CASE OF BOŠKOĆEVIĆ v. SERBIA - [Turkish Translation] summary by Okan Taşdelen
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
aihm
© Çeviren, Okan TAŞDELEN, AİHM Eski B Hukukçusu, AYM ve AİHM’e Başvuru Danışmanı, @O_TSDLN, Kasım 2024. [Daha önce Patreon sayfamda “https://www.patreon.com/posts/116459270” yayımlanmıştır] Bu çeviriyi yayımlama izni, HUDOC’a konulması için verilmiştir. Çevirmene atıfta bulunmak kaydıyla alıntılanabilir.
© Translated by Okan TAŞDELEN, Former B Lawyer of the ECHR, Adviser on Applications to the CC and the ECHR, @O_TSDLN, November 2024. [Already published on my Patreon page “https://www.patreon.com/posts/116459270”] Permission to re-publish this translation has been granted for the purpose of its inclusion in HUDOC. It may be reproduced with a reference to the translator.
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
BOŠKOĆEVIĆ/SIRBİSTAN[1]
(Başvuru No. 37364/10)
05 Mart 2024
GİRİŞ
Dava, bir kamusal şirket (javno preduzeće) aleyhindeki nihai ulusal mahkeme kararının icra edilmemesini ve davalı devletin başvurucunun bireysel başvuru hakkını engellediği iddiasını ilgilendirmektedir (par. 1).
OLAYLAR
Başvurucu, emekli olduğu 2017 yılına kadar, bir kamu şirketi olan Şar Dağları Ulusal Parkı tarafından şoför olarak istihdam edilmekteydi (par. 5).
Başvurucu, 2005 tarihinde, aldığı ücret ile “Kosova Ödeneği”[2] dikkate alınarak ödenmesi gereken bedel arasındaki farkın ödenmesi ve sonrasında da bu şekilde ücretlendirilmesi talebiyle dava açmıştır (par. 8).
Uroševac Şehir Mahkemesi, 21 Aralık 2007 tarihinde, başvurucu lehine karar vermiştir (par. 9).
Priştine Bölge Mahkemesi, 21 Ocak 2009 tarihinde, kararı kısmen onamıştır (par. 11).
Başvurucunun durumunda bulunan bütün işçilere, borçlu park idaresinden, icraya yönelik taleplerini geri çekeceklerine ve buna karşılık borçlu park idaresinin de banka hesabındaki blokenin kaldırılmasını müteakip ya da gerekli ödeneği verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde mevcut borçlarını ödeyeceğine ilişkin (karşılıklı) bağlayıcı bireysel sözleşmeleri imzalamalarına dair teklif gelmiştir (par. 14).
Başvurucu, 21 Mayıs 2010 tarihinde, 21 Ocak 2009 tarihli kararın icrasına ilişkin olarak borçluyla yukarıda belirtilen sözleşmeyi imzalamıştır (par 17.)
25 Mayıs 2010 tarihinde, icra talebini geri çekmiş ve icra mahkemesi, icra işlemlerini sonlandıran bir karar almıştır (par 18.)
Mevcut başvurunun yapılmasından kısa bir süre sonra başvurucu, 09 Temmuz 2010 tarihinde, borçlu park idaresinin idari müdürü tarafından imzalanan ve iş yükümlülüklerini ihlal ettiğine ve böylelikle işten çıkarılma şartlarını karşıladığına dair bir ihtarname almıştır. Hususiyle, işletmeyle ilgili olarak Mahkemeye başvurmakla ve buraya gönderdiği belgeleri kuruma sunmamakla suçlanmıştır. Bu şekilde devam ettiği takdirde ikinci bir uyarı olmaksızın ve herhangi bir disiplin işlemi yürütülmeksizin işten çıkarılacağı ihtar edilmiştir (par. 19).
Başvuranın söz konusu sözleşmeye dair Anayasa Mahkemesine yaptığı anayasal itiraz, bunun kendi nezdinde itiraz edilebilecek tek taraflı bir işlem değil, taraflar arasındaki bir özel hukuk sözleşmesi olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir (par. 20).
HUKUK
SÖZLEŞME’NİN 34. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
34. maddeyle tesis edilen bireysel başvuru sisteminin etkili işleyişi için başvurucuların veya muhtemel başvurucuların, şikâyetlerini geri çekmeleri veya değiştirmeleri için yetkililerden herhangi bir tarzda baskıya maruz kalmaksızın Mahkemeyle serbestçe iletişim kurabilmeleri son derece önemlidir (bkz. Ergi/Türkiye, 28 Temmuz 1998, § 105, Kararlar Derlemesi 1998‑IV; Shtukaturov/Rusya, No. 44009/05, § 138, AİHM 2008). Bu bağlamda “baskı” yalnızca doğrudan zorlamaları ve açık yıldırma eylemlerini değil; ayrıca bir Sözleşme yolunu takip etmekten başvurucuları caydırmaya veya vazgeçirmeye yönelik diğer uygunsuz eylemleri de içine almaktadır. Yetkililer ile bir başvurucu arasındaki irtibatın, 34. madde bakımından kabul edilemez bir uygulamayla aynı anlama gelip gelmediğinin, davanın kendine özgü koşullarının ışığında belirlenmesi gerekir (bkz. Kurt/Türkiye, 25 May 1998, § 160, Kararlar 1998-III). Bu bakımından müştekinin savunmasızlığı ve yetkililerin uyguladığı baskıya yatkınlığı dikkate alınmalıdır (bkz. Petra/Romanya, 23 Eylül 1998, § 43, Kararlar 1998‑VII; Assenov ve Diğerleri/Bulgaristan, 28 Ekim 1998, § 170, Kararlar 1998‑VIII; Tanrıkulu/Türkiye [BD], No. 23763/94, § 130, AİHM 1999‑IV) (par. 65).
Mahkeme, başvurucunun işten çıkarılma koşullarının Mahkemeye başvurmasının sonucunda karşılandığını ve Mahkemeyle ilgili yazışmaların tamamının bir örneğini sunmazsa herhangi bir uyarı veya disiplin işlemine gerek kalmaksızın işinden çıkarılacağını açıkça belirttiğini kaydetmektedir. Başvurucunun açıkça ve doğrudan tehdit edildiği böyle bir durumda Mahkeme, başvurucu Mahkemeyle yazışmalarına devam etmesine ve nihayetinde işinden çıkarılmamasına karşın; böyle bir iletişimin “baskı” ve “caydırma” oluşturduğu sonucuna varmaktadır (par. 66).
Dolayısıyla Sözleşme’nin 34. maddesinin ihlali söz konusudur (par. 67).
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Başvurucunun herhangi bir adil tazmin talebinde bulunmaması nedeniyle Mahkeme, herhangi bir miktara hükmetmemektedir (par. 69).
[1] Resmi dildeki karar için bkz. “https://hudoc.AİHM.coe.int/fre?i=001-231336” Ç.N.
[2] Kosova’da ikamet eden ve çalışan kişilere iki kat ücret ödenmesine ilişkin sistem (par. 6).
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.