CASE OF VAVŘIČKA AND OTHERS v. THE CZECH REPUBLIC - [Turkish Translation] summary by Okan Taşdelen
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
aihm
© Çeviren, Okan TAŞDELEN, İnsan Hakları Hukukçusu ve AİHM Eski B Hukukçusu, @O_TSDLN, 2021. [Daha önce Patreon sayfamda “https://www.patreon.com/posts/50187768” yayımlanmıştır] Bu özet çeviriyi yayımlama izni, yalnızca HUDOC’a konulması için verilmiştir. Çevirmene atıfta bulunmak kaydıyla alıntılanabilir.
© Translated by Okan TAŞDELEN, Human Rights Legal Expert and Former B Lawyer of the ECHR, @O_TSDLN, 2021. [Already published on my Patreon page “https://www.patreon.com/posts/50187768”] Permission to re-publish this summary translation has been granted for the sole purpose of its inclusion in HUDOC. It may be reproduced with a reference to the translator.
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
BÜYÜK DAİRE
VAVŘIČKA VE DİĞERLERİ/ÇEK CUMHURİYETİ
(Başvuru No. 47621/13 ve Diğer 5 Başvuru, 08/04/2021)
8. madde • Özel hayat • Yasal çocuk aşısı yükümlülüğüne uymayı reddettiği için ebeveyne yönelik para cezası ve çocuğun anaokuluna alınmaması • Mümkün olan en üst derecede aşı kapsamına ulaşmadaki genel Avrupa uzlaşısı • Nüfusun kalanının aşı şeklinde asgari risk üstlenmesini gerektirmek suretiyle en savunmasız olanlara yönelik sosyal dayanışma • Tıp bilimince iyi bilinen hastalıklara karşı bireysel ve kamusal sağlığı koruma ve çocuk aşısı oranındaki herhangi bir aşağı gidişe karşı durma hususundaki baskın sosyal ihtiyaca cevap veren mecburi yaklaşım • Hem bireysel hem de grup olarak değerlendirildiklerinde çocukların yüksek yararıyla uyumlu ve aşı yoluyla her bir çocuğun korunmasını gerektiren zorunlu politika • İstisnalara olanak tanıyan ve usulü güvencelerin eşlik ettiği ulusal sistem • Kullanılan aşıların güvenliğinin izlenmesi ve her bir bireysel durumda olası ters etkilerin (kontraendikasyon) kontrolünü de içeren gerekli önlemlerin alındığı • Para cezasının aşırı olmadığı ve okul yaşındaki çocuklar için olumsuz yansımaların bulunmaması • Çocuk başvuranlar üzerindeki etkilerinin zamanla zorunlu olduğu, ilkokula kabulün aşı durumunca etkilenmediği • Şikâyet konusu tedbirlerin güdülen meşru amaçlarla orantılı bulunduğu • Geniş takdir hakkının aşılmadığı
YARGILAMA USULÜ
Dava, Çek Cumhuriyetine karşı 23 Temmuz 2013 ilâ 31 Ağustos 2015 tarihleri arasında yapılan altı başvurudan kaynaklanmaktadır.
Başvuranlar bilhassa, yasal aşı yükümlülüğüne uymamanın sonuçlarının Sözleşme’nin 8. maddesi altındaki özel hayata saygı haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.
Yukarıdaki şikâyetler ve üç başvuranın Sözleşme’nin 9. maddesi (din ve vicdan özgürlüğü) altındaki ve tüm çocuk başvuranların 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesi (eğitim hakkı) altındaki şikâyetleri, 7 ve 9 Eylül 2015 tarihinde ilgili Çek Hükûmetine tebliğ edilmiştir.
Davaya bakan Daire, 17 Aralık 2019 tarihinde Büyük Daire lehine davadan çekilmiştir.
Büyük Daire başkanı, Fransa, Almanya, Polonya ve Slovakya hükûmetlerine ve bazı STK’lara yazılı görüş sunma izni vermiştir.
1 Temmuz 2020 tarihinde, Strazburg’daki İnsan Hakları Binasında duruşma gerçekleşmiştir.
OLAYLAR VE OLGULAR
Başvuru No. 47621/13 (Vavřička/Çek Cumhuriyeti)
Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi 2003 yılında, o zamanlar 13 ve 14 yaşlarındaki iki çocuğunu ulusal hukukun gerektirdiği üzere (258/2000 sayılı Kamu Sağlığının Korunması Yasası ve Sağlık Bakanlığının 439/2000 sayılı Tebliği) çocuk felci, hepatit B ve tetanoza karşı aşılatmaya getirmediğinden dolayı Bay Vavřička’ya toplamda 110 avroya karşılık gelen para cezası verilmiştir.
Başvuranın itirazı derece mahkemeleri ve Anayasa Mahkemesi tarafından nihai olarak 24 Ocak 2013 tarihinde reddedilmiştir.
Başvuru No. 3867/14 (Novotná/Çek Cumhuriyeti)
Başvuranın ebeveynleri, kızamık, kızamıkçık ve kabakulak (MMR) aşısı hakkında şüpheleri olduğundan dolayı, MMR hariç olmak üzere aşının zorunlu olduğu tüm hastalıklara karşı onu aşılatmayı kabul etmiştir. Başvuran 2006 yılında anaokuluna başlamıştır. İki yıl sonra ise okul müdürü, çocuk sağlığı doktoru tarafından başvuranın MMR aşısı olmadığının bildirilmesi üzerine okula kabul sürecinin yeniden açılmasına ve kabulünün reddedilmesine karar vermiştir.
Başvuran, bir sonuç almaksızın okul müdürünün kararına ulusal mahkemelerde itiraz etmiştir. Mahkemeler, başvuranın temel haklarına orantısız herhangi bir müdahaleyi ortaya koyamadığı görüşünü benimsemiştir. Anaokuluna gitmeyi sürdürmesi, diğerlerinin sağlıklarını tehlikeye atacak niteliktedir ve sağlığın korunması hakkı daha önce gelmektedir.
Başvuru No. 73094/14 (Hornych/Çek Cumhuriyeti)
Erken yaşlarda çeşitli sağlık sorunlarından mustarip olmasının ardından başvuran, aşılanmamıştır. Başvuran, ebeveynlerinin aşılanmasına karşı çıkmadığını; bu durumun, çocuk doktorunca yapılmış bireyselleştirilmiş bir aşı önerisinin bulunmamasından kaynaklandığını ileri sürmüştür.
2011 yılında başvuranın anaokuluna kayıt zamanında, çocuk doktoru yazılı olarak başvuranın aşılanmamış olduğunu bildirmiştir. “Yasayla öngörülen herhangi bir düzenli aşı eksikliğinin olmadığı” şeklinde el yazısı not da forma eklidir. Yetkililerce daha sonradan belirlendiği ve başvuranın karşı çıkmadığı üzere bu not, çocuk doktorundan farklı bir kişi tarafından dosyaya konulmuştur. Her ne olursa olsun, aşılanmış olduğunu kanıtlayamadığı için başvuranın anaokuluna kabulü aynı yıl reddedilmiştir.
Bu karara karşı ulusal mahkemeler önündeki yargılamalar, aleyhte sonuçlanmıştır.
Başvuru No. 19306/15 ve 19298/15 (Brožík/Çek Cumhuriyeti ve Dubský/Çek Cumhuriyeti)
Başvuranların ebeveynleri, kanaat ve inançları temelinde kanunla belirlenen hastalıkların bazılarına karşı onları aşılatmayı reddetmişlerdir. Okul müdürü 2014 yılında, kamu sağlığının korunması ve diğerlerinin hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olduğundan; zorunlu aşının kişinin din ve inancını serbestçe açıklama hakkının meşru bir kısıtlanmasını oluşturduğunu belirterek başvuranları anaokuluna almayı reddetmiştir.
Başvuranlar bu karara karşı çıkmışlar ve kuruma derhal kaydı sağlayan geçici tedbire hükmedilmesini talep etmişlerdir. Yargılamalar başvuranların aleyhine sonuçlanmıştır.
Başvuru No. 43883/15 (Roleček/Çek Cumhuriyeti)
Başvuranın biyolog olan ebeveynleri, onun için bireysel bir aşı planı oluşturmuştur. Buna göre, yasayla daha sonradan gerekli kılınan hastalıklarının bazılarına karşı aşılanmış ve diğerlerine karşı aşılanmamıştır. İki anakolunun müdürleri 2010 yılında, ilgili 258/2000 sayılı yasada ortaya konan şartların karşılanmadığı gerekçesiyle başvuranı okula almayı reddetmiştir.
Başvuran bu kararlara mahkemeler önünde karşı çıkmış fakat olumlu bir sonuç alamamıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
- AİHM en başta, mevcut davanın tıp bilimince iyi bilenen hastalıklara karşı çocukların standart ve rutin aşılanmasına ilişkin olduğuna işaret etmektedir. Bu altı başvuru, davalı devletin ilgili aşı grubunu zorunlu yapma politikasından kaynaklanmaktadır.
I – SÖZLEŞME’NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
- Başvuranlar, Bay Vavřička’ya para cezası verilmesinin ve ebeveynlerin öngörülen aşı takvimi uyarınca çocuklarının aşılatma yasal yükümlülüklerini yerine getirmekteki ihmallerinden dolayı çocuk başvuranların anaokuluna alınmasının reddedilmesinin keyfi olduğundan şikâyet etmişlerdir. Başvuranlar, Sözleşme’nin 8. maddesine dayanmıştır.
AİHM’in Değerlendirmesi
(a) Başvuruların Kapsamı
- Taraflar arasındaki ortak nokta, Sözleşme’nin 8. maddesi altında dile getirilen şikâyetin başvuranların özel hayatına saygı hakkına ilişkin olduğudur. Bir kişinin fiziksel bütünlüğünün, belirli bir ölçüde diğer insanlarla ilişki kurma ve geliştirme hakkını da kapsayan “özel hayatlarının” bir parçasını oluşturduğu istikrar kazanmış bir husustur (bkz. Paradiso ve Campanelli/İtalya [BD], B. No. 25358/12, § 159, 24 Ocak 2017; özellikle aşılanma bakımından, Boffa ve Diğerleri,/San Marino, B. No. 26536/95, 15 Ocak 1998 tarihli Komisyon kararı, Kararlar Derlemesi No. 92-B, s. 27; Baytüre ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No. 3270/09, 12 Mart 2013).
(b) Müdahalenin Varlığı
- İhtiyari olmayan tıbbi bir müdahale olarak zorunlu aşının, Sözleşme’nin 8. maddesi anlamında özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil etmektedir (bkz. Solomakhin/Ukraine, B. No. 24429/03, § 33, 15 Mart 2012). Karşı çıkılan aşılardan hiçbiri yapılmamış olmakla birlikte AİHM, çocuk başvuranların, aşı yükümlülüğüne uyulmamasının ilkelden sonuçlarıyla karşılaşmış olmaları ve anaokuluna alınmamaları nedeniyle, özel hayata saygı haklarına müdahale yapıldığına ikna olmuştur.
264. Bay Vavřička bakımından, söz konusu olanın çocuğunun aşılanması olsa bu sonucu değiştirmemektedir. Ulusal hukuk uyarınca, çocuklarını aşılatma yükümlülüğüne şahsi olarak tabi tutulmuştur ve buna uymamanın yasal sonuçlarını (para cezası), çocuklarından sorumlu kişi olarak şahsen üstlenmiştir. Bu şartlar altında AİHM, Bay Vavřička’nın durumunun da özel hayata saygı hakkına bir müdahaleyi ortaya koyduğunu değerlendirmiştir (bkz. Boffa ve Diğerleri/San Marino, yukarıda anılan, s. 34).
(d) Müdahalenin Haklılığı
265. Bu müdahalelerin Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlalini gerektirip gerektirmediğine karar vermek için müdahalelerin yasayla öngörülüp öngörülmediği, maddede belirtilen meşru amaçlardan birini güdüp gütmediği ve bu bakımdan demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı incelenmelidir.
(i) Yasayla Öngörülme
269. Sözleşme’nin 9 ilâ 11. maddelerindeki “yasaya uygun olarak” ve “yasayla öngörülme” ifadelerinde göründüğü haliyle “yasa” terimi, “maddi” anlamında anlaşılmaktadır; “şekli” anlamında değil. Bu itibarla diğerlerinin yanı sıra, asli mevzuatla sınırlı bulunmayan ve alt derecelerdeki hukuki düzenleme ve belgeleri de kapsayan “yazılı mevzuatı” kapsamaktadır. Özetle “yasa”, yetkili mahkemelerin yorumladığı üzere yürürlükteki hükümlerdir (bkz. Sanoma Uitgevers B.V./Hollanda [BD], B. No. 38224/03, § 83, 14 Eylül 2010).
270. AİHM, ilgili hukuki düzenlemelerin anayasallığının ulusal mahkemelerce kapsamlı şekilde incelendiğini ve tasdik edildiğini gözlemlemektedir.
- Bu nedenlerle bahse konu müdahale, Sözleşme’nin 8. maddesinin ikinci paragrafı anlamında yasayla öngörülmüştür.
(ii) Meşru Amaç
272. İlgili mevzuatın amacı, sağlığa yönelik ciddi risk oluşturabilecek hastalıklara karşı koruma sağlamaktadır. Bu durum, hem ilgili aşıları olan kişilere hem de aşı olamayan ve böylece, bahse konu bulaşıcı hastalıklara karşı koruma için genel itibariyle toplumda yüksek derecede bir aşı seviyesine ulaşılmasına bağlı bir savunmasızlık durumundaki kişilere işaret etmektedir. Bu amaç, 8. maddede tanınan sağlığın korunması ve diğer kişilerin haklarının korunması amaçlarına karşılık gelmektedir.
(iii) Demokratik Bir Toplumda Gereklilik
(1) Genel İlkeler ve Takdir Yetkisi
273. Bu husustaki ilkeler Dubská ve Krejzová/Çek Cumhuriyeti kararında ([BD], B. No. 28859/11 ve 28473/12, § 178, 15 Kasım 2016) belirtilmektedir. “Baskın bir sosyal ihtiyaca” karşılık geldiği ve ulusal makamlarca onu haklı kılmak üzere getirilen gerekçelerin “ilgili ve yeterli” bulunduğu ve güdülen meşru amaçla orantılı olduğu takdirde; bir müdahalenin, meşru bir amaca ulaşılması bakımından “demokratik bir toplumda gerekli olduğu” değerlendirilecektir.
- AİHM ilke olarak, sağlık politikası meselelerinin öncelikleri, kaynakların kullanımını ve sosyal ihtiyaçları değerlendirmek için en iyi konumda olan ulusal makamların takdir yetkisinde olduğuna hükmetmektedir (bkz. Hristozov ve Diğerleri/Bulgaristan, B. No. 47039/11 ve 358/12, § 119, AİHM 2012 (alıntılar)).
275. Ayrıca, birbiriyle yarışan özel ve kamusal menfaatler ya da Sözleşme hakları arasında denge kurulması gerekiyorsa; davalı devletin takdir yetkisi genellikle geniş olacaktır (bkz. Evans/Birleşik Krallık [BD], B. No. 6339/05, § 77, AİHM 2007‑I).
(2) Mevcut Davadaki Takdir Yetkisi
276. Eldeki dava, mecburi tıbbi müdahaleyi ilgilendirdiğinden; aşı yükümlülüğü, kişinin mahrem haklarını etkili kullanımına ilişkin olarak değerlendirilebilir (bkz. Solomakhin/Ukrayna, yukarıda anılan, § 33). Ancak, başvuranların iradelerine aykırı hiçbir aşının yapılmamıştır. Ayrıca, bu yükümlülüğe uyulmasının zorla yerine getirilmesine ilgili ulusal hukuk izin vermediğinden, böyle yapılması da mümkün değildi. Bu nedenlerle, belirtilen mülahazanın önemi azalmaktadır.
277. Ortak kabulün varlığı bakımından AİHM, iki hususu ayırt etmektedir. İlk olarak, aşının en etkili ve uygun maliyetli tıbbi müdahale olduğu ve her bir devletin nüfusu içinde mümkün olan en üst düzeyde aşı seviyesini başarmayı amaçlaması gerektiği hususunda Sözleşmeci taraflar arasında genel bir uzlaşı bulunmaktadır. Dolayısıyla, söz konusu menfaatin önemine hususunda şüphe yoktur.
278. İkinci olarak, bahsedilen menfaati korumanın en iyi yolu bakımından AİHM, tek bir model üzerinde uzlaşının olmadığını kaydetmektedir. Bundan ziyade, çocukların aşılanmasına yönelik bir politikalar yelpazesi mevcuttur. Çek Cumhuriyeti, bu yelpazenin daha kuralcı kısmına kendini konumlandırmıştır ki bu konum, davaya müdahil olan hükümetlerin üçü (Fransa, Polonya ve Slovakya) tarafından desteklenmekte ve paylaşılmaktadır. AİHM dahası, gönüllü aşılanmadaki azalma ve toplumsal bağışıklıktaki bundan kaynaklanan azalmadan dolayı; diğer birkaç Sözleşmeci tarafın daha kuralcı yaklaşıma doğru politika değiştirdiğini de not etmektedir.
279. Çocukların aşılanması kendi başına, hassas ahlaki veya etik meselelere yol açmamakla birlikte; AİHM, aşılamanın yasal yükümlülük meselesi yapılmasının buna neden olabileceğini kabul etmektedir. Bu hassasiyet, aşı yükümlülüğünden farklı fikirde olanların bakış açısıyla sınırlı değildir. Yükümlülüğün amacı, belirli hastalıklar bakımından hassaten savunmasız durumda bulunan ve nüfusun kalanın aşı şeklindeki asgari bir riski onlar adına üstlenmesi istenen kişiler başta olmak üzere toplumun bütün üyelerinin sağlığını korumak olduğundan; çocukların aşılanmasının bir sosyal dayanışma değerini de içermektedir.
- Belirtildiği üzere sağlık politikası meseleleri, ulusal makamların takdir yetkisine girmektedir. Yukarıdaki mülahazaları dikkate alan ve yerleşik içtihadındaki ilkeleri uygulayan AİHM, çocukların aşılanmasının mecburi niteliğini ilgilendiren somut olayda, bu yetkinin geniş olması gerektiği görüşündedir.
(3) Baskın Sosyal İhtiyaç
- Sözleşmeci devletler, bilhassa Sözleşme’nin 2 ve 8. maddelerinden dolayı, yetkileri altındaki kişilerin hayatlarını ve sağlıklarını korumak için uygun tedbirleri alma yükümlülüğü altındadır (bkz. L.C.B./Birleşik Krallık, 9 Haziran 1998, § 36, Kararlar Derlemesi 1998 III; Budayeva ve Diğerleri/Rusya, B. No. 15339/02 ve Diğer 4 Başvuru, §§ 128-130, AİHM 2008 (alıntılar); Furdík/Slovakya (k.k.), B. No. 42994/05, 2 Aralık 2008; Hristozov ve Diğerleri, yukarıda anılan, §§ 106 ve 116; İbrahim Keskin/Türkiye, B. No. 10491/12, § 62, 27 Mart 2018; Kotilainen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No. 62439/12, §§ 78 vd., 17 Eylül 2020). Benzer yükümlülükler, diğer uluslararası insan hakları belgelerinden de çıkmaktadır (bkz. Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı).
283. Davalı Hükûmet tarafından sunulan uzmanlık belgeleri, ilgili sağlık makamlarının çocukların aşılanmasının bu ülkede bir yasal yükümlülük meselesi olarak kalması gerektiği görüşünde olduğunu aktarmakta ve yalnızca tavsiye edilen bir usul olarak kalırsa, aşı oranındaki olası bir azalmanın bireylerin ve kamunun sağılığına yönettiği tehlikenin altını çizmektedir. Aşı kapsamındaki azalışla ilişkilendirilen endişeler, müdahil olan hükûmetlerce de dillendirilmiş ve çocukların bahse konu hastalıklara karşı erken yaşlardan itibaren bağışıklık kazanmasının temin edilmesinin önemine vurgu yapılmıştır. Benzer endişeler, Avrupa ve uluslararası düzeyde de ifade edilmiştir.
284. Bu beyanlar ve uzman kuruluşların bu konudaki benimsediği açık tutum gözetildiğinde; Çek Cumhuriyeti’ndeki aşı yükümlülüğünün, birey ve toplum sağlığının söz konusu hastalıklara karşı korunmasına ve çocuklar arasındaki aşı oranındaki herhangi bir aşağıya meyle karşı durulmasına ilişkin baskın sosyal ihtiyaca bir karşılık oluşturduğu söylenebilir.
(4) İlgili ve Yeterli Gerekçe
285. Aşılamanın zorunlu niteliğine ilişkin olarak AİHM hâlihazırda, özellikle çocukların aşılanmasının etkililiği ve güvenliği bakımından böyle bir politika seçiminin altında yatan önemli kamu sağlığı gerekçesini kabul etmiştir. Aynı şekilde her bir devlet için mümkün olan en üst derecede aşı kapsamına ulaşma amacını destekleyen genel uzlaşıyı da kabul etmiştir. Ayrıca, konuya ilişkin ulusal ve uluslararası uzmanlardan edinilen bilgilerin böyle bir politika izlenmesini haklı kıldığı şeklindeki Çek Anayasa Mahkemesinin kanaatini de not etmektedir. Zorunlu aşı sistemi, Avrupa devletleri tarafından benimsenen yegâne ya da en yaygın model olmamakla birlikte; AİHM, sağlık hizmetleri meselelerinde ulusal makamların öncelikleri, kaynakların kullanımını ve sosyal ihtiyaçları değerlendirmede en iyi konumda bulunduğunu yinelemektedir. Bu hususların tümü, somut bağlamda ilgilidir ve AİHM’in davalı devlete tanıması gereken geniş takdir yetkisine girmektedirler.
- Çocukların yüksek menfaatine ilişkin tüm kararlar, yüksek önem taşımaktadır.
288. Bu nedenle devletler üzerinde, onların sağlıklarını ve gelişimlerini etkileyen tüm kararların merkezine çocuğun ve grup olarak çocukların yüksek menfaatlerini yerleştirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bağışıklık kazandırma bakımından ise amaç, ciddi hastalıklara karşı her bir çocuğun korunması olmalıdır. Olayların büyük çoğunluğunda bu, ilk yılları boyunca tam aşı takvimi uygulanan çocuklarla başarılmaktadır. Böyle bir tedavi uygulanamayacak olanlar, topluluklarına gerekli aşı kapsama seviyesi sürdürüldüğü müddetçe bulaşıcı hastalıklara karşı dolaylı şekilde korunmaktadır; yani onların koruması toplum bağışıklığından gelmektedir. Böylelikle, gönüllü aşılama politikasının toplumsal bağışıklığa ulaşma ve bunu sürdürmeye yeterli olmadığı ya da hastalığın niteliğinden (örn. tetenoz) dolayı toplumsal bağışıklığın yararlı olmadığı görüşü benimsenirse; ulusal makamlar makul olarak, ciddi hastalıklara karşı uygun bir koruma seviyesini başarmak için zorunlu aşı politikasını yürürlüğe koyabilirler. AİHM, davalı devletin böyle mülahazalara dayandırılacak sağlık politikasını anlayışla karşılamaktadır ve bunun, odak noktasındaki çocukların yüksek menfaatiyle tutarlı bulunduğu söylenebilir.
- Bu itibarla AİHM, Çek yasa koyucusunun aşılmaya yönelik zorunlu bir yaklaşım uygulamasının ilgili ve yeterli gerekçeyle desteklendiğini kabul etmektedir. Bu tespit, başvuranların şikâyet ettiği özel müdahaleleri (Bay Mr Vavřička’ya uygulanan idari yaptırım ve çocuk başvuranların anaokuluna alınmaması) de kapsamaktadır.
(5) Orantılılık
291. Çek Cumhuriyeti’ndeki aşı yükümlülüğü, aşılamanın bilim camiası tarafından etkili ve güvenli kabul edildiği dokuz hastalığı ve belirli sağlık bulguları olan çocuklara yapılan onuncu bir aşıyı ilgilendirmektedir. Çek modeli, zorunlu aşılamayı benimsemişse de bu mutlak bir yükümlülük değildir. Yükümlülükten muafiyete, özellikle aşının daima ters etkiler gösterdiği çocuklar bakımından izin verilmektedir.
292. Davalı devlette, daha sonrasında “seküler vicdani ret” hakkına dönüştürülen, “Anayasa Mahkemesinin Vavřička içtihadı temelinde de muafiyete izin verilmektedir. Başvuranlar bu muafiyetin uygulamada neredeyse hiç tanınmadığını ileri sürmüşlerse de çocuk başvuranların hiçbiri bu muafiyeti iç yargılamalar esnasında dile getirmemiştir.
293. Aşı, davalı devlette yasal bir yükümlülük olmakla birlikte; AİHM, aşının zorla uygulanmasına izin veren hiçbir hükmün bulunmaması dolayısıyla aşının zorla yapılamayacağını yinelemektedir. Yükümlülük, yaptırımların uygulanması yoluyla dolaylı olarak yerine getirilmektedir. Çek Cumhuriyeti’ndeki yalnızca bir kez verilebilen idari para cezasından oluşan yaptırım, görece şekilde ölçülü görülebilir. Bay Vavřička’nın durumunda, miktar ilgili cetvelin daha düşük kısmına doğruydu ve gereksiz şekilde sert ve ağır değerlendirilemez.
294. Çocuk başvuranlar bakımından, anaokuluna alınmamaları Sözleşme’nin 8/2 maddesi anlamında bir müdahale oluşturmaktadır. Özellikle küçük çocukların sağlığını korumayı amaçlayan genel bir yasal yükümlülüğe uymamanın bu sonucu, nitelik olarak cezalandırıcı olmaktan ziyade koruyucuydu.
295. AİHM, iç hukuktaki usulü güvenceleri de not etmektedir. Başvuranların ellerinde, idare mahkemeleri ve nihayetinde Anayasa Mahkemesi önündeki yargısal yolların yanı sıra idari itirazlar da bulunmaktaydı. Bu itibarla, aşı yükümlülüğüne uymamanın sonuçlarına karşı çıkmak onlara açıktı.
-
Başvuranların zorunlu aşı politikasına itirazları iki yönlüydü. İlk olarak, sağlık makamlarına verilen takdir aşırı olduğunu ve menfaat çatışması ile açıklık ve kamusal tartışma eksikliğini ileri sürerek Çek Cumhuriyeti’nde bu alandaki kurumsal düzenlemeleri eleştirmektedirler. İdareye verilen takdir hakkı bakımından AİHM, kanun niteliğine dair hiçbir meselenin ortaya çıkmadığını tespit etmiştir. Bu hususta Yüksek İdare Mahkemesinin, kullanılan yasal yaklaşımın yetkililerin gelişen durumlar karşısında esneklikle davranmasını sağladığı tespiti de konuyla ilgilidir.
-
Politika belirleme sürecinin doğruluğuna ilişkin olarak başvuranlar, ulusal sistemin menfaat çatışmalarıyla lekelendiği iddialarını ya da aşı hususunda Çek uzman kuruluşları veya Dünya Sağlık Örgütünce benimsenen tutumun, ilaç şirketlerinin mali desteğiyle zarar gördüğü önerilerini yeterince destekleyememiştir.
298. Ulusal sistemin şeffaflığı ve yetkililerin kamusal tartışmayı sağlama derecesi bakımından yürürlükteki düzenlemelerin, Çek Cumhuriyeti tarafından izlenen aşı politikasının geçerliliğini şüpheye düşürecek şekilde bir ciddi şeffaflık açığına uğradığı söylenemez.
-
Başvuranlar ayrıca, uzun sürede ortaya çıkacaklar da dâhil olmaz üzere sağlık üzerindeki olası olumsuz etkilerine dair güçlü endişeler dile getirerek aşılamanın etkililiğine ve güvenliğine karşı çıkmışlardır.
-
Aşının etkililiği bağlamında AİHM, bireysel sağlık üzerinde ciddi etkileri olabilecek ve ciddi salgın durumunda toplumda karışıklığa yol açabilecek hastalıklara karşı nüfusun korunmasına ilişkin bu yolun hayati önemine dair genel uzlaşıya işaret etmektedir.
301. Aşının güvenliği bakımından ise uygulananların büyük çoğunluğu için tamamen güvenli olmakla birlikte; nadir durumlarda aşının bir bireye zararlı olabileceği ortaya çıkabilir. Böyle durumları ilişkin şikâyetler Sözleşme altındaki önceki yargılamalara konu olmuştu (bkz. Ebeveynler Birliği/Birleşik Krallık, B. No. 7154/75, 12 Temmuz 1978 tarihli Komisyon Kararı, Kararlar Derlemesi No. 14, s. 31; Baytüre ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), yukarıda anılan, § 28). Bir kişinin sağlığına yönelik çok nadir fakat tartışmasız çok ciddi tehlike itibariyle Sözleşme organları, aşıdan önce gerekli önlemleri almanın önemini vurgulamıştır (bkz. Solomakhin/Ukrayna, yukarıda anılan, § 36; Baytüre ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), yukarıda anılan, § 29; Ebeveynler Birliği/Birleşik Krallık, yukarıda anılan, s. 33 ve 34). Bu durum, olası ters etkilere ilişkin olarak her bir olayın kontrol edilmesine açıkça işaret etmektedir. Ayrıca kullanılan aşıların güvenliğinin izlenmesine de işaret etmektedir. Bu yönlerin her biri açısından AİHM, ulusal sistemin yeterliliğini sorgulamak için bir gerekçe görmemektedir.
-
Başvuranlar tarafından dile getirilen hataya dayanmayan veya kusursuz sorumluluk temelli tazminatın mevcudiyeti meselesine gelince; sağlığa zarar hallerinde tazminat yolunun bulunması, zorunlu aşı sistemiyle gerçekten ilgili bir husustur. Ancak mevcut başvurular bağlamında bu meseleye, belirleyici bir önem atfedilemez. Çünkü başvuranların herhangi birinin isteğine aykırı herhangi bir aşı yapılmamıştır ve başvuranlar tarafından başlatılan ulusal yargılamaların hiçbirinde tazminat meselesi özellikle dile getirilmemiştir. Bu nedenle AİHM, meselenin mevcut başvuranların aşı yükümlülüğünü reddetmesiyle gerçekten ilgili olmadığı sonucuna varmaktadır.
-
AİHM’in, başvuranların özel hayatlarına saygı hakkına ilişkin şikâyet edilen müdahalelerin yoğunluğunu ayrıca değerlendirmesi gerekmektedir.
304. Birinci başvuran bakımından hâlihazırda, ona verilen idari para cezasının bu şartlar altında aşırı olmadığı tespit edilmiştir. O tarihte zaten gençlikte olan çocuklarının eğitimine yönelik herhangi bir olumsuz yansıma yaşanmamıştı.
305. Kalan başvuranlar bakımından, anaokuluna kayıtları ya reddedilmiş ya da gerekli aşıların yokluğu nedeniyle iptal edilmiştir.
-
AİHM, başvuranların anaokulun dışında bırakılmasının bu küçük çocuklar için kişiliklerini geliştirmeye ve pedagojik bir çevrede önemli sosyal ve öğrenim becerileri edinmeye başlamaya ilişkin önemli bir fırsatın kaybı anlamına geldiğini kabul etmektedir. Ancak bu, ilgili ebeveynlerin yasal bir yükümlülüğe uymama hususunda yaptıkları seçimin doğrudan sonucuydu. Davalı hükûmet ve kapsamlı bilimsel delile dayanan bazı müdahil hükûmetlerin belirttiği üzere, erken çocukluk aşı için ideal zamandır. Ayrıca tıbbi gerekçelerle aşılanamayan çocukların anaokuluna devamı, bulaşıcı hastalıklara karşı diğer çocuklar arasındaki yüksek aşılanma oranına bağlıdır. AİHM, aşıdan faydalanamayan az sayıdaki korumasız çocukların iyiliği için, aşılamanın sağlıkları açısından uzak bir risk oluşturan kişilerin, evrensel olarak uygulanan bu koruyucu tedbiri yasal yükümlülük ve sosyal dayanışma adına kabul etmelerini bir devletin gerekli kılmasının orantısız olmayacağını değerlendirmektedir. AİHM’e göre, nüfusun sağlığını koruma mantığıyla tamamen uyumlu bu seçimi yapmak geçerli ve yasal olarak Çek yasa koyucuya açıktı. Bu amacı başarmak için daha az müdahaleci yolların teorik mevcudiyeti, bu tespite gölge düşürmemektedir.
-
AİHM, ebeveynleri tarafındaki ilave ve belki önemli çaba ve masraf pahasına olsa da çocuk başvuranların bütün kişisel, sosyal ve entelektüel gelişim olanaklarından yoksun kılınmadığını da gözlemlemektedir. Çocuk başvuranlar üzerindeki etkiler dahası, zaman itibariyle sınırlıydı. Zorunlu okula gitme yaşına ulaştıklarında, ilkokulu kabulleri aşı durumlarından etkilenmemiştir.
-
Bu gerekçelerle AİHM, ulusal sistem bağlamında değerlendirildiklerinde başvuranların şikâyet ettiği tedbirlerin, davalı devlet tarafından aşı yükümlülüğü yoluyla güttüğü meşru amaçlarla makul bir orantılılık ilişkisinde olduğunu değerlendirmektedir.
(6) Sonuç
-
AİHM, karara bağlanacak meselenin, daha az kuralcı bir politikanın benimsenip benimsenemeyeceği değil; Çek makamlarının, denge kurarken bu husustaki geniş takdir yetkilerinin içinde kalıp kalmadıklarını belirlemek olduğuna açıklık getirmektedir. Bu noktada ulaştığı sonuç, ulusal makamların takdir yetkilerini aşmadıkları ve böylelikle şikâyet edilen tedbirlerin “demokratik bir toplumda gerekli” görülebileceğidir.
-
Dolayısıyla, Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlali söz konusu değildir.
II – DİĞER İHLAL İDDİALARI
-
Başvuranlar Vavřička, Novotná ve Hornych, uygulanan para cezasının ve çocuklarının anaokuluna alınmamasının Sözleşme’nin 9. maddesindeki haklarına (din ve vicdan özgürlüğü) aykırı olduğundan da şikâyet etmiştir.
-
AİHM, Bayatyan/Ermenistan ([BD], B. No. 23459/03, § 110, AİHM 2011) davasındaki “askerliğe karşı olmanın, orduda görev yapma yükümlülüğü ile kişinin vicdanının veya derin veya gerçekten taşıdığı dini ya da diğer inançları arasında ciddi ve aşılamaz bir çatışma tarafından harekete geçirilmesi durumunda; bu karşı çıkmanın, 9. maddenin güvencelerini cezbetmeye yeterli bir inandırıcılığa, ciddiyete, uyuma ve öneme sahip bir inanç ya da inanış oluşturduğu” şeklindeki görüşünün konuyla ilgili bulmaktadır. Ayrıca, böyle bir itirazın 9. maddenin kapsamına girip girmeyeceği ve ne ölçüde gireceği, bir davanın özel koşullarının ışığında değerlendirilmelidir.
-
Sonuç olarak AİHM, bu şikâyetlerin konu itibariyle Sözleşme’nin 9. maddesinin kapsamına girmediğine (incompatible ratione materiae) ve reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
-
Çocuk başvuranlar ayrıca, anaokuluna alınmalarının reddedilmesinin 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesi altındaki haklarını (eğitim hakkı) ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
-
AİHM, çocuk başvuranların Sözleşme’nin 8. maddesine ilişkin şikâyetlerine yönelik incelemesini ve tespitlerinin ışığında, bu madde altında ayrı bir inceleme yapılmasına gerek görmemiştir.
Yargıç Lemmens, karara kısmen mutabık kısmen muhalif kalmış; Yargıç Wojtyczek ise muhalif görüş açıklamıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.