve halen devam eden yargılamanın uzamasıyla ilgilidir.  

Mahkeme bu iki konuyu sırasıyla ele alacaktır.  

64. İlk husus olan, başvuran şirketin davasında iadenin olanaksızlığı ile  

ilgili şikâyete ilişkin, TMK tarafından söz konusu mülkün mülkiyeti  

konusunda henüz somut bir karar alınmamış gibi görünmektedir. Mahkeme,  

TMK nezdindeki yargılamanın bu aşamasında, olası sonucuna ilişkin  

spekülasyonlarda bulunamaz. TMK, dini vakfa mülkiyet haklarını  

kendiliğinden verme kararı almamış, sadece söz konusu mülk hakkında  

13  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

mevcut tüm bilgileri hesaba katmak için Evkaf İdaresi’ni yargılamaya  

katılmaya davet etmiştir.  

65. Her halükârda, Mahkeme, her durumda iade yapılmasının gerekli  

olmadığına karar vermiştir. TMK nezdinde mevcut olan ve sadece iadeyi  

değil, aynı zamanda arazi takasını ve maddi ve manevi zararların tazminini  

de içeren çözüm yolları, mevcut koşullarda etkili bulunmuştur (bkz.  

Demopoulos ve Diğerleri, yukarıda atıfta bulunulan, §§ 106-19, ve  

Meleagrou ve Diğerleri, yukarıda atıfta bulunulan, § 14). Mevcut davada,  

başvuran şirket TMK'ye yaptığı başvuruda tazminat ve mülkiyetin iadesi  

talebinde bulunmuştur. Ayrıca, daha yakın tarihli duruşmalardan birinde,  

Türk Hükümeti'nin tazminat konusunda sunmak isteyebileceği her türlü  

öneriyi değerlendirmeyi kabul etmiştir (bkz. yukarıdaki 22. paragraf).  

Dolayısıyla, Mahkeme'yi bu konuda yargılamanın etkililiği şartını yerine  

getirmediğine ikna edecek hiçbir husus bulunmamaktadır.  

66. Başvuran şirketin talebine ilişkin yargılamanın uzun sürdüğü  

iddiasıyla ilgili olarak, önemli gecikme esas olarak “KKTC” Başsavcısının,  

yargılama Temmuz 2010’da başlatılmış olmasına karşın (bkz. yukarıdaki 20.  

paragraf), başvuran şirketin talebine Aralık 2019’a dek yanıt vermemesinden  

kaynaklanmıştır. Bu gecikme, bir ölçüde, başvuran şirketin davaya üçüncü  

tarafın kabulüne itiraz ettiği paralel yargılamanın sonucunu bekleme  

gerekliliği ve yargılamanın uzunluğu nedeniyle meydana gelmiştir. Ayrıca,  

başvuran şirketin Ocak 2020'den itibaren TMK duruşmalarına katılmayı  

reddettiği, ancak nihayetinde Şubat 2024'te bir duruşmaya katıldığı da  

belirtilmelidir (bkz. yukarıdaki 21 ve 22. paragraflar). Son dönemdeki  

hareketsizlik dönemine tamamen başvuran şirketin neden olduğu varsayılsa  

bile, yargılamanın ilk aşamasında tüm gecikmelerin “KKTC” makamlarının  

hatası olduğu açıktır. Özellikle, ilgili TMK Tüzüğü, yetkili “KKTC”  

makamlarının, bir mülkiyet talebine ilişkin ilk görüşlerini, talebin  

sunulmasından itibaren otuz iş günü içinde sunmalarını gerektirmektedir  

(TMK Tüzüğünün 3(8) maddesi, ilgili metin için bkz. Joannou, yukarıda  

atıfta bulunulan, § 43). Bu nedenle, “KKTC” makamlarının, bu ayrı  

yargılama başlatılmadan çok önce talebe cevap vermeleri gerekmekteydi. Söz  

konusu davada bu zaman sınırı önemli ölçüde aşılmış olmasına rağmen,  

TMK, tarafların başvurularının uygun şekilde alınmasını ve incelenmesini  

sağlamaya yönelik hiçbir işlem yapmamıştır. Bu bağlamda Mahkeme,  

adaletin etkinliğini ve güvenilirliğini tehlikeye atabilecek gecikmeler  

olmaksızın uygulanmasının önemini bir kez daha teyit etmek istemektedir.  

Nitekim Mahkeme, özellikle hukukun üstünlüğüne saygı konusunda adaletin  

idaresindeki aşırı gecikmelerin önemli bir tehdit oluşturduğunu halihazırda  

gözlemlemiştir (bkz. Di Mauro / İtalya [BD], no. 34256/96, § 23, AİHM  

1999‑V). Dahası, ayrı yargılamaların kendileri “geçici” nitelikte olmalarına  

ve karmaşık sorunları ele almamalarına rağmen birkaç yıl sürmüştür.  

“KKTC” mahkemelerinin geçici usul konusunda karara varması üç yıldan  

14  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

fazla sürmüştür. Yukarıdakiler ve Yüksek İdare Mahkemesi'nin bulguları  

dikkate alınarak (bkz. 18. fıkra), bu ayrı yargılamaların, başvuran şirket söz  

konusu olduğunda TMK nezdinde aşırı süreye çözüm bulunmasında veya  

yargılamaların hızlandırılmasında etkili olmadığı da vurgulanmalıdır.  

67. Bu nedenle ve başvuran şirketin bir noktada TMK duruşmalarına  

katılmayı reddettiğinin farkında olarak (bkz., yukarıdaki paragraf 66),  

Mahkeme, TMK nezdinde yargılamanın beklemede olduğu yaklaşık on beş  

yıllık sürenin, yalnızca başvuran şirketin davranışlarıyla açıklanabileceğini  

makul görmemektedir. Mahkeme, TMK'nin bu tür pasif bir tutumunun,  

yargılamada tutarlılık eksikliğine ve davanın incelenmesinin önemli bir süre  

uzamasına katkıda bulunmuş olabileceği kanaatindedir.  

68. Mahkemenin görüşüne göre, mevcut davadaki yargılamanın uzun  

sürmesi, esas olarak TMK'nin pasif yaklaşımından ve “KKTC” makamlarının  

yavaş hareket etmelerinden kaynaklanmıştır. En başından beri ilgili belgeleri  

daha verimli bir şekilde hazırlamaya ve kanıt toplamaya çalışmış olsalardı,  

bunların büyük kısmından kaçınılabilirdi (bkz. TMK Tüzüğü, 7(1). madde,  

ilgili metin için bkz. yukarıda kaydedilen Joannou, §43; ve Beyeler / İtalya  

[BD], no. 33202/96, § 120, AİHM 2000‑I, ve Finger / Bulgaristan, no.  

37346/05, § 102, 10 May 2011) kararlarını karşılaştırınız.  

69. Son olarak Mahkeme, 1.869 başvurunun karara bağlanmasında ve  

482.971.921 İngiliz Sterlini tazminat ödenmesinde yansıtıldığı üzere,  

TMK'nin mülkiyet taleplerinin işleme alınmasında kaydettiği ilerlemeyi  

kabul etmektedir. Mahkeme ayrıca tazminat, takas ve iade dahil olmak  

üzere sağlanan çeşitli çözüm yollarına da dikkat çekmekte ve bu konuda  

devam eden çabaları memnuniyetle karşılamaktadır (bkz. yukarıda  

kaydedilen 31. fıkra). Bununla birlikte, Mahkeme Hükümetin Yüksek İdare  

Mahkemesi'nin yakın tarihli uygulamasına ve TMK önünde görülen  

yargılamada aşırı gecikmeler için etkili çözüm yollarının mevcut olduğuna  

dair iddiası konusunda ikna olmamıştır (bkz. yukarıda kaydedilen 30. fıkra).  

Özellikle Hükümet, davacıların Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde başarılı  

bir şekilde tazminat talep ettikleri ve aldıkları davalara somut örnekler  

verememiştir. Mahkeme, bu tür delillerin yokluğunda, Yüksek İdare  

Mahkemesi'nin uygulamada veya bu tür davaların geciktirilmesinin  

önlenmesinde ve hızlandırılmasında etkili bir hukuk yolu olarak  

değerlendirilebileceğine ve TMK yargılamalarının uzayan süresi için uygun  

ve yeterli bir tazminat sağladığına ikna olmamıştır. Bu bağlamda Mahkeme,  

çözüm yollarının etkili olabilmesi için sadece teoride değil pratikte de  

mevcut olması gerektiğini yinelemektedir (bkz. Burdov / Rusya (no. 2), no.  

33509/04, § 104, AİHM 2009).  

70. Yukarıdaki hususlar göz önüne alındığında, Mahkeme, mevcut  

davada, TMK'nin başvuran şirketin iddiasını incelerken tutarlılık, titizlik ve  

uygun sürat ile hareket etmediğine karar vermiştir.  

15  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

71. Bu, Mahkemenin 1 numaralı Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği  

sonucuna varması için yeterlidir.  

72. Sonuç olarak, Hükümet’in esasa eklenen ilk itirazı reddedilmelidir.  

Mahkeme, bu bulgunun mevcut dava ile sınırlı olduğunu ve TMK’ye ilke  

olarak yapılan bir hak iddiasının, Sözleşme kapsamındaki haklarını  

Mahkeme önünde talep etmek isteyen diğer başvuru sahipleri tarafından  

takip edilebilecek bir hukuk yolu olmaya devam ettiğini yinelemektedir.  

II. SÖZLEŞME’NİN 6. VE 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ  

İDDİASI  

73. Başvuran şirket, Sözleşme'nin 6. ve 13. maddeleri uyarınca, Evkaf  

İdaresi’nin mülkiyet iddiasına ilişkin hukuk yargılamasına katılımından ve  

üçüncü bir tarafın TMK nezdindeki yargılamalara katılımından şikâyet  

edecek etkili bir hukuk yolunun bulunmamasından şikayetçi olmuştur.  

Ayrıca, Yüksek İdare Mahkemesi (temyiz heyeti) yargıçlarının Kıbrıslı  

Rumların mallarıyla yapılan işlemlere karıştıkları iddiasıyla tarafsızlıkları  

konusunda şikayetçi olmuştur. 6. ve 13. maddelerin ilgili kısımları aşağıda  

kaydedilmiştir:  

6. Madde  

“1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar …  

konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme  

tarafından, adil … görülmesini isteme hakkına sahiptir.”  

13. Madde  

“Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu  

ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi,  

ulusal bir merci önünde etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkına sahiptir.”  

A. Tarafların görüşleri  

74. Hükümet, bu şikayetlerin Sözleşme’nin 35. maddesi bağlamında  

kabul edilemez olduğunu iddia etmiştir. Özellikle, başvuran şirketin medeni  

haklarıyla ilgili olmadıkları için 6. maddenin geçici yargılama için geçerli  

olmadığını belirtmiştir. Her halükârda, üçüncü tarafın katılımı Kanun  

hükümlerine uygundur ve adil yargılanma ilkesine uyulması için gereklidir.  

Başvuran şirketin hakimlerin tarafsız olmadığı iddiasıyla ilgili olarak  

Hükümet, başvuran şirketin mahkemedeki hakimler aleyhine herhangi bir  

itirazda bulunmadığını ve bu nedenle iç hukuk yollarını tüketmediğini  

belirtmiştir. Ayrıca, başvuru 25 Mayıs 2017 tarihinde Mahkemeye yapılmış,  

başvuran şirket ise başvurunun yapıldığı tarihten altı aydan fazla bir süre önce  

12 Mayıs 2016 tarihinde itirazda bulunmuştur. Söz konusu mahkeme,  

başvuran şirketin mülkiyet haklarını değil, geçici bir konuyu incelemiştir.  

16  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

Son olarak, bazı Kıbrıslı Rum mülkleri hakimlerden birinin kocasına  

devredilmiş, diğer iki hâkim ise bu mülkleri ebeveynlerinden almış olmasına  

rağmen, bu mülklerin hiçbiri Maraş’ta değildir ve 41/1977 Sayılı İskan,  

Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası uyarınca kabul edilmişlerdir. Bu  

Yasanın hükümlerine göre, 1974 olayları sırasında Güney Kıbrıs'ta mülkü  

olan Kıbrıslı Türkler, Güney Kıbrıs'ta kalan mülkleri karşılığında “KKTC”  

yetkili makamlarından aynı değerde taşınmaz mal verilmesini isteyebilirler.  

Hakimler, başvuran şirketin mülkiyeti ile ilgili herhangi bir işleme dahil  

olmamış ve bu mülkle başka bir ilgileri olmamıştır.  

75. Evkaf İdaresi’nin TMK önündeki yargılamaya dahil edilmesi  

konusunda başvuran şirket, Evkaf İdaresi’nin sırf katılımının bile mülkünün  

iadesini talep etmeyi imkânsız hale getirdiğini; özellikle Kanunun 7. maddesi  

gereği dini bir vakfa ait herhangi bir mülkün devredilemez olduğunu ileri  

sürmüştür. Söz konusu dini vakfın mülkiyeti üzerinde herhangi bir hakkı  

olmadığı, ancak “KKTC” makamlarının, TMK önündeki yargılamalara  

katılımını kabul ederek, dini vakfı otomatik olarak mülkün sahibi olarak  

tanıdığı kanaatindedir. Ayrıca, Evkaf İdaresi’nin dava işlemlerine kabulüne  

itiraz etme imkânı da bulunmamıştır. Başvuran şirket, hakimlerin  

tarafsızlığına ilişkin olarak, her üç hâkimin de Kıbrıslı Rumlara ait mülkiyette  

maddi menfaati olduğunu belirtmiş ve Hükümet bunu görüşlerinde  

doğrulamıştır. Başvuran şirket, yargılamanın bitiminden sonra bunu  

öğrenmiştir.  

B. Mahkemenin değerlendirmesi  

76. Şikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun ve ratione materiae (konu  

bakımından) bağdaşmaz olması sebebiyle kabul edilemezliğine ilişkin  

aşağıdaki bulgu ve sonuçlar (bkz. 77-96 paragraflar) göz önüne alındığında,  

Mahkemenin Hükümetin 6. maddenin geçici yargılamalara uygulanabilirliği  

ve altı aylık süre kuralına uyulmasına ilişkin ilk itirazlarını incelemesi gerekli  

değildir.  

1. TMK işlemlerine üçüncü tarafın katılımı  

(a) Adil yargılama  

77. Başvuran şirket öncelikle Evkaf İdaresi’nin TMK yargılamalarına  

katılımının mülk iadesini imkânsız hale getirdiğini iddia etmiştir. Bu, dini  

vakıflara ait mülkleri devredilemez olarak sınıflandıran Kanunun 7.  

Bölümüne dayandırılmaktadır. Buna ek olarak, şirket, dini vakfın  

yargılamalara katılmasına izin vererek, yetkililerin onu mülkün hak sahibi  

olarak etkin ve otomatik olarak tanıdığını iddia etmiştir.  

78. Sözleşme’nin 6. maddesi adil yargılanma hakkını güvence altına  

alırken, kanıtların kabul edilebilirliği veya değerlendirilme şekli hakkında  

17  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

herhangi bir kural koymamakta, bu hususlar bu nedenle öncelikle ulusal  

hukuk ve ulusal mahkemeler tarafından düzenlenmektedir (bkz. Garcia Ruiz  

/ İspanya [BD] no. 30544/96, § 28, AİHM 1999-I). Benzer şekilde, başta  

mahkemeler olmak üzere ulusal makamlar iç hukukun yorumlamasında ilk  

sıradadır ve Mahkeme keyfiliğin yokluğunda onların yorumunun yerine  

kendi yorumunu koymayacaktır. Bununla birlikte, Mahkemenin görevi,  

kanıtların ve usul kararlarının alınma şekli de dahil olmak üzere  

yargılamaların bütünüyle adil olup olmadığının tespit edilmesi olmaya devam  

etmektedir (bkz. Ramos Nunes de Carvalho e Sá / Portekiz [BD], no.  

55391/13 ve 2 diğer, § 186, 6 Kasım 2018, ave Tamminen / Finlandiya, no.  

40847/98, § 38, 15 Haziran 2004).  

79. Mahkeme, birbiriyle yakından bağlantılı olan çekişmeli yargılama  

ilkesi ile tarafların eşitliği ilkesinin, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası  

bağlamında "adil yargılanma" kavramının temel bileşenleri olduğunu  

yinelemektedir (bkz. Regner / Çek Cumhuriyeti [BD], no. 35289/11, § 146,  

19 Eylül 2017). Bu ilkeler taraflar arasında "adil bir denge" gerektirir: her bir  

tarafa, aleyhtarına veya aleyhtarlarına karşı (vis-à-vis) kendisini önemli bir  

dezavantaja sokmayan koşullar altında davasını sunması için makul bir fırsat  

tanınmalıdır (bkz. Andrejeva / Letonya [BD], no. 55707/00, § 96, AİHM  

2009).  

80. Ayrıca, usul kurallarının yorumlanmasına ilişkin sorunları çözmek  

öncelikle yetkili makamların, özellikle mahkemelerin sorumluluğundadır.  

Atılacak resmi adımları düzenleyen kurallar, adaletin düzgün bir şekilde  

yönetilmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Davacılar bu kuralların  

uygulanmasını bekleme hakkına sahip olmalıdır (bkz. Cañete de Goñi /  

İspanya, no. 55782/00, § 36, AİHM 2002-VIII). Mahkeme ayrıca, adaletin  

doğru uygulanmasının üçüncü tarafların çıkarlarını da içerdiği kanısına  

varmıştır (bkz., mutatis mutandis, Protsenko / Rusya, no. 13151/04, § 29, 31  

Temmuz 2008, ve Kooperativ Neptun Servis / Rusya, no. 40444/17, § 62, 23  

Kasım 2021).  

81. Bu durumda Mahkeme, başvuranın menfaatleri ile üçüncü tarafın  

menfaatlerini de içeren adaletin uygun şekilde yönetilmesini sağlama ihtiyacı  

arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanmadığını değerlendirmek  

zorundadır. Başvuranın kendi iddialarını sunabilmesi ve üçüncü tarafa cevap  

verebilmesi koşuluyla, üçüncü bir tarafın yargılamaya katılması 6. maddeyi  

ihlal etmemektedir.  

82. Kanunun 7. Bölümü, TMK'nin, “KKTC” mevzuatı uyarınca, hak  

talebinde bulunulan mülke sahip olan veya bu mülkü kullanma hakkına sahip  

olan kişileri, önünde görülen yargılamalara katılmaya davet etmesi  

gerektiğini öngörmektedir (bkz. yukarıda kaydedilen 26. paragraf).  

83. Yukarıda kaydedilen ilkeler sonucunda, üçüncü tarafları  

etkileyebilecek yargılamanın beklemede olduğu durumlarda, bu tarafların  

yargılamaya katılmalarını sağlayan bir sistemin mevcut olması gerektiği  

18  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

anlaşılmaktadır. Bu, davanın hakkaniyet ve tarafların eşitliği ilkeleri  

temelinde düzgün ve adil bir şekilde karara bağlanması için gereklidir.  

(üçüncü taraflar üzerinde potansiyel olarak doğrudan etkisi olan (taslak) idari  

kararların yalnızca elektronik yollarla yeterli şekilde bildirilmesine ilişkin  

olarak bk. mutatis mutandis, Stichting Landgoed Steenbergen ve  

Diğerleri/Hollanda, no. 19732/17, § 47, 16 Şubat 2021; başvuranın çalıştığı  

şirketle ilgili iflas işlemlerinin usulüne uygun olarak bildirilmemesine ilişkin  

olarak Zavodnik/Slovenya, no. 53723/13, §§ 57-82, 21 Mayıs 2015; ve bir  

mülkiyet anlaşmazlığına dair yargı kararının, alt mahkemenin ilgili taraf olan  

arazi sahibini yargılamaya katılmaya davet etmemesi nedeniyle bir üst  

mahkeme tarafından bozulmasına ilişkin olarak yukarıda anılan Protsenko,  

§§ 25-34). Bu bağlamda, Kanun'un 7. maddesindeki hükümler, TMK için  

böyle bir sistem kurmuştur. Bu nedenle, bu sistemin TMK’ya başvuran  

davacıların çıkarları ile adaletin düzgün bir şekilde uygulanmasını sağlama  

gerekliliği arasındaki dengeyi bozduğu söylenemez. Ayrıca, bu hükümler  

usuli bir engel olarak değerlendirilemez.  

84. Başvuran şirket, Evkaf İdaresi’nin müdahil olmasının yargılamayı  

adil olmaktan nasıl çıkardığını ikna edici bir şekilde ortaya koyamamıştır.  

TMK, mülkiyet iddialarını inceleme yetkisini korumuş ve mülkiyeti otomatik  

olarak dini vakfa devretmemiştir. Başvuran şirket ise vakfın TMK  

yargılamalarındaki mülkiyet iddialarına itiraz etme olanağına sahipti.  

85. Evkaf İdaresi’nin TMK yargılamalarına ilgili taraf olarak katılımı adil  

yargılanma ilkesine uyulması bakımından gerekli olmuştur. Üçüncü taraf  

müdahalesi konusu da sadece TMK tarafından değil aynı zamanda  

mahkemeler tarafından da derinlemesine incelenmiştir. Dolayısıyla  

Mahkeme, mevcut davada herhangi bir keyfilik belirtisi görmemektedir. Bu  

tür bir müdahalenin yargılamanın bütününde adaletsizliğe yol açtığına dair  

bir kanıt bulunmamaktadır. (bk. mutatis mutandis, Petrenco/Moldova, no.  

20928/05, § 41, 30 Mart 2010).  

86. Bu koşullar altında Mahkeme, başvuran şirketin 6. madde  

kapsamındaki iddialarının asılsız olduğunu ve şikayetinin açıkça dayanaktan  

yoksun olduğunu ve Sözleşme'nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca  

reddedilmesi gerektiğini tespit etmekten başka bir şey yapamaz.  

(b) Etkili hukuk yolu  

87. Başvuran şirketin, üçüncü bir tarafın yargılamaya katılmasına itiraz  

etmek için etkili bir hukuk yolunun bulunmadığına ilişkin 13. madde  

kapsamındaki iddiasıyla ilgili olarak, bu bağlamda 6. madde kapsamında  

tartışılabilir bir iddianın yokluğunda bu şikâyet, Sözleşme’nin hükümleriyle  

ratione materiae uyumsuzdur ve 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca  

reddedilmelidir (bk. örneğin, Mošať/Slovakya, no. 27452/05, § 29, 21 Eylül  

2010 ve Yankov ve Diğerleri/Bulgaristan, no. 4570/05, § 37, 23 Eylül 2010).  

19  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

2. Yüksek İdare Mahkemesi yargıçlarının tarafsızlığı  

88. Mahkeme, tarafsızlığın normalde önyargı veya yanlılığın yokluğunu  

ifade ettiğini ve varlığının ya da yokluğunun çeşitli şekillerde test  

edilebileceğini yineler. Mahkeme'nin yerleşik içtihadına göre, 6 § 1  

maddesinin amaçları doğrultusunda tarafsızlığın varlığı, belirli bir yargıcın  

kişisel kanaat ve davranışlarının dikkate alınması gereken öznel bir teste göre,  

yani yargıcın belirli bir davada herhangi bir kişisel önyargı veya yanlılığa  

sahip olup olmadığına göre; ayrıca nesnel bir teste göre, yani mahkemenin  

kendisinin ve diğer yönlerinin yanı sıra bileşiminin, tarafsızlığına ilişkin  

herhangi bir meşru şüpheyi ortadan kaldırmak için yeterli güvenceler sunup  

sunmadığının  

tespit  

edilmesiyle  

belirlenmelidir  

(bk.  

örneğin,  

Kyprianou/Kıbrıs[BD], no. 73797/01,  

§

118, AİHS 2005-XIII;  

Micallef/Malta [BD], no. 17056/06, § 93, AİHS 2009; Morice/Fransa [BD],  

no. 29369/10, § 73, AİHS 2015; ve Ilnseher/Almanya [BD], no. 10211/12 ve  

no. 27505/14, § 287, 4 Aralık 2018).  

89. Öznel test konusunda, bir mahkemenin kişisel önyargı veya  

taraflılıktan uzak olduğunun varsayılması gerektiği ilkesi Mahkeme  

içtihadında uzun süredir yer almaktadır (bk. yukarıda anılan Kyprianou, §  

119; Micallef, § 94; ve Morice, § 74). Bir yargıcın kişisel tarafsızlığı, aksi  

ispat edilene dek doğru kabul edilmelidir (bk. Hauschildt/Danimarka, 24  

Mayıs 1989, § 47, Seri A no. 154). Gereken kanıt türüne ilişkin olarak ise  

Mahkeme, örnek olarak, bir hâkimin kişisel nedenlerle düşmanlık veya kötü  

niyet sergileyip sergilemediğini tespit etmeye çalışmıştır (bk. De  

Cubber/Belçika, 26 Ekim 1984, § 25, Seri A no. 86, ve yukarıda anılan  

Morice, § 74).  

90. Nesnel teste gelince, hâkimin davranışından ayrı olarak, kendisinin  

tarafsızlığı konusunda şüphe uyandırabilecek tespit edilebilir gerçekler olup  

olmadığı belirlenmelidir. Bu, seçili bir davada belirli bir yargıcın ya da  

mahkeme heyeti olarak görev yapan bir organın tarafsızlıktan yoksun  

olduğundan endişe duymak için meşru bir neden olup olmadığına karar  

verirken, ilgili kişinin bakış açısının önemli olduğu ancak belirleyici olmadığı  

anlamına gelir. Belirleyici olan, bu endişenin nesnel olarak haklı görülüp  

görülemeyeceğidir (bk. yukarıda anılan Micallef, § 96).  

91. Verilen görüntünün önemi göz önünde bulundurulduğunda, bir  

önyargı imasına veya görüntüsüne yol açabilecek bir durum ortaya çıktığında,  

bu durum yargılamanın başlangıcında açıklanmalı ve davada çekilmenin  

gerçekten gerekli olup olmadığını belirlemek için ilgili çeşitli faktörler  

dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu, hem nesnel hem de öznel  

tarafsızlık açısından yeterli güvencelerin sağlanması için gerekli olan önemli  

bir usul güvencesidir (bk. Nicholas/Kıbrıs, no. 63246/10, § 64, 9 Ocak 2018).  

Önyargı önergeleri, davalı Devletin hukuk sistemini felce uğratacak nitelikte  

olmamalıdır. Küçük yargı sistemlerinde, önyargı önergelerine ilişkin aşırı  

20  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

katı standartlar adaletin yerine getirilmesini gereksiz yere engelleyebilir (bk.  

A.K./Lihtenştayn, no. 38191/12, § 82, 9 Temmuz 2015).  

92. Mahkeme, yargıçların yargısal görevlerini yerine getirirken ve çeşitli  

bağlamlarda, kariyerlerinin bir noktasında kendilerinin de sanık dahil olmak  

üzere taraflardan biriyle benzer bir konumda olabileceklerini bilerek çeşitli  

davaları incelemelerinin gerekli olmasını normal karşılamaktadır. Ancak, bu  

türden tamamen soyut bir risk, bir yargıcın bireysel durumuna ilişkin özel  

koşulların yokluğunda onun tarafsızlığına şüphe düşürmeye uygun olarak  

kabul edilemez (bk. yukarıda anılan Ramos Nunes de Carvalho e Sá, § 163).  

93. Mevcut davanın koşullarına dönülecek olursa, öznel tarafsızlığa  

ilişkin olarak Mahkeme, temyiz heyetindeki yargıçlardan herhangi birinin  

başvuran şirkete karşı kişisel bir taraflılık veya düşmanlık beslediğini  

gösteren hiçbir kanıt bulunmadığı kanaatindedir.  

94. Nesnel tarafsızlıkla ilgili olarak Mahkeme, başvuran şirketin  

yargıçların tarafsızlığına ilişkin şüphelerinin, kimliği belirlenemeyen Kıbrıslı  

Rumların mülkleriyle bazı bağlantıları olmasından kaynaklandığını  

gözlemlemektedir. Yüksek İdare Mahkemesi’ndeki temyiz heyeti  

yargıçlarının veya akrabalarının çeşitli gerekçelerle Kıbrıslı Rumların  

mallarına sahip oldukları tespit edilmiştir. Ancak, Mahkeme'ye göre, bir  

yargıcın tarafsızlığının bu bağlamda sorgulanabilmesi için, ilgili yargıcın  

maddi çıkarlarının yerel düzeydeki uyuşmazlığın konusuyla doğrudan ilgili  

olması gerekmektedir (bk. Sigríður Elín Sigfúsdóttir/İzlanda, no. 41382/17,  

§ 53, 25 Şubat 2020).  

95. Mahkeme, 6 § 1 Maddesinin geçici yargılamalara uygulanabilirliği  

konusunda bir görüş belirtmeksizin, mevcut yargılamaların yalnızca usule  

ilişkin konularla ilgili olması nedeniyle, hâkimlerin davanın sonucundan  

doğrudan bir menfaatinin bulunmadığını kaydetmektedir. Ayrıca, belirli bir  

hâkimin tarafsız olmadığından endişe duymak için meşru bir neden olup  

olmadığı sorusu, yalnızca her davanın özel koşullarında değil, aynı zamanda  

tarafsızlığın sağlanması için ulusal hukuk sistemi tarafından sunulan  

güvencelerin yeterliliği ışığında da değerlendirilmelidir (bk. yukarıda anılan  

Micallef, § 99, ve Upīte/Letonya, no. 7636/08, § 34, 1 Eylül 2016).  

Yürürlükteki usul hukuku uyarınca, davanın sonucundan çıkarı olduğu iddia  

edilen bir hâkime karşı itirazda bulunmanın mümkün olduğu tartışılma  

konusu olmamıştır. Başvuran şirket, ilgili yargıçların reddi talebinde  

bulunmamasına ilişkin makul bir açıklama sunmuştur; hususi olarak onların,  

Kıbrıslı Rumların mülklerindeki çıkarlarından habersizdir. Aynı zamanda,  

hakimlerin kendilerini davadan çekme olasılığına gelince, mevcut davada,  

her iki tarafın da görüşlerinde teyit ettikleri gibi, başvuran şirketin mülkiyeti  

üzerinde herhangi bir hak sahibi olmadıklarından, bu tür bir menfaat beyan  

etmek zorunda oldukları şüphelidir. (bk. aksine, yukarıda anılan Nicholas, §§  

64-65).  

21  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

96. Bu koşullar altında Mahkeme, bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun  

olduğunu ve Sözleşme'nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi  

gerektiğini tespit etmekten başka bir şey yapamaz.  

III. PROTOKOLÜN 1. MADDESİ İLE BAĞLANTILI OLARAK  

SÖZLEŞMENİN 14. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  

No. 1  

97. Başvuran şirket, 1 No’lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamındaki  

hakkından yararlanırken ayrımcı muameleye maruz kaldığı  

gerekçesiyle Sözleşme'nin 14. maddesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi  

olmuş ve bu ayrımcılığın, hissedarlarının ve yöneticilerinin ulusal ve  

etnik kökenleri, dilleri ve dini inançlarına dayandığını iddia etmiştir.  

98. Hükümet bu iddiayı reddetmiştir.  

99. Mahkeme, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs'ın kuzeyindeki mülkiyet  

taleplerine ilişkin önceki davalarda, Sözleşme'nin 14. maddesi  

kapsamındaki şikayetlerin kabul edilebilirliği ve esasına ilişkin ayrı  

bir inceleme yapılmasının gerekli olmadığı kararına vardığına dikkat  

çekmektedir. Mahkeme, mevcut davada bu yaklaşımdan ayrılmak için  

herhangi bir neden görmemektedir (bk. yukarıda anılan Joannou, §  

109).  

IV. SÖZLEŞME'NİN 46. MADDESİNİN UYGULANMASI  

100.Mahkeme, mevcut davayı, ilgili olduğu kadarıyla aşağıdaki  

şekilde, Sözleşme'nin 46. maddesi kapsamında değerlendirmeyi  

uygun bulmuştur:  

“1. Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları her davada Mahkeme'nin nihai  

kararına uymayı taahhüt ederler.  

2. Mahkeme'nin nihai kararı, kararın infazını denetleyecek olan Bakanlar Komitesi'ne  

iletilir.  

...”  

101. Mahkeme, Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca, Sözleşmenin  

Taraflarının, taraf oldukları her davada Mahkeme'nin nihai  

kararlarına uymayı taahhüt ettiklerini ve bu kararların infazının  

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlendiğini yineler.  

Diğer hususların yanı sıra, Mahkeme'nin ihlal tespit ettiği bir karar,  

davalı Devlete sadece 41. madde kapsamında adil tazmin yoluyla  

hükmedilen meblağları ilgililere ödeme yükümlülüğünü değil, aynı  

zamanda, Bakanlar Komitesi'nin denetimine tabi olarak, Mahkeme  

tarafından tespit edilen ihlale son vermek ve etkilerini mümkün  

olduğunca gidermek için iç hukuk düzeninde benimsenecek genel  

ve/veya uygunsa bireysel tedbirleri seçme yükümlülüğünü de  

22  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

yüklemektedir. Bakanlar Komitesi'nin denetimine tabi olarak, davalı  

Devlet, Sözleşme'nin 46. maddesi kapsamındaki yasal  

yükümlülüğünü yerine getireceği araçları seçmekte, bu araçların  

Mahkeme'nin kararında belirtilen sonuçlarla uyumlu olması kaydıyla  

serbesttir (bk. Scozzari ve Giunta/İtalya [BD], no. 39221/98 ve no.  

41963/98, § 249, AİHS 2000-VIII, ve Broniowski/Polonya [BD], no.  

31443/96, § 192, AİHS 2004-V).  

102.Mevcut davadaki Sözleşme meselesi, TMK önündeki  

yargılamaların aşırı uzunluğudur; bu, yeni olmayan ve yerleşik  

içtihadın konusu olan bir meseledir. Daha önceki benzer davalarda  

Mahkeme, yargılamaların uzun sürmesini eleştirmekte ve özellikle  

“KKTC” makamlarının, başvuranların Taşınmaz Mal Komisyonu  

nezdindeki taleplerine zamanında cevap vermemesine atıfta  

bulunmaktadır (bkz. yukarıdaki 66. paragraf ve Joannou, yukarıda  

anılan, § 105). Ayrıca, Taşınmaz Mal Komisyonu'nun işleyişindeki  

gelişmelere ve Kıbrıslı Rumların mülkiyet taleplerini etkili bir şekilde  

ele alma kabiliyetine dikkat etmeye devam ettiğini açıkça  

belirtmektedir (bkz. Joannou, yukarıda anılan, § 86).  

103.Mahkeme, TMK'nin işleyişine ilişkin olarak TMK'ye 7,800  

başvurunun yapıldığı ve bunlardan 1,869'unun sonuçlandırıldığı  

yönündeki son istatistiki verileri dikkate almaktadır. TMK,  

başvuranlara tazminat olarak 482.971.921 İngiliz Sterlini vermiş ve  

üç davada takas ve tazminat, beş davada iade ve sekiz davada eski  

hale iade ve tazminat lehine karar vermiştir (bkz. yukarıdaki 31.  

paragraf). Sonuçlanan davaların sayısı halen TMK önünde bekleyen  

başvuruların sayısından çok daha az olmasına rağmen, Mahkeme  

mülkiyet taleplerinin çözümünde kaydedilen ilerlemeyi not etmekten  

başka bir şey yapamaz.  

104.Bu bağlamda Mahkeme, Türk makamlarının TMK işlemlerini  

Sözleşme gerekliliklerine uygun hale getirmeye yönelik çabalarını ve  

Kıbrıslı Rumların mülkiyet taleplerinin ele alınmasında kaydedilen  

ilerlemeyi gösteren istatistikleri de not etmektedir. Bununla birlikte,  

mevcut dava, özellikle yargılamanın hızlandırılması (özellikle ilgili  

“KKTC” makamları tarafından TMK nezdindeki mülkiyet taleplerine  

cevap verilmesi) ve TMK nezdindeki yargılamalardaki gecikmelerin  

gerçekten etkili bir şekilde telafi edilmesini sağlayan bir hukuk  

yolunun oluşturulması bakımından Sözleşme gerekliliklerine uyum  

sağlanması için tutarlı ve uzun vadeli çabaların devam etmesi  

gerektiğini açıkça göstermektedir.  

V. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  

105. Sözleşme’nin 41. Maddesi şu hükmü içerir:  

23  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

“Mahkeme, Sözleşme veya Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili  

Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku ancak kısmi bir telafi yapılmasına imkân  

veriyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın adil tatminini sağlar.”  

A. Maddi ve manevi zararlar  

106. Başvuran şirket, maddi tazminat olarak, mülkünün iadesini, kullanım  

kaybı için 51.851.767 Euro (EUR) ve Mahkeme'nin karar tarihinden  

mülkünün iadesine kadar geçen her yıl için 1.156.714 EUR talep etmiştir.  

Başvuran şirket ayrıca manevi tazminat olarak 171.550 Euro talep etmiştir.  

107. Hükümet, başvuran şirketin iddialarının aşırı ve temelsiz olduğunu  

savunmuştur.  

108. Maddi zararla ilgili olarak, Mahkeme, 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi  

kapsamında tespit edilen ihlalin, TMK'nin başvuran şirketin mülkiyet talebini  

incelerken gerekli özeni ve gerekli çabukluğu göstermemesiyle ilgili  

olduğunu (bkz. yukarıdaki 71. paragraf) ve davanın halen TMK önünde  

derdest olduğunu kaydeder. Prensip olarak, 1 No.lu Protokol'ün 1.  

maddesinin gerekliliklerine uygun olarak yürütülen TMK önündeki  

yargılamanın devamı, başvuran şirketin mülkiyet talebine dayanarak  

tazminat elde etmesine olanak sağlayacaktır (bkz. Joannou, yukarıda anılan,  

§ 116). Ancak mevcut davada Mahkeme, başvuran şirketin davasının ele  

alınmasındaki gecikmelerin, 41. madde uyarınca maddi tazminata  

hükmedilmesini gerektirecek kadar önemli olduğunu düşünmektedir.  

Bununla birlikte, maddi zararın hesaplanmasında yer alan çok sayıda  

belirsizliğin ışığında, Mahkeme, maddi zarara ilişkin olarak 41. maddenin  

uygulanması sorununun karara hazır olmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, bu  

soru saklı tutulmalı ve Hükümet ile başvuran şirket arasında varılabilecek  

herhangi bir anlaşma göz önünde bulundurularak müteakip usul  

belirlenmelidir (Mahkeme İç Tüzüğü'nün 75 §§ 1 ve 4. maddeleri).  

109.Ancak Mahkeme, başvuran şirketin, TMK önündeki yargılamaların aşırı  

uzun sürmesinden kaynaklanan sıkıntı gibi, ihlal tespitiyle yeterince telafi  

edilemeyen manevi zarara uğramış olması gerektiğini düşünmektedir. Buna  

göre, hakkaniyet temelinde karar veren Mahkeme, başvuran şirkete manevi  

tazminat olarak 7.000 Euro ve bu meblağ üzerinden alınabilecek her türlü  

verginin ödenmesine hükmetmektedir (bkz. Joannou, yukarıda anılan, § 117).  

B. Masraflar ve harcamalar  

110.Başvuran şirket ayrıca, hukuki temsil ve değerlendirme raporları için  

yapılan masraf ve harcamalara ilişkin olarak 31.164,50 Euro talep etmiştir.  

111.Hükümet bu iddiaların asılsız olduğunu ileri sürmüştür.  

24  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

112.Mahkeme'nin içtihadına göre, başvuran, masraf ve harcamaların geri  

ödenmesine ancak bunların gerçekten ve zorunlu olarak yapıldığı ve miktar  

bakımından makul olduğu gösterildiği ölçüde hak kazanır (bkz. diğer birçok  

makam arasında, L.B. / Macaristan [BD], no. 36345/16, § 149, 9 Mart 2023).  

Elindeki belgeleri ve yukarıdaki kriterleri göz önünde bulunduran Mahkeme,  

işbu kararın alındığı tarihe kadar yapılan masraf ve harcamalar için başvuran  

şirkete 11.000 Avro artı her türlü vergi ödenmesine karar verilmesini makul  

bulmaktadır.  

BU NEDENLERDEN DOLAYI, MAHKEME,  

1. Oybirliğiyle, Hükümet'in iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin ön  

itirazının esasına katılmış ve bu itirazı reddetmiştir;  

2. Oybirliğiyle, başvuran şirketin 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi uyarınca  

“KKTC”de bulunan mülkü için tazminat talep ettiği yargılamanın uzun  

sürdüğü ve etkisiz olduğu yönündeki şikayetini kabul edilebilir,  

başvurunun geri kalanını ise kabul edilemez olarak ilan etmiştir;  

3. Oybirliğiyle, 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar  

vermiştir;  

4. Oybirliğiyle, 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele  

alınan Sözleşme'nin 14. maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul  

edilebilirliğini ve esasını ayrı ayrı incelemeye gerek olmadığına karar  

vermiştir;  

5. İkiye karşı beş oyla, maddi zararla ilgili olarak Sözleşme'nin 41.  

maddesinin uygulanması sorununun karara hazır olmadığına karar vermiş  

ve dolayısıyla,  

(a) söz konusu soruyu saklı tutmuştur;  

(b) Hükümet'i ve başvuran şirketi, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç  

ay içinde, Sözleşme'nin 44 § 2 maddesi uyarınca, başvuran şirkete  

zararla ilgili olarak verilecek miktara ilişkin yazılı görüşlerini  

sunmaya ve özellikle varabilecekleri herhangi bir anlaşmayı  

Mahkeme'ye bildirmeye davet etmiştir;  

(c) sonraki prosedürü saklı tutmuş ve gerekirse bunu belirleme yetkisini  

Daire Başkanına devretmiştir;  

6. Oybirliğiyle,  

(a) davalı Devlet'in, Sözleşme'nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın  

kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde başvuran şirkete aşağıdaki  

miktarları ödemesine:  

25  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT  

(i) Manevi zarar için 7.000 Avro (yedi bin Avro) artı uygulanabilecek  

her türlü vergi;  

(ii) Masraf ve harcamalar için 11.000 Avro (on bir bin Avro) artı  

başvuru sahibi şirkete yüklenebilecek her türlü vergi;  

(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin bitiminden itibaren uzlaşmaya  

kadar, yukarıda belirtilen tutarlar üzerinden, temerrüt süresi boyunca  

Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal borç verme faiz oranına eşit bir  

oranda artı yüzde üç puan basit faiz ödenmesine;  

karar vermiştir;  

7. Oybirliğiyle başvuran şirketin adil tazmin talebinin geri kalanının reddine  

karar vermiştir;  

İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77 §§ 2 ve 3.  

maddeleri uyarınca 10 Haziran 2025 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  

Hasan Bakırcı  

Arnfinn Bårdsen  

Sicil Memuru  

Başkan  

Sözleşme'nin 45 § 2 maddesi ve Mahkeme İçtüzüğü'nün 74 § 2 maddesi  

uyarınca, Yargıç Yüksel ve Paczolay'ın kısmi muhalefet şerhi bu karara  

eklenmiştir.  

26  

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE  

JUDGMENT (MERITS) –  

SEPARATE OPINION  

YARGIÇ YÜKSEL VE YARGIÇ PACZOLAY'IN KISMEN  

MUHALEFET ŞERHİ  

1. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin, özellikle  

Taşınmaz Mal Komisyonu (“TMK”) önündeki yargılamaların aşırı  

uzunluğuyla ilgili olarak, usul yönünden ihlal edildiği konusunda  

çoğunluğa katılmakla birlikte, Daire'nin Sözleşme'nin 41. maddesi  

uyarınca adil tazmin kararı verilmesine ilişkin sonucuna  

katılamıyoruz.  

2. Karar, TMK'nin kendi başına bir hukuk yolu olarak etkinliğini  

sorgulamamaktadır.  

Mahkeme  

ayrıca,  

mevcut  

davanın  

Joannou/Türkiye (no. 53240/14, § 116, 12 Aralık 2017) davasında  

ortaya konan ilkeleri izlediğini kabul etmektedir; burada Mahkeme,  

başvuranın mülkiyet talebinin TMK önünde derdest olduğu ve  

yargılamanın mülkiyet talebiyle ilgili olarak tazminat elde etmesine  

hâlâ imkân tanıyacağı gerekçesiyle maddi tazminata hükmetmekten  

kaçınmıştır. Bu gerekçenin burada da aynı şekilde, hatta daha güçlü  

bir şekilde geçerli olduğunu düşünüyoruz.  

3. Ayrıca, mevcut davada Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1.  

maddesinin ihlalinin usule ilişkin olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu  

husus, başvuran şirketin talebinin incelenmesinde tutarlılık, özen ve  

uygun hızın eksikliğiyle ilgilidir (bkz. kararın 70. paragrafı).  

Başvuran şirketin talebi halen derdest olduğundan, Joannou  

davasında benimsenen yaklaşımdan ayrılmak için bir neden  

görmüyoruz. Mahkeme bu davada TMK nezdindeki yargılamaların  

ilerleyen safhalarında telafi ihtimalini ertelemiştir.  

4. Bu nedenlerle, Daire'nin Joannou davasındaki gerekçeyi takip  

etmesi ve bu soruyu saklı tutmak yerine, maddi tazminat konusunda  

bir karar vermeyi reddetmesi gerektiği görüşündeyiz.  

5. Yargıç Yüksel ayrıca Daire'nin Sözleşme'nin 46. maddesi  

kapsamındaki yaklaşımına da muhaliftir. Sözleşme'nin 46. maddesi  

uyarınca, Mahkeme'nin istisnai olarak, sistemik veya yapısal  

sorunlara son vermek için alınabilecek tedbirlerin türünü  

belirtebileceğini vurgulamak istemektedir (bkz. Broniowski/Polonya  

[BD], no. 31443/96, § 194, AİHM 2004-V; Varga ve Diğerleri /  

Macaristan, no. 14097/12 ve diğerleri, §§ 101-02, 10 Mart 2015; ve  

Sukachov / Ukrayna, no. 14057/17, § 144, 30 Ocak 2020). Ayrıca, bu  

davanın, Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca istisnai tedbirler  

alınmasını gerektiren yapısal bir eksiklikle değil, belirli olgusal  

koşullardan kaynaklanan usule ilişkin bir eksiklikle ilgili olduğu  

1

K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE  

görüşündedir. Bu bağlamda, Daire'nin kendisi de “TMK'nin mülkiyet  

taleplerini işleme koymada kaydettiği ilerlemeyi” kabul etmekte (bkz.  

kararın 69 ve 103. paragrafları) ve ayrıca “Türk makamlarının TMK  

işlemlerini Sözleşme gerekliliklerine uygun hale getirmek için  

gösterdiği çabaları ve ayrıca Kıbrıslı Rumların mülkiyet taleplerinin  

ele alınmasında kaydedilen ilerlemeyi gösteren istatistikleri” not  

etmektedir (bkz. kararın 104. paragrafı). Bu gelişmeleri ve kararda  

TMK'nin kendi başına bir hukuk yolu olarak etkililiğinin  

sorgulanmadığı gerçeğini göz önünde bulunduran Yargıç Yüksel,  

çoğunluğun belirttiği gibi Sözleşme'nin 46. maddesinin uygulanması  

için bir dayanak bulamamıştır.  

2

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim