SoorglaÜcretsiz Dene

Adana BAM 9. HD 2021/934 E. 2024/778 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/934

Karar No

2024/778

Karar Tarihi

13 Mayıs 2024

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/934

KARAR NO : 2024/778

KARAR TARİHİ : 13/05/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 19/11/2020

NUMARASI : 2018/... 2020/...

DAVACI : ... - -...

...

VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... -

...

VEKİLLERİ : Av. ...

...

Av. ...

...

DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ : 13/05/2024

YAZIM TARİHİ : ...

Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2020 tarih, 2018/... Esas, 2020/469 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ :

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı kredi kooperatifi tarafından ... ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, davacının davalıya borcu bulunmadığını, davalı alacaklıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; haksız ve kötü niyetli açılan menfi tespit davasının reddine karar verilmesini, davacı aleyhine %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen ... Asliye Hukuk ... Mahkemesi'ne ait .../... Esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; ... ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, davacının davalıya borcu bulunmadığını ileri sürerek, davalı alacaklıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :

Yerel mahkemece verilen karar ile; davacının dava dışı ...'ın davalı kooperatif üyesi olarak kullandığı kredinin ödenmemesi nedeniyle davalı kooperatif tarafından ...'na olan kredi borcunun ödendiğini, yapılan bu ödeme nedeniyle davalı tarafının ... İcra ... Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyası ile asıl borçlu dava dışı ... ve ... aleyhine rücu alacağı ve komisyon nedeniyle takip başlattığını, birleşen ... Asliye Hukuk ... Mahkemesinin .../... Esas sayılı dava yönünden ise davalı kooperatifin ... İcra ... Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyası üzerinden 12.06.2017 tarihli 2.083,33.TL bedelli senedin kooperatif tarafından ödenmesinden doğan rücu alacağı için icra takibi başlattığını, davacının her iki takip nedeniyle kefalet sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle menfi tespit davası açtığını, kefalet sözleşmesindeki kefalete ilişkin yazıların müvekkili tarafından yazılmadığını, dolayısıyla kefalet için aranan TBK'nin m.583/1 şartlarına haiz olmadığı iddiasında bulunulduğunu, mahkemece imza ve yazı incelemesi neticesinde 11.09.2015 tarihli kredi çerçeve sözleşmesinin 6. ve 8. sayfalarındaki atılı imzaların ...'ın elinden çıktığı ancak aynı sözleşmedeki yazıların ...'ın elinden çıkmadığına dair kanaat bildirildiğini, söz konusu rapor gereğince kredi çerçeve sözleşmesindeki imzaların davacıya ait olduğu ancak kefalet sözleşmesinin geçerliliği için aranan kendi el yazısı ile yazılması gereken kefaletin türü, miktarı ve tarihine ilişkin yazıların davacı eli ürünü olmadığını, kredi çerçeve sözleşmesindeki kefaletin davacı yönünden geçersiz olduğunu, ancak davalının icra takiplerine dayanak borç sebeplerini ...'na kefaleten ödenen kredi borcuna dayandırdığını, davalı kooperatifin kredi sözleşmesindeki kefalete dayanmadığını, ... İcra ... Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyasında 11.12.2016 vadeli 2.083,33.TL, 13.03.2017 tarihli 2.083,33.TL bedelli bonolara ve 250,00.TL komisyona dayalı olarak rücu talebinde bulunulduğu ve yine ayrıca ... İcra ... Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyasında 12.06.2017 tarihli 2.083,33.TL bedelli bonoya dayalı rücu talebinde bulunulduğunu, söz konusu bonolarda davacının imzasının bulunduğunu ve davalı kooperatifin kredi kefaletinin teminatı olarak verilen bu bonolarda aval sıfatının bulunduğunu, aval sıfatı ile borcu ödeyen davalı kooperatifin davacı hakkında icra takibine başladığını, Avale ilişkin TTK 702/3 hükmü gereğince aval veren kişinin poliçe bedelinin ödenmesi halinde poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap edeceği dikkate alındığında davalı kooperatifin aval veren sıfatı ile dava dışı ...'na ödemiş olduğu kredinin teminatı bonolar nedeniyle bonolarda borçlu olarak görülen ... ile diğer borçlulara rücu hakkının bulunduğunu, davacının dava açmakta kötü niyetinin olmadığı anlaşılmakla asıl ve birleşen davaların reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; Takip dayanağı kredi sözleşmesi, dava dışı ...’ın davalı kooperatiften kredi kullanması ve kredi borcunu ödememesi nedeni ile başlatıldığını, müvekkilinin ise dava dışı üçüncü kişinin borcuna kefil olduğunu, ancak imzalanan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun olmasının söz konusu olmadığını, kefalet sözleşmesine dayanılarak başlatılan icra takibinde malvarlığına haciz konulamayacağını, alınan bilirkişi raporunda icra takibi yapılmasına dayanak kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunun belirtildiğini, dava dışı ...'ın kullanmış olduğu kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil olduğuna ilişkin yazının müvekkilin eli ürünü olmadığını, kefalet sözleşmesi nedeni ile verilen senetlerin de bu bağlamda hükümsüz olduğunu ve takibe dayanak yapılamayacağını, zaten senetlerin geçerli bir kambiyo senedinin zorunlu şekil şartlarını da taşımadığını, müvekkili ile davalı kooperatif arasında kefalet ilişkisi olduğunu, bu kefalet sözleşmesinin de geçersiz olduğu yargılama sırasında tespit edildiğini, müvekkilinin ne davalı kooperatif ile ne de dava dışı ... ile başka bir ilişkisinin bulunmadığını, icra takibine dayanak yapılan senetler, kambiyo niteliğinde olmadığından ve icra takipleri kambiyo senedine özgü takip yoluyla icraya konulmadığından müvekkilinin aval veren sıfatında olmasının düşünülemeyeceğini, icra takibine dayanak yapılan senetlerin kefalet sözleşmesine teminat olarak alındığını, bu nedenle geçersiz olduğunu, icra takibine dayanak senetlerin kambiyo senedi niteliğinde olmadığından ve icra takipleri kambiyo senedine özgü icra takibi olmadığından yerel mahkemenin değerlendirmesinin hukuken savunabilir bir dayanağının olmadığını, kefalet ilişkisinin de, kefilin eş rızası el yazılı tarih limit ve mütesellsillik ifadelerini resmi senette resmi memur önünde bizzat kendi el yazısı ile doldurması gerektiğini, dolayısıyla kefilden alınacak şekli açıdan tam bir kambiyo evrakı dahi ilişkiyi kefillikten çıkarıp kredi alan kredi veren ilişkisine çeviremeyeceğini, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE :

Asıl dava ve birleşen dava; bankadan tahsis edilen kredi kapsamında kefilliğe dair menfi tespit istemine ilişkindir.

Asıl davada davacı; davalı kredi kooperatifi tarafından ... ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, davacının davalıya borcu bulunmadığını ileri sürerek, davalı alacaklıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini, ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden birleşen .../... Esas sayılı dosyasında ise davacı; dava dışı asıl borçlu ...'ın bankadan kullandığı kredinin, müşterek borçlu-müteselsil kefil davacı kooperatif tarafından ödenmesi nedeniyle, asıl borçlu ve diğer kefilden rücuen tahsili için başlatılan icra takibi açısından da borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini ayrı ayrı talep ve dava etmiş, her iki dosyanın da esas dosya olan istinafa konu ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyasında birleşmiş olduğu anlaşılmıştır.

Mahkemece; esas dava ve birleşen davada takip kapsamının bonolara dayandığı, bonolarda davacının imzası bulunduğu ve davalı kooperatifin kredi kefaletinin teminatı olarak verilen bu bonolarda aval sıfatının bulunduğu, aval sıfatı ile borcu ödeyen davalı kooperatifin davacı hakkında icra takibine başladığı, avale ilişkin TTK 702/3 hükmü gereğince aval veren kişinin poliçe bedelinin ödenmesi halinde poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap edeceği dikkate alındığında davalı kooperatifin aval veren sıfatı ile dava dışı ...'na ödemiş olduğu kredinin teminatı bonolar nedeniyle bonolarda borçlu olarak görülen ... ile diğer borçlulara rücu hakkının bulunduğu, bu nedenlerle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, işbu verilen kararın davacı yan tarafından istinaf kanun yoluna taşındığı anlaşılmıştır.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Yerel mahkemece, davacının dava dışı ...'ın davalı kooperatif üyesi olarak kullandığı kredinin ödenmemesi nedeniyle davalı kooperatif tarafından ...'na olan kredi borcunun ödendiği, yapılan bu ödeme nedeniyle davalı tarafının ... İcra ... Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takibi ile asıl borçlu dava dışı ... ve ... aleyhine rücu alacağı ve komisyon nedeniyle takip başlattığı, birleşen ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dava yönünden ise davalı kooperatifin ... ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyası üzerinden 12.06.2017 tarihli 2.083,33.TL bedelli senedin kooperatif tarafından ödenmesinden doğan rücu alacağı için icra takibi başlattığı, davacının her iki takip nedeniyle kefalet sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle menfi tespit davası açtığı, kefalet sözleşmesindeki kefalete ilişkin yazıların müvekkili tarafından yazılmadığı, dolayısıyla kefalet için aranan TBK'nin m.583/1 şartlarına haiz olmadığı iddiasında bulunulduğu, imza ve yazı incelemesi neticesinde 11.09.2015 tarihli kredi çerçeve sözleşmesinin 6 ve 8. Sayfalarındaki atılı imzaların ...'ın elinden çıktığı ancak aynı sözleşmedeki yazıların ...'ın elinden çıkmadığına dair kanaat bildirildiği, söz konusu rapor gereğince kredi çerçeve sözleşmesindeki imzaların davacıya ait olduğu ancak kefalet sözleşmesinin geçerliliği için aranan kendi el yazısı ile yazılması gereken kefaletin türü, miktarı ve tarihine ilişkin yazıların davacı eli ürünü olmadığı, kredi çerçeve sözleşmesindeki kefaletin davacı yönünden geçersiz olduğu, ancak davalının icra takiplerine dayanak borç sebeplerini ...'na kefaleten ödenen kredi borcuna dayandırdığı, davalı kooperatifin kredi sözleşmesindeki kefalete dayanmadığı, senetlere dayandığı bu nedenle her iki davanın da reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Kefalet, TBK'nın 581. maddesinde “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Kefaletin türleri ise TBK’nın 585 vd. maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak da 586. maddesi; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmünü içermektedir.

TBK’nın 583. Maddesi gereğince; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz” hükmünü içermektedir. Kefalet sözleşmesi için Kanun’da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliği taşır. Bu nedenle, kefalet sözleşmesi Kanun’da öngörülen bu şekle uygun yapılmazsa, sözleşme TBK’nın 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olacaktır. Zira; 12.4.1944 tarihli ve 1943/14 E., 1944/13 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararında; sözleşmede kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve sözleşme içeriğinden böyle muayyen bir miktarın anlaşılmasına olanak bulunup bulunmadığının hâkim tarafından re’sen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.

TBK’nın 584/1. maddesinde “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır” şeklinde düzenleme bulunmakta olup, bu hüküm kefalet sözleşmesinin şekline dair bir kural olmayıp, maddi bir geçerlilik koşuludur. (Yargıtay HGK 2020/(19)11-457 E. 2022/1431 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir)

Esas davada; davaya dayanak teşkil ettiği iddia edilen rücu ilişkisindeki sözleşmede, davacının kefilliğinin TBK'nun 583, 584/1.maddesinde düzenlenen şekil şartlarını taşımadığına, kefaletin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılmasının, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğinin kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olmasına, kefalette müteselsil kefil olduğu belirtilen davacının kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğunun ise kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtilmemesi nedeniyle söz konusu kefaletin geçerli olması için aranan şartları taşımadığı anlaşılmaktadır, ... İcra ... Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takibi ile 5.393,71.TL'nin toplamda talep edildiği ve takip talebinde borcun sebebi olarak yerel mahkeme gerekçesinde yer aldığı şekli ile emre muharrer bir senedin değil, aksine kredi borcunun kooperatif tarafından kapatıldığına dair 09/02/2017 tarihli ödeme dekontunun yer aldığı ve asıl borç sebebinin kredinin kapatılması nedeniyle rücu alacağı olduğu bu haliyle davanın esastan reddine dair mahkemece verilen kararın yukarıda yapılan ayrıntılı açıklamalar ışığında hatalı olduğu anlaşılmıştır.

Yine ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden birleşen .../... Esas sayılı dosyasındaki kararın istinaf incelemesinde ise; yerel mahkemece isabetli şekilde ... İcra ... Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyası üzerinden 12.06.2017 tarihli 2.083,33.TL bedelli senedin kooperatif tarafından ödenmesinden doğan rücu alacağı için icra takibi başlatıldığının tespit edildiği, borç sebebi olarak da takip talebinde senedin açık olarak yazıldığı, takibe dayalı menfi tespit davasında, itirazın iptali davasında da olduğu gibi; davacıların delil getirme serbestliği tartışma konusu olmasa da, takibe sık sıkıya bağlılık ilkesinin her iki tip davada da varlıklarını muhafaza ettiği, bu haliyle alacaklının takip talebinde yer alan hususlarla bağlı olduğu, takibi bir başka sebebe bağlayamayacağının açık olduğu, kefalet ilişkisinden dolayı değil senetten dolayı takip başlatıldığı, yerel mahkemece isabetli ve oluşa göre değerlendirme yapıldığı ancak istinaf konusu edilen mahkemece reddedilen birleşen dava değeri 2.567,71.TL'dir. 02/12/2016 tarih ve 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 Sayılı Yasanın 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 6100 Sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı karar tarihi olan 2020 yılı için 5.390,00.TL'dir. Karar tarihi olan 2020 yılı için istinaf kesinlik sınırının 5.390,00.TL olduğu, reddedilen birleşen dava değerinin kesinlik sınırının altında kaldığı, bu nedenle iş bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağı anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin esas dava açısından istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca davacı yanın esas davasının kabulüne, İlk Derece Mahkemesince ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden birleşen .../... Esas sayılı dosyasındaki karar 6100 Sayılı HMK'nun 341/2 maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğundan, birleşen davada esasa ilişkin herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan 6100 Sayılı HMK'nın 341/2 maddesi ve 352/1-b maddesi gereğince birleşen dava açısından istinaf başvurunun usulden reddine dair karar vermek gerekmiş ve her iki dava açısından aşağıdaki şekilde ayrı ayrı hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1)-Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2020 tarih, 2018/... Esas, 2020/... Karar sayılı kararında birleşen ... ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden birleşen .../... Esas sayılı kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 341/4 maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nin 352/1-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,

  1. )Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

3)-6100 sayılı HMK.nun 353/1-b/2. maddesi uyarınca Asıl dava olan Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2020 tarih, 2018/... Esas, 2020/... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,

4)-HMK'nın 353/1-b-3 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,

a)- Davanın KABULÜNE,

b)-Davacının ... ... İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı dosyalarından dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,

-Davacının tazminat talebinin REDDİNE,

c)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması (dava değeri 5.393,71.TL) gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 35,90.TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

d)-Davacı tarafından yatırılan 35,90.TL başvuru harcı, 92,12.TL peşin harcın toplamı 128,02.TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

e)-6100 Sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacının yapmış olduğu 1.410,70.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,

f)-6100 Sayılı HMK'nın 330 maddesi gereğince davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre dava değerine göre hesaplanan 5.393,71.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

g)-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

İstinaf incelemesi yönünden,

  1. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 59,30.TL peşin harcın istek halinde davacıya İADESİNE,

  2. 6100 sayılı HMK.nun 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

b)6100 sayılı HMK.nun 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf giderinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,

3)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

4)-6100 sayılı HMK.333 maddesi uyarınca peşin alınan ve harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,

5)-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,

Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerinin 378.290,00.TL'nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere 13/05/2024 tarihinde karar verildi.

...

Başkan

...

e-imzalıdır.

...

Üye

...

e-imzalıdır.

...

Üye

...

e-imzalıdır.

...

Katip

...

e-imzalıdır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıntespitineTespitusuldenhazineyeyenidenkaldırılmasınakonusuMenfiKaynaklanan)ödenmesinekurulmasınabırakılmasınakabulünereddineiadesineadanavekiliverilmesinekararınınhakkındavekilleriSözleşmesinden(Kefalettebliğinehükümkaydınaolmadığına

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim