CASE OF R.R. AND OTHERS v. HUNGARY - [Turkish Translation] by Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der)
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
aihm
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN DAVASI
(Başvuru no. 36037/17)
KARAR ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
02 Mart 2021
(KESİNLEŞME 05 Temmuz 2021)
Bu yayın Avrupa Birliğinin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla Mültecilerle
Dayanışma Derneği sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliğinin görüşlerini yansıtmak
zorunda değildir.
Mültecilerle Dayanışma Derneği için Kadir Öztürk (@LegalCounsel_TR) tarafından
çevrilmiştir. Kararın İngilizce orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN DAVASI
(Başvuru no. 36037/17)
KARAR
Madde 3 (esasa ilişkin) • Aşağılayıcı muamele • Yaklaşık dört ay boyunca uzayan
tutma süresi ışığında, yeterli gıdaya ulaşamayan mükerrer sığınmacı, savunmasız
durumdaki hamile bir kadın ve çocuklar için ciddiyet eşiğini aşan Röszke geçiş
bölgesindeki yaşam koşulları
Madde 5 §§ 1 ve 4 • Yasal hükümlerin aşırı geniş yorumlanmasına dayanan ve
herhangi bir resmi, gerekçeli karar olmaksızın yasa dışı bir şekilde geçiş
bölgesinde fiili tutma• Tutmanın süresi ve yaşam koşulları, süre kısıtlamalarının
bulunmaması ve serbest dolaşıma yönelik kısıtlamanın kapsamı ışığında fiili olarak
özgürlükten yoksun bırakma teşkil eden kalış • Tutmanın yasallığının yargısal
olarak gözden geçirilememesi
STRAZBURG
02 Mart 2021
KESİNLEŞME
05 Temmuz 2021
Bu karar, Sözleşme'nin 44 § 2 maddesi uyarınca kesinleşmiştir. Şekli değişikliklere
tabi tutulabilir.
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
R.R. ve Diğerleri v. Macaristan davasında
Başkan Yonko Grozev,
Yargıçlar Branko Lubarda,
Carlo Ranzoni,
Stéphanie Mourou - Vikström,
Georges Ravarani,
Jolien Schukking,
Péter Paczolay
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Ilse Freiwirth'in
katılımıyla Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci
Bölüm)
Ekte ayrıntıları verilen bir İran vatandaşı Bay R.R. (“birinci başvuran”)
ve dört Afgan vatandaşı Bayan S.H. (“başvuran anne”), M.H., R.H. ve A.R.
(“çocuk başvuranlar ”) tarafından İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin
Korunmasına ilişkin Sözleşmesi'nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca
Macaristan aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“Mahkeme”)
yapılan başvuruyu;
Başvurunun Macar Hükümeti’nin (“Hükümet”) bilgisine sunulmasına
ilişkin kararı;
Başvuranların isimlerinin açıklanmamasına dair kararı;
Başvuruya öncelik verilmesi kararını (Mahkeme İç Tüzüğü’nün 41.
maddesi);
Mahkeme İç Tüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca ihtiyati tedbirin davalı
Hükümet’in bilgisine sunulmasına ilişkin kararı;
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen gözlemleri ve bunlara cevaben
başvuran tarafından ibraz edilen gözlemleri;
Bölüm Başkanı tarafından kendisine müdahil olma izni verilen Birleşmiş
Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Ofisi tarafından sunulan yorumları
göz önüne alarak;
30 Haziran 2020 ve 4 Şubat 2021 tarihinde gerçekleştirilen kapalı
müzakerelerin ardından,
Bu tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
GİRİŞ
1. Dava, üç küçük çocuk da dahil olmak üzere İranlı-Afgan bir ailenin
19 Nisan-15 Ağustos 2017 tarihleri arasında Macaristan ve Sırbistan
sınırındaki Röszke geçiş bölgesinde tutulması ile ilgilidir. Başvuranlar, tek
başına ve 13. madde, 5. madde (hukuka aykırı olarak özgürlükten yoksun
bırakma) ve 34. madde (ihtiyati tedbire uyulmaması) ile bağlantılı olarak 3.
maddeye (geçiş bölgesindeki koşullar) dayanmaktadır.
1
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
OLGULAR
2. Başvuranlar beş kişilik bir İran-Afgan ailesidir. Başvuranların
detayları ekte belirtilmiştir. Başvuranlar, Mahkemede önünde Budapeşte'de
avukatlık yapan Bayan B. Pohárnok tarafından temsil edilmiştir.
3. Macar Hükümeti (“Hükümet”), kendi temsilcisi olan Adalet Bakanlığı
görevlisi Bay Z. Tallódi tarafından temsil edilmiştir.
4. Tarafların sunduğu şekliyle davaya konu olaylar aşağıdaki gibi
özetlenebilir.
I. BAŞVURANLARIN GEÇMİŞİ VE MACARİSTAN'A
SEYAHATLERİ
5. S.H. (“başvuran anne”) Afganistan'da işkence kurbanı olduğunu iddia
etmektedir; iddiasına göre ilk kocasını öldüren Taliban tarafından
yakalanmış, yakılmış ve tecavüze uğramıştır. 2012-2014 yılları arasında
bilinmeyen bir tarihte, ilk evliliğinden iki kızı M.H. ve R.H. ile birlikte
Afganistan'dan İran'a kaçmıştır. Orada R.R. (“Birinci başvuran”) ile
tanışmış ve kendisiyle dini nikah ile evlenmiştir.
6. R.R., SH. ve iki çocukları, iddiaya göre R.R. askerlikten (İran
ordusundan) kaçtığı için 2016 yılı başlarında karşı misillemelerden kaçarak
İran'ı terk etmiştir. İran'dan ayrıldıktan sonra, Türkiye üzerinden
Yunanistan'a birlikte seyahat etmiş ve burada ayrılmışlardır. R.R.
Avusturya'ya gitmiş, ancak iddiaya göre Kuzey Makedonya'da
tutuklandıktan sonra Yunanistan'a geri gönderilen ailesine katılmaya karar
vermiştir. 11 Mart 2016 tarihinde R.R. Macaristan'daki Sopron tren
istasyonunda yakalanmış ve burada sığınma talebinde bulunmuştur. 21 Mart
2016 tarihinde R.R. buradaki sığınma başvurusunu geri çekmiş ve sığınma
işlemleri sona ermiştir. İran'a sınır dışı edilmesinin infazına kadar, birinci
başvuran, ikinci sığınma başvurusunu yaptığı yerde göçmen gözaltı
merkezinde tutulmuştur. 3 Ağustos 2016 tarihinde R.R. bilinmeyen bir yere
gitmiş ve böylelikle sığınma işlemleri sona ermiştir.
7. Daha sonra, başvuran aile Sırbistan'da yeniden bir araya gelmiştir.
Aile ülke çapında farklı kamplarda birkaç ay geçirmiştir. 16 Ekim 2016
tarihinde R.R. ve S.H.'nin ilk biyolojik çocuğu olan A.R. doğmuştur.
8. 19 Nisan 2017 tarihinde başvuranlar Sırbistan'dan Macaristan'a gelmiş
ve iki ülke arasındaki sınırda Macaristan topraklarında bulunan Röszke
geçiş bölgesine girmişlerdir. Aynı tarihte sığınma başvurusu yapmışlardır.
9. 19 Nisan 2017 tarihinde Göçmenlik ve Sığınma Bürosu (bundan
böyle “GSB” olarak anılacaktır), başvuranların Sığınma Kanunu’nun
80/J(5) maddesi uyarınca Röszke geçiş bölgesinde barınmalarına hükmeden
bir karar almıştır (aşağıdaki 24. paragrafa bakınız).
2
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
II. BAŞVURANLARIN GEÇİŞ BÖLGESİNDE KALMALARI
10. 2015 yılından bu yana Sırbistan sınırında bulunan iki geçiş bölgesi
önemli ölçüde genişletilmiştir (bakınız, Ilias ve Ahmed v. Macaristan [BD],
no. 47287/15, § 15, 21 Kasım 2019). Hükümet tarafından 2017 yılı temmuz
ayında toplanan verilere göre, söz konusu zamanda Röszke geçiş bölgesi
460 kişilik resmi bir kapasiteye sahipti ve 291 yabancı uyrukluyu
ağırlıyordu. Geçiş bölgesinin bölümleri dikdörtgen şeklindeydi, üç tarafta
yan yana yerleştirilmiş barınma “konteynerleri” ve dördüncü tarafta tel örgü
çit vardı. Konteynerlerin çatılarında jiletli tel vardı. Bir bölümde kalan
insanlar sadece bir doktor, avukat veya Göçmenlik ve Sığınma Bürosu
(GSB) personelini görmek için bölgenin diğer bölgelerine gidebiliyorlardı
ve her zaman muhafızlar kendilerine eşlik ediyordu.
11. Başvuranlar başlangıçta Röszke geçiş bölgesinin aileler için
belirlenen bölümünde kalmıştır. Başvuranlar, çocuk güvenlik rayları
olmayan üç ranza ve beş kilitlenebilir dolap bulunan 13 metrekarelik bir
yaşam konteynerine yerleştirilmişlerdir. Hükümet’e göre, küçük çocuklu
ailelere bir bebek karyolası temin edilmiştir. Başvuranlara göre,
konteynerler yazın aşırı sıcaktı ve içerisinde klima yoktu; havalandırma için
pencereyi ve kapıyı açmak zorunda kalmışlardır, bu da odanın içerisinde
cereyana neden olmuş ve böceklerin içeri girmesine izin vermiştir. 2017 yılı
ağustos ayı içerisinde ön kapının üzerinde bir tente (gölge sağlamak için)
çekilmiş ve fan takılmıştır.
12. Aile bölümünün ortasında küçük bir çocuk oyun alanı, pinpon
masası, badminton filesi, basketbol sahası ve futbol kaleleri olan ortak bir
avlu vardı. Başvuranlara göre, açık alanda gölge veya yeşillik yoktu.
Bölümde ayrıca bir oyun odası, çalışma odası, dini ibadet odası ve
içerisinde televizyon bulunan ortak oda vardı. Bölgede çalışan sivil toplum
kuruluşları, haftada bir veya iki kez bir ila iki saat boyunca çocuklar için
çizim ve el sanatları gibi etkinlikler düzenlemişlerdir. 2017 yılı eylül
ayından itibaren geçiş bölgesindeki çocuklar için bir eğitim programı da
sağlanmıştır.
13. 29 Haziran 2017 tarihinde başvuran anne ve çocuk başvuranların
hepatit B hastası olması nedeniyle başvuranlar geçiş bölgesi içerisindeki bir
tecrit bölümüne yerleştirilmiştir. Tecrit bölümü, arka arkaya yerleştirilmiş
yaklaşık on mobil konteyner ve çitle çevrili dar (yaklaşık 2,5 metre
genişliğinde ve 40 ila 50 metre uzunluğunda) bir açık hava alanından
oluşuyordu. İçerisinde klima bulunan yaşam konteynerlerinde bir ranza, iki
tek kişilik yatak (A.R. için bebek karyolası yoktur) ve bir şifonyer
bulunuyordu. Bölümde buzdolabı, mikrodalga fırın veya çamaşır makinesi
yoktu. Başvuranlara çocukların oynamaları için kum verilmiştir. Tecrit
bölümünde çocuklar için oyun alanı yoktu ve etkinlik de düzenlenmemiştir.
Ortak alan konteynerinde bir televizyon ve bir pinpon masası başvuranların
kullanımına sunulmuştur.
3
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
14. Polis düzenli olarak sabah (06:00) kontrolü
–
sayımı
gerçekleştirmiştir. Başvuranlar, polis memurlarının/koruma görevlilerinin
güvenlik kontrolü yapmak için yaşam konteynerlerine sık sık baskın
düzenlediğini belirtmişlerdir.
15. Geçiş bölgesinde ücretsiz kablosuz internet hizmeti mevcuttu.
Başvuranlara göre, internet bağlantısı zayıftı ve yalnızca mesajlaşma için
kullanılabilirdi.
16. Hükümet’e göre, çocuklara yetişkin sığınmacılara verilen üç öğüne
ek olarak, her gün iki atıştırmalık da verilmiştir. Hamile kadınlar gibi
onların da süt ürünleri ve meyve alma hakları vardı. Bir yaşın altındaki
çocuklara bebek beslenmesi ve bebek maması verilmiştir. Başvuranlar,
çocuklara atıştırmalık olarak çikolata verildiğini, meyvenin sadece ara sıra
verildiğini ve çocuklara verilen gıdaların yaşlarına göre yetersiz olduğunu
belirtmişlerdir.
17. Geçiş bölgesine vardıklarında ailelere, tek kullanımlık bebek bezleri
gibi temel bebek hijyen ürünlerini içeren bir hijyen paketi verilmiştir.
Sığınmacılara ek olarak aylık hijyen paketi sağlanmış ve haklı durumlarda
talep üzerine ek maddeler de sağlanmıştır. Hükümet’e göre, mevsime uygun
kıyafeti olmayan sığınmacılara kıyafet temin edilmiştir. Başvuranlar,
başvuran anneye hamile kıyafeti verilmediğini, bu nedenle yatak çarşaflarını
kullanarak kendisi için bir elbise dikmek zorunda kaldığını belirtmişlerdir.
18. Başvuranlar geçiş bölgesinde kaldıkları süre boyunca birkaç kez
tıbbi tedavi görmüşlerdir. Hükümet, sığınmacıların ihtiyaçlarına göre uzman
tıbbi tedavi de dahil olmak üzere kendilerine temel ve acil tıbbi bakım
hizmeti verildiğini ileri sürmüştür. Sağlık durumlarının gerektirdiği
durumlarda, geçiş bölgesinde bulunan sağlık personeli tarafından acil veya
uzman bakım almaları için sığınmacıların hastane veya kliniklere sevk
edilmesi mümkün olmuştur. Hükümet’e göre, 24 Nisan 2017 tarihinde
başvuran anne, Szeged hastanesinde görevli bir jinekolog tarafından
muayene edilmiştir. 25 Nisan 2017 tarihinde başvuran anne hastalık
sebebiyle hastanenin acil servisine sevk edilmiş ve 28 Nisan 2017 tarihinde
hamileliğinin tespiti için hastaneye kaldırılmıştır. Hepatit B hastalığı ile
ilgili olarak kan ve laboratuvar testi yapılmış ve idrar yolu enfeksiyonu için
de ilaç reçete edilmiştir. Başvuran anne, aynı tarihte kusma ve kramp
şikayetleri ile hastanenin acil servisine kaldırılmış ve geceyi orada
geçirmiştir. 26 Mayıs 2017 tarihinde hastanede doğum öncesi kontrol
yapılmış ve yüksek riskli bir hamileliği olduğu tespit edilmiştir. 13 ve 14
Haziran 2017 tarihlerinde hastaneye kaldırılmış ve epigastrik (karın) ağrısı
için ilaç reçete edilmiştir. 3 Temmuz 2017 tarihinde hastanede bir kez daha
kontrolden geçmiş ve hepatit B hastalığı ile ilgili konsültasyon yapılmıştır. 9
Ağustos 2017 tarihinde ultrason taraması yapılmış ve hastanenin acil
servisine kaldırılmıştır. Başvuran anneye bol miktarda sıvı alması ve yeterli
beslenmesi (meyve) tavsiye edilmiş ve anemi için ilaç reçete edilmiştir.
Ailenin geçiş bölgesinden serbest bırakılmasının ardından, başvuran anne
4
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
iki tıbbi kontrolden daha geçmiştir. 24 Nisan ve 6 Temmuz 2017
tarihlerinde en büyük iki başvuran çocuk Szeged'deki hastanenin pediatri
bölümüne götürülmüştür. Hepatit B hastası oldukları, hastaneye ikinci
ziyaretleri sırasında alınan kan testlerinin ardından doğrulanmış ve doktor,
hepatoloji bölümünde daha ileri bir inceleme yapılmasını tavsiye etmiştir.
29 Haziran 2017 tarihinde en büyük başvuran çocuk olan M.H., sık sık
yaşadığı burun kanaması şikayetiyle Szeged'deki hastanenin kulak burun
boğaz hastalıkları bölümünde muayene edilmiştir. 16 Ağustos 2017
tarihinde ambulansla Győr'deki bir hastanenin acil servisine götürülmüş ve
daha sonra kulak burun boğaz hastalıkları bölümünde tedavi edilmiştir.
Başvuranlar, talep edilmesine rağmen, en küçük başvurana önerilen aşıların
altı aylıkken yapılmadığını ileri sürmüşlerdir. Dava dosyasından,
Sırbistan'dayken en küçük başvurana bazı aşılar yapıldığı ve bir sonraki aşı
randevusunun 8 Nisan 2017 olarak planlandığı anlaşılmaktadır.
19. Başvuranlar, S.H.'nin tıbbi muayeneleri sırasında yanında hiçbir
tercümanın bulunmadığını ve dil engeli nedeniyle (S.H. sadece ana dilinde
konuştu) kendisinden herhangi bir anamnez (tıbbi öykü) alınamadığını
bildirmişlerdir. 9 Ağustos 2017 tarihindeki hastane ziyaretinde doktorun
isteği üzerine, S.H. tercüman tarafından İngilizce ve Dari dilinde
sorgulanarak “heteroanamnez” alınmıştır. Başvuranlar ayrıca, hastaneye her
zaman uygun olmayan bir polis minibüsünde götürüldüklerini ve tıbbi
muayeneler sırasında hazır bulunan silahlı polis memurları tarafından
kendilerine refakat edildiğini ifade etmişlerdir. Özellikle, (erkek) silahlı
polis memurları, ikinci başvuranın jinekolojik muayenesi sırasında (yanında
durarak) hazır bulunmuştur.
20. Geçiş bölgesinde psikolojik yardım ile ilgili olarak, başvuranlar
travma geçiren sığınmacılar için herhangi bir yardım olmadığını
belirtmişlerdir. Başvuranlar, Mahkemenin dikkatini avukatlarının 26 ve 27
Temmuz 2017 tarihli sığınma prosedüründeki beyanlarına çekmektedir.
Başvuranın annesiyle ilgili olarak, avukat, diğerlerinin yanı sıra, başvuranın
Afganistan'da ciddi kötü muameleye maruz kaldığını, bunun sonuçlarının
hâlâ devam ettiğini ve uzman tedavisine ihtiyaç duyduğunu ileri sürmüştür.
Bu bağlamda, avukat ayrıca, zihinsel sağlık sorunları göz önüne alındığında,
başvuran annenin Sırbistan'da kaldığı süre boyunca psikiyatrik tedavi (ilaç
ve psikoterapi) altında olduğunu ve bir psikiyatrist tarafından muayene
edilmesini istediğini ileri sürmüştür. Başvuru formunda, başvuranlar
S.H.'nin hamileliği nedeniyle bu ilacı almayı bırakmak zorunda kaldığını
bildirmişlerdir. Hükümet, söz konusu dönemde, Macar Kalvinist Hayır
Kurumu'nun ve Sirius Help'ten uzmanların- ikincisi özellikle çocuklar için
olmak üzere- geçiş bölgesinde psikososyal yardım sağladığını ileri
sürmüştür. 24 Ağustos 2017 tarihinde, başvuranların avukatının yasal
(sığınma) prosedürleri amacıyla talebi üzerine, başvuran anne, kendisine
majör depresif bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğu ("TSSB") teşhisi
koyan bir psikiyatrist tarafından muayene edilmiştir. Psikiyatrist, başvurucu
5
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
anneye tıbbi, psikiyatrik ve psikoterapötik tedavi görmesini tavsiye etmiştir,
çünkü aksi takdirde intihar dürtüleri ve dürtüsel tepkiler meydana
gelebilirdi. Aynı tarihte başvuran en büyük iki çocuk, avukatlarının talebi
üzerine bir psikolog tarafından muayene edilmiş ve doktor, çocukların geçiş
bölgesindeki deneyimlerine bağlı olarak TSSB belirtileri gösterdiğini
gözlemleyerek kendilerine psikolojik destek sağlanması gerektiğine karar
vermiştir.
21. R.R. ailesiyle birlikte geçiş bölgesine girmeden önce Macaristan'da
sığınma başvurusunda bulunduğundan (yukarıdaki 6. paragrafa bakınız),
GSB tarafından Sığınma Kanunu kapsamında kendisinin maddi kabul
koşullarına hakkı olmadığı değerlendirilmiştir (yukarıdaki 24. paragrafa
bakınız). Kendisine ailesiyle birlikte kalacak yer tahsis edilmiş, ancak
ücretsiz yemek verilmemiştir. Diğer başvuranlara verilen sıcak yemekler,
öğle yemeğini yedikleri kantinden çıkarılamamıştır. Başvuranlar, 2017 yılı
mayıs ayı sonuna kadar bölgede faaliyet gösteren Sirius Help adlı sivil
toplum kuruluşunun, R.R.'nin kalışının başında bu yana iki kez dışarıdan
yiyecek alışverişi düzenlediğini ileri sürmektedir. R.R. başlangıçta
Sırbistan'da yiyecek satın alan ve bölgeye vardıklarında kendisine teslim
eden diğer sığınmacılara ödeme yaparak yiyecek alabiliyordu. Başvuranlara
göre, bu tür düzenlemeleri gerçekleştirmek zordu ve R.R. ailesinin
artıklarını yemeye, diğer sığınmacılardan yiyecek dilenmeye ve çöp
kutularında yenilebilir şeyler aramaya zorlanmıştır. Birinci başvuran,
Yardım Konseyi örgütleri ve Macar Kızılhaçı'nın kendisine bozulmaz gıda
paketleri sağladığı sadece iki olayı hatırlayabilmiştir. Hükümet’e göre, diğer
başvuranlara R.R. ile paylaşabilecekleri yeterli miktarda uzun ömürlü
yiyecek dağıtılmıştır. Hükümet, ayrıca, R.R.'nin sosyal hizmet uzmanlarının
yardımıyla birkaç kez yiyecek satın aldığını ve Yardım Konseyi üyelerinin
yiyecek, kişisel bakım malzemeleri ve giyinme açısından ihtiyaçlarını
karşıladığını da belirtmektedir. Hükümet’e göre, R.R. ailenin yeterli gıda
malzemesine sahip olduğunu belirterek birkaç kez yiyecek kabul etmeyi
reddetmiştir. 31 Temmuz 2017 tarihinde GSB, başvuranların avukatına bir
e-posta göndererek, özellikle yürürlükteki Macar kanunları uyarınca
başvuranların geçiş bölgesinde yemek yeme hakkına sahip olmadığını;
birçok kez yaptıkları gibi kendileri için yiyecek satın alma imkanına sahip
olduklarını ve yardım kuruluşlarının yiyecek dağıttığını belirtmiştir. GSB
ayrıca, birinci başvuranın bölgede kaldığı süre boyunca herhangi bir kilo
verdiğinin görülmediğini de belirtmiştir.
III. BAŞVURANLARIN SIĞINMA BAŞVURUSUNUN İNCELENMESİ
22. Başvuranlar, sığınma işlemlerinde kendi seçtikleri bir avukat
tarafından temsil edilmiştir. Yetişkin başvuranların 19 Nisan 2017 tarihinde
(her ikisi de), 8 Haziran 2017 tarihinde (sadece S.H.) ve 10 Mayıs ve
6 Haziran 2017 tarihlerinde (sadece R.R.) SGB tarafından ifadeleri
6
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
alınmıştır. Sığınma işlemleri sırasında, GSB, diğerlerinin yanı sıra, 3
Temmuz 2017 tarihinde teslim edilen evlilik cüzdanları hakkında uzman
görüşü talep etmiştir. 20 Haziran 2017 tarihinde GSB, R.R.'nin S.H.'nin
üçüncü çocuğunun babası olduğunu teyit etmek için bir DNA testi talep
etmiştir. R.R.'nin babalığını teyit eden testin sonuçları 14 Ağustos 2017
tarihinde teslim alınmıştır.
23. 15 Ağustos 2017 tarihinde başvuranlara Macaristan topraklarına
girme ve burada geçici olarak kalma izni verilmiştir (kabul edilen yabancı
statüsü, befogadott). Başvuranlar, aynı gün Vámosszabadi Kabul
Merkezi'nde barınmışlardır. Ancak GSB, başvuranları mülteci veya ikincil
korumaya ihtiyaç duyan kişiler olarak tanımayı reddetmiştir. Başvuranlar,
başvurularını reddeden kararın bir kısmının yargısal denetimden geçmesini
talep etmişlerdir. Daha sonra, 23 Ağustos 2017 tarihinde GSB, esasa ilişkin
kararını geri çekerek 8 Eylül 2017 tarihinde, başvuranları ikincil korumaya
ihtiyaç duyan kişiler olarak tanıyan esasa ilişkin yeni bir karar almıştır. Bu
arada, 25 Ağustos 2017 tarihinde başvuranlar Almanya'ya gitmiş ve daha
sonra uluslararası koruma altına alınmışlardır.
İLGİLİ HUKUK VE UYGULAMA
I. İÇ HUKUK
24. LXXX sayılı ve 2007 tarihli Sığınma hakkındaki Kanunun
("Sığınma Kanunu") ilgili hükümleri Ilias ve Ahmed davasında ana
hatlarıyla özetlenmiştir (yukarıda anılan, §§ 41 ve 45). Sığınma Kanunu’nun
amaçları doğrultusunda, özel muameleyi hak eden kişiler arasında, bireysel
bir değerlendirmeden sonra özel ihtiyaçları olduğu tespit edilen özel ihtiyaç
sahibi kişiler, özellikle küçükler ve hamile kadınlar bulunmaktadır (2k
numaralı madde). Kanunun 4. maddesine göre, hükümleri uygularken
çocuğun yüksek yararı ve hakları birincil öneme sahip olacaktır. Ayrıca,
Sığınma Kanunu hükümleri, durumlarından kaynaklanan özel ihtiyaçları
dikkate alınarak özel muamele gerektiren kişilere uygulanmalıdır (4(3)
numaralı madde). Kitlesel göçün neden olduğu bir kriz durumu ilan
edildiğinde, aşağıda yer alan ve 28 Mart 2017 tarihinde değiştirilen Sığınma
Kanunu’nun 80/J numaralı maddesi uygulanır:
“(1) Sığınma başvuruları sadece transit bölgede…bizzat sığınma makamına
yapılabilir, ....
...
(4) İşlemler süresince, tanınma talebinde bulunan kişiler, 5 (1) numaralı maddenin'
in a) ve c) bentlerinde belirtilen haklara sahip değildir.
(5) Aleyhinde başka itiraz yolu bulunmayan bir kararın veya Dublin prosedürü
uyarınca bir nakil kararının icra edilebilir hale gelmesine kadar geçen süre için, geçiş
bölgesi alanı sığınma makamı tarafından ikamet yeri olarak belirlenir. Tanınma
talebinde bulunan kişiler çıkış kapısından geçiş bölgesi alanını terk edebilirler.
7
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
...”
Sınır prosedürünü ve geçiş bölgesinde kalmayı dört hafta ile sınırlayan
71/A numaralı madde de dahil olmak üzere, sınır prosedürünü düzenleyen
Sığınma Kanunu’nun ilgili hükümleri burada uygulanmaz. Tanınma
talebinde bulunan kişi, önceki başvurusunu reddeden veya sonlandıran nihai
bir kararın kabul edilmesinin ardından başka bir sığınma başvurusunda
bulunursa kendisine bakım, yardım ve konaklama hakkı verilmez (80/K (11)
numaralı madde).
25. Geçiş bölgelerinde sunulan tüm sığınma başvuruları, her bir davanın
koşullarına bağlı olarak hızlandırılmış veya standart bir prosedürle ele alınır.
Standart prosedüre göre, sığınma başvurusu ile ilgili bir karar altmış gün
içinde GSB tarafından alınmalıdır; hızlandırılmış prosedür uygulanırsa veya
bir başvuru kabul edilemez ilan edilirse, GSB on beş gün içinde bir karar
almalıdır. Sığınmacı statüsü verilmezse, GSB'nin kararına karşı mahkemeye
itiraz edilebilir. İlk karar standart sığınma prosedürü çerçevesinde alınmışsa,
mahkeme itiraz hakkında altmış gün içerisinde karar verir; hızlandırılmış
prosedür çerçevesinde alınan bir karara itiraz edilmişse veya sığınma
başvurusunun kabul edilemez olarak reddedilmesi durumunda, mahkeme
sekiz gün içinde karar verir.
II. AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKU VE UYGULAMASI
26. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin 26 Haziran 2013 tarihli ve
2013/32/EU sayılı ‘Uluslararası Korumanın Verilmesi ve Geri Alınmasına
İlişkin Ortak Prosedürler Hakkında Yönergesi (yenilenmiş)’ ("Sığınma
Prosedürleri Yönergesi")’nin ilgili hükümleri, Ilias ve Ahmed davasında
özetlenmiştir (yukarıda anılan, §§ 47-55).
27. Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin 26 Haziran 2013 tarihli ve
2013/33/EU sayılı Yönergesi’nin ilgili hükümleri, uluslararası korumaya
başvuran başvuranların kabul edilmesine ilişkin standartları (yenilenmiş)
("Kabul Koşulları Yönergesi") belirlemektedir: İlgili hükümler aşağıdaki
gibidir:
BÖLÜM II
KABUL KOŞULLARINA İLİŞKİN GENEL HÜKÜMLER
8. madde
Tutma
“1. Üye Devletler, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin 26 Haziran 2013 tarihli ve
2013/32/EU sayılı ‘Uluslararası Korumanın Verilmesi ve Geri Alınmasına İlişkin
Ortak Prosedürler Hakkında Yönergesi’ uyarınca yalnızca başvuru sahibi olması
nedeniyle bir kişiyi tutamaz.
2. Gerekli olduğu kanıtlandığında ve her bir davanın bireysel değerlendirmesine
dayanarak, Üye Devletler, daha az zorlayıcı seçenek önlemlerin etkili bir şekilde
uygulanamaması durumunda, bir başvuru sahibini tutabilir.
8
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
3. Bir başvuru sahibi sadece şu durumlarda tutulabilir:
(a) kimliğini veya uyruğunu belirlemek veya doğrulamak için;
(b) uluslararası koruma başvurusunun dayandığı ve özellikle başvuru sahibinin
kaçma riskinin bulunduğu durumlarda, kendisinin tutulamaması durumunda elde
edilemeyen unsurları belirlemek için;
(c) bir prosedür bağlamında, başvuru sahibinin bölgeye girme hakkına karar vermek
için;
(d) Avrupa Parlamentosu ve Konseyi'nin 16 Aralık 2008 tarih ve 2008/115/EC sayılı
Yasa Dışı Olarak Kalan Üçüncü Ülke Vatandaşlarının Geri Gönderilmesine İlişkin
Üye Devletlerdeki Ortak Standartlar ve Prosedürler Hakkında Yönerge (9) uyarınca,
kişi geri gönderme sürecini hazırlamak ve/veya geri gönderme sürecini
gerçekleştirmek üzere geri gönderme prosedürüne tabi olarak tutulduğunda; ve ilgili
Üye Devlet, halihazırda sığınma prosedürüne erişme imkanına sahip olduğu da dahil
olmak üzere, nesnel kriterler temelinde, başvuru sahibinin geri gönderme kararının
icrasını geciktirmek veya engellemek amacıyla uluslararası koruma başvurusunda
bulunduğuna inanmak için makul gerekçeler olduğunu kanıtladığında;
(e) ulusal güvenliğin veya kamu düzeninin korunmasının gerektirdiği durumlarda;
(f) Avrupa Parlamentosu ve Konseyi'nin 26 Haziran 2013 tarihli ve (AB) 604/2013
sayılı Yönetmeliği’nin 28. maddesi uyarınca, Üye Devletlerden birinde üçüncü ülke
vatandaşı veya vatansız bir kişi tarafından yapılan uluslararası koruma başvurusunu
incelemekten sorumlu Üye Devletin belirlenmesine yönelik kriterlerin ve
mekanizmaların oluşturulması (10).
Tutma gerekçeleri ulusal yasada belirtilir.
...”
11. madde
Özel ihtiyaç sahibi kişilerin ve özel kabul ihtiyaçları olan başvuru sahiplerinin tutulması
“1. Akıl sağlığı da dahil olmak üzere, özel ihtiyaç sahibi olan ve tutulan başvuru
sahiplerinin sağlığı, ulusal makamların öncelikli endişesi olmalıdır.
Özel ihtiyaç sahibi kişilerin tutulduğu durumlarda, Üye Devletler, sağlıkları da dahil
olmak üzere belirli durumlarını dikkate alarak düzenli izleme ve yeterli desteği
sağlamalıdır.
2. Küçükler sadece son çare olarak ve diğer daha az zorlayıcı seçenek önlemlerin
etkili bir şekilde uygulanamayacağı tespit edildikten sonra tutulabilir. Böyle bir tutma
çok kısa sürmeli ve tutulan küçüğün serbest bırakılması ve küçükler için uygun bir
yere yerleştirilmeleri için her türlü çaba gösterilmelidir.
Madde 23 (2)'de öngörüldüğü üzere, küçüğün üstün yararı, Üye Devletler için birincil
öneme sahip olmalıdır.
Küçüklerin tutulduğu durumlarda, küçükler yaşlarına uygun oyun ve eğlence
faaliyetleri de dahil olmak üzere boş zaman etkinliklerine katılma imkanına sahip
olmalıdır.
...
4. Tutulan ailelere, yeterli mahremiyeti garanti eden ayrı bir barınma imkânı
sağlanmalıdır.
9
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
...
6. Üye Devletler, 2013/32/EU sayılı Yönerge'nin 43. maddesinde atıfta bulunulan
durumlar haricinde, başvuru sahibi bir sınır karakolunda veya bir geçiş bölgesinde
tutulduğunda, 2. fıkranın üçüncü bendinde, 4. fıkrada ve 5. fıkranın birinci bendinde
belirtilen hükümlerden sapma yapabilir.
17. madde
Maddi kabul koşulları ve sağlık hizmetleri ile ilgili genel kurallar
“1. Üye Devletler, uluslararası koruma başvurusunda bulunduklarında başvuru
sahipleri için maddi kabul koşullarının mevcut olmasını sağlayacaktır.
2. Üye Devletler, maddi kabul koşullarının başvuru sahiplerinin geçimlerini güvence
altına alan ve fiziksel ve zihinsel sağlıklarını koruyan yeterli bir yaşam standardı
sağlamasını temin edecektir. Üye Devletler, 21. maddeye uygun olarak, tutulan
kişilerin durumuyla ilgili olarak olduğu kadar, özel ihtiyaç sahibi kişilerin özel
durumlarında da bu yaşam standardının karşılanmasını sağlayacaktır.
3. Üye Devletler, maddi kabul koşullarının ve sağlık hizmetlerinin tamamının veya
bir kısmının sağlanmasını, başvuru sahiplerinin geçimlerini sağlamak ve sağlıklar
durumları için yeterli bir yaşam standardına sahip olmak için yeterli imkana sahip
olmamaları koşuluna bağlayabilir.
4. Başvuru sahiplerinin yeterli kaynakları varsa, örneğin başvuru sahipleri makul bir
süredir çalışıyorlarsa..., Üye Devletler, 3. fıkranın hükmü uyarınca, başvuru
sahiplerinden bu Yönerge'de sağlanan maddi kabul koşullarının ve sağlık
hizmetlerinin maliyetini karşılamalarını veya masraflarına katkıda bulunmalarını
isteyebilir.”
19. madde
Sağlık hizmetleri
“1. Üye Devletler, başvuru sahiplerinin en azından acil bakım ve hastalıkların ve
ciddi ruhsal bozuklukların temel tedavisini içeren gerekli sağlık hizmetlerini almasını
sağlamalıdır.
2. Üye Devletler, gerektiğinde uygun akıl sağlığı hizmetleri de dahil olmak üzere
özel kabul ihtiyaçları olan başvuru sahiplerine gerekli tıbbi veya diğer yardımı
sağlamalıdır.
BÖLÜM III
MADDİ KABUL KOŞULLARININ AZALTILMASI VEYA GERİ ALINMASI
20. madde
Maddi kabul koşullarının azaltılması veya geri alınması
“1. Üye Devletler, istisnai ve usulüne uygun olarak gerekçelendirilmiş durumlarda,
bir başvuru sahibinin aşağıdaki durumlarda maddi kabul koşullarını azaltabilir veya
geri alabilir:
...
(c) 2013/32/EU sayılı Yönerge’nin 2(q) maddesinde tanımlandığı gibi müteakip bir
başvuru yapmışsa.
...
10
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
5. Bu maddenin 1, 2, 3 ve 4. fıkralarında atıfta bulunulan maddi kabul koşullarının
veya yaptırımların azaltılması veya geri alınmasına ilişkin kararlar bireysel, nesnel ve
tarafsız olarak alınmalı ve bu kararların gerekçeleri belirtilmelidir. Kararlar, özellikle
orantılılık ilkesi dikkate alınarak 21. madde kapsamındaki kişilerle ilgili olarak ilgili
kişinin özel durumuna dayanmalıdır. Üye Devletler her koşulda 19. madde uyarınca
sağlık hizmetlerine erişimi sağlamalı ve tüm başvuru sahipleri için onurlu bir yaşam
standardı sağlamalıdır.
6. Üye Devletler, maddi kabul koşullarının 5. fıkraya uygun olarak bir karar
alınmadan önce geri alınmamasını veya azaltılmamasını sağlamalıdır.
BÖLÜM IV
ÖZEL İHTİYAÇ SAHİBİ KİŞİLER İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
21. madde
Genel esaslar
“Üye Devletler, bu Yönergeyi uygulayan ulusal yasada, küçükler... hamile kadınlar...
insan ticareti mağdurları, ciddi hastalıkları olan kişiler, zihinsel bozukluğu olan kişiler
ve kadın sünneti mağdurları gibi işkence, tecavüz veya diğer ciddi psikolojik, fiziksel
veya cinsel şiddete maruz kalmış kişiler gibi özel ihtiyaç sahibi kişilerin özel
durumunu dikkate almalıdır.”
22. madde
Özel ihtiyaç sahibi kişilerin özel kabul ihtiyaçlarının değerlendirilmesi
“1. 21. maddeyi etkili bir şekilde uygulamak adına, Üye Devletler başvuru sahibinin
özel kabul ihtiyacı olan bir başvuru sahibi olup olmadığını değerlendirmelidir. Üye
Devletler ayrıca bu tür ihtiyaçların niteliğini de belirtmelidir.
Bu değerlendirme, uluslararası koruma başvurusu yapıldıktan sonra makul bir süre
içinde başlatılmalı ve mevcut ulusal prosedürlere entegre edilmelidir. Üye Devletler,
sığınma prosedürünün daha sonraki bir aşamasında ortaya çıkması durumunda, bu
Yönerge’nin hükümlerine uygun olarak, bu özel kabul ihtiyaçlarının da ele alınmasını
sağlamalıdır.
Üye Devletler, bu Yönerge uyarınca özel kabul ihtiyaçları olan başvuru sahiplerine
sağlanan desteğin, sığınma prosedürü süresince özel kabul ihtiyaçları dikkate alınarak
belirlenmesini ve başvuru sahiplerinin durumlarının uygun şekilde izlenmesini
sağlamalıdır.
2. 1. fıkrada atıfta bulunulan değerlendirmenin idari bir prosedür şeklini alması
gerekmez.
...”
23. madde
Küçükler
“1. Çocuğun yüksek yararı, bu Direktifi uygularken Üye Devletler için birincil
öneme sahip olmalıdır. Üye Devletler, küçüğün fiziksel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve
sosyal gelişimi için yeterli bir yaşam standardı sağlamalıdır.
2. Çocuğun yüksek menfaatlerini değerlendirirken, Üye Devletler özellikle
aşağıdaki etmenleri dikkate almalıdır:
(a) aile birleşimi imkanları;
11
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
(b) özellikle küçüğün geçmişini göz önünde bulundurarak, küçüğün refahı ve sosyal
gelişimi;
(c) özellikle küçüğün insan kaçakçılığı mağduru olma riski varsa, emniyet ve
güvenlik hususları;
(d) küçüğün yaşına ve olgunluğuna uygun görüşleri.
3. Üye Devletler, Madde 18(1)(a) ve (b) uyarınca küçüklerin tesislerde ve barınma
merkezlerinde yaşlarına uygun oyun ve eğlence faaliyetleri de dahil olmak üzere boş
zaman etkinliklerine ve açık hava etkinliklerine erişmelerini sağlamalıdır.
4. Üye Devletler, herhangi bir istismar, ihmal, sömürü, işkence veya zalimane,
insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye maruz kalmış veya silahlı çatışmalardan
muzdarip küçüklerin rehabilitasyon hizmetlerine erişimini sağlamalı ve uygun ruh
sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesini ve gerektiğinde nitelikli danışmanlık verilmesini
temin etmelidir.
...”
25. madde
İşkence ve şiddet mağdurları
“1. Üye Devletler, işkence, tecavüz veya diğer ciddi şiddet eylemlerine maruz kalan
kişilerin, özellikle uygun tıbbi ve psikolojik tedaviye veya bakıma erişim gibi bu tür
eylemlerin neden olduğu zararlar nedeniyle gerekli tedaviyi almasını sağlamalıdır.
...”
28. 14 Mayıs 2020 tarihli kararında, FMS ve Diğerleri v. Országos
Idegenrendészeti Főigazgatóság Dél-alföldi Regionális Igazgatóság ve
Országos Idegenrendészeti Főigazgatóság (C-924/19 PPU ve C-925/19
PPU) davasında Avrupa Birliği Adalet Divanı, diğerlerinin yanı sıra,
Macaristan'a Sırbistan üzerinden gelen sığınmacıların Röszke transit
bölgesinde tutulduğu koşulların özgürlükten yoksun bırakılma boyutuna
vardığına karar vermiştir:
“2008/115 ve 2013/33 sayılı Yönergeler uyarınca bir üçüncü ülke vatandaşına
uygulanan çevresi sınırlandırılmış ve kapalı,
o
vatandaşın hareketlerinin
sınırlandırıldığı ve izlendiği ve yasal olarak kendi isteğiyle terk edemediği bir geçiş
bölgesinde kalıcı olarak kalma zorunluluğunun, nasıl olursa olsun, bu yönergeler
anlamında 'tutma' olarak nitelendirilen bir özgürlükten yoksun bırakma olarak
görülmesi gerekir.
...
2013/32 sayılı Yönerge’nin 43(1) maddesi Üye Devletlere, bu yönergenin 33. maddesi
uyarınca, sınırlarında veya geçiş bölgelerinde yapılan bir uluslararası koruma
başvurusunun kabul edilebilirliği veya söz konusu yönergenin 31(8) maddesinde
belirtilen durumların birinde söz konusu başvurunun özü hakkında karar vermek için,
bu prosedürlerin söz konusu yönergenin II. Bölümünde belirtilen temel ilkelere ve
temel güvencelere uygun olması şartıyla, özel prosedürler sağlama imkânı verir.
2013/32 sayılı Yönerge'nin 43(2) maddesi uyarınca, bu özel prosedürler makul bir
süre içinde gerçekleştirilmelidir, dört haftalık süre içinde uluslararası koruma
başvurusunun reddine karar verilmediği takdirde, ilgili Üye Devlet, başvuranın kendi
topraklarına girmesine izin vermeli ve başvuru, normal prosedüre uygun olarak bu
dört haftalık sürenin ardından ele alınmalıdır.
12
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
...
2013/32 sayılı Yönerge’nin 43. maddesi, uluslararası koruma başvurusunda bulunan
bir kişinin dört haftadan fazla bir süre boyunca geçiş bölgesinde tutulmasına izin
vermediği şeklinde yorumlanmalıdır.
III. ULUSLARARASI HUKUK.
29. 20 Kasım 1989 tarihli Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin
(Macaristan tarafından 7 Ekim 1991 tarihinde onaylanmıştır) 22. maddesi
aşağıdaki gibidir:
22. madde
“1. Taraf Devletler, ister tek başına olsun isterse ana babası veya herhangi bir başka
kimse ile birlikte bulunsun, mülteci statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası veya
iç hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan bir çocuğun, bu Sözleşmede ve
insan haklarına veya insani konulara ilişkin ve söz konusu Devletlerin taraf oldukları
diğer Uluslararası sözleşmelerde tanınan ve bu duruma uygulanabilir nitelikte bulunan
hakları kullanması amacıyla koruma ve insani yardımdan yararlanması için gerekli
bütün önlemleri alırlar.
2. Bu nedenle, Taraf Devletler, uygun gördükleri ölçüde, Birleşmiş Milletler
Teşkilatı ve onunla iş birliği yapan hükümetler arası ve hükümet dışı yetkili başka
kuruluşlarla bu durumda olan bir çocuğu korumak, ona yardım etmek, herhangi bir
mülteci çocuğun ailesi ile yeniden bir araya gelebilmesi için ana-babası veya ailesinin
başka üyeleri hakkında bilgi toplamak amacıyla işbirliğinde bulunurlar. Herhangi bir
nedenle kendi aile çevresinden sürekli ya da geçici olarak ayrı düşmüş bir çocuğa bu
Sözleşmeye göre tanınan koruma, aynı esaslar içinde, ana-babası ya da ailesinin
başkaca üyelerinden hiçbirisi bulunamayan çocuğa da tanınacaktır.
IV. ULUSLARARASI KURULUŞLARIN ZİYARET RAPORLARI
30. 20-26 Ekim 2017 tarihleri arasında Avrupa İşkence ve İnsanlık Dışı
ya da Küçültücü Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (“CPT”)
tarafından Macaristan'a yapılan ziyarete ilişkin Macar Hükümeti'ne sunulan
Rapor aşağıdaki kısımları içermektedir:
“… personel tarafından heyete verilen bilgilere göre, geçiş bölgesindeki ortalama
kalış süresi yaklaşık 30 gündü.
...
CPT, Macar makamlarının transit bölgelerdeki yabancı uyrukluların barınması için
uygun maddi koşullar sağlama ve binaları iyi bir onarım ve hijyen durumunda tutma
çabalarına dikkat çekmektedir. Barınma konteynerleri 13m² ölçülerindedir ve
genellikle içerisinde iki ranza ve bir yatak (temiz şilte, yastık ve yatak takımı ile
donatılmıştır) ve beş dolap ile bulunuyordu. Konteynerler, doğal ışığa ve yapay
aydınlatmaya ve ayrıca elektrikli ısıtmaya iyi derecede erişime sahipti. Barınma
konteynerlerine ek olarak, her kafesli bölümde, sosyal hizmet uzmanları için bir ofis
görevi gören konteynerler, bir yemek odası (içerisinde sandalye, masa ve lavabo ve
ayrıca buzdolabı, elektrikli su ısıtıcısı ve mikrodalga fırın bulunuyordu), bir çamaşır
odası (çamaşır makinesi ve çamaşır kurutma makinesi ile birlikte) ve erkek ve
13
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
kadınlar için ayrı ortak sağlık tesisleri (içerisinde lavabo, tuvalet ve duş bulunuyordu)
vardı.
...
Geçiş bölgelerinin genel tasarımı çok fazla hapsedici- jiletli tel ruloları, bazen birkaç
sıra halinde uzanan yüksek tel örgü çitler gibi her yerde mevcuttu. ... Böyle bir ortam,
ailelerin ve çocukların aralarında olduğu sığınmacıların barınması için yeterli kabul
edilemez.
...
Buna ek olarak, her iki transit bölgesinde de yaz aylarında, konteynerlerin uygun
şekilde yalıtılmadıkları ve de içlerinde klima bulunmadığı için genellikle çok sıcak
hale geldiklerine dair bazı şikayetler duyulmuştur.
Faaliyetlerle ilgili olarak, tüm yabancı uyrukluların kendi bölümleri içinde serbestçe
hareket edebilmeleri, diğer yabancı uyruklularla ilişki kurabilmeleri ve bitişik bir dış
avluya ve klimalı bir ortak etkinlik odasına (içerisinde masa, sandalye, televizyon seti,
masa oyunları, oyun kartları ve masa tenisi masası ve ayrıca çocuklar için bazı kitap
ve oyuncaklar yer alıyordu) ve ayrıca bir ibadet odasına sınırsız erişime sahip olmaları
olumlu karşılanmıştır.
Her barınma bölümünün ortasında, içerisinde masa, sandalye/bank ve üzerinde
güneşlik bulunan çakıl bir açık avlu vardı ve bu avluların birçoğunda yabancı
uyruklular basketbol ve voleybol oynayabiliyordu. ...
Ayrıca, kumaş güneşlikler dışında, bahçelerin sert hava koşullarına karşı uygun bir
koruması yoktu.
Her iki transit bölgede de yetişkin yabancı uyruklulara (grup tartışmaları, Macarca dil
dersleri, masa oyunları/satranç gibi) bazı toplu etkinlikler sunulmuştur. Bununla
birlikte, yabancı uyruklulardan, özellikle de orada daha uzun süre tutulanlar, yeterli
etkinlik olmaması nedeniyle birçok şikâyet alındı.
Her iki geçiş bölgesinde de çocuklar için toplu etkinlikler sağlamak amacıyla çaba
gösteriliyordu. Dışarıdan gelen öğretmenler tarafından her iş günü (09:00 - 12:00)
okul dersleri (temel İngilizce, Macarca, matematik, “kültürel konular ”) ve çoğunlukla
çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından da bazı boş zaman etkinlikleri (14:00 -
16:00) icra edildi.
Röszke'de, çocuklu aileler için çoğu konaklama bölümünün açık bahçelerinde
çocuklar için (içerisinde kaydırak, salıncak ve kum havuzu bulunan) bir oyun alanı
bulunması da takdire değerdir. ...
...
İstisnai olarak, küçükler anne ve babasıyla bir geçiş bölgesinde tutulursa, kalış süreleri
mümkün olan en kısa süre olmalıdır.
...
Her iki geçiş bölgesindeki yaşam koşulları, yabancı uyrukluları sınırlı bir süre (yani
birkaç haftaya kadar) tutmak için genellikle kabul edilebilir seviyededir. Bununla
birlikte, yabancı uyrukluları, özellikle de çocuklu aileleri uzun süre tutmak için yeterli
değildir.
...
Çocukların özel sağlık bakım ihtiyaçları ile ilgili olarak, CPT, bir çocuk doktorunun
haftada iki kez her iki geçiş bölgesine de gelmesini memnuniyetle karşılamaktadır.
14
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
Bununla birlikte, yeni gelen çocukların aşılanmış olup olmadığına veya kızamık,
suçiçeği, kabakulak veya kızamıkçık gibi herhangi bir aşılamanın yapılıp
yapılmadığına ilişkin herhangi bir aşılama geçmişinin alınmamış olması üzücüdür. Bu
bağlamda, Komite, geçiş bölgelerinde çocukların varlığının çocuklarda yaygın olan
bulaşıcı hastalıkların bulaşma riskini artırdığını hatırlatmak istemektedir. Yukarıdaki
açıklamalar ışığında, her iki transit bölgedeki çocuklar için sağlık hizmeti sunumunu
gözden geçirmek için adımlar atılmalıdır.
Her iki geçiş bölgesinde de sağlık personeli, iş günlerinde dönüşümlü olarak hazır
bulunan bir doktor ve haftanın yedi günü, günün her saati hizmet veren ve yarı
zamanlı çalışan hemşirelerden (feldsher) oluşuyordu. Ayrıca her iki geçiş bölgesinde
de haftanın yedi günü günde ikişer saat hizmet veren ve esas olarak yaş
değerlendirmesi yapıp acil tedavi hizmeti sağlayan askeri doktor hazır bulunuyordu.
Bir çocuk doktoru haftada iki kez her iki geçiş bölgesini de ziyarete geliyordu.
...
Her iki geçiş bölgesinde de uzman bakımına ihtiyaç duyan yabancı uyrukluların
genellikle yerel bir hastaneye (gerekirse psikiyatrik ve psikolojik konsültasyonlar için)
nakledildiği ve Macar Kızılhaçı'ndan bir psikoloğun veya dini bir kuruluşun
(çoğunlukla refakatsiz küçüklere odaklanarak) ara sıra ziyaretler gerçekleştirdiği
konusunda heyete bilgi verildi. Bununla birlikte, psikolojik ve psikiyatrik bakımın
sağlanması yetersiz görünmektedir.
...
Ziyaret sonu görüşmelerinde Macar yetkililer heyete, her geçiş bölgesinde yarı
zamanlı olarak bir psikolog işe almak için adımlar atıldığını bildirdi.
...
CPT, Macar makamlarının her iki geçiş bölgesinde de yabancı uyrukluların dış
dünyayla temasını kolaylaştırmak için gösterdiği çabaları kabul etmektedir. ...yabancı
uyrukluların cep telefonlarını tutmalarına izin verildi. Buna ek olarak, yabancı
uyrukluların Macaristan dışındaki akrabaları ve arkadaşlarıyla ücretsiz olarak iletişim
kurabilmeleri için her iki geçiş bölgesine de İnternet Üzerinden Ses Protokolü (VoIP)
çağrıları da dahil olmak üzere bir Wifi İnternet bağlantısı kurulmuştu. Bununla
birlikte, heyet yabancı uyruklulardan (özellikle Tompa'da) Wifi sinyalinin zayıflığı ve
bunun sonucunda iletişimin sık sık kullanılamaması ve/veya kesintiye uğraması
hakkında birçok şikâyet aldı. ...
İlke olarak, yabancı uyruklular herhangi bir kısıtlama olmaksızın mektup
gönderebiliyor/alabiliyorlardı ve her gün ziyaret almalarına izin veriliyordu. Bununla
birlikte, durumları göz önüne alındığında, genellikle bu imkanları kullanabilecek
durumda değillerdi. ...”
31. Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği Göç ve Mülteciler Özel
Temsilcisi Büyükelçi Tomáš Boček'in Haziran 2017 tarihinde yayımlanan
Rӧszke geçiş bölgesi (SG/Inf (2017)33) ile ilgili Haziran 2017 tarihli bilgi
toplama misyonuna ilişkin rapor, Ilias ve Ahmed kararında özetlenmiştir
(yukarıda anılan, § 67). Bölgedeki koşullarla ilgili olarak, aşağıdaki
gözlemler de önemlidir:
“2.2. Koşullar
... Konteynerlerin çatılarında jiletli tel vardı. Her bölümde çocuklar için küçük bir
oyun alanı olan küçük bir ortak avlu vardı. Bölümde kalan kişiler sadece doktoru
15
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
ziyaret etmek veya sığınma makamlarıyla görüşmelerini yapmak için dışarı
çıkabiliyorlardı. Ne zaman bölümün dışına çıkmak zorunda kalsalar, geçiş bölgesinin
muhafızları onlara eşlik ediyordu. Yetkililer tarafından, muhafızların silah değil
yalnızca kelepçe taşıdığı bildirildi.
...
Yemekler, sosyal hizmet uzmanları tarafından günde üç kez plastik torbalarda
dağıtıldı. Sığınmacılara meyve de dahil olmak üzere günde bir sıcak yemek verilirken,
çocuklara ise iki atıştırmalık ve ekstra meyve sunuldu. Tanıştığımız bazı refakatsiz
çocuklar, aldıkları yemeğin yeterli olmadığından şikâyet ettiler. Macar Yardım
Konseyi'nin geçiş bölgelerinde gıda malzemeleri sağladığını gördük.
...
Her iki geçiş bölgesinde de sığınmacıların temel tıbbi bakımı aldığı, ayrı bir
konteynerde yer alan birer doktor odası bulunuyordu. Aile bölümlerinde, küçük bir
oyun alanına ek olarak, çocukların birbirleriyle oynayabilecekleri ve çizim gibi bazı
temel boş zaman etkinliklerine katılabilecekleri konteyner vardı. Bununla birlikte, her
iki geçiş bölgesindeki çocukların özel ihtiyaçlarına ve yaşlarına uyarlanmış eğitim
programları, dil öğrenme programları veya müfredatlar bulunmamakta ve çocuklar
yerel okullara gidememektedir.
HUKUK
I. ÖN MESELE
32. Mahkeme, başvurunun Hükümet’e bildirildiği tarihte, “Davanın
konusu”nun aşağıdaki şekilde olduğunu belirtmektedir:
“Başvuru, İranlı-Afgan bir ailenin (İranlı başvuran, o sırada altı aylık hamile olan
Afgan karısı ve Afgan uyruklu üç küçük çocuğu) sığınma talebi incelenene kadar 19
Nisan 2017 tarihinden bu yana Macaristan ve Sırbistan sınırındaki Röszke geçiş
bölgesinde insanlık dışı olduğu iddia edilen koşullarda tutulmasıyla ilgilidir.”
Mahkeme ayrıca, bir yazım hatası nedeniyle taraflara yöneltilen soruların
tekil (“başvuran”) olarak formüle edildiğini kaydetmektedir.
33. Hükümet, gözlemlerinde bu konuyu gündeme getirmiş ve
başvurunun beş başvuran tarafından yapılmış olmasına rağmen, yalnızca
birinci başvuranın şikayetlerinin kendilerine iletildiğini savunmuştur.
Hükümet, bu nedenle, gözlemlerini başvuranın davasına yoğunlaştırmış ve
ailenin durumunu yalnızca başvuranın şikayetleriyle ilgili olduğu ölçüde ele
almıştır. Başvuranlar, cevaplarında, beşinin de mevcut davada başvuran
olarak yer aldıklarının, “Davanın konusundan” ve ayrıca Ağustos 2017
tarihinde Mahkeme’ye sundukları başvuru formundan ve yetki formlarından
açıkça anlaşıldığını iddia etmişlerdir.
34. Mahkeme, başvuranların başvurusunu Mahkemeye sunduklarında,
yalnızca ilk başvuran ile ilgili olarak formun ilk sayfasının doldurulduğu tek
bir başvuru formu sunduklarını belirtmektedir. Buna karşılık, başvuru
formunun diğer bölümlerinde, her bir aile üyesinin doğum tarihleri ve
yerleri ve her biriyle ilgili olgu/şikayetler de dahil olmak üzere çoğul olarak
16
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
“başvuranlara” sürekli atıfta bulunulmuştur. Ayrıca, yukarıda belirtilen
sorular ve başvuru formu ile birlikte taraflara iletilen “Dava konusu”,
başvuruyu “İran-Afgan bir ailenin tutulması” olarak nitelendirmiştir.
Mahkeme ayrıca, mevcut davada sunulan iki 39. madde kapsamındaki
ihtiyati tedbir talebinin ve Hükümet’e geçici önlemler almasını belirten ilgili
kararların (aşağıdaki 102. ve 104. paragraflara bakınız) tüm aile (beş
başvuran) ile ilgili olarak yapıldığını belirtmektedir.
35. Mahkeme, soruların taraflara formüle edilmesine ilişkin yazım
hatasından pişman olsa da Hükümet’e iletilen belgelerde beş kişilik bir aile
olarak başvuranlara yapılan tüm atıfların (yukarıdaki 34. paragrafa bakınız),
başvurunun beş başvuran tarafından da yapıldığını ve taraflara bu şekilde
iletildiğini yeterince açık hale getirdiğini düşünmektedir.
II. SÖZLEŞME’NİN 3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
36. Başvuranlar, Röszke geçiş bölgesindeki tutma koşullarının,
Sözleşme’nin 3. maddesinin sağladığı güvenceyle uyumsuz olduğundan
şikâyet etmektedir.
“Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi
tutulamaz.”
A. Kabul edilebilirlik
1. Tarafların iddiaları
37. Hükümet, geçiş bölgesinde başvuranların maruz kaldığı iddia edilen
herhangi bir rahatsızlığın, Sözleşme’nin 3. maddesinin uygulanabilirliğini
gerektiren asgari ciddiyet seviyesine ulaşmadığını savunmaktadır. Birinci
başvuran ile ilgili olarak, maddi koşullara hak kazanmadığını ve geçiş
bölgesinde yürürlükte olan düzenlemelerin temel ihtiyaçlarını karşıladığını
iddia etmektedir. Hükümet, Mahkeme’yi, bu şikâyeti konu bakımından
(ratione materiae) Sözleşme hükümleriyle uyumsuz veya açıkça dayanaktan
yoksun olması nedeniyle kabul edilemez ilan etmeye davet etmektedir.
38. Başvuranlar, geçiş bölgesindeki kabul koşullarının, Sözleşmenin 3.
maddesi anlamında insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele anlamına geldiğini
iddia etmektedir.
2. Mahkeme’nin Değerlendirmesi
39. Mahkeme, başvuranların geçiş bölgesindeki yaşam koşullarına
ilişkin olarak Sözleşme'nin 3. maddesi kapsamındaki şikayetlerinin,
belirlenmesi esasların incelenmesini gerektiren karmaşık hukuki ve olgusal
meseleleri gündeme getirdiği kanaatindedir.
40. Bu nedenle Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşmenin 35 § 3 maddesi
anlamında açıkça temelsiz veya başka herhangi bir gerekçeyle kabul
17
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
edilemez olmadığını düşünmektedir. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir
olduğuna karar verilmelidir.
B. Esas
1. Tarafların iddiaları
(a) Başvuranlar
41. Başvuranlara göre, geçiş bölgesindeki standart altı tutma (yukarıdaki
10-20 arası paragraflarda açıklandığı gibi) – içerisinde üç küçük çocuk ve
ciddi sağlık sorunları olan hamile bir kadın bulunan sığınmacı bir aile olarak
belirli koşulları göz önüne alındığında– Sözleşme'nin 3. maddesine aykırı
bir şekilde insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele boyutuna ulaşmıştır.
Başvuranlar, Mahkeme’nin göçmen çocukların tutulmasına ilişkin
içtihadına dayanarak, çocukların aşırı savunmasızlığını ve yaşlarını,
kendilerinden bağımsız olmadığını ve statülerinin bulunmadığını
vurgulamaktadır.
42. Birinci başvurana ilişkin olarak, ayrıca, Kabul Koşulları
Yönergesi'ni ihlal edecek şekilde, GSB tarafından usulüne uygun gerekçeli
bir karar tebliğ edilmeden veya kendisine yargısal denetime başvurma
imkânı verilmeden, kabul koşullarının otomatik olarak reddedildiğini ileri
sürmektedirler (yukarıdaki 27 paragrafa bakınız). Başvuranlara göre, birinci
başvuran tamamen yiyecek de dahil olmak üzere temel ihtiyaçları karşılama
yükümlülüğü altında olan devletin desteğine bağımlıydı ve geçiş bölgesinde
kaldığı süre boyunca yiyecekten tamamen mahrum bırakılmasına neden
olacak şekilde devlet, sorumluluğu birinci başvuranın kendisine veya hayır
kurumlarına yüklememeliydi. Birinci başvuran, hayatta kalabilmek için
ailesinden yiyecek almaya, başkalarından dilenmeye veya çöp kutularında
artık aramaya zorlanırken, yetkililer kayıtsız kalmış ve ayrıca Mahkeme'nin
ihtiyati tedbir kararına uymamıştır (aşağıdaki 104. paragrafa bakınız).
(b) Hükümet
43. Hükümet, geçiş bölgelerindeki sığınmacıların gıda, hijyen ve
barınma açısından en temel ihtiyaçlarını karşılayabildiklerini ve hiç
kimsenin en aşırı yoksulluk durumunda veya ciddi bir yoksunluk veya
ihtiyaç durumunda bırakılmadığını ileri sürmektedir. Başvuranlar geçiş
bölgesinde yalnızca kısa bir süre için ağırlanmışlardır; bu arada yetkililer,
başvuranlara Macaristan'a giriş izni verilip verilmeyeceğine karar vermek
için uygun hızda ve gerekli özeni göstererek hareket etmişlerdir.
44. Hükümet, ayrıca, başvuranların hassas durumunun geçiş bölgesinde
kendilerine sağlanamayan herhangi bir özel muamele gerektirmediğini
belirtmektedir. Çünkü maddi kabul koşulları hamile kadınlara ve küçük
çocuklu ailelere uygun şekilde uyarlanmıştır. Hükümet’e göre, özellikle,
başvuran anneye, doğum öncesi tıbbi bakım da dahil olmak üzere, Macar
18
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
sağlık sistemi içindeki Macar vatandaşları ile en azından eşit kalitede yeterli
tıbbi bakım sağlanmıştır. Çocuklar genel olarak sağlıklıydı ve gerektiğinde
(uzman) tıbbi hizmetlere erişebiliyorlardı. Çocuklar için örgün eğitim gibi
uzun vadeli entegrasyonu amaçlayan tüm sosyal hizmetler tam olarak
sağlanmamış olsa bile, Hükümet’e göre bu, insani muamele standartlarına
aykırı kabul edilmemelidir.
45. Birinci başvuran ile ilgili olarak, Hükümet, sığınma makamlarının
üçüncü sığınma başvurusunu işleme koyduğunu ve bu başvuranın maddi
kabul koşullarını alma hakkına sahip olmadığını iddia etmektedir
(yukarıdaki 27. paragrafa bakınız). Ne olursa olsun, birinci başvurana
ailesiyle birlikte geçiş bölgesinde barınma imkânı verilmiştir. Kendisine
ücretsiz yemek verilmemiş olmasına rağmen, birinci başvuran aç
bırakılmamıştır. Aile üyelerine, kendisiyle paylaşabilecekleri yeterli
miktarda uzun ömürlü yiyecek dağıtılmıştır. Birinci başvuran sosyal hizmet
görevlilerinin yardımıyla yiyecek alabiliyordu ve bunu da birkaç kez yaptığı
iddia edilmiştir. Ayrıca, bölgedeki hayır kurumları düzenli olarak yiyecek
dağıtmış ve birinci başvuran, ailenin yeterli gıda malzemesine sahip
olduğunu belirterek birkaç kez yiyecek almayı reddetmiştir. Hükümet’e
göre birinci başvuran ayrıca açlık grevine gitmişti, dolayısıyla ortaya çıkan
açlık ve kilo kaybı Macar yetkililere atfedilemez.
2. Müdahil olan üçüncü taraf
46. BMMYK, Macaristan'daki geçiş bölgesinde tutulan ve özel
ihtiyaçları olan sığınmacıların tedavisi ile ilgili yürürlükte olan yerel yasal
çerçeveyi ve uygulamayı ele almış ve sığınmacıların kabulüne ilişkin ilgili
ilkelerin bir yorumunu sağlamıştır. BMMYK, bölgedeki sığınmacıların
nitelikli pratisyen hekimler tarafından psikolojik ve psikiyatrik tedavi
görmediğini belirtmektedir. Bu hizmet şimdi bölgede sağlanmış olmasına
rağmen, ilgili zamanda, hiçbir doğum hemşiresi geçiş bölgesine
gelmemiştir.
47. BMMYK, geçiş bölgesinde tutulan müteakip/mükerrer sığınma
başvurusunda bulunanların yetkili yardım kuruluşlarından soğuk yiyecek
şeklinde (meyve ve sebzeler olmadan) gıda yardımı almalarına izin
verildiğini, ancak bu tür bir yardımın her zaman veya her durumda
sağlanmadığını bildirmektedir.
3. Mahkeme’nin Değerlendirmesi
(a) Genel esaslar
48. Mahkemenin yerleşik içtihadına göre, kötü muamelenin 3. madde
kapsamına girmesi için asgari bir ciddiyet seviyesine ulaşması gerekir. Bu
seviyenin değerlendirilmesi görecelidir ve davanın tüm koşullarına, esas
olarak muamelenin süresine, fiziksel veya zihinsel etkilerine ve bazı
durumlarda mağdurun cinsiyetine, yaşına ve sağlık durumuna bağlıdır.
19
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
Sığınmacıların tutulması ve yaşam koşulları ile ilgili olarak Mahkeme,
Khlaifia ve Diğerleri v. İtalya davasında ilgili genel ilkeleri özetlemiştir
([BD], no. 16483/12, §§158-69, 15 Aralık 2016) ve bunları burada
tekrarlamaya gerek yoktur.
49. Bununla birlikte, küçüklerin tutulmasının bu konuda belirli sorunları
gündeme getirdiği unutulmamalıdır, çünkü çocuklar, kendilerine eşlik
edilsin ya da edilmesin, son derece savunmasız kabul edilir ve özellikle
yaşları ve bir başkasına bağlı olmaları ve de aynı zamanda sığınmacı
statüleri ile ilgili özel ihtiyaçları bulunmaktadır (bakınız, Popov v. Fransa,
no. 39472/07 ve 39474/07, § 91, 19 Ocak 2012). 1989 tarihli Çocuk
Haklarına Dair Sözleşme'nin (1577 UNTS 3) 22 § 1 maddesi, devletleri,
mülteci statüsü talep eden çocukların, kendilerine anne veya babaları ya da
başkaları tarafından eşlik edilsin ya da edilmesin, uygun koruma ve insani
yardım almasını sağlamak için uygun önlemleri almaya teşvik etmektedir
(a.g.e.). Aynı şekilde, göçmenlerin tutulmasını düzenleyen Avrupa Birliği
yönergeleri, refakatli olsun ya da olmasın, küçüklerin yetkililerin özel
dikkatini gerektiren savunmasız bir kategori oluşturduğu görüşünü
benimsemektedir (yukarıdaki 27. paragrafa bakınız). Son yıllarda, Mahkeme
birkaç davada, refakatli küçüklerin göçmen gözaltı merkezlerinde tutulduğu
koşulların 3. maddeye uygun olup olmadığını incelemiştir (bakınız, S.F. ve
Diğerleri v. Bulgaristan, no. 8138/16, §§ 80-83, 7 Aralık 2017 ve burada
atıfta bulunulan davalar). Mahkeme özellikle şu üç etmenin bir araya
gelmesi nedeniyle 3. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir: çocuğun
yaşının küçük olması, tutma süresinin uzunluğu ve tesislerin çocukların
barınması için uygun olmaması (bakınız, A.B. ve Diğerleri v. Fransa, no.
11593/12, § 109, 12 Temmuz 2016).
50. Son olarak, Mahkeme, 3. maddenin sığınmacılara belirli bir yaşam
standardını sürdürmelerini sağlamak için mali yardım sağlama konusunda
herhangi bir genel yükümlülük getirdiği şeklinde yorumlanamayacağını
yinelemektedir (bakınız, Müslim v. Türkiye, no. 53566/99, § 85, 26 Nisan
2005 ve M.S.S. v. Belçika ve Yunanistan [BD], no. 30696/09, § 249, AİHM
2011). Yine de Mahkeme, tamamen Devlet desteğine bağlı olan bir
başvuranın insanlık onuru ile bağdaşmayan ciddi bir yoksunluk veya bir
yoksulluk hallerinde resmi makamların kayıtsızlığı ile karşı karşıya kaldığı
bir muamelenin 3. madde kapsamındaki Devlet sorumluluğunu
doğurabileceğini yinelemektedir. (bakınız, MSS v. Belçika ve Yunanistan,
yukarıda anılan, §§ 253 ve Budina v. Rusya (k.k.), no. 45603/05, 18 Haziran
2009).
(b) İlkelerin mevcut davaya uygulanması
51. Mahkeme, – Ilias ve Ahmed ([BD], no. 47287/15, §§ 186-94, 21
Kasım 2019) davasında– başvuranların Röszke geçiş bölgesinde yetişkin
sığınmacı olarak yaşadıkları yaşam koşullarını zaten analiz etmiştir. Bu
davada Mahkeme, – özellikle, bölgedeki tatmin edici maddi koşullara,
20
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
başvuranların burada nispeten kısa kalış sürelerine (23 gün) ve diğer
sığınmacılar, BMMYK temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve bir avukatla
temas kurma imkanına dikkat çekerek– başvuranların Röszke geçiş
bölgesinde yirmi üç gün boyunca karşılaştıkları koşulların 3. madde eşiğine
ulaşmadığı sonucuna varmıştır.
52. Mahkeme, barınma, hijyen ve gıda ve tıbbi bakıma erişim açısından
geçiş bölgesindeki yaşam koşullarının, CPT tarafından 2017 Raporunda
onaylandığı gibi, sığınmacıları sınırlı bir süre için tutmak için genel olarak
kabul edilebilir olduğunu düşünmektedir (yukarıdaki 30. paragrafa bakınız).
Ancak, Mahkeme, her ikisinin de temel ihtiyaçları Macar makamları
tarafından karşılanan yetişkin sığınmacılar olan Ilias ve Ahmed'in (yukarıda
adı geçen) durumundan farklı olarak, bu davadaki başvuranların
durumunun, birinci başvuranın mükerrer sığınmacı statüsü, çocuk
başvuranların yaşının küçük olması ve başvuran annenin hamileliği ve ciddi
sağlık durumu ile nitelendirildiğini tespit etmiştir (karşılaştırınız, Ilias ve
Ahmed, yukarıda anılan, § 192). Ayrıca, Mahkeme başvuranların 19 Nisan-
15 Ağustos 2017 tarihleri arasında Röszke geçiş bölgesinde yaşadıkları
yaşam koşullarına ilişkin şikayetlerinin iki yönlü olduğunu belirtmektedir.
Başvuran çocuklar ve başvuran anne, tutma koşullarının hassasiyetleri
açısından yetersiz olduğundan şikayetçi olmaktadır. İlk başvuran ise
özellikle geçiş bölgesindeki yiyeceklerden mahrum bırakıldığından şikâyet
etmektedir. Başvuranlar tarafından ileri sürülen iddialardaki farklılıklar göz
önüne alındığında, Mahkeme şikayetlerini ayrı ayrı incelemeyi uygun
görmektedir.
(i) Birinci başvuran
53. Birinci başvuran ile ilgili olarak, Mahkeme, MSS v. Belçika ve
Yunanistan davasındaki başvuran gibi (yukarıda anılan), mevcut davadaki
başvuranın maddi zamanda bir sığınmacı olduğunu belirtmektedir
(karşılaştırınız, Hunde, yukarıda anılan, § 55). Mahkeme, başvuranın içinde
bulduğu durumun özellikle ciddi olduğunu gözlemlemektedir. Yaşayacak
bir yeri olmasına ve tıbbi bakıma erişimde herhangi bir zorluk
bildirmemesine rağmen, başvuran neredeyse dört ay boyunca en temel
ihtiyaçlarından birini -yiyecek- karşılayamadan çok aşırı bir yoksulluk
durumunda yaşadığını iddia etmektedir (karşılaştırınız, MSS v. Belçika
ve Yunanistan, yukarıda anılan, § 254). Dava dosyası, birinci başvuranın
Röszke geçiş bölgesinde ne sıklıkta ve hangi yiyeceklere erişebileceğini tam
olarak açıklamamaktadır. Bununla birlikte, Macar makamlarının bölgede
kaldığı süre boyunca başvurana ücretsiz yemek vermeyi reddettiği de
tartışmasızdır (yukarıdaki 24. paragrafa bakınız).
54. Mahkeme, Kabul Koşulları Yönergesi uyarınca, yetkililerin ilke
olarak sığınmacılara maddi kabul koşullarının sağlanmasını temin etmeleri
gerektiğini gözlemlemektedir (yukarıdaki 27. paragrafa bakınız). İlgili
zamanda Macar makamlarının başvuranın üçüncü sığınma başvurusunu
21
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
işleme koyduğu (yukarıdaki 6. paragrafa bakınız) ve onu mükerrer
sığınmacı olarak değerlendirdiği (yukarıdaki 21 ve 24. paragraflara bakınız)
dikkate alınmalıdır. Bu bağlamda Mahkeme, Macaristan'ın, tekrar sığınma
talebinde bulunan birinci başvuranın maddi kabul koşullarını azaltmaya ve
hatta geri almaya karar vermesine ilke olarak izin verildiğini not etmektedir
(Kabul Koşulları Yönergesi’nin 20 (1)(c) maddesi, yukarıdaki 27. paragrafa
bakınız). Bununla birlikte, Yönerge kapsamında Macar makamlarının
üzerine düşen yükümlülükler açısından bu tür herhangi bir karar, geri alma
veya azaltma için gerekçeler içermeli ve orantılılık ilkesini dikkate almalıdır
(Madde 20(5)). Mahkeme, GSB'nin birinci başvuran ile ilgili olarak maddi
kabul koşullarının, özellikle de gıda yardımının geri alınması veya
azaltılmasına ilişkin böyle bir kararı hakkında bilgilendirilmemiştir.
55. Mahkeme,
Hükümet’in
(i)
aile
üyelerine
kendisiyle
paylaşabilecekleri yeterli miktarda uzun ömürlü yiyecek dağıtıldığına, (ii)
bölgedeki sosyal hizmet uzmanlarının yardımıyla başvuranın yiyecek satın
alabildiğine ve (iii) yardım kuruluşlarının gıda dahil olmak üzere başvuranın
temel ihtiyaçlarını karşıladığına dair beyanlarını dikkate almaktadır
(yukarıdaki 45. paragrafa bakınız). Birinci başvuran, diğer sığınmacıların
artıklarını yemeye ve yemek için yalvarmaya zorlandığını, Hükümet
tarafından belirtilen diğer gıda düzenlemelerini gerçekleştirmenin zor
olduğunu ileri sürerek Hükümet'in iddialarına itiraz etmektedir (yukarıdaki
42. paragrafa bakınız). BMMYK sunduğu üçüncü taraf beyanında, geçiş
bölgesinde tutulan mükerrer sığınma başvurusu sahiplerinin belirli yardım
kuruluşlarından soğuk gıda maddeleri şeklinde gıda yardımı almalarına izin
verildiğini ama bu tür yardımların her zaman yapılmadığını doğrulamaktadır
(yukarıdaki 47. paragrafa bakınız). Bu bağlamda, geçiş bölgesindeki
sığınmacıların temel ihtiyaçlarının aslında sivil toplum kuruluşları
tarafından karşılanabileceğini kaydederken, Mahkeme, Hükümet ile geçiş
bölgesinde gıda yardımı sağladığı iddia edilen kuruluşlar arasında mevcut
düzenlemelerin yasal kesinliğini sağlayacak herhangi bir yasal anlaşma veya
güvencenin bulunmamasından endişe duymaktadır. Hükümet’in, birinci
başvuranın gıdanın kalitesi, sıklığı ve kendisine fiilen nasıl sağlandığı
hakkında herhangi bir bilgi olmaksızın yeterli gıda stoğuna sahip olduğuna
dair genel açıklamalarını ve başvuranın aç kalmadığı yönündeki iddialarını
destekleyen belge sunmamasını göz önünde bulundurarak Mahkeme,
başvuranın geçiş bölgesinde gıda bulunabilirliğine ilişkin iddialarının
yeterince doğrulanmış olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindedir.
56. Ayrıca, Mahkeme, başvuranın geçiş bölgesini yalnızca Sırbistan
yönünde terk edebileceği ve bu nedenle Macaristan'daki sığınma talebinin
incelenmesini kaybedeceği gerçeğini göz ardı edemez (bakınız, Ilias ve
Ahmed, yukarıda anılan, § 247). Mahkeme, Röszke transit bölgesindeyken,
başvuranın en temel insani ihtiyaçları için Macar makamlarına tamamen
bağımlı olduğunu ve onların kontrolü altında olduğunu yinelemektedir
(a.g.e., § 186).
22
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
57. Yukarıdakileri dikkate alarak Mahkeme, Hükümet'in iddialarının
(yukarıdaki 45. paragrafa bakınız), yerel makamların geçiş bölgesinde
kaldığı dört ay boyunca, başvuranın durumunu gerektiği gibi
değerlendirmeden ve bu konuda gerekçeli bir karar vermeden birinci
başvurana yiyecek sağlamadığı gerçeğini değiştirmediğini düşünmektedir.
Kısacası, Macar yetkili makamları, başvuranın orada yaşadığı bağımlılık
durumunu dikkate almadılar. Yukarıdaki hususlar, Mahkeme’nin, Macar
makamlarının birinci başvuranın geçiş bölgesindeki temel geçimini
sağlayamamasının bir sonucu olarak, birinci başvuranın kendisini birkaç ay
boyunca Sözleşmenin 3. maddesi ile bağdaşmayan bir durumda bulduğu
sonucuna varmasını sağlamak için yeterlidir.
Sonuç olarak, birinci başvuran açısından bu hüküm ihlal edilmiştir.
(ii) İkinci başvuran ve çocuk başvuranlar
58. Mahkeme, başlangıçta, Kabul Koşulları Yönergesi’nin IV. Bölümü
uyarınca, yetkililerin ilke olarak, her iki kategoride de Yönerge tarafından
hassas kabul edilen küçüklerin ve hamile kadınların özel durumunu dikkate
almakla ve sığınma prosedürleri boyunca statüleriyle bağlantılı herhangi bir
özel kabul ihtiyaçlarını değerlendirmek ve izlemekle yükümlü olduklarını
gözlemlemektedir (yukarıdaki 27. paragrafa bakınız). Ayrıca, bireysel bir
değerlendirmeden sonra özel ihtiyaçları olduğu tespit edilen küçükler ve
hamile kadınlar, Sığınma Kanunu (Kanunun 2k maddesi, yukarıdaki 24.
paragrafa bakınız) kapsamında ayrıcalıklı muamele için uygun bulunmuştur.
Mahkeme, başvuranların iç hukuk kapsamındaki durumuna ilişkin kendi
değerlendirmesini ulusal makamların değerlendirmesinin yerine koyamaz
(bakınız, Ilias ve Ahmed, yukarıda anılan, § 150). Bununla birlikte, mevcut
davada, Avrupa Birliği mevzuatı uyarınca hepsi özel ihtiyaca sahip olduğu
düşünülen çocuk başvuranların veya ikinci başvuranın özel ihtiyaçlarına
ilişkin bireyselleştirilmiş bir değerlendirmenin Macar makamları tarafından
yapılmadığı görülmektedir.
59. Mahkeme ayrıca, sırasıyla yedi aylık, altı yaşında ve yedi yaşında
olan çocuk başvuranlara, Röszke geçiş bölgesinde kaldıkları süre boyunca
anne ve babası tarafından eşlik edildiğini gözlemlemektedir. Bununla
birlikte, Mahkeme, bu gerçeğin, Macaristan Devletini, Sözleşme'nin 3.
maddesi kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin bir parçası olarak onları
koruma ve yeterli önlemleri alma görevinden muaf tutmaya yeterli
olmadığına karar vermiştir. (Bakınız, Muskhadzhiyeva ve Diğerleri v.
Belçika, no. 41442/07, §§ 57-8, 19 Ocak 2010).
60. Başvuranların geçiş bölgesinde kalmalarının fiziksel koşulları ile
ilgili olarak, Mahkeme, 19 Nisan 2017 tarihinde geçiş bölgesine geldikten
sonra başvuranlara aile olarak birlikte barınma imkânı verildiğini
gözlemlemektedir. Başvuranlar, başlangıçta sadece aileleri ağırlamak için
belirlenen bölümde kalmış (yukarıdaki 11. paragrafa bakınız) ve daha sonra,
yani 29 Haziran 2017 tarihinde tecrit bölümüne taşınmıştır (yukarıdaki, 13.
23
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
paragrafa bakınız). Mahkeme, fanların ve tentelerin yalnızca Ağustos 2017
tarihi itibariyle temin edildiğini dikkate almaktadır (yukarıdaki 11.
paragrafa bakınız). Başvuranların dış avluya ve klimalı bir ortak etkinlik
odasına sınırsız erişimi olmasına rağmen (yukarıdaki 30. paragrafa
bakınız), kendilerine yalnızca tecrit bölümünde klimalı bir yaşam
konteyneri sağlanmıştır (yukarıdaki, 13. paragrafa bakınız). Mahkeme,
başvuranların, aile bölümü barınma konteynerinde sıcağa maruz
bırakıldıklarına ve uygun havalandırmanın bulunmadığına dair iddialarından
endişe duymaktadır (yukarıdaki 11. paragrafa bakınız). Mahkeme, sıcağa
maruz kalmanın hafife alınamayacağını, çünkü bu koşulların kişinin refahını
ve aşırı durumlarda ise sağlığı etkileyebileceğini yinelemektedir (bakınız,
Aden Ahmed v. Malta, no. 55352/12, § 94, 23 Temmuz 2013). Buna göre,
bu geçiş bölgesindeki koşulların genel değerlendirmesinde göz ardı
edilemeyecek bir etmendir.
61. Tesislerin çocuklar için uygunluğu ile ilgili olarak, Mahkeme,
başvuranların barındığı her iki bölümdeki yaşam konteynerlerinde temel
mobilya ve çocuk bakım araç gereçlerinin bulunduğunu gözlemlemektedir.
Bununla birlikte, Hükümet, başvuranlar tarafından öne sürülen yatakların
çocuklar tarafından kullanılmaya uygun olmadığı iddiasını çürütmek için
herhangi bir kanıt sunmamıştır (bakınız, yukarıdaki 11. paragraf ve SF ve
Diğerleri v. Bulgaristan, yukarıda anılan, § 88). Ayrıca çocuk başvuranlar,
oyun oynamak için ayrılmış tesislere erişebiliyor ve aile bölümündeki
çocuklar için özel olarak düzenlenen bazı etkinliklere katılabiliyorken, aile
tecrit bölümüne yerleştirildiğinde bu durum değişmiştir: bir buçuk aylık bir
süre boyunca hiçbir etkinlik düzenlenmedi ve çocuk başvuranların
erişebileceği bir oyun alanı yoktu (bakınız, yukarıdaki 13. paragraf ve
Popov, yukarıda anılan, §§ 95 ve 102). Mahkeme, bu bağlamda, tecrit
bölümünde, çocuk başvuranlar da dahil olmak üzere hiçbir başvuranın,
bölgedeki diğer sığınmacı aileler veya sivil toplum kuruluşları
temsilcileriyle hiçbir temasının bulunmadığını belirtmektedir.
62. Tıbbi hizmetlerin sağlanması ile ilgili olarak, Mahkeme, çocuk
başvuranların ve başvuran annenin geçiş bölgesinde kaldıkları süre boyunca
çeşitli durumlarda tıbbi tedavi (uzman tedavisi dahil) gördüğünü
belirtmektedir (yukarıdaki 18. paragrafa bakınız). Mahkeme, yerel
hastaneye tıbbi sevk sistemi ve ulaşım düzenlemesi (yukarıdaki 19.
paragrafa bakınız) gibi bölgede yürürlükte olan düzenlemelerin,
Sözleşme'nin 3. maddesi kapsamında bir sorun teşkil edecek nitelikte
olduğunu tespit etmemiştir. Başvuran annenin tıbbi muayeneleri sırasında
bir tercüman desteğinden yararlanmaması ile ilgili olarak (yukarıdaki 19.
paragrafa bakınız), Mahkeme, bir hastanın kendi dilini konuşan personel
tarafından tedavi edilme imkanının, Sözleşmenin 3. maddesinde yer alan
hakkın yerleşik bir bileşeni olmadığını belirtmektedir (bakınız, Rooman v.
Belçika [BD], no. 18052/11, § 151, 31 Ocak 2019). Ayrıca Mahkeme, 9
Ağustos 2017 tarihli hastane ziyaretinde doktorun isteği üzerine başvuran
24
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
anneye tercüme desteğinin sağlandığını belirtmektedir. Diğer hastane
ziyaretlerinde, dil engeli nedeniyle başvuran anneden bir tıbbi öykü
alınamamasına rağmen, Mahkeme, normalde mevcut olan tedaviye etkili
erişimini sınırlayan bu dil engeline dair herhangi bir kanıt bulamamıştır.
Bununla birlikte, endişe verici olan, en küçük çocuk başvurana ilişkin tıbbi
belgelerin olmaması ve başvuranların, CPT raporu (yukarıdaki 30. paragrafa
bakınız) tarafından da doğrulandığı üzere, bu yaşta tavsiye edilen aşılarının
yapılmadığına dair Hükümet tarafından da itiraz edilmeyen iddialarıdır.
Mahkeme ayrıca, geçiş bölgesi dışında özellikle ikinci başvuranın
jinekolojik muayeneleri sırasında (erkek) polis memurlarının önünde
uygulanan tıbbi tedavinin başvuranlarda bir dereceye kadar rahatsızlığa yol
açmış olması gerektiğini kabul etmektedir. Bu iddiaya Hükümet tarafından
itiraz edilmemiştir (bakınız, yukarıdaki 19. paragraf; ayrıca Aden Ahmed,
yukarıda anılan, § 95).
63. Mahkeme’yi daha fazla endişelendiren husus, olayların meydana
geldiği tarihte geçiş bölgesinde travma geçirmiş sığınmacılar için
profesyonel psikolojik yardımın bulunmamasıdır. Mahkeme, başvuranların,
ikinci başvuranın (başvuran anne) Afganistan'daki travma nedeniyle uzun
süredir zihinsel sağlık sorunları yaşadığı ve Sırbistan'da yardım aldığı,
ancak geçiş bölgesinde herhangi bir psikolojik veya psikiyatrik tedavi
almadığı yönündeki iddiasını dikkate almaktadır. Hükümet, özellikle
durumu yetkililerin dikkatine sunulan başvuran annenin neden bir psikiyatr
tarafından muayene edilmediğini açıklamamıştır. Mahkeme ayrıca,
başvuranlar tarafından sunulan tıbbi belgeye dayanmak zorunda kalmadan
(yukarıdaki 20. paragrafa bakınız), Röszke geçiş bölgesinin ailelere tahsis
edilmiş bölümlerinde bile (yukarıdaki 30. paragrafa bakınız) bir hapishane
ortamına benzeyen unsurların varlığının ve özellikle küçük bir çocuk için
zor olan tutma sırasında doğabilecek kısıtlamaların, başvuranların
çocuklarında kaygı ve psikolojik rahatsızlık yaratmış olması gerektiğini
tespit etmiştir. Bu durum aynı zamanda çocukların gözünde ebeveyn
imajının bozulmasına da neden olmuş olmalıdır (bakınız, gerekli
değişikliklerin yapılması şartıyla, A.B. ve Diğerleri v. Fransa, §113 ve
Popov, § 101, her ikisi de yukarıda anılmıştır). Örneğin, çocuk başvuranlar
da dahil olmak üzere tüm başvuranlara, tıbbi muayene randevuları amacıyla
bile olsa bölümler arasında hareket ederken muhafızlar ve geçiş bölgesini
terk etmek zorunda kaldıklarında ise silahlı polis memurları tarafından eşlik
edilmiştir (yukarıdaki 19. paragrafa bakınız). Ayrıca, başvuranlar sürekli
olarak güvenlik kontrollerine tabi tutulmuşlardır (yukarıdaki 14. paragrafa
bakınız).
64. Son olarak, Mahkeme başvuranların kalış sürelerini not etmektedir;
başvuranlar Röszke geçiş bölgesinde üç ay yirmi yedi gün tutulmuşlardır.
CPT kendi raporunda geçiş bölgesinde çocuklu ailelerin durumunu
gündeme getirerek, buradaki yaşam koşullarının onları uzun süre tutmak
için yeterli olmadığını ve kalış sürelerinin mümkün olduğunca çok kısa
25
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
olması gerektiğini belirtmiştir (yukarıdaki 30. Paragrafa bakınız). Mahkeme,
tutmanın kısa sürdüğü durumlarda yukarıda belirtilen koşulların, davanın
koşullarına bağlı olarak, 3. maddeyi uygulamak için gereken ciddiyet
eşiğine ulaşamayacağı, daha uzun bir süre söz konusu olduğunda ise
bunların tekrarlanmasının ve birikmesinin, bunlara maruz kalanlar için
zorunlu olarak zararlı sonuçları olacağını düşünmektedir (karşılaştırınız,
İlias ve Ahmed, yukarıda anılan, § 193). Mahkeme, bu maddenin
uygulanması için zaman geçişinin birincil önemini yinelemektedir
(karşılaştırınız, A.B. ve Diğerleri v. Fransa, yukarıda anılan, § 114).
65. Sonuç olarak, çocuk başvuranların yaşının küçüklüğü, başvuran
annenin hamileliği ve sağlık durumu ve başvuranların yukarıda belirtilen
koşullarda geçiş bölgesinde kalış sürelerini dikkate alarak Mahkeme,
şikâyet edilen durumun, çocuk başvuranları ve başvuran anneyi,
Sözleşme'nin 3. maddesini uygulamak için gereken şiddet eşiğini aşan bir
muameleye maruz bıraktığını tespit etmiştir (karşılaştırınız Ilias ve Ahmed,
yukarıda anılan, § 194).
Bu nedenle, çocuk başvuranlar ve başvuran anne ile ilgili olarak bu
hüküm ihlal edilmiştir.
III. SÖZLEŞME'NİN 3. MADDESİ İLE BAĞLANTILI OLARAK 13.
MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
66. Başvuranlar, geçiş bölgesindeki yaşam koşullarından şikâyet etmek
için ellerinde etkili bir çözüm yolunun bulunmadığını iddia etmektedir.
Ayrıca, birinci başvuranın davasındaki kabul koşullarının reddinin, bu
konuda herhangi bir karar verilmeksizin veya reddine itiraz edecek çözüm
yolları olmaksızın otomatik olarak yapıldığını iddia etmektedirler.
Başvuranlar, Sözleşme'nin 3. maddesi ile bağlantılı olarak 13. maddeye
dayanmaktadır. Söz konusu madde aşağıdaki gibidir:
“Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu
ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa
dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.”
67. Hükümet, başvuranların Sözleşmenin 3. maddesi uyarınca ileri
sürülebilir bir iddialarının olmadığını ve bu nedenle 13. madde
kapsamındaki şikayetlerinin konu bakımından (ratione materiae) kabul
edilemez olarak ilan edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Hükümet,
alternatif olarak, başvuranların geçiş bölgesindeki maddi koşullarla ilgili
olarak kendilerine sunulan çeşitli çözüm yollarına sahip olmaları nedeniyle
bu şikâyetin açıkça temelsiz olduğunu savunmaktadır; başvuranlar özellikle,
sığınma makamına şikayette bulunabilir, başka bir giriş öncesi barınma
tesisine transfer edilmeyi talep edebilir ve kişilik haklarının ihlali nedeniyle
hukuk davası açabilirlerdi.
68. Mahkeme, başvuranların tutulma koşulları ile ilgili olarak 3. madde
kapsamındaki şikayetlerini kabul edilebilir ilan etmiş ve bu hükmün ihlal
26
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
edildiğini tespit etmiştir (yukarıdaki 57 ve 65. Paragraflara bakınız). Bu
nedenle, söz konusu şikayetler, Sözleşme'nin 13. maddesinin amaçları
doğrultusunda "ileri sürülebilir" şikayetlerdir (bakınız, Khlaifia ve
Diğerleri, yukarıda anılan, §§ 268-69) ve bu nedenle Sözleşme'nin 13.
maddesi kapsamındaki şikayetler kabul edilebilir ilan edilmelidir.
69. Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettikten sonra
(yukarıdaki paragraflar 57 ve 65. paragraflara bakınız) ve iddia edilen usul
eksikliklerinin bu madde kapsamında yeterince incelendiği göz önüne alarak
(yukarıdaki 54 ve 58. paragraflara bakınız) Mahkeme, aynı iddia edilen
eksikliklerle ilgili olarak 13. madde kapsamındaki şikâyeti incelemeyi
gerekli görmemektedir.
IV. SÖZLEŞME’NİN 5 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
70. Başvuranlar, Sözleşme'nin 5 § 1 maddesi ihlal edilerek geçiş
bölgesinde tutulduklarından şikayetçi olmaktadır. Söz konusu hükmün ilgili
kısımları aşağıdaki gibidir:
“1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında
ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse
özgürlüğünden yoksun bırakılamaz: ...
(f) Kişinin, usulüne aykırı surette ülke topraklarına girmekten alıkonması veya
hakkında derdest bir geri gönderme ya da iade işleminin olması nedeniyle yasaya
uygun olarak yakalanması veya tutulması;
A. Kabul edilebilirlik
1. Tarafların iddiaları
71. Hükümet, başvuranların kendi iradeleriyle geçiş bölgesine
girdiklerini ve herhangi bir zamanda Sırbistan yönünde ayrılmakta özgür
olduklarını vurgulamaktadır. Hükümet’e göre ülkeye giriş hakları hakkında
karar verilene kadar başvuranların Macaristan yönündeki hareket
özgürlüklerinin kısıtlanması, kabul prosedürünün doğasında var olan bir
sınırlamadır. Başvuranların geçiş bölgesindeki geçici barınmaları,
Sözleşme'nin 5. maddesi anlamında özgürlükten mahrum bırakılmaları
anlamına gelmemiştir.
72. Başvuranlar, geçiş bölgesine yerleştirilmelerinin, hakkında herhangi
bir gözaltı kararı verilmemiş fiili bir özgürlükten mahrum bırakma anlamına
geldiğini ileri sürmektedir. Başvuranlara göre, geçiş bölgesine kendi
iradeleriyle girmiş olmaları, burada tutulmalarına rıza gösterdikleri
anlamına gelmemektedir. Bölgeyi Sırbistan yönünde terk etmiş olsalardı, bu
onların sığınma taleplerine karşı kullanılabilirdi ve ayrıca geri gönderme
anlamına da gelebilirdi.
27
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
2. Müdahil olan üçüncü taraf
73. BMMYK, bir üçüncü taraf müdahil olarak, sığınmacıların
tutulmalarına ilişkin uluslararası ve Avrupa mülteci ve insan hakları
hukukunun ilgili ilkelerinin bir yorumunu sağlamıştır.
3. Mahkeme’nin Değerlendirmesi
74. Mahkeme, yabancıların kimliklerinin belirlenmesi ve göçmen
kayıtlarının yapılması amacıyla geçiş bölgelerinde ve kabul merkezlerinde
tutulması bağlamında dolaşım özgürlüğünün sınırlanması ile özgürlükten
mahrum bırakma arasındaki ayrımı belirlerken göz önünde bulundurduğu şu
etmenleri yinelemektedir: i) başvuranların bireysel durumları ve tercihleri;
ii) ilgili ülkede yürürlükte bulunan yasal rejim ve bu rejimin amacı; iii)
özellikle dava süresince başvuranların yararlandığı amaç ve usulî koruma
ışığında ilgili süre; ve iv) başvuranın yaşadığı ve etkilendiği fiili
kısıtlamaların niteliği ve derecesi (bakınız, Ilias ve Ahmed, yukarıda anılan,
§§ 217-18 ve Z.A. ve Diğerleri v. Rusya [BD], no. 61411/15 ve diğer 3
başvuru, § 138, 21 Kasım 2019). Ayrıca, İlias ve Ahmed (yukarıda anılan, §
- davasında, Büyük Daire karşılaştırılabilir bir şikâyeti incelemiş ve
başvuranların Röszke geçiş bölgesinde yirmi üç gün kalmasının fiili bir
özgürlükten yoksun bırakma teşkil etmediğini ve dolayısıyla 5. maddenin
uygulanamayacağını belirtmiştir. Mahkeme şimdi, yukarıda özetlenen
etmenlerin başvuranların özel durumuna uygulanmasının mevcut davada
farklı bir sonucu garanti edip etmediğini incelemelidir.
(a) Başvuranların bireysel durumu ve tercihleri
75. Başvuranların geçiş bölgesindeyken yalnızca sığınma başvurusunda
bulunabilecekleri gerçeğine ilişkin yürürlükteki yasal rejimde yapılan
değişikliklerle ilgili olarak (yukarıdaki 24. paragrafa bakınız), Mahkeme,
başvuranların Macaristan'da sığınma talebinde bulunmak amacıyla Röszke
geçiş bölgesine kendi inisiyatifleriyle girdiklerini düşünmektedir.
Başvuranlar ve seyahatleri hakkında bilinen gerçekleri göz önünde
bulundurarak Mahkeme, özellikle, bu kişilerin sınırı geçmeden önce
Sırbistan'da, bu ülkedeki yaşamlarına veya sağlıklarına yönelik doğrudan ve
acil bir tehdit nedeniyle değil, kendi özgür iradeleriyle birkaç ay
beklediklerini kaydetmektedir. Ayrıca, her halükarda, Macar makamlarının,
kabul edip etmemeye karar vermeden önce başvuranların iddiaları hakkında
gerekli doğrulamaları yapma ve bu iddiaları inceleme yetkisine sahip
olduğu da açıktır (bakınız,Ilias ve Ahmed, §§ 222-23 ve Z.A. ve Diğerleri v.
Rusya, §§ 140-42, her ikisi de yukarıda anılmıştır).
28
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
(b) Yürürlükteki yasal rejim, bu rejimin amacı ve bu amaç ışığında ilgili
süresi ve yararlanılan usuli koruma
76. Röszke geçiş bölgesi için yürürlükte olan iç hukuk rejiminin amacı,
yetkililer sığınmacıları Macaristan'a resmen kabul edip etmemeye karar
verirken bir bekleme alanı oluşturmaktı (bakınız, Ilias ve Ahmed, yukarıda
anılan, § 224). Başvuranlar, sığınma işlemlerinin sonucunu bekledikleri için
geçiş bölgesinde kalmışlardır (yukarıdaki 23. paragrafa bakınız).
77. Mahkeme, Devletlerin yabancıların kendi topraklarına girişini
kontrol etme hakkının, zorunlu olarak, kabul izninin ilgili gerekliliklere
uygunluk şartına bağlı olabileceğini ima ettiğini yinelemektedir. Bu
nedenle, diğer önemli etmenlerin yokluğunda, ülkeye girmek için başvuruda
bulunan ve giriş hakkının doğrulanması için kısa bir süre bekleyen bir
kişinin durumu Devlete yüklenebilecek özgürlükten yoksun bırakma olarak
tanımlanamaz, çünkü bu gibi durumlarda Devlet yetkilileri, gerekli
doğrulamaları yaparak kişinin ülkeye girme isteğini ele almaktan başka bir
adım atmamaktadır (bakınız, Ilias ve Ahmed, § 225 ve Z.A. ve Diğerleri v.
Rusya, § 144, her ikisi de yukarıda anılmıştır).
78. Mahkeme ayrıca, ilke olarak, başvuranın geçiş bölgesinde kalma
süresi bir sığınma talebinin incelenmesi için gereken süreyi önemli ölçüde
aşmadığı ve istisnai bir durum olmadığı sürece, bu sürenin kendi başına
Mahkeme’nin 5. maddenin uygulanabilirliğine ilişkin analizini belirleyici
bir şekilde etkilememesi gerektiğini yinelemektedir. Bu, özellikle bireylerin
sığınma taleplerinin işleme alınmasını beklerken, usul güvencelerinden ve
aşırı bekleme sürelerine karşı güvencelerden yararlandıkları durumlarda
geçerlidir. Geçiş bölgesinde kalış süresini sınırlayan ulusal yasal
düzenlemelerin varlığı bu bağlamda büyük bir öneme sahiptir (bakınız, Ilias
ve Ahmed, § 227 ve Z.A. ve Diğerleri v. Rusya, § 147, her ikisi de yukarıda
anılmıştır).
79. Mahkeme, Ilias ve Ahmed davasındaki durumdan farklı olarak
(yukarıda anılan § 226), bir sığınmacının geçiş bölgesinde azami kalış
süresini dört hafta ile sınırlayan hükmün mevcut davada geçerli olmadığını
(yukarıdaki 24. paragrafa bakınız) ve Hükümet’in başvuranların geçiş
bölgesinde azami kalış süresini belirleyen başka bir iç hükme işaret
edemediğini gözlemlemektedir. Mahkeme ayrıca, sığınma taleplerinin ele
alınması için sığınma prosedüründe öngörülen zaman sınırlamalarına
(GSB’nin sığınma başvurusu hakkında karar vermesi için tanınan altmış
günlük süre) mevcut davada uyulmadığını belirtmektedir (yukarıdaki 25.
paragrafa bakınız).
80. Ayrıca Mahkeme, başvuranların sığınma işlemlerinin sonucunu
beklerken geçiş bölgesinde yaklaşık dört ay geçirdikleri için, başvuranların
sığınma taleplerinin ele alınmasının hiç de hızlı olmadığını
gözlemlemektedir (yukarıdaki 22 ve 23 paragraflara bakınız ve
karşılaştırınız, Ilias ve Ahmed, yukarıda anılan, § 228). Mahkeme, özellikle,
birinci ve ikinci başvuranın evlilik cüzdanları ve başvuranların geçiş
29
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
bölgesine yerleştirilmesinden sadece iki ay sonra talep edilen DNA testi
hakkında uzman görüşü alınmasına ilişkin olarak yaşanan iki aydan fazla
gecikmeyi dikkate almaktadır (yukarıdaki 22. paragrafa bakınız). Bu arka
plana karşı, GSB’nin başvuranlar arasındaki aile bağlarının varlığını
doğrulamaya yönelik tedbirler alma yetkisi olmasına rağmen, Mahkeme
başvuranların durumunun Macar makamlarının herhangi bir kayıtsızlığından
veya özen göstermemesinden etkilenmediğini kabul edemez. Mahkeme,
dava dosyasının, en son 8 Haziran 2017 tarihinde görüşülen başvuranların,
geçiş bölgesinde kaldıkları süre boyunca, örneğin sığınma davalarının
incelenmesini zorlaştırma gibi, yürürlükteki yasal düzenlemelere
uymadıklarına veya iyi niyetle hareket etmediklerine dair hiçbir emare
içermediğini eklemektedir (bakınız, Z.A. ve Diğerleri v. Rusya, yukarıda
anılan, § 149).
(c) Başvuranlara uygulanan veya başvuranlar tarafından deneyimlenen fiili
kısıtlamaların niteliği ve derecesi
81. Macaristan yönünde Röszke geçiş bölgesini terk etmelerine izin
verilmezken, başvuranlar Sırbistan yönünde geçiş bölgesini her an terk
edebilirlerdi (yukarıdaki 24. paragrafa bakınız). Bu bağlamda, Mahkeme,
başvuranların Macaristan'daki sığınma taleplerinin incelenmesini kaybetme
riskinin ve Sırbistan'daki sığınma prosedürlerine yetersiz erişime ilişkin
korkularının (yukarıdaki 72. paragrafa bakınız) Sırbistan istikametinde geçiş
bölgesinden ayrılma ihtimalini sadece teorik hale getirmediğini
yinelemektedir. Bu nedenle, bu husus 5. madde açısından başvuranların
geçiş bölgesinde gönülsüz kalmalarını zorunlu kılacak bir etkiye sahip
değildir ve sonuç olarak, tek başına söz konusu hükmün uygulanabilirliğine
neden olamaz (bakınız, İlias ve Ahmed, yukarıda anılan, § 248).
82. Başvurucuların geçiş bölgesinde yaşadıkları koşullara ilişkin olarak,
Mahkeme, genel olarak, Ilias ve Ahmed (yukarıda anılan, § 232) davasında
olduğu gibi başvuranların barındığı geçiş bölgesindeki bölümün büyüklüğü
ve kontrol edilme şeklinin, belirli bir hafif rejim gözaltı tesisinin özelliğine
benzer bir şekilde, başvuranların dolaşım özgürlüğünü ciddi olarak
kısıtlayacak şekilde olduğunu gözlemlemektedir. Bu bağlamda, Mahkeme,
başvuranların, doğası gereği daha da kısıtlayıcı olan koşullar altında, geçiş
bölgesinin tecrit bölümünde bir buçuk ay geçirdiği gerçeğini göz ardı
edemez (yukarıdaki 13. paragrafa bakınız). Mahkeme ayrıca, bu koşullarla
ilgili olarak Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine dair tespitine atıfta
bulunmaktadır (yukarıdaki 57 ve 65. paragraflara bakınız).
(d) 5. Maddenin uygulanabilirliğine ilişkin sonuç
83. Yukarıdaki hususları özellikle, başvuranların azami kalış sürelerini
belirleyen herhangi bir ulusal yasal hükmün bulunmaması, söz konusu kalış
süresinin aşırı olması ve başvuranların sığınma taleplerinin ülke içinde
incelenmesindeki önemli gecikmelerin yanı sıra ilgili süre boyunca
30
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
başvuranların tutulduğu koşulları göz önünde bulundurarak, Mahkeme,
mevcut davanın koşulları altında, başvuranların geçiş bölgesinde
kalmalarının fiilen özgürlükten yoksun bırakma teşkil ettiğine karar
vermiştir (karşılaştırınız Ilias ve Ahmed, yukarıda anılan, § 249). Bu nedenle
bu davada Madde 5 § 1 uygulanmalıdır.
84. Mahkeme, başvurunun bu kısmının Sözleşme hükümleriyle konu
bakımından (ratione materiae) uyumsuz olmadığı sonucuna varmıştır.
Ayrıca, söz konusu şikâyet aynı hüküm çerçevesinde açıkça dayanaktan
yoksun veya başka bir gerekçeyle de kabul edilemez değildir, bu nedenle
kabul edilebilir ilan edilmelidir.
B. Esas
1. Tarafların iddiaları
85. Başvuranlar, şikâyet konusu tedbirin iç hukukta herhangi bir
dayanağının bulunmadığını ve davalarında özgürlükten mahrum bırakma
konusunda herhangi bir karar verilmediğini iddia etmektedir. Ayrıca,
başvuranlar Avrupa Birliği'nin bir Üye Devleti olan Macaristan'ın Kabul
Koşulları Yönergesi'nin 8. maddesi (yukarıdaki 27. paragrafa bakınız)
uyarınca hareket etme yükümlülüğü altında olduğunu ve buna göre Üye
Devletlerin bir kişiyi yalnızca sığınmacı olduğu için tutmaması gerektiğini
ileri sürmüşlerdir. Başvuranlar, geçiş bölgesinde tutulmalarının bireysel
değerlendirmeye tabi tutulması ve gerekli ve orantılı olması gerektiğini
vurgulamaktadır. Başvuranlara göre, GSB’nin geçiş bölgesine
yerleştirilmelerine ilişkin kararı, çocukların yüksek yararları hakkında
herhangi bir değerlendirmeden yoksundur ve geçiş bölgesinde tutulmalarına
karşı zorlayıcı olmayan seçeneklerin uygulanıp uygulanamayacağını
doğrulamamıştır.
86. Hükümet, Sözleşme'nin 5. maddesinin davaya uygulanabilir olsa
bile, özgürlükten yoksun bırakmanın Macar hukukunda yasal dayanağı
olduğunu ve 5 § 1 (f) maddesinin ilk bölümü uyarınca gerekçelendirildiğini
ileri sürmektedir. Bu bağlamda, Hükümet, sığınmacıların Macaristan
topraklarına girme ve burada kalma hakkına sahip olmadığını ve bunların
sığınma başvuruları sonuçlanıncaya kadar bir geçiş bölgesinde
barındırılmalarını öngören Sığınma Kanunu'nun (yukarıdaki 24. maddeye
bakınız) 80/J maddesine dayanmaktadır. Bu nedenle, devam eden sığınma
işlemleri, herhangi bir yargısal denetim veya yargısal inceleme
gerektirmeden, geçiş bölgesinde tutulmanın yasallığının tek şartıydı.
2. Mahkeme’nin Değerlendirmesi
87. Mahkeme, Z.A. ve Diğerleri v. Rusya davasında özetlendiği gibi
Sözleşmenin 5 § 1 (f) maddesinde yer alan genel ilkelere atıfta
bulunmaktadır (yukarıda anılan, §§ 159-63). Mahkeme, herhangi bir
31
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
özgürlükten yoksun bırakmanın, “hukuk kalitesi” kriterlerini karşılayan
“yasayla öngörülmüş usule uygun” olması ve keyfilikten arınmış olması
gerektiğini yinelemektedir. Özgürlükten yoksun bırakma söz konusu
olduğunda, genel hukuki kesinlik ilkesinin karşılanması ve bu nedenle iç
hukukta özgürlükten yoksun bırakma koşullarının açıkça tanımlanması ve
yasanın uygulanmasında öngörülebilir olması esastır (bakınız, Khlaifia ve
Diğerleri, yukarıda anılan, § 92, daha fazla referansla). Ayrıca, bir kişinin
bir yerde tutulması bireysel özgürlüğe büyük bir müdahale teşkil eder ve her
zaman titiz bir incelemeye tabi tutulmalıdır (bakınız, Z.A. ve Diğerleri v.
Rusya, yukarıda anılan, § 161).
88. Mahkeme, üye devletlerin sığınmacıların sınırlarına kitlesel geliş
dönemlerinde karşılaşabilecekleri zorlukların tamamen farkındadır. Keyfilik
yasağına bağlı kalarak, genellikle örneğin şu şartları sağlayan bir ulusal
hukuki rejimin 5. maddedeki kanunilik şartını yerine getirdiği kabul
edilebilir: bir geçiş bölgesinde özgürlükten yoksun bırakma kararı almaya
yetkili makamın ismi, emrin şekli, olası gerekçeleri ve sınırları, tutmanın
azami süresi ve Madde 5 § 4’e göre gerekli olduğu üzere, kullanılabilir
başvuru yolu (a.g.e., § 162).
89. Mevcut davaya dönersek, Mahkeme, başvuranların geçiş bölgesinde
tutulmasının 19 Nisan-15 Ağustos 2017 tarihleri arasında, yani üç ay yirmi
yedi gün sürdüğünü belirtmektedir. Hükümet’e göre, Sığınma Kanunu’nun
80/J maddesi söz konusu önlem için yasal dayanak sağlamaktadır
(yukarıdaki 24. paragrafa bakınız). Bu hüküm, sığınma başvurularının,
belirli istisnalar dışında, yalnızca geçiş bölgesinde yapılabileceğini ve
sığınma başvurusunda bulunanların sığınma başvuruları hakkında nihai bir
karar alınana kadar orada beklemek zorunda olduklarını belirtmektedir.
Mahkeme, kendi adına, söz konusu hükümde, geçiş bölgesinde tutma
olasılığına ilişkin herhangi bir atıf veya sığınmacıların bölgede tutulacakları
azami süreye ilişkin herhangi bir gösterge tespit edememektedir. Sonuç
olarak, Mahkeme, mevcut davada başvuranların tutulması için kesin olarak
tanımlanmış bir yasal dayanağın bulunmadığı sonucuna varmıştır (bakınız,
gerekli değişikliklerin yapılması şartıyla, Z.A. ve Diğerleri v. Rusya,
yukarıda anılan, § 164).
90. Mahkeme ayrıca, başvuranların geçiş bölgesinde tutulmasının fiilen,
yani pratik bir düzenleme konusu olarak gerçekleştiğini belirtmektedir.
Macar makamları, başvuran aile için geçiş bölgesinde tutulmaktan daha az
zorlayıcı olabilecek seçenek önlemlerin bireysel olarak değerlendirilmesi ve
ele alınması da dahil olmak üzere, tutmanın nedenlerini içeren yasal olarak
ilgili herhangi bir resmi karar sunmamıştır (bakınız, gerekli değişikliklerin
yapılması şartıyla, A.B. ve Diğerleri v. Fransa, yukarıda anılan, §§ 123-24;
ayrıca yukarıdaki 27. Paragrafta yer alan Kabul Koşulları Yönergesi’nin 8.
maddesine bakınız).
91. Başvuranların geçiş bölgesinde tutulmasının altında yatan nedenler,
Hükümet tarafından Sözleşmenin 5 § 1 (f) maddesi bağlamında atıfta
32
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
bulunulan nedenler olabilir. Bununla birlikte, gerçek şu ki, başvuranlar,
yetkililerin herhangi bir resmi kararı olmaksızın ve yalnızca kanunun genel
bir hükmünün aşırı geniş bir yorumu nedeniyle özgürlüklerinden mahrum
bırakılmışlardır – bu, Mahkeme’nin görüşüne göre, içtihatlarında belirtilen
gerekliliklerin gerisinde kalan bir prosedürdür.
92. Mahkeme,
başvuranların
geçiş
bölgesinde
tutulmasının,
Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin amaçları doğrultusunda “yasal” olarak kabul
edilemeyeceği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, söz konusu hüküm ihlal
edilmiştir.
V. SÖZLEŞME’NİN 5 § 4 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
93. Başvuranlar ayrıca, geçiş bölgesinde özgürlüklerinden mahrum
bırakılmalarının, Sözleşmenin 5 § 4 maddesini ihlal ederek, uygun yargı
denetimi ile giderilemediğinden şikayetçi olmaktadır. Söz konusu hüküm
aşağıdaki gibidir:
“4. Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma
işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve, eğer
tutulma yasaya aykırı ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkına
sahiptir.
A. Kabul edilebilirlik
94. Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesi anlamında
açıkça temelsiz veya başka herhangi bir gerekçeyle kabul edilemez
olmadığına dikkat çekmektedir. Dolayısıyla, şikâyetin kabul edilebilir
olduğuna karar verilmelidir.
B. Esas
95. Başvuranlar, geçiş bölgesinde tutulmalarına ilişkin kendilerine resmi
bir karar tebliğ edilmediği için, tedbirin hukuka uygunluğuna karşı hiçbir
şekilde itiraz edemediklerini ve yargı organı önünde serbest bırakılmalarını
talep edemediklerini belirtmektedirler.
96. Hükümet, sığınma makamının hukuka aykırı olarak kayıtsız
kalmasına ve sığınmacıların İdari Usul Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca
geçiş bölgesinde "giriş öncesi tutulması"nın keyfiliğine karşı etkili bir yargı
yolu bulunduğunu ileri sürmektedir (bakınız, Lokpo ve Touré v. Macaristan,
no. 10816/10, § 13, 20 Eylül 2011).
97. Mahkeme, başvuranların geçiş bölgesinde tutulmasının, özellikle
özgürlükten yoksun bırakma konusunu ele alan herhangi bir kararla
desteklenmeyen fiili bir önlemden oluştuğu yönündeki yukarıdaki
bulgusunu yinelemektedir (yukarıdaki 90. paragrafa bakınız). Ayrıca,
Hükümet tarafından önerilen idari çözüm, kişisel özgürlük sorunundan
ziyade başvuranların sığınma başvurularıyla ilgilidir. Bu koşullar altında
33
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
Mahkeme, başvuranların geçiş bölgesinde tutulmalarının -bu konuda resmi
bir karar bulunmamaktadır- yargısal denetimden geçmesini isteme imkanına
sahip olduklarını tespit edememiştir.
98. Bu nedenle Mahkeme, başvuranların, geçiş bölgesinde
tutulmalarının hukuka uygunluğu hakkında bir mahkeme tarafından hızlı bir
şekilde karar verilebilecek herhangi bir çözüm yoluna sahip olmadıkları
sonucuna varmalıdır.
99. Bu nedenle, Sözleşmenin 5 § 4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna
varılmıştır.
VI. SÖZLEŞME’NİN 34 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
100. Başvuranlar, Sözleşmenin 34. maddesi uyarınca, yetkililerin 19
Mayıs 2017 tarihinde Mahkeme tarafından belirtilen ihtiyati tedbir kararına
uymadığını iddia etmektedir. İlgili hüküm aşağıdaki gibidir:
“Bu Sözleşme veya protokollerinde tanınan haklarının Yüksek Sözleşmeci
Taraflar’dan biri tarafından ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu öne süren her
gerçek kişi, hükümet dışı kuruluş veya kişi grupları Mahkeme’ye başvurabilir. Yüksek
Sözleşmeci Taraflar bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını hiçbir surette engel
olmamayı taahhüt ederler.”
101. Mahkeme, başlangıçta, Sözleşmenin 34. maddesinde belirtilen
yükümlülüklere ve bunların (İç Tüzüğün) 39. maddesi ile öngörülen ihtiyati
tedbirler ile olan ilişkisine dair içtihatlarında belirtilen ilkelere atıfta
bulunmaktadır (örnek olarak bakınız, Paladi v. Moldova [BD], no.
39806/05, §§ 84-92, 10 Mart 2009). Bu ilkelere göre, bir davalı Devletin bir
ihtiyati tedbir kararına uyup uymadığını doğrulamak için başlangıç noktası,
ihtiyati tedbirin kendisinin formüle edilmesidir (a.g.e, § 91).
102. Mevcut davanın koşullarına dönersek, Mahkeme 19 Mayıs 2017
tarihinde, Macar Hükümeti'ne aşağıdaki hususu belirterek, Mahkeme İç
Tüzüğü'nün 39. maddesi uyarınca ilk tedbirin uygulanmasına karar
vermiştir:
“... başvuranların, mümkün olan en kısa sürede, üç küçük çocuğun ve hamile bir
kadının varlığı dikkate alınarak, Sözleşme’nin 3. maddesinin gerekliliklerine uygun
bir ortama yerleştirilmesi (özellikle bakınız, Popov v. Fransa, no. 39472/07 ve
39474/07, 19 Ocak 2012) ve Mahkeme’nin başvuranların durumundaki gelişmelerden
haberdar edilmesi.”
103. 30 Mayıs 2017 tarihli bir yazıyla başvuranlar, ihtiyati tedbire
rağmen hala geçiş bölgesinde tutulduklarını Mahkeme’ye bildirmişlerdir.
Başvuranlar, yasal temsilcileri tarafından GSB’ye gönderilen ve serbest
bırakılmalarını talep eden cevaplandırılmamış bir yazıya Mahkeme'nin
dikkatini çekmektedir. 7 Haziran 2017 tarihli yazısında Hükümet,
Sözleşmenin 34. maddesi kapsamındaki ihtiyati tedbir kararına uyma
yükümlülüklerine itiraz etmemiştir. Bunun yerine, Hükümet, Mahkeme’nin
34
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
belirttiği ihtiyati tedbir kararının başvuranların başka bir kabul merkezine
nakledilmesini gerektirmediğini ve geçiş bölgesi içinde bu tedbir kararına
uyulabileceğini iddia etmiştir. Hükümet, başvuranlar ve başvuranların özel
ihtiyaçları için yeterli barınma ve bakım sağladıkları geçiş bölgesindeki
koşulların 3. maddenin gerekliliklerini karşıladığını ileri sürmüştür. 34.
madde kapsamındaki şikayetlerini ileri sürdükleri başvuru formunda
başvuranlar, Mahkeme'nin 19 Mayıs 2017 tarihli, İç Tüzüğün 39. maddesi
kapsamındaki ihtiyati tedbir kararından sonra, geçiş bölgesindeki
yerleştirilme koşullarının iyileşmediğini, hatta bazı yönlerden daha da
kötüleştiğini ileri sürmüşlerdir.
104. Mahkeme, 7 Temmuz 2017 tarihinde Mahkeme'nin ilk ihtiyati
tedbir kararını yineleyerek ve ek olarak Macar Hükümeti’nin “birinci
başvuran için de düzenli yemek ve ikinci başvurana tıbbi muayeneleri
sırasında bir tercüman desteğinin sağlaması gerektiğini'' belirterek davada
ikinci bir ihtiyati tedbirin uygulanmasına karar verdiğini belirtmek
istemektedir.
105. Başvuranların, yalnızca bir açık kabul merkezine yerleştirmenin
Sözleşme'nin 3. maddesinin gerekliliklerine uygun olacağını belirttiği
anlaşılabileceğinden (yukarıdaki 103. paragrafa bakınız), Mahkeme, 19
Mayıs 2017 tarihli ihtiyati tedbir kararının, başvuranların barınması için
belirli bir tesise atıfta bulunmadığını veya Hükümet’in başvuranları geçiş
bölgesinin dışındaki bir kabul merkezine yerleştirmesini talep etmediğini
gözlemlemektedir (yukarıdaki
- paragrafa bakınız). Mahkeme,
başvuranların, geçiş bölgesindeki koşulların 19 Mayıs 2017 tarihli ihtiyati
tedbir kararının ardından kötüleştiği yönündeki iddialarının (yukarıdaki 103.
paragrafa bakınız) büyük ölçüde asılsız kaldığını belirtmektedir.
106. Mahkeme ayrıca, başvuranların Sözleşmenin 34. maddesi
kapsamındaki şikayetlerinin, aslında, davalı Devletin Sözleşmenin 3.
maddesi kapsamındaki yükümlülükleriyle ilgili olduğunu belirtmektedir.
Hükümet’in söz konusu ihtiyati tedbire fiilen uyup uymadığı sorusu, bu
nedenle, Sözleşme'nin 3. maddesi kapsamında başvuranlar tarafından ileri
sürülen şikayetlerin incelenmesiyle yakından ilgilidir.
107. Mevcut davada uygulanan ihtiyati tedbirlerin niteliği, tarafların
iddiaları ve başvuranların Sözleşme'nin 3. maddesi kapsamındaki
şikayetlerine ilişkin Mahkeme'nin bulguları dikkate alındığında (yukarıdaki
57 ve 65. paragraflara bakınız) – Mahkeme, başvuranların geçiş
bölgesindeki durumlarına ilişkin ortaya atılan temel hukuki sorunu
incelediğini ve Sözleşme'nin 34. maddesi kapsamındaki şikâyet hakkında
ayrı bir karar vermeye gerek olmadığını düşünmektedir (bakınız, gerekli
değişikliklerin yapılması şartıyla, Kamil Uzun v. Türkiye, no. 37410/97, §
64, 10 Mayıs 2007).
35
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
VII. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
108. Sözleşme'nin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve
ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen
ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir
tazmin verilmesine hükmeder.”
A. Zarar
109. Başvuranlar, manevi tazminat kapsamında 15.000 avro (EUR) talep
etmektedir.
110. Hükümet bu talebin aşırı fazla olduğunu savunmaktadır.
111. Mevcut davanın koşullarını ve bulunan ihlallerin niteliğini göz
önünde bulundurarak, Mahkeme, manevi tazminat olarak yetişkin
başvuranların her birine (birinci ve ikinci başvuranlar) 4.500 avro ve çocuk
başvuranların her birine 6.500 avro tutarında tazminat ödenmesini makul
görmektedir.
B. Masraf ve giderler
112. Mahkeme önündeki yargılamayla ilgili olarak, başvuranlar, saatlik
ücreti 150 avro üzerinden 121 saatlik yasal çalışmanın karşılığı ve bundan
başka 80 avro kırtasiye masrafı olmak üzere 18.070 avro talep etmektedir.
Avukat, Mahkeme önündeki davayı kazanmaları halinde başvuranların
kendisine ödeme yapacağı konusunda başvuranlarla anlaştıklarını
belirtmiştir.
113. Hükümet, başvuranlar tarafından yapılan alakasız beyanların sayısı
ve bunların diğer davalardaki beyanlara benzerliği göz önüne alındığında,
talep edilen masrafların zorunlu olarak yapılmadığını ve miktar olarak
makul olmadığını ileri sürmektedir.
114. Mahkeme'nin içtihatlarına göre, bir başvuran, ancak bunların fiilen
ve zorunlu olarak yapıldığının ve miktar olarak makul olduğunun
gösterilmesi halinde, masraf ve giderlerin geri ödenmesine hak kazanır.
Mevcut davada, elindeki belgeleri göz önünde bulunduran Mahkeme, kendi
önündeki yargılamalar kapsamında, kendilerine yüklenebilecek her türlü
vergi hariç olmak üzere, başvuranlara 5.000 avro tazminat ödenmesinin
makul olduğunu düşünmektedir.
C. Gecikme faizi
115. Mahkeme, gecikme faizi olarak, bu tutarlara, Avrupa Merkez
Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı faiz oranına üç puan
eklenerek elde edilecek oranın uygulanmasının uygun olduğuna karar
vermiştir.
36
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
BU NEDENLERLE MAHKEME,
1. oy birliğiyle başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. oy birliğiyle birinci başvuran bakımından Sözleşmenin 3. maddesinin
ihlal edildiğine;
3. oy birliğiyle diğer tüm başvuranlar (başvuran anne ile üç çocuk
başvuran) bakımından Sözleşmenin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
4. oy birliğiyle başvuranların Sözleşme’nin 13. maddesi kapsamındaki geri
kalan şikâyetlerinin kabul edilebilirliğini ve esasını incelemeye gerek
olmadığına;
5. Bire karşı altı oyla, Sözleşmenin 5 §§ 1 ve 4. maddesinin ihlal
edildiğine;
6. oy birliğiyle başvuranların Sözleşme’nin 34. maddesi kapsamındaki geri
kalan şikâyetlerinin kabul edilebilirliğini ve esasını incelemeye gerek
olmadığına;
7. Oybirliğiyle,
(a) davalı Devlet tarafından, Sözleşme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca,
kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme
tarihindeki geçerli döviz kuru üzerinden davalı Devlet’in para
birimine çevrilmek üzere başvurana aşağıda belirtilen miktarların
ödenmesine:
(i) manevi tazminat olarak, başvuranlar tarafından ödenmesi gereken
her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, birinci ve ikinci
başvuranların her biri için 4.500 avro (dört bin beş yüz Avro) ve
çocuk başvuranların her biri için 6.500 Avro (altı bin beş yüz
avro);
(ii) masraf ve giderler için, başvuranlar tarafından ödenmesi gereken
her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, başvuranlar için ortaklaşa
5.000 avro (beş bin avro);
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme
gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa
Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz
oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden
basit faiz uygulanmasına;
8. başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar
vermiştir.
37
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, Mahkeme İç
Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 2 Mart 2021 tarihinde
yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Ilse Freiwirth
Yonko Grozev
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı
Başkan
Bu kararın ekinde, Sözleşme’nin 45 § 2 maddesi ve Mahkeme İç
Tüzüğü’nün 74 § 2 maddesi uyarınca, Yargıç Mourou-Vikström’ün sunmuş
olduğu muhalif görüş yer almaktadır.
YGR
IF
38
R.R. VE DİĞERLERİ v. MACARİSTAN KARARI – MUHALİF GÖRÜŞ
YARGIÇ MOUROU - VIKSTRÖM'ÜN MUHALİF GÖRÜŞÜ
Çoğunluğun, bu davada Sözleşmenin 5 §§ 1 ve 4. maddelerinin ihlal
edildiği görüşüne katılamam.
Başvuranların geçiş bölgesine serbestçe girmiş olmaları ve her an
buradan ayrılabilecek olmaları, 5. madde açısından Röszke bölgesinde
kalmalarının istem dışı olduğu sonucuna varılamayacağı anlamına
gelmektedir. Bu nedenle, başvuranların Madde 5 §§ 1 ve 4 kapsamındaki
şikayetlerinin madde hükmünün konusu bakımından (ratione materiae)
uyumsuz olduğu dikkate alınmalıdır.
39
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.