CASE OF K.v. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE - [Turkish Translation] by the Turkish Ministry of Foreign Affairs
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
aihm
İKİNCİ DAİRE
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no. 41120/17)
KARAR
(Esas)
Madde 6 § 1 (medeni) • Kuzey Kıbrıs'ta 1974 yılında terk edilen bir mülkle
ilgili olarak başvuran şirket tarafından Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK)
nezdinde başlatılan yargılamaya dini bir vakfın üçüncü taraf olarak katılması
• Üçüncü tarafın menfaatleri de dahil olmak üzere, davacının menfaatleri ile
adaletin düzgün bir şekilde uygulanmasını sağlama ihtiyacı arasındaki adil
denge • Üçüncü tarafın katılımının adil yargılama ilkesine uymak için gerekli
olması • Keyfiliğin olmaması • Bir bütün olarak yargılamada adaletsizlik
olmaması
Madde 1 P1 • Mülkiyetin barışçıl kullanımı • TMK'nın başvuran şirketin
talebini incelerken tutarlı, özenli ve uygun hızda hareket etmemesi
Madde 46 • Kararın infazı • Genel tedbirler • Davalı Devletin TMK
nezdindeki yargılamayı hızlandırmak için çabalarını sürdürmesi ve
gecikmelerle ilgili olarak gerçek bir telafi sağlayan etkili bir hukuk yolu
oluşturması gerekliliği
Sicil Birimi tarafından hazırlanmıştır. Mahkeme açısından bağlayıcı değildir.
STRAZBURG
10 Haziran 2025
Bu karar Sözleşme’nin 44/2 maddesinde belirtilen şartlar uyarınca kesinlik
kazanacaktır. Editör tarafından revizyona tabi tutulması mümkündür.
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
K.V. Mediterranean Tours Limited / Türkiye davasında,
Aşağıdaki üyelerden oluşan bir Daire olarak görev yapmakta olan Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi):
Arnfinn Bårdsen, Başkan,
Saadet Yüksel,
Jovan Ilievski,
Péter Paczolay,
Anja Seibert-Fohr,
Gediminas Sagatys,
Juha Lavapuro, hakimler, ve
Hasan Bakırcı, Sicil Memuru,
Kıbrıslı Rum bir şirket olan K.V. Mediterranean Tours Limited (“başvuran
şirket”) tarafından 25 Mayıs 2017 tarihinde İnsan Hakları ve Temel
Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin (“Sözleşme”) 34. maddesi
uyarınca Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Mahkeme'ye yapılan başvuru (no.
41120/17); başvuran şirketin “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nde bulunan
taşınmaz malına ilişkin tazminat talebiyle Taşınmaz Mal Komisyonu
nezdinde başlattığı yargılamanın etkili olmadığı, adil ve tarafsız bir mahkeme
hakkının ihlal edildiği ve Sözleşme'nin 6, 13 ve 14. maddeleri ile 1 No.lu
Protokol'ün 1. maddesi uyarınca ayrımcılık yapıldığı iddialarını içeren
şikâyetlerin Türk Hükümeti'ne (“Hükümet”) bildirilmesi kararı; tarafların
gözlemleri; “Kıbrıs Cumhuriyeti” tarafından sunulan görüşler göz önünde
bulundurularak
13 Mayıs 2025'de tarihinde yapılan özel görüşmeler sonucunda,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
GİRİŞ
1. Mevcut dava, Taşınmaz Mal Komisyonu (“TMK”) nezdindeki
yargılamanın uzunluğu ve özellikle de bir İslami Vakfın yargılamaya
müdahalesi ile bağlantılı olarak Gazimağusa'daki Kapalı Maraş bölgesine
yönelik uygulama ve TMK davaları için üst yargı mercii olarak Yüksek İdare
Mahkemesi'nin (temyiz heyeti) tarafsız olmadığı iddiası ile ilgilidir. Bu
başvuruda dile getirilen şikâyetler, 1974 yılında Kuzey Kıbrıs'a yapılan Türk
askeri müdahalesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda ortaya çıkan mülk
sorunlarının genel bağlamı, Kıbrıs / Türkiye ([GC], no. 25781/94, §§ 13-16
ve 28-33, AİHM 2001-IV) ve Demopoulos ve Diğerleri / Türkiye
(dec.)([GC], no. 46113/99 and diğer 7 adet, §§ 4-16, AİHM 2010) davalarında
ortaya konmuştur.
1
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
OLAYLAR
2. Faaliyetlerini Lefkoşa'da yürüten başvuran şirket, 1967 yılında
kurulmuştur ve Lefkoşa'da avukatlık yapan A. Demetriades tarafından temsil
edilmiştir.
3. Hükümet, o dönemdeki Temsilcisi olan, Türkiye Cumhuriyeti Adalet
Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Sayın Hacı Ali Açıkgül
tarafından temsil edilmiştir.
4. Hükümet'e, 19 Mart 2019 tarihinde başvuruya ilişkin bildirim
iletilmiştir.
5. Hükümet, 21 Ocak 2020 tarihinde Mahkeme'ye tek taraflı bir bildiri
sunmuştur. Mahkeme, 23 Mart 2021 tarihinde Hükümet'in tek taraflı
bildirisini incelemiş ve kabul etmemeye hükmetmiştir.
6. Davaya ilişkin olaylar aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
7. Başvuran şirket, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti"ndeki ("KKTC")
Kapalı Maraş bölgesinde yer alan bir bina kompleksinin sahibidir.
Hissedarları ve yöneticileri Kıbrıs Rum kökenlidir.
8. Başvuran şirket, 1974 Türk askeri müdahalesinin ardından mülkünü
terk etmiştir.
9. Başvuran şirket, 23 Temmuz 2010 tarihinde, mülkünün kullanım
kaybı için yasal faiziyle birlikte tazminat talebiyle TMK'ya başvurmuştur.
Ayrıca, söz konusu taşınmaz malın iadesini, manevi tazminat, yasal faiz ve
mahkeme masraflarını talep etmiştir.
10. İlgili “KKTC” makamlarının başvuran şirketin talebine cevap
vermemesi üzerine, başvuran şirket 1 Kasım 2010 tarihinde gıyabi hüküm
için başvuruda bulunmuştur.
11. Gıyabi hüküm başvurusunu incelemek üzere 7 Aralık 2010, 2 Şubat
2011, 12 Nisan 2011, 5 Mayıs 2011, 22 Haziran 2011, 30 Eylül 2011, 5 Aralık
2011, 20 Şubat 2012, 18 Nisan 2012 ve 25 Haziran 2012 tarihlerinde yapılan
duruşmalarda, Başsavcılık, ihtilaf konusu mülkle ilgili bir rapor sunulmadığı
gerekçesiyle erteleme talep etmiştir. Bu talepler her seferinde kabul
edilmiştir.
12. 23 Ekim 2012 tarihinde, başvuran şirket, dava sürecindeki
gecikmelerden şikâyetçi olmuştur.
13. Aynı duruşmada Başsavcılık, Tapu ve Kadastro Dairesi'nin
savunmanın hazırlanması için gerekli olan raporu hazırlamadığını
belirtmiştir. Ayrıca, davanın ön değerlendirmesi, söz konusu mülkün Evkaf
İdaresi tarafından yönetilen Abdullah Paşa Vakfı adlı dini bir kuruluş adına
kayıtlı olduğunu göstermiştir.
14. 23 Kasım 2012 tarihinde TMK, Evkaf İdaresi’nin başvuran şirketin
hak iddiasından etkilenebileceğine ve bu nedenle üçüncü taraf olarak
yargılamaya kabul edilmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.
2
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
15. 6 Aralık 2012 tarihinde, başvuran şirket, “KKTC” İdari
Mahkemesi’ne, TMK nezdindeki yargılamada haksız erteleme ve gecikmeler
yaşandığı şikayetinde bulunmuştur. Ayrıca, Evkaf İdaresi’nin yargılamaya
üçüncü taraf olarak kabul edilmesine de itiraz etmiştir.
16. 6 Kasım 2015 tarihinde İdare Mahkemesi, mülkün başvuran şirkete
iadesini imkânsız hale getireceği gerekçesiyle Evkaf İdaresi’nin yargılamaya
üçüncü taraf olarak kabul edilemeyeceğine karar vermiştir. İdare Mahkemesi
ayrıca, TMK nezdindeki yargılamada erteleme ve gecikmelere ilişkin
şikâyetler hakkında karar verme yetkisinin bulunmadığına hükmetmiştir.
17. Taraflar bu karara “KKTC” Yüksek İdare Mahkemesi’nde itiraz
etmişlerdir: “KKTC” makamları ve Evkaf İdaresi'nin yargılamaya taraf
olarak kabul edilmemesi kararına itiraz ederken, başvuran şirket
yargılamadaki erteleme ve gecikmelere ilişkin karara itiraz etmiştir.
18. 29 Kasım 2016 tarihinde Yüksek İdare Mahkemesi, TMK nezdindeki
yargılamayla ilgili tüm konularda karar verme yetkisinin münhasıran
kendisine ait olduğuna karar vermiştir. Başvuran şirketin yargılamadaki
ertelemeler ve gecikmelerle ilgili şikâyetine ilişkin olarak, Yüksek İdare
Mahkemesi, bu konuların yargısal denetime tabi olmadığına karar vermiştir.
19. “KKTC” makamları ve Evkaf İdaresi tarafından yapılan şikayetle
ilgili olarak Yüksek İdare Mahkemesi, Gazimağusa Kaza Mahkemesi'nin 27
Aralık 2005 tarihli kararına atıfta bulunarak söz konusu mülkün şu anki
kayıtlı sahibinin Evkaf İdaresi olduğunu belirtmiştir. Yüksek İdare
Mahkemesi bu nedenle Evkaf İdaresi'nin yargılamaya taraf olarak kabul
edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
20. 11 Aralık 2019 tarihinde, “KKTC” makamları TMK’ya görüşlerini
sunmuşlardır.
21. 9 Ocak 2020 tarihinde, başvuran şirket ve temsilcisi, TMK'nın
duruşmalarına katılmayı reddetmiştir. Daha sonra TMK tarafından 20 Şubat
2020, 18 Haziran 2020 ve 22 Ekim 2020 tarihlerinde başka duruşmalar
planlanmış, ancak başvuran şirket ve temsilcisi bu duruşmalara da
katılmamıştır.
22. 22 Şubat 2024 tarihinde, başvuran şirketin temsilcisi TMK nezdinde
bir duruşmaya katılmış ve Hükümet'in yapmak isteyebileceği tazminat
tekliflerini başvuran şirkete iletmeyi kabul etmiştir. Ancak daha sonra
başvuran şirket ve temsilcisi, herhangi bir uzlaşmaya Mahkeme huzurundaki
yargılama sürecinde varılabileceğini belirtmişlerdir.
23. TMK nezdindeki yargılama hala karara bağlanmamıştır.
İLGİLİ YASAL ÇERÇEVE VE UYGULAMA
I. HUKUK VE UYGULAMA
3
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
24. İlgili hukuk ve uygulama, özellikle de TMK Kuralları için bkz.
Demopoulos ve Diğerleri (yukarıda anılan, §§ 33-40) ve Joannou/Türkiye
(no. 53240/14, §§ 39-45, 12 Aralık 2017).
25. Özellikle, 22 Aralık 2005 tarihinde 67/2005 sayılı yasa (“Yasa”)
yürürlüğe girmiştir. Yasa, taşınır veya taşınmaz mallar üzerinde hak iddia
eden tüm gerçek ve tüzel kişilerin TMK nezdinde dava açabileceğini
öngörmektedir. Yasa hükümleri uyarınca, ispat yükümlülüğü, diğerlerinin
yanı sıra, taşınmaz malın 20 Temmuz 1974 tarihinde kendi adına kayıtlı
olduğunu (veya böyle bir kişinin yasal mirasçısı olduğunu), taşınır mala 13
Şubat 1975 tarihinden önce sahip olduğunu ve kendi iradesi dışındaki
koşullar nedeniyle terk etmek zorunda kaldığını ve Tapu Sicil kayıtlarına
göre, iddia edilen taşınmaz mal üzerinde hak iddia eden başka bir kişinin
bulunmadığını makul şüphenin ötesinde kanıtlaması gereken başvuru
sahibine aittir (bölüm 6).
26. Yasa ayrıca aşağıdaki hükümleri de içermektedir:
Bölüm 7
“Bu Yasa tahtında yapılacak olan başvurularda davalı taraf olarak, Bakanlık ve/veya
Bakanlığı temsilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başsavcılığı gösterilir.
Komisyon, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mevzuatına göre başvuru konusu malın
mülkiyet hakkını ya da kullanım hakkını elinde bulunduran şahsa da, Komisyon önünde
yapılan yargılamaya katılması için davet yapar. Komisyona davet edilen şahıs, yönetsel
davalarda ilgili kişilere tanınan haklara sahip olur.”
Bölüm 8
“Komisyon, tarafların iddialarını, sunulan belgeleri ve tanıkları dinledikten sonra, bu
Yasanın amacı çerçevesinde aşağıdaki hususları dikkate alarak, taşınmaz malın hak
sahibi olduğu tespit edilen kişiye iadesine veya bu kişiye takas teklif edilmesine veya
bu kişiye tazminat ödenmesine karar verir. Başvuranın, iade, takas ve taşınmaz mal
karşılığında tazminat talebine ilaveten kullanım kaybından doğan zararının ve/veya
manevi zararının tazminini de istediği durumlarda, Komisyon, bu konuları ayrıca karara
bağlayacaktır:
(1) Başvuranın iadesini talep ettiği, yürürlükteki yasalar uyarınca mülkiyet hakkı veya
kullanım hakkı herhangi bir gerçek veya devlet dışındaki tüzel kişiye ait olmayan ve
iade edilmesi, konumu ve niteliği itibariyla ulusal güvenliği ve kamu düzenini tehlikeye
düşürmeyecek, kamu yararına tahsis edilmemiş olan ve askeri bölgeler veya askeri
tesisler dışındaki taşınmaz mallar Komisyon kararıyla makul bir sürede iade edilebilir.
...”
27. 2000'li yıllarda Evkaf İdaresi ve Din İşleri Başkanlığı, Gazimağusa
Kaza Mahkemesi'nden bir dini vakfın Maraş-Gazimağusa bölgesinde
bulunan bir dizi mülkün sahibi olduğunu ilan etmesini istemiştir. Vakfın 1761
yılında vefat eden Abdullah Paşa tarafından kurulduğunu belirtmişlerdir.
Kendisi, o bölgede sahip olduğu bazı arazileri vakfederek bir mülhak vakıf
4
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
(veraset yoluyla yönetilen dini vakıf) kurmuştur; ilgili resmi işlemler 1748
yılında yapılmış ve belgeler halen Türk arşivlerinde bulunmaktadır.
28. 27 Aralık 2005 tarihinde Gazimağusa Kaza Mahkemesi, davacıların
dilekçelerinde belirtilen mülklerin Abdullah Paşa dini vakfına ait olduğuna
karar vermiştir.
29. 2017 yılında bu karara, bölgede bulunan bir mülkün sahiplerinden biri
tarafından Akinita I. Th. Ioannou & Yi Limited davasında itiraz etmiştir. 21
Ekim 2019 tarihinde “KKTC” Yüksek İdare Mahkemesi talebi reddetmiş;
fakat bir mülkiyet talebini değerlendirirken TMK'nın sadece 1974 yılına
ilişkin tapu kayıtlarını dikkate alabildiğini ve 1974 yılından itibaren mal
sahipleri hakkında bilgi içeren tapu kayıtlarını değiştiremediğini veya ilgili
mülkün devirleriyle ilgili herhangi bir sahtekarlık tespit edemediğini
belirtmiştir. Ayrıca, Evkaf İdaresi'nin TMK nezdindeki yargılamaya taraf
olması, tapu senetlerinin 20 Temmuz 1974'ten önce düzenlenmiş olduğunu
kanıtladıklarından, davacıların hakları üzerinde herhangi bir etki
yaratmamıştır.
30. 31 Ağustos 2023 tarihinde Yüksek İdare Mahkemesi, Engomi Beach
Hotel Ltd davasında, TMK’nın kararını, diğerlerinin yanı sıra, özellikle
davacı tarafından yapılan bir gıyabi hüküm başvurusunu TMK’nın ele alma
şeklini göz önünde bulundurarak, özen ve iyi niyet açısından incelemiştir.
Mahkeme, yargılamanın karmaşıklığı, davacının ve ilgili makamların
tutumunu göz önünde bulundurarak, söz konusu davanın koşulları ışığında
yargılama süresinin makul olup olmadığını değerlendirmiştir. Ancak,
davacının TMK nezdindeki yargılamanın aşırı uzun sürdüğü iddiasını
reddetmiştir.
II. TMK NEZDİNDEKİ DAVALAR
31. TMK tarafından sağlanan mevcut istatistiki bilgilere göre
(http://www.tamk.gov.ct.tr adresinde mevcuttur), 25 Ekim 2024 tarihi
itibariyle TMK’ya 7.800 başvuru yapılmış ve bu başvuruların 1.869’u
sonuçlandırılmıştır. TMK, ilgili davalarda davacılara tazminat olarak
482.971.921 İngiliz Sterlini (GBP) vermiştir. Ayrıca, üç davada takas ve
tazminat, beş davada iade, sekiz davada ise iade ve tazminat lehine karar
vermiştir. Bir davada Kıbrıs sorununun çözümünden sonra iade kararı vermiş,
bir davada ise kısmi iade kararı vermiştir.
III. İLGİLİ ULUSLARARASI MATERYALLER
32. İlgili uluslararası materyaller için bkz. Joannou (yukarıda anılan, §§
48-55).
5
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
33. Ayrıca, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Eylül 2021’deki 1411.
toplantısında, Mahkeme’nin Kıbrıs-Türkiye davasındaki (yukarıda atıfta
bulunulan) kararını incelerken, söz konusu mülklerin olası yasadışı satışı ve
istismarı konusunu ele almak için TMK mekanizması çerçevesinde mevcut
yollar hakkında Türk makamları tarafından sağlanan bilgileri not etmiştir.
34. Bakanlar Komitesi, özellikle, bu tür mülklerin derhal iadesini veya
Kıbrıs sorununun çözümünden sonra iadesini öngören bir TMK kararını
takiben, Kıbrıslı Rum sahiplerinin rızası olmadan satılamayacakları veya
geliştirilemeyecekleri hükmünün uygulanmasına ilişkin bilgileri not etmiştir.
35. Özellikle iadeleri için yapılan bir başvurunun TMK nezdinde
beklediği dönemde mülklerin olası yasadışı satış ve istismardan korunmasına
ilişkin olarak Mahkeme, yürürlükteki hükümlere göre, başvuru tarihinden
sonra mülklerin değerinde meydana gelen artışın, TMK’nın iadenin mümkün
olup olmadığına karar verirken dikkate alınmadığını kaydetmiştir (mülkün
değeri iki katına çıkması halinde bu mümkün değildi).
36. Bakanlar Komitesi Türk makamlarını: (1) iadenin mümkün olup
olmadığına karar verirken mülk değerindeki artışların hesaplanmasında
sadece imar nedeniyle meydana gelen artışların mı yoksa enflasyon nedeniyle
meydana gelen artışların da mı dikkate alındığına açıklık getirmeye; (2) TMK
nezdinde derdest bir iade talebine konu olan bir mülkte herhangi bir
değişiklik yapılmasını önlemeye yönelik diğer yolların düzenlenmesi ve
pratikte uygulanması hakkında bilgi vermeye; ve (3) TMK’nın işleyişi
hakkında, özellikle de derdest davaların sayısı, ne kadar süredir derdest
oldukları, verilen tazminat kararlarının sayısı, toplam tutarı ve bugüne kadar
tamamı ödenmiş olan kararların sayısı ile TMK’nın elindeki fonlar ve
personel hakkında istatistiki veriler sunmaya davet etmiştir.
37. Bakanlar Komitesi, 22 Eylül 2022 tarihinde, Bakan Vekillerinin 1443.
toplantısında, Loizidou/Türkiye ((esas), 18 Aralık 1996, Reports of Judgments
and Decisions 1996-VI) davasının denetiminin kapatılmasına karar vermiştir
(bkz. CM/ResDH(2022)255 sayılı Karar).
38. 21 Eylül 2023 tarihinde, 1475. Bakanlar Vekilleri toplantısında,
Bakanlar Komitesi, Mahkeme’nin başvuranın bireysel davasında, başvuranın
Kıbrıs’ın kuzey kesiminde bulunan mülkleriyle ilgili olarak 2008 yılında
yaptığı tazminat talebi hakkındaTMK’nın tutarlı, özenli ve uygun bir şekilde
hareket etmediğini tespit ettiği Joannou kararının (yukarıda atıfta bulunulan)
uygulanmasını incelemiştir (1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlali). Alınan
6
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
münferit tedbirler ve Türk makamlarının başvuran tarafından dile getirilen
hususlara cevaben sundukları açıklamalar ışığında ve Mahkeme’nin
bulgularının başvuranın davasında etkili bir hukuk yolunun işleyiş biçimiyle
sınırlı olması nedeniyle genel tedbirlerin alınmasının gerekli olmadığı
sonucuna varmaları üzerine, bu davanın denetiminin kapatılması önerilmiş ve
bu yönde nihai bir karar alınmıştır (CM/ResDH(2023)269).
39. Kuzey Kıbrıs’taki evlerine ve mülklerine dönmeleri engellenen
başvuranlar tarafından açılan Xenides-Arestis dava grubuyla ilgili olarak,
Bakanlar Komitesi 17-19 Eylül 2024 tarihleri arasında düzenlenen 1507.
toplantısında, Rock Ruby Hotels LTD/Türkiye (adil tatmin), no.46159/99, 26
Ekim 2010) davasında başvuran şirkete, Mahkeme tarafından hükmedilen
meblağlar da dâhil olmak üzere, mülkiyet taleplerinin tüm yönlerini kapsayan
ve gecikme faiziyle birlikte TMK tarafından ödenen toplam meblağı not
etmiştir. Komite ayrıca bu davaya ilişkin denetimini sonlandırmaya karar
vermiş ve CM/ResDH(2024)207 sayılı Nihai Kararı kabul etmiştir. Geri
kalan davalarla ilgili olarak, Komite adil tazmin kararının ödendiğine dair
teyit almadığından, Hükümet’i bu davalardaki ödemeleri, tahakkuk eden
temerrüt faiziyle birlikte, daha fazla gecikmeden yapmaya teşvik etmiştir.
HUKUK
I. SÖZLEŞME'YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN
İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
40. Başvuran şirket, “KKTC”deki mülkleri için iade ve tazminat talep
ettiği TMK nezdindeki prosedürün uzun sürdüğünden ve etkisiz olduğundan
ve dolayısıyla Sözleşme’nin 6. ve 13. maddeleri ile 1 No.lu Protokol’ün 1.
maddesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
41. Mahkeme, başvuran şirketin TMK nezdindeki tazminat talebine
ilişkin bir sorunun, başvuran şirket tarafından isnat edilen hükümlerden
herhangi biri kapsamında ortaya çıkabileceğini tespit etmektedir. Söz konusu
dava koşullarında, dava unsurlarına (Radomilja ve Diğerleri/Hırvatistan
[BD], no. 37685/10 ve 22768/12, §§ 110-26, 20 Mart 2018, ve Grosam/Çek
Cumhuriyeti [BD], no. 19750/13, § 90, 1 Haziran 2023) hukuki
nitelendirmeyi yapacak ana mercii olan ve başvuran şirketin şikâyetinin
temelinin mülkünün iadesini ve tazminatını elde edememesiyle ilgili
olduğunu kaydeden Mahkeme, bu şikâyetin yalnızca 1 No.lu Protokol’ün 1.
maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir (benzer bir
yaklaşım için bkz. Shesti Mai Engineering OOD ve Diğerleri/Bulgaristan,
no. 17854/04, § 64, 20 Eylül 2011).
7
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
42. 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi aşağıdaki şekildedir:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mülkiyetinden barışçıl biçimde yararlanma hakkı
vardır. Hiç kimse, kamu yararı dışında ve yasada ve uluslararası hukukun genel
ilkelerinde öngörülen koşullara bağlı olmaksızın mal ve mülkünden yoksun
bırakılamaz.
Bununla birlikte, yukarıdaki hükümler, bir Devletin, mülkiyetin genel çıkarlara
uygun olarak kullanımını kontrol etmek veya vergilerin ya da diğer katkıların veya
cezaların ödenmesini güvence altına almak için gerekli gördüğü yasaları uygulama
hakkını hiçbir şekilde engellemez.”
A. Kabul Edilebilirlik
1. Tarafların iddiaları
(a) Hükümet
43. Hükümet, başvuran şirketin, TMK nezdindeki ilgili yargılama hala
devam ederken, Mahkeme’ye erken bir başvuru yaptığını ileri sürmüştür.
Mülkün, özel bir rejime tabi bir bölge olan Mağusa bölgesinde yer alması, tek
başına, başvuran şirketin mülkü için tazminat almasını veya mülkünün
iadesini engelleyemezdi. Bu bağlamda, KKTC Yüksek İdare Mahkemesi’nin
Akinita I. Th. Ioannou & Yi Limited v. Evkaf İdaresi (no. 1/2018 ve 2/2018
(D.2/2019), 21 Ekim 2019) kararına atıfta bulunmuşlardır. Kararda, 1974
yılında terk edilen Kapalı Maraş bölgelerindeki mülklerin Anayasa’nın 159 §
1 (b) maddesi uyarınca “terk edilmiş mülk” tanımına girdiği ölçüde,
TMK’nın uygun şekilde tazminat, iade veya takas sağlama yetkisine sahip
olduğu vurgulanmıştır.
44. Yüksek İdare Mahkemesi’nin Engomi Beach Hotel Ltd davasına
ilişkin 31 Ağustos 2002 tarihli kararına atıfta bulunan (bkz. yukarıdaki 30.
paragraf) Hükümet, KKTC iç hukukunda, Mahkeme içtihadında belirtilen
kriterler temelinde, yargılamadaki aşırı gecikme iddiaları da dâhil olmak
üzere, TMK’nın kararlarının gözden geçirilebileceği etkili hukuk yollarının
bulunduğunu iddia etmiştir. Başvuran şirketin yargılamanın aşırı uzunluğuna
ilişkin şikâyetlerini dile getirmemiş olması ve yargılamanın halen TMK
önünde derdest olması göz önünde bulundurularak, başvurunun iç hukuk
yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmesi gerekmektedir.
(b) Başvuran şirket
45. Başvuran şirket, TMK nezdindeki yargılamanrın adil ve etkili
olmaması nedeniyle, özellikle de davasında bir karara varılmasındaki uzun
8
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
gecikmeden ötürü, o dönemde Mahkeme’ye başvurmaya karar verdiğini iddia
etmiştir. Mülkiyet talebiyle ilgili tüm bilgilere sahip olmasına rağmen
TMK’nın bir karara varamadığını savunmuştur. Başvuran şirket, mülkünün
Gazimağusa’nın Kapalı Maraş bölgesinde bulunduğunu ve İslami bir vakfa
kayıtlı olduğunu, bu durumun mülkünün iadesini imkânsız hale getirdiğini
vurgulamıştır. Ayrıca, TMK nezdindeki yargılama “KKTC” makamlarının
hatası nedeniyle çok uzun süredir beklemedeydi. Bu nedenle, başvuranın
görüşüne göre, TMK hukuk yolu etkisizdi.
(c) “Kıbrıs Cumhuriyeti” Hükümeti
46. “Kıbrıs Hükümeti”, Mahkeme’nin TMK hukuk yolunun işleyişindeki
gelişmelere dikkat etmesi gerektiğini ve başvuran şirketin davasının,
TMK’nın “Türkleştirme” gündeminin bir parçası olarak etkili bir hukuk yolu
olarak kalamayacağını gösterdiğini ileri sürmüştür. TMK prosedürünün
etkililiği üzerinde önemli bir etkiye sahip olan sistemik kusurları
bulunduğuna işaret etmişlerdir. Özellikle, söz konusu prosedür manasızca
uzun sürmüştür; mevcut dava, çok sayıda erteleme ile on yıldan fazla süren
gereksiz yere uzatılmış yargılamaların ve “KKTC” makamlarının uzun bir
süre boyunca herhangi bir savunma sunmamasının dikkate değer bir
örneğidir. Ayrıca, Kanunun 8(2)(A) bölümündeki hükümler gibi TMK
prosedürünün kusurlu olan belirli yönlerine, TMK kararlarının
uygulanmasındaki zorluklara ve Kıbrıslı Rumların mülklerinden yararlandığı
iddia edilen hakimlerin bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması ihtiyacına
atıfta bulunmuşlardır.
2. Mahkeme’nin değerlendirmesi
47. Mahkeme, başvuran şirket tarafından şikâyet edilen durumlardan
Türkiye’nin sorumlu olduğu varsayımıyla hareket edecektir. Bununla birlikte
Mahkeme, bu durumun, uluslararası toplum tarafından “KKTC”nin
kuruluşuna ilişkin olarak benimsenen görüşü ya da “Kıbrıs Cumhuriyeti”
Hükümeti’nin Kıbrıs’ın tek meşru hükümeti olmaya devam ettiği gerçeğini
hiçbir şekilde şüpheye düşürmediğini vurgulamaktadır (bkz. Kıbrıs/Türkiye
[BD], no. 25781/94, § 90, AİHM 2001-IV), ve Demopoulos ve
Diğerleri/Türkiye (dec.) [BD], no. 46113/99 ve 7 diğerleri, § 89, AİHM
2010).
48. Hükümetin, TMK nezdindeki yargılamanın halen derdest olması
nedeniyle iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin kabul edilemezlik
itirazı konusunda ise, Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmesi sorununun,
9
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
başvuran şirketin, TMK önündeki yargılamanın uzun sürmesi ve etkisiz
olması nedeniyle mal iadesi veya tazminat alamadığı yönündeki şikâyetinin
esasıyla yakından bağlantılı olduğunu tespit etmektedir. Bu nedenle
Mahkeme, Hükümet’in itirazının, başvuran şirketin şikâyetinin esasıyla
birleştirilmesi gerektiğini düşünmektedir.
49. Mahkeme, başvuran şirketin şikâyetinin Sözleşme’nin 35 § 3 (a)
maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve ayrıca, başka
herhangi bir gerekçeyle de kabul edilemez olmadığını kaydeder. Bu nedenle,
kabul edilebilir ilan edilmelidir.
B. Esas
1. Tarafların başvuruları
(a) Başvuran şirket
50. Başvuran şirket, “KKTC” makamlarının geciktirici ve keyfi
uygulamaları nedeniyle TMK nezdindeki yargılamanın etkisiz olduğunu ve
ilgili istatistiklerin TMK nezdinde halen çok sayıda davanın beklemede
olduğunu gösterdiğini ileri sürmüştür. Bu bağlamda, başvuran şirket,
TMK’ye başvuran diğer başvuranların da iddialarını ispat etmekte ve TMK
tarafından hükmedilen tazminatı tahsil etmekte çeşitli engellerle
karşılaştıklarını ileri sürmüştür.
51. Başvuran şirket ayrıca, TMK'nin şu ana kadar gerçek bir duruşma
yapmadığını, sadece davayı değerlendirmek amacıyla talimat toplantıları
düzenlediğini ileri sürmüştür. TMK'ye başvuruda bulunduğundan bu yana
davada ciddi bir ilerleme kaydedilmemiş ve talebinin esasına ilişkin inceleme
defalarca ertelenmiştir; bu tür geciktirmeler sürekli, sistematik ve kasıtlı
olarak devam etmiştir. Ayrıca, Kanunun 8(1) maddesinin uygulanması
sonucunda, iade talebinin olumlu sonuçlanma şansı kalmamıştır, çünkü bu
hüküm, iade kararını, mülkiyeti veya kullanımı Devlet dışındaki herhangi bir
gerçek veya tüzel kişiye devredilmemiş taşınmaz mallarla sınırlamaktadır. Bu
doğrultuda, TMK'nin söz konusu mülkün mülkiyet hakkını elinde bulunduran
kuruluş olarak Evkaf İdaresi’ni hukuka aykırı bir şekilde tanıdığı göz önüne
alındığında, başvuran şirketin iade talebinin başarısız olması kaçınılmazdır.
(b) Hükümet
52. Hükümet, Mahkemenin Demopoulos ve Diğerleri davasında
(yukarıda atıfta bulunulan) TMK nezdindeki yargılamanın Kuzey Kıbrıs'ta
bulunan mülklerle ilgili Kıbrıslı Rumların mülkiyet talepleri için yeterli ve
etkili bir hukuk yolu sağladığına ilişkin kararını teyit ettiğini ileri sürmüştür.
Hükümet, TMK nezdindeki yargılamanın karmaşık olduğunu ve söz konusu
10
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
mülkün mülkiyet haklarına sahip olduğu iddia edilen bir üçüncü tarafın
katılımını gerektirdiğini belirtmiştir. Başvuran şirket bu konuda ayrı bir
yargılama başlatmış ve bu da TMK nezdindeki ana yargılamanın gecikmesine
neden olmuştur. Ayrıca, gecikme, yukarıda bahsedilen Akinita I. Th. Ioannou
& Yi Limited davasındaki yargılamanın sonucunun beklenmesi gerektiği ile
de açıklanabilir. Buna ek olarak, başvuran şirket TMK'ye tüm ilgili belgeleri
zamanında sunamamıştır. Bilhassa, gerçek bir tapu sicil kaydı sunmamış,
bunun yerine, tanık ifadeleri temelinde hazırlanan, Kıbrıs Rum makamları
tarafından düzenlenmiş bir belge sunmuştur; asli tapu kayıtları ise 1974'ten
sonra Kıbrıs Türk makamları tarafından bulunmuş ve muhafaza edilmiştir.
53. Son olarak, Evkaf İdaresi’nin yargılamaya katılımı ve bu mülk ile
ilgili talepleri nedeniyle mülkün iadesinin engelleneceği varsayımı,
yargılamanın bu aşamasında yanlış ve zamansızdır. TMK, iade, tazminat
veya takas gibi çeşitli çözüm yolları sunma yetkisine sahiptir. Demopoulos
ve Diğerleri (yukarıda atıfta bulunulan) davasında verdiği kararın ardından,
Meleagrou ve Diğerleri/Türkiye ((karar), no. 14434/09, 2 Nisan 2013) ve
Loizou/Türkiye ((karar), no. 50646/15, 3 Ekim 2017) davalarında, Mahkeme,
TMK tarafından uygulanan Kanunda belirtilen iade ve ilgili kriterlerin
Sözleşme şartlarına uygun olduğu sonucuna varmıştır. Meleagrou ve
Diğerleri davasında Mahkeme, takas ve tazminatın da iade ile birlikte etkili
çözüm yolları olduğu sonucuna varmıştır.
(c) “Kıbrıs Cumhuriyeti” Hükümeti
54. “Kıbrıs Cumhuriyeti” Hükümeti, başvuran şirketin “Kıbrıs
Cumhuriyeti” Tapu ve Kadastro Dairesi'nden ilgili mülkün sahibi olduğunu
kanıtlayan resmi mülkiyet belgesini sunduğunu belirtmiştir. Evkaf
İdaresi’nin, “Kıbrıs Cumhuriyeti” Tapu ve Kadastro Dairesinin resmi
kayıtlarına göre Kıbrıslı Rumlara ve/veya diğer kayıtlı sahiplere ait olan
Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki mülklere ilişkin iddiaları temelsizdir. 27 Ekim
2005 tarihinde, “KKTC” Gazimağusa Asliye Mahkemesi, Kapalı Maraş
bölgesindeki bazı taşınmaz malların Abdullah Paşa Vakfı'na ait olduğuna
karar vermiş ve “KKTC” tapu kayıtları, ilgili mülkün sahibi olarak Evkaf
İdaresi’ni kaydetmek üzere değiştirilmiştir. Başvuran şirket de dahil olmak
üzere Kıbrıslı Rum mal sahipleri bu yargılama sürecine katılmamıştır.
Ayrıca, TMK'nin kurulmasından bu yana yaklaşık on yedi yıl geçmiş olup
Kıbrıslı Rumların taleplerinin sistematik olarak çözülemediğini gösteren
belirgin bir gecikme eğilimi vardır; bazı durumlarda ise Evkaf İdaresi'nin
talepleriyle durum daha da kötüleşmiştir.
2. Mahkemenin değerlendirmesi
(a) Ön meseleler
11
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
55. Mahkeme, öncelikle, taraflar arasında, başvuran şirketin 1974 yılında
Türk ordusunun müdahalesi sonrasında Kuzey Kıbrıs'ta bazı mülklerini terk
etmek zorunda kaldığı hususunda bir ihtilaf bulunmadığını belirtmektedir.
Başvuran şirketin mülkiyet iddiasını destekleyen ilgili resmî belgeler
sunulmuştur. Bu nedenle, 1 Numaralı Protokolün 1. maddesi uyarınca yapılan
değerlendirmede, başvuran şirket söz konusu mülklerin yasal sahibi olarak
kabul edilebilir.
56. Demopoulos ve Diğerleri davasında (yukarıda atıfta bulunulan, §§
127-28), Mahkeme, TMK'nin Kıbrıslı Rumların mülkiyetine müdahaleye
ilişkin şikayetler için erişilebilir ve etkili bir tazminat çerçevesi sağladığını
belirtmiştir.
57. Demopoulos ve Diğerleri davasındaki kararından bu yana, Mahkeme,
67/2005 sayılı Kanun uyarınca mülkiyet taleplerinin TMK'ye sunulmasının
gerekliliğini sürekli olarak vurgulamıştır (örneğin, bkz. Joannou/Türkiye, no.
53240/14, § 106, 12 Aralık 2017; Cacoyanni ve Diğerleri/Türkiye (karar), no.
55254/00, 1 Haziran 2010; Papayianni ve Diğerleri/Türkiye (karar), no.
479/07 ve diğerleri, 6 Temmuz 2010; Marios Eleftheriades ve
Diğerleri/Türkiye (karar), no. 3882/02 ve diğerleri, 5 Ekim 2010;
Papaioannou ve Diğerleri/Türkiye (karar), no. 58678/00, 7 Aralık 2012;
Meleagrou ve Diğerleri, yukarıda atıfta bulunulan, § 13; ve Efthymiou ve
Diğerleri/Türkiye (karar), no. 40997/02, 7 Mayıs 2013).
58. Meleagrou ve Diğerleri davasında (yukarıda atıfta bulunulan),
Mahkeme, TMK nezdindeki yargılamanın lüzumsuz yere uzadığını veya
başka bir şekilde etkisiz olduğunu tespit etmemiştir. Ayrıca, Mahkeme'nin
önünde, Kıbrıslı Rum başvuru sahiplerinin TMK nezdindeki davalarını
tatmin edici bir şekilde sonlandırdıklarını gösteren başka davalar da
bulunmaktadır (bkz. Alexandrou/Türkiye (hakkaniyete uygun tazminat ve
dostane çözüm), no. 16162/90, 28 Temmuz 2009, ve Angoulos Estate
Ltd/Türkiye (karar), no. 36115/03, 9 Şubat 2010) ve TMK tarafından verilen
kararların usulüne uygun olarak uygulandığı (bkz. Loizou (karar), yukarıda
atıfta bulunulan, § 81 ve Mousoupetrou Mcrobert/Türkiye (karar) [Komite],
no. 51601/17 ve 7 diğeri, 4 Haziran 2024) gösteren başka davalar da
bulunmaktadır.
59. Son olarak, TMK nezdindeki yargılamanın yaklaşık dokuz yıl
sürdüğü Joannou davasında, Mahkeme, genel olarak etkili olduğu kabul
edilen bir hukuk yolunun, belirli bir davanın koşullarında uygunsuz bir
şekilde işlediği ihtimalinin tamamen mümkün olduğunu yinelemiştir. Ancak
bu, hukuk yolunun etkililiğinin veya diğer başvuranların bu hukuk yolundan
yararlanma yükümlülüğünün sorgulanması gerektiği anlamına gelmez.
Ayrıca, şu anda çok sayıda davanın beklemede olması, belirli davaların
gerekli hızla ele alınmadığını veya alınmayacağını kanıtlamak için dayanak
olarak kullanılamaz (bkz. Joannou, yukarıda atıfta bulunulan, §§ 83 ve 86).
12
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
60. Yukarıdaki hususları göz önünde bulundurarak ve TMK'nin hukuk
yolunun etkililiğini sorgulamadan, Mahkeme, başvuran şirketin TMK
nezdindeki yargılamanın kendi davasında işleyişine ilişkin iddialarını ele
alacaktır (bkz. Joannou, yukarıda atıfta bulunulan, § 87).
(b) Genel ilkeler
61. Bu konuyla ilgili ilkeler Joannou davasında (yukarıda atıfta
bulunulan, §§ 88-90) belirtilmiştir.
62. Özellikle, 1 Numaralı Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği iddia
edilen her türlü durumda, Mahkeme, devletin eylemi veya eylemsizliği
nedeniyle ilgili kişinin orantısız ve aşırı bir yük üstlenmek zorunda kalıp
kalmadığını tespit etmelidir. Bu şartın yerine getirilip getirilmediğini
değerlendirirken, Mahkeme, Sözleşme’nin “pratik ve etkili” hakları
korumayı amaçladığını göz önünde bulundurarak, söz konusu çıkarları genel
anlamda incelemelidir. Bu bağlamda; yasama, idare veya yetkililerce yapılan
uygulamalardan kaynaklanan belirsizliğin, Devlet’in davranışını
değerlendirirken dikkate alınması gereken bir etken olduğu vurgulanmalıdır.
Nitekim, genel çıkarlarla ilgili bir mesele söz konusu olduğunda, kamu
makamlarının zamanında, uygun ve tutarlı bir şekilde hareket etmesi gerekir
(bkz. Ališić ve Diğerleri/Bosna Hersek, Hırvatistan, Sırbistan, Slovenya ve
Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti [GC], no. 60642/08, § 108, AİHM
2014; Kirilova ve Diğerleri/Bulgaristan, no. 42908/98 ve 3 diğeri, § 106, 9
Haziran 2005; ve KIPS DOO ve Drekalović/Karadağ, no. 28766/06, § 128,
26 Haziran 2018, diğer referanslarla birlikte).
(c) Bu ilkelerin mevcut davaya uygulanması
63. Başvuran şirketin, “KKTC”de bulunan mülklerinin iadesi ve
tazminatı için TMK nezdindeki yargılamanın etkisizliği ile ilgili şikayetleri
iki ana konu etrafında şekillenmektedir. Birincisi, üçüncü bir tarafın hak
iddiası nedeniyle Gazimağusa’nın Kapalı Maraş bölgesinde bulunan
mülkünü geri alma olanağının bulunmadığı iddiasıyla ilgilidir; ikincisi ise
2010 yılında başlayan ve halen devam eden yargılamanın uzamasıyla ilgilidir.
Mahkeme bu iki konuyu sırasıyla ele alacaktır.
64. İlk husus olan, başvuran şirketin davasında iadenin olanaksızlığı ile
ilgili şikâyete ilişkin, TMK tarafından söz konusu mülkün mülkiyeti
konusunda henüz somut bir karar alınmamış gibi görünmektedir. Mahkeme,
TMK nezdindeki yargılamanın bu aşamasında, olası sonucuna ilişkin
spekülasyonlarda bulunamaz. TMK, dini vakfa mülkiyet haklarını
kendiliğinden verme kararı almamış, sadece söz konusu mülk hakkında
13
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
mevcut tüm bilgileri hesaba katmak için Evkaf İdaresi’ni yargılamaya
katılmaya davet etmiştir.
65. Her halükârda, Mahkeme, her durumda iade yapılmasının gerekli
olmadığına karar vermiştir. TMK nezdinde mevcut olan ve sadece iadeyi
değil, aynı zamanda arazi takasını ve maddi ve manevi zararların tazminini
de içeren çözüm yolları, mevcut koşullarda etkili bulunmuştur (bkz.
Demopoulos ve Diğerleri, yukarıda atıfta bulunulan, §§ 106-19, ve
Meleagrou ve Diğerleri, yukarıda atıfta bulunulan, § 14). Mevcut davada,
başvuran şirket TMK'ye yaptığı başvuruda tazminat ve mülkiyetin iadesi
talebinde bulunmuştur. Ayrıca, daha yakın tarihli duruşmalardan birinde,
Türk Hükümeti'nin tazminat konusunda sunmak isteyebileceği her türlü
öneriyi değerlendirmeyi kabul etmiştir (bkz. yukarıdaki 22. paragraf).
Dolayısıyla, Mahkeme'yi bu konuda yargılamanın etkililiği şartını yerine
getirmediğine ikna edecek hiçbir husus bulunmamaktadır.
66. Başvuran şirketin talebine ilişkin yargılamanın uzun sürdüğü
iddiasıyla ilgili olarak, önemli gecikme esas olarak “KKTC” Başsavcısının,
yargılama Temmuz 2010’da başlatılmış olmasına karşın (bkz. yukarıdaki 20.
paragraf), başvuran şirketin talebine Aralık 2019’a dek yanıt vermemesinden
kaynaklanmıştır. Bu gecikme, bir ölçüde, başvuran şirketin davaya üçüncü
tarafın kabulüne itiraz ettiği paralel yargılamanın sonucunu bekleme
gerekliliği ve yargılamanın uzunluğu nedeniyle meydana gelmiştir. Ayrıca,
başvuran şirketin Ocak 2020'den itibaren TMK duruşmalarına katılmayı
reddettiği, ancak nihayetinde Şubat 2024'te bir duruşmaya katıldığı da
belirtilmelidir (bkz. yukarıdaki 21 ve 22. paragraflar). Son dönemdeki
hareketsizlik dönemine tamamen başvuran şirketin neden olduğu varsayılsa
bile, yargılamanın ilk aşamasında tüm gecikmelerin “KKTC” makamlarının
hatası olduğu açıktır. Özellikle, ilgili TMK Tüzüğü, yetkili “KKTC”
makamlarının, bir mülkiyet talebine ilişkin ilk görüşlerini, talebin
sunulmasından itibaren otuz iş günü içinde sunmalarını gerektirmektedir
(TMK Tüzüğünün 3(8) maddesi, ilgili metin için bkz. Joannou, yukarıda
atıfta bulunulan, § 43). Bu nedenle, “KKTC” makamlarının, bu ayrı
yargılama başlatılmadan çok önce talebe cevap vermeleri gerekmekteydi. Söz
konusu davada bu zaman sınırı önemli ölçüde aşılmış olmasına rağmen,
TMK, tarafların başvurularının uygun şekilde alınmasını ve incelenmesini
sağlamaya yönelik hiçbir işlem yapmamıştır. Bu bağlamda Mahkeme,
adaletin etkinliğini ve güvenilirliğini tehlikeye atabilecek gecikmeler
olmaksızın uygulanmasının önemini bir kez daha teyit etmek istemektedir.
Nitekim Mahkeme, özellikle hukukun üstünlüğüne saygı konusunda adaletin
idaresindeki aşırı gecikmelerin önemli bir tehdit oluşturduğunu halihazırda
gözlemlemiştir (bkz. Di Mauro / İtalya [BD], no. 34256/96, § 23, AİHM
1999‑V). Dahası, ayrı yargılamaların kendileri “geçici” nitelikte olmalarına
ve karmaşık sorunları ele almamalarına rağmen birkaç yıl sürmüştür.
“KKTC” mahkemelerinin geçici usul konusunda karara varması üç yıldan
14
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
fazla sürmüştür. Yukarıdakiler ve Yüksek İdare Mahkemesi'nin bulguları
dikkate alınarak (bkz. 18. fıkra), bu ayrı yargılamaların, başvuran şirket söz
konusu olduğunda TMK nezdinde aşırı süreye çözüm bulunmasında veya
yargılamaların hızlandırılmasında etkili olmadığı da vurgulanmalıdır.
67. Bu nedenle ve başvuran şirketin bir noktada TMK duruşmalarına
katılmayı reddettiğinin farkında olarak (bkz., yukarıdaki paragraf 66),
Mahkeme, TMK nezdinde yargılamanın beklemede olduğu yaklaşık on beş
yıllık sürenin, yalnızca başvuran şirketin davranışlarıyla açıklanabileceğini
makul görmemektedir. Mahkeme, TMK'nin bu tür pasif bir tutumunun,
yargılamada tutarlılık eksikliğine ve davanın incelenmesinin önemli bir süre
uzamasına katkıda bulunmuş olabileceği kanaatindedir.
68. Mahkemenin görüşüne göre, mevcut davadaki yargılamanın uzun
sürmesi, esas olarak TMK'nin pasif yaklaşımından ve “KKTC” makamlarının
yavaş hareket etmelerinden kaynaklanmıştır. En başından beri ilgili belgeleri
daha verimli bir şekilde hazırlamaya ve kanıt toplamaya çalışmış olsalardı,
bunların büyük kısmından kaçınılabilirdi (bkz. TMK Tüzüğü, 7(1). madde,
ilgili metin için bkz. yukarıda kaydedilen Joannou, §43; ve Beyeler / İtalya
[BD], no. 33202/96, § 120, AİHM 2000‑I, ve Finger / Bulgaristan, no.
37346/05, § 102, 10 May 2011) kararlarını karşılaştırınız.
69. Son olarak Mahkeme, 1.869 başvurunun karara bağlanmasında ve
482.971.921 İngiliz Sterlini tazminat ödenmesinde yansıtıldığı üzere,
TMK'nin mülkiyet taleplerinin işleme alınmasında kaydettiği ilerlemeyi
kabul etmektedir. Mahkeme ayrıca tazminat, takas ve iade dahil olmak
üzere sağlanan çeşitli çözüm yollarına da dikkat çekmekte ve bu konuda
devam eden çabaları memnuniyetle karşılamaktadır (bkz. yukarıda
kaydedilen 31. fıkra). Bununla birlikte, Mahkeme Hükümetin Yüksek İdare
Mahkemesi'nin yakın tarihli uygulamasına ve TMK önünde görülen
yargılamada aşırı gecikmeler için etkili çözüm yollarının mevcut olduğuna
dair iddiası konusunda ikna olmamıştır (bkz. yukarıda kaydedilen 30. fıkra).
Özellikle Hükümet, davacıların Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde başarılı
bir şekilde tazminat talep ettikleri ve aldıkları davalara somut örnekler
verememiştir. Mahkeme, bu tür delillerin yokluğunda, Yüksek İdare
Mahkemesi'nin uygulamada veya bu tür davaların geciktirilmesinin
önlenmesinde ve hızlandırılmasında etkili bir hukuk yolu olarak
değerlendirilebileceğine ve TMK yargılamalarının uzayan süresi için uygun
ve yeterli bir tazminat sağladığına ikna olmamıştır. Bu bağlamda Mahkeme,
çözüm yollarının etkili olabilmesi için sadece teoride değil pratikte de
mevcut olması gerektiğini yinelemektedir (bkz. Burdov / Rusya (no. 2), no.
33509/04, § 104, AİHM 2009).
70. Yukarıdaki hususlar göz önüne alındığında, Mahkeme, mevcut
davada, TMK'nin başvuran şirketin iddiasını incelerken tutarlılık, titizlik ve
uygun sürat ile hareket etmediğine karar vermiştir.
15
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
71. Bu, Mahkemenin 1 numaralı Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği
sonucuna varması için yeterlidir.
72. Sonuç olarak, Hükümet’in esasa eklenen ilk itirazı reddedilmelidir.
Mahkeme, bu bulgunun mevcut dava ile sınırlı olduğunu ve TMK’ye ilke
olarak yapılan bir hak iddiasının, Sözleşme kapsamındaki haklarını
Mahkeme önünde talep etmek isteyen diğer başvuru sahipleri tarafından
takip edilebilecek bir hukuk yolu olmaya devam ettiğini yinelemektedir.
II. SÖZLEŞME’NİN 6. VE 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ
İDDİASI
73. Başvuran şirket, Sözleşme'nin 6. ve 13. maddeleri uyarınca, Evkaf
İdaresi’nin mülkiyet iddiasına ilişkin hukuk yargılamasına katılımından ve
üçüncü bir tarafın TMK nezdindeki yargılamalara katılımından şikâyet
edecek etkili bir hukuk yolunun bulunmamasından şikayetçi olmuştur.
Ayrıca, Yüksek İdare Mahkemesi (temyiz heyeti) yargıçlarının Kıbrıslı
Rumların mallarıyla yapılan işlemlere karıştıkları iddiasıyla tarafsızlıkları
konusunda şikayetçi olmuştur. 6. ve 13. maddelerin ilgili kısımları aşağıda
kaydedilmiştir:
6. Madde
“1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar …
konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından, adil … görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
13. Madde
“Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu
ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi,
ulusal bir merci önünde etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkına sahiptir.”
A. Tarafların görüşleri
74. Hükümet, bu şikayetlerin Sözleşme’nin 35. maddesi bağlamında
kabul edilemez olduğunu iddia etmiştir. Özellikle, başvuran şirketin medeni
haklarıyla ilgili olmadıkları için 6. maddenin geçici yargılama için geçerli
olmadığını belirtmiştir. Her halükârda, üçüncü tarafın katılımı Kanun
hükümlerine uygundur ve adil yargılanma ilkesine uyulması için gereklidir.
Başvuran şirketin hakimlerin tarafsız olmadığı iddiasıyla ilgili olarak
Hükümet, başvuran şirketin mahkemedeki hakimler aleyhine herhangi bir
itirazda bulunmadığını ve bu nedenle iç hukuk yollarını tüketmediğini
belirtmiştir. Ayrıca, başvuru 25 Mayıs 2017 tarihinde Mahkemeye yapılmış,
başvuran şirket ise başvurunun yapıldığı tarihten altı aydan fazla bir süre önce
12 Mayıs 2016 tarihinde itirazda bulunmuştur. Söz konusu mahkeme,
başvuran şirketin mülkiyet haklarını değil, geçici bir konuyu incelemiştir.
16
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
Son olarak, bazı Kıbrıslı Rum mülkleri hakimlerden birinin kocasına
devredilmiş, diğer iki hâkim ise bu mülkleri ebeveynlerinden almış olmasına
rağmen, bu mülklerin hiçbiri Maraş’ta değildir ve 41/1977 Sayılı İskan,
Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası uyarınca kabul edilmişlerdir. Bu
Yasanın hükümlerine göre, 1974 olayları sırasında Güney Kıbrıs'ta mülkü
olan Kıbrıslı Türkler, Güney Kıbrıs'ta kalan mülkleri karşılığında “KKTC”
yetkili makamlarından aynı değerde taşınmaz mal verilmesini isteyebilirler.
Hakimler, başvuran şirketin mülkiyeti ile ilgili herhangi bir işleme dahil
olmamış ve bu mülkle başka bir ilgileri olmamıştır.
75. Evkaf İdaresi’nin TMK önündeki yargılamaya dahil edilmesi
konusunda başvuran şirket, Evkaf İdaresi’nin sırf katılımının bile mülkünün
iadesini talep etmeyi imkânsız hale getirdiğini; özellikle Kanunun 7. maddesi
gereği dini bir vakfa ait herhangi bir mülkün devredilemez olduğunu ileri
sürmüştür. Söz konusu dini vakfın mülkiyeti üzerinde herhangi bir hakkı
olmadığı, ancak “KKTC” makamlarının, TMK önündeki yargılamalara
katılımını kabul ederek, dini vakfı otomatik olarak mülkün sahibi olarak
tanıdığı kanaatindedir. Ayrıca, Evkaf İdaresi’nin dava işlemlerine kabulüne
itiraz etme imkânı da bulunmamıştır. Başvuran şirket, hakimlerin
tarafsızlığına ilişkin olarak, her üç hâkimin de Kıbrıslı Rumlara ait mülkiyette
maddi menfaati olduğunu belirtmiş ve Hükümet bunu görüşlerinde
doğrulamıştır. Başvuran şirket, yargılamanın bitiminden sonra bunu
öğrenmiştir.
B. Mahkemenin değerlendirmesi
76. Şikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun ve ratione materiae (konu
bakımından) bağdaşmaz olması sebebiyle kabul edilemezliğine ilişkin
aşağıdaki bulgu ve sonuçlar (bkz. 77-96 paragraflar) göz önüne alındığında,
Mahkemenin Hükümetin 6. maddenin geçici yargılamalara uygulanabilirliği
ve altı aylık süre kuralına uyulmasına ilişkin ilk itirazlarını incelemesi gerekli
değildir.
1. TMK işlemlerine üçüncü tarafın katılımı
(a) Adil yargılama
77. Başvuran şirket öncelikle Evkaf İdaresi’nin TMK yargılamalarına
katılımının mülk iadesini imkânsız hale getirdiğini iddia etmiştir. Bu, dini
vakıflara ait mülkleri devredilemez olarak sınıflandıran Kanunun 7.
Bölümüne dayandırılmaktadır. Buna ek olarak, şirket, dini vakfın
yargılamalara katılmasına izin vererek, yetkililerin onu mülkün hak sahibi
olarak etkin ve otomatik olarak tanıdığını iddia etmiştir.
78. Sözleşme’nin 6. maddesi adil yargılanma hakkını güvence altına
alırken, kanıtların kabul edilebilirliği veya değerlendirilme şekli hakkında
17
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
herhangi bir kural koymamakta, bu hususlar bu nedenle öncelikle ulusal
hukuk ve ulusal mahkemeler tarafından düzenlenmektedir (bkz. Garcia Ruiz
/ İspanya [BD] no. 30544/96, § 28, AİHM 1999-I). Benzer şekilde, başta
mahkemeler olmak üzere ulusal makamlar iç hukukun yorumlamasında ilk
sıradadır ve Mahkeme keyfiliğin yokluğunda onların yorumunun yerine
kendi yorumunu koymayacaktır. Bununla birlikte, Mahkemenin görevi,
kanıtların ve usul kararlarının alınma şekli de dahil olmak üzere
yargılamaların bütünüyle adil olup olmadığının tespit edilmesi olmaya devam
etmektedir (bkz. Ramos Nunes de Carvalho e Sá / Portekiz [BD], no.
55391/13 ve 2 diğer, § 186, 6 Kasım 2018, ave Tamminen / Finlandiya, no.
40847/98, § 38, 15 Haziran 2004).
79. Mahkeme, birbiriyle yakından bağlantılı olan çekişmeli yargılama
ilkesi ile tarafların eşitliği ilkesinin, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası
bağlamında "adil yargılanma" kavramının temel bileşenleri olduğunu
yinelemektedir (bkz. Regner / Çek Cumhuriyeti [BD], no. 35289/11, § 146,
19 Eylül 2017). Bu ilkeler taraflar arasında "adil bir denge" gerektirir: her bir
tarafa, aleyhtarına veya aleyhtarlarına karşı (vis-à-vis) kendisini önemli bir
dezavantaja sokmayan koşullar altında davasını sunması için makul bir fırsat
tanınmalıdır (bkz. Andrejeva / Letonya [BD], no. 55707/00, § 96, AİHM
2009).
80. Ayrıca, usul kurallarının yorumlanmasına ilişkin sorunları çözmek
öncelikle yetkili makamların, özellikle mahkemelerin sorumluluğundadır.
Atılacak resmi adımları düzenleyen kurallar, adaletin düzgün bir şekilde
yönetilmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Davacılar bu kuralların
uygulanmasını bekleme hakkına sahip olmalıdır (bkz. Cañete de Goñi /
İspanya, no. 55782/00, § 36, AİHM 2002-VIII). Mahkeme ayrıca, adaletin
doğru uygulanmasının üçüncü tarafların çıkarlarını da içerdiği kanısına
varmıştır (bkz., mutatis mutandis, Protsenko / Rusya, no. 13151/04, § 29, 31
Temmuz 2008, ve Kooperativ Neptun Servis / Rusya, no. 40444/17, § 62, 23
Kasım 2021).
81. Bu durumda Mahkeme, başvuranın menfaatleri ile üçüncü tarafın
menfaatlerini de içeren adaletin uygun şekilde yönetilmesini sağlama ihtiyacı
arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanmadığını değerlendirmek
zorundadır. Başvuranın kendi iddialarını sunabilmesi ve üçüncü tarafa cevap
verebilmesi koşuluyla, üçüncü bir tarafın yargılamaya katılması 6. maddeyi
ihlal etmemektedir.
82. Kanunun 7. Bölümü, TMK'nin, “KKTC” mevzuatı uyarınca, hak
talebinde bulunulan mülke sahip olan veya bu mülkü kullanma hakkına sahip
olan kişileri, önünde görülen yargılamalara katılmaya davet etmesi
gerektiğini öngörmektedir (bkz. yukarıda kaydedilen 26. paragraf).
83. Yukarıda kaydedilen ilkeler sonucunda, üçüncü tarafları
etkileyebilecek yargılamanın beklemede olduğu durumlarda, bu tarafların
yargılamaya katılmalarını sağlayan bir sistemin mevcut olması gerektiği
18
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
anlaşılmaktadır. Bu, davanın hakkaniyet ve tarafların eşitliği ilkeleri
temelinde düzgün ve adil bir şekilde karara bağlanması için gereklidir.
(üçüncü taraflar üzerinde potansiyel olarak doğrudan etkisi olan (taslak) idari
kararların yalnızca elektronik yollarla yeterli şekilde bildirilmesine ilişkin
olarak bk. mutatis mutandis, Stichting Landgoed Steenbergen ve
Diğerleri/Hollanda, no. 19732/17, § 47, 16 Şubat 2021; başvuranın çalıştığı
şirketle ilgili iflas işlemlerinin usulüne uygun olarak bildirilmemesine ilişkin
olarak Zavodnik/Slovenya, no. 53723/13, §§ 57-82, 21 Mayıs 2015; ve bir
mülkiyet anlaşmazlığına dair yargı kararının, alt mahkemenin ilgili taraf olan
arazi sahibini yargılamaya katılmaya davet etmemesi nedeniyle bir üst
mahkeme tarafından bozulmasına ilişkin olarak yukarıda anılan Protsenko,
§§ 25-34). Bu bağlamda, Kanun'un 7. maddesindeki hükümler, TMK için
böyle bir sistem kurmuştur. Bu nedenle, bu sistemin TMK’ya başvuran
davacıların çıkarları ile adaletin düzgün bir şekilde uygulanmasını sağlama
gerekliliği arasındaki dengeyi bozduğu söylenemez. Ayrıca, bu hükümler
usuli bir engel olarak değerlendirilemez.
84. Başvuran şirket, Evkaf İdaresi’nin müdahil olmasının yargılamayı
adil olmaktan nasıl çıkardığını ikna edici bir şekilde ortaya koyamamıştır.
TMK, mülkiyet iddialarını inceleme yetkisini korumuş ve mülkiyeti otomatik
olarak dini vakfa devretmemiştir. Başvuran şirket ise vakfın TMK
yargılamalarındaki mülkiyet iddialarına itiraz etme olanağına sahipti.
85. Evkaf İdaresi’nin TMK yargılamalarına ilgili taraf olarak katılımı adil
yargılanma ilkesine uyulması bakımından gerekli olmuştur. Üçüncü taraf
müdahalesi konusu da sadece TMK tarafından değil aynı zamanda
mahkemeler tarafından da derinlemesine incelenmiştir. Dolayısıyla
Mahkeme, mevcut davada herhangi bir keyfilik belirtisi görmemektedir. Bu
tür bir müdahalenin yargılamanın bütününde adaletsizliğe yol açtığına dair
bir kanıt bulunmamaktadır. (bk. mutatis mutandis, Petrenco/Moldova, no.
20928/05, § 41, 30 Mart 2010).
86. Bu koşullar altında Mahkeme, başvuran şirketin 6. madde
kapsamındaki iddialarının asılsız olduğunu ve şikayetinin açıkça dayanaktan
yoksun olduğunu ve Sözleşme'nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca
reddedilmesi gerektiğini tespit etmekten başka bir şey yapamaz.
(b) Etkili hukuk yolu
87. Başvuran şirketin, üçüncü bir tarafın yargılamaya katılmasına itiraz
etmek için etkili bir hukuk yolunun bulunmadığına ilişkin 13. madde
kapsamındaki iddiasıyla ilgili olarak, bu bağlamda 6. madde kapsamında
tartışılabilir bir iddianın yokluğunda bu şikâyet, Sözleşme’nin hükümleriyle
ratione materiae uyumsuzdur ve 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca
reddedilmelidir (bk. örneğin, Mošať/Slovakya, no. 27452/05, § 29, 21 Eylül
2010 ve Yankov ve Diğerleri/Bulgaristan, no. 4570/05, § 37, 23 Eylül 2010).
19
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
2. Yüksek İdare Mahkemesi yargıçlarının tarafsızlığı
88. Mahkeme, tarafsızlığın normalde önyargı veya yanlılığın yokluğunu
ifade ettiğini ve varlığının ya da yokluğunun çeşitli şekillerde test
edilebileceğini yineler. Mahkeme'nin yerleşik içtihadına göre, 6 § 1
maddesinin amaçları doğrultusunda tarafsızlığın varlığı, belirli bir yargıcın
kişisel kanaat ve davranışlarının dikkate alınması gereken öznel bir teste göre,
yani yargıcın belirli bir davada herhangi bir kişisel önyargı veya yanlılığa
sahip olup olmadığına göre; ayrıca nesnel bir teste göre, yani mahkemenin
kendisinin ve diğer yönlerinin yanı sıra bileşiminin, tarafsızlığına ilişkin
herhangi bir meşru şüpheyi ortadan kaldırmak için yeterli güvenceler sunup
sunmadığının
tespit
edilmesiyle
belirlenmelidir
(bk.
örneğin,
Kyprianou/Kıbrıs[BD], no. 73797/01,
§
118, AİHS 2005-XIII;
Micallef/Malta [BD], no. 17056/06, § 93, AİHS 2009; Morice/Fransa [BD],
no. 29369/10, § 73, AİHS 2015; ve Ilnseher/Almanya [BD], no. 10211/12 ve
no. 27505/14, § 287, 4 Aralık 2018).
89. Öznel test konusunda, bir mahkemenin kişisel önyargı veya
taraflılıktan uzak olduğunun varsayılması gerektiği ilkesi Mahkeme
içtihadında uzun süredir yer almaktadır (bk. yukarıda anılan Kyprianou, §
119; Micallef, § 94; ve Morice, § 74). Bir yargıcın kişisel tarafsızlığı, aksi
ispat edilene dek doğru kabul edilmelidir (bk. Hauschildt/Danimarka, 24
Mayıs 1989, § 47, Seri A no. 154). Gereken kanıt türüne ilişkin olarak ise
Mahkeme, örnek olarak, bir hâkimin kişisel nedenlerle düşmanlık veya kötü
niyet sergileyip sergilemediğini tespit etmeye çalışmıştır (bk. De
Cubber/Belçika, 26 Ekim 1984, § 25, Seri A no. 86, ve yukarıda anılan
Morice, § 74).
90. Nesnel teste gelince, hâkimin davranışından ayrı olarak, kendisinin
tarafsızlığı konusunda şüphe uyandırabilecek tespit edilebilir gerçekler olup
olmadığı belirlenmelidir. Bu, seçili bir davada belirli bir yargıcın ya da
mahkeme heyeti olarak görev yapan bir organın tarafsızlıktan yoksun
olduğundan endişe duymak için meşru bir neden olup olmadığına karar
verirken, ilgili kişinin bakış açısının önemli olduğu ancak belirleyici olmadığı
anlamına gelir. Belirleyici olan, bu endişenin nesnel olarak haklı görülüp
görülemeyeceğidir (bk. yukarıda anılan Micallef, § 96).
91. Verilen görüntünün önemi göz önünde bulundurulduğunda, bir
önyargı imasına veya görüntüsüne yol açabilecek bir durum ortaya çıktığında,
bu durum yargılamanın başlangıcında açıklanmalı ve davada çekilmenin
gerçekten gerekli olup olmadığını belirlemek için ilgili çeşitli faktörler
dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu, hem nesnel hem de öznel
tarafsızlık açısından yeterli güvencelerin sağlanması için gerekli olan önemli
bir usul güvencesidir (bk. Nicholas/Kıbrıs, no. 63246/10, § 64, 9 Ocak 2018).
Önyargı önergeleri, davalı Devletin hukuk sistemini felce uğratacak nitelikte
olmamalıdır. Küçük yargı sistemlerinde, önyargı önergelerine ilişkin aşırı
20
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
katı standartlar adaletin yerine getirilmesini gereksiz yere engelleyebilir (bk.
A.K./Lihtenştayn, no. 38191/12, § 82, 9 Temmuz 2015).
92. Mahkeme, yargıçların yargısal görevlerini yerine getirirken ve çeşitli
bağlamlarda, kariyerlerinin bir noktasında kendilerinin de sanık dahil olmak
üzere taraflardan biriyle benzer bir konumda olabileceklerini bilerek çeşitli
davaları incelemelerinin gerekli olmasını normal karşılamaktadır. Ancak, bu
türden tamamen soyut bir risk, bir yargıcın bireysel durumuna ilişkin özel
koşulların yokluğunda onun tarafsızlığına şüphe düşürmeye uygun olarak
kabul edilemez (bk. yukarıda anılan Ramos Nunes de Carvalho e Sá, § 163).
93. Mevcut davanın koşullarına dönülecek olursa, öznel tarafsızlığa
ilişkin olarak Mahkeme, temyiz heyetindeki yargıçlardan herhangi birinin
başvuran şirkete karşı kişisel bir taraflılık veya düşmanlık beslediğini
gösteren hiçbir kanıt bulunmadığı kanaatindedir.
94. Nesnel tarafsızlıkla ilgili olarak Mahkeme, başvuran şirketin
yargıçların tarafsızlığına ilişkin şüphelerinin, kimliği belirlenemeyen Kıbrıslı
Rumların mülkleriyle bazı bağlantıları olmasından kaynaklandığını
gözlemlemektedir. Yüksek İdare Mahkemesi’ndeki temyiz heyeti
yargıçlarının veya akrabalarının çeşitli gerekçelerle Kıbrıslı Rumların
mallarına sahip oldukları tespit edilmiştir. Ancak, Mahkeme'ye göre, bir
yargıcın tarafsızlığının bu bağlamda sorgulanabilmesi için, ilgili yargıcın
maddi çıkarlarının yerel düzeydeki uyuşmazlığın konusuyla doğrudan ilgili
olması gerekmektedir (bk. Sigríður Elín Sigfúsdóttir/İzlanda, no. 41382/17,
§ 53, 25 Şubat 2020).
95. Mahkeme, 6 § 1 Maddesinin geçici yargılamalara uygulanabilirliği
konusunda bir görüş belirtmeksizin, mevcut yargılamaların yalnızca usule
ilişkin konularla ilgili olması nedeniyle, hâkimlerin davanın sonucundan
doğrudan bir menfaatinin bulunmadığını kaydetmektedir. Ayrıca, belirli bir
hâkimin tarafsız olmadığından endişe duymak için meşru bir neden olup
olmadığı sorusu, yalnızca her davanın özel koşullarında değil, aynı zamanda
tarafsızlığın sağlanması için ulusal hukuk sistemi tarafından sunulan
güvencelerin yeterliliği ışığında da değerlendirilmelidir (bk. yukarıda anılan
Micallef, § 99, ve Upīte/Letonya, no. 7636/08, § 34, 1 Eylül 2016).
Yürürlükteki usul hukuku uyarınca, davanın sonucundan çıkarı olduğu iddia
edilen bir hâkime karşı itirazda bulunmanın mümkün olduğu tartışılma
konusu olmamıştır. Başvuran şirket, ilgili yargıçların reddi talebinde
bulunmamasına ilişkin makul bir açıklama sunmuştur; hususi olarak onların,
Kıbrıslı Rumların mülklerindeki çıkarlarından habersizdir. Aynı zamanda,
hakimlerin kendilerini davadan çekme olasılığına gelince, mevcut davada,
her iki tarafın da görüşlerinde teyit ettikleri gibi, başvuran şirketin mülkiyeti
üzerinde herhangi bir hak sahibi olmadıklarından, bu tür bir menfaat beyan
etmek zorunda oldukları şüphelidir. (bk. aksine, yukarıda anılan Nicholas, §§
64-65).
21
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
96. Bu koşullar altında Mahkeme, bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun
olduğunu ve Sözleşme'nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi
gerektiğini tespit etmekten başka bir şey yapamaz.
III. PROTOKOLÜN 1. MADDESİ İLE BAĞLANTILI OLARAK
SÖZLEŞMENİN 14. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
No. 1
97. Başvuran şirket, 1 No’lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamındaki
hakkından yararlanırken ayrımcı muameleye maruz kaldığı
gerekçesiyle Sözleşme'nin 14. maddesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi
olmuş ve bu ayrımcılığın, hissedarlarının ve yöneticilerinin ulusal ve
etnik kökenleri, dilleri ve dini inançlarına dayandığını iddia etmiştir.
98. Hükümet bu iddiayı reddetmiştir.
99. Mahkeme, Kıbrıslı Rumların Kıbrıs'ın kuzeyindeki mülkiyet
taleplerine ilişkin önceki davalarda, Sözleşme'nin 14. maddesi
kapsamındaki şikayetlerin kabul edilebilirliği ve esasına ilişkin ayrı
bir inceleme yapılmasının gerekli olmadığı kararına vardığına dikkat
çekmektedir. Mahkeme, mevcut davada bu yaklaşımdan ayrılmak için
herhangi bir neden görmemektedir (bk. yukarıda anılan Joannou, §
109).
IV. SÖZLEŞME'NİN 46. MADDESİNİN UYGULANMASI
100.Mahkeme, mevcut davayı, ilgili olduğu kadarıyla aşağıdaki
şekilde, Sözleşme'nin 46. maddesi kapsamında değerlendirmeyi
uygun bulmuştur:
“1. Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları her davada Mahkeme'nin nihai
kararına uymayı taahhüt ederler.
2. Mahkeme'nin nihai kararı, kararın infazını denetleyecek olan Bakanlar Komitesi'ne
iletilir.
...”
101. Mahkeme, Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca, Sözleşmenin
Taraflarının, taraf oldukları her davada Mahkeme'nin nihai
kararlarına uymayı taahhüt ettiklerini ve bu kararların infazının
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlendiğini yineler.
Diğer hususların yanı sıra, Mahkeme'nin ihlal tespit ettiği bir karar,
davalı Devlete sadece 41. madde kapsamında adil tazmin yoluyla
hükmedilen meblağları ilgililere ödeme yükümlülüğünü değil, aynı
zamanda, Bakanlar Komitesi'nin denetimine tabi olarak, Mahkeme
tarafından tespit edilen ihlale son vermek ve etkilerini mümkün
olduğunca gidermek için iç hukuk düzeninde benimsenecek genel
ve/veya uygunsa bireysel tedbirleri seçme yükümlülüğünü de
22
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
yüklemektedir. Bakanlar Komitesi'nin denetimine tabi olarak, davalı
Devlet, Sözleşme'nin 46. maddesi kapsamındaki yasal
yükümlülüğünü yerine getireceği araçları seçmekte, bu araçların
Mahkeme'nin kararında belirtilen sonuçlarla uyumlu olması kaydıyla
serbesttir (bk. Scozzari ve Giunta/İtalya [BD], no. 39221/98 ve no.
41963/98, § 249, AİHS 2000-VIII, ve Broniowski/Polonya [BD], no.
31443/96, § 192, AİHS 2004-V).
102.Mevcut davadaki Sözleşme meselesi, TMK önündeki
yargılamaların aşırı uzunluğudur; bu, yeni olmayan ve yerleşik
içtihadın konusu olan bir meseledir. Daha önceki benzer davalarda
Mahkeme, yargılamaların uzun sürmesini eleştirmekte ve özellikle
“KKTC” makamlarının, başvuranların Taşınmaz Mal Komisyonu
nezdindeki taleplerine zamanında cevap vermemesine atıfta
bulunmaktadır (bkz. yukarıdaki 66. paragraf ve Joannou, yukarıda
anılan, § 105). Ayrıca, Taşınmaz Mal Komisyonu'nun işleyişindeki
gelişmelere ve Kıbrıslı Rumların mülkiyet taleplerini etkili bir şekilde
ele alma kabiliyetine dikkat etmeye devam ettiğini açıkça
belirtmektedir (bkz. Joannou, yukarıda anılan, § 86).
103.Mahkeme, TMK'nin işleyişine ilişkin olarak TMK'ye 7,800
başvurunun yapıldığı ve bunlardan 1,869'unun sonuçlandırıldığı
yönündeki son istatistiki verileri dikkate almaktadır. TMK,
başvuranlara tazminat olarak 482.971.921 İngiliz Sterlini vermiş ve
üç davada takas ve tazminat, beş davada iade ve sekiz davada eski
hale iade ve tazminat lehine karar vermiştir (bkz. yukarıdaki 31.
paragraf). Sonuçlanan davaların sayısı halen TMK önünde bekleyen
başvuruların sayısından çok daha az olmasına rağmen, Mahkeme
mülkiyet taleplerinin çözümünde kaydedilen ilerlemeyi not etmekten
başka bir şey yapamaz.
104.Bu bağlamda Mahkeme, Türk makamlarının TMK işlemlerini
Sözleşme gerekliliklerine uygun hale getirmeye yönelik çabalarını ve
Kıbrıslı Rumların mülkiyet taleplerinin ele alınmasında kaydedilen
ilerlemeyi gösteren istatistikleri de not etmektedir. Bununla birlikte,
mevcut dava, özellikle yargılamanın hızlandırılması (özellikle ilgili
“KKTC” makamları tarafından TMK nezdindeki mülkiyet taleplerine
cevap verilmesi) ve TMK nezdindeki yargılamalardaki gecikmelerin
gerçekten etkili bir şekilde telafi edilmesini sağlayan bir hukuk
yolunun oluşturulması bakımından Sözleşme gerekliliklerine uyum
sağlanması için tutarlı ve uzun vadeli çabaların devam etmesi
gerektiğini açıkça göstermektedir.
V. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
105. Sözleşme’nin 41. Maddesi şu hükmü içerir:
23
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
“Mahkeme, Sözleşme veya Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili
Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku ancak kısmi bir telafi yapılmasına imkân
veriyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın adil tatminini sağlar.”
A. Maddi ve manevi zararlar
106. Başvuran şirket, maddi tazminat olarak, mülkünün iadesini, kullanım
kaybı için 51.851.767 Euro (EUR) ve Mahkeme'nin karar tarihinden
mülkünün iadesine kadar geçen her yıl için 1.156.714 EUR talep etmiştir.
Başvuran şirket ayrıca manevi tazminat olarak 171.550 Euro talep etmiştir.
107. Hükümet, başvuran şirketin iddialarının aşırı ve temelsiz olduğunu
savunmuştur.
108. Maddi zararla ilgili olarak, Mahkeme, 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi
kapsamında tespit edilen ihlalin, TMK'nin başvuran şirketin mülkiyet talebini
incelerken gerekli özeni ve gerekli çabukluğu göstermemesiyle ilgili
olduğunu (bkz. yukarıdaki 71. paragraf) ve davanın halen TMK önünde
derdest olduğunu kaydeder. Prensip olarak, 1 No.lu Protokol'ün 1.
maddesinin gerekliliklerine uygun olarak yürütülen TMK önündeki
yargılamanın devamı, başvuran şirketin mülkiyet talebine dayanarak
tazminat elde etmesine olanak sağlayacaktır (bkz. Joannou, yukarıda anılan,
§ 116). Ancak mevcut davada Mahkeme, başvuran şirketin davasının ele
alınmasındaki gecikmelerin, 41. madde uyarınca maddi tazminata
hükmedilmesini gerektirecek kadar önemli olduğunu düşünmektedir.
Bununla birlikte, maddi zararın hesaplanmasında yer alan çok sayıda
belirsizliğin ışığında, Mahkeme, maddi zarara ilişkin olarak 41. maddenin
uygulanması sorununun karara hazır olmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, bu
soru saklı tutulmalı ve Hükümet ile başvuran şirket arasında varılabilecek
herhangi bir anlaşma göz önünde bulundurularak müteakip usul
belirlenmelidir (Mahkeme İç Tüzüğü'nün 75 §§ 1 ve 4. maddeleri).
109.Ancak Mahkeme, başvuran şirketin, TMK önündeki yargılamaların aşırı
uzun sürmesinden kaynaklanan sıkıntı gibi, ihlal tespitiyle yeterince telafi
edilemeyen manevi zarara uğramış olması gerektiğini düşünmektedir. Buna
göre, hakkaniyet temelinde karar veren Mahkeme, başvuran şirkete manevi
tazminat olarak 7.000 Euro ve bu meblağ üzerinden alınabilecek her türlü
verginin ödenmesine hükmetmektedir (bkz. Joannou, yukarıda anılan, § 117).
B. Masraflar ve harcamalar
110.Başvuran şirket ayrıca, hukuki temsil ve değerlendirme raporları için
yapılan masraf ve harcamalara ilişkin olarak 31.164,50 Euro talep etmiştir.
111.Hükümet bu iddiaların asılsız olduğunu ileri sürmüştür.
24
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
112.Mahkeme'nin içtihadına göre, başvuran, masraf ve harcamaların geri
ödenmesine ancak bunların gerçekten ve zorunlu olarak yapıldığı ve miktar
bakımından makul olduğu gösterildiği ölçüde hak kazanır (bkz. diğer birçok
makam arasında, L.B. / Macaristan [BD], no. 36345/16, § 149, 9 Mart 2023).
Elindeki belgeleri ve yukarıdaki kriterleri göz önünde bulunduran Mahkeme,
işbu kararın alındığı tarihe kadar yapılan masraf ve harcamalar için başvuran
şirkete 11.000 Avro artı her türlü vergi ödenmesine karar verilmesini makul
bulmaktadır.
BU NEDENLERDEN DOLAYI, MAHKEME,
1. Oybirliğiyle, Hükümet'in iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin ön
itirazının esasına katılmış ve bu itirazı reddetmiştir;
2. Oybirliğiyle, başvuran şirketin 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi uyarınca
“KKTC”de bulunan mülkü için tazminat talep ettiği yargılamanın uzun
sürdüğü ve etkisiz olduğu yönündeki şikayetini kabul edilebilir,
başvurunun geri kalanını ise kabul edilemez olarak ilan etmiştir;
3. Oybirliğiyle, 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar
vermiştir;
4. Oybirliğiyle, 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesiyle bağlantılı olarak ele
alınan Sözleşme'nin 14. maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul
edilebilirliğini ve esasını ayrı ayrı incelemeye gerek olmadığına karar
vermiştir;
5. İkiye karşı beş oyla, maddi zararla ilgili olarak Sözleşme'nin 41.
maddesinin uygulanması sorununun karara hazır olmadığına karar vermiş
ve dolayısıyla,
(a) söz konusu soruyu saklı tutmuştur;
(b) Hükümet'i ve başvuran şirketi, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç
ay içinde, Sözleşme'nin 44 § 2 maddesi uyarınca, başvuran şirkete
zararla ilgili olarak verilecek miktara ilişkin yazılı görüşlerini
sunmaya ve özellikle varabilecekleri herhangi bir anlaşmayı
Mahkeme'ye bildirmeye davet etmiştir;
(c) sonraki prosedürü saklı tutmuş ve gerekirse bunu belirleme yetkisini
Daire Başkanına devretmiştir;
6. Oybirliğiyle,
(a) davalı Devlet'in, Sözleşme'nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın
kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde başvuran şirkete aşağıdaki
miktarları ödemesine:
25
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE (MERITS) JUDGMENT
(i) Manevi zarar için 7.000 Avro (yedi bin Avro) artı uygulanabilecek
her türlü vergi;
(ii) Masraf ve harcamalar için 11.000 Avro (on bir bin Avro) artı
başvuru sahibi şirkete yüklenebilecek her türlü vergi;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin bitiminden itibaren uzlaşmaya
kadar, yukarıda belirtilen tutarlar üzerinden, temerrüt süresi boyunca
Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal borç verme faiz oranına eşit bir
oranda artı yüzde üç puan basit faiz ödenmesine;
karar vermiştir;
7. Oybirliğiyle başvuran şirketin adil tazmin talebinin geri kalanının reddine
karar vermiştir;
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77 §§ 2 ve 3.
maddeleri uyarınca 10 Haziran 2025 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan Bakırcı
Arnfinn Bårdsen
Sicil Memuru
Başkan
Sözleşme'nin 45 § 2 maddesi ve Mahkeme İçtüzüğü'nün 74 § 2 maddesi
uyarınca, Yargıç Yüksel ve Paczolay'ın kısmi muhalefet şerhi bu karara
eklenmiştir.
26
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE
JUDGMENT (MERITS) –
SEPARATE OPINION
YARGIÇ YÜKSEL VE YARGIÇ PACZOLAY'IN KISMEN
MUHALEFET ŞERHİ
1. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin, özellikle
Taşınmaz Mal Komisyonu (“TMK”) önündeki yargılamaların aşırı
uzunluğuyla ilgili olarak, usul yönünden ihlal edildiği konusunda
çoğunluğa katılmakla birlikte, Daire'nin Sözleşme'nin 41. maddesi
uyarınca adil tazmin kararı verilmesine ilişkin sonucuna
katılamıyoruz.
2. Karar, TMK'nin kendi başına bir hukuk yolu olarak etkinliğini
sorgulamamaktadır.
Mahkeme
ayrıca,
mevcut
davanın
Joannou/Türkiye (no. 53240/14, § 116, 12 Aralık 2017) davasında
ortaya konan ilkeleri izlediğini kabul etmektedir; burada Mahkeme,
başvuranın mülkiyet talebinin TMK önünde derdest olduğu ve
yargılamanın mülkiyet talebiyle ilgili olarak tazminat elde etmesine
hâlâ imkân tanıyacağı gerekçesiyle maddi tazminata hükmetmekten
kaçınmıştır. Bu gerekçenin burada da aynı şekilde, hatta daha güçlü
bir şekilde geçerli olduğunu düşünüyoruz.
3. Ayrıca, mevcut davada Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1.
maddesinin ihlalinin usule ilişkin olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu
husus, başvuran şirketin talebinin incelenmesinde tutarlılık, özen ve
uygun hızın eksikliğiyle ilgilidir (bkz. kararın 70. paragrafı).
Başvuran şirketin talebi halen derdest olduğundan, Joannou
davasında benimsenen yaklaşımdan ayrılmak için bir neden
görmüyoruz. Mahkeme bu davada TMK nezdindeki yargılamaların
ilerleyen safhalarında telafi ihtimalini ertelemiştir.
4. Bu nedenlerle, Daire'nin Joannou davasındaki gerekçeyi takip
etmesi ve bu soruyu saklı tutmak yerine, maddi tazminat konusunda
bir karar vermeyi reddetmesi gerektiği görüşündeyiz.
5. Yargıç Yüksel ayrıca Daire'nin Sözleşme'nin 46. maddesi
kapsamındaki yaklaşımına da muhaliftir. Sözleşme'nin 46. maddesi
uyarınca, Mahkeme'nin istisnai olarak, sistemik veya yapısal
sorunlara son vermek için alınabilecek tedbirlerin türünü
belirtebileceğini vurgulamak istemektedir (bkz. Broniowski/Polonya
[BD], no. 31443/96, § 194, AİHM 2004-V; Varga ve Diğerleri /
Macaristan, no. 14097/12 ve diğerleri, §§ 101-02, 10 Mart 2015; ve
Sukachov / Ukrayna, no. 14057/17, § 144, 30 Ocak 2020). Ayrıca, bu
davanın, Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca istisnai tedbirler
alınmasını gerektiren yapısal bir eksiklikle değil, belirli olgusal
koşullardan kaynaklanan usule ilişkin bir eksiklikle ilgili olduğu
1
K.V. MEDITERRANEAN TOURS LIMITED v. TÜRKİYE
görüşündedir. Bu bağlamda, Daire'nin kendisi de “TMK'nin mülkiyet
taleplerini işleme koymada kaydettiği ilerlemeyi” kabul etmekte (bkz.
kararın 69 ve 103. paragrafları) ve ayrıca “Türk makamlarının TMK
işlemlerini Sözleşme gerekliliklerine uygun hale getirmek için
gösterdiği çabaları ve ayrıca Kıbrıslı Rumların mülkiyet taleplerinin
ele alınmasında kaydedilen ilerlemeyi gösteren istatistikleri” not
etmektedir (bkz. kararın 104. paragrafı). Bu gelişmeleri ve kararda
TMK'nin kendi başına bir hukuk yolu olarak etkililiğinin
sorgulanmadığı gerçeğini göz önünde bulunduran Yargıç Yüksel,
çoğunluğun belirttiği gibi Sözleşme'nin 46. maddesinin uygulanması
için bir dayanak bulamamıştır.
2
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.