CASE OF XHOXHAJ v. ALBANIA - [Turkish Translation] summary by Okan Taşdelen

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

aihm

© Çeviren, Okan TAŞDELEN, İnsan Hakları Hukukçusu ve AİHM Eski B Hukukçusu, @O_TSDLN, 2021. [Daha önce Patreon sayfamda “https://www.patreon.com/posts/48484877” yayımlanmıştır] Bu özet çeviriyi yayımlama izni, yalnızca HUDOC’a konulması için verilmiştir. Çevirmene atıfta bulunmak kaydıyla alıntılanabilir.

© Translated by Okan TAŞDELEN, Human Rights Legal Expert and Former B Lawyer of the ECHR, @O_TSDLN, 2021. [Already published on my Patreon page “https://www.patreon.com/posts/48484877”] Permission to re-publish this summary translation has been granted for the sole purpose of its inclusion in HUDOC. It may be reproduced with a reference to the translator.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

XHOXHAJ/ARNAVUTLUK

(Başvuru No. 15227/19, 09/02/2021)

6/1 madde (hukuk) • Yolsuzlukla mücadele etmek amacıyla görevdeki hâkim ve savcıları değerlendirmek için oluşturulmuş ve yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız yargılama mercii olan organlar • Yeterli güvenceler • Görevdeki hâkimlerin temsil edilmemesinin, katı yeterlilik şartlarının eşlik ettiği inceleme usulünün olağanüstü niteliğine ve ruhuna uygun olduğu • İtiraz Dairesinin tam inceleme yetkisi6/1 madde (hukuk) • Adil yargılanma • Malvarlığı incelemesi için yasal sınırlamanın yokluğunun, kendine özgü doğasından ve bağlamından dolayı hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmediği6/1 madde (hukuk) • Adil yargılanma • İnceleme organlarınca verilen kararlar için yeterli değerlendirme ve gerekçenin yanında, yeterli savunma hazırlamaya yetecek bilgi, zaman ve olanaklar • Yargılamanın itiraz üzerine aleni bir duruşma gerektirmeyen niteliği8. madde • Özel hayat • Malvarlığı incelemesindeki bireyselleştirilmiş tespitler temelinde Anayasa Mahkemesi üyesinin meslekten çıkarılması • Ciddi etik ihlalden dolayı yargı sistemine yeniden giriş üzerindeki sürekli yasağın orantılılığı

OLAYLAR VE OLGULAR

  1. Başvurunun Arka Planı

2014 yılında, yargı alanındaki reformdan sorumlu olacak geçici bir meclis komitesi kurulmuş ve müteakiben Arnavutluk’taki adalet sisteminin değerlendirilmesi hakkındaki raporunu (Değerlendirme Raporu) kabul etmiştir.

Değerlendirme Raporu, 2009 ilâ 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen birçok kamuoyu anketlerine ve mahkeme kullanıcıları araştırmalarına atıfta bulunmuştur. Bunlara göre, yolsuzluğun, lüzumsuz dış etkinin, şeffaf uygulama eksikliğinin, aşırı uzayan yargılamaların ve nihai mahkeme kararlarının uygulanmamasının adalet sistemine musallat olduğuna ilişkin yaygın bir kamu algısı bulunmaktaydı. Kamuoyuna göre, başkentteki veya diğer büyük şehirlerdeki görevlere atanmak için bazı hâkim ve savcıların komisyon ödemesi gerekmekteydi. Resmi olmayan bilgiler, genel olarak bir aile üyesi, arkadaş veya avukat gibi bir aracının yardımıyla gerçekleşen komisyon ödeme döngüsünün adli polis görevlileri, savcılar ve hâkimler gibi ana paydaşlar arasında yayılmış olduğuna işaret etmekteydi. Sonuç olarak bu, adaletin sağlanmasını engellemiştir. Yozlaşmış adli polis görevlileri, olay yerine ilişkin delilleri yok etmek için rüşvet almış; yozlaşmış savcılar ceza soruşturması başlatmamak veya suçlamada bulunmamak için para almış ve yozlaşmış hâkimler duruşmaları ertelemiş ya da karar vermeyi komisyon alımı şartına bağlamıştır.

Değerlendirme Raporu, uluslararası kuruluşlar tarafından yayımlanan ve Arnavutluk’taki adalet sistemini etkileyen çeşitli sorunlara işaret eden çok sayıda izleme raporlarına da atıfta bulunmuştur.

Değerlendirme Raporu, adalet sistemi reformu hakkında bir stratejinin (Reform Stratejisi) üretilmesi ve kabulü için mihenk taşı görevi görmüştür.

Önerilen Reform Stratejisi doğrultusunda, 2016 yılında Arnavutluk Anayasası değiştirilmiştir. Anayasa’ya eklenen 179/b maddesi, hukukun üstünlüğünün işlemesinin temin edilmesi, adalet sisteminin bağımsızlığı ve kamunun bu sistemin kurumlara güveninin yeniden temini için Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Mahkeme üyeleri de dâhil olmak üzere bütün hâkimler ile ülke başsavcısı da dâhil olmak üzere bütün savcıların yeniden incelenmesi sisteminin kurulmasını öngörmektedir. Görevdeki bütün hâkim ve savcıların tabi tutulacağı inceleme muameleleri (the vetting proceedings), ilk derecede Bağımsız Liyakat Komisyonu (IQC - the Independent Qualification Commission) ve itirazları görecek Özel İtiraz Dairesi (İtiraz Dairesi) tarafından yürütülecektir.

Anayasal değişikliğin sonrasında birçok temel kanun da kabul edilmiştir. Bunlardan birisi, Hâkimlerin ve Savcıların Yeniden İncelenmesi Yasası’dır (İnceleme Yasası - Vetting Act).

İnceleme Yasası’nın 6. maddesi, IQC ve İtiraz Dairesine (inceleme organları) üye olarak atanmak için karşılanması gereken liyakat kriterlerini belirtmektedir. Bir Arnavutluk vatandaşı, diğer hususların yanı sıra (i) üniversitede mastır eğitimini tamamlama; (ii) on beş yıllık hâkimlik, savcılik, avukatlık, hukuk profesörlüğü, üst düzey kamu görevlisi tecrübesi veya idare hukuku ya da diğer hukuk dallarında başka bir saygın tecrübe sahibi olma; (iii) geçmiş on yılda, kamu yönetiminde siyasi görevlerde ya da bir siyasi partide liderlik konumunda bulunmama; (iv) ceza soruşturması altında olmama ve kesin bir mahkeme kararıyla bir suçtan veya kati cezai kabahatlerden mahkûm edilmemiş olma; (v) meslekten ihraç disiplin müeyyidesine veya yasa uyarınca halen geçerli herhangi bir disiplin müeyyidesine tabi olmama; (vi) başvurunun öncesindeki iki yılda hâkim, savcı, adli müşavir ya da yardımcı olamama ve (vii) iyi dercede İngilizce bilme şartıyla inceleme organlarına üye olarak atanabilir

Bu kurumların üç ölçüt temelinde yargı mensuplarını yeniden değerlendirmesi öngörülmüştür: malvarlığının incelenmesi, organize suçlulukla bağların araştırılacağı geçmiş doğruluk kontrolü ve mesleki yeterliliğin incelenmesi. Ele alınacak tüm kişilerin, yasa gereği bu üç ölçütün her birine ilişkin olarak üç ayrı beyanname sunması gerekmektedir.

Yeniden inceleme muamelelerinin sonunda, ilgili kişinin görevinden tutulmasına ya da Hâkimler Okulu tarafından verilen bir eğitim programına katılmak şartıyla bir yıl görevden açığa alınma veya meslekten ihraç yaptırımlarından birine karar verilmektedir.

İnceleme Yasası’nın 61. maddesi uyarınca, aşağıdaki hallerde meslekten ihraca karar verilecektir:

  1. İncelenen kişinin, ona veya ilişkili kişilere ait olan yasal malvarlığının iki katından daha büyük miktarda bir malvarlığı beyanında bulunması;
  2. İncelenen kişinin, organize suçlara karışmış bireylerle, görevini sürdürmesini imkânsız kılacak şekilde uygungunsuz ilişkisi olduğundan; geçmiş dürüstlük kontrolü bakımından ciddi endişeler varsa;
  3. İncelenen kişi, malvarlığı ve geçmiş doğruluk beyanını eksik yapmışsa;
  4. Mesleki yeterliliğin değerlendirilmesi açısından, incelenen kişi mesleğe uygun değilse;
  5. İnceleme muamelelerin geneli temelinde, incelenen kişi, kamunun adalet sistemine güvenini zedelemişse ve bu kusurların eğitim programı vasıtasıyla giderilmesi imkânsızsa.

Anayasa’ya eklenen Ek G maddesi, incelenecek olan kişinin istifa edebileceğini; bu durumda, yeniden değerlendirmenin sonlandırılacağını ve ilgili kişinin on beş yıl boyunca hâkim veya savcı olarak yeniden atanamayacağını öngörmektedir.

Venedik Komisyonu hem anayasal değişikliklere hem de İnceleme Yasası’na ilişkin görüş vermiş; hâkim ve savcıların değerlendirmeye alınmasının, ele alınmadığı takdirde yargı sistemini tamamen çökertecek yolsuzluk musibetinden kendisini koruması açısından Arnavutluk için haklı ve gerekli olduğunu belirtmiştir.

Arnavutluk Anaysa Mahkemesi de İnceleme Yasası’nın anayasaya uygunluğuna karar verilmiştir.

  1. Başvuruya Konu Olaylar

Başvuran mesleki kariyerine Mart 1995 tarihinde Trina İlçe Mahkemesi hâkimi olarak başlamış; 2006 yılında yargı mensuplarının mesleğe alınmaları, tayinleri, terfileri ve görevlerinin sonlandırılmasından sorumlu Adalet Yüksek Konseyi üyeliğine seçilmiştir. Başvuran, 25 Mayıs 2010 tarihinde ise 9 yıllık bir süre için Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmiştir.

Malvarlığı Beyanı Yasası uyarınca, devlet memuru olan eşinin de yaptığı gibi 2003 ilâ 2016 yılları arasında yıllık mavarlığı beyannameleri vermiştir.

  1. Bağımsız Liyakat Komisyonu Önündeki Süreç

Başvuran, İnceleme Yasası uyarınca malvarlığı beyanında bulunmuştur. Buna göre o ve eşi 101ve 59 metrekarelik iki daireye (1. ve 2. konut) ve bir araziye sahiptir. Başvuranın ABD’de iki banka hesabı da bulunmaktadır. Başvuran ayrıca, geçmiş doğruluk beyannamesi (integrity background declaration) ile mesleki şahsi değerlendirme formu (professional self-appraisal form) da vermiştir.

IQC, Anayasa Mahkemesi üyeliği nedeniyle öncelikle incelenecek kişiler listesine alınması dolayısıyla başvuranın verdiği üç beyannameye ilişkin detaylı idari soruşturma başlatmıştır.

IQC, 19 Mart 2018 tarihinde idari soruşturmadaki ön bulgular hususunda başvuranı bilgilendirmiştir. Buna göre, başvuranın taşınmazlarının bazılarına ilişkin tutarsızlıklar ve belli yıllarda haksız nakit varlığı mevcuttur. Ek olarak, bir vatandaşın başvuranın bir anayasal şikâyet incelemesinden çekilmede ihmal gösterdiği iddiasına dair de açıklama yapması istemiştir.

Komisyon, Anayasa’nın ve Yasa’nın ilgili hükümleri uyarınca ispat yükünü başvurana yüklemiştir. 23 Nisan 2018 tarihli duruşmada başvuran, kapsamlı yazılı ve sözlü savunmada bulunmuştur.

IQC, 04 Haziran 2018 tarihinde kararını vermiştir. 1. daire bakımından, başvuranın ve eşinin bu taşınmazı alacak yeterli yasal gelirlerinin olduğunu ispatlayamadığı, onu almakta kullanılan gelirin kaynağını doğru şekilde açıklamada ihmal gösterdiği ve bu taşınması birkaç yıl boyucna malvarlığı bildiriminde göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun haricinde, gelirlerinin meşruiyetini haklı kılacak dayanak belgeler eksiktir.

IQC, başvuranın ve eşinin varlıklarının ve borçlarının kaynaklarının belirledikten sonra, başvuranın 2007, 2009 ve 2015 yıllarındaki toplamda 15.750 avro (EUR) miktarındaki nakit malvarlığını haklı kılacak yasal mali gelir kaynaklarından yoksun olduğuna hükmetmiştir. Bunun yanı sıra, eşinin 15.000 EUR nakti evde tutması, senelik malvarlığı beyannamesinin verilmesinden önce nakitlerin paraya yatırılmasını gerektiren Malvarlığı Beyanı Yasası’na aykırıdır.

Komisyon, babasının istinaf mahkemesi heyetinde raportör olarak yer aldığı ceza kovuşturmasına ilişkin anayasal şikayetin incelenmesi sırasında menfaat çatışmasını açıklamakta ve dosyanın incelemesinden çekilmekte başvuranın ihmal gösterdiği tespitinde de bulunmuştur.

Sonuç olarak, başvuranın malvarlığına yönelik tespitler ve menfaat çatışmasını açıklamaktaki ihmali dikkate alınarak oy çokluğuyla başvuranın meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.

  1. İtiraz Dairesi Önündeki Süreç

Başvuran, 19 Haziran 2018 tarihinde karara iki temelde itiraz etmiştir. İlki usulden veya esastan hukuka aykırılıklara ilişkindir. İkinci olarak Komisyonun tespitlerine karşı çıkmıştır. Meslekten çıkarılmasının orantısız olduğunu ve IQC önündeki sürecin hukukilik, adillik, tarafsızlık, kanun önünde eşitlik ve orantılılık ilkelerine aykırı yürütüldüğünü belirtmiştir.

İtiraz Dairesi, 24 Ekim 2018 tarihinde kapalı oturum yapmıştır. Daire, yeni delilleri IQC’ye sunma imkânsızlığı noktasında herhangi bir gerekçe öne sürmediğini belirterek başvuran tarafından sunulan yeni delilleri dosyaya kabul etmeyi redetmiştir.

Malvarlığının incelenmesi yönünden, IQC’nin tespitlerinin bir kısmını kaldırmış fakat başvuran ve eşinin 1. daireyi almaya yetecek gelirinin olmadığı ve yalan beyanda bulunduğu ve bu malvarlığını birkaç yıl boyunca gizlediği tespitini onamıştır. Belli yıllardaki haksız nakit varlığı bakımından ise bu parasal miktarların yasal kaynaklarını ikna edici biçimde açıklamadığını, başvuranın ve eşinin bu parasal miktarlara ilişkin gelirin hukukiliğini kanıtlamadığını belirtmiştir. İtiraz Dairesi ayrıca, başvuranın eşinin parasal miktarı yıllarca açıklamadığı ve böylelikle kanuna aykırı davrandığı ve başvuranın yabancı banka hesaplarının yıllık malvarlığı beyanlarında göstermediği tespitinde bulunmuştur.

Mesleki yeterlilik incelemesi bakımından ise başvuranın anayasal sürecten çekilmedeki ihmalinin adalet sistemine olan kamusal güveni zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.

Başvuranın meslekten çıkarılma kararı onanmış ve kesinleşmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

I – SÖZLEŞME’NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

  1. Başvuran, inceleme organlarının bağımsız ve tarafsız olmadığından şikâyet etmiştir. Bu kapsamda, anılan kurumların gerekli profesyonellik ve tecrüben yoksun yargı dışı üyelerden oluştuğunu, üyelerinin Meclis tarafından yargının dahli olmaksızın atandığını ve inceleme organlarının hem suçlamaları getirdiğini hem de bunları karara bağladığını belirtmiştir.

231. Başvuran ayrıca, (i) meslekten ihracının ana gerekçesini çürütme ve kendisini savunma hakkının elinden alındığını; (ii) IQC’nin, onlarca yıl önce ortaya çıkan şartlara ilişkin olarak gayrımakul bir ispat yükünü kendisine yüklediğini; (iii) İnceleme Yasası’nın herhangi bir zamanaşımı süresi öngörmediğini; (iv) kararların, onun iddialarına ilişkin gerekçeden yoksun olduğunu; (v) inceleme organlarının, diğer davalarla karşılaştırıldığında çifte standart uyguladığını; (vi) İtiraz Dairesinin, suçsuzluğunu kanıtlayan ilave delil sunma talebini reddettiğini; (vii) savunmasını hazırlamak için yeterli zaman ve kolaylığa sahip olmadığını; (viii) İtiraz Dairesinin duruşma yapmadığını ve (ix) inceleme organlarının, yardımcı bir kuruluş tarafından malvarlığına ilişkin yapılan olumlu yöndeki denetimi gözardı ettikleri ölçüde hukuki belirlilik ve meşru beklenti ilkesini ihlal ettiklerini belirterek sürecin adil olmadığını ileri sürmüştür.

  1. Kabul Edilebilirlik

  2. Yargı, olağan devlet hizmetinin bir parçası olmamakla birlikte; klasik kamu hizmetinin bir parçası olarak görülmektedir. Bu nedenle Sözleşme’nin 6/1 maddesi, esasen hâkimlerin meslekten çıkarılmalarına karşı ulusal mahkemelere gidebilmeleri durumunda, hâkimlerin meslekten çıkarılmalarına ilişkin yargılamalara uygulanmıştır (bkz. Olujić/Hırvatistan, B. No. 22330/05, §§ 42-43, 05 Şubat 2009; Oleksandr Volkov/Ukrayna, B. No. 21722/11, §§ 90 ve 91, AİHM 2013; Poposki ve Duma/Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya, B. No. 69916/10 ve 36531/11, § 37, 07 Ocak 2016; Sturua/Gürcistan, B. No. 45729/05, § 27, 28 Mart 2017).

238. Vilho Eskelinen testinin (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya [BD], B. No. 63235/00, § 62, AİHM 2007-II) birinci koşulu (ulusal hukukta, söz konusu personel kategorisi veya görev için mahkemeye erişimin açıkça kapsam dışı bırakılması) bakımından, ilk aşamada IQC, itiraz üzerine ise İtiraz Dairesi başvuranı hâkimlik görevinden çıkarmıştı. Hakikatte iç hukuk, meslekten çıkarılmasına başvuranın karşı çıkma hakkını yadsımamıştı.

239. Ancak AİHM, IQC ve İtiraz Dairesinin “yasayla kurulmuş yargısal merci” olup olmadığına ilk defa karar verecek olduğundan; Sözleşme’nin 6/1 maddesinin hukuki kolu altında uygulanabilirliğinin şikâyetin esasıyla birlikte ele alınması gerekmektedir.

240. 6/1 maddenin cezai kolu altında uygulanıp uygulanamayacağı hususunda ise taraflar aynı fikirde değildir.

243. Engel kriterlerinin (Engel ve Diğerleri/Hollanda, 8 Haziran 1976, § 82, A Serisi No. 22) ilki açısından (suçun ulusal hukukta nitelendirilmesi), başvuran hakkındaki disiplinsel nitelikteki inceleme muameleleri, İdari Yargılama Usulü Kanunu, İdare Mahkemeleri Kanunu veya Medeni Usul Kanunu’yla ilişkili biçimde İnceleme Yasası’na tabiydi. Ceza hukukun veya ceza usul hukukunun uygulanmasına yönelik yapılmış bir atıf yoktu. İnceleme muamelerine ne soruşturma makamları ne de ceza mahkemeleri müdahil olmuştur. Ayrıca Anayasa, ispat yükünün değiştirilmesini ceza yargılamalarında mümkün kılmamış ve ancak inceleme muamelerinde öngörmektedir ve geçmiş dürüstlük beyannamesinin ceza yargılamalarında kullanımını açıkça yasaklamaktadır. Bu nedenlere, başvuranın konumunun ceza yargılamasındaki bir sanığınki gibi olduğu ya da IQC’nin yetkilerinin Cumhuriyet savcısınınkilerle benzer olduğu iddiaları kabul edilemez.

244. İkinci ölçüte (suçun gerçek niteliği) gelince AİHM, uygulanacak yasal hükümlerin toplumun genelini değil; sadece belirli bir kategoriyi, yani hâkimleri, savcıları ve adli müşvirleri, hedeflediğini kaydetmiştir. Hükümler, mesleğin idare, şeref ve itibarını korunması ve yargıya olan kamu güveninin sürdürülmesi için tasarlanmıştır. Başvuranın, yanlış malvarlığı bildiriminden dolayı ileride ceza kovuşturmasına tabi olabilecek olması, inceleme muamelelerini cezai alana getirmeye yetmez. Disiplin müeyyidesine yol açabilecek bir eylemin cezai bir suç da oluşturması, disiplin hukuku uyarınca sorumlu olan kişiye bir suç isnat edildiğini kabul etmeye yeterli değildir (bkz. Müller-Hartburg/Avusturya, B. No. 47195/06, § 44, 19 Şubat 2013; Biagoli/San Marino (k.k.), B. No. 64735/14, § 56, 13 Eylül 2016).

245. Üçüncü kriter (cezanın ağırlık derecesi) bakımından ise başvuranın meslekten çıkarılması, disiplin suçu özelliği taşıyan bir yaptırımdır ve cezai müeyyideyle karıştırılamaz. Görevden çıkarılmasının ardından başvurana, herhangi bir para cezası verilmemiştir. AİHM, İnceleme Yasası’nın yargı sistemindeki bir göreve başvurmaya yönelik daimi bir yasak getirmediğini ayrıca kaydetmiştir. Bununla birlikte Hâkimler ve Savcıların Statüsü Kanunu, görevden alınan hâkim ve savcıların yargı sistemine yeniden katılmasına engel olmaktadır. Öyleyse bile tek başına bu yasak, inceleme muamelerinin cezai olarak görmek için belirleyici olmayacaktı. Yasak, ceza hukukunda öngörülmemektedir ve cezai nitelikteki bir yaptırım olarak değerlendirilemez. Yargı sistemine yeniden katılma yasağının amacı, görevden çıkarmayla bağlantılı bir ceza verilmesi olarak değil; bundan ziyade kamunun adalet sistemine güvenini temin etmek ve korumaktır. Yasağın sürekli niteliği, onu bir ceza olarak addetmeye yetmez (bkz., gerekli uyarlamalarla, Rola/Slovenya, B. No. 12096/14 ve 39335/16, § 66, 04 Haziran 2019). Aynı tespit, spekülatif nitelikteki ve ulusal mahkemeler önüne getirilmeyen, başvuranın herhangi bir kamu görevine giremeyeceği bakımından da geçerli olacaktı.

246. Bu koşullar altında AİHM, yukarıdaki unsurların tek başına veya birlikte alındıklarında, 6. maddenin cezai kolu altında uygulanabilir olduğu sonucuna varmaya yetersiz olduğuna hükmetmektedir (bkz. Ramos Nunes de Carvalho e Sá/Portekiz [BD], B. No. 55391/13 ve Diğer 2 Başvuru, 06 Kasım 2018, §§ 124-27; Kamenos/Kıbrıs, B. No. 147/07, § 51, 31 Ekim 2017; Ivanovski/Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya, B. No. 29908/11, § 121, 21 Ocak 2016; Oleksandr Volkov/Ukrayna, yukarıda anılan, §§ 93-95).

  1. Esas

  2. “Yasayla Kurulmuş Bağımsız ve Tarafsız Yargısal Merci” İlkesine Uygunluk

(i) İnceleme Organlarının “Yasayla Kurulmuş Yargısal Merci” Oluşturup Oluşturmadığı

  1. AİHM, yeni tarihli Guðmundur Andri Ástráðsson/İzlanda[*] kararında ([BD], B. No. 26374/18, §§ 124-27, 211-13, 219-21, 223 ve 229, 01 Aralık 2020) “yasayla kurulmuş yargısal merci” kavramına ilişkin genel ilkelerini yinelemektedir.

282. 6/1 madde bakımından, devlet mahkemelerinden biri olarak nitelendirilmeyen bir makam da terimin asli anlamı açısından “yargısal merci” kavramının içine girebilir. AİHM’in yerleşik içtihadı uyarınca, bir “yargısal merci”, terimin asli anlamı açısından yargısal işlevine göre; bir başka ifadeyle yetkisindeki hukuk kuralları temelinde ve öngörülen şekilde yürütülen işlemlerin ardından meseleleri karara bağlamasına göre tanımlanır. “Bilhassa yürütmeden olmak üzere bağımsızlık, tarafsızlık, üyelerinin görev süresi ...” gibi bir dizi ilave şartları da karşılaması gerekir (bkz. Guðmundur Andri Ástráðsson/İzlanda [BD], yukarıda anılan, § 219 ve orada yapılan atıflar). Karar verme yetkisi, tam da “yargısal merci” kavramının özünde bulunmaktadır (bkz. Mutu ve Pechstein/İsviçre, B. No. 40575/10 ve 67474/10, § 139, 02 Ekim 2018 ve orada yapılan diğer atıflar).

284. IQC ve İtiraz Dairesinin kuruluşu ve işleyişi, Anayasa’ya Ek C ve F maddeleriyle ayrıca desteklenen Anayasa’nın 179/b maddesinde ve İnceleme Yasası’nda belirtilmektedir. AİHM’e göre bunlar, hâkimlerin, savcıların, adli müşavirlerin ve yardımcıların geçici yeniden değerlendirmesini gerçekleştirmekten sorumlu inceleme organların kurulması için yeterince açık bir yasal temel sağlamaktadır. Bu bakımdan, 6/1 madde anlamında yargısal bir merciin, klasik yargılama mekanizmasının içine yerleştirilmiş mahkeme olması şart değildir (bkz. Mutu ve Pechstein/İsviçre, yukarıda anılan, § 139).

285. İnceleme Yasası uyarınca IQC, tüm olgusal ve hukuksal meseleleri ele almaya yetkilidir. İnceleme Yasası, İdari Yargılama Usulü Kanunu ve İdari Mahkemeler Kanunu’na uygun olarak muameleri yürütmektedir. İşlemlerin sonunda esasa dair karar alır ve karar, itiraz edilmezse kesin ve bağlayıcı hale gelir. İtiraz durumunda İtiraz Dairesi, dile getirilen bütün olgusal ve hukuki meseleleri değerlendirerek itirazı karara bağlar.

286. Somut olayda IQC ve İtiraz Dairesi heyetlerinin oluşumu yasaya uygun biçimde teşkil edilmiştir. IQC, bütün meseleleri değerlendirdikten sonra bir karara varmış; olgular ve hukuki meselelerde tam yetkili İtiraz Dairesi başvuranın itirazını incelemiştir.

287. Anayasa’nın 179/b maddesi ve İnceleme Yasası, IQC ve İtiraz Dairesinin görevlerini bağımsız şekilde ifa edeceğini öngörmektedir.

288. Bu şartlar altında AİHM, IQC ve İtiraz Dairesinin “yasayla kurulmuş yargısal merci” şartlarını karşılayan meşru bir tarzda kurulduğunu dikkate alarak Vilho Eskelinen testinin birinci kriteri anlamında bir “mahkeme”ye erişiminin olduğu sonucuna varmaktadır. Dolayısıyla Sözleşme’nin 6/1 maddesi, medeni kolu altında uygulanabilirdir.

(ii) İnceleme Organlarının “Bağımsız ve Tarafsız” Olup Olmadığı

- Bağımsızlık Bakımından

289. “Bağımsız” ifadesi, diğer erkler (yürütme ve meclis) ve de taraflar karşısında bağımsızlığa işaret etmektedir. Bu husustaki kriterler için bkz. Kleyn ve Diğerleri/Hollanda [BD], B. No. 39343/98 ve Diğer 3 Başvuru, § 190, AİHM 2003-VI; Oleksandr Volkov/Ukrayna, yukarıda anılan, § 103; Denisov/Ukrayna [BD], B. No. 76639/11, § 60, 25 Eylül 2018.

290. Hukukun üstünlüğü ve güçler ayrılığı temel ilkelerini koruma amacı tarafından güdüldüklerinden, 6/1 maddenin kurumsal gereklerinden akan ortak özellikler bulunmaktadır. Bu gereklerin herbirinin temelinde, toplumun yargıya olan güveninin korunması ve diğer erkler karşısında yargının bağımsızlığının temin edilmesi yatmaktadır (bkz. Guðmundur Andri Ástráðsson/İzlanda [BD], yukarıda anılan, §§ 231 ve 233).

291. Bu bakımdan “bağımsızlık”, tarafsız karar alma için gerek duyulan zaruri kişisel ve kurumsal bağımsızlığa işaret etmektedir ve böylelikle tarafsızlığın önşartını oluşturmaktadır.

- Tarafsızlık Bakımından

292. 6/1 madde anlamında bir tarafsızlığın mevcudiyeti, (i) belirli bir hâkimin kişisel kanaatinin ve tutumunun dikkate alınması gereken subjektif test ve (ii) yargısal merciin kendisinin ve diğerlerinin yanı sıra oluşumunun tarafsızlığına dair her türlü meşru şüpheyi dışarda bırakacak yeterli güvenceler sunup sunmadığının tespit edileceği objektif test uyarınca belirlenmektedir (bkz. Kyprianou/Kıbrıs [BD], B. No. 73797/01, § 118, AİHM 2005-XIII; Micallef/Malta [BD], B. No. 17056/06, § 93, AİHM 2009).

293. Bir hâkimin subjektif tarafsızlığı karinesini çürütecek delillerin elde edilmesinin güç olduğu kimi durumlarda, objektif tarafsızlık şartı daha önemli bir teminat sağlamaktadır (bkz. Pullar/Birleşik Krallık, 10 Haziran 1996, § 32, Kararlar Derlemesi 1996-III; Otegi Mondragon/İspanya, B. No. 4184/15 ve 4 Diğerleri, § 54, 06 Kasım 2018). Bu bakımdan, verilen görüntü dahi belli bir önem taşıyabilir; diğer bir deyişle “adil olmak yetmez, adil görünmek de gerekir”. Söz konusu olan, demokratik bir toplumda mahkemelerin toplumda uyandırması gereken güvendir (bkz. Morice/Fransa [BD], B. No. 29369/10, § 78, AİHM 2015).

- İlkelerin IQC’ye Uygulanması

295. İdarenin siyasi organları ile yargı arasındaki güçler ayrılığı kavramının AİHM içtihatlarındaki artan önemine rağmen; bir kez seçildiklerinde veya atandıklarında baskı veya etkiden uzak olmaları ve yargı faaliyetlerini tam bir bağımsızlık içinde yerine getirmeleri şartıyla, hâkimlerin yürütme ya da yasama tarafından seçilmesi veya atanmasına Sözleşme’de müsade edilmektedir (bkz. Sacilor Lormines/Fransa, B. No. 65411/01, § 67, AİHM 2006-XIII; Flux/Moldova (no. 2), B. No. 31001/03, § 27, 03 Temmuz 2007; Thiam/Fransa, B. No. 80018/12, § 80, 18 Ekim 2018; Guðmundur Andri Ástráðsson/İzlanda [BD], yukarıda anılan, § 207).

296. IQC üyelerinin atanma şeklinden (toplu olarak Meclis tarafından seçilmeleri) AİHM’in şüphe duyması için bir neden yoksa da somut olayda içtihatların gerekli kıldığı “bağımsızlık görünümü” verip vermediğinin değerlendirmesi gerekiyor. Başvuran, dosyasına bakan IQC üyelerinin yürütmeden herhangi bir talimat almış ya da herhangi bir baskıya maruz bırakılmış olduklarını kanıtlayamamıştır. Dava dosyasındaki belgeler de yürütme tarafından IQC heyetine yöneltilen talimat veya baskının herhangi bir delilini ortaya koymamaktadır.

297. AİHM, IQC üyelerinin yenilenemeyen beş yıllık sabit görev süresiyle ilgili ise bir problem görmemektedir. Sabit süre diliminin kısa olduğu varsayılsa dahi; bu, inceleme sürecinin olağanüstü niteliği itibariyle anlaşılabilirdir.

298. AİHM ayrıca, önemli olan şeyin üyelerin görev süreleri boyunca azledilemezliği olduğuna işaret etmektedir ki bu, bağımsızlıklarının doğal bir neticesi olarak görülmektedir (bkz. Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, 28 Haziran 1984, § 80, A Serisi No. 80; Maktouf ve Damjanović/Bosna-Hersek [BD], B. No. 2312/08 ve 34179/08, § 49, AİHM 2013 (alıntılar)). İnceleme Yasası’nda azledilemezliğin resmen tanınmaması, bunun fiilen kabul edilmesi ve gerekli diğer güvencelerin mevcudiyeti şartıyla, bağımsızlık yokluğuna işaret etmez (bkz. Sacilor Lormines/Fransa, yukarıda anılan, § 67). İnceleme Yasası hükümlerinden bunun gerçekten böyle olduğu görülmektedir. Ne yasama ne de yürütme değerlendirme organlarının üyelerinin istifasını ya da görevden alınmasını gerekli kılabilir. Yasa’nın 17. maddesi, üyelerin görevden alınabileceği sınırlı durumları belirtmektedir. Ancak disiplin ihlali işlenmesi halinde, yasayla öngörülmüş usule uygun şekilde görevden alınabilmeleri, azledilemezlikleri için zaruri güvenceleri şüpheye düşürmemektedir.

299. Görevdeki hâkimlerin IQC’de temsil edilmemesi bakımından AİHM, ilgili disiplin organında hâkimlerin esaslı şekilde temsil edilmeleri ihtiyacına işaret etmiştir (bkz. Oleksandr Volkov/Ukrayna, yukarıda anılan, § 109). Bu ihtiyaç, hâkimler hakkındaki olağan disiplin muamelerinde daha da önemlidir. Bununla birlikte AİHM’in, Arnavutluk’taki hâkim ve savcılaran incelenmesi sürecininin olağanüstü niteliğini dikkate alması gerekir. Bu süreç, ulusal yasama organınca değerlendirildiği üzere adalet sistemindeki yaygın yolsuzluk düzeyleriyle acil mücadale ihtiyacına karşılık olarak yürürlüğe konulmuştu. Üç kriterin incelenmesinden müteşekkildir ve görevdeki bütün hâkim ve savcıları net bir şekilde hedef almaktadır. Arnavutluk’taki hâkim ve savcıların inclenmesi süreci bu nedenle kendine özgüdür ve hâkim ve savcılar hakkındaki olağan disiplin muamelerinden ayrı tutulmalıdır.

300. AİHM’in görüşüne göre, IQC üyelerinin görevdeki hâkimler arasından gelmemesi, inceleme sürecinin ruhu ve hedefiyle, yani bireysel menfaat çatışmalarından kaçınmak ve kamunun sürece güveninin temin etmeyle, uyumluydu. AİHM ayrıca, IQC üyelerinin karşılaması gereken katı liyakat kriterlerine işaret etmektedir. Bu üyeler, Parlamento tarafından yasayla öngörülmüş usule uygun şekilde seçilmişti. Dahası IQC üyelerinin statüleri, Yüksek Mahkeme hâkimlerinkiyle aynıydı.

301. Hükümetin 2018 yılında, IQC’ye yılsonu bonusu vermesi, üyelerinin bağımsızlığını sorgulamak için yeterince etkili değildir. IQC, her olayın esasını bağımsız biçimde karara bağlama yasal yükümlülüğüne sahiptir ve başvuran, onun davasında üyelerin bağımsız şekilde davranmadığını gösterememiştir.

302. AİHM ayrıca, iç mevzuata öngörülen teminatların önemini vurgulamaktadır. Ek olarak, yıllık bütçenin tahsisi için yürütme tarafından herhangi bir müdahaleden muaf olarak Meclis’e teklifte bulunmaktadır.

303. Son olarak, Venedik Komisyonu ve Anayasa Mahkemesi de IQC’nin bağımsız bir yargısal organ niteliklerini taşıdığı sonucuna ulaşmıştı.

304. Bu nedenlerle AİHM, IQC yönünden bağımsız olmamanın hiçbir kanıtını görmemektedir.

305. Tarafsızlığa gelince AİHM, başvuranın üyelerin subjektif tarafsızlığına itiraz etmediğini kaydetmektedir ve aksi yönde karar vermek için bir nedeni yoktur. IQC’nin hem ön soruşturmayı yürütmesi hem de davanın esasına karar vermesinden kaynaklı başvuranın tarafsızlık yokluğu korkusu açısından, bunun objektif tarafsızlık testi altında incelenmesi gerekiyor.

306. Olağan disiplin muamelelerin tersine olarak inceleme muameleleri şikâyet üzerine ya da kusurlu davranış isnadı üzerine başlatılmamaktadır. IQC, Başvuran hakkında disiplin soruşturması yapılması gerektiğine ilişkin kendi tespitinden ziyade; doğrudan İnceleme Yasası’nın uygulanması neticesinde, başvuranın verdiği üç beyannameyle ilgili soruşturma açmıştır. Esas olarak IQC, herhangi bir suçlama veya isnat getirerek savcı rolünü üstlenmemişti (karşılaştırma için bkz. Kamenos/Kıbrıs, yukarıda anılan, § 105). Soruşturmanın sonunda IQC, herhangi bir sonuç çıkarmaksızın ön tespitlerde bulunmuş ve karşılık olarak başvuranı savunmasını yapmaya davet ettiği bu tespitlerle başvuranı karşı karşıya getirmiştir.

307. IQC, işlemlerin bitişinde bir karar verirken, elde edilen tüm delillerin başvuranı bulunduğu konumda tutmaya ya da İnceleme Yasası uyarınca bir disiplin cezası verilmesine yetip yetmediğini değerlendirmiştir. Başvuranın savunması olmaksızın yapılan ön bulgular, başvuranın itirazlarının duruşmada sunulmasından sonra çıkartılacak nihai tespite halel getirecek şekilde anlaşılamaz. Önemli olan şey, elde edilen deliller ve duruşmada yapılan savunmalar da dâhil olmak üzere mevcut tüm unsurlar temelinde nihai kararın alınacak olmasıdır (bkz. Hauschildt/Danimarka, 24 Mayıs 1989, § 50, A Serisi No. 154; Morel/Fransa, B. No. 34130/96, § 45, AİHM 2000-VI).

308. Dolayısıyla IQC’nin hiçbir suçlamanın veya kusurlu davranış tespitinin yapılmadığı soruşturma açma yasal yükümlülüğü ile başvuranın disiplin sorumluğu hakkında karar verme görevi arasında bir karışıklık yoktur. AİHM’e göre, yalnızca IQC’nin başvuranın dosyasında ön tespitte bulunmuş olması, IQC’nin tarafsızlığından objektif olarak haklı kılınmış korkulara yol açmaya yeterli değildir.

- İlkelerin İtiraz Dairesine Uygulanması

309. İtiraz üzerine İtiraz Dairesi, başvuranın beyanlarını dikkate almış, her bir itiraz gerekçesine karşılık vermis, hatta IQC’nin bazı tespitlerini bozmuştur. Bu şartlarda AİHM, İtiraz Dairesinin tam bir inceleme yetkisine sahip olduğuna ve başvuranın itiraz nedenlerinin her birini yanıtlayan ayrıntılı bir karar verdiğine tatmin olmuştur.

311. “Bağımsızlık görüntüsü” bakımından başvuran, İtiraz Dairesinin yürütme ve yasamadan bağımsızlığını şüpheye düşürebilecek herhangi bir olgu ileri sürmemiştir.

312. İtiraz Dairesi üyeleri, İnceleme Yasası’nda öngörülen usule uygun olarak, yenilenmeyen dokuz yılık bir süre için atanmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyeleriyle aynı statüden yararlanmaktadırlar. Ulusal mevzuat ayrıca, İtiraz Dairesi üyelerinin görev sürelerinin sonunda İstinaf Mahkemesine üye olarak atanmalarını temin etmektedir.

313. Açık bir tanımanın yokluğuna karşın, İtiraz Dairesi üyelerinin azledilemezliği de İnceleme Yasası tarafından IQC üyeleri için olanla aynı şekilde güvence altına alınmaktadır. Disiplinsel ihlaller durumunda, yasayla öngörülmüş usule uygun şekilde görevden alınabilirler. Bizatihi İtiraz Dairesi üyelerinin disiplin usulüne tabi tutulması ve yargısal disiplin ve etik kurallarıyla bağlı olmaları, onların bağımsızlığından şüphe etme nedeni değildir.

314. Hâkimlerin temsil edilmemesiyle ilgili olarak, 299 ve 300. paragraflara; yılsonu bonusu bakımından 301. paragrafa bakılabilir. AİHM ayrıca, İtiraz Dairesine de uygulanan yasal güvenceleri not etmektedir. Bunlara göre İtiraz Dairesi (i) her davanın esasına bağımsız şekilde karar vermektedir, (ii) teşkilatlanma yapısını ve personeline karar vermekte tam yetkiye sahiptir, (iii) yürütmeden emir ve talimat almamaktadır ve (v) yıllık bütçe tahsisis için, yürütmenin herhangi bir müdahalesinden muaf biçimde Meclise teklifte bulunmaktadır (§ 128). İşlemlerin yürütülmesinin uluslararası gözlemciler tarafından izlenmesi, ilave bir teminat oluşturmaktadır.

315. Tarafsızlık yoksunluğu açısından başvuran, esastan incelenebilecek herhangi bir iddia getirememiştir.

316. Bu itibarla AİHM, İtiraz Dairesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin hiçbir delil görmemektedir.

- Sonuç

317. Hem IQC’nin hem de İtiraz Dairesinin bağımsız ve tarafsız olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 6/1 maddesi bu açıdan ihlal edilmemiştir.

  1. Adillik Şartına Uygunluk

329. Başvuran hakkındaki soruşturma, İnceleme Yasası’na uygun şekilde başlatılmış; soruşturmanın sonunda IQC, ön bulguları hususunda başvuranı bilgilendirmiştir.

330. AİHM, idari soruşturmanın tamamlanmasını takiben başvurana sağlanan bilgilerin, yeterli bir savunma sunmasına yönelik olarak ön bulguların ciddiyetini anlamasını sağlamış olması gerektiğini değerlendirmektedir.

332. Başvuran, IQC önündeki tüm süreç boyunca, savunmasında kapsamlı iddialar dile getirmiş ve çok sayıda yazılı beyan sunmuştur. Savunma yapmak için dava dosyasına erişim hakkı verilmiş; dilekçelerini sunması için zaman tanınmıştır. Başvuranın yeterli bir savunma hazırlaması için zaman ve imkânlara sahip olmadığına dair hiçbir emare bulunmamaktadır.

333. IQC, olgusal ve hukuksal tüm meseleler üzerinde tam yetkiye sahipti. Olguların değerlendirilmesi, uzmanlaşmış bilgiyi veya özel mesleki tecrübeyi gerektirmekteydi ki İnceleme Yasası bu nedenle, görevini yerine getirirken yardımcı organların IQC’yi destekleyeceğini belirtmiştir. IQC, başvuranın yargı görevinden çıkartılması için yeterli gerekçeyi içeren bir karar vermiştir.

334. Kendi seçtiği avukat tarafından temsil edilmeye devam eden başvuran, kararın tebliğ edilmesinden sonra, meslekten çıkarılmasına dayanak oluşturan olgusal delillere karşı çıkan kapsamlı bir itirazda bulunmuştur. İlave yazılı beyanlarını da sunmuştur. Kararından, İtiraz Dairesinin itiraz nedenlerinin tek tek incelendiği ve IQC’nin olgusal ve hukuksal tespitlerinin gözden geçirdiği ve önündeki süreçte “tam yetkili olma” şartını karşıladığı açıkça anlaşılmaktadır (bkz. Ramos Nunes de Carvalho e Sá/Portekiz [BD], yukarıda anılan, § 177).

335. AİHM, İtiraz Dairesinin kararı için yeterli gerekçe gösterdiğini ve başvuranın itiraz nedenlerinin her birine yanıt verdiğini değerlendirmektedir. İtiraz Dairesi, başvuranın sunmak istediği yeni delilleri kabul etmemesi için de yeterli gerekçe belirtmiştir.

336. Yukarıdaki hususların tümünü dikkate alan AİHM, yargılamanın adilliği bakımından Sözleşme’nin 6/1 maddesinin hiçbir ihlalinin bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

  1. İtiraz Dairesi Önünde Duruşma Yapılması Şartına Uygunluk

339. 6/1 madde altındaki aleni duruşma hakkı, en azından bir derece önünde sözlü duruşma hakkını gerektirmektedir (bkz. Fischer/Avusturya, 26 Nisan 1995, § 44, A Serisi No. 312). İlk derecede duruşma yapılmış olması şartıyla, ikinci veya üçüncü derecede duruşma olmaması ilgili yargılamanın özel nitelikleri tarafından haklı kılınabilir (bkz. Salomonsson/İsveç, B. No. 38978/97, § 36, 12 Kasım 2002).

340. Duruşma yapma yükümlülüğü mutlak olmamakla birlikte; hâkimler hakkındaki disiplin soruşturmaları bağlamında AİHM, kişi açısından neyin söz konusu olduğunu, yani olası cezaların ilgili kişinin hayatı ve kariyeri üzerindeki etkisi ve mali sonuçlarını, gözeterek sözlü duruşmadan tamamen vazgeçilmesinin istisnai bir tedbir olması ve layıkıyla haklı kılınması gerektiğine hükmetmiştir (bkz. Ramos Nunes de Carvalho e Sá/Portekiz [BD], yukarıda anılan, § 210).

341. Somut olayda AİHM, ilk derecede IQC’nin başvuranın kendi avukatıyla temsil edildiği, sözlü beyanlarda bulunduğu ve yazılı olarak ilave deliller sunduğu aleni bir duruşma yaptığını gözlemlemektedir (karşılaştırma için bkz. Ramos Nunes de Carvalho e Sá/Portekiz [BD], yukarıda anılan, § 209).

342. Başvuranın itirazında ve ilave yazılı beyanlarında duruşma istediğine dair bir emare yoktur. İtiraz Dairesi talep yokluğuna rağmen, başvuranın davasında duruşma yapılmaması hususunda yeterli gerekçe de göstermiştir.

343. AİHM, davasını İtiraz Dairesine yazıl olarak sunmak için başvuranın bol miktarda olanağa sahip olduğunu kaydetmektedir (karşılaştırma için bkz. Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya [BD], yukarıda anılan, § 74). İtiraz nedenleri çoğunlukla, yalnızca dava dosyası temelinde tatmin edici şekilde ele alınabilecek hukuki meselelere ya da oldukça teknik meselelere ilişkindi (bkz., gerekli uyarlamalarla, Varela Assalino/Portekiz (k.k.), B. No. 64336/01, 25 Nisan 2002; Schuler-Zgraggen/İsviçre, 24 Haziran 1993, § 58, A Serisi No. 263). Süreç, tanık veya diğer sözlü delillerin dinlenilmesini gerektirmemekteydi. Bu itibarla AİHM, muamelelerin niteliğinin, İtiraz Dairesi önünde bir duruşmayı gerekli kılmadığını değerlendirmektedir.

344. Dolayısıyla, İtiraz Dairesi önünde duruşma olmaması bakımından Sözleşme’nin 6/1 maddesinin ihlali söz konusu değildir.

  1. Hukuki Belirlilik İlkesine Uygunluk

348. AİHM, zamanaşımı sürelerinin hukuki belirliği ve kesinliği temin etme, muhtemel sanıkları karşı çıkılması güç eski iddialardan koruma ve mahkemelerin, zamanın akışıyla güvenilemez ve kusurlu hale gelmiş olabilecek deliller temelinde uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermek zorunda kalırsa doğabilecek adaletsizliği önleme gibi önemli amaçlara hizmet ettiğine hükmetmiştir.

349. Bununla birlikte, yaygın biçimde kullanılan malvarlığının denetimi usullerinin özel nitelikleri de göz önünde tutulmalıdır. Şahsi ve aile malvarlığı, normal olarak çalışma hayatı süresince biriktirildiğinden; malvarlığının incelenmesi için katı zaman sınırları koymak, yetkililerin değerlendirilmekte olan kişi tarafından mesleki yaşamı boyunca edinilen toplam malvarlığının yasallığını inceleme yeteneğini büyük ölçüde sınırlayacak ve bunu engelleyecektir. Malvarlığının değerlendirilmesi bu bağlamda, olağan disiplin soruşturmalarının aksine olarak, yasal sınırlamaların uygulanmasında davalı devlete daha büyük derecede esneklik tanınmasını gerektiren bazı hususiyetler arz etmektedir.

350. Somut olayda, başvuranın yargısal kariyeri 1995’te başlamış ve 2018’de meslekten çıkarılmasına değin kesintisiz sürmüştür. Malvarlığının incelenmesinin amacı, malvarlıklarını edinme kaynaklarının yasallığın kontrol etmek ve malvarlığı inceleme beyanının doğruluğunu önceki senelerdeki malvarlığı beyanlarıyla teyit etmekti.

351. İnceleme organları, mali kaynakları 1990’larda veya 2000’lerde sağlanan malvarlıklarını değerlendirmiştir. Zamanın akışından ve destekleyici belgelerin muhtemel yokluğundan dolayı mali kaynakların yasal niteliğini haklı kılma hususunda başvuranın zor bir duruma konulduğu anlaşılabilir bir durumdur. Ancak bu, kısmen ilgili malvarlığının edinim zamanında beyan etmekteki başvuranın kendi ihmalinden dolayıydı. Ayrıca İnceleme Yasası’nın 32/2 maddesi, incelenen kişinin destekleyici belgeleri sunmakta objektif imkânsızlıkla karşılaşırsa hafifletici şartlar getirmektedir. Mevcut davada inceleme organları, eşinin 1992 ilâ 2000 yılları arasındaki gelirinin yasal niteliğini göstermekteki objektif imkânsızlığının varlığını haklı kılan herhangi bir destekleyici belgeyi başvuranın sunmadığına hükmetmişti. AİHM, İtiraz Dairesinin başvuranın birikimlerinin belirtildiği gibi kabul edilse dahi bahse konu malvarlığını almaya yetmeyeceği tespitini de önemli bulmaktadır.

352. AİHM ayrıca, Sözleşme’nin 6/1 maddesinin “medeni” kolu bakımından, bizatihi IQC’nin ön bulgularının ardından ispat yükünün başvurana yüklenmesinin keyfi olmadığını yinelemektedir (bkz., ayni teminatın paraya çevrilmesi bağlamında, Gogitidze ve Diğerleri/Gürcistan, B. No. 36862/05, § 122, 12 Mayıs 2015; uyuşturucu kaçakçılığı davalarındaki müsadere kararı bağlamında, gerekli uyarlamalarla, Grayson ve Barnham/Birleşik Krallık, B. No. 19955/05 ve 15085/06, §§ 37-49, 23 Eylül 2008).

353. Sonuç olarak AİHM, bir hâkimin meslek hayatı boyunca biriktirilen şahsi veya aile malvarlığını değerlendirme sürecini, İnceleme Yasası’nda öngörülen hafifletici şartları, eşinin gelirinin yasal niteliğni göstermekteki objektif imkânsızlığı tasdik eden belgeleri sunmaktaki başvuranın kusurunu ve edindiği ilgili vakitte malvarlığını açıklamaktaki ihmalini dikkate alarak hukuki belirlilik ilkesi bakımından Sözleşme’nin 6/1 maddesinin hiçbir ihmalinin söz konusu olmadığına hükmetmiştir.

II – SÖZLEŞME’NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

354. Başvuran, meslekten keyfi ve hukuksuz çıkarılması ve hukuk faaliyetinde bulunmasına getirilen ömür boyu yasak dolayısıyla Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlalinin söz konusu olduğundan şikâyet etmiştir.

A. Kabul Edilebilirlik

1. Başvuranın Meslekten Çıkarılmasına İlişkin Şikâyet Bakımından

359. İşle alakalı uyuşmazlıklarda özel hayatın, meslekten çıkarılma, tenzili rütbe, bir mesleğe alınmama veya benzer olumsuz tedbirlerden etkilenebilecek karakteristik yönleri bulunmaktadır. Bu yönler (i) başvuranın “yakın çevresini”, (ii) başvuranın diğerleriyle ilişki kurma ve geliştirme imkânını ve (iii) başvuranın sosyla ve mesleki itibarını kapsamaktadır. Böyle bir uyuşmazlıkta, özel hayat meseleleri genellikle iki şekilde ortaya çıkacaktır: ya şikâyet edilen tedbirlerin altında yatan gerekçelerden (bu durumda AİHM, gerekçe temelli yaklaşımı kullanmaktadır) ya da özel hayattaki etkilerinden (bu durumda AİHM, sonuç temelli yaklaşım kullanmaktadır) dolayı (bkz. Denisov/Ukrayna [BD], yukarıda anılan, § 115).

360. Sonuç temelli yaklaşım uygulandığında, yukarıda bahsedilen hususlara ilişkin ağırlık eşiği kritik önem kazanmaktadır. Davasında bu eşiğe ulaşıldığını inandırıcı şekilde göstermek başvurana düşmektedir. AİHM ancak, bu sonuçların çok ciddi ve kişinin özel hayatını çok önemli derecede etkiliyorsa 8. maddenin uygulanmasını kabul edecektir (bkz. Denisov/Ukrayna [BD], yukarıda anılan, § 116).

361. AİHM, farklı düzenleyici bağlamlarda, iddia edilen ihlallerin ağırlığını veya ciddiyetini değerlendirmek için kriterler belirlemiştir. Bir başvuranın ıstırabı, bahse konu tedbirden önce ve sonraki hayatını karşılaştırarak değerlendirilecektir. Ayrıca işle bağlantılı davalardaki sonuçların ağırlığı değerlendirilirken, başvuran tarafından ileri sürülen subjektif algıların, mahsus olayda mevcut objektif koşullarla karşılaştırılarak değerlendirilmesi uygun olur. Bu analiz, şikâyet edilen tedbirin hem maddi hem de maddi olmayan etkilerini kapsamalıdır. Ancak, şikâyet edilen tedbirle illiyet bağı taşıması gereken ıstırabının niteliğini ve kapsamını açıklamak ve desteklemek başvurana kalmaktadır. İç hukuk yollarının tüketilmesi kuralı dikkate alındığında, böyle iddialarının temel unsurları konuyu ele alan ulusal makamlar önünde yeterince dile getirilmelidir (bkz. Denisov/Ukrayna [BD], yukarıda anılan, § 117).

362. Mevcut olayda 8. madde, gerekçe temelli yaklaşım altında uygulanamaz. Başvuranın meslekten çıkarılması hâkimlik konumuyla ilişkiliydi ve bunun, özel hayatıyla hiçbir bağlantısı yoktu. Malvarlığının edinilmesi, özel hayatın bir parçası olarak değerlendirilebilirse de herhâlükârda AİHM, malvarlığının denetiminin, kendisi etik ihlal olarak değerlendirilen kişisel davranışın içsel bir yönünü kapsamamadığını değerlendirmektedir (aksi yönde bkz. Özpınar/Türkiye, B. No. 20999/04, 19 Ekim 2010).

363. Sonuç temelli yaklaşım yönünden ise başvuran yargısal görevinden ihraç edilmiş ve tüm ödemelerini derhal kaybetmiştir (bkz. Polyakh ve Diğerleri/Ukrayna[†], B. No. 58812/15 ve Diğer 4 Başvuru, 17 Ekim 2019, § 208-09; aksi yönde, J.B. ve Diğerleri/Macaristan (k.k.), B. No. 45434/12 ve Diğer 2 Başvuru, §§ 132-33, 27 Kasım 2018; Camelia Bogdan/Romanya, B. No. 36889/18, §§ 85-86, 20 Ekim 2020). Şüphesiz ki bunun, yakın çevresi, yani kendi refahı ve ailesi, için ciddi sonuçları olmuştur. İlave olarak inceleme organları, mesleki yeterliliğini de incelemiş ve kamunun adalet sistemine güvenini başvuranın zedelediğini tespit etmiştir (aksi yönde bkz. J.B. ve Diğerleri/Macaristan (k.k.), yukarıda anılan, § 136). Bu tespitin ilave bir sonucu, başvuranın toplum gözünde yargısal bir görevi yerine getirmeye layık olmadığı şeklinde damgalanması ve damgalanmaya devam etmesidir

364. Bu mülahazalar itibariyle AİHM, Sözleşme’nin 8. maddesinin somut olaya uygulanacağını değerlendirmektedir.

365. Detaylı itiraz dilekçesinde başvuran, meslekten çıkarılmasına yol açan IQC’nin herbir tespitine karşı çıkmış ve bu iddialar İtiraz Dairesi tarafından incelenmiştir.

366. Bunu dikkate alan AİHM, İnceleme Yasası’ndaki giderim yollarını takip eden başvuranın 8. madde altındaki şikâyetlerini öz itibariyle dile getirdiği ve iç hukuk yollarının tüketilmesi şartını karşıladığı sonucuna ulaşmıştır.

2. Başvuranın Hukuk Faaliyetinde Bulunmasındaki Ömür Boyu Yasağa İlişkin Şikâyet

371. Mevcut Davada AİHM, muamelelerin İnceleme Yasası’na tabi olduğunu ve buna uygun neticelendirildiğini kaydetmektedir. İnceleme organları, başvuranın hukuk faaliyet bulunmasına ilişkin ne herhangi bir karar almışlar ne de Avukatlar Kanu’nun ilgili hükümlerine zımnen de olsa atıfta bulunmuşlardı. Başvuran, hukuk faaliyetinde bulunma lisansına sahip olduğunu da belirtmiştir. Bu nedenlerle AİHM, başvuranın Sözleşme’nin 8. maddesi altındaki haklarının bir ihlalinin mağduru olmadığına kanaat getirmiştir.

372. Avukatlıktan yasaklanma tehlikesi dolayısıyla gelecekte olası mağdur olacağı iddia etmesi, başvuran adına basit bir şüpheden veya zandan ibarettir. Şu ana kadar, hakkında alınan aleyhinde bir bireysel kararla etkilenmiş değildir. AİHM’e göre başvuran, Avukatlar Dairesinin ona karşı alacağı bir aleyhe kararı mahkemeye götürebilir ve Sözleşme haklarının iddia edilen herhangi bir ihlalinin giterme olanağını davalı devlete sağlayabilir. Dahası başvuran, Avukatlar Kanunu’nun uygulama kapsamının inceleme muameleleri sırasında hakkında karar verilen hâkim ve savcılara tam olarak muhatap aldığını ortaya koymamıştır (karşılaştırma için bkz. Tănase/Moldova [BD], B. No. 7/08, § 104, AİHM 2010; Sejdić ve Finci/Bosna-Hersek [BD], B. No. 27996/06 ve 34836/06, AİHM 2009).

373. Sonuç olarak AİHM, mevcut davanın koşullarında belirtilen şikâyetin Sözleşme’yle kişi yönünden bağdaşmaz olduğuna (incompatible ratione personae) ve reddedilmesine hükmetmektedir.

B. Esas

374. AİHM şimde, başvuranın meslekten çıkarılması dolayısıyla özel hayata saygı hakkına müdahale olup olmadığını ve eğer öyleyse, müdahalenin haklı kılınıp kılınmadığını inceleyecektir.

1. Müdahalenin Olup Olmadığı

377. Sözleşme’nin 8. maddesinin uygulanabilirliğine yönelik yukarıdaki 363 ve 364. paragraflardaki mülahalazalar gözetildiğinde; AİHM, görevden çıkarılması sonucunda başvuranın özel hayatına saygı hakkına müdahale edildiğini değerlendirmektedir (bkz. Özpınar/Türkiye, yukarıda anılan, §§ 47-48; Kulykov ve Diğerleri/Ukrayna, B. No. 5114/09 ve Diğer 17 Başvuru, § 138, 19 Ocak 2017).

2. Müdahalenin “Yasayla Öngörülmüş” Olup Olmadığı

384. “Yasayla öngörülme” ifadesi, ilk olarak şikâyet edilen tedbirin ulusal hukukta bir temelinin olmasını gerektirmektedir. İkinci olarak ise bahse konu mevzuatın niteliğine (ilgili kişi tarafından erişilebilmesi ve sonuçları itibariyle öngörülebilir olması) atıfta bulunulmaktadır (bkz. Fernández Martínez/İspanya [BD], B. No. 56030/07, § 117, AİHM 2014 (alıntılar)).

388. Başvuranın meslekten çıkarılmasına gerekçe yapılan hususlardaki mevzuatı inceleyen AİHM (§§ 385-87), başvuranın özel hayatına yapılan müdahalenin yasayla öngörülme şartına uygun olduğuna tatmin olmuştur.

3. Müdahalenin Meşru Bir Amaç Güdüp Gütmediği

392. İnceleme Yasası, “hukukun üstünlüğünün, yargı sisteminin gerçek bağımsızlığının ve de kamunun bu sistemin kurumlarına güveninin yeniden tesisinin teminat altına alınmasını” amaçlamaktadır. Venedik Komisyonu da hâkim ve savcıların değerlendirilmesinin “yalnızca haklı kılınmadığını fakat ele alınmadıkları takdirde yargı sistemini tamamen mahfedebilecek olan yolsuzluk afetinden ülkenin korunması için gerekli de olduğunu” belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi ayrıca, İnceleme Yasası’nca getirilen kısıtlamaların yolsuzluk düzeyinin azaltılması ve kamunun adalet sistemine güveninin yeniden sağlanması şeklindeki toplum menfaatiyle haklı kılındığını ki bunun, karşılık olarak ulusal güvenlik, kamu düzeni ve diğer kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması menfaatleriyle ilişkili olduğunu ilave etmiştir.

393. Bu şartlar altında AİHM, genel olarak İnceleme Yasası’yla güdülen amacın ve özelde başvuranın durumundaki müdahalenin, Anayasa Mahkemesi kararında belirlenen amaçlarla ve Sözleşme’nin 8/2 maddesinde sayılan ulusal güvenlik, kamu düzeni ve diğer kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması menfaatleriyle tutarlı olduğundan şüphelenmek için bir neden görmemektedir (bkz. Ivanovski/Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya, yukarıda anılan, § 179).

4. Müdahalenin “Demokratik Bir Toplumda Gerekli” Olup Olmadığı

402. Özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale, “zorlayıcı toplumsal bir ihtiyaca” karşılık gelmesi ve bilhassa güdülen meşru amaçla orantılı olması ve ulusal makamlar tarafından onu haklı kılmak üzere öne sürülen gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olması kaydıyla, “demokratik bir toplumda gerekli” görülebilir (bkz. Fernández Martínez/İspanya [BD], yukarıda anılan, § 124; Dubská ve Krejzová/Çek Cumhuriyeti [BD], B. No. 28859/11 ve 28473/12, § 174, 15 Kasım 2016).

403. AİHM, meslekten çıkarmanın, bir kişiye verilebilecek en ciddi olan değilse de ağır bir disiplin yaptırımı olduğunu kaydetmektedir. Kişinin özel hayatını etkileyen böyle bir tedbirin uygulanması, kişinin ahlakına, doğruluğuna ve mesleki yeterliliğiyle ilgili somut delillerin değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

404. İnceleme Yasası, Değerlendirme Raporu ve Reform Stratejisi’nin ve de esaslı anayasal değişikliklerin ardından kabul edilmişti. Ulusal yasama organı ve bağımsız diğer gözlemciler tarafından değerlendirildiği üzere yargıdaki alarm verici yolsuzluk seviyelerine ve yolsuzlukla acilen mücadele ihtiyacına bir karşılık oluşturmaktaydı. Bu itibarla AİHM, görevdeki bütün hâkim ve savcıların olağanüstü incelemesini getiren adalet sistemi reformunun “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca” karşılık geldiğini değerlendirmektedir.

406. Başvurandan, İnceleme Yasası uyarınca malvarlığını edinmesine temel oluşturan dayanak yasal kaynakları haklı kılması istenmiştir. Arnavutluk’un anlaşmalar hukuku taahhütlerine uygun olarak, malvarlığını beyan etme ve yasal kaynağını haklı kılma yükümlülüğü 2003’ten beri iç hukukta yer almakta ve malvarlığını beyan etmekteki kusur ya da yanlış beyan cezalandırılmaktadır. İnceleme Yasası’nın önceki malvarlığı beyanlarını, malvarlığı inceleme beyanının doğruluğunu teyit etmek için delil olarak kullanmasının nedeni de budur zaten.

407. İnceleme organları, dava dosyasındaki delillerin dikkatli bir incelemesinin ardından, başvuranın 1. konutun ediniminin temelinde yatan ve buna katkı yapan sözleşmenin tarafı olduğu sonucuna ulaşmıştır. AİHM, ulusal kararlarda herhangi keyfilik veya açıkça gayrımakul bir şey bulmamaktadır. Ayrıca AİHM, Bangalore Yargı Etiği İlkelerine göre, çalışmalarının niteliği itibariyle hukukun üstünlüğünün koruyucusu olarak değerlendirilen hâkimlerin, kamunun güvenini sürdürmek ve arttırmak ve “insanların yargının doğruluğuna inancını teyit etmek için mahkeme dışındaki özel meselelerinin yürütülmesinde hassaten yüksek doğruluk standartlarını karşılamaları gerekli kılınmalıdır.

408. 1. konutun satın alınmasına katkı yapan mülkiyetlerin edinilmesi için yeterli ve yasal gelirin mevcudiyeti bakımından İtiraz Dairesi, başvuran ve eşinin yeterli miktarda gelirinin olmadığını tespit etmiştir.

409. Başvuranın mali durumunun belirlenmesiyle ilgili olarak İtiraz Dairesi, onun ve eşinin varlıklarını ve borçlarının yeniden değerlendirmesini yapmış ve nakit varlıklarını haklı kılacak yasal gelirlerinin olmadığını tespit etmiştir. AİHM, İtiraz Dairesinin başvuran tarafından yabancı banka hesaplarındaki paranın kaynağını açıklamaktaki ağır kusuru ve eşinin büyük miktarlardaki nakit parayı yasal hükümlere aykırı olarak zamanında beyan etmekteki kusuru olduğu tespitlerini de dikkate almaktadır.

410. Mesleği yeterliliğinin değerlendirilmesi bakımından İtiraz Dairesi, IQC’nin başvuranın anayasal yargılamadan çekilmekteki kusurunun kamunun adalet sistemine güvenine zarar verdiği tespitini onaylamıştır. İnceleme organlarınca verilen kararları ve somut olayın koşullarını dikkate alan AHİM, bu organların böyle bir tespiti haklı kılmaya yetecek gerekçe göstermediğini değerlendirmektedir. Başvuranın babasının bulunduğu istinaf heyeti, belirli kişiler hakkındaki belgede sahtecilik suçlamasının zamanaşımına uğradığına karar vermişti. Heyet bu itibarla davanın esasını incelememiş ve sahtecilik suçlaması hakkında hüküm kurmamıştır. Başvuran, ayrı bir hukuk yargılamasına ilişkin anayasal şikâyeti incelemeye çağrılmışı. İkinci olarak ne o ne de babası her iki yargılama dizisinde şahsi menfaat çatışması içindeydi. AİHM, inceleme organlarının başvuranın tarafsızlığına yönelik şüphelerin varlığını yeterince ortaya koyduklarına ikna olmamıştır. Üye devletlerin, tarafsızlığın bu gereklerin tartışmasız en önde gelenlerinden birini oluşturduğu adil yargılanma hakkı gereklerine uyumu sağlayacak şekilde hukuk sistemlerini düzenleme yükümlülüğü vardır. Bununla birlikte AİHM, özellikle Arnavutluk büyüklüğündeki bir ülke için, yargılamanın taraflarının biri veya tümüyle ilişkili farklı bir yargılama dizisine bakmış diğer bir hâkimle kan bağı olan bir hâkimin doğrudan reddedilmesinin her daim gerekli kılınmadığının da farkındadır (bkz. Dorozhko ve Pozharskiy/Estonya, B. No. 14659/04 ve 16855/04, § 53, 24 Nisan 2008; Ramljak/Hırvatistan, B. No. 5856/13, §§ 29-42, 27 Haziran 2017; Nicholas/Kıbrıs, B. No. 63246/10, § 62-65, 09 Ocak 2018; Koulias/Kıbrıs, B. No. 48781/12, §§ 61-66, 26 Mayıs 2020). Son olarak, başvuran babasının soyismini taşımasına rağmen; anayasal yargılamanın tarafları, başvuranın heyete katılmasına itiraz etmemiştir.

411. Başvuranın mesleki yeterliliğinin değerlendirilmesiyle ilgili yukarıdaki gerekçelere karşın; AİHM, İtiraz Dairesinin başvuranın malvarlığının incelenmesi bağlamında yaptığı tespitlerin ulusal hukuk uyarınca yeterince ciddi olduğunu ve tek başlarına başvuranın meslekten ihracını haklı kılabilecekleri görüşündedir.

412. AİHM ayrıca, ulusal mahkemelerin 407-09 paragraflardaki bireyselleştirilmiş tespitleri dikkate alındığında, başvuranın Anayasa Mahkemesi üyeliği görevinden ihraç edilmesinin orantılı olduğunu değerlendirmektedir. İnceleme Yasası iki tip disiplin yaptırımı getirmektedir: meslekten çıkarma ya da mecburi eğitime katılma yükümlülüğüyle birlikte açığa alma. AİHM, disiplin suçları için uygun yaptırım sıkalasının yokluğunun orantılılık ilkesiyle tutarsız olabileceğine hükmetmiştir (bkz. Oleksandr Volkov/Ukrayna, § 182). Anayasa Mahkemesi Kanunu, olağan disiplin kovuşturmasının bitiminde verilebilecek daha detaylı disiplin yaptırımı hiyerarşisi öngörmektedir. Ancak inceleme muameleleri, olağan disiplin kovuşturmalarıyla taşıdıkları görünüşteki benzerliklerine rağmen, nitelikleri gereği kendine özgüdür. Bu muameleler, yargıyı yozlaşmış unsurlarından temizlemek ve sistemin sağlıklı kısmını muhafaza etmek için yargı sistemindeki algılanan yaygın yolsuzluk varlığına bir karşılık olarak yürürlüğe konulmuşlardı. İnceleme Yasası’nın kabulünden önce olan istisnai koşulları dikkate alan AİHM, daha sınırlı yaptırım sıkalasına sahip olunmasını inceleme sürecinin ruhuyla tutarlı bulmaktadır.

413. AİHM dahası, Hâkim ve Savcıların Statüsü Kanunu uyarınca, başvuranın meslekten çıkarılmasının yeniden yargı sistemine girişi üzerinde ömür boyu bir yasak gerektirdiğini kaydetmektedir. Bu bağlamda AİHM, hâkimlerin ve özellikle başvuranın yeniden istihdamını arzuladığı gibi bir yüksek sorumluluk derecesi gerektiren görevde bulunanların, devletin egemenlik gücünin bir parçasını kullandığını yinelemektedir. Başvurana ve ağır etik ihlallerden dolayı görevden çıkartılan diğer bireylere uygulanan ömür boyu yasak, yargı görevinin doğruluğunu ve kamunun adalet sistemine güvenini sağlamak için devlet tarafından güdülen meşru amaçla ne tutarsız ne de orantısızdır (bkz., gerekli uyarlamalarla, siyasi polisin eski işbirlikçilerinin kamu hizmetinde istihdamındaki yasağın kesin niteliği hakkında, Naidin/Romanya, B. No. 38162/07, 21 Ekim 2014, §§ 54 ve 55; karşılaştırınız, kişinin özel sektörde istihdam bulmasındaki kısıtlamalar bakımından, Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No. 55480/00 ve 59330/00, § 58, AİHM 2004-VIII; Rainys ve Gasparavičius/Litvanya, B. No. 70665/01 ve 74345/01, § 36, 07 Nisan 2005; Žičkus/Litvanya, B. No. 26652/02, § 31, 07 Nisan 2009). Bu, ülkede sürdürülmekte olan hukukun üstünlüğünün sağlamlaştırılması süreci bağlamında özellikle böyledir.

414. Yukarıdaki gerekçeleri dikkate alan AİHM, başvuranın meslekten ihracı bakımından Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlalinin söz konusu olmadığını değerlendirmektedir.

BU GEREKÇELERLE, AİHM:

1. Oybirliğiyle, İtiraz Dairesinin bazı üyelerinin tarafsızlığına ilişkin olarak Sözleşme’nin 6/1 maddesi altındaki şikâyeti ve başvuranın meslekten çıkarılmasına karşı etkili yol bulunmadığı iddiasına ilişkin olarak 13. madde altındaki şikâyeti kabul edilemez bulmuştur;

2. Çoğunlukla, hukuk faaliyetinde bulunma üzerindeki ömür boyu yasak iddiasına ilişkin olarak Sözleşme’nin 8. maddesi altındaki şikâyeti kabul edilemez bulmuştur;

3. Oybirliğiyle, başvurunun kalanını kabul edilebilir bulmuştur;

4. Bire karşı altı oyla, inceleme organlarının bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiası bakımından Sözleşme’nin 6/1 maddesinin ihlalinin söz konusu olmadığına karar vermiştir;

5. İkiye karşı beş oyla, yargılamanın adil olmadığı iddiası bakımından Sözleşme’nin 6/1 maddesinin ihlalinin söz konusu olmadığına karar vermiştir;

6. İkiye karşı beş oyla, İtiraz Dairesi önünde aleni duruşma yapılmadığı iddiası bakımından Sözleşme’nin 6/1 maddesinin ihlalinin söz konusu olmadığına karar vermiştir;

7. İkiye karşı beş oyla, hukuki belirlilik ilkesinin ihlali iddiası bakımından Sözleşme’nin 6/1 maddesininin ihlalinin söz konusu olmadığına karar vermiştir;

8. İkiye karşı beş oyla, Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlalinin söz konusu olmadığına karar vermiştir.


[*] Guðmundur Andri Ástráðsson/İzlanda [BD] kararının Türkçe çevirileri için bkz. “https://www.patreon.com/posts/46659074” ve “http://hudoc.AİHM.coe.int/eng?i=001-207876”. Ç.N.

[†] Polyakh ve Diğerleri/Ukrayna kararının Türkçe çevirileri için bkz. “https://www.patreon.com/posts/32877722” ve “http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-199202”. Ç.N.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim