CASE OF SERRANO CONTRERAS v. SPAIN (No. 2) - [Turkish Translation] by the Turkish Ministry of Justice
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
aihm
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
SERRANO CONTRERAS / İSPANYADAVASI (No. 2)
(Başvuru no. 2236/19)
İHLAL KARARI
Madde 6 § 1 (cezai) • Başvuranın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini tespit eden Avrupa Mahkemesi kararının çarpıtılması nedeniyle Yüksek Mahkeme önündeki yeniden gözden geçirme yargılamalarının adil olmaması • Mahkeme’nin önceki kararının icrası ile bağlantılı, ancak incelemeye izin verecek kadar belirgin olan şikâyet • Yüksek Mahkeme’nin incelemesinin kapsamı ışığında, mevcut davada yeniden gözden geçirme yargılamalarına ilişkin Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında sunulan güvenceler
STRAZBURG
26 Ekim 2021
İşbu karar, Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde öngörülen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Serrano Contreras / İspanya (no. 2) davasında,
Başkan,Georges Ravarani,
Hakimler,
Georgios A. Serghides,
María Elósegui,
Darian Pavli,
Anja Seibert-Fohr,
Peeter Roosma,
Andreas Zünd
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Milan Blaško’nun katılımıyla Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Üçüncü Bölüm),
İspanyol vatandaşı olan Bernardo Serrano Contreras’ın (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 17 Aralık 2018 tarihinde İspanya Krallığı aleyhine yapmış olduğu başvuruyu (no. 2236/19);
Başvurunun İspanya Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesi kararını
ve tarafların beyanlarını göz önüne alarak,
21 Eylül 2021 tarihinde yapılan kapalı müzakerelerin ardından,
Aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
GİRİŞ
1. Mevcut dava, Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli kararında Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermesinin ardından başvuranın mahkûmiyetinin yeniden gözden geçirilmesiyle ilgilidir.
OLAYLAR
2. Başvuran, 1953 doğumlu olup; Fernán Núñez’de (Córdoba) ikamet etmektedir. Başvuran, mesleğini Córdoba’da icra eden Avukat J.D. Pérez Aroca tarafından temsil edilmiştir.
3. Hükümet, görevlisi Eyalet Savcısı A. Brezmes Martínez tarafından temsil edilmiştir.
4. Dava konusu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
- Davanın geçmişi ve ilk Serrano Contreras kararı
5. Audiencia Provincial of Córdoba 11 Kasım 2003 tarihli bir kararıyla başvuranı ve diğer sanıkları kendilerine yöneltilen dolandırıcılık, resmi belgelerde sahtecilik ve ticari belgelerde sahtecilik suçlamalarından beraat ettirmiştir.
6. Davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun ardından, Yüksek Mahkeme, 14 Ekim 2005 tarihli kararıyla - duruşma yapmaksızın - başvuran ve diğer sanığı dolandırıcılık, resmi belgelerde sahtecilik ve ticari belgelerde sahtecilik yapmaktan suçlu bulmuştur. Başvuran dört yıl hapis cezasına çarptırılmış ve daha sonra hükmedilen zararları ödemesine karar verilmiştir.
7. Başvuran, 29 Eylül 2008 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 49183/08 sayılı başvuruyu yaparak, diğerlerinin yanı sıra, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca, yargılamaların adaletsizliği ve gereğinden uzun sürmesinden şikâyetçi olmuştur.
8. Mahkeme, 20 Mart 2012 tarihli kararıyla yargılamaların adilliği ve uzunluğu bakımından 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
9. Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli kararından önceki ulusal mahkemeler önündeki yargılamanın ayrıntıları, Serrano Contreras / İspanya, no. 49183/08, §§ 6-20, 20 Mart 2012 kararında belirtilmiştir.
- YENİDEN GÖZDEN GEÇİRME başvurusu ve müteakip itirazlar
10. Başvuran, Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli kararına dayanarak, Yüksek Mahkeme’ye yeniden gözden geçirme (“yeniden gözden geçirme başvurusu” – recurso de revisión ) başvurusunda bulunmuştur. Başvuran başvurusunda, dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve ticari belgede sahtecilik suçlarından mahkûm edildiği 14 Ekim 2005 tarihli Yüksek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
11. Yüksek Mahkeme, 19 Mayıs 2015 tarihli kararıyla, yeniden gözden geçirme başvurusunu kısmen kabul etmiş ve başvuranın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetini bozmuştur. Yüksek mahkeme, başvuranın dolandırıcılık ve ticari belgelerde sahtecilik suçundan mahkumiyetine ilişkin olarak, başvuranın yeniden gözden geçirme başvurusunu reddetmiştir. Bu işlemler tamamen yazılı olarak yürütüldüğünden, yeniden gözden geçirme işlemleri sırasında başvuran bizzat dinlenmemiştir. Yüksek Mahkeme, daha önce verilen dört yıllık hapis cezasını değiştirmemiştir. Başvuranın resmi belgelerde sahtecilik suçundan mahkumiyetine ilişkin olarak, Yüksek Mahkeme, 14 Ekim 2005 tarihli kararında, Audiencia Provincial Córdoba tarafından tespit edilen olay ve olgulara ilişkin bulgularını, halka açık bir duruşmada sunulmamış kanıtlara dayanarak değiştirdiğini kaydetmiştir. Başvuranın dolandırıcılık ve ticari belgelerde sahtecilik suçundan mahkûmiyetine ilişkin olarak, Yüksek Mahkeme şunları kaydetmiştir:
“... Mahkeme’nin tüm bu açıklamaları ve Audiencia Provincial ve Yüksek Mahkeme kararlarında yer alan olgusal ve hukuki mülahazaları dikkate almadığını ve işbu Dairenin kararında yer alan tüm mahkumiyetlere ilişkin olarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini beyan ettiğini varsaymak, söz konusu ihlale yol açan olgu bulgularının değiştirilmesinin, bu bulguların yalnızca bir kısmı ile ilgili olarak meydana geldiği en baştan açık olduğu göz önüne alındığında mantıklı olmayacaktır. Sonuç olarak, Mahkeme’nin açıklamalarının mantıksız bir şekilde yorumlanmasından kaçınmak adına, tüm bu ifadelerin etiketlerde sahteciliğe ilişkin olgularla sınırlı olduğu anlaşılmalıdır... Bunlar, istinafa ilişkin kararda tespit edilme şekli değiştirilen, nesnel ve öznel olan olgulardan ibarettir
Ticari belgelerde sahtecilik suçuna ilişkin olarak, Daire olguların tespit edilme şeklini değiştirmemiştir ...
Dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak, yalnızca [Yüksek Mahkeme tarafından] kamu makamları tarafından ileri sürülen ve .... ilk derece mahkemesince reddedilen .... bir tazminat talebinin varlığına yapılan atıf [Yüksek Mahkem’nin 14 Ekim 2005. kararında] değiştirilmiştir. Bu, temyiz aşamasında değiştirilen olguya ilişkin bir tespit unsuru değil, daha ziyade usuli bir işlemle ilgili bir açıklamadır...”
12. 21 Temmuz 2015 tarihinde başvuran, yargılamanın iptali için dava açmıştır.
13. Yüksek Mahkeme 18 Kasım 2015 tarihinde başvuranın itirazını reddetmiş ve 19 Mayıs 2015 tarihli kararı onamıştır.
14. Başvuran 19 Ocak 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine amparo temyiz başvurusunda bulunmuştur. Başvuran temyiz dilekçesinde, İspanya Anayasası’nın 14. maddesine (Ayrımcılık yasağı) ve 24. maddesine (Adil yargılanma hakkı) dayanmıştır.
15. Anayasa Mahkemesi, 20 Şubat 2017 tarihli kararla, Yüksek Mahkemenin yeniden gözden geçirme yargılamalarındaki görüşlerinin ve ulaştığı sonuçların makul ve ilgili kanun ve içtihatlara uygun olduğuna karar vermiş ve başvuranın amparo temyiz başvurusunu, herhangi bir temel hak ihlali bulunmadığından kabul edilemez bulmuştur.
- İlk Serrano Contreras kararının icrasına yönelik denetim
16. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (“Bakanlar Komitesi”), Sözleşme’nin 46 § 2 maddesi uyarınca Mahkeme kararlarının icrasını denetleme görevi kapsamında, yukarıda anılan Serrano Contreras davasında kararın icrası için İspanya tarafından önerilen ve alınan önlemleri incelemiştir. İspanya Hükümeti tarafından 15 Ocak 2013 ve 13 Aralık 2016 tarihlerinde sunulan eylem raporlarında (sırasıyla DH-DD(2013)36 ve DH-DD(2016)1215-rev belgeleri) açıklanan bu bireysel ve toplu tedbirler, başvuranın özel durumu bakımından Mahkeme tarafından hükmedilen adil tazmin tazminatının ödenmesini, başvuranın Mahkeme’nin ihlal tespiti temelinde yeniden gözden geçirme başvurusunda bulunabilmesini ve Mahkeme kararının yayınlanması ve dağıtılmasını ve bunun yanı sıra yasama düzeyinde diğer genel tedbirleri içermekteydi.
17. Bakanlar Komitesi, 22 Şubat 2017 tarihinde kabul edilen CM/ResDH(2017)69 sayılı İlke Kararıyla ve davalı Devlet tarafından alınan münferit ve genel tedbirleri göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 46 § 2 maddesi kapsamındaki işlevlerin yerine getirildiğini beyan etmiş ve davanın incelenmesini sonlandırmaya karar vermiştir.
İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
18. İspanyol mevzuatına göre, yeniden gözden geçirme başvuruları İspanyol Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 954. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili tarihte yürürlükte olan maddenin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
954. madde
“Kesin hükümlere karşı aşağıdaki hallerde yeniden gözden geçirme başvurusu yapılabilir:
...
4. Hüküm verildikten sonra, hüküm giymiş kişinin masumiyetini kanıtlayacak nitelikte yeni olgular veya yeni delil unsurları ortaya çıktığında.”
19. 19 Mayıs 2015 tarihli Yüksek Mahkeme kararının verilmesinden kısa bir süre sonra, İspanyol makamları, 5 Ekim 2015 tarihli ve 41/2015 sayılı Kanun uyarınca, İspanyol Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 954. maddesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından bir ihlal tespit edildikten sonra bu ihlalin etkilerinin, hukuki yeniden gözden geçirme dışında herhangi bir şekilde giderilemediği hallerde bir kararın yeniden gözden geçirilmesine yönelik başvuru hakkını açıkça içerecek şekilde değişiklik yapmıştır.
20. İspanyol hukuk sisteminde yeniden gözden geçirme başvurusu ile ilgili olarak, Yüksek Mahkeme’nin, Mahkeme’nin Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin verdiği bir kararının ardından, yargılamayı yeniden başlatmaya karar verdiği birkaç örnek vardır. Bu örnekler arasında şu davalar bulunmaktadır: Almenara Alvarez / İspanya, no. 16096/08, 25 Ekim 2011; Lacadena Calero / İspanya, no. 23002/07, 22 Kasım 2011; Valbuena Redondo / İspanya, no. 21460/08, 13 Aralık 2011; Vilanova Goterris ve Llop Garcia / İspanya, no. 5606/09 ve 17516/09, 27 Kasım 2012; Porcel Terribas and Others / İspanya, no. 47530/13, 8 Mart 2016; and Gómez Olmeda / İspanya, no. 61112/12, 29 Mart 2016.
21. Olay tarihinde yürürlükte olan ilgili Ceza Kanunu hükümleri aşağıdaki şekildedir:
302. madde
“... Görevini kötüye kullanarak sahtecilik yapan kamu görevlisi cezalandırılır...”
303. madde
“Bir kamu belgesinde veya resmi belge, ... veya ticari bir belgede, önceki maddede açıklandığı şekilde sahtecilik yapan bir kişi, ‘hafif hapis’ [pena de presidio menor] ve para cezası ile cezalandırılır...”
528. madde
“Maddi bir menfaat elde etmek amacıyla, başka bir kişiyi malını devretmek üzere aldatmak için bu kişinin veya üçüncü bir şahsın zararına olmak üzere dürüst olmayan uygulamalarda bulunan kişi, dolandırıcılık suçunu işlemiş olur.
...”
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
- SÖZLEŞME’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
22. Başvuran, Yüksek Mahkeme’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararını yanlış yorumlaması sonucunda dolandırıcılık ve ticari belgelerde sahtecilikten mahkumiyetini yeni bir duruşma yapmadan onaması nedeniyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
“Herkes davasının, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan ... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
- Kabul Edilebilirlik hakkında
23. Hükümet, Moreira Ferreira / Portekiz (no. 2) ([BD], no. 19867/12, 11 Temmuz 2017) davasında verilen karar ışığında, Mahkemenin şikâyeti inceleme yetkisine sahip olduğunu kabul etmiştir. Ancak Hükümet, başvuran tarafından sunulan şikâyetin, Mahkeme tarafından 20 Mart 2012 tarihli kararında incelenenlerden ayrı olarak yeni bir sorun ortaya koymadığını ileri sürmüştür. Başvuranın şikâyeti, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yetkisine giren Mahkeme’nin önceki kararının infazının denetimiyle ilgilidir. Hükümet, İspanya’nın 20 Mart 2012 tarihli karardakilerle aynı gerekçelerle Sözleşme’yi ihlal ettiğini tespit eden yeni bir karar verilmesinin non bis in idem ilkesine (aynı fiilden iki kez yargılama yapılamaması) müdahale edeceğini ileri sürmüştür.
24. Mahkeme, Bakanlar Komitesinin kararlarının icrası alanındaki görevinin, bir kararın davalı bir Devlet tarafından icrası sırasında alınan tedbirlere ilişkin yeni bir başvuruyu, bu başvurunun ilk kararda karara bağlanmamış sorunlara ilişkin yeni bilgiler içermesi halinde incelemesini engellemediğini hatırlatır (bk. Bochan / Ukrayna (no. 2) [BD], no. 22251/08, § 33, AİHM 2015). “Yeni bir sorunun” varlığının belirlenmesi, büyük ölçüde söz konusu davanın özel koşullarına bağlıdır ve davalar arasındaki ayrımlar her zaman açık ve net değildir (bk. Moreira Ferreira (no. 2), yukarıda anılan, § 47 ).
25. Somut davada, her ne kadar başvuru şüpheye yer bırakmayacak şekilde Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli kararının icrasına ilişkin olsa da, Mahkeme; Yüksek Mahkeme önündeki müteakip adli işlemlerin adaletsizliğine ilişkin şikâyetin, hem bu kararda incelenenden farklı bir durumla ilgili olduğunu hem de bu kararla karara bağlanmamış konulara ilişkin yeni sorunlar içerdiğini kaydeder. Somut davada, Mahkeme’nin inceleme yetkisine sahip olduğu “yeni sorun”, Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli kararı göz önünde alındığında, Yüksek Mahkeme’nin başvuranın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetini iptal ederken, ticari belgede sahtecilik ve dolandırıcılıktan mahkûmiyetini onanması nedeniyle Yüksek Mahkeme önündeki yeniden gözden geçirme işlemlerinin adil olmadığı iddiasıyla ilgilidir (bk. ilgili olduğu ölçüde Bochan (no. 2), yukarıda anılan, §§ 37-38).
26. Buna göre, Mahkeme’nin, 19 Mayıs 2015 tarihli Yüksek Mahkeme kararı ile sonuçlanan yargılamaların adil olmadığına yönelik olarak başvuran tarafından ileri sürülen yeni şikâyeti incelemesi Sözleşme’nin 46. maddesi tarafından engellenmemektedir.
27. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin, yeniden gözden geçirme yargılamaları çerçevesinde başvuranın şikâyetine konu bakımından uygulanabilirliğine ilişkin olarak, Mahkeme, yukarıda anılan Moreira Ferreira (no. 2) kararında belirtilen ilkeleri hatırlatır. İspanyol hukuk sisteminde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 954. maddesi (5 Ekim 2015 tarihli 41/2015 sayılı Kanunda yapılan değişiklikten sonra açık bir şekilde), başvuranlara, Mahkeme tarafından bir ihlal tespit edildikten sonra, bu ihlalin etkileri yeniden gözden geçirme dışında herhangi bir şekilde giderilemediği sürece, kesin kararın yeniden gözden geçirmeye tabi tutulması olasılığını içeren bir hukuk yolu sunmaktadır. 954. madde kapsamındaki bu inceleme bağlamında, Yüksek Mahkemenin görevi, sona erdirilen yerel yargılamanın sonucunu Mahkemenin bulgularıyla bağlantılı olarak değerlendirmek ve uygun olduğu durumlarda, zarar gören tarafa karşı suç isnadının yeniden belirlenmesini sağlamak amacıyla davanın yeniden incelenmesine karar vermektir. Bu nedenle, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 954. maddesi temelinde yapılan incelemenin, bir suç isnadının belirlenmesi hususunda belirleyici rol oynaması muhtemeldir (bk. ilgili olduğu ölçüde, adı geçen kararda, § 69).
28. Yukarıdaki 11. paragrafta değinilen Yüksek Mahkeme’nin mevcut davadaki incelemesinin kapsamı dikkate alındığında, Mahkeme bu incelemenin başvuran aleyhindeki ceza yargılamasının bir uzantısı olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindedir. Yüksek Mahkeme, bir kez daha, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi anlamında, başvurana yöneltilen suç isnadının belirlenmesine odaklanmıştır. Sonuç olarak, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki güvenceler, Yüksek Mahkeme önündeki yargılamalara uygulanabilirdi (bk. ilgili olduğu ölçüde, adı geçen kararda, § 72).
29. Mahkeme ayrıca, bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığını kaydetmektedir. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
- Esas Hakkında
- Tarafların ibrazları
30. Başvuran, Yüksek Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli Mahkeme kararına ilişkin makul bir yorumlama yapmadığını ve sonuç olarak, 19 Mayıs 2015 tarihli kararında ulaşılan sonucun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vardığı sonuçlarla uyuşmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme, 20 Mart 2012 tarihli kararında tespit edilen ihlalin sadece bazı mahkûmiyetleri üzerinde etkisi olup diğer mahkûmiyetleri etkilemediği şeklinde bir ayrım yapmamış ve bu nedenle Yüksek Mahkemenin yorumu Mahkemenin kararının şartlarıyla bağdaşmamıştır. Mahkeme tarafından 20 Mart 2012 tarihli kararında kabul edilen usule ilişkin eksiklikler – diğer bir deyişle, ikinci derece mahkemesi tarafından doğrudan incelenmeyen kanıtlara dayanarak başvuranın suç kastının bulunduğunun değerlendirilmesi – başvuranın mahkûm edildiği üç suça da eşit olarak uygulanmıştır. Başvuran, Yüksek Mahkemenin Audiencia Provincial of Córdoba tarafından tespit edildiği şekliyle olay ve olgulara dayanmak suretiyle, deliller bakımından yeni ve doğrudan bir inceleme yapmadan cezai kastın varlığına ilişkin farklı bir sonuca varamayacağını yinelemiştir. Bu nedenle, başvuran Yüksek Mahkeme önündeki yeni yargılama dizisinin adil olmadığını ve Yüksek Mahkeme’nin, yeni bir duruşma düzenlemeksizin, ticari belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından mahkûmiyetini onamasının, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin yeni bir ihlali anlamına geldiğini belirtmiştir.
31. Hükümet, Yüksek Mahkeme’nin 19 Mayıs 2015 tarihli kararının, Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli kararında ulaştığı bulgularla tamamen uyumlu olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet, Mahkeme’nin kararının, 14 Ekim 2005 tarihli mahkûmiyet kararının otomatik olarak iptal edilmesini gerektirmediğini ve takdir yetkileri dâhilinde, Mahkeme tarafından tespit edilen ihlalleri ele almak için en uygun tedbirleri alma görevinin ulusal makamlara ait olduğunu belirtmiştir. Hükümet, Yüksek Mahkeme’nin Mahkeme kararını icra etmek için Mahkeme tarafından tespit edilen ihlalden başvuranın hangi mahkûmiyetlerinin etkilendiğini analiz ettiğini belirtmiştir. Yüksek Mahkeme, yorumunda, başvuranın resmi belgede sahtecilikten mahkûm edilmesiyle ilgili olarak, Yüksek Mahkeme tarafından doğrudan incelenmesi gereken Audiencia Provincial of Córdoba tarafından tespit edilen olay ve olguları yeniden değerlendirdiğini hesaba katmıştır. Ancak, başvuranın dolandırıcılık ve ticari belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyetlerine ilişkin olarak, Yüksek Mahkeme, kanıtlanmış olay ve olguları değiştirmeden Audiencia Provincial of Córdoba tarafından yapılan hukuki yorumu düzelttiğine ve dolayısıyla doğrudan incelemeye gerek olmadığına karar vermiştir. Bu gerekçeye dayanarak, Yüksek Mahkeme, diğer iki mahkûmiyeti devam ettirirken, başvuranın yalnızca resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetinin bozulması gerektiğine karar vermiştir. Hükümet, yorumu makul ve Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin gereklilikleriyle uyumlu bulmuştur.
- Mahkemenin değerlendirmesi
(a) i) Genel İlkler
32. Mahkeme, kararlarının Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca bağlayıcı güce sahip olduğunu tekrar eder. Kuşkusuz, Devletler kararlara uymak için kullanılacak araçları seçmekte özgürdür. Ayrıca amaç, başvuranı mümkün olduğu kadar, Sözleşme’nin gerekliliklerin göz ardı edilmediği bir senaryoda içinde bulunacağı konuma getirmektir ( restitutio in integrum(eski haline getirme) - bk. Emre / İsviçre (no. 2), no. 5056/10, § 69, 11 Ekim 2011).
33. Mahkeme’nin Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmesi, otomatik olarak ulusal ceza yargılamalarının yeniden başlatılmasını gerektirmez. Bununla birlikte, ilke olarak yargılamaların yeniden başlatılması, söz konusu ihlale son vermenin ve etkileri için tazmin sağlamanın uygun bir yolu ve çoğu zaman en uygun yoludur. Sözleşmeci Devletlerin çoğunda, yargılamaların yeniden başlatılması otomatik olarak gerçekleşmez ve kabuledilebilirlik kriterlerine tabidir. Bu kriterlere uyuma ilişkin denetim, bu alanda daha geniş bir takdir yetkisine sahip olan yerel mahkemeler tarafından gerçekleştirilir (bk. Moreira Ferreira (no. 2), yukarıda anılan, §§ 52-53).
34. Benzer şekilde, ulusal mahkemeler tarafından işlendiği iddia edilen hukuk veya fiil hatalarıyla ilgilenmek Sözleşme tarafından korunan hak ve özgürlükleri ihlal etmedikçe ve bu ölçüde Mahkeme’nin görevi değildir. İstisnai durumlarda, bu tür hataların Sözleşme’nin 6. maddesiyle bağdaşmayan bir “adaletsizlik” teşkil ettiğinin söylenebildiği durumlar buna örnek gösterilebilir. Mahkeme, dördüncü derece bir mahkeme olarak hareket etmemelidir. Bu yüzden Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca bulgular keyfi ya da açıkça mantıksız olmadığı sürece ulusal mahkemelerin bu husustaki değerlendirmelerini sorgulamayacaktır (bk. adı geçen eserde, § 83).
(b) Yukarıdaki ilkelerin somut davaya uygulanması
35. Mevcut davada, yukarıda 25. paragrafta belirtildiği üzere, Mahkeme’nin önüne getirilen “yeni sorun”, başvuranın yargılamanın yeniden yapılması talebi çerçevesinde Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli kararının Yüksek Mahkeme tarafından yorumlanma şeklidir. Başvuranın Yüksek Mahkeme tarafından doğrudan incelenmeyen kanıtlara dayanarak mahkûm edilmesi sorunu, Mahkemenin önceki kararının konusunu teşkil etmekteydi ve Mahkeme’nin aynı sorun üzerine yeni bir inceleme yapması Sözleşme’nin 46. maddesi tarafından engellenmektedir. Bu bağlamda Mahkeme, Yüksek Mahkeme’nin 19 Mayıs 2015 tarihli kararının başvuranı yeniden mahkûm etmediğini bunun yerine, Yüksek Mahkeme’nin 2012 tarihli Mahkeme kararına ilişkin kendi yorumuna dayanarak, iki suçla ilgili olarak önceden verilen mahkumiyet kararını onadığını gözlemlemektedir.
36. Yüksek Mahkeme’nin gerekçesine ilişkin olarak, Mahkeme, Yüksek Mahkeme’nin, Mahkeme tarafından bir ihlal tespit edilmesinin, yargılamanın yeniden yapılması bakımından herhangi otomatik bir hak doğurmadığı yönündeki ifadesinin doğru olduğunu ve hatta Yüksek Mahkeme’nin mevcut davada öngördüğü üzere, yargılamanın kısmen yeniden yapılması yoluyla Mahkeme tarafından tespit edilen bir ihlali gidermenin mümkün olabileceğini eklemiştir. Bununla birlikte, bir yerel mahkemenin olağanüstü bir hukuk yolunu incelerken bir suç isnadının sabit olduğuna karar verdiği ve kararına ilişkin gerekçeler sunduğu takdirde, bu gerekçelerin Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin gerekliliklerini karşılaması gerekir (bk. yukarıda anılan Moreira Ferreira (no. 2), § 87). Mevcut davaya benzer davalarda, yerel mahkemenin Mahkemenin daha önceki bulgularını sunması, tamamen keyfi olmamalı ve hatta adaletten yoksun bırakma anlamına gelmemeli, başvuranın önceki davada hakkında yürütülen yargılamayı Mahkeme’nin kararı ışığında incelenmesine yönelik girişiminin boşa çıkartılması sonucunu doğurmamalıdır (bk. somut davaya uygulanabildiği ölçüde, Bochan (no. 2)), yukarıda anılan, § 64).
37. Başvuranın yeniden gözden geçirme başvurusu hakkında karar vermek için Yüksek Mahkeme, 14 Ekim 2005 tarihli kararında yer alan mahkumiyet gerekçelerini kapsamlı bir şekilde incelemiştir (bk. yukarıda 11. paragraf). Yüksek Mahkeme, bu temelde başvuranın ticari belgelerde sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından mahkûmiyetinin Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin herhangi bir ihlaline yol açmadığı ve bu nedenle, Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli kararındaki bulgularının, başvuranın yalnızca resmi belgelerde sahtecilik suçundan mahkûmiyetine uygulanabileceğini değerlendirmiştir. Ancak, başvuranın mahkûmiyetlerinin Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine uygun olup olmadığı sorunu, gerçekten de Mahkeme’nin 2012 tarihli kararının konusu olmuştur. Bu sorun aşağıda belirtilen nedenlerle -Mahkeme’nin görüşüne göre yeterli açıklıkla- çözülmüştür. Bu nedenle ulusal makamların yargılamaların yeniden başlatılmasına karar verirken sahip oldukları takdir yetkisine rağmen, Mahkeme’nin önceki kararındaki bulgularına saygı duyulması gerekmekteydi.
38. Mahkeme, 20 Mart 2012 tarihli kararında, başvuranın Yüksek Mahkeme tarafından bizzat dinlenilmeksizin Audiencia Provincial of Córdoba tarafından tespit edildiği şekliyle olay ve olgular üzerinden çıkarım yapılmak sureyle mahkûm edilmesi nedeniyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu kararın 39-42. paragraflarında Mahkeme, Yüksek Mahkeme önündeki yargılamaya bir bütün olarak atıfta bulunarak bulguların belirli bir mahkûmiyeti ilgilendirip diğerlerini ilgilendirmediğine yönelik hiçbir ayrım yapmamıştır. Bununla birlikte, 20 Mart 2012 tarihli kararının 36 ve 37. paragraflarında Mahkeme, başvuranın resmi belgede sahtecilikten mahkûmiyetine, dolandırıcılıktan mahkûmiyetine veya ticari belgede sahtecilikten mahkûmiyetine açıkça değinen unsurların özellikle altını çizmiştir. Bu paragraflardaki ifadeler, Mahkeme’nin ihlal tespitinin kapsamı konusunda hiçbir şüpheye yer bırakmamaktadır. Bu nedenle Mahkeme, Yüksek Mahkeme’nin, Mahkeme’nin Sözleşme’nin 6 § 1 maddesiyle ilgili olarak bulduğu ihlalin yalnızca resmi belgede sahtecilik suçuyla ilgili olduğu şeklindeki yorumunun, Mahkeme’nin başvuranın davasında verdiği daha önceki kararında ulaştığı bulgularla çeliştiği kanaatindedir.
39. Bu nedenle Yüksek Mahkeme, 20 Mart 2012 tarihli kararında Mahkeme’nin bulgularının kapsamı ve anlamı hakkında kendi yorumunu yaparken, ulusal makamların sahip olduğu takdir yetkisini aşarak Mahkeme kararında elde edilen sonuçları çarpıtmış ve bu nedenle, dava konusu yargılama, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki "adil yargılanma" gerekliliğini karşılamamıştır (bk. ilgili olduğu ölçüde, Bochan (no. 2), yukarıda anılan, §§ 63-65; ayrıca Moreira Ferreira (no. 2), yukarıda anılan, § 98).
40. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
- SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
41. Sözleşme’nin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”
- Tazminat
42. Başvuran manevi tazminata ilişkin olarak 1.000.000 avro talep etmiş ve mahkumiyetten kaynaklanan herhangi bir zarara ilişkin hukuki sorumluluğunun iptal edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
43. Hükümet, manevi tazminat olarak talep edilen miktarın temelsiz ve orantısız olduğunu belirterek başvuranın talebine itiraz etmiş ve Mahkeme’nin aynı başvuranla ilgili 20 Mart 2012 tarihli kararında takip ettiği kriterlerin sürdürülmesi gerektiğini savunmuştur.
44. Mahkeme tutarlı bir şekilde, mevcut davada olduğu gibi, bir bireyin Sözleşme’nin 6. maddesinin gerekliliklerinin ihlal edilmesini gerektiren yargılamaların mağduru olması durumunda, en uygun tazmin biçiminin ilke olarak yeniden yargılama veya ilgili kişinin talebi üzerine söz konusu davanın yeniden açılması olacağına karar vermiştir. (bk. diğer kararların yanı sıra, Gençel / Türkiye, no. 53431/99, § 27, 23 Ekim 2003). Bu bağlamda, Mahkeme 41/2015 sayılı Kanunla değiştirilen 5 Ekim 2015 tarihli İspanya Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 954. maddesinin 3. paragrafının, kesin bir kararın bir AİHM kararında Sözleşme’nin veya Protokollerinden birinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi halinde yeniden gözden geçirmeye tabi tutulabileceğini öngördüğünü kaydeder.
45. Aynı zamanda Mahkeme, başvuranın Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki haklarının ihlali nedeniyle belirli bir sıkıntıya maruz kalmış olabileceği ve bunun yalnızca bir ihlal tespit edilerek veya yargılamanın yeniden başlatılmasıyla tazmin edilemeyeceği kanaatindedir (bk. ilgili olduğu ölçüde, Gil Sanjuan / İspanya, no. 48297/15, § 52, 26 Mayıs 2020 ve Elisei-Uzun ve Andonie / Romanya, no. 42447/10, § 78, 23 Nisan 2019). Bu nedenle, Mahkeme, başvurana, manevi tazminat olarak, yansıtılabilecek vergiler hariç olmak üzere 9.600 avro ödenmesine hükmetmiştir.
- Masraf ve giderler
46. Başvuran, masraf ve giderleri karşılığında 72.556,44 avro talep etmiştir. Bu miktar şu şekilde bölünmüştür: Yeniden gözden geçirme başvurusu ve Yüksek Mahkeme önündeki yargılamanın iptali davası bakımından ortaya çıkan avukatlık ücretleri için 61.424,44 Euro; Anayasa Mahkemesine yapılan amparo temyiz başvurusu ile ilgili olarak yapılan masraflar için 1.452 Euro; ve Mahkeme huzurundaki davada yapılan masraflar için 9,680 Euro.
47. Hükümet bu iddialara itiraz etmemiştir.
48. Mahkemenin içtihadına göre, bir başvuran, ancak masraf ve giderlerin fiilen ve zorunlu olarak yapıldığını ve miktar olarak makul olduğunu belgelendirebildiği takdirde, bunların geri ödenmesi hakkına sahiptir (bk. Iatridis / Yunanistan (adil tazmin) [BD], no. 31107/96, § 54, AİHM 2000‑XI). Mevcut davada, elindeki belgeleri ve yukarıdaki kriterleri göz önünde bulunduran Mahkeme, Yüksek Mahkeme huzurunda yapılan masraflar için 3.000 Avro, Anayasa Mahkemesi önünde yapılan masraflar için 1.452 Avro ve Mahkeme önünde yapılan masraflar için 2.000 Avro ödenmesinin makul olduğu kanaatindedir. Toplamda, başvurana masraf ve giderler için 6.452 EUR ödenmesi gerekmektedir.
- Gecikme Faizi
49. Mahkeme, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden hesaplanmasını uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME,
- Oy birliğiyle, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir.
- Oybirliğiyle, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
- Bire karşı altı oyla,
(a) (a) Sözleşme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca, davalı Devlet tarafından, başvurana, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, aşağıda belirtildiği gibi;
(i) (i) manevi tazminat olarak, miktara yansıtılabilecek vergiler hariç olmak üzere, 9.600 avro (dokuz bin altı yüz avro) ödenmesine;
(ii) (i) Masraf ve giderler için, başvurana yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, 6.452 avro (altı bin dört yüz elli iki avro) ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanmasına;
- Bire karşı altı oyla, başvuranın adil tazmin taleplerinin geriye kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca 26 Ekim 2021 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
{signature_p_2}
Milan Blaško Georges Ravarani
Yazı İşleri Müdürü Başkan
Sözleşme’nin 45 § 2 maddesi ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 74 § 2 maddesi uyarınca, işbu karara, Hakim Serghides’in ayrık görüşü eklenmiştir.
G.R.
M.B.
HAKİM SERGHIDES’İN KISMİ AYRIK GÖRÜŞÜ
1. Dava, Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli kararında Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermesinin ardından başvuranın mahkumiyetinin denetimiyle ilgilidir. Mevcut kararda (39. paragraf), Yüksek Mahkeme’nin, ilgili kararında Mahkeme’nin bulgularının kapsamı ve anlamı hakkında kendi yorumunu yaparken, ulusal makamların sahip olduğu takdir yetkisini aşarak Mahkeme kararında elde edilen sonuçları çarpıttığı bulgusuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, mevcut kararda devamla dava konusu yargılamanın, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki "adil yargılanma" gerekliliğini karşılamak konusunda yetersiz kaldığı ve böylece bu hükmün ihlal edildiği kanaatine varılmıştır (paragraf 40).
Sözleşme’nin 46 § 1 maddesinin ihlal edilmesi
2. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini tespit eden mevcut karara katıldım ve bu nedenle, hüküm kısmının 1 ve 2. maddeleri lehinde oy kullandım; ancak benim mutabık olmadığım husus, Sözleşme’nin 46 § 1 maddesinin ihlal edildiğine ilişkin açık veya doğrudan bir tespitte bulunulmaması ve buna bağlı olarak, bu hükmün de ihlal edildiğine ilişkin bir hüküm kurulmaması ile ilgilidir. Bu ek ihlal nedeniyle, manevi tazminat olarak daha yüksek bir miktara hükmederdim.
3. Benim görüşüme göre, Mahkeme’nin Sözleşme’nin 46 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar verme yetkisi, Mahkeme’nin açık bir şekilde Sözleşme’nin 46. maddesi de dahil olmak üzere Sözleşme’yi yorumlama ve uygulama yetkisini öngören Sözleşme’nin 32 § 1 maddesi ile Sözleşmenin 46 maddesi hükümlerine ve Mahkeme’nin sahip olduğu yetkiye dayanmaktadır. Verein gegen Tierfabriken Schweiz (VgT) / İsviçre (no. 2) ([BD], no. 32772/02, § 66, 30 Haziran 2009) davasında Mahkeme, Sözleşme’nin 32. maddesine dayanarak Hükümet’in, Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca Mahkeme kararlarının uygulanmasının yalnızca Bakanlar Komitesi’nin yetki alanına girdiği gerekçesiyle, davanın konu bakımından kabul edilemez bulunması gerektiği yönündeki görüşünü reddetmiştir. .
4. Mahkeme’nin söz konusu yargı yetkisi, Bakanlar Komitesinin, Mahkeme’nin Sözleşme’nin 46 § 2 maddesi uyarınca verdiği kararların icrasını denetlemedeki rolünü hiçbir şekilde engellememekle beraber güçlendirmektedir. Konu Bakanlar Komitesi tarafından Mahkeme’ye havale edildiğinde, Mahkeme’nin aynı maddenin 4. ve 5. paragrafları uyarınca yargılamalar esnasında 46 § 1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etme yetkisine sahip olduğu halde mevcut davada olduğu gibi uygun bir davada bu yetkiyi kullanmaması tuhaf olacaktır. Benzer şekilde, Sözleşme’nin 46 § 3 maddesi uyarınca konu Bakanlar Komitesi tarafından kendisine havale edildiğinde, Mahkeme’nin kararlarının yorumlanmasına ilişkin sorunlar üzerinde karar verme yetkisine sahip olduğu halde uygun bir davada bunu yapmak alıkonulması tuhaf olacaktır. Zira, Mahkeme, mevcut davada, Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli kararının Yüksek Mahkeme tarafından yanlış yorumlandığına oybirliğiyle karar vermekten alıkonulmamıştır. Bu nedenle, Sözleşme’nin 46 § 1 maddesinin ihlal edildiği tespit etmemesi için de hiçbir gerekçe yoktur. Mahkemenin yukarıda bahsedilen yetkileri, tıpkı pilot kararlar verme veya genel ve/veya bireysel tedbirlerin alınmasını talep etme yetkisi gibi, Mahkeme’nin kendi kararlarının icrasına müdahil olmasını sağlar.
Sözleşme’nin 46 § 1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmenin önemi ve etkililik ilkesi
5. Başlangıçta Sözleşme’nin 6. maddesinin dava konusu hükmünde yer alan, daha sonra Mahkeme’nin 20 Mart 2012 tarihli kararına dahil edilen ve son olarak Sözleşme’nin 46 § 1 maddesiyle icra mekanizmasına aktarılan ve İspanya’nın Mahkeme’nin nihai kararına uymasını gerektiren bir uluslararası hukuk normu olarak etkililik ilkesi bu kararın uygun şekilde icrası gerçekleştirilmediği takdirde içi boş bir kavram olarak kalacaktır. Ancak, Yüksek Mahkeme söz konusu kararı yanlış yorumladığı ve bu nedenle büyük ölçüde bu kararı icra etmediği halde (bk. paragraf 11, 22, 35, 38-39), Bakanlar Komitesi davanın incelemesini kapatmıştır (bk. kararın 17. paragrafı).
6. Sonuç olarak, Sözleşme’nin 46 § 1 maddesinin ihlal edildiğine dair bir tespit olmaksızın, uluslararası hukukun bir normu olarak etkililik ilkesi yerine getirilmeyecek ve Sözleşme’nin 6. maddesinden kararın verilmesine ve nihayet kararın uygulama aşamasına kadar olan tüm “yolculuğu” boşuna olacaktır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.